Etiket: Tadı

  • Mutfak Konak’ın tadı damaklarda kaldı

    İzmir’in kalbi Konak’ta bu yıl ilki düzenlenen ’Konak Mutfak İzmir Lezzetleri Festivali’ sona erse de tadı damaklarda kaldı. 18-20 Ekim tarihleri arasında İzmirlileri eşsiz lezzetlerde buluşturan festival, katılımcılarına İzmir Mutfağı’na dair lezzetleri tatma fırsatı sundu.

    Konak Belediyesi tarafından bu yıl ilk defa düzenlenen festivalde, İzmir mutfağına ait yemekler usta şefler tarafından yapılırken, birbirinden lezzetli tatlar hakkında merak edilenler gerçekleştirilen söyleşilerle festivale gelen konuklara anlatıldı. İzmir Mutfağı’nı; korumak, yaşatmak, İzmir’in mutfak tarihi ve kültürünün herkes tarafından bilinmesini sağlamak amacıyla düzenlenen festival, Dominik Caddesi’nin yanı sıra Abacıoğlu Han ve Kemeraltı 1. Beyler’de konuklarını ağırladı. Bu noktalarda üç gün boyunca Ot Kavurmasından, Çamlakaya, Dalgan Böreği’nden Su Muhallebisi’ne, Ege’nin birbirinden lezzetli tatları usta şefler tarafından sokaklara taşındı. Festival süresince on binlerce kişiye boyoz ve gevrek ikram edilirken İzmir’in sokak lezzetleri de ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.

    Dominik Caddesi, Abacıoğlu Han ve Mutfak Konak Atölye’de hazırlanan ve ikram edilen birbirinden lezzetli tatlar festivale gelenlerden tam not aldı. Üç gün boyunca Abacıoğlu Han’da İzmir Aşçılar Derneği (İAD) üyesi aşçılar hünerli ellerinden hazırladıkları yemekleri konuklara ikram ederken, Mutfak Konak Atölye’de ise İzmir Profesyonel Aşçılar Derneği (İZPAD) üyesi şefler tarafından atölye çalışmaları gerçekleştirildi. Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak düzenlenen atölye çalışmalarına öğrencileriyle birlikte katıldı. Usta şeflerin Dominik Caddesi’nde yaptığı birbirinden lezzetli ve görkemli yemekler ise festivalin kapanışını görsel şölene dönüştürdü.

    ’Mutfak Konak İzmir Lezzetleri Festivali’ ünlü şef ve isimleri ağırladı. Dünyanın en iyi 10 şefinden biri seçilen ve hayata geçirdiği projelerle takdirleri toplayan Ebru Baybara Demir festivalin ikinci gün konuğu oldu. Dominik Caddesi’nde gerçekleştirdiği atölye çalışmasıyla büyük beğeni toplayan Baybara Demir, festivale ayrı bir renk kattı. Gurme, yazar, gezgin Mehmet Yaşin ve Teoman Hünal ise yine festivalin ikinci gününde Dominik Caddesi ve Abacıoğlu Han’ı ziyaret ederek şefler tarafından hazırlanan yemeklerin tadımlarını gerçekleştirdi. Gabriele Sponza, Marilen Braggiotti, Semen Öner, Samet Bahçeci, Aybars Güngüler, Melike Bahçeci, Tolgahan Kamiloğlu, İZPAD Yönetim Kurulu Başkanı Şamil Akşit, Coşkun Mısırlıoğlu festivale katılarak çok özel atölye çalışmalarına imza attı. Ahmet Uhri, Ahmet Güzelyağdöken, İzmir Ekonomi Üniversitesi Mutfak Sanatları Bölümü Başkan Vekili Yrd. Doç. Dr. Betül Öztürk, Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak, Seyfi Ali Erşahin, Ayşe Karadan, Serdar Çelenk gerçekleştirdikleri söyleşilerle festival coşkusuna ayrı bir renk kattı.

    Pekdaş: “İzmir mutfağı tanıtıldı”

    Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş, zengin bir yemek kültürüne sahip olan İzmir Mutfağı’nı daha geniş kitlelere tanıtmak ve gelecek kuşakların bu tatları unutmamasını sağlamak amacıyla düzenledikleri ‘Mutfak Konak İzmir Lezzetleri Festivali’nin başarıyla noktalanmasından ötürü büyük mutluluk duyduklarını söyledi. Üç gün süren festivalin katılan herkesin aklında güzel anı bıraktığını dile getiren Pekdaş, hem katılımcılara hem de ziyaretçilere ayrı ayrı teşekkür etti. Festival coşkusunu birlikte yaşadıkları için çok mutlu olduğunu ifade eden Pekdaş, “İlkini düzenlediğimiz festivalimize gösterilen ilgi yaptığımız işin ne denli doğru olduğunu bizlere gösterdi. Amacımız İzmir’in zengin mutfak kültürünü gözler önüne sermekti. Yemek yemenin sadece beslenme ihtiyacı gidermek olmadığını, sofra kültürünün, sohbetin ve paylaşmanın da ne kadar önemli olduğu görüldü. Tüm katılan, destek veren, bizleri yalnız bırakmayan hemşehrilerimize teşekkür ediyorum” dedi.

  • Erik diyarı Umurlu’da yetiştiricinin tadı kaçtı

    Türkiye’nin en önde gelen erik üretim merkezleri arasında yer alan Umurlu’da bu yıl erik üreticinin tadı kaçtı. Hem rekoltede hem de fiyatlarda yaklaşık yüzde 50 oranında düşüş olduğunu belirten üreticiler, kilosu 1,5 TL ile 2 TL arasında değişen eriğin işçilik maliyetini karşılayamaz duruma geldiğini belirttiler.

    Bir zamanlar yaklaşık 5 bin ton eriğin yetiştiği Aydın Efeler ilçesine bağlı Umurlu’da her yıl zarar ettiği üreticinin erik ağaçlarını kesmesi nedeniyle bu yıl rekoltenin 500-600 tona kadar düştüğünü belirten Umurlu hali sakinlerinden Mehmet Vergili, “Hem fiyat hem de rekolte düşük. Bu gidişle üretici tamamen erikten vazgeçecek. Sadece kendi yiyeceği kadar erik üretecek” diye konuştu.

    Geçen yıl sezonun 2-2,5 TL arasında açıldığını bu yıl ise 1,5-2 TL arasında açıldığını belirten Cafer Aydoğdu, “Umurlu’da eskiden erik festivalleri düzenlenir erik sezonunda tırlar hale girebilmek için sıra beklerdi. Ne hikmetse nüfus artışına paralel olarak gıda ihtiyacının artmasına rağmen üretim her geçen yıl düştü. Bu yıl rekolte daha da düşük. Fiyatların yüksek olmasını bekliyorduk ama fiyatlarda çok düşük” diye konuştu.

    Eriğin şu andaki fiyatının üretim ve toplama maliyetini anca kurtarır durumda olduğunu kaydeden Umurlulu çiftçilerden Mustafa Türkmen ise, her yıl büyük umutlar içinde oluyoruz. Çok güzel para kazandığımız yıllar oldu. Eriğimizin tadı duruyor ama bu yıl biz üreticilerin tadı kaçık” diye konuştu.

  • Şekeri yok, tadı var

    Şeker otu olarak da adlandırılan ‘Stevia’ bitkisinden elde edilen tatlandırıcı ile diyabet hastalarının bile rahatlıkla yiyebileceği fındık ezmesi üretilmeye başlandı.

    Trabzon’da kurulu bulunan ve fındıklı mamulleri üreten ’Fındık Ocağı’ firmasının ortaklarından ve aynı zamanda genel müdürü olan Seyyare Sungur, ailesinde yaygın olan şeker hastalığının da etkisiyle genelde yüzde 30-40 oranında şeker kullanılarak imal edilen fındık ezmesinin diyabete uygun şekli için yaklaşık bir yıldır deneme çalışma yaptıklarını söyledi. Üretimine Rize’de ÇAYKUR tarafından başlanılan ve olumlu sonuçlar alınan ‘şeker otu’ olarak bilinen ve bilimsel adı ‘Stevia’ olan bitkinin iyi bir tatlandırıcı olduğunu belirten Seyyare Sungur, çok tüketilen fındıklı mamullerden olan ezmeyi diyabet hastalarının bile rahatlıkla kullanabilecekleri şekilde imal etmek için bir süre önce hareket geçtiklerini hatırlattı. Ailesinde şeker hastalığı ve buna bağlı komplikasyonlardan hayatını kaybedenler olduğunu, bunun da kendisini bu konuda teşvik ettiğini ifade eden Seyyare Sungur “Yurt dışında ve özellikle de Japonya’da bir çok gıda da tatlandırıcı olarak kullanılan ‘Stevia’ bitkisinden elde ettiğimiz maddeden yüzde 1 oranında bile kullansak, yüzde 40 oranındaki şekerle sağlanan tadı veriyor. Tamamen doğal ve insan sağlığına zerre kadar olumsuz etkisi olmayan bir tatlandırıcı bu. Yaklaşık 1 yıl, özellikle de son 4 aydır Steviayı fındık ezmesinde kullanarak yenilebilir üretim için yaptığımız çalışmalar olumlu sonuç verdi. Artık şekersiz fındık ezmesi tüketmek, şeker hastaları için bile mümkün hale geldi. Sağlıklı ve doğal tüketimin artık çok yaygınlaştığı bir dönemde aranan ürünler arasında olacağı belli” dedi.

    Seyyare Sungur, şekersiz fındık ezmesinin büyük şehirlerde özellikle diyabetik ürün satış reyonlarında yerini almaya başladığına da dikkat çekerek “Fındık ezmesini şeker endişesi taşımadan yemek isteyenler için stevialı ezme önemli. Hem sağlıklı, hem lezzetli” diye konuştu.

    “Stevia’ bitkisi yüksek adaptasyon yeteneği, verimi ve tatlılık derecesine sahip olması nedeniyle, şeker kamışı ve pancar dışında önemli ölçüde kârlı ve yararlı bir ürün olarak biliniyor. Sofra şekerine göre çok daha tatlı bir bitki olan ‘Stevia’nın ana vatanı Brezilya ve Paraguay. Çok geniş alanlarda yetiştirilebilecek olan üçüncü bir doğal tatlandırıcı kaynağı olarak kabul edilen bitki ile ilgili olarak Rize’de Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü’de (ÇAYKUR) üretim çalışması yapıyor. Kalori ve protein değerleri sıfır olan ürün, özellikle diyabet hastaları, yüksek tansiyon ve Obezite gibi rahatsızlığı bulunanlara şeker yerine öneriliyor.

  • Türk Mutfağının geleneksel tadı tarhana raflarda yerini aldı

    Türk mutfağının bin yıllık gelenekleri arasında yer alan Orta Asya’dan bu yana sevilerek tüketilen tarhana, teknolojiye ve şehir yaşamına yenik düşmedi. Gerek çalışma hayatının getirdiği yoğunluk, apartman yaşantısındaki kısıtlı imkanlar nedeniyle tarhana yapma imkanı bulamayan kadınlar için merkezi Aydın’da bulunan Tuğba Kuruyemiş tarhana üretimine başladı. Ülke genelindeki tüm mağazalardaki raflarda yerini alan tarhananın, eski kuşağın yanı sıra genç nesillerden de yoğun ilgi gördüğü belirtildi.

    İlk yapılışı ile ilgili çeşitli hikayeleri bulunan tarhana, Türkler tarafından Orta Asya’dan bu yana sevilerek tüketilen geleneksel bir besin maddesi olarak kayıtlarda yerini alıyor. Anadolu’da hemen hemen her yörede kış için hazırlanan yiyecekler arasında ilk sıralarda yer alan tarhananın sevilerek tüketilmesine rağmen evlerde üretiminin çeşitli sebeplerden dolayı zorlaştığını belirten Tuğba Kuruyemiş İş Geliştirme ve Eğitim Müdürü Nevzat Atmaca “Tarhana, buğday unu, kırması, irmik veya bunların karışımı ile yoğurt, biber, tuz, soğan, domates ve aroma verici bitkisel maddelerle yoğrulan hamurun fermente edildikten sonra kurutulması, öğütülmesi ve elenmesi ile elde edilir. Tarhana, içerdiği protein, vitamin ve mineraller nedeni ile her yaş grubu için önemli bir besindir. Türk Mutfağının, geleneksel damak tatları arasında, ilk sıralarda yer alan tarhana çorbası içinde barındırdığı besin değerleriyle, bir şifa kaynağı olduğu uzmanlarca kabul edilmiştir. Gerek yaşam koşulları gerekse hanımların iş hayatındaki yoğunluğu nedeniyle evde tarhana yapamayanlar için bir tarhanayı biz üretmeye başladık. Tamamen doğal ürünlerden ve asırlık geçmişine uygun olarak ürettiğimiz tarhana ülke genelindeki tüm mağazalarımızda yoğun ilgi görüyor” dedi.

  • (Özel Haber) Şeftalinin tadı kaçtı

    Türkiye’nin en meşhur şeftali üreticisi Bursa ovasında şeftali hasadı başladı. 40 dereceyi bulan sıcak altında ürünleri toplayan çiftçiler, sofralık şeftalinin bir lira, meyve suyu için satılanın ise 30 kuruşa düşmesi sebebiyle kara kara düşünüyor.

    Geçen yıl üreticinin dalından ortalama 2 liradan sattığı şeftali bu yıl 1 liradan alıcı buluyor. Üreticiler ise, “Bu yılki fiyatlar bizi çok mağdur ediyor. Bunun en büyük sebebi bu yıl ihracatın daha açılmaması. Geçtiğimiz yıl meyve suluk şeftali 50 kuruştan alıcı buluyordu. Bu yıl 30 kuruştan satıyoruz. Fiyatlar çok düşük. Bu da üreticiyi zor durumda bırakıyor. Biz şeftali ihracatının bir an önce başlamasını ve fiyatların artmasını bekliyoruz” dedi.

    Osmangazi Ziraat Odası Meclisi Başkanı Hakan Ekim, “Bu yıl fiyatlarda çok büyük düşüş görüyoruz. Çiftçimiz bu fiyatlardan memnun değil. Meyve suluk şeftali 30 kuruştan alınıyor. 2015 yılında 80 kuruş, 2016 yılında 50 kuruş idi. Bu yıl ise 30 kuruştan alınıyor. Maliyetler her yıl katlanarak artarken, bizim sattığımız şeftalinin fiyatı ise her yıl düşüyor. Normal yemelik şeftaliyi ise 1 lirada satıyoruz. Bu şeftali geçen sene 2 liradan satılıyordu. Bu yıl ihracat henüz açılmadı. İhracat inşallah 15 güne kadar açılır ve o zaman fiyatlarda bir artış olur diye düşünüyorum” dedi.

    “Ekmek parası için 40 derece sıcakta 10 saat çalışıyorlar”

    Aile bütçesine katkı sağlamak için bu sıcakta şeftali topladıklarını belirten işçiler ise, “Sabah 06:00’da kalkıp 08.00’de iş başı yapıyoruz. Akşam ise 18:00’de paydos ediyoruz. Biz aile bütçesine katkı sağlamak için her gün 40 derece sıcakta güneşin altında çalışıyoruz. Çocuklarımızı okutuyoruz. Çarlada güneşin alnında çalışmak zor, lakin çocuklarımız için katlanıyoruz” şeklinde konuştu.