Etiket: Taban

  • Akaryakıt sektörü, taban fiyat uygulaması istiyor

    Akaryakıt sektörü firmaları, EPDK’nın akaryakıt fiyatlarının belirlenmesinde yeni bir metodolojiyi uygulamaya koymasının fiyatların serbestçe oluşmasını engellediği ve rekabeti önlediği gerekçesiyle nedenle tavan fiyat uygulamasından vazgeçilerek taban fiyat uygulaması getirilmesini istiyor.

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) 10 No’lu Akaryakıt, LPG, Madeni Yağ ve Enerji Meslek Komitesi Başkanı Eşref Akdoğan, yaptığı yazılı açıklamada, akaryakıt sektöründeki en önemli sorunlardan birinin maliyet altı fiyat farkları olduğunu belirtti. Akdoğan, “İlgili meslek komitemiz, akaryakıt ürünlerinin fiyatlarının serbest piyasa koşullarında kendiliğinden oluşması gerektiğini, rekabete sınırlandırma getirilmemesi ve serbest rekabet koşullarının sürekliliğinin sağlanarak haksız rekabetin önlenmesi için maliyetin altındaki tutarlarda gerçekleşen satışlara müdahale edilmesi görüşünde birleşiyor” dedi.

    Akdoğan, Türkiye’de petrolün doğrudan veya işlenerek güvenli ve ekonomik olarak rekabet ortamı içerisinde kullanıcılara sunumuna ilişkin piyasa faaliyetlerinin şeffaf, eşitlikçi ve istikrarlı biçimde sürdürülmesi için yönlendirme, gözetim ve denetim faaliyetlerinin 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat ile düzenlendiğini anlattı. Bu işlemleri gerçekleştirme yetkisinin de ağırlıklı olarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na (EPDK) verildiğini ifade eden Akdoğan, “EPDK’nın düzenleme ve denetleme faaliyetleri sırasında, 2005-2014 yılları arasında Akaryakıt Piyasası’nda genellikle akaryakıt ürünlerinin rafineri çıkış ve pompa satış fiyatları ülke gündemini meşgul ediyor. EPDK, 2009 ve 2013 yıllarında olmak üzere iki defa, ikişer aylık sürelerle ‘tavan fiyat uygulaması’ gerçekleştirdi. EPDK çeşitli zamanlarda da gerek kamuoyuna basın ve yayın kuruluşları aracılığı ile ilan etmek, gerekse dağıtıcı lisans sahiplerine yazılar göndererek akaryakıt fiyatlarının olması gerekenden yüksek seyrettiği gerekçesi ile uyarılarda bulundu. 5015 sayılı kanunun 10. maddesinde yer alan ‘tavan fiyat uygulanması için ön şart olan rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikte anlaşma veya eylemlerin piyasa düzenini bozucu etkiler oluşturması halinde’ fıkrası konusunda ise gerçekleşmiş bir tespit gündeme gelmedi” ifadelerini kullandı.

    “Tavan fiyat uygulamasından vazgeçilerek taban fiyat uygulaması getirilmelidir”

    Son olarak Kasım 2014’te EPDK Kurul Kararı ile akaryakıt fiyatlarının oluşumuna ve takibine ilişkin yeni bir metodolojinin yürürlüğe konduğunu aktaran Akdoğan, şöyle devam etti: “Bu metodoloji, akaryakıt pompa fiyatlarının belirlenmesinde, Birleşik Krallık, İtalya, Fransa ve Almanya’da gerçekleşen marjların (dağıtıcı lisansı ve bayi lisansı sahiplerinin toplam brüt kar marjı) takip edilmesini esas aldı. Petrol Piyasası Fiyatlandırma Sistemi Yönetmeliği’nin 5 c maddesi gereği, piyasaya arz edilen mal ve hizmetlerin fiyatları serbestçe oluşması öngörülmekle birlikte, mevcut uygulamada fiyatların serbestçe oluşmasının mümkün olamaması bir tarafa, maliyet bazlı fiyat dahi oluşturulamamaktadır. Bu durum halihazırda piyasada faaliyet gösteren 93 dağıtıcı lisansı sahibi ve 12 bin 608 bayi lisansı sahibinin serbestçe rekabet etmesine imkan vermemekte, sektörün ekonomik problemlerini her geçen gün arttırmaktadır. Bu nedenle tavan fiyat uygulamasından vazgeçilerek taban fiyat uygulaması getirilmelidir.”

    “Aktarım tek noktadan yapılmalı”

    Mersin’de çok sayıda akaryakıt ana dağıtım firmasının yanı sıra Kazanlı kıyısında çok sayıda petrol tankeri, depolama tesisi, akaryakıt pompalamak amacıyla kullanılan çok sayıda iskele ve depolama tankları bulunduğuna işaret eden Akdoğan, bu durumun bir taraftan çevresel sorunlara yol açarken diğer taraftan çeşitli riskleri de beraberinde getirdiğine dikkat çekti. Akdoğan, “Bunların yerine tek bir noktada rıhtım-iskele yapılarak bütün tesisler tek noktadan boru hatlarıyla aktarma yaparsa çevre ve güvenlik açısından daha yararlı olacaktır. Ayrıca, planlama yapılırken bu tesislerin uzun vadede kent dışına taşınması gerektiği de dikkate alınmalıdır” dedi.

    Ana dağıtım şirketinin çok olmasına paralel Mersin’de istasyon sayısının da nüfus ortalamasının üzerinde olduğuna değinen Akdoğan, şunları kaydetti: “İlimiz Türkiye’de motorlu kara taşıtları sayısına göre yüzde 2,7’lik payla 8’inci sırada, araçların illere göre yoğunluk sıralamasında yüzde 1,9’luk payla 7’nci sırada yer alıyor. Akaryakıt ve LPG tüketiminde de ilk 7-8 içindedir. Bir ilin istasyon sayısı, var olan araç sayısına göre hesaplanmalı. Ancak Mersin’de istasyon sayısı her geçen gün artmaktadır. Yeni istasyon ruhsatı verilirken MTSO’nun görüşü alınabilir.”

    “Fiyatlar 2 ayda 9 kez değişti”

    Sektördeki fiyat değişimlerine de dikkat çeken Akdoğan, brent ham petrol ve dolardaki artışın iç piyasadaki akaryakıt birim fiyatlarına da yansıdığını söyledi. Ekim ayından bu yana motorin fiyatlarının 9 kez değiştiğini ve yüzde 10’a yakın artış olduğunu kaydeden Akdoğan, LPG fiyatlarının da yine Ekim ayından bu yana yüzde 12 arttığını ifade etti. Bu durumun özellikle nakliye sektörüne çalışan firmaları olumsuz etkilediğini vurgulayan Akdoğan, “Yaptığımız anlaşmalar nedeniyle nakliye sektörüne artışı tam olarak yansıtamıyoruz. Bu da ciddi zararları beraberinde getiriyor” ifadelerini kullandı.

    “Tüpler gelişi güzel satılmamalı”

    Mutfak tüpü satışlarına değinen Akdoğan, bu alanda da denetimsiz satışlar gerçekleştirildiğini bildirdi. Riskli bir sektör olması ve son dönemlerde artan terör olaylarında sıkça kullanılması nedeniyle çok sayıda denetim yapılmasına rağmen kaçak tüp satışının önüne geçilemediğini belirten Akdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu noktada kaçak tüplerin toplatılması yerine cezaların artırılması daha etkili olacaktır. Hatta cezaların ana dağıtım firmalarına verilmesi etkiyi artıracaktır.”

  • Marmarabirlik fiyatları açıkladı: “Tavan 8,30 TL, taban 3 TL”

    Zeytinin erken kararması nedeniyle ürün alımlarına 22 Ekim’den itibaren başlayan Marmarabirlik, 2016-2017 ürün alım fiyatlarını açıkladı. Alım kampanyasında tavan fiyat 180 dane için 8,30 TL olarak belirlenirken, taban fiyat ise 410 dane için 3 TL olarak karara bağlandı. Yağlık zeytin fiyatı ise 2,25 TL olarak belirlendi.

    Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Hidamet Asa, zeytinin erken olgunlaşması nedeniyle ürün alımlarına 22 Ekim’den itibaren başladıklarını belirterek, kampanya kapsamında 8 kooperatif bölgesindeki toplam 25 bin ortaktan 56 bin ton ürün beyanı alındığını bildirdi.

    Asa, “Rekolte beyan döneminde Gemlik Kooperatifi’nde 3 bin 300 ton, Mudanya Kooperatifi’nde 13 bin 500 ton, Erdek Kooperatifi’nde 10 bin 500 ton, Orhangazi Kooperatifi’nde 3 bin 100 ton, İznik Kooperatifi’nde 11 bin 700 ton, Edincik Kooperatifi’nde 9 bin 100 ton, Mürefte Kooperatifi’nde 4 bin 300 ton ve Marmara Adası’nda da 500 ton rekolte beyanı alınmıştır. Ortaklarımız Marmarabirlik alım planıyla uyumlu rekolte beyanı vermişlerdir. Dolayısıyla Marmarabirlik bu yıl kotasız alım yapacaktır” diye konuştu.

    Marmarabirlik’in piyasa koşullarını göz önüne alarak ürün fiyatlarını belirlediğini söyleyen Asa, “15 Temmuz sonrası satışlarda yaşanan olumsuzluklara rağmen Marmarabirlik ortaklarının yüzünü yine güldürmüştür. Görev başına geldiğimiz günden bu yana ortaklarımıza verdiğimiz bütün sözleri harfiyen yerine getirdik. En başında üreticimiz bize güvensin demiştik, yine sözümüzü tuttuk” ifadelerini kullandı.

    Yağlık zeytine 2,25 TL

    Başkan Asa, 2015-2016 ürün alım kampanyasında ince ve orta taneli ürüne yüzde 74 civarında zam yapıldığına, bunun yağlık zeytinin fiyatının 3,10 TL’ye kadar çıkmasından kaynaklandığına dikkat çekti. Bu yıl yağlık zeytin fiyatlarının ortalama 2 TL civarında olduğunu kaydeden Asa, “Biz bu yıl yine 2,25 fiyat açıklayarak üreticimizin yanında olduk. Yağlık zeytin fiyatı, günün piyasa koşullarında artabilir veya düşebilir. 2016-2017 ürün alım kampanyası kapsamında baş barem fiyatımız ise 8,30 TL olup, taban fiyatımız da 3 TL’dir. 410 taneden daha ince olan ürünler yağlık olarak alınacaktır. Kampanyanın başladığı günden bu yana fiyat araştırması yapmaktayız. Dolayısıyla açıkladığımız fiyatların piyasa koşullarının altında olmadığını çok iyi bilmekteyiz” şeklinde konuştu.

    Marmarabirlik olarak 2016-2017 yılında ürün alımı için 230-250 milyon TL’lik bütçeyle yola çıktıklarını belirten Asa, ürün alım bedellerinin yüzde 60’ının peşin ödeneceğini, kalan kısmı için kampanya bittikten sonra değerlendirme yapılacağını açıkladı. Asa, Marmarabirlik’in ürün ödemeleriyle ilgili herhangi bir sıkıntısı olmayacağının da altını çizdi.

    “Fiyatları arz-talep belirliyor”

    Başkan Asa, ürün alım fiyatlarının piyasadaki arz talep dengesine göre oluştuğuna işaret ederek, şunları söyledi: “Marmarabirlik’in meşakkatli bir alım sistemi olmasından dolayı kilogram başına 2,5 TL olan üretim maliyeti, örneğin 8 TL olan taban fiyatta yüzde 30 civarında olurken, 3 TL’ye aldığımız üründe yüzde 80’lere tekabül etmektedir. Bu maliyet hesabı göz önüne alındığında, gerek kooperatif bölgelerinde gerekse kuraklıktan dolayı diğer bölgelerde ince ve orta taneli ürün miktarı daha yüksek olduğu için, Marmarabirlik’in vereceği fiyat ne olursa olsun, genel olarak ince ve orta taneli üründe düşüş eğilimi olacaktır. Demek ki arz talep dengesi sadece Marmarabirlik’in fiyatlarına göre oluşmamaktadır. Marmarabirlik’in aldığı ürün 50 bin ton, ülke genelindeki sofralık zeytin üretimi 430 bin tondur.

    “Bütün piyasayı kontrol edemeyiz”

    Kooperatif bölgelerindeki fiyatı biz belirliyoruz ama diğer bölgelerdeki fiyatı belirlememiz zaten mümkün değildir. Buna bir örnek verecek olursak, 2011 yılında taban fiyatı 2 TL olarak açıklamıştık ve üreticiden tepki gelmişti. Üretici ürününü kendi havuzuna attı ve daha sonra 2 TL’ye kooperatife vermediği ürünü 0,75 kuruşa satmak zorunda kaldı. Piyasada bu rakamları belirleyen birçok değişken vardır. Ortaklarımız bunları unutmamalıdır.”

    “İnce taneli ürün çok”

    Başkan Asa, bu sene ülke genelinde çok yüksek miktarda ince taneli ürün bulunması sebebiyle ince tanede fiyatların geçtiğimiz yılın seviyelerinde olmadığını vurgulayarak, “Zeytinyağı fiyatlarının düşmüş olmasının ince taneli zeytin fiyatlarına yansıyacağını herkes çok iyi bilmektedir. Hiçbir ortağımız ben kazanayım da Marmarabirlik ne yaparsa yapsın, bana ne dememelidir. Tam tersine böyle bir süreçte piyasa koşullarının üzerinde ürün alımı yaparsak bizleri uyarmalıdır” ifadelerini kullandı.

    “Zarar ederse alamaz,satamaz,ödeyemez”

    Başkan Asa, Marmarabirlik’in varlığını ve karlılığını sürdürebilmesi için piyasa koşullarında ürün almak zorunda olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu: “Marmarabirlik, aldığı ürünün her kilogramından zarar ederse, bir yılda ortalama 40 bin ton üründen milyonlarca lira zarar eder ve öz kaynaklarından yemeye başlar. İki sene sonra ürün alamaz, satamaz ve ürün bedellerini ödeyemez hale gelir. Öncelikle hepimiz Marmarabirlik’i düşünmek zorundayız. Bir yıllık kazanç olarak düşünürsek büyük hata yapmış oluruz. Marmarabirlik, ortaklarımızın kötü gününde sigortasıdır. Ortaklarımız hiçbir zaman unutmamalıdır. Hem kotasız alım yapacaksınız hem yüksek fiyata satacaksınız hem de ödemeleri peşin yapacaksınız. Günün piyasa koşullarında böyle bir ticaret yoktur ve bunun adı da kooperatifçilik değildir. Her yıl üreticinin yanında olmamıza rağmen Marmarabirlik’ten piyasaya koşullarının üzerinde fiyat beklenmemesi gerekir.”

    “Ortaklar kurumuna sahip çıkmalı”

    Üreticinin kooperatifine sahip çıkması gerektiğini belirten Asa, bugün ürün almak isteyen tüccarın yarın üreticinin yanında olma garantisi bulunmadığını söyledi. “Her zaman olduğu gibi 10 gün sonra piyasada yine tek başına Marmarabirlik kalacaktır” diyen Asa, Marmarabirlik’in her yıl, her gün üreticisinin yanında olduğunu, bundan sonra da üreticinin yanında olmaya devam edeceklerini kaydetti. Ortakların da Marmarabirlik’e sahip çıkmaları gerektiğini söyleyen Asa, şöyle devam etti:

    “Ortaklarımız şunu çok iyi bilmelidir ki 2010 yılından bugüne kadar, ürün alımları, satışlar ve yatırımlar yönünden Marmarabirlik’te olumlu gelişmeler yaşanmaktadır. Bu kurum zarar eden ve ürün bedellerini bir yıl sonra ödeyen bir durumdan, çok alan, çok satan ve ürün bedellerini kampanya bitiminde hemen ödeyen, sürekli yatırım yapan, her geçen yıl satışlarını artıran bir kurum haline gelmiştir. Aynı zamanda ürün bedellerinin tamamını kendi öz kaynaklarından 1 TL kredi kullanmadan ödemektedir. Bu sistemin bozulmasını istemiyorsak, Marmarabirlik’in bütün ortakları olarak kurumumuza sahip çıkmalıyız.”

  • Bin 400 yıllık taban mozaiği çıkan kazı alanında çalışmalar sürüyor

    Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdüssettar Yarar ve Beyşehir Belediye Başkanı Murat Özaltun, Beyşehir ilçesine bağlı Yunuslar Mahallesi’nde devam eden arkeolojik kazı çalışmalarının yürütüldüğü taban mozaiği çıkan alanda incelemede bulundu.

    Beyşehir kent merkezine yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta bulunan yerleşim merkezinde ortaya çıkarılan 5 ve 6’ncı yüzyıla ait olduğu tahmin edilen taban mozaiğinin bulunduğu alanda Konya Müzeler Müdürlüğü tarafından yürütülen kazı çalışmaları devam ediyor. Çalışmalar sonucu giderek genişleyen kazı alanının geçmişte önemli bir villa olduğu tahmin ediliyor. Alanda, kazı çalışmaları esnasında 500’lü yılların ortalarına ait bir sikke bulunduğu da belirtildi.

    Yarar, incelemesinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın üzerinde bulunulan coğrafyanın altındaki geçmiş millet veya dönemler ile tarihlere ait yaşayan insanların hayatlarını ve onların bıraktığı eserleri ortaya çıkarabilme gibi önemli bir görevi olduğunu hatırlatarak, “Konya Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’ne bağlı Müzeler Müdürlüğümüz burada iki yıl önce bir kazı çalışmasına başlamıştı. İki yıldır devam eden bu çalışmalar sonucunda burada gözle görülür somut şeyler ortaya çıkarılmıştır” dedi.

    Villa olduğu tahmin edilen alanda 500’lü yıllara ait sikke bulundu

    Çalışmalarda gelinen nokta hakkında da bilgiler veren Yarar, şöyle devam etti: “Bugün, 2016 yılı itibariyle yapılan çalışmalar noktalanacağı için belediye başkanımızla beraber kazı alanına gelerek incelemelerde bulunduk. Arkadaşlarımızın yaptığı çalışmaları birlikte yerinde gördük. Hakikaten Beyşehir diğer tarihi ve kültürel değerleriyle birlikte yeni bir değere daha kavuşmuştur. Burada emeği geçen arkadaşlarımıza teşekkür ederken Beyşehirlilerin bu esere sahip çıkacağına olan inancımı da ifade etmek istiyorum. Yaklaşık 5 ve 6’ıncı yüzyıllarda bu alanda yaşamın sürdürüldüğünü görmekteyiz. Bu bulgular buna işaret etmekte. 500’lü yılların ortalarına ait bir sikke bulunmuştur. Yine arka planda görünen karonun üzerinde bulunan tarihe baktığımızda da 570’li yılları görebilmekteyiz. Bu coğrafyanın neresine kazma vurursak vuralım mutlaka altından küçük de olsa bir tarihi eserle karşılaşmamanız mümkün değil. Bu nedenledir ki biz, Bakanlığımızın Konya’daki İl Müdürlüğü olarak bu konuda dün olduğu gibi bugün de bu çalışmaları sürdüreceğiz. Şu anda gördüğünüz bu alanın gelecek yıllarda yapılacak olan kazılarla daha ne kadar bir genişliğe kavuşacağını şimdiden ön görmemiz mümkün değildir. Çünkü bu komple bir tesis de olabilir, burasını arkadaşlarımızın bize verdiği bilgiye göre önemli bir villa olduğu kanaati şu anda hasıl olmuştur. Gelecek yıllardaki kazılarla bu kanaatler doğrultusunda bilgilerimizi pekiştireceğini tahmin etmekteyiz. İnşallah turizme katma değer sağlaması açısından da önemli bir arter olacağına olan inancımı ifade etmek istiyorum.”

    “İlçenin tanıtımına katkı sağlayacak”

    Beyşehir Belediye Başkanı Murat Özaltun da, ilçenin her bir karesinin buram buram tarih koktuğunu belirtirken, kaçak kazıya ilişkin yapılan bir ihbarla ortaya çıkarılan ve Müzeler Müdürlüğü tarafından başlatılan arkeolojik kazı çalışmaları ile ilçenin tarihsel ve kültürel zenginliğini daha da üst noktalara taşıyacak yeni bir alanın gün yüzüne çıkarılmaya çalışıldığını söyledi. Bölgede Bizans dönemindeki 5 ve 6. yüzyıllara ait bir yapıtın ortaya çıkarıldığını dile getiren Özaltun, burasının ilçenin tanıtımı yönündeki yürüttükleri çalışmalara daha da artı bir değer katacağına inandıklarını belirtti. Özaltun, tarihi yapıtın ortaya çıkarılmasında emeği geçen ekip çalışanları ile Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdüssettar Yarar ve Konya Müzeler Müdürü Yusuf Benli’ye teşekkür etti, kolaylıklar diledi.

    Özaltun, kazı alanında yaptıkları incelemede bir ay öncesinin 3-4 katı genişleyen bir alan gördüklerini, yaklaşan kış mevsimi öncesinde buranın üzerinin kapatılarak ziyarete açılacağının belirtildiğini ifade ederek, “Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın ‘cennet ya burasıdır, ya da buranın altındadır’ dediği Beyşehir coğrafyamızın sadece günümüzde değil, geçmişte de çok değerli ve kıymetli bir coğrafya olduğunu görüyoruz. Anadolu’nun tapusunun Miryokefalon Savaşı ile bu bölgede kazanılması da bunu gösteriyor” dedi.

  • Bakan Çelik, çeltik taban fiyatını açıkladı

    Çeltik üreticilerinin merakla beklediği çeltik taban fiyatını Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Edirne’de açıkladı.

    Bakan Çelik, bu yıl ki 60 randıman Osmancık çeşidi çeltik taban fiyatının bin 675 lira olarak açıkladı. Geçen yıl 60 randıman Osmancık çeltik taban fiyatının bin 580 lira olduğu Türkiye’de fiyat 95 kuruş yükselerek bin 675 lira oldu.

    Edirne’ye Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü hizmet binasını açmak için gelen Bakan Çelik, çeltik üreticisinin merakla beklediği çeltik taban fiyatını da açıkladı. Bakan Çelik yaptığı açıklamada, “2016 yılı için 60 randıman Osmancık çeşidi çeltik alımının fiyatı Edirne’de söyleyelim. Hoşunuza gider mi, gitmez mi bilmem. Bunun bir çok boyutları var. Biliyorsunuz ton başı 100 lira prim veriyoruz. Vermeye devam ediyoruz, edeceğiz. Dekar başı 11 TL mazot, gübre desteği devam ediyor. Sertifikalı tohumla ilgili dekar başı 8 TL devam ediyor. Şimdi burada da diyoruz ki bin 675 lira. Hayırlı uğurlu olsun diyorum” dedi.

  • CHP’li Tümer: “TMO, mısır taban fiyatını zamanında açıklamalı”

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) mısır taban fiyatını zamanında açıklaması gerektiğini bildirdi.

    Tümir, yaptığı açıklamada, Türkiye’de yılın ilk mısır hasadının yapıldığı ve ülke ihtiyacının yüzde 20’sinin karşılandığı Adana’da üreticinin mısırı depolayacak yer sorunu yaşadığını ve ürününü değerinin altında satmak zorunda bırakılma endişesi taşıdığını ifade etti.

    Üreticiden gelen talepler doğrultusunda TMO yetkililerine seslenen Tümer, “Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), çiftçinin kara gün dostu olduğunu kanıtlamalıdır. TMO, mısır alım müdahale fiyatlarını zamanında açıklayarak çiftçinin alın terinin karşılığını almasını sağlamalı, ürününü maliyetinden düşük fiyatla satmak zorunda kalmasının önüne geçmelidir” dedi.

    Ülkemizde kooperatifleşme ve lisanslı depoculuğun gelişmemesinden dolayı üreticinin hasat ettiği ürünü depolayamadığını, piyasanın acımasız koşullarına terk edildiğini vurgulayan Tümer, “Mısır üreticisi TMO’nun zamanında ve değerinde müdahale alım fiyatını açıklamasını bekliyor. Çukurovalı üretici mısır hasadına başlamasına rağmen fiyat belirsizliği nedeniyle kara kara düşünmeye başladı” diye konuştu.

    TMO yetkilileriyle de görüşen Tümer, yetkililerin çiftçinin ürününü hasat ettikten sonra sıra beklemeden, herhangi bir zorluk yaşamadan TMO’ya satabileceğini ilettiğini açıkladı. TMO’nun mısır alım fiyatlarını zamanında açıklayacağı sözünü verdiğini dile getiren Tümer, “Tam zamanında açıklanmayan fiyat üreticinin aleyhine gelişiyor. Sonrasında açıklanması da bir işe yaramıyor. Bu süre zarfında çiftçi zaten borçlarını ödeyebilmek için elindeki mısırı değerinin altında bile satmaya razı oluyor” ifadelerini kullandı.

    Tümer, TMO’nun mısır taban fiyatını çiftçinin maliyetini de göz önüne alarak zamanında açıklamasının üreticiyi biraz olsun rahatlatacağını sözlerine ekledi.