Etiket: Şura

  • Siverek’ten Sur’a 2 Kamyon Yardım Malzemesi

    Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde başlatılan kampanya ile toplanan 2 kamyon yardım malzemesi Diyarbakır’ın Sur ilçesine gönderildi.

    Siverek-Sur Dayanışma Platformu tarafından Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki çatışmalarda mağdur olan aileler için başlattığı yardım kampanyasında 2 kamyon dolusu ısıtıcı, battaniye ve gıda malzemesi topladı. Toplanan yardım malzemeleri hakkında bilgi veren Platform yetkilisi Murat Başaran, “kampanyada nakit paraların yanı sıra 400 kolilik gıda malzemesi ve 500 adet çift kişilik battaniye toplandı. Toplamda ise 2 kamyon dolusu yardım topladık” dedi. Platform yetkilisi Cemil Yeşildağ ise kampanyaya destek veren kurum, kuruluş, sivil toplum örgütü ve hayırseverlere teşekkür etti. Yardım malzemelerinin mağdur ailelere ulaştırılmak üzere Diyarbakır’daki STK’lara teslim edileceği bildirildi.

    BY-SD-

  • Sur’a Uluslararası Modeller

    Güneydoğu’daki çatışmaların ardından harabeye dönen Diyarbakır’ın Sur ilçesi, yeniden yapılandırılmayı bekliyor. Atılım Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Zafer Şahin, geçmiş yıllarda acımasız çatışmalara ev sahipliği yapan İsrail, İrlanda ve Lübnan gibi ülkelerdeki dönüşüm çalışmalarının Sur için model olacağını söyledi.

    Diyarbakır’ın Sur ilçesinde simgeleşen ve diğer bazı Güneydoğu ilçelerinde tekrarlanan çatışma süreçleri, bölgeyi harabeye çevirdi. Kent merkezlerinde bütün acımasızlığıyla devam ederken terörün kalıcı barışa dönüşmesi için yapısal konuların ele alınması gerektiği söyleyen Atılım Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Zafer Şahin, uluslararası örneklere işaret etti. Daha önce teröre sahne olan İsrail, İrlanda, Lübnan gibi kentlerde yürütülen planlama ve dönüşüm çalışmalarının Türkiye’ye için önemli dersler içerdiğini belirten Savaş Zafer Şahin, “Kentsel çatışmaların çok daha uzun süredir yaşandığı ülkelerde, son otuz yıl içerisinde yürütülen planlama ve dönüşüm çalışmaları, Türkiye için önemli dersler içeriyor. Bu örneklerin derinlemesine incelenmesi, çatışmaların azaldığı ya da dindiği dönemde yapılması gerekenler ve oluşturulacak strateji ve politikalarla ilgili olarak önemli çıkarımlar yapılmasına olanak tanıyacaktır. Ayrıca, Diyarbakır Sur örneğinde olduğu gibi çatışmanın taraflarının yereldeki insanlığın ortak mirası ve kentsel yaşanabilirlik temelinde bir tartışma zemininde buluşması kentsel çatışmayı süreklilikten uzaklaştıracak bir yöntem olabilme olanağı sunmaktadır. Bu sebeple son otuz yıl içinde İsrail’in Kudüs, Lübnan’ın Beyrut ve İrlanda’nın Belfast kentlerindeki kentsel politikaları ve stratejileri irdeleyerek Türkiye için sonuçlar çıkarmalıyız. Bu üç kent de çatışmaların ve terörün varlığı, kültürel miras ve etnik gerilimler açısından Sur ile benzerlikler taşımaktadır” dedi.

    “BARIŞIN TEMELLERİ: KENTSEL MEKÂNIN YENİDEN KEŞFEDİLMESİ”

    Bugüne kadar Güneydoğu ile ilgili tüm çatışmalı süreçlere yerel mekândan kopuk çözümler arandığını söyleyen Şahin, “Hem merkezi hükümet düzeyindeki ekonomik kalkınma söylemlerinde hem de Kürt siyasi hareketinin savunduğu demokratik özerklik yaklaşımında bu tür mekânın özelliklerini dikkate almayan tavırlar izleniyor. Oysa Sur örneği, hem merkezi hükümetin hem de alandaki yerel yönetimlerin özgünlüklere dayalı olarak yeni ve barışçı bir süreç inşa etmesi için öncü bir uygulama olarak öne çıkma potansiyeli taşıyor. Kentsel yaşanabilirlik temelinde yapılacak bu tür çalışmalar, çatışmaların son bulması sonrasında en azından çatışmaların sürekliliğinin kırılmasına katkıda bulunabilir. Uzun vadeli barışın temelleri kentsel mekânın yeniden keşfedilmesi yoluyla atılabilir” dedi.

    BELFAST, BEYRUT VE KUDÜS’TEN ÇIKARILABİLECEK DERSLER

    Doç. Dr. Savaş Zafer Şahin, son otuz yıldır deneyimlenen kentleşme ve kentsel dönüşüm politikaları incelendiğinde ortaya çıkan temel çıkarımları şöyle sıraladı:

    – Kentsel çatışmalar dinmeden, mevcut kentsel dönüşüm uygulamalarını bir çözüm olarak sunmak, çatışma sürecini meydana getiren dinamiklerin meşrulaştırılmasına hizmet edebileceğinden, kentsel mekâna ilişkin politikaların tartışma zemininin oluşabilmesi için öncelikle çatışmaların dinmesi beklenmelidir.

    – Çatışmaların dinmesini takiben vakit kaybetmeksizin kentsel mekâna ilişkin politikalar masaya yatırılmalıdır. Bu politikaların tartışılması yeni bir tartışma zemini oluşturabilme potansiyeli taşımaktadır.

    – Kentlerde farklı topluluklar arasındaki yarıklar mekândaki çatışmaya dönüşmektedir. Çatışmaların fiziki kalıntıları ve izleri uzun vadeli ihmal ve çöküntü alanlarına dönüşebilmektedir.

    – Bu çöküntü alanlarının ortadan kaldırılması için birleşmiş ve kozmopolit bir kent imajı yaratılması, bunun da ortak ve renksiz kamusal alanlarla gerçekleştirilmek istenmesi beklenmeyen yeni karşıtlıklar yaratabilir.

    – Kentin rehabilitasyonu için mükemmel projeler peşinde koşulmasındansa alttaki toplumsal fay hatlarına ve marjinalleşmiş toplulukların ihtiyaçlarına odaklanmalı ve hassasiyet göstermelidir.

    – Kentsel doku uzun yıllar varlığını sürdürmüş olan çatışmayı yeniden üretecek simgeselliklere sahip olabilir. Ancak bu ağır müdahalelere gerekçe olmamalıdır. Çünkü yerel nüfustan çok dış ziyaretçilere ve turistlere yönelik müdahaleler yeni ve daha travmatik çatışmaları körükleyebilir.

    – Mekâna dönük dönüşüm çalışmalarının yönü çoğu zaman çatışmadan en fazla etkilenen kesimleri daha da marjinalleştirebilir. Soylulaştırmalar sonrasında çatışma kentin başka bir bölgesinde yeniden ortaya çıkabilir.

    – Özellikle tarihi kent merkezlerinin kentin bütününden yalıtılmış bir yaklaşımla salt turistik amaçlarla ele alınması bölünme çatışmaları derinleştirilebilir. Bunun açık örnekleri Kudüs’te izlenebilmektedir.

    – UNESCO gibi uluslararası kuruluşların gözlemciliği ve yerel katılımcı süreçlerle mekâna ilişkin stratejilerin belirlenmesi daha uzun vadeli ve çatışmadan uzak yaklaşımların uygulanmasına katkıda bulunabilir.

    – Kamusal alanları değil salt özel mülkiyete dönük yaklaşımlar da kent merkezlerinin çöküntüleşmesi ve sahiplik sorunları yaratabilmektedir. Bunun örnekleri Hırvatistan Vukovar kenti gibi örneklerde izlenebilmektedir.

    – Çatışma olan bölgelerde kapalı ve güvenlikli sitelerin oluşturulması hayalet mahalle ve kent kısımlarının oluşmasıyla sonuçlanabilmektedir.

    – Çatışmaların süreklilik kazanmasına karşılık olarak, kentin barış odaklı olarak yeniden ele alınmasında uzun vadeli kurumsallaşma, yerel otoritelerle işbirliği, yerel halkın meslek edindirme ve sosyal gelişim programları ile desteklenmesi gibi bütünsel yaklaşımlar benimsenmelidir.

    – Çatışma mekânlarının yaşanabilir kılınması için çaba gösterilmesi çatışan tarafların samimiyetlerinin sınanması ve somut mekânsal göstergeler üzerinden yaşam alanlarının oluşturulması için bir fırsat olabilmektedir.”

    UNESCO DÜNYA MİRAS LİSTESİ’NDE

    Diyarbakır surlarını da içine alan Sur İlçesi, çatışma süreci başlayana kadar, merkezi hükümet ve yerel yönetimler arasında kentsel politikalar açısından önemli bir işbirliği ve müzakere sürecine sahne olmuştu. Önce, Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri; Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Sur belediyelerinin işbirliği ile UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alındı. Bu süreç devam ederken, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile yine aynı belediyeler, Sur içinde kentsel dönüşüm süreçlerinin nasıl tanımlanacağı konusunda ortak çalışmalar yürütmekteydiler. Bu çalışmaların önemli bir kısmı sit alanı için hazırlanan koruma amaçlı imar planı ve Bakanlık tarafından yürütülen kentsel dönüşüm ana planı çalışmaları ile eşgüdüm içerisinde yürütülmüştü. Yani halen çatışmaların devam ettiği Sur içinde çağdaş koruma yaklaşımlarına büyük ölçüde uygun bir işbirliği örneği görülmekteydi. Ancak, herhangi bir uygulamaya geçilmeden terör olayları ve çatışma süreci başladı.

  • Özel Kuvvet Birlikleri Sur’a Girdi

    Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde Bordo Bereliler olarak adlandırılan Özel Kuvvetler Komutanlığı’na ait 4 taburdan oluşan yaklaşık 150 kişilik özel ordu birlikleri, operasyonlara katılmak üzere Diyarbakır’ın Sur ilçesine girdi. Operasyonlarda teröristler tarafından keskin nişancı silahı Kanas ile yapılan saldırıda ise 1 asker ağır yaralandı.

    Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 2 Aralık 2015’te ilan edilen sokağa çıkma yasağı 48. gününe girdi. Çatışmaların yoğun bir şekilde devam ettiği Sur ilçesine giriş çıkışlar polis bariyerleriyle tamamen kapatılırken, yasağın 31 Aralık’ta kalktığı Gazi Caddesi’ne girişler de yine polis araması ile sağlanıyor. Polis Özel Harekat (PÖH), Jandarma Özel Harekat (JÖH) ve korucuların katılımıyla devam eden operasyonlara destek için Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndan da 4 tabur bölgeye gönderildi. Bordo Bereli olarak adlandırılan ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin göz bebeği olarak bilinen Özel Kuvvetler Komutanlığı birliklerinin özellikle gece düzenlenen operasyonlara katılacağı belirtildi. Gündüz PÖH, JÖH ve korucular tarafından sürdürülen operasyonların gece kısmını üstlenecek olan Özel Kuvvetler Komutanlığı birliklerinin aldıkları özel eğitimler sonucunda gecenin karanlığında bile saklanacak teröristleri rahatlıkla bulabilecekleri ifade edildi.

    TUZAKLAR ÖZEL BİRLİKLER TARAFINDAN İMHA EDİLECEK

    Silah ve bomba seslerinin eksik olmadığı Sur ilçesindeki operasyonlara dahil olan Özel Kuvvetler Komutanlığı birliklerinin özellikle teröristler tarafından yapılan tuzaklamaları bertaraf ederek, operasyona katılan asker ve polislerin rahat hareket etmelerini sağlamasının hedeflendiği bildirildi. Gece Sur’da görev alacak olan Bordo Berelilerin teröristler tarafından döşenen tuzakları imha ederek operasyona katılacak olan güvenlik kuvvetlerine rahat harekat imkanı sağlayacağı belirtildi.

    TERÖRİSTLER İLÇENİN ALTINDAKİ TÜNELLERE GİZLENİYOR

    Diyarbakır’ın tarihi kenti olan Sur ilçesinde M.S. 639 yılından itibaren yeraltı geçidi olduğu ve bu geçidin farklı güzergahlarının olduğu bilinirken, 90’lı yıllarda Hizbullah tarafından kullanılan bu geçit ve tünellerin şimdilerde teröristler tarafından kullanıldığı tespit edildi. Sur ilçesinde birkaç girişi olduğu belirtilen ve yine ilçe dışına kadar yer altından uzanan tünellerin doğu, batı, kuzey ve güneye açılan güzergahlarının bulunduğu biliniyor. Teröristlerin güvenlik kuvvetlerine keskin nişancı silahı Kanas ile ateş açtıktan sonra bu geçitleri kullanarak kaçtıkları ve geçitlerin bazılarını tuzakladıkları da tespit edildi. Bazı tüneller güvenlik kuvvetleri tarafından tespit edilerek giriş ve çıkışları kontrol altına alınırken, bazılarının giriş ve çıkışlarının bulunduğu noktalara güvenlik kuvvetlerinin henüz yetişmediği bildiriliyor. Operasyonları 4 koldan sürdüren güvenlik kuvvetleri, her geçen gün ilerleyerek teröristlerin hareket alanlarını daraltıyor.

    KURŞUNLU CAMİİ TERÖRİSTLERDEN ALINDI

    Osmanlı Devleti tarafından yapılan ve Diyarbakır’daki önemli Osmanlı dönemi mimarilerinden olan tarihi Kurşunlu Camii bir süre önce teröristler tarafından yakılmış ve cami civarı bombalarla tuzaklanmıştı. Cami çevresine yerleştirilen keskin nişancılar ve bölgenin dar sokak ve yüksek binalarla çevrili olmasından dolayı güvenlik kuvvetleri uzun bir süre bölgeye girememişti. Son günlerde artarak devam eden operasyonlarda güvenlik kuvvetleri Kurşunlu Camii ve çevresindeki teröristleri tamamen etkisiz hale getirerek, Osmanlı mirası olan camiyi yeniden teröristlerin elinden aldı. Bölgeyi temizleyen güvenlik kuvvetleri operasyonlarını tüm hızıyla sürdürüyor.

    102 TERÖRİST ÖLDÜRÜLDÜ

    Sur ilçesinde 48 gündür devam eden operasyonlarda 102 terörist etkisiz hale getirilirken, 15 güvenlik görevlisi şehit oldu, 113 güvenlik görevlisi de yaralandı. Genelkurmay Başkanlığı tarafından bugün yapılan açıklamada, “Diyarbakır Sur’da devam eden operasyonda 1 bölücü terör örgütü mensubu terörist etkisiz hale getirildi. Toplam etkisiz hale getirilen terörist sayısının 102’e ulaştığı belirtilen operasyonda, bir Biksi makineli tüfek, bir Kanas keskin nişancı tüfeği, bir Kaleşnikof piyade tüfeği, 36 el bombası, 89 roketatar mühimmatı, 90 roketatar sevk fişeği, 86 boş şarjör, bin 380 Biksi makineli tüfek fişeği, 480 Kanas keskin nişancı tüfeği fişeği ve 880 Kaleşnikof piyade tüfeği fişeği ele geçirildi” denildi.

  • Sur’a Toprak Nakli Başladı

    Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki birçok ara sokağa YDG-H üyeleri tarafından kazılan hendekler, Devlet Su İşleri’ne (DSİ) ait kamyonların taşıdığı topraklarla kapatılıyor.

    Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 2 Aralık 2015’te ilan edilen sokağa çıkma yasağı 6 mahallede devam ediyor. 31 Aralık 2015’te yasağın kaldırıldığı Gazi Caddesi, bugün, son günlerin en yoğun günlerinden birini yaşadı. Havanın güzel olmasını da fırsat bilen çok sayıda kişi, polis arama noktalarından geçerek, Gazi Caddesi üzerinde gezdi. Uzun zamandır kepenklerini açamayan işyeri sahiplerinin çoğunun dükkanlarını açtığı görüldü.

    HENDEKLER TOPRAKLARLA KAPATILIYOR

    Polis ve askeri zırhlı araçlarının yoğun şekilde giriş yaptığı ilçede, ambulanslar da hasta ve yaralı taşımaya devam ediyor.

    Öte yandan, bugün sabah saatlerinden itibaren DSİ’ye ait kamyonlara yüklenen topraklar, Sur ilçesine getirildi. Kamyonlar, Gazi Caddesi üzerinden geçerek, ilçe genelinde bulunan hendekleri toprakla kapatmaya başladı.

    Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ilçede, iki tane ambulans da hazır bekletiliyor.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Askeri Şura Kararlarını Onayladı

    Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından onaylandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Askeri Şura (YAŞ) üyelerine Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde verilen akşam yemeği öncesinde, kendisine Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz tarafından arz edilen YAŞ kararlarını onayladı.