Etiket: Sürecine

  • Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Ryabkov: “ABD İdlib’deki terörle mücadele sürecine ket vuruyor”

    Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov: “ABD İdlib’deki terörle mücadele sürecine ket vuruyor” dedi.

    Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov basına yaptığı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri’nin Suriye’nin İdlib kentinde yürüttüğü çalışmaların terörle mücadele sürecine ket vurduğunu söyledi. ABD’nin bölgedeki olumlu gelişmelerin hiçbirini kabul etmediğini belirten Ryabkov, ”Bölgede onlar dışındaki güçlerin faydalı işler yaptığını kabul etmek ABD’lileri üzer, işte bu yüzden İdlib’deki terörle mücadele sürecine ket vuruyorlar” ifadelerini kullandı.

    ABD’nin bölgedeki gerçekleri kabul etmemekte ısrarcı olduğunu belirten Ryabkov, Rusya’nın bölgeyi terörist güçlerden arındırmak ve Suriye’deki hayatı normale çevirmek çabalamaya devam ettiğini belirtti. ABD’nin mesele üzerine yanlıca konuştuğunu ve hiçbir icraata bulunmadığını söyleyen Ryabkov, “Biz garantör ülkeler Türkiye ve İran’la birlikte bölgede istikrar oluşturmak ve durumu normalleştirmek için çalışmalar yürütüyoruz” şeklinde konuştu.

  • “Mağazalaşma sürecine hız vereceğiz”

    Elektronik ürün ve beyaz eşya e-ticaret sitesi İstanbul Bilişim 2018 yılında 4 olan mağaza sayısını ikiye katlama yolunda ilk adımı atarak, İzmir ve Ankara’da açılacak mağazalar için hazırlıklara başladı. İstanbul Bilişim Genel Müdür Yardımcısı Levent Menteşe, “2018 yılı hedeflediğimiz noktaya ulaşmamız açısından ekip olarak özveri ile çalışacağımız, müşteri memnuniyetini daha da arttıracağımız bir yıl olacak. Bu yıl mağazalaşma sürecine hız vereceğiz” dedi.

    Elektronik ürün ve beyaz eşya satışında bilinen e-ticaret sitelerinden olan İstanbul Bilişim, online satışın yanında ürünleri yerinde görüp deneyimleyerek satın almak isteyen kullanıcılar için mağazalaşma sürecine hız verdi. 2018 yılında 4 olan mağaza sayısını ikiye katlama yolunda ilk adımı atan firma, İzmir ve Ankara’da açılacak mağazalar için hazırlıklara başladığını duyurdu.

    Konuyla ilgili olarak İstanbul Bilişim Genel Müdür Yardımcısı Levent Menteşe, “2018 yılı hedeflediğimiz noktaya ulaşmamız açısından ekip olarak özveri ile çalışacağımız, müşteri memnuniyetini daha da arttıracağımız bir yıl olacak. Mevcut her bir mağazamızdaki günlük ziyaretçi sayısı yaklaşık binin üzerinde. İnternet sitesi üzerinden ürünleri araştıran müşterilerimizin mağazamıza gelerek ürünle kurdukları temas, satın alma kararlarında önemli rol oynuyor. Müşterilerimiz, ürünleri görerek, inceleyerek ve test ederek satın almak istiyor. Alacakları ürünleri diğer ürünler ile karşılaştırarak satış temsilcilerimize danışıyor, mağazada zaman geçiriyor ve bu süre içerisinde de markamız ile bir bağ kuruyor. Bu bağı güçlendirmek, ürün ve hizmetlerimizi daha fazla deneyimlemelerini sağlamak amacıyla 2018 yılında mağaza sayımızı yıl sonuna kadar artırmayı hedefliyoruz.’’ Şeklinde açıklamalarda bulundu.

  • “Endüstri 4.0”dan, “Toplum 5.0” endüstrileşme sürecine geçiş

    Hasan Kalyoncu Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İbrahim Akben, Endüstri 4.0 sürecini değerlendirdi.

    Bir çok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede; Endüstri 4.0 ya da dördüncü sanayi devrimi olarak isimlendirilen, son üretim teknolojilerinin, otomasyon sisteminin ve bu sistemi oluşturan teknolojilerin birbirleriyle veri alışverişinde bulunduğu sistem konuşuluyor diyen İbrahim Akben, şu ifadelere değindi: ”Bu sistem; siber güvenlik, siber-fiziksel sistemler, bulut teknolojileri, akıllı fabrikalar, nesnelerin interneti, internet servisleri, öğrenen robotlar, büyük veri, sanal gerçeklik ve üç boyutlu yazıcılar gibi sistemleri içerisinde barındıran ve bu yüzden insan gücüne daha az ihtiyaç duyulan yüksek teknoloji ile çalışan fabrikalar olarak gündemdedir”.

    Endüstri 4.0 nitelikli iş gücü ihtiyacını arttırıyor

    Akben, Endüstri 4.0’ın üretim tesislerine, verimlilik artışı, düşük maliyetli üretim, kaliteli ve hatasız ürün üretme imkanı gibi avantajlar sağlaması beklenmektedir diyerek: “Endüstri 4.0 sürecinde yüksek teknoloji kullanılmasının özellikle niteliksiz iş gücü istihdamını da biraz azaltmasına karşın bazı alanlarda nitelikli işgücüne olan ihtiyacı da artırması beklenmektedir. Bu alanlar, periyodik ve acil bakım, kalite kontrol, inovasyon (yenilikçilik) ve AR-GE (araştırma geliştirme) çalışmaları, üretim planlama ve izlenmesi, mevcut sistemin yönetilmesi, teknik destek ve üretilen ürünler için yeni pazarlar bulunması ve ürünlerin ihracatının yapılması gibi istihdam alanlarında ihtiyacın artması beklenmektedir.

    Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler endüstri 4.0’ın avantajlarını ve dezavantajlarını tartışırken, robotik ve dijital teknoloji gibi yüksek teknoloji sistemlerinin kullanıldığı Japonya, endüstri 4.0 ile birlikte anılmıyor. Çünkü Japonya Endüstri 4.0’nın ötesine geçerek Toplum 5.0 (Society 5.0)’ı tartışmaya başladı yola çıkış felsefesi olarak ise ‘Teknoloji toplumlar tarafından bir tehdit olarak değil, yardımcı olarak algılanmalı’ şeklindedir. Bu yeni endüstrileşme sürecinde endüstrinin çevreye olan etkilerinin de en aza indirilmesi ve teknolojinin toplum için bir yardımcı olarak görev yapması hedeflenmektedir.

    Japonya’da ortaya çıkan bu yeni felsefenin önündeki engellerin aşılarak endüstri 4.0 sürecinin toplumun sorunlarına çözüm üretmeyi hedefleyen toplum 5.0 sürecine alışılması gündeme alınmalıdır.

    Durum kendi ülkemiz açısından değerlendirildiğin de ise, ülkemiz ne yazık ki henüz endüstri 4.0’ın gerisinde bir duruma sahip. TÜBİTAK’ın 2016 yılında 1000 özel sektör kuruluşuyla yapmış olduğu çalışma, sanayimizin dijital olgunluk seviyesinin endüstri 2.0 ile endüstri 3.0 arasında olduğunu göstermiştir.

    Ülkemizde bazı şirket ve kurumlar Endüstri 4.0 konusunda araştırmalar yapmaktadır. Hasan Kalyoncu Üniversitesinin ARBİM, BERIC ve Uluslararası Ticaret ve Lojistik bölümü gibi birimleri de bunlar arasında yer almaktadır” dedi.

  • Türkiye’nin ilk ve tek sertifikalı jeoparkı sınav sürecine girdi

    Türkiye’nin ilk ve tek olma özelliğine sahip olan Avrupa UNESCO Jeoparklar ağı içerisinde bulunan Kula Jeopark’ı, UNESCO Jeopark ağı içerisinde bulunan jeoparkların her 4 yılda bir denetlemesi dolayısıyla 3 günlük denetleme sürecinin ilk günkü sınavını verdi.

    UNESCO sertifikalı Kula Jeoparkı’nın zorlu sınavında ilk gün geride kaldı. Yurt dışından gelen UNESCO Jeopark Denetçileri üç günlük sürede, Kula Jeoparkı’nı incelemelerde bulunacak. Kula Jeopark Sertifikası gerçekleştirilecek denetlemeler sonrasında uygun görüldüğü takdirde yenilenerek, 4 yıl daha Türkiye’nin ilk ve tek Avrupa UNESCO Jeoparkı olma özelliğini koruyacak. UNESCO denetçileri Setsuya Nakada (Japonya) ve Chris Woodley Stewart (İngiltere) tarafından, denetlemesi yapılacak Kula Jeoparkı’nda ilk gün incelemelerini tamamlandı. UNESCO denetçilerine ilk gün, Manisa Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Azmi Açıkdil, Kula Jeopark Koordinatörü Doç. Dr. Erdal Gümüş ve Jeopark Belediyeler Birliği görevlileri eşlik etti. Kula Jeoparkı içerisinde bulunan Kula Divlit Yanardağı ve yürüyüş parkuru, kaya mezarları, evciler jeositleri, Kula Peribacaları, Karayar Bazalt Daykları, Çakırca Sütun Bazaltları, Acısu ve Emir Kaplıcaları denetmenler tarafından en ince ayrıntısına kadar incelendi. Üç günlük süre zarfında denetçiler Kula UNESCO Jeoparkı’nın ilerlemesini ve gelişimini inceleyecek. Türkiye’de ilk olma özelliğine sahip olan Kula Jeoparkı’nın korunması ve ileri seviyelere getirilmesi için hem Kula Belediyesi hem de Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak geniş kapsamlı çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Manisa Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Azmi Açıkdil, denetleme sürecini başarılı bir şekilde tamamlayarak, UNESCO Kula Jeopark’ının unvanını koruyacaklarını belirti. Doç. Dr. Erdal Gümüş, Jeopark’ın Kula’ya kazandırılması için sarf ettikleri çabanın daha fazlasını sertifikayı korumak içinde sarf ettiklerini belirterek, “Her 4 yılda bir Avrupa UNESCO Jeoparklar ağı içerisinde bulunan jeoparkların denetleme sürecine girerek, Jeopark ağında kalıp kalmayacakları kararlaştırılır. Kula Jeopark’ı içerisinde bulunan tüm noktalarda yapılacak olan denetlemelerin ilk etabını bitirdik. Geri kalan iki günlük süre zarfında denetlemeler istediğimiz gibi giderse, Kula Jeoparkı, Türkiye’nin ilki olan sertifikasını korumuş olacak. Bu süreç sona erdiğimizde deneyimlerimizle eksikliklerimizi gidererek bir dahaki denetleme sürecinde daha iyi sonuç alacağız” dedi.

    Kula Belediye Başkanı Hüseyin Tosun, Kula Jeoparkı’nın Kula için önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, “Türkiye’nin ilk ve tek Avrupa UNESCO Jeopark’ının sertifikasının tekrar yenilenerek Kula’ya kazandırılması için büyük çaba sarf ediyoruz, Kula Jeoparkı’nın değeri yeni yeni Türkiye gündemine girdiği gibi tanıtımında ilerleme kaydettik. Sertifikayı koruduğumuz takdirde çalışmalarımız boşa gitmemiş olacak” diye konuştu.

    Jeoparktaki denetlemelerin ilk günkü etabın sonuna gelinmesiyle birlikte, ikinci gün sürecek denetlemelerde sırasıyla; Sandal Divlit’i, Saraçlar Çukurada, Palankaya Çöküntüsü, İncesu Mahallesi, Kula Tarihi Evleri gezisi ile sürecek.

  • Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın’dan anayasa sürecine destek

    Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, anayasa konusunda en büyük desteği vermeye devam edeceklerini söyledi.

    Memur-Sen Konfederasyonuna bağlı Toç Bir-Sen’in tüm Türkiye’de gerçekleştireceği İşyeri Temsilcileri Eğitim ve İstişare Toplantılarının ilk ayağı olan 1. Bölge Toplantısı, Antalya’nın Alanya ilçesinde yapıldı. Toplantıya 350’yi aşkın işyeri temsilcisi ve Şube Yönetim Kurulu üyeleri katıldı. Programın ilk oturumu Hafız Furkan Yalçın’ın Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Ardından konuşma yapan Yalçın, şunları kaydetti:

    “Büyük ve güçlü Memur-Sen ailesi olarak; korkuların, kaygıların, kuşkuların atmosferi kuşattığı, bariyerlerin, barikatların önümüze birer birer serildiği dar ve zor zamanlarda dahi duruşumuzdan asla taviz vermeden geldiğimiz bu günlerde, Türkiye’nin istiklal ve istikbal mücadelesi verdiği darbe görünümlü işgal hareketinde sokağa ilk çıkma çağrısı yapan ve sokağa inen teşkilat olma özelliğini bize bahşeden Rabbimize hamd ediyorum”

    Memur-Sen olarak besmele çekerek başladıkları sendikal mücadelede 25’inci yıla girdiklerini kaydeden Yalçın, daima milletin, hakkın, haklının yanında, zalimin, zulmün zorbanın karşısında olduklarını söyledi.

    “Duruşumuzdan asla taviz vermedik, ilkesel yolculuğumuzdan sapmadık”

    “Duruşumuzdan asla taviz vermedik, ilkesel yolculuğumuzdan sapmadık” diyen Yalçın, “11 hizmet kolumuzla, dört komisyonumuzla, bir milyon üyemizle Türkiye’nin en büyük emek hareketi olarak, yola çıktığımız ilk gün ’esnafın camı, milletin arabası, kaldırımın taşıyla asla sorunumuz olmayacak, sendikacılığı erdemli bir şekilde yapacak, izzetli, şerefli, onurlu bir mücadeleyi Türkiye’de bayraklaştıracak ve sendikacılıkta yeni bir sayfa açacağız’ dedik. Çok şükür niyetimiz hayr, akıbetimiz de hayr oldu. Bu nedenle bugün Türkiye’nin en büyük konfederasyonuyuz. Merhum Mehmet Akif İnan ’Gün gelecek tüm hizmet kollarında Memur-Sen ailesi olarak toplu sözleşme masasına oturacağız, o günler yakın’ demişti. Bu bir inanç meselesi, bu bir ideal meselesi, bu bir duruş meselesidir. İşte o gün ortaya konan irade ve niyet sonrasında bizler; 3 milyon 200 bin kamu görevlisi, 1 milyon 900 bin kamu emeklisi olmak üzere 5 milyon 100 bin kişi için masaya oturan Kamu Görevlileri Sendikaları Heyet Başkanlığı görevini üstlenen ve ekranlarda 20 milyon insanın o süreci adım adım takip ettiği, bütün ülkenin odaklandığı süreci yürütme salahiyetini elinde bulunduran emek hareketiyiz” açıklamasında bulundu.

    “Kimse bu toprakları düşüremeyecektir”

    Türkiye üzerinde oyun oynayanların yeni oyunlarının ekonomi olduğunun altını çizen Yalçın “Ekonomik operasyonlarla Türkiye’nin üzerine geliyorlar, Türkiye’yi çökertmeye çalışıyorlar. Bir dolara milleti satanlara karşı bütün dolarları vatan için satan evlatlar var. Belki ekonomiyi örselersiniz, belki ülkeye gelen misafirleri tedirgin edebilirsiniz ama bu ülkeye diz çöktüremezsiniz. Unutmayın ki alemde nasıl ki şer tükenmezse, Oğuz’da da er tükenmez” dedi.

    Yalçın sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Tarihi şekillendiren, tarihe kıvam veren beş şehir var. Mısır, Şam, Bağdat, Kudüs ve İstanbul. Dördü düştü İstanbul kaldı ve şimdi İstanbul’u düşürmeye çalışıyorlar. Bu millet imkansızlıklar içerisinde onurlu mücadeleler vermiş, zor zamanlardan geçmiş, zalimlere, zorbalara karşı diz çökmemiş bir millettir, asla da diz çökmeyecektir. Kimse bu toprakları düşüremeyecektir. Emek, ekmek ve özgürlük mücadelesinin adresi Memur-Sen olarak; ’söz konusu vatansa, söz konusu bu topraklarsa, söz konusu bağımsızlıksa her şey teferruattır’ diyoruz. Önemli olan bu topraklar üzerinde bir ve beraber olmak, sağlıklı kalabilmektir.”

    “Milletle kavga edilmez aslolan millettir”

    Anayasa değişikliği görüşmelerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yalçın, “82 Anayasası’nın ruhunda vesayet, derin devlete esaret vardır. Millet de, millet iradesi de yoktur. Milletin önüne anayasayı getirmekten imtina edenler, ’bu millet ne yapacağını bilmez onu biz biliriz’ diyenler, köylü milletin efendisi deyip köylüyü Kızılay Meydanı’na sokmayanlar, çobanın oyuyla benim oyum bir mi, herkes eşit ama biz biraz daha eşitiz diyenler, kendilerini ayrıcalıklı sınıf ilan edenler bu milletten korkuyorlar. Hiç bu milletten korkmayın, rahat olun, bu millet yanlış yapmaz. Yeni Anayasa maddeleri TBMM’den geçince milletin önüne gelecek, Memur-Sen ailesi olarak bu süreçte en büyük katkıyı, en büyük desteği vermeye devam edeceğiz. Çünkü milletle kavga edilmez, aslolan millettir. Onun kararını verecek olan millettir” ifadelerini kullandı.