Etiket: Sürdürülebilir

  • Sürdürülebilir Kampüs Projesi’nde ödüller sahiplerini buldu

    Siemens Türkiye ve Koç Üniversitesi’nin iş birliğiyle bu yıl ilk kez hayata geçirilen Sürdürülebilir Kampüs Projesi’nde ödüller sahiplerini buldu. “Ulaşım”, “Enerji ve Bina Teknolojileri”, “Geri Dönüşüm”, “Endüstri 4.0, Dijitalizasyon, Nesnelerin İnterneti” ve “Beşeri Faaliyetler” olmak üzere beş farklı kategoride geliştirilen sürdürülebilirlik projelerinin değerlendirildiği yarışmada Green Brains grubu birinciliğe layık görüldü.

    Siemens Türkiye Sürdürülebilirlik Ofisi ile Koç Üniversitesi ortak girişimiyle ilk kez hayata geçirilen Sürdürülebilir Kampüs Projesi’nde kazanan öğrenci grubu belli oldu. “Ulaşım”, “Enerji ve Bina Teknolojileri”, “Geri Dönüşüm”, “Endüstri 4.0, Dijitalizasyon, Nesnelerin İnterneti” ve “Beşeri Faaliyetler” olmak üzere beş farklı kategoride düzenlenen yarışmada birincilik ödülü, kampüs içerisindeki karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik teknolojileri kullanarak oluşturdukları proje nedeniyle Green Brains grubuna verildi.

    Sanayi-üniversite iş birliğine dair güçlü bir örnek

    Proje kapsamında, öğrencilerin daha sürdürülebilir kampüsler ve çevre problemlerine karşı çözümler odaklı sürdürülebilirlik projeleri değerlendirildi. Sürdürülebilir Kampüs Projesi, sanayi-üniversite iş birliğine dair güçlü bir örnek olarak da dikkat çekiyor. Kampüsteki karbon emisyonunu azaltmak amacıyla Koç Üniversitesi ev sahipliğinde geçtiğimiz gün düzenlenen ödül törenine, Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis ve Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Umran İnan ile birlikte projenin jüri üyeleri, öğrenciler ve iki kurumun üst düzey temsilcileri katıldı.

    Sürdürülebilir Kampüs Projesi’nde, Siemens Türkiye’nin kampüs operasyonları çerçevesindeki yetkinlik ve deneyimi, Koç Üniversitesi’nin akademik ve araştırma yetkinliği ile birleştirildi.

    Siemens Türkiye’nin Kartal ve Gebze’deki kampüsleri ile Koç Üniversitesi Rumelifeneri Kampüsü birer araştırma laboratuvarı olarak kullanıldı ve kampüs operasyonları için sürdürülebilir bir model yaratmaya odaklanıldı. Öğrencilerin “Ulaşım”, “Enerji ve Bina Teknolojileri”, “Geri Dönüşüm”, “Endüstri 4.0, Dijitalizasyon, Nesnelerin İnterneti” ve “Beşeri Faaliyetler” kategorilerinde geliştirdikleri sürdürülebilirlik projeleri, aralarında Siemens Türkiye yöneticilerinin de bulunduğu 8 kişilik jüri tarafından değerlendirildi.

    Birinci olan Green Brains grubu, Siemens’in Almanya-Münih’teki merkez binasını ziyaret etme imkanının yanı sıra Sürdürülebilir Kampüs Operasyonları Sertifikası’nı ve 5 bin TL’ye kadar proje bütçesi almaya hak kazandı. Birinci olan gruba ödülü, Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis ve Koç Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Umran İnan tarafından sahnede takdim edildi.

    “2023’te karbon-nötr bir şirket olmayı hedefliyoruz”

    Törende konuşma yapan Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis, “Siemens Türkiye olarak, sanayi-üniversite iş birliklerinin gerek iş gerekse toplum yaşamına değer katan ortaklıklar olduğuna inanıyoruz. Üniversitelerin akademik birikimi ile Siemens gibi köklü sanayi kuruluşlarının uygulamaya dayalı deneyiminin bir araya gelmesi hem eğitim hem de kalkınma anlamında önemli adımlar atılmasını sağlıyor. Koç Üniversitesi ile birlikte yürüttüğümüz ve dijitalizasyonu odağına alan Sürdürülebilir Kampüs Projesi bu anlamda gerçekleştirdiğimiz değerli çalışmalardan biri oldu. Siemens Türkiye’de sürdürülebilirlik odak noktalarımızdan birini oluşturuyor. Sürdürülebilir bir gelecek için de dijitalleşmenin sunduğu imkanlardan mutlaka yararlanmak gerekiyor. Biz, Siemens Türkiye’de çevresel sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği açısından dijitalizasyonun sunduğu imkanlar sayesinde 2023 yılında karbon-nötr bir şirket olmayı hedefliyoruz. Sürdürülebilir Kampüs Projesi’nin de bu anlamda oldukça değerli bir katkı sunacağını düşünüyorum. Koç Grubu ile 60 yılı aşan iş birliğimizi farklı bir boyuta taşıyan bu projeye katılan gençlerimizi tebrik ediyor, destek veren akademisyenlere şükranlarımızı sunuyorum.”

    Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Umran İnan ise, “Koç Üniversitesi olarak ‘sürdürülebilirlik’ alanındaki çalışmalara büyük önem veriyoruz ve bu alanda yapılan çalışmaları canı gönülden destekliyoruz. Siemens işbirliği ile geliştirdiğimiz ‘Sürdürülebilir Kampüs Projesi’ dahilinde öğrencilerimiz karbon emisyonunu azaltmak için kayda değer projeler tasarlayarak bugün burada bize sundular. Gururla ifade etmek isterim ki bu projelerin her biri özenle üzerinde çalışılmış projelerdir. Projeleriyle ufkumuzu açan tüm öğrencilerimizi tebrik ediyorum. Ayrıca başından beri proje sürecinin içinde yer alarak, akademik bilgi ve birikimleriyle katkı sağlayan değerli Koç Üniversitesi öğretim üyelerimize de teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

  • Allianz Türkiye 3 sürdürülebilir çözümü hayata geçirdi

    Allianz Türkiye, bir yıl içinde 3 özel sürdürülebilir çözümü hayata geçirdi, inovasyon alanında 3 girişime destek verdi. Meme kanseriyle mücadelede kadınlarda farkındalık oluşturan uygulama ve elektrikli otomobiller için kasko indiriminin yanı sıra güneş santrallerine özel performans sigortası çözümlerini geliştirdi.

    Sigorta sektörünün ilk sürdürülebilirlik modelini ve stratejisini oluşturduklarını 2016 sonunda açıklayan Allianz Türkiye CEO’su Aylin Somersan Coqui, bir yıl boyunca hayata geçirdikleri projeleri İstanbul’da düzenlediği basın toplantısında duyurdu. Şirketin sürdürülebilirlik stratejisinin iki önemli ayağı olan ’önleyici çözümler’ ile ’girişimcilik ve inovasyon’ temellerinde tüm 2017 hedeflerini yerine getirdiklerini belirten Coqui “En büyük gururumuz daha iyi bir çevre, daha iyi bireyler, kurumlar ve toplum oluşturulmasına katkı sağlamaya dair verdiğimiz sözümüzü tutabilmiş olmamız. Sürdürülebilirlik çevrelerinde bile iddialı bulunan ‘her yıl 3 yeni sürdürülebilir çözümü hayata geçirme’ hedefinin yerine getirilmesi adına çalışan tüm ürün, çözüm sorumlularımız ve sürdürülebilirlik komitemize teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    Mamografi oranı yüzde 8’den yüzde 54’e çıktı

    Şirket, önleyici çözümler kapsamında ’iyi bireyler’ adına attıkları adımla, meme kanseriyle mücadelede ’erken tanı hayat kurtarır’ mottosuyla kadın sağlık sigortalılarına, teminat kapsamındaki mamografi haklarını hatırlattı. 40 yaş üstü kadın sağlık sigortalılarının 115 bininin 40 bin 500’üne ulaştıklarını söyleyen Coqui, belirlenen kontrol grubundaki mamografi oranının da yüzde 8’den yüzde 54’e çıktığını belirtti.

    Ayrıca, şimdiye kadar aranan sigortalıların yaklaşık yüzde 30’unun kendi kendine meme muayenesi konusunda ek bilgi talebinde bulunduğu da kaydedildi.

    Elektrikli otomobillere özel kasko indirimi

    İkinci sürdürülebilir çözümde ’iyi çevre’ hedefiyle adım atan Allianz Türkiye, iklim değişikliğinin en önemli nedenlerinden birinin fosil yakıt kullanımı olmasından yola çıkarak elektrikli otomobillere kasko avantajı sağlanması çözümünü devreye aldı. Şirket, elektrikli otomobillerin kullanımını teşvik etmek amacıyla, özel araç kategorisinde değerlendirilen yüzde 100 elektrikli otomobillerin kasko net primlerinde yüzde 20’ye varan indirim sağlıyor.

    Güneş santrallerine performans garantisi

    Allianz Türkiye geliştirdiği bir başka çevre çözümüyle güneş enerjisi santrallerinde herhangi bir fiziksel hasardan bağımsız, olumsuz hava koşulları nedeniyle güneş ışınlarının düşük seviyede kullanılabilmesi sonucu oluşan kâr kayıplarını teminat altına alan bir ürün de çıkardığını bildirdi.

    Coqui: “Çevresel ayak izimizi daha da küçülteceğiz”

    Şirket 2017 hedefleri çerçevesinde Türkiye sigorta sektörünün ilk Global Raporlama İnisiyatifi (GRI) tabanlı sürdürülebilirlik raporunu yayımladıklarını belirten Aylin Somersan Coqui, “Sürdürülebilirlik adına sadece projeler yapmıyor, iş yapış şekillerimizin sürdürülebilir olabilmesi için iş süreçlerimize dair adımlar atıyoruz. GRI gibi uluslararası raporlarla her yıl ilerlememizi kayıt altına alıyor, şirket içinde çevresel konulardan yönetişim alanlarına, kadın-erkek eşitliğine kadar pek çok önemli göstergeyi ölçüm paneliyle takip ediyoruz” dedi.

    Allianz Türkiye 2017 yılında 2016’ya oranla yüzde 20 daha az elektrik, yüzde 6,3 daha az su ve kişi başına yüzde 7 daha az kağıt tükettiği kaydedilirken, alternatif enerji kaynaklarının kullanımını yüzde 26 artıran şirket, yıllık 108 bin adet pet şişe kullanımını elimine etti. Teknolojinin etkin kullanımı sayesinde seyahatlerden kaynaklanan karbon ayak izini de yüzde 4,3 oranında düşürdü.

    Kurum içi ve dışı girişimcilerle eş zamanlı entegre projeler

    Bir yandan kurum içindeki girişimcilik potansiyelimizi harekete geçirirken, diğer yandan dışarıdaki girişimcilerle yenilikçi iş modelleri için entegrasyonlar, üniversitelerle iş birlikleri ve Allianz Grubu’yla inovasyon entegrasyonu konularına odaklandıklarını vurgulayan Coqui, girişimcilik ekosisteminde TÜSİAD, GİRVAK ve Etohum gibi birçok değerli kuruluşla gerçekleştirdikleri ortaklıkları anlattı.

    Coqui, “Aynı anda, birbirini besleyecek şekilde devreye aldığımız kurum içi ve kurum dışı girişimcilik programlarımızın ilk etaplarını başarıyla tamamladık ve destekleyeceğimiz 3 yenilikçi projeyi seçtik” dedi.

    Anne adaylarına yönelik uygulama: ’BilenAnnem’

    Allianz Türkiye İnovasyon Ofisi’nin 2017 yılında başlattığı kurum içi girişimcilik programına yapılan 90 başvurudan seçilen 7 proje hızlandırma aşamasını Temmuz ayında tamamlamış, 2’si kuluçka aşamasına geçmeye hak kazanmıştı. Programın son aşamasında teknoloji odaklı geleceğin anneleri için hazırlanan ‘BilenAnnem’ mobil hizmet uygulaması birinci seçildi. Şirket çalışanları tarafından geliştirilen, geleceğin anneleri için oluşturulmuş bu mobil uygulamayla hamilelik sürecinin her adımında güvenilir bilgilerle annelere yardımcı olmak hedefleniyor.

    Teknolojiyi ön plana alan kurum dışı girişimlere destek: Spirohome ve Gamester

    Girişimcilerle kurulan iş birlikleri sayesinde yenilikçi iş modellerini sigortacılığın içerisine katarak yeni nesil sigortacılığı güçlendirmek isteyen şirketin destek verdiği bir diğer girişim ise ‘SpiroHome’. Şirket, ‘Spirhome’ ile KOAH hastalarının nefes kapasitelerini ve ilaç ihtiyaçlarını mobil platform üzerinden ölçümleyen ve gözlemleyen sağlık destek projesini de yürütmek üzere harekete geçiyor.

    Etohum’la birlikte yürüttüğü dış girişimcilik programı çerçevesinde ortaya konan bir diğer proje, ‘Gamester’ ile artırılmış gerçeklik uygulamalarını sigortacılığın risk yönetimi aşamasına taşımaya hazırlanan şirket, fabrika yangını ve yangın önleme sistemlerini simüle ederken riziko kontrol aşaması deneyimini yenilikçi bir şekilde ele alıyor. Kullanıcılar sanal fabrikada yangın durumunda hangi önlemlerin alınacağını Vive gözlükle deneyimleyebiliyor.

  • Babacan Holding YK Başkanı: “Büyümenin devam etmesi ve sürdürülebilir olması için 2018’de faiz indirimi bekliyoruz”

    İnşaat sektörünün 2017 yılında cazip kampanyalar ile canlılığını koruduğunu belirten Babacan Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Babacan, yeni yılda da aynı büyüme ivmesinin devam etmesi için sektörel işbirliklerinin önemli olduğunu söyledi. Babacan, ertelenen konut talebinin harekete geçmesi için kredi faizlerinin de düşürülmesi gerektiğini vurguladı.

    Babacan Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Babacan, inşaat sektörünün 2017 yılını değerlendirip 2018 yılı ile ilgili öngörülerini ve beklentilerini paylaştı. Babacan, 2017 yılının ilk 10 ayında 1 milyon 153 bin 610 konutun satıldığı belirterek, “Konut satışlarında ise en yüksek paya İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirler sahip. Ekim ayında ipotekli konut satışları ise bir önceki yıla göre yüzde yüzde 20’ye yakın oranda azaldı. Bu da yükselen konut kredisi faizleri nedeniyle kredili konut satışlarına olan talebin azaldığının bir göstergesi. Sektörümüz, 2017 yılında Emlak Konut GYO tarafından başlatılan 240 ay vadeli ve taksitleri bir yıl sonraya erteleyen konut kampanyaları ile canlılığını korudu. Büyüme ivmesinin devam edebilmesi ve sürdürülebilir bir boyuta taşınması için faiz oranlarının da aşağı çekilmesi gerekiyor” görüşünü aktardı.

    “Sektör desteklenmeye devam edilmeli”

    İnşaat sektörünün ülke ekonomisi açısından önemine işaret eden Babacan, şunları söyledi: “Ekonomimizin büyüme ivmesinde inşaat sektörünün önemli bir payı bulunmakta. Son olarak açıklanan rakamlar da bunu bize gösteriyor, geçen yılın üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 0,8 daralan Türkiye ekonomisinin, bu yılın aynı döneminde yüzde 11,1 büyümesi, ekonomimizin toparlanması adına önemli bir gösterge oldu. Bu rakam, 2011 yılının ilk üç çeyreğinde görülen yüzde 11’lik yıllık büyüme rakamlarından sonra en yüksek GSYH artışı anlamına geliyor. İnşaat sektörümüz ise aynı dönemde yüzde 18,7’lik artışla bu büyümede önemli bir rol oynadı. Dolayısıyla ülke ekonomisinin büyümesinde öncülük görevini üstlenmek, sektörümüz açısından da sevindirici bir gelişme”.

    “KDV indiriminin sonlanması satış oranlarını düşürdü”

    15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan hain darbe girişiminin ardından iç piyasada hemen hemen her sektörde işlerin bıçak gibi kesildiğini kaydeden Babacan, “Hükümetimizin aldığı önlemlerle ertelenen talep yeniden harekete geçerken, aynı canlılığın konut satışlarına da yansıdığını gördük. KDV’de sağlanan indirimler, damga vergisinin kaldırılması sektörde talebi artıran en önemli faktörler oldu. 2017 yılının ilk yarısındaki kampanyaları sektör olarak iyi değerlendirdik ve atılım yaptık.

    Yılın ikinci yarısından itibaren sektörde yaşanan mevsimsel durgunluk ve KDV indiriminin 30 Eylül’de son bulmasıyla birlikte ise konut satışlarındaki gerilemeye şahit olduk. Ekonomik dalgalanmalar ve yüksek faiz oranlarından negatif yönde etkilenen sektörümüzün devlet tarafından sürekli desteklenmeye ihtiyacı var. Büyümenin ivmelenerek devam edebilmesi de sektör dışı bir takım düzenlemelerin devlet eliyle yapılmasına bağlı. Özellikle, kentsel dönüşüm süreçlerindeki bürokrasinin azaltılması, KDV oranlarının yeniden düzenlenmesi ve sektörün ihtiyacına yönelik Emlak Bankası’nın yeniden faaliyete başlaması önemle üzerinde durduğumuz konular” diye konuştu.

    “Emlak Bankası sektörün arkasındaki güç olur”

    Sektörün kendine ait, sorunlarını bilen ve yorumlayarak bu sorunlara finansal çözümler üreten bir ihtisas bankasının önemli bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Babacan, Emlak Bankası gibi bir kurumsal yapıyı 2018 yılında sektörün heyecanla beklediğini dile getirdi.

    “Yeni pazarlara yönelmek gerekiyor”

    Sektöre olan yabancı sermaye ilgisine de işaret eden Babacan, “Ekonomi yönetimimiz tarafından yapılan düzenlemelerle, ülkemizden gayrimenkul almak isteyen yabancı yatırımcılara vatandaşlık hakkının tanınmasıyla birlikte özellikle referandum sonrası beklenen yabancı yatırımcı ilgisinin canlanmaya başladığını gördük. Türkiye’den ev almak isteyen ancak bürokratik kısıtlamalardan dolayı beklemede kalan yabancı yatırımcılar hemen harekete geçti.

    Sektör uzun yıllardır özellikle Arap ve Körfez yatırımcılarının yoğun ilgisiyle karşılaşıyor. Fakat Arap pazarı da artık doygunluğa ulaşmaya başlamış durumda. Bu nedenle hem sektörümüz hem ekonomimiz için Japonya, Filipinler, Singapur, Uzakdoğu gibi yeni pazarlara yönelmemiz gerekiyor. Ekonomimizdeki istikrar ortamı devam ettiği müddetçe gayrimenkule olan yabancı yatırımcı ilgisinin de devam edeceğini düşünüyoruz” öngörüsünde bulundu.

    “Kentsel dönüşüm sürecinin hızlandırılması için, Kentsel Dönüşüm Müsteşarlığı oluşturulmalı”

    Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kentsel dönüşüm sektörün en önemli sorunlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’de 7,5 milyon konutun dönüşmesi gerekiyor. 2018 yılında özellikle kentsel dönüşüm süreçlerindeki bürokrasinin azaltılmasını ve çalışmaların hızlandırılması konusunda hükümetimizden destekler bekliyoruz. Bu konu, yaklaşan deprem gerçeğinin de ayrılmaz bir parçası. Uygulamaların hızlanması ile depreme hazırlık birbirinden ayrı düşünülmemesi gereken konular. Bu açıdan baktığımızda Bakanlık bünyesinde kurulacak bir Kentsel Dönüşüm Müsteşarlığı işleri mutlaka hızlandıracaktır.

    Ayrıca konut satışlarının önündeki en büyük engel olarak gördüğümüz faizin düşürülmesi hem sektörün hem de ev sahibi olmak isteyen vatandaşların önceliğidir. Bu gibi düzenlemeler yapıldığı takdirde biz de inşaatçılar olarak yapacağımız kampanyalar ve şirket olarak vereceğimiz teşviklerle taşın altına elimizi koyacağız ve 2018’de de sektörün ve dolayısıyla ülkemizin büyümesine destek vereceğiz”.

  • ‘Sürdürülebilir, Doğa Dostu, Yeşil Kampüs, Yeşil İlçe AGÜ Bostanı’ çalıştayı

    Abdullah Gül Üniversitesi (AGÜ) Mimarlık Fakültesi tarafından, ‘Sürdürülebilir, Doğa Dostu, Yeşil Kampüs, Yeşil İlçe AGÜ Bostanı’ çalıştayı düzenlendi.

    Kocasinan Belediyesi işbirliği ile organize edilen çalıştaya Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, AGÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Alan, Mimarlık Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. İpek Akpınar, akademisyenler ve Kocasinan Belediyesi’nden yetkilikler katıldı.

    Sümer Kampüsü Konferans Salonu ve Seminer Salonlarında gerçekleştirilen çalıştayın açılışında konuşan Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, farklı meslek grupları, farklı insanlarla bir araya gelerek şehre ortak akılla hizmet etmeye çalıştıklarını dile getirdi.

    Dünyada birçok ülkenin birbirleriyle rekabet halinde olduğunu, bununla birlikte şehirlerin de rekabetinin olduğunu belirten Çolakbayrakdar, içinde yaşadığımız şehirde hem kültürel mirasımızı koruyacaklarını, hem de şehri modern çağın getirdiği yeniliklerle buluşturacaklarını söyledi.

    Çolakbayrakdar, “Kimi şehirler kültür, kimi tabiat, kimi de ekonomik imkanları zenginlikleri, modern binaları, teknolojik imkanları ile dünya arenasında biz de buradayız diyorlar. İçinde yaşadığımız şehir de Milattan Önce 4 bin yıllarına ait kalıntıların eserlerin olduğu bir geçmişi olan, kültürel değerleri olan bir çok zenginlikleri olan bir şehir. Bu kadar geçmişi olan bir şehirde, bize düşen bu değerleri kültür mirasını korumak ve üzerine yeni şeyler katabilmektir” diye konuştu.

    AGÜ Mimarlık Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. İpek Akpınar da konuşmasında yeşil ve sürdürülebilir bir kampüs, yeşil ve sürdürülebilir bir ilçe, ama her şeyden öncesi yaşanabilir, insana dokunan mekanlar için bu çalıştayı düzenlediklerini söyledi.

    Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölüm Başkanı Doç. Dr. Burak Asiliskender, AGÜ Sümer Kampüsü hakkında bilgiler verdi.

    Doç. Dr. Asiliskender, Sümer Kampüsü’nün kentin yeşillenmesinde ve sürdürülebilmesinde önemli bir rol alacağını anlattı.

    Çalıştayda daha sonra Türkiye Permakültür Araştırma Enstitüsü Onursal Başkanı Mustafa Fatih Bakır, “Etkileşimli Tasarım Süreci İçin Bütüncül Süreç Tasarımı”, AGÜ Mühendislik Fakülesi Öğretim Üyesi Çağatay Erşan “Endüstriyel Rönesans: Biyobazlı Ekonomi”, Girne Amerikan Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hossein Sadri ve Doç. Dr. Senem Sadri “Yenilebilir Üniversite”, Kocasinan Belediyesi Park Bahçeler Birimi Yöneticisi İrem Yıldırım “Kolektif Belediyecilik ve Coğrafi İşaretleme”, AGÜ Mimarlık Fakültesi Araştırma Görevlileri Özlem Kevseroğlu ve Aslıhan Atılgan “Sürdürülebilir Yeşil Kampüs ve AGÜ Bostanı” konulu sunumlar yaptı.

    Ardından Özyeğin Üniversitesi Enerji, Çevre ve Ekonomi Merkezi’nden Araştırmacı Yasemin Somuncu, Sosyal Bilimci Ayça İnce, Bandrolsüz Kolektif (Küçük Ölçekli Bağımsız Yayıncı) Kurucusu Ali Taptık tarafından da sunumlar gerçekleştirildi.

    Çalıştayın sonunda ise Birleşik Krallık Mimarlar Enstitüsü (RIBA) tarafından düzenlenen, dünyanın en iyi yeni bina projelerinin sergilendiği RIBA 2016 sergisi açıldı.

  • Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali

    Türkiye genelinde, 10. yılında 10 şehirde eş zamanlı olarak yapılan Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali, Abdullah Gül Üniversitesi’nde de (AGÜ) gerçekleştirildi.

    Gençlik faaliyetleri yürüten AGÜ Gençlik Fabrikası’nın organizasyonuyla eşzamanlı olarak Sümer Kampüsü’nde düzenlenen festivalde, 2017 yılı seçkisinde yer alan birçok ülkeden filmler ücretsiz olarak izleyiciyle buluştu.

    200’den fazla katılımcı ile gerçekleştirilen festival, “Şirket Şehri” adlı filmin gösterimi ile başladı. Festival daha sonra sırasıyla “Birlikteliğin Adası” ve “Küçük İnsanlar Büyük Ağaçlar” adlı filmlerin gösterimiyle devam etti. Ardından izleyicilerin hoş vakit geçirmesi amacıyla verilen arada ise konserler verildi, stantlar açıldı ve atölye çalışmaları yapıldı.

    AGÜ Sahne Kulübü’nün katkılarıyla düzenlenen konserlerde “Bin Kere Söyledim” adlı grup ile Özkan Çim, Turhan Temel, Burak Koroğlu sahne aldı. Öğrenci kulüplerinin stantlar açtığı festivalde Fotoğrafçılık Kulübü tarafından gerçekleştirilen sergi gösterimi yapıldı. Festivalde Tohum Topu, Mantar Tıpa, Kraft Defter Yapım, Pet Şişeden Kuş Yemi Kabı Yapımı atölyeleri gerçekleştirildi.

    Düzenlenen etkinliklerden sonra ise “Nehir Mavisi” adlı film ile “Anlam Peşinde” ve “Korkutan Yük: Deniz Taşımacılığının Gerçek Bedeli” adlı uzun metraj belgeseller gösterime girdi.

    İnşaat Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Niğmet Uzal da “Sorunlu ve Sorumlu Tüketim” konulu sunum yaptı. Doç. Dr. Uzal sunumunda, sürdürülebilirliğin, yaşam kalitesinden ödün vermeden gerçekleştirilebilmesinin önemini vurguladı.

    Festival, kolektif bir çabanın ürünü olan, sürdürülebilir bir dünyanın mümkün olduğunu düşünen bireylerin ve kuruluşların desteği ile gerçekleştiriliyor.