Etiket: Sürgün

  • Aydın MHP yurtlarından sürgün edilen Ahıska Türklerini ziyaret etti

    MHP Aydın İl Teşkilatı, 14 Kasım 1944’te ata yurtlarından sürgün edilen Ahıska Türklerinin ikamet ettikleri Sandıklı’da ziyaret etti.

    14 Kasım 1944’te ata yurtlarından sürgün edilen Ahıska Türklerinin ikamet ettiği Sandıklı’daki ziyarete MHP Aydın Milletvekili Deniz Depboylu, İncirliova Belediye Başkanı Gürşat Kale, MHP Aydın İl Başkanı Burak Pehlivan, Aydın Ülkücü İşçiler Derneği İl Başkanı Mesut Gümüş katıldı. Çok sayıda Ahıska Türk’ü nün katıldığı toplantıda sürgünün yıldönümü anısına şehitler için dua edildi. Ahıska Türkleri yaşadıkları sıkıntıları anlattılar.

    MHP Aydın İl başkanı Burak Pehlivan, yaptığı açıklamada; “Başkaları düşünmüyor, sorumluluk almıyormuş, bu bizi ilgilendirmeyecektir. Fedakarlıksa istenen, sonuna kadar biz varız. Cesaretse aranan, el hak biz buradayız. Türk milliyetçileri, 1944 Ahıska Türklüğünün acılarını hala yüreklerinde duymaktadır. Kırım’dan Hocalı’ya, Türkmenelinden Doğu Türkistan’a, Belene Kampından, Balkan Dağlarından Sibirya bozkırlarına ve Ortadoğu’ya kadar nerede milletimizin bir evladı varsa derdiyle dertlenmek, sevdalarıyla sevinmek bize has, bize yakışan bir asalettir. Çünkü biz tarihe, ecdada, şehitlere karşı sorumluyuz, duyarlıyız, Türklüğün nerede olursa olsun, tekrar felaketlere batmaması için mücadelemizi sürdürmeye kararlıyız. Ahıska Türklerine yapılan sürgün Türk Milletinin Milli hafızasında yerini almıştır. Şehit Düşen soydaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum” dedi.

    MHP Aydın Milletvekili Deniz Depboylu da, “Rusların 71 yıl önce kendilerini öz vatanlarından Orta Asya’ya sürmesi nedeniyle zamanla farklı ülkelere göç etmek zorunda kalan Ahıska Türklerinden bir kısmı 1990’dan sonra Aydın’a da yerleşmeye başlamışlardır. Aydın’da ikamet eden ailelerin karşılaştıkları sorunları Ahıskalı soydaşlarımızdan dinledik. Onların taleplerini, dileklerini, isteklerin öğrendik. Oturma izinlerinin sağlanması ve çalışma izni verilmesi, sağlık güvencesi konularında haklarının sağlanması, eğitim öğretim konularında yaşanan sıkıntıların giderilmesi, vatandaşlığa geçen Ahıska Türklerinin yurtdışından gelen yakınlarına vatandaşlık verilmesi sürecinin kısaltılması, Yurt dışında eğitim görmüş Ahıska Türklerinin diploma denkliklerinin sağlanması, doğum yardımlarından ve diğer sosyal haklardan faydalanmak başlıkları altındaki sorunlarla İlgili kurum ve kuruluşlar nezdinde gerekli çalışmaları yapacağız. Ahıskalı soydaşlarımızın buradaki sorunlarını çözeceğiz. Aynı zamanda aldıkları hizmetin de kalitesini artıracağız” diye konuştu.

  • Ahıska Türklerinin sürgün edilişinin 72. yıl dönümü

    Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy, Ahıska Türklerinin vatan topraklarından sürgün edilişi ve katledilişinin 72’nci yıl dönümü nedeniyle mesaj yayımlayarak katledilenleri andı.

    Köksoy, mesajında 14 Kasım 1944’te yaşanan ve tarihte büyük soykırımlardan biri olarak kabul edilen Ahıska Türkleri’nin sürgün ve katledilişinin bir halkın tarihinin kırılma noktasının yıl dönümü olarak gördüğünü belirtti.

    Yaşanan sürgünde insanlık dışı muameleler gören, aile bireyleri, toprak ve daha önemlisi vatanlarını kaybeden Ahıska Türkleri’nin, vatanlarına dönmenin özlem ve çabası yanında her yıl 14 Kasım’da yaşanan elim olayı unutmadığını ifade eden Başkan Köksoy, şunları kaydetti:

    “Ahıska Türkleri, 14 Kasım 1944 yılında, Sovyetler Birliği döneminde Stalin tarafından günümüzde Gürcistan sınırları içinde kalan Ahıska bölgesindeki binlerce insan tren vagonlarına doldurularak, gidecekleri yere kadar aşağı dahi inmemek koşulu ile Orta Asya’ya sürülmüşlerdir. Aynı acıyı, aynı duygularla paylaşıyoruz. 72 yıl önce sürgünde şehit olan kardeşlerimizi bir kez daha rahmetle anıyoruz. Günümüzdeki Ahıska Türklerinin vatan hasretinin son bulması için, bütün Uluslar arası kurumlar ve Ülkemizin Türkiye Cumhuriyeti ile Gürcistan devleti yetkililerinin çözüm üreteceğine inanıyor, Vatan hasretiyle yanan Ahıska Türklerinin vatanlarına bir an önce dönmelerini temenni ediyorum.” dedi.

  • FETÖ, Hakim Çambel’i ölüme ’sürgün’ etti

    Erzurum’da 19 Ocak 2014 tarihinde evinde intihar eden Hakim Alaattin Çambel’in, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’ndaki FETÖ’cüler tarafından ölüme sürüklendiği, 2 bin 847 hakim ve savcının meslekten atılma gerekçesinde yer aldı.

    Erzurum Adliyesinde Çocuk Mahkemesi Başkanı olarak görev yapan Hakim Alaattin Çambel (52), 19 Ocak 2014 tarihinde saat 21.30 sıralarında kaldığı adliye lojmanlarında, beylik tabancasıyla kalbine ateş açarak intihar etti. Eve gelip babasının kanlar içerisinde yerde baygın bir şekilde yattığını gören 18 yaşındaki oğlu İlker Çambel, ’Kurtarın babamı’ diye feryat etti. Olay yerinde hayatını kaybeden Hakim Çambel için Erzurum Adliyesi önünde tören düzenlendi. Çambel’in cenazesi memleketi Manisa’da toprağa verildi.

    15 Temmuz’da yaşanan darbe kalkışmasının ardından HSYK, 24 Ağustos’ta 2 bin 847 hakimi ihraç etti. İhraç sırasında bazı yaşanan olaylar karar gerekçesine yazıldı.

    Bunlardan birisi de 2014 yılının başlarında intihar eden hakim Alaattin Çambel’e ilişkin olay oldu. Gerekçede, FETÖ örgütünün talimatları doğrultusunda hareket eden eski HSYK’nın, soğuk yerde çalışamayacağına dair raporu olan hakimi Erzurum’a sürdüğü, hakimin hastalığının daha da arttığı yönündeki şikayetini işleme almadığı sonrasında ise hakimin intihar ettiği yer aldı.

    “Mazeretler dikkate alınmadı”

    Çambel’in lojmanda beylik tabancasıyla intihar etmesine FETÖ’nün neden olduğu HSYK’nın gerekçeli kararında ayrıntılarıyla anlatıldı. Kararda, FETÖ’nün hedefinde olan hakim ve savcıların ünvanlı görevlere atanmasının engellendiği veya unvanlı görevde olan bazı hakim ve savcılarının bu görevlerden alındığı ifade edildi. Kendilerinden olmayan hakim ve savcıların atamalarının yapılması bir yana sağlık sorunları gibi mazeretlerini dahi dikkate almayarak adeta ölüme sürgün edildikleri belirtildi.

    O olayın rapora yansıyan bölümü

    HSYK’nın gerekçeli kararında, hakim Çamlıbel’in ölümüne ilişkin, “Yine FETÖ/PDY’nin, devleti ele geçirmek maksadıyla gerçekleştirdiği bazı tasarruflara sözde bir meşruiyet kazandırmak amacıyla geçmiş dönemde yapılan bazı denetimlerde, performans değerlendirme ve geliştirme formlarının, gerçek durumla bağdaşmayan şekilde düzenlenmesi suretiyle örgüt mensubu olan hakim ve Cumhuriyet savcılarının unvanlı görevlere atanmasının önü açılırken, örgütün hedef olarak gördüğü hakim ve Cumhuriyet savcılarının unvanlı görevlere atanmasının engellendiği yahut unvanlı görevde olan bazı hakim ve Cumhuriyet savcılarının bu görevlerden alındığı, kendilerinden olmayan hakim ve Cumhuriyet savcılarının unvanlı görevlere atanmaları bir yana, sağlık sorunları gibi mazeretlerinin dahi nazara alınmayarak adeta ölüme sürgün edildikleri, akla ilk gelen örneğin hakim Alaattin Çambel olduğu, soğuk iklimin tetikleyici bir etken olduğu Crohn hastalığına düçar olan ve bu hastalığına dair de özlük dosyasında sağlık kurulu raporu bulunan hakim Alaattin Çambel’in, 2011 yılı yaz kararnamesiyle Ceyhan ilçesinden Türkiye’nin en soğuk ili olarak bilinen Erzurum iline tayin edildiği, atamaya karşı yaptığı itirazların reddedildiği, 2 yıl çalıştıktan sonra 2013 yılı yaz kararnamesiyle hastalığının arttığını belirterek başka herhangi bir yere atamasının yapılmasını talep ettiği ancak dönemin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun bu talebe duyarsız kalarak adı geçen hakimi adeta bile bile ölüme mahküm ettiği, hastalığı ilerleyen ve uğradığı zulme daha fazla dayanamayan hakimin tüm çabaları sonuçsuz kalınca 19/01/2014 tarihinde intihar ettiği” ifadeleri yer aldı.

    “Adana’dan Erzurum’a tayin ettiler”

    Hakim Alaattin Çambel’in intihar etmesine sebep olan süreç kararda anlatıldı. Çambel’in soğuk iklimin tetikleyici bir etken olduğu ’Crohn’ hastası olduğu, özlük dosyasında sağlık kurulu raporu bulunmasına rağmen 2011 yılı yaz kararnamesiyle Adana Ceyhan ilçesinden Türkiye’nin en soğuk ili olarak bilinen Erzurum iline tayin edildiği aktarıldı.

    “Hastalığım arttı beni tayin edin”

    Çambel’in atamaya karşı yaptığı itirazların reddedildiği ifade edilen gerekçeli kararda, Çambel’in 2 yıl çalıştıktan sonra 2013 yılı yaz kararnamesiyle hastalığının arttığını belirterek başka herhangi bir yere tayinini istediği ancak dönemin HSYK’sının bu talebe duyarsız kaldığı ifade edildi.

    “Zulme fazla dayanamadı”

    HSYK’nın bu talebe duyarsız kalarak Çambel’i adeta bile bile ölüme mahkum ettiğine dikkat çekilen kararda, hastalığı ilerleyen ve uğradığı zülme daha fazla dayanamayan hakimin tüm çabaları sonuçsuz kalınca 19 Ocak 2014 tarihinde intihar ettiği ifade edildi.

  • Taşeron İşçilere Sürgün İddiası

    Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Gaziantep Şubesi Başkanı Ali Güdücü, Şahinbey Belediyesi’nin sendika üyesi taşeron işçileri sürgünle tehdit ettiğini ileri sürdü.

    DİSK Gaziantep Şubesi binasında gazetecilerle bir araya gelen Bölge Temsilcisi Ali Güdücü, Şahinbey Belediyesi Katılım A.Ş. şirketinde çalışmakta olan, işçi arkadaşlarının toplu sözleşmesinin yapılmasına rağmen belediye başkan yardımcıları ve yetkilileri tarafından sürgün edilme konusunda tehditler savrulduğunu ileri sürüldü. Belediye yetkililerinin ‘İnsanları süpürgeye salarım’, ‘insanları çöpe gönderirim’ diye tehdit ederek işçilerin üye olduğu sendikadan istifaya zorlandığını ileri süren Güdücü, “Torba Yasa ile asıl işlerde personel çalıştırılması ihalesi yapılamayacağı şeklinde getirilen yasaktan Belediyeler muaf tutulmuştur. Yani yeni bir düzenleme yapılmazsa belediyelerce yapılan bütün işlerde taşeron işçi çalıştırılması dün olduğu gibi bundan sonrada davam edecektir. Örnek verecek olursak Şahinbey Belediyemizin Katılım A.Ş. şirketinde çalışmakta olan işçi arkadaşlarımızın toplu sözleşmeleri yapılmasına rağmen, belediye başkan yardımcılarının ve yetkilileri tarafından işçilerin 18-19 yılık kazanımlarını diğer şirketlerden işçi aktarmak suretiyle sendikamızın yetkisini düşürmeye çalışmaktadır. Sınırlı, sorumlu ve sarı sendikalarla işbirliği yaparak işçinin kazanılmış haklarını gasp etmek, var olan yetkilerini düşürmek için ellerinden gelen tüm çabayı harcamaktadırlar. Bunun nedeni arkadaşlar, yani bir kadro olayı olduğunda, DİSK’in sendikasının olduğu yerde haksızlığa uğrayan bir işçi için mücadele edilecektir. Bu mücadele yapılacağından dolayı, belediye başkanları ve yetkilileri bir önlem alarak, Genel İş sendikasının yetkilerini düşürüp, diğer sarı sendikalarla beraber, taşerona karşı çıkılmaması için bu yönteme başvuruyorlar. Biz buna rağmen tüm gücümüzle taşerondaki işçilerin kadroya alınması konusunda bütün gücümüz ile mücadele etmeye devam edeceği” ifadelerini kullandı.

    “SÜPÜRGEDE ÇALIŞMAK ONURSUZLUK DEĞİLDİR”

    Genel İş Sendikası üyesi işçilerin gerekirse süpürgeyle de çalışabileceğini belirten Güdücü, süpürgeyle çalışmanın onursuzluk olmadığını kaydetti. Güdücü, “Sendika buna karşı çıktığında siz buna nasıl karşı çıkarsınız diye bu işçilere yapılan ağır hakaretlere, biz tepki gösterdik diye, bu gibi bir yola başvurmuşlardır. Biz devrimciler, inandığı yolda ölmeyi şeref biliriz. Herkes bunu kafasına taksın. Hiçbir şey bu konuda bizi yolumuzdan çeviremez. Bizim mücadelemizi engelleyemez. Değerli arkadaşlar, süpürgede çalışmak ya da başka bir iş yerinin kurumunda çalışmak onursuzluk değildir. ‘İnsanları süpürgeye salarım’, ‘insanları çöpe gönderirim’ diye tehdit ederek bazı kişilik bozukluğu olan kişiler tarafından sendikasından istifaya zorlanmaktadır. Aklınız başınıza toplayın. En alttakine soruyorsun, diyorsun ki ya işçiyi neden istifaya zorluyorsun, ’Ben yapmadım, yukarıdakiler zorlamışlardır’ diyor. Bu bizim sözümüz değil belediyedekilerin sözüdür. Bizi herkes aklına geldiği gibi yorumlamasın. Az evvel söylediğimi kafasında canlandırırsa, ölmenin karşılığında öldürmek vardır. Ölmek nasıl şeref ise öldürmekte öyle şereftir. Biz bu şerefe inanır böyle mücadele veririz. Bu durum birer kamu kurumu olan belediyeler ve bu belediyelerin yaptığı hizmetleri yerine getiren taşeron işçilere haksızlık ve Anayasanın eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaktadır. Yine bütün kamu kurumlarında temizlik hizmeti adı altında her türlü iş gördürülen taşeron işçiler de yardımcı işte çalıştırıldıkları gerekçesiyle saf dışı bırakılmaktadır. Bu işçiler bakımından da bir haksızlık söz konusudur” ifadelerine yer verdi.

  • Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti’nde Yeni Görevler Belli Oldu

    Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti’nin Tokyo’da yapılan toplantısında yapılan seçimlerin sonuçları belli oldu. Toplantıda, Ahmatjan Osman, ‘Cumhurbaşkanı’, İsmail Cengiz de Başbakan olarak seçildi. Hızırbek Gayretullah’ın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Kuresh Atahan’ın Parlamento Başkanı, İlyar Şemsettin’nin Parlamento Başkan Yardımcısı ve Ali Engin’in “Parlamento Sekreteri” olarak seçildiği toplantıda, Ghulam Osman Yaghma ve Yakup Can Başbakan Yardımcıları; Ablajan Leylinaman Dışişleri Bakanı, Mahira Gopur Medeniyet ve Maarif Bakanı; Serkan Dinçtürk İçişleri Bakanı, Yarmemet Buğra Maliye Bakanı ve Rukiye Turdush Hükümet Sözcüsü olarak görevlendirildi.

    4 gün süren Sürgün Parlamentosu çalışmaları sonucunda; Propaganda ve Güvenlik Bakanlığınında Başbakan tarafından atanması beklenirken, bakanlıkların dışında; Nexriyat ve Ahbarat, Teşvikat, Maarif, Hafsizlik, Muhacir ve Mülteci İşleri ve Diplomasi ve Kişilik Hukuk ile Yashlar komisyonlarının kurulmasına karar verildi. Damian Rahmet, Sultan Mahmut Kaşgarlı ve Abduselam Abdusemih ile Güngör Yavuzaslan da Basbakan başdanışmanları olarak görevlendirildiler.