Etiket: SÜRECİ

  • Rektör Ataç, üniversitelerdeki uzaktan eğitim süreci ve geleceğini anlattı

    Rektör Ataç, üniversitelerdeki uzaktan eğitim süreci ve geleceğini anlattı

    Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Ataç, TRT Radyo 1’de yayınlanan ’Ailece’ Programı’nın konuğu olarak, üniversitelerdeki uzaktan eğitim süreci ve geleceğini anlattı.

    Rektör Prof. Dr. Ahmet Ataç, Mutlu Füsun Küçük, Sinem Erdem Ünlü ve Dilek Oral Karasu’nun hazırlayıp, Emre Şimşek’in sunuculuğunu yaptığı, TRT Radyo 1’de, hafta içi her gün, 10.05 ile 11.00 saatleri arasında canlı yayınlanan ’Ailece’ Programında, Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nin uzaktan eğitim sürecini anlatıp, program sunucusu Emre Şimşek’in sorularını yanıtladı.

    Uzaktan eğitime en erken geçen üniversitelerden biri

    Üniversitelerde uzaktan eğitim süreci ve geleceğinin konuşulduğu programda, Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nin, mevcut bilgi işlem alt yapısı, dijital dönüşüm çalışmaları, akademik ve idari personel yetkinliğiyle birlikte, pandemi sürecindeki uzaktan eğitime geçiş dönemini, 19 Mart’ta Destek Kılavuzları ve Eğitim Videolarını üniversitenin web sayfasında yayınlayarak başlattığını dile getiren Rektör Ataç, hazırlanan eğitim dokümanlarının, öğretim elemanı ve öğrencilerin erişimine sunulmasıyla 23 Mart tarihinde, tüm süreçlerini netleştirerek, uzaktan öğretim sürecine en erken geçiş yapan üniversitelerden birisi olduğunu kaydetti.

    “Şu ana kadar herhangi bir aksaklık yaşanmadı”

    Rektör Prof. Dr. Ataç, programda, sunucu Emre Şimşek’in, Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nin uzaktan eğitim sürecindeki başarısını neye borçlusunuz? sorusuna, “Başarımızın sebebi öngörümüz, paydaş fikirlerini alıyor ve itibar ediyor oluşumuz, mevcut alt yapımızla birlikte gelişen sürece göre aksiyon almamız. Erişim istatistikleri incelendiğinde, öğrencilerin bu süreçte online derslere katılımlarının ve ders materyallerine ilgilerinin yoğun olduğu gözlemlenirken; herhangi bir günde 20 binin üzerinde katılımcının, 17 binden fazla ders ekibinde 60 bin saat ders videosuna erişebildiği sistemde, şu ana kadar herhangi bir aksaklık yaşanmadı.” cevap verdi.

    “Canlı derslerimiz öğrencilerimizin yoğun katılımıyla devam ediyor”

    Üniversitelerindeki uzaktan eğitim başarısını yaz okuluyla devam ettirdiklerini kaydeden Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Ataç, “Pandemi süreciyle birlikte Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nin devam eden uzaktan eğitim başarısı, açılan yaz okulları ile devam etti. Açılan yaz okulu derslerine farklı üniversitelerden 8 bin öğrenci olmak üzere toplam 16 bin 500 üniversite öğrencisi kayıtlanarak bu sürece dahil oldu. Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) eğitim-öğretim süreçlerinin mümkün olduğunca kesintiye uğramadan sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için, almış olduğu kararlar doğrultusunda yüksek lisans, doktora tez savunma, doçentlik sözlü sınavları dijital ortamda gerçekleştirildi. Ön lisans ve lisans seviyelerindeki programlara yerleşmek için yabancı uyruklu öğrencilere yönelik yapılan Yurt Dışı Öğrenci Kabulü Seçme Sınavı (YÖS), Covid-19 salgınına yönelik alınan tedbirler nedeniyle, online olarak uygulandı. 2020-2021 eğitim-öğretim yılında örgün öğretim programları kapsamındaki derslerin uzaktan eğitim yoluyla senkron (eşzamanlı) olarak yürütülmesi yönünde karar alan üniversitemiz, eğitim-öğretimin ilk gününde derslere 28 bin 232 kişi ile başlarken, 5 bin ders 3 bin saat canlı ders yayını gerçekleştirdi. Canlı derslerimiz öğrencilerimizin yoğun katılımıyla devam ediyor” ifadelerini kaydetti.

    Programın yapımında ve yayında emeği geçenlere teşekkür eden Rektör Ataç, “Öğrencilerimizi çok özledik. Onları seviyor, süreci endişe ile takip eden ailelerin gönüllerinin rahat olmasını tavsiye ediyorum” şeklinde konuşarak sözlerine son verdi.

  • OMÜ’nün Eğitimde Revizyon Süreci İlahiyat Fakültesi’nden başladı

    OMÜ’nün Eğitimde Revizyon Süreci İlahiyat Fakültesi’nden başladı

    Dünyadaki gelişmeleri dikkate alan, istihdam alanlarının beklentilerini karşılayan yeterlilik ve donanıma sahip nitelikli öğrenciler yetiştirmek amacıyla eğitimde revizyona giden Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ), revizyon sürecine İlahiyat Fakültesi’nden başladı.

    Rektör Prof. Dr. Yavuz Ünal, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cengiz Batuk ve Prof. Dr. Fehmi Yazıcı, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Metin Yılmaz, İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcıları ve İlahiyat Fakültesi bölüm başkanlarının katıldığı eğitim revizyonu toplantısına, anabilim dalı başkanları ve öğretim üyeleri de internet üzerinden eşlik etti.

    Toplantıda fakültenin amacı, yeterlilikleri, güçlü ve zayıf yönleri, fırsatları, alt yapısı, hedefleri ve beklentileri hakkında yapılan ayrıntılı bir değerlendirmenin ardından ders programlarının içeriği gözden geçirildi. Bölüm başkanları ve anabilim dalı başkanları da kendi alanları ve müfredatları ile ilgili bilgi ve görüşlerini bildirdi.

    19 fakülte, 1 yüksekokul, 12 meslek yüksekokulu, 2 enstitü, 1 konservatuvar ve 24 uygulama araştırma merkezinde çalışmaların sürdürüleceğini ifade eden Rektör Ünal, köklü bir çalışma yapılacağına dikkat çekti. Dünya standartlarında, Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılayan ve eğitimde kaliteyi arttıracak yeni eğitim müfredatının uygulanması için çalışma başlattıklarına işaret eden Rektör Prof. Dr. Yavuz Ünal, revizyona İlahiyat Fakültesinden başladıklarını kaydetti.

    “Donanımlı, topluma faydalı örnek bireyler yetiştirmeyi amaçlıyoruz”

    İlahiyat Fakültesi’nin amacının; mesleğin gerektirdiği asgari donanıma sahip, öğrendiklerini topluma başarıyla aktarabilen, meslek ahlâkına sahip örnek bireyler yetiştirmek olduğunu belirten Rektör Prof. Dr. Yavuz Ünal, fakültenin öğretim üyeleriyle birlikte bu amaç doğrultusunda yapılan çalışmaları aktardı.

    OMÜ İlahiyat Fakültesi’nin köklü bir fakülte olduğuna dikkat çeken Rektör Ünal, fakültenin taban puanı, başarı sıralaması ve mezunlarının KPSS başarı ortalamalarının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu belirterek eğitimde yapılacak revizyonla bu ortalamayı daha da yukarıya taşımayı hedeflediklerinin altını çizdi.

    Güçlü akademik kadrosunu, öz kaynak potansiyelini, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarıyla olan iyi ilişkilerini, kampüs içinde yer alan camiye yakın olmasını, öğrencilerine barınma ve ulaşım imkânları sunmasını OMÜ İlahiyat Fakültesi’nin güçlü yönleri olarak sıralayan Rektör Prof. Dr. Yavuz Ünal, Fakültenin mevcut eksiklikleri de belirtti.

    Yapılan durum değerlendirmesinin ardından eksikliklerin giderilmesi hususunda fikir alışverişinin yapıldığı toplantıda, elde edilen sonuçlar maddelenerek hayata geçirilmesi planlanan uygulamalar, ilgili öğretim üyelerince değerlendirildi. Toplantıda özellikle İlahiyat Fakültesi’nde verilen Arapça dil eğitimin içeriği ve yeterliliği üzerinde duruldu.

    Ders içeriklerinin, yeterlilikler çerçevesinde ve anabilim dalı ve birim sorumlularıyla istişare edilerek gözden geçirilmesinin gerekliliği hususunda görüş birliğine varılan toplantıda; birbiriyle çakışan ders içeriklerinin revizesi, aynı dersi birden fazla akademisyenin vermesi durumunda ortak müfredatın uygulanarak koordine edilmesi gibi konular tartışılarak üzerinde çalışılması ve bir dahaki revizyon toplantısında değerlendirilmesi kararlaştırıldı.

  • Klinik Psikolog Dila Soğancı: “Yas süreci yaklaşık 1 yıl devam eder”

    Klinik Psikolog Dila Soğancı: “Yas süreci yaklaşık 1 yıl devam eder”

    Klinik Psikolog Dila Soğancı, “Yas süreci, kişi yakınını kaybettiği andan itibaren başlayıp yaklaşık 1 yıl kadar devam eder. Yas sürecinin şok, hissizlik, öfke gibi evrelerini geçemezseniz ya da yakınlarınızda böyle bir durumu gözlemlerseniz psikolojik destek almak gereklidir” dedi.

    Medicana Samsun Hastanesi’nden Klinik Psikolog Dila Soğancı yas süreci konusunda bilgiler verdi. Yas sürecini tanımlamakla başlayan Soğancı, “Bütün canlılar için sevdiği, bağlandığı birini kaybetmek ve bu süreçle başa çıkmak kolay değildir. İnsan için hayatta yas tutmaktan daha büyük ve zor bir uğraş yoktur. İnsan, doğum anından itibaren sevgiye ve güvene dayalı ilişkiler kurar. İnsan, hayatında bir şeyler yolunda gitmediğinde, kendini mutsuz hissettiğinde, bağlılık oluşturduğu kişilerin yanına koşar. Peki ya bu derin bağlılık oluşturduğu kişiye ya da kişilerin başına bir şey gelirse? İşte o zaman yas duyguları diye tabir edilen, kaygı, üzüntü, keder gibi duyguları yoğun olarak yaşamaya başlar. Yaşam süresince çeşitli sebeplerle yaşanan kayıplar ve bu kayıplar karşısında verilen tepkiler, hissedilen duygular ile değişen fizyolojinin tümünü ‘yas’ olarak tanımlıyoruz. Yas sürecini; evcil hayvanımızın ölümü, çalışmakta olunan işin kaybı, savaşlar, büyük toplumsal felaketler, partnerinden ayrılma, ebeveynlerin boşanması, hamilelik dönemi bebeğini düşürme ya da hamileliğin sonlanması, sakatlığa bağlı olarak hareket kısıtlanması ve yaşam sürdürülen ülkeden ayrılma sebepleriyle yaşanabilir” diye konuştu.

    Yas süreci nasıl bir süreçtir?

    Yas sürecinde yaşanan evrelere değinen Klinik Psikolog Dila Soğancı, “Yas süreci, kişiden kişiye değişmektedir. Aynı şekilde yas tutan, aynı tepkileri ve duyguları yaşayan iki kişi bulmak bile zordur. Kaybın şekli, daha önce yaşanılan kayıp yaşantısı, kaybedilen kişiyle ilişkinin yakınlığı ve kalitesi, dini ve kültürel inançlar, kişinin baş etme becerisi, fiziksel sağlık ve destek kaynakları gibi birçok neden yas sürecini kişiye özgü bir hale getirir fakat kişiler benzer duygular yaşar ve benzer tepkiler verir. Yas sürecinin uzunluğu da kişiden kişiye değişen bir durumdur. Yas süreci, kişi yakınını kaybettiği andan itibaren başlayıp yaklaşık 1 yıl kadar devam eder. Genellikle bu bir yıllık süreçte kişi ilk etapta şok ve hissizlik yaşar. Şaşkınlık, kabullenememe, inkâr, ne hissettiğini bilememe, kafa karışıklığı ve karar verme yetisinin kaybolması da ilk tepkiler arasındadır. Ardından, kişi içinde olduğu durumu ölümü/kaybı bir süre reddedebilir, hiçbir şey olmamış gibi gündelik yaşamına geri döndüğü davranışlar sergileyebilir. Bu tepkiler yaşanılan üzücü durumdan kısa bir süre sonra oluşmaktadır. Kişi daha sonra üzüntü ve özlem hissetmeye başlar. Kaybedilen/ölen kişiyle olan anılar, sosyal çevresi içinde yad edilir. Yalnızlık ve öfke gibi duygular bu sürecin bir parçasıdır. Kişi genellikle ‘neden ben’ sorusunu sorar. Ölen/kaybedilen kişiye de, bırakıp gittiği için öfke yaşanır. Ani duygu değişimi de bu süreçte yaşayabilir. Ölüm/kayıp sonrası içteki sürecin bastırılmaması gerekmektedir, bu nedenle sadece ilaç tedavisi ile kişinin yaşadığı yas süreci çözülmez. Yas sürecinin önemli bir aşaması da, kişinin kaybı/ölümü kabullenmesidir. İşte bu aşamada kişi sosyal ve iş hayatında bir takım güçlükler yaşar. Son evre olan kabullenme evresinde, kişi artık ölümü/ kaybı kabul ederek normal yaşama dönmeye başlar. İlki kaybedilen kişinin kim olduğudur; kişi sevdiği ve bağlı olduğu Yas sürecini etkileyen faktörlerden birini kaybettiğinde, psikolojik olarak daha sancılı bir sürece girer. Eşini kaybetmiş biri, dostunu, arkadaşını, güvencesini, çocukları varsa eğer onların ebeveynini de kaybetmiş olmaktadır. Diğer bir faktör kaybedilen kişiyle olan ilişki niteliğidir. Kaybedilen kişiyle sürekli yaşanılan bir sorun varsa, bunların çözümlenememesi, kişinin kendini suçladığı bir yas süreci yaşamasına neden olabilir. Kişinin nasıl kaybedildiği/öldüğü de önemli faktörlerden biridir. Örneğin intihar edip ölen bir kişinin yakınının yaşadığı yas süreciyle, uzun süre kanser tedavisi görüp ya da uzun süre yoğun bakımda kalıp ölen bir kişinin yakınının yaşadığı yas süreci ve yas uzunluğu farklılık göstermektedir” şeklinde konuştu.

    Profesyonel destek almak gerekir mi?

    Profesyonel destek alınması gerek durumları anlatan Klinik Psikolog Soğancı, “Doktor kontrolsüz ilaç kullanma, alkol tüketimindeki artış, kendine zarar vermeyi düşünme, sürekli olarak sorumluluklarını ve öz bakımını ihmal etme, yas sürecinin 1 yıldan fazla sürmesi ve kişinin kendi hayatına dönemediği durumlar, kişinin kendini sosyal hayattan izole etmesi, ölüm ve ölümü anımsatan konulardan konuşmaktan kaçma, yas sürecini yaşamamak için kişinin kendine sürekli meşgul etmesi, fiziksel şikâyetlerin artması, kişinin yoğun suçluluk duygusu hissetmesi gibi durumlarda profesyonel destek almak gereklidir” ifadelerini kullandı.

    Yas sürecini daha sağlıklı geçirebilmek için neler yapılabilir?

    Yas sürecini daha sağlıklı geçirmek için yapılabileceklerden bahseden Soğancı, “Kişinin kendine sabırlı ve anlayışlı olmayı öğrenmesi, yas süreciyle baş edebilmek için kendine süre tanıması gerekmektedir. Yas sürecini tek başına yaşamak yerine, güvenilen birine yaşanılan hisleri anlatmak, kişiye sosyodestek olacaktır. Uyku, besin gibi temel ihtiyaçlara özen göstermek, yas süreciyle baş edebilmek ve daha kısa sürede yas sürecinizi tamamlama adına gereklidir. Eğer aile içi bir kayıp var ise; ailedeki diğer yas tutan kişileri üzmemek, onlara karşı güçlü görünmek ve onları korumak için, yaşadığınız duygular aile içinde dile getirilmekten kaçınılabilir. Fakat aile içinde hissedilen duyguları konuşmak, anıları paylaşmak ailecek birbirinizi daha iyi tanıyıp ve bu yas sürecini başlatıp bitirmeyi sağlar. Yıldönümü, bayram, doğum günü gibi kişiler için önemli günler zor geçebilir. Bu günlerde birinden destek almak, yanında olmak yaşanılan zorluğu azaltır. Yaşanılan yas süreci ne şekilde olursa olsun, bu tepkilerin normal tepkiler olduğunu unutmayın. Fakat bu sürecin olması gerektiğinden fazla sürmemesi önemlidir. Yas sürecinin şok, hissizlik, öfke gibi evrelerini geçemezseniz ya da yakınlarınızda böyle bir durumu gözlemlerseniz psikolojik destek almak gereklidir” sözlerine yer verdi.

    Peki ya kaybı olan çocuklar…

    Çocuklara ölümü anlatmakla ilgili tavsiyeler veren Dila Soğancı şunları söyledi:

    “Çocuklar için bu durumlarda açık ve dürüst olunması gerekmektedir. Çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun açıklamalarda bulunulmalıdır. İlk olarak çocuğa doğumun, büyümenin ve ölümün ne demek olduğu anlatılmalıdır. Ölüm/kayıp; seyahate çıktı, yolculukta gibi kavramlarla açıklanmamalıdır ve bu durum bir anda söylenmemelidir. Örneğin, bir kaza sonucu oluşan bir ölüm var ise; aşama aşama anlatın (ambulans geldi, hastaneye gidildi vs.). Çocuğun soru sormasına izin verilmelidir. Çocuk yas sürecinde aynı soruları tekrar tekrar sorabilir, bu konuda sabırlı olup tutarlı cevaplar verilmelidir. Olayı olduğu gibi, sadece çocuğun yaş seviyesine uygun biçimde anlatmaya dikkat edilmelidir. Çocuğa, hayatta kalan diğer kişilerin güvende olduğunu belirtilmelidir. Üzülmesin diye çaba sarf etmek yerine, duygularını ve üzüntülerini anlamaya çalışıp ortak olunmalıdır. Ölen/kaybedilen kişiye ait eşyalar çocuğun etkilenmesinden korkup ortadan kaldırmamalıdır, çocuğunuzun cenaze törenine katılmasına izin verilmelidir. Çünkü kaybı/ölümü çocuk için gerçek kılabilmek önemlidir. Ayrıca çocuğun psikolojik destek alması da gerekebilir.”

  • 4B Yazılım’dan KVKK uyum süreci hizmeti

    4B Yazılım’dan KVKK uyum süreci hizmeti

    Van’da 4B Yazılım Bilgi Teknolojileri Adli Bilişim Mühendisi Olgucan Güden, kentte Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) uyum süreci hizmetine başladıklarını ifade etti.

    Avrupa Birliğine uyum kapsamında hazırlanan KVKK’nın 24 Mart 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu tarafından kabul edilerek kanunlaştığını ifade eden Güden, kanunun 7 Nisan 2016 tarih ve 29677 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiğini söyledi. 4B Yazılım olarak başta Van olmak üzere birçok bölgedeki firmalara KVKK uyum süreci hakkında teknik ve idari danışmanlık yapmak üzere 2018 yılında KVKK uyum süreci hizmeti başlattıklarını vurgulayan Güden, “Van’da da bu hizmeti veren ilk ve tek firmayız. Eğitim hizmetini de 24 Eylül 2018 basım tarihli KOSGEB destekli kataloğumuzda dile getirdik. Bu durum cezai işlemler başladığı zaman birçok firmanın başını ağrıtacaktır. Veri barındıran herkesi bu sürece ayak uydurmaya davet ediyoruz” dedi.

    Bazı firmaların KVKK hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmadığının altını çizen Güden, “Bazı çevreler KVKK uyum sürecinden sadece çalışan sayısı 50’den fazla veya yıllık mali bilançosu 25 milyondan fazla olan firmalar sorumlu sanıyor. KVKK kişisel veri tutan herkesi ilgilendiriyor. Yine bazı veri sorumluları VERBİS kaydı yaparak sorumluluklarını yerine getirdiklerini düşünüyorlar. Bu konuyu kurul şu şekilde açıklamaktadır, ‘Veri sorumluları tarafından VERBİS’e kayıt başvuru formu iletilmesi ve formun kurum tarafından onaylanması, sicile kayıt yükümlülüğünün yerine getirilmesinde tek başına yeterli değildir. Son kayıt tarihinden önce, kurum tarafından iletilen kullanıcı adı ve parola ile VERBİS’e giriş yapılarak irtibat kişisi atanması ve atanan irtibat kişisi tarafından da bildirimlerin tamamlanarak VERBİS ekranı üzerinden gönderilmesi gerekir. VERBİS yükümlülüğü ’bulunan’ veya ’bulunmayan’ tüm veri sorumlularının, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununa uyum göstermesi ve kişisel verilerin güvenliği konusunda gerekli olan her türlü teknik ve idari tedbirleri alması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

    Kişisel Verilerin Korunması Kanununa uyum sağlamayanlara maddi cezaların verildiğini de hatırlatan Güden, “Her şirkete maddi maliyeti en düşük ceza 36 bin 49 TL, en yüksek ceza ise 1 milyon 982 bin 902 TL’dir. Ayrıca şirket yöneticileri hakkında 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası da bulunmaktadır. Van’da Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hakkında firmaların çoğu yanlış yönlendiriyor ya da bilgiye sahip değiller. İvedilikle herkesin bu kanunun uyum sürecine göre yapılanmaları gerekmektedir. Bu anlamda 4B olarak Van’da KVKK uyum süreci danışmanlığını başlatan ilk firma olmanın gururunu yaşıyoruz” diye konuştu.

  • Sanayi ve çevre altyapısı MDP sözleşme süreci tamamlandı

    Sanayi ve çevre altyapısı MDP sözleşme süreci tamamlandı

    Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı tarafından TR81 (Zonguldak, Karabük, Bartın) Düzey 2 Bölgesi’nde iş ve yatırım ortamının iyileştirilmesi amacıyla 18 Ekim 2019 tarihi itibarıyla ilan edilen 2020 Yılı Sanayi ve Çevre Altyapısı Mali Destek Programı kapsamında destek almaya hak kazanan projelerin listesi 10 Haziran 2020 tarihi itibarıyla kamuoyuna ilan edildi.

    Değerlendirme sonuçlarının ilanını takiben sözleşmeye davet mektupları gönderildi ve sözleşme imzalama işlemleri 23 Ekim 2020 tarihi itibariyle sona erdi. 2020 Yılı Sanayi ve Çevre Altyapısı Mali Destek Programı kapsamında Zonguldak ilinden 7, Karabük ve Bartın illerinden 5’er olmak üzere toplamda 17 adet proje ile sözleşme imzalandı. 19.996.542,96 TL kaynak aktarımı ve 29.752.333,90 TL tutarında altyapı yatırımı sözleşmeye bağlandı.