Etiket: Suriyeden

  • Prof. Dr. Atilla Sandıklı, Rusya’ın Suriye’den Geri Çekilmesini Yorumladı

    Rusya Devlet Başkanı Putin’in, Rus güçlerinin Suriye’den geri çekilmesi kararını değerlendiren Haliç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla Sandıklı, en büyük etkenin ekonomik açıdan yıpranma olduğunu söyledi.

    Cenevre’de barış görüşmelerinin yeniden başlamasıyla Rus Lider Putin’in, “Görev tamamlandı” diyerek geri çekilme emri vermesi, tüm dünyada özellikle Türkiye’de geniş yankı uyandırdı.

    “Savunma Bakanlığı’nın ve ordunun kendisine verilen görevleri genel olarak yerine getirdiğini düşünüyorum” diyen Putin’in, neden böyle bir karar vermiş olabileceğine dair açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Atilla Sandıklı, “Rusya’ya yönelik ekonomik ve siyasi yaptırımlar yavaş yavaş etkilerini gösterdi. Ülkeye baktığımızda devalüasyon olmuş ve paralarının değeri önemli ölçüde düşmüştü. Rezerv paraları da yaklaşık 1 trilyon doların üzerindeyken yarıya indi. Dolayısıyla uzun süre Suriye’de kalmak Rusya’yı ekonomik açıdan yıpratacaktı. Bu çekilmenin temel argümanlarından birisi bu ekonomik nedenler olabilir. İkincisi ise siyasi görüşmelerle elini güçlendirmek isteyen Rusya, oradaki çözümde etkili olabileceğini düşünüyor. Herhangi bir çözüm sonrasında Suriye’ye barış gücü yerleştirmesi de söz konusu olabilir. Daha sonraki süreçte de barış gücünde yer alması açısından bu yaşananlar önemli bir gelişmedir” ifadelerini kullandı.

    “RUSYA, ESAD GÜÇLERİ ÜZERİNDEKİ EKONOMİK GÜCÜNÜ DEVAM ETTİRECEK”

    Rusya Savunma Bakanlığı’nın, “Tam olarak bir geri çekilme yok. Suriye karadan ve denizden koruma altında tutulmaya devam edilecek” açıklamalarına da değinen Prof. Dr. Atilla Sandıklı, “Rusya, askeri kuvvetlerinin bir kısmını çekmeye karar verdi ancak uçak ve hava savunma füzelerini orada bırakarak Esad güçleri üzerinde ekonomik gücünü arttırarak devam ettirmeyi hedefliyor. Hava savunma füzelerini orada bırakarak hava savunmasında büyük oranda etkili olacak. Doğu Akdeniz’de Rus Donanması varlığını devam ettirecek. Hem donanma üzerindeki füze sistemleriyle hem de donanma ile Suriye’nin güvenliğine kendi açılarından önemli katkılar vermeye çalışacaktır” diye konuştu.

    “RUSYA OLASI BİR KOALİSYONUN ÖNÜNE GEÇTİ

    Rus siyaset bilimci Aleksey Makarkin’in, “Türkiye ile olası sıcak çatışmanın önüne geçilmiş olundu. Türkiye’nin Suudi Arabistan’la birlikte Suriye’ye girmeleri için kozları kalmadı” yönündeki açıklamalarına cevap veren Prof. Dr. Sandıklı, “Şuan Suriye’deki tek zırhlı güç Rusya. Böyle bir durumda Rusya’nın orada bulunması, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın açıklamalarını da dikkate aldığımızda bir kanıt niteliği taşıyor. Rusya bu bölgeden çekilirse, büyük oranda bu koalisyon güçlerinin de önünü kesmiş olacak” dedi.

    KARAR TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİ AÇISINDAN ÇOK ETKİLİ DEĞİL

    Uçak düşürme olaylarıyla tırmanışa geçen krizin ardından, bu çekilme kararının Türkiye – Rusya ilişkilerinin düzelmesi açısından çok da etkili olmayacağını dile getiren Prof. Dr. Sandıklı, “Türkiye açısından yaşanan bu gelişmelerle ilgili net bir durum yok. Ancak Rusya ekonomik olarak bundan problem yaşamaya devam ediyor. Uzun vadede baktığımızda, bebek adımlarıyla bile olsa bir başlangıç olmasını temennisini ediyorum. Ama bunu büyük bir gelişme olarak değerlendirmek çok doğru değil” şeklinde konuştu.

    “TÜRKİYE KENDİ ÇIKARLARINI KORUMAYA DEVAM EDECEKTİR”

    Türkiye’nin bundan sonraki süreçte nasıl bir tutum sergileyebileceğini de söyleyen Prof. Dr. Sandıklı, “Türkiye bu noktada yine Suriye’de muhalif güçleri desteklemeye devam edecek ve yapılacak ateşkes görüşmelerinin de uzatılması noktasında girişimlerde bulunacaktır. Ama bu kapsamda özellikle Esad güçlerinin, muhalif güçlerin ve PYD’nin kontrol ettiği coğrafyayı genişletmek girişimlerini engellemeye çalışacaktır. IŞİD’e karşı da bir operasyon yaklaşıyor. Bu operasyonda da belirli noktada etkili olmak suretiyle IŞİD’in boşalttığı yerlere PYD’nin yerleşmesini engellemek için çaba sarf edilecek, buradaki çıkarlar korumaya çalışılacaktır” dedi.

  • Kilis’e Suriye’den Atılan Roketlerin Ardından

    KİLİS (İHA) – Kilis’te, Suriye’den tarafından roket mermileri nedeniyle hayatını kaybeden Sıdıka Mavzer’in ikametinin bulunduğu mahalleye taziye çadırları kurulurken, roket nedeniyle tahrip olan elektrik kablolarının onarım çalışmaları da devam ediyor.

    Kilis’te roketlerin isabet ettiği mahallede elektrik kablolarının tahrip olması nedeniyle EDAŞ ekipleri, mahalleye elektrik vermek için çalışıyor. Mavzer ailesinin ikametinin bulunduğu Karabekir Mahallesi Zümrüt Sokağa da taziye çadırları kuruldu.

    Suriye’den atılan roket sonucu hayatını kaybeden Sıdıka Mavzer’in (54) oğlu Şirzat Şükrü Mavzer, Suriye’den bir saldırı beklendiğini ifade ederek, “Ama bizim başımıza geleceğini tahmin etmiyorduk. Bugün bizim başımıza geldiyse yarında başkasının başına gelecek. Evimizde can güvenliğimiz yok. Evimizin içinde bombalar bizi hedef alıyor. Ne olacaksa bir an önce yapsınlar, eğer savaşta var ise gidip savaşalım, benim annem böyle bir ölümü hak etmedi. Herkes zannediyorki sanki Kilis’te bir şey yok. Savaş yok bir şey yok. Her gün biz burada korkuyoruz. Çocuklarımız tedirgin, kapı çarpsa çocuklarımız baba bomba mı düştü? diyorlar. Bugün bana oldu ise yarında başkasına olacak” dedi.

  • Cilvegözü Sınır Kapısı, Geçici Olarak Suriye’den Gelenlere Kapatıldı

    Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde bulunan Cilvegözü Sınır Kapısı, geçici olarak Suriye’den gelecek yolculara kapatıldı.

    Yardım kuruluşları görevlileri, Suriyeli tüccarlar, doktor, yaralı ve acil hastalar dışında olan Suriyeli yolcuların Türkiye’ye giriş yapmaları geçici olarak ikinci bir emre kadar durduruldu.

    Türkiye’den Suriye’ye gitmek isteyen Suriyelilerin çıkışları rutin olarak devam ederken, yükleri tampon bölgede boşaltılmak üzere gönderilen yardım malzemesi yüklü TIR’ların çıkışları da devam ediyor.

    Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan günde ortalama 200 Suriyelinin pasaportla Türkiye’ye girişi sağlanıyordu.

  • Davutoğlu: “Rejim Yanlısı Olmayan Bütün Suriyelilerin Suriye’den Çıkarılması İçin Bilinçli Bir Etnik Temizlik Yürümektedir”

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, Hollanda Başbakanı Mark Rutte ile birlikte düzenlediği ortak basın toplantısında, “Rejim yanlısı olmayan bütün Suriyelilerin Suriye’den çıkarılması için çok bilinçli bir etnik temizlik yürümektedir” dedi.

    Hollanda Başbakanı Mark Rutte ile görüşmesinden sonra düzenlenen basın toplantısına katılan Başbakan Ahmet Davutoğlu, soruları yanıtladı. Türkiye-Suriye sınırının hiçbir zaman kapanmadığını ifade eden Davutoğlu, şöyle konuştu: “Son dört yıl içinde dünyada hiçbir ülkenin modern dönemde, geleneksel dönemde de yapmadığı bir fedakarlığı yaparak Türkiye, bütün ağır yüklerine rağmen Suriye sınırını açık tutmuş ve şu ana kadar gelen 2 milyon 600 bini aşkın kardeşimize ev sahipliği yapmıştır. Her zaman söyledim, tekrar söylüyorum Türkiye-Suriye sınırı ve yüreğimiz, aşımız, evimiz Suriyelilere açıktır. Ama şunu ifade edeyim. Suriye’deki krizin çözümü için kılını dahi kıpırdatmayan bazı çevrelerin, buna maalesef bazen BM Güvenlik Konseyi de dahildir, Suriye’de bu mülteci akınına yol açan, Rus bombardımanına ‘Dur’ diyemeyen bazı çevrelerin, Rusya’ya dönüp ‘Yeter artık’ diyemeyen bazı çevrelerin dönüp Türkiye’ye ‘Sınırlarını aç’ diye bir tavsiyede bulunmasını ikiyüzlülük olarak görüyorum.”

    Uluslararası toplumun acziyetinin sorumluluğunu Türkiye’nin üstüne yıkmaması gerektiğini anlatan Davutoğlu, şunları söyledi:

    “Bu konuda bizim kimse tarafından ders ve nasihat almaya ihtiyacımız yok. Ders ve nasihat alacağımız yegane yer vicdanımızdır, tarihimiz, kültürümüzdür. 2 milyon 600 bin Suriyeliyi ağırlarken kimseye sormadık, şu an kapımızda olan 60 bin Suriyeliye de her türlü imkanı sınır ötesinde verirken, bütün aşını, korunma ve barınma imkanlarını da sağlarken de kimseye sormuyoruz. Yaptığımız şey şudur. Dünyanın da bunu fark etmesi açısından, gelmek isteyen Suriyelileri alırız ama birinci önceliğimiz Suriyelilerin, Suriye içindeki kamplarda barınmasını teminen yeni kamp kuruyoruz. Şu an 9 kampımız vardı ve bu kamp Rus uçakları tarafından bombalanmıştır. Sivil kamplardır. Rus bombardımanı altında bu insanlar yerlerini terk etmek zorunda kaldı. Yeni bir kamp kuruyoruz, Türkiye sınırına yakın bir yerde Suriye içinde. En önemlisi de Türkiye-Halep arasındaki insani lojistik koridor maalesef bu barbar güçler tarafından kapatılmıştır. Bu lojistik koridorun açılmaması halinde Halep’in içinde de Türkiye’ye gelme imkanı bulamayan binlerce Suriyelinin açlıkla karşı karşıya kalacağını da ifade etmek isterim. Biz her türlü imkanımızla Suriyeli kardeşlerimize yardım edeceğiz, ihtiyacı olanları alacağız ama nihai kertede bilinsin ki Türkiye sorumluluğun gereğini yapmaktadır. Sorumluluğunun gereğini yapmayanların da Türkiye’ye verebileceği hiçbir nasihat, söz yoktur. Bunun uluslararası toplum tarafından da artık görülmesini beklemek bizim hakkımızdır.”

    SURİYE’DE BİLİNÇLİ ETNİK TEMİZLİK YÜRÜTÜLÜYOR

    Son saldırı nedeniyle bir noktayı daha vurgulamak istediğini belirten Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tabi sığınmacıları hepimiz kabul edeceğiz. Ama bu saldırıların bir amacı Suriye’de etnik bir temizlik yürütülmesidir. Rejim yanlısı olmayan bütün Suriyelilerin Suriye’den çıkarılması için çok bilinçli bir etnik temizlik yürümektedir. Orada olanlar hava bombardımanıyla öldürülüyor, kaçanlar Suriye dışına çıkarılıyor.

    Dolayısıyla biz her kabul ettiğimiz mülteciyle aslında bir anlamda onların bu etnik temizlik hedefine de yardım etmiş gibi oluyoruz. Kabul edeceğiz mültecileri ama herkesin de bilmesi lazım ki bu Suriye’nin demografik yapısını, hele hele Türkiye sınır boylarında demografik dengenin değişmesini engellemeye dönük bir stratejiye hepimizin aynı ölçüde dikkatli davranması gerekir.”

    TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ

    2002 yılından bu yana Türkiye-AB ilişkilerinde en ciddi mesafelerden birinin alındığı zirvelerden birinin olduğunu ifade eden Başbakan Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

    “Herşeyden önce bu zirvenin yapılmış olması bile bizatihi büyük bir ümit oluşturdu ve yeni bir mekanizmayı ortaya çıkardı. Nitekim o günden bu yana daha sık bir araya geliyoruz. İnşallah Mayıs ayında da tekrar bir Türkiye-AB Zirvesinde bir arada olacağız. Bu zirve sadece mülteciler konusuyla ilgili değildir. Türkiye-AB ilişkilerini yeniden aktive etme ve yeniden hareketlendirme kavramlarıyla izah edilen tekrar canlandırmak fikrini taşıyordu. Bu canlandırmanın birkaç ayağı var. Türkiye-AB zirvelerinin düzenli yapılması, bu yapılıyor. İkinci önemli ayağı, Türkiye-AB arasındaki Şengen uygulamasıyla vize muafiyeti ve Geri Kabul Anlaşması’nın yapılmasıydı. Bu süreç de gayet sağlıklı bir şekilde ilerliyor. Üçüncüsü Gümrük Birliğinin daha kapsamlı şekilde ele alınması, özellikle TTIP’le ilgili gelişmeler sonrasında. Bu da son derece iyi seyrediyor.”

    Burada kritik ve daha görünür olan konunun yeni fasılların açılması konusu olduğunu ifade eden Başbakan Davutoğlu, “Yeni fasılların açılmasının önünde engel teşkil eden blokajların kalkması için de birlikte çaba sarf ediyoruz. 17. fasıl açıldı. Şimdi bugün ele aldığımız şekliyle 23 ve 24. fasılların yasa dışı göçü içeren unsurları da içeriyor 24. fasıl, açılması için Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin yaptığı blokajların kaldırılması önem taşıyor” dedi.

    2004 yılında müzakerelere başlama kararının Hollanda dönem başkanlığında alındığını Hollandalı mevkidaşı Mark Rutte’ye de ifade ettiğini söyleyen Davutoğlu, “Şimdi ümit ederiz ki Hollanda dönem başkanlığında birkaç faslı birden açarak ki açılabilecek fasıl var, Hollanda dönem başkanlığı yine tarihi bir dönüm noktası olur” dedi.

  • Suriye’den Türkiye’ye Çileli Sanat Yolculuğu

    Suriye’de yaşanan savaşın çığlıkları, ülkede yaşayan sanatçıları bir kat daha derinden etkiledi. Bölgede yaşanan savaş ortamından kaçan binlerce sanatçı, ülkelerinden binlerce kilometre uzakta yeni yaşamlar kurdu.

    Ülkesindeki iç savaştan kaçarak Burdur’un Bucak ilçesinde yaşamını sürdüren Jamil Kacha da (58) bu sanatçılardan biri. Kacha’nın Türkiye’deki serüveni ise Süleyman Aksoy’un, ortak tanıdığı yine Suriyeli bir arkadaşı aracılığıyla başladı. Bucak ilçesinde yaşayan, ülkesinde Şam Sanat Fakültesi’nden 1983 yılında mezun olan ve aynı üniversitede savaş öncesi öğretim görevlisi olarak çalışan Suriyeli Jamil Kacha’nın, dünyaca ünlü bir heykeltıraş olduğu ise mermer ocağındaki taşlarla buluşmasıyla ortaya çıktı. Önceleri Bucak’ta oturduğu evin bahçesindeki taşlarla çalışan Kacha, mermer ocağında kendisine bir alan ayrıldığında yeteneğini gözler önüne serdi. Hollanda, Kuveyt, Beyrut ve ülkesinde birçok kişisel sergi açtığı öğrenilen sanatçı, şimdi Türkiye’de büyük bir kişisel sergiye hazırlanıyor.

    “SURİYE’DEKİ TÜM ESERLERİ IŞİD YOK ETTİ”

    Mermer ocaklarında çıkan taşları birer sanat eseri haline getiren heykeltıraş, 30’a yakın parçadan oluşan koleksiyonunun adının ise Bucak’ta bulunan eski tarihi yerleşim alanı olan ’Kremna’ olduğunu söyledi.

    Jamil Kacha, “Savaş başlamadan önce kendi ellerimle kesme taştan yaptığım atölyemi ve evimi çok özledim. IŞİD oturduğum yere saldırdı. Bu esnada eşimi ve bir çocuğumu Ürdün’e gönderdim. Önce mülteci kampında bir süre kaldım. Eşimle artık bir aradayız ancak büyük oğlum hala Suriye’de üniversite öğrencisi. Yaşanılan tüm bu acılar arasında benim icra ettiğim sanat ise IŞİD tarafından daha çok tepki görüyor. Onların din anlayışı içinde malum heykeller ve sanat eserleri pek sevilmiyor. Yıllardır Suriye’deki hayatım boyunca ortaya çıkardığım tüm eserlerim ve üniversitede kurduğum heykel kütüphanesi yok edildi” dedi.