Etiket: Sürecinde

  • ATO Başkanı Baran: “Enflasyonla mücadele sürecinde uygulamalardan kaynaklanan mağduriyetlerin yaşanmaması gerekir”

    Ankara Ticaret Odasının (ATO) 1 No’lu Toptan Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Meslek Komitesi ile 7 No’lu Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Perakende Ticareti Meslek Komitesi Başkan ve üyeleri, ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran’ı ziyaret ederek, son dönemde artan denetim uygulamaları nedeniyle karşı karşıya kaldıkları mağduriyetleri anlattı. Baran, “Enflasyonla mücadele sürecinde üyelerimiz ellerini taşın altına koymuştur. Ancak sürecin uygulamalarından kaynaklanan mağduriyetlerin yaşanmaması gerekir” dedi.

    ATO Başkanı Baran, Başkent’in çeşitli bölgelerinde gıda sektörlerinde faaliyet gösteren ATO üyeleri adına kendisini ziyaret eden 1 No’lu Toptan Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Meslek Komitesi ile 7 No’lu Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Perakende Ticareti Meslek Komitesi Başkan ve üyelerinin ekonomik durum ve denetimler konusundaki sorunlarını dinledi. Türkiye ekonomisinin yaşadığı zor günleri atlatabilmesi için bütün aktörlerin fedakarlık yaptığına dikkat çeken Baran, özellikle denetimlerde ticari işletmelerin müşterilerin gözünde zor duruma sokulmaması gerektiğini kaydetti. Baran, “Eğer buna dikkat edilmezse oluşan kamuoyu baskısı ile üyelerimiz, vatandaşın gözünde zor duruma düşecektir” dedi.

    İki komite temsilcilerine ATO’da bulunan ve gıda sektörünü temsil eden üçüncü komiteyi de yanlarına alarak bir toplantı düzenlemelerini öneren Baran, ayrıca bu sektörlerde yapılacak yeni bir kamuoyu araştırması ile sorunların daha detaylı tespit edilebileceğini ifade etti.

    Sektör temsilcileri ortak toplantı yaptı

    Görüşmenin ardından ATO Başkan Yardımcısı Halil İbrahim Yılmaz başkanlığında ATO’nun 1 No’lu Toptan Gıda Ve İhtiyaç Maddeleri, 7 No’lu Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Perakende Ticareti ile 18 No’lu Sebze ve Meyveciler Meslek Komiteleri ile bir toplantı yapıldı. Toplantıya ATO Yönetim Kurulu üyeleri Edip Balcı, Halil İlik, Mehmet Fatih Çetinkaya ile ATO Meclis üyeleri Ali İhsan Gürel, Yusuf Şimşek, ATO Meclis Üyesi ve Ankara Hali Başkanı Ceyhan Gündüz de katıldı. Sektörlerini temsilen toplantıda söz alan komite başkan ve üyeleri, ekonomik dalgalanmadan zarar gören reel sektörün fedakârlıkla ayakta kalmaya çalıştığını ancak bu süreçte önyargılı yaklaşımlarla karşılaşmaları nedeniyle zor günler geçirdiklerini aktardılar. Sektörlerin durumunun belirlenmesi amacıyla Toptan Gıda ve İhtiyaç Maddeleri, Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Perakende Ticareti ile Sebze ve Meyveciler Meslek Komitelerinin yaklaşık 10 bin üyesi baz alınarak bir araştırma çalışması yapılması kararı alındı. Araştırmada, ticari işletmelere yapılan denetimler ve etkileri, cezai yaptırımlar, kayıt dışılık ve stok konuları başta olmak üzere ATO, üyelerin denetim uygulayan kuruluşların yaptırımları karşısındaki durumunu tespit edecek.

    “Süreci el ele atlatacağız”

    Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, gerek araştırma çalışmalarıyla, gerekse ziyaretlerle üyelerin ekonomik gelişmeler karşısındaki durumunu belirleyerek oda çalışmalarına yön verdiklerini söyledi. Ekonomik saldırılara karşı tüm ülkenin kenetlendiğini kaydeden Baran, “Bu süreci el ele vererek atlatacağımızdan kimsenin kuşkusu yok” dedi.

    Enflasyonun ekonomiye yapacağı negatif etkileri bildiklerini ve topyekûn mücadele programını desteklediklerini kaydeden Baran, sürecin uygulamasında tüm kesimlere görev düştüğünü söyledi. Reel sektörün ekonomik saldırılardan birebir etkilendiğini hatırlatan Baran, “Enflasyonla mücadele sürecinde üyelerimiz ellerini taşın altına koymuştur. Ancak sürecin uygulamalarından kaynaklanan mağduriyetlerin yaşanmaması gerekir” dedi. Baran, denetimlerde iyi niyetle işini yürüten ticaret erbaplarıyla diğerleri arasında ayrım yapılmasına azami özen gösterilmesi gerektiğini kaydetti.

    ATO’nun bünyesinde oluşturulan Disiplin Kurulu ile üye denetimlerinin gerçekleştirildiğini kaydeden Baran, “Odamız ekonomideki gelişmelerden bağımsız bir şekilde Disiplin Kurulu vasıtasıyla ticari hayatın sorunsuz devam etmesine yönelik çalışmalar yürütüyor” dedi.

    Ankara’nın Ahiliğin merkezi olduğunu ve ATO üyelerinin tamamının da Ahi geleneğini bildiğini ifade eden Baran, şunları söyledi:

    “Kamuoyunda üyelerimizle ilgili oluşan önyargı, son aylardaki dalgalanmadan büyük zarar gören ve fedakârlıklarla ayakta kalmaya çalışan iş yerlerini sıkıntıya sokuyor. Bizler kapıya gelen müşterisini siftah yapmayan komşusuna gönderen Ahilik geleneğinden geliyoruz. Ben bütün üyelerimizin bu geleneği ve ruhu bildiğine ve bu süreçte birlik beraberlik ruhu dışında hiçbir yola tevessül etmeyeceğine inanıyorum.”

  • Kdz. Ereğli’de ‘Seçim sürecinde Türkiye’ konferansı yapıldı

    Zonguldak’ın Ereğli ilçesi Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Gündem toplantılarının’ ikincisi, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlarından Saadet Oruç’un moderatörlüğünde, gazeteci ve yazarların katılımıyla gerçekleştirildi. Belediye Başkanı Hüseyin Uysal, bu tür konferansları sürdüreceklerini belirtti.

    Kdz. Ereğli Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından ilki Mart ayında gerçekleştirilen gündem toplantılarının ikincisi AKM Sinema Salonunda yoğun katılımla gerçekleştirildi.

    ‘Seçim Sürecinde Türkiye’ konulu gündem konferansına moderatör olarak Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Saadet Oruç katılırken, Star Gazetesi yazarı Ersoy Dede, Yazar Selahattin Yusuf, Akşam Gazetesi Yazarı Serkan Fıçıcı, Gazeteci Yazar Halime Kökçe ve Kamuoyu Araştırmacısı Recep Sazkaya konuşmacı olarak katıldılar.

    Oruç “Ereğli’de olmaktan mutluyum”

    Kdz. Ereğli doğumlu olan Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlarından Saadet Oruç, doğduğu topraklarda bulunmaktan dolayı mutluluk duyduğunu belirterek; “Başarılı çalışmalarını yakından takip ettiğimiz Belediye Başkanımız Hüseyin Uysal’a teşekkür ediyorum. Burada olmaktan ve sizlerle bir arada bulunmaktan çok mutluyum. Kdz. Ereğli’nin yeri bende her zaman ayrıdır, doğduğum ve çocukluğumun geçtiği Ereğli’yi her zaman yakından takip ediyorum. Tüm hemşerilerime selam ve saygılarımı sunuyorum” dedi.

    2 saat süren konferansta, Saadet Oruç’un moderatörlüğünde, 24 Kasım seçimlerine giderken Türkiye’nin gündemi, neden erken seçim kararı alındığı, iç ve dış etkenler ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gelecek vizyonu, muhalefetin durumu, kamuoyu araştırmaları gibi birçok konuda Star Gazetesi yazarı Ersoy Dede, Yazar Selahattin Yusuf, Akşam Gazetesi Yazarı Serkan Fıçıcı, Gazeteci Yazar Halime Kökçe ve Kamuoyu Araştırmacısı Recep Sazkaya görüşlerini açıkladılar.

    Konferans sonunda ayrıca katılımcıların merak ettiği sorular gazeteci ve yazarlar tarafından yanıtlandı. Belediye Başkanı Hüseyin Uysal, bu tür konferansları sürdüreceklerini belirterek; “Değerli konuklarımıza ve bu gece salonu dolduran güzel şehrimin güzel insanlarına katılımları için teşekkür ediyorum. Çok verimli bir konferans oldu. Bu tür konferanslarımızı sürdüreceğiz” dedi.

    Çok sayıda kişinin takip ettiği program sonunda Başkan Uysal, konuklarına ilçeye özgü çeşitli hediyeler takdim etti.

  • Dernekler için beyanname sürecinde son gün 30 Nisan

    AYDIN (İHA) – Derneklerin, 2017 yılı içerisindeki faaliyetleri konusunda düzenleyecekleri 2017 yılı Dernek Beyannamesini 30 Nisan 2018 tarihine kadar DERBİS sistemi üzerinden vermesi gerektiği belirtildi.

    Aydın Sivil Toplum Platformu (ASTO)Yürütme Kurulu Bakanı Veli Tiryaki, yaptığı açıklamada; “DERBİS sistemine giremeyen derneklerin İl Dernekler Müdürlüğü, ilçelerde bulunan derneklerimizin ise İlçe Kaymakamlıkları Dernekler Bürosuna vermeleri gerekmektedir. Dernekler Yönetmeliğinin 96. maddesi gereği Bilanço esasına göre defter tutan dernekler ile kamu yararına çalışan dernekler beyannamelerini Dernekler Daire Başkanlığının web sayfası üzerinden kullanıcı adı ve şifresini kullanarak doldurmak zorunludur. İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı’nın 2011/12 nolu genelge emirleri ve Dernekler Yönetmeliği’nin 83 üncü maddesi gereği, Dernek şubeleri beyannamelerini Mülki İdare Amirliği ile birlikte mutlaka bağlı bulundukları derneğe de vermek zorunda olduğu belirtildiğinden, Dernek Şubelerinin beyannamelerini, beyanname verme süreleri dolmadan iki ay önce Şubat ayı sonuna kadar mülki idare amirliği ile birlikte genel merkezlerine de göndermeleri gerekmektedir” dedi.

    Dernek yönetimlerini cezai müeyyideyle karşı karşıya kalmamaları için uyaran Tiryaki, “Dernek beyannameleri 30 Nisan 2018 tarihine kadar verilmesi kanun gereğidir. Bu tarihe kadar beyanname vermeyen derneklerin yönetim kurulu başkanları hakkında, 5253 Sayılı Dernekler Kanunu’nun 32. maddesi l fıkrası gereği idari para cezası uygulanacağı kanunda belirtildiğinden Derneklerimizin mağdur olmamaları için beyannamelerini vermeleri gerekmektedir. Dernek beyannamesini süresi içerisinde vermeyen, Dernek adına edinilen taşınmazları tapuya tescilinden itibaren 1 ay içerisinde mülki amirliğe bildirmeyen, Dernek genel kurulunda seçilen Yönetim ve Denetim Kurulunu veya bu organlardaki değişiklikler ile dernek yerleşim yerindeki değişiklikleri 30 gün içerisinde Mülki amirliğe beyan etmeyen veya bildirimde bulunmayan dernek yöneticilerine ve dernek temsilcisine bin 46 TL idari para cezası verileceği unutulmamalıdır” ifadelerini kullandı.

  • Büyüme ve Kurumsallaşma Sürecinde Değişim Yönetimi Paneli

    ‘Büyüme ve Kurumsallaşma Sürecinde Değişim Yönetimi’ konulu panel, iş dünyasının liderlerini bir araya getirdi. Gümrük ve Ticaret Bakanı Yardımcısı Fatih Çiftçi ve İstanbul Ticaret Odası Eski Başkanı Doç. Dr. Murat Yalçıntaş’ın katılımıyla gerçekleşen panelde, şirketlerde büyüme ve kurumsallaşmanın getirdiği değişimlerin yönetim süreçleri masaya yatırıldı.

    Değişim Dinamikleri Yönetim Merkezi tarafından bu yıl 4’üncü kez gerçekleştirilen ‘Büyüme ve Kurumsallaşma Sürecinde Değişim Yönetimi’ konulu panel, iş dünyasının liderlerini bir araya getirdi. Gümrük ve Ticaret Bakanı Yardımcısı Fatih Çiftçi ve İstanbul Ticaret Odası Eski Başkanı Doç. Dr. Murat Yalçıntaş’ın da katılımıyla gerçekleşen panelde, şirketlerde büyüme ve kurumsallaşmanın getirdiği değişimlerin yönetim süreçleri masaya yatırıldı.

    Yönetim danışmanlığı, değişim yönetimi, aile şirketlerinin kurumsallaşması ve insan kaynakları danışmanlığı olmak üzere birçok alanda hizmet veren Değişim Dinamikleri Yönetim Merkezi, daha önce 3 kez gerçekleştirdiği ’Büyüme ve Kurumsallaşma Sürecinde Değişim Yönetimi’ panelinin 4’üncüsü, iş dünyasının önemli isimlerini buluşturdu.

    6 oturumda büyüme ve kurumsallaşma süreci işlendi

    Gezer Ayakkabı ve Terlik ana sponsorluğunda düzenlenen panelde, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bakanı Yardımcısı Fatih Çiftçi ve İstanbul Ticaret Odası Eski Başkanı Doç. Dr. Murat Yalçıntaş konuşma yaptı. Panelde, ’İş dünyasının temelini oluşturan aile şirketlerinde büyümenin ve kurumsallaşmanın getirdiği değişimin yönetilmesi’ konusuna bakış açısı kazandırmak hedeflenirken, toplamda 6 oturumda çeşitli konular işlenirken, alanının kanaat önderleri olan profesyoneller, akademisyenler ve katılımcılar arasında çeşitli fikir alışverişleri gerçekleştirildi.

    “İşletme körlüğü yaşanmamalı”

    Açılış konuşmasını yapan Değişim Dinamikleri Yönetim Merkezi Genel Müdürü Ahmet Nedim Erdemir, aile şirketlerinin büyüme ve kurumsallaşma sürecinin zorluklarına dikkat çekerken, “Özellikle kurumsallığı hedefleyen aile şirketlerinin yatırım, farkındalık ve bilinç yaratma konusuna eğilmeleri gerektiğinin altını çizdi. Erdemir, “5 yıllık ya da 10 yıllık süreçlerde büyümeyi hedefleyen şirketlerin, bu süreçte gösterecekleri çalışma azmi ve büyüme motivasyonuna sahip yönetici ve çalışanların bu süreçteki sorumluluğunun önemi çok büyük.” diye konuştu.

    Şirketlerde gayri kurumsallaşma handikapının altını önemle çizen Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Başkanı Ahmet Cevat Acar ise: “Özellikle aile şirketlerinde gözle görülür somut değişiklikler çok da kolay değil. Elbette aile şirketi olmanın artıları olduğu gibi eksileri de var. Bir işletmeci ve yönetici olarak, kurumsallaşma konusunun tüm toplumun meselesi olması gerektiğini savunuyorum. Şirketlerin yönetim biçiminin, yöneticilerin kişisel zevklerine ve taleplerine göre değil, gayri şahsi hale getirilmesi bu anlamda çok mühim” dedi.

    Aile işletmelerinde kurallara uymanın kolay olmadığını belirten Acar, “Aile meseleleri ile iş meselelerin birbirinden ayrılması ve dengelenmesi çok mühim. Aile bireylerinin aile içerisindeki rolleri ile şirket yönetimi içerisindeki rollerinin birlikte yürütülmesi, genellikle şirketlerde sorun teşkil ediyor. kamu desteklerine ve kuşak farkına dikkat çeken Ahmet Cevat Acar, “KOSGEB, yenilikçi girişimlere destek veriyor ancak alınan bu yatırım, şirketleri rehavete düşürme gibi bir handikap yaratıyor. Bu yatırımı doğru yönetmekte fayda var. Bildiğiniz üzere aile şirketlerinin geçmişi çok uzun bir tarihe dayanmıyor. Hal böyle olunca, şirketin ilk kurucularının dönemindeki rekabet şartları ile, şu an mevcut olan rekabet koşulları çok daha farklı. Dolayısı ile bu değişime adaptasyon önemli.” diyerek sözlerini tamamladı.

    Bakan Yardımcısı Çiftçi: “Çok güçlü aile şirketlerimiz var”

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bakanı Yardımcısı Fatih Çiftçi, iç ticareti düzenleyen bir bakanlık olarak, değişimi çok önemsediklerini belirterek, “Bakanlık olarak AR-GE anlamında çok ciddi çalışmalar yürütüyoruz. İş dünyasının gelişmediği ve büyümediği bir ekonominin kalkınması mümkün değildir. Bildiğiniz üzere aile şirketlerinin çok büyük bir kısmı KOBİ’lerden oluşuyor ve onların hem daha çok kazanması hem de kurumsallaşması için çok ciddi çalışmalar yürütüyoruz” dedi.

    İşletmelerin ayakta kalabilmesinin yolunun bilgiye en önce ulaşmak ve elde ettikleri bilginin değer zincirine katılmasından geçtiğinin altın çizen Çitfçi, “Bir ulusun zenginliği; rekabetçiliğini, inovasyon kapasitesini ve endüstrisinin kalitesinin yükselmesine bağlıdır. Günümüzde dünyanın rekabet üstünlükleri, büyük ölçüde bilgi ekonomisine dayanmaktadır. Artık zenginliklerin kaynakları, yeni fikirler ve yeni fikirleri içeren ürünler, hizmetler ve çözümler olmaktadır. Bu yüzden kurumsallaşma ve değişim, çok büyük önem arz etmektedir. Ancak değişen dünya şartlarına uyum sağlamayı, değişimi doğru yönetmeyi bilen şirketlerin hayatta kalabildiği günümüzde, kurumsallaşmayı başarabildikleri ölçüde mümkündür. Nokia ve Kodak, geçmişte çok büyük markalarken, günümüzde bu değişimi sağlayamadıkları için çok daha geride kalmışlardır” ifadelerini kullandı.

    Çiftçi, “Bunun tam aksine, bizim ülkemizde çok önemli başarılı örnekleri de söz konusudur. Bu yüzden yerel pazarda kalmayıp, ulusala açılmak, AR-GE, inovasyon ve insan kaynaklarına yatırım yapmak gerektirmektedir. Diğer taraftan Türkiye’de Sabancı Holding, Koç Holding ve Yıldızlar Holding gibi başarı sağlamış aile şirketleri de vardır” diye konuştu.

    Türkiye’deki aile şirketlerinin yüzde 30’unun 2’nci kuşak, yüzde 12’sinin 3’üncü kuşak ve yüzde 3’ünün 4’üncü kuşak şirketler olduğunun altını çizen Bakan Yardımcısı Çitfçi, “Aile şirketlerinin ortalama ömrü 25 yıl. Bu şirketlerin başarıya ulaşmasının yolu ise kuşak çatışmasının önüne geçmek, kurumsallaşmak ve sürdürülebilir bir şekilde bu grafiği korumak. Bu noktada şirketlerle beraber aileyi de kurumsallaştırabilirsek, profesyonel bir yaklaşımla sürdürülebilir bir aile şirketi oluşturmak daha kolay olur. İnanıyorum ki ülkemiz için sabır gerektiren markalaşma dönemi, uluslararası arenada başarıyla sonuçlanarak, markamız gururu olacaktır, ülkemizin büyüme ve kalkınmasına en büyük katkıyı sağlayacaktır. Ben Değişim Dinamikleri’nin bugünkü etkinliğinin hayırlı sonuçlar vereceğine inanıyorum” diyerek konuşmasını tamamladı.

    “Şirketlerin batma sebebi kötü yönetim”

    2005 ile 2013 yılları arasında İstanbul Ticaret Odası başkanlığı görevini yürüten Doç. Dr. Murat Yalçıntaş ise, “Birçok aile şirketi, aile bireyleri arasındaki anlaşmazlıklar nedeni ile faaliyetlerini sonlandırma kararı alıyor. İşletmelerin çok büyük bir kısmının batma sebebi kötü yönetimdir. Kötü yönetimin alt kırılımlarına bakacak olursak, bunun 1 numaralı sebebi nesilden nesile geçişin doğru olarak yapılamamasıdır. O anlamda Gezer Ayakkabı ve Terlik’in yanı sıra, Değişim Dinamikleri, bu aktarımın çok doğru iki örneği” diyerek sözlerini noktaladı.

  • Mülteci öğrencilere uyum sürecinde ‘sanat’ desteği

    Küçükçekmece’de sosyal ve kültürel hayata adapte olabilmeleri için mülteci öğrencilere sanat eğitimi veriliyor. ‘Usta ve Çırak’ isimli sergiyi gezen öğrenciler; minyatür, ebru ve kaligrafi branşlarında atölye çalışmasına katılarak, geleneksel sanatları uygulamalı olarak izleme imkanı buluyor.

    Küçükçekmece Belediyesi, mülteci öğrencileri, sosyal ve kültürel uyumlarına katkı sağlamak ve eğitimlerine destek olmak amacıyla geleneksel sanatlar atölyesinde buluşturdu. Mülteci öğrencilere geleneksel sanatlar hakkında bilgi ve tecrübe edinecekleri bir program düzenleyen Küçükçekmece Belediyesinin etkinliğine; Toki Güneşpark Evleri Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Küçükçekmece Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde okuyan 30 mülteci öğrenci katıldı.

    Uygulamalı sanat eğitimi

    Suriye, Afganistan, Mısır ve Doğu Türkistan’dan gelen mülteci öğrenciler, Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde sanatseverlerle buluşturulan ‘Usta ve Çırak’ isimli sergiyi Geleneksel Sanatlar Akademisi Yöneticisi Hakan Dağlı eşliğinde gezerek, bilgi aldı. Minyatür, ebru ve kaligrafi branşlarında atölye çalışmasına katılan öğrenciler, geleneksel sanatları uygulamalı olarak izleme imkanı da buldu.

    “Bizim için büyük kazanç”

    Geleneksel Sanatlar Akademisi Yöneticisi Hakan Dağlı, mülteci öğrencilere Türk geleneksel sanatlarını tanıtmak amacıyla yola çıktıklarını ifade ederek, “Öğrencilerimiz burada ebru, kaligrafi ve minyatürün yapım aşamalarını da görecekler. Belki ilerde bu sanatlarda kendilerini geliştirecekler. Bu bizim için büyük bir kazançtır” diye konuştu.

    “Uyum sürecine katkıda bulunmak istedik”

    Toki Güneşpark Evleri Anadolu İmam Hatip Lisesi Resim Öğretmeni Nursel Akkaymak, mülteci öğrencilerin zor günler geçirdiğine ve uyum süreci yaşadıklarına dikkat çektiği konuşmasında, “Öğrencilerimiz, ülke değişikliği, yeni bir ortam ve arkadaşlar arasında kendilerini var etmeye çalışıyorlar. Aslında amaç onlara bir ayna olmaktır. Onları biraz olsun motive etmenin yolunun öncelikle sanattan geçeceğine inanıyorum. Türk kültürünü en iyi sanat yoluyla tanırlar. Bizlere destek olan Küçükçekmece Belediye Başkanı Temel Karadeniz’e ve GSA Yöneticisi Hakan Dağlı’ya teşekkür ederim” diye konuştu.

    “Türkiye’ye geldikten sonra sanatla ilgilenmeye başladım”

    Suriyeli mülteci öğrenci 16 yaşındaki Sidra Hammad, Türkiye’ye geldikten sonra sanatla ilgilenmeye başladığını söyleyerek, “Suriye’deki savaşta ağabeyimi kaybettim. Çok zor günler geçirdik. Türkiye’ye geldik. Hiç Türkçe bilmiyordum. Arkadaşlarım ve öğretmenlerim bana çok yardımcı oldu. Hat sanatıyla ilgilenmeye başladım. Buraya gelmeseydim belki Suriye’de okuluma bile devam edemeyecektim. Atölye çalışması bana katkı sağladı ve sanata biraz daha yakınlaştım. Hat sanatında kendimi geliştirmek istiyorum ve Türk Dili ve Edebiyatı okumayı hedefliyorum. Bizlere bu uyum sürecinde yardımcı olan herkese teşekkür ederim” dedi.

    “Türk sanatını tanımak istiyoruz”

    Atölye çalışmasına katılan Afganistanlı Hadia Noovi isimli öğrenci bu tür çalışmalara katılmaktan mutlu olduğunu ifade ederek emeği geçenlere teşekkür etti. Türkiye’ye Mısır’dan gelen Salma Khaled ise Türk sanatını tanımak istediğini dile getirerek, atölye çalışmasının arkadaşlarına ve kendisine büyük katkı sağladığına dikkat çekti.