Etiket: Şüphesi

  • (Özel Haber) Ukrayna’dan iade edilen narenciyede yeni zararlı şüphesi

    Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Adana Şube Başkanı Semih Karademir, Ukrayna’ya ihraç edilen 29 ton mandalinanın, Akdeniz meyve sineğine rastlandığı gerekçesiyle Türkiye’ye geri gönderildiğini belirterek, “Akdeniz meyve sineği ile mücadelelerimiz var. Bu ürünlerde kiraz sirke sineği zararlısının olabileceğini düşünüyoruz” dedi.

    Karademir, Akdeniz meyve sineğinin erkenci turunçgillerde görülen bir zararlı olduğunu belirterek, “Akdeniz meyve sineği bilinir ki polifak bir zararlıdır. Bölgemizde ve Akdeniz iklim şeridi içerisinde beslenen bir zararlı. Birçok meyve üzerinde epidemi şeklinde zarar verebilecek bir konuma sahip. Bölgemizde erken dönemde Nisan ayında Malta eriğinden başlayıp daha sonra nektarin, şeftali ve erikle devam eden zararlı daha sonra turunçgillerde zarar yapmaya başlıyor. Bir yıl içerisinde 5 ile 7 döl verebilme yeteneğine sahip. Bundan dolayı üreticilerimizin bu zararlıya çok dikkat etmesi gerekmektedir” diye konuştu.

    “Ruhsatlı bir ilaç elimizi kolumuzu bağlıyor”

    Akdeniz meyve sineği ile mücadele yöntemlerini de anlatan ZMO Adana Şube Başkanı Semih Karademir, şöyle devam etti:

    “Zararlıyla mücadele yöntemlerini farklı uygulamak gerekir. Yalnızca bu zararlıyla bir yöntemle mücadele etmemek gerekmektedir. Ne yazık ki Akdeniz meyve sineği içerisinde yalnızca bir tane ruhsatlı ilaç olması buradaki çalışma yapan tüm kurum kuruluş ve burada iştigal eden teknik hizmet veren mühendis arkadaşlarımızın elini kolunu bağlamakta. Mecburen bir ilaca bağlı kalarak çalışmaktadırlar. Bize rakip olan ülkelere baktığımız zaman o ülkelerde çok farklı ilaçların kullanıldığını biliyoruz. Mutlak suretle bizim elimizi sıkıntıya sokacak, elimizi dar kapsamda tutabilecek bu uygulamalar yerine Avrupa Birliği aday ülkesi olmamız nedeniyle Avrupa Birliği’nde bu zararlıya karşı tavsiyeli olan ilaçların kullanılmasını ülkemize de serbest bırakılması gerekmektedir.”

    “Mandalinadaki kiraz sirke zararlısı olabilir”

    Türkiye’ye geri gönderilen mandalinalarda kiraz sirke sineği zararlısının olabileceğini de ifade eden Karademir, “Ukrayna’dan geri gönderilen 29 ton mandalinanın Akdeniz meyve sineği zararlısı olmadığı şüphemiz vardır. Biz biliyoruz ki son yıllarda özellikle ihracatta üreticilerimiz ve teknik arkadaşlarımız bu konularda çok ciddi çalışmalar yapmakta Akdeniz meyve sineği ile ilgili çok ciddi mücadeleler yapmaktadırlar. Bunun sonucunda Akdeniz meyve sineği zararlısının çıkma ihtimalinin az olduğunu görüyoruz. Yeni bir zararlı adı geçiyor. Kiraz sirke sineği zararlısı. Böyle bir zarar yapma eğilimi olduğunu ve muhtemelen bizim Ukrayna’dan geri gönderilen mallarda bu zararlının olması muhtemeldir” şeklinde konuştu.

  • Siverek’te kuduz şüphesi nedeniyle mahalle karantinaya alındı

    Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir köpeğin iki kişiyi ısırmasının ardından Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğünün mahallede geçici karantina önlemi aldığı öğrenildi.

    Edinilen bilgilere göre, ilçeye 25 kilometre uzaklıkta bulunan Sarıören Mahallesi’nde yaşayan Yüksel İ. ve eşini köpek ısırdı. Köpeğin kuduz olmasından şüphelenen mahalle sakinleri konuyu Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü ile Halk Sağlığı Merkezine bildirdi. Mahallede sağlık taraması yapan yetkililer, ısırılan 2 kişiye kuduz aşısı yaparak, mahallede geçici karantina uygulaması başlattı. Karantina kapsamında mahalleye evcil hayvan giriş ve çıkışları da yasaklandı.

    Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü yetkililerinin kuduz şüphesi bulunan köpekten alınan örnekleri Adana Veteriner Kontrol Enstitüsüne gönderdiği öğrenildi.

  • Bilim adamı Parlak’ın ölümünde FETÖ şüphesi

    Kazakistan’da 2011 yılında kaldığı evde doğal gazdan zehirlenerek hayatını kaybettiği iddia edilen bilim adamı Yrd. Doç. Dr. Tahsin Parlak’ın ölümünde FETÖ şüphesi ağırlık kazandı. Kazakistan’da ölü bulunan akademisyenin oğlu suikast iddiasında bulunarak, “ASELSAN mühendislerinin şüpheli ölümleriyle babamın öldürülmesini aynı gizli güçler yaptı” dedi.

    Kazakistan’da 2011 Ekim ayında evde gaz zehirlenmesi nedeniyle öldüğü iddia edilen Akademisyen Tahsin Parlak’ın mimar oğlu Kadir Parlak, ASELSAN Mühendisi Erdem Uğur’un şüpheli ölümüyle babasının ölüm şekli arasında birebir benzerlik olduğunu ileri sürerek, “Babam da Kazakistan’da ASELSAN’ın işlerine bakıp, dış güçleri rahatsız edebilecek araştırmalar yapmıştı. Defalarca tehditler alarak, suikasta uğramıştı. ASELSAN Mühendislerinin şüpheli ölümleriyle babamın öldürülmesini aynı gizli güçler yapıyor. Bir komisyon kurulsun araştırılsın” diye konuştu.

    Erzurum Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Türk El Sanatları Bölümü öğretim üyesi 56 yaşındaki Yrd. Doç. Dr. Tahsin Parlak, Ahmet Yesevi Üniversitesi’ne görevli gittiği 2011 yılında Kazakistan’da kaldığı evde doğalgazdan zehirlenerek öldüğü iddia edilmişti.

    Babasının ölmediğini, suikastla öldürüldüğü ileri süren oğlu Kadir Parlak, “ASELSAN Mühendisinin yatağında üzerine battaniyeyi çektiği ve gazdan zehirlenerek vefat ettiği belirtilmişti. Babamın ölüm şekliyle aynı. Babamın da gazdan zehirlendiğini söylediler. Kazakistan’dan olay yeri fotoğraflarını, delilleri istettik. Baktığımızda babamın da battaniyenin altında sanayi tüpünden sızan gazdan zehirlendiği görülüyor. Babam daha önceden de defalarca tehditler almış, suikaste uğramıştı. ASELSAN’ın işleri konusunda Kazakistan’da araştırmalar yapmış, yeni belge ve bulgular ortaya koymuştu. Bir defasında evinde iki saldırganın suikastına maruz kalmış kendini 3’üncü kattan aşağı atarak kurtulmuştu. Birçok yerinde kırıklar olmuş tedavi görmüştü.” dedi.

    Bilim adamı Parlak’ın ölümünde FETÖ şüphesi

    Son 30 yılda işlenen suikast, sır cinayetlerin birçoğunda Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) parmağının olduğu iddia edilirken Kadir Parlak, “Akademisyenler, bilim adamları kolay yetişmiyor. Dış güçler, gizli güçler tarafından babam ve onlar suikaste uğradı. Araştırılmasını istiyoruz. Sır perdesi aralansın.” diye konuştu.

    Parlak, “Babam ile ASELSAN Mühendisinin ölümündeki bu kadar benzerlik. Battaniye tam kafasına kadar çekili yanında sanayi tüpü ve sanayi tüpünün hortumu yatağın içerisinde. Bu şekilde ölüm benzerliği akıllara suikasten başka bir şey getirmiyor. Dediğim gibi sürekli dış ülkelerden tehditler alıyordu. Babamın açıklamasına göre Kazakistan’da petrol çalışmaları olduğunu ve dış ülkelerin bu yüzden dolayı rahatsız olduklarını belirtmişti. ASELSAN’ın konusuna giren açıklamalar yapmıştı. Babamın ölümünün ardından da ’Tahsin Parlak suikasti ASELSAN Mühendisleriyle bağlantılıdır’ şeklinde haberler yapılmıştı.” şeklinde konuştu.

    “Babamın 2 yakın arkadaşının ölümü de şüpheli”

    Babasının üç yakın arkadaşının da ölümlerinin şaibeli olduğunu belirten Kadir Parlak, “Babamın Erzurum’da iki yakın arkadaşı vardı. Birisi Erzincan Üniversitesi Rektörü diğeri de Bayburt Üniversitesi Rektörüydü. Babam vefat etmeden 1 yıl önce Erzincan Üniversitesi Rektörü evinde bir çamaşır ipiyle asılı şekilde bulunmuştu. Aradan 1 yıl sonra babam rahmetli oldu. Ve daha sonra da Bayburt Üniversitesi Rektörü Erzurum’da bileklerini kestikten sonra 4’üncü kattan aşağı atladı. Bu sır ölümler çoğalmaya başladı. Devletin önemli mekanizmasında bulunan insanlar yok oldu. Araştırılmasını istiyorum. Babam ’Turan Yolunda Aralığın Sırları’ adlı kitabında Hıristiyan Hac işaretinin Türklere ait olduğunu ve Türklerin halı, kilim motiflerinde kullandıklarını etnografik bilgilerle ortaya koymuştu. Hıristiyan Hacı Türklere ait ve bu hac işareti Osmanlı soyundan Hıristiyanlara geçtiğini etnografik bilgilerle ortaya koymuştu. Bu araştırmada oldukça dış çevreyi rahatsız etmişti.” dedi.

    Tahsin Parlak kimdir?

    1955 yılında Oltu’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Oltu’da tamamladı. 1976 yılında girmiş olduğu Atatürk Eğitim Enstitüsünü 1980 yılında bitirdi. 1991 yılma kadar Kahramanmaraş ve Oltu’da çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı. 1991-1994 yılları arasında Oltu Halk Eğitimi Merkezi Müdür Muavinliği görevinde bulundu. 1994 yılında Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü, Halı-Kilim ve Eski Kumaş Desenleri Anasanat Dalı`nda Öğretim Görevlisi olarak göreve başladı.

    Seramik ve Geleneksel Türk El Sanatları Bölüm Başkanlıklarını yürüttü. 1997 yılında lisansını tamamladı. Yurtiçinde ve dışında birçok sergiye katıldı.

    1998-1999 yıllarında Erzurum Atatürk Üniversitesi bünyesinde “Oltu ve Çevre Kazaları Doğal Boya Potansiyelinin Tespbiti” ile “Erzurum ve Çevresinde Doğal Boyayla Boyalı Halı ve Kilimlerin Tesbiti” konulu iki proje çalışması yaptı. DAP projesinin ön araştırma çalışmalarında görev aldı. 2000 yılında Yüksek Lisansını bitirdi.

    1999-2001 yıllarında Kazakistan’da T.C. Başbakanlık TİKA adına “Aral Bölgesi El Halıcılığı Geliştirme Projesi”ni yürüttü. Kazakistan Bilimler Akademisinde doktorasını tamamladı. Kazakistan`da Korkut Ata Devlet Üniversitesi’nde de Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Öğretim Görevlisi olan Parlak`ın, yayımlanmış birçok yurt içi ve yurt dışı makalelerinin yanı sıra, “Oltu”, “Kaynaktan Vitrine Oltutaşı”, “Azarbeycan Bezek Sanatı (Çeviri)” “18-19. Asır Azerbaycan Sanatı (Çeviri)” “Kazak Oyu Örnekleri”, “Kazakistan Tabiği Boyav Osimdikteri”, “Sır Boyundaki Tarihi Şehir Medeniyeti”, “Geleneksel Kazak Halı Sanatı ve Aral Bölgesi El Halıcılığını Geliştirme Projesi”, “Erzurum’da Oltutaşı ve Kuyumculuk Sanatı”, “Oltu ve Köylerinde Bardız Kilimciliği” adlı on kitabı bulunuyor.

  • Özgecan’ın katilinin öldürülmesinde FETÖ şüphesi

    Fetullahçı Terör Örgütü’ne yapılan operasyonlar kapsamında Kürkçüler Cezaevi’nde görevli gardiyanların gözaltına alınmasının ardından Özgecan Aslan’ın katilinin cezaevinde öldürülmesi olayına FETÖ soruşturması kapsamında cezaevinde yatan bir kişinin karışmasından dolayı polis, cinayetin arkasında bu örgütün olabileceği üzerinde duruyor. FETÖ’nün, yüksek güvenlikli bir cezaevinde işlenen bu cinayetle Türkiye’de hiçbir yerin güvenli olmadığı imajını oluşturmaya çalıştığı düşünülüyor.

    Adana Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’nın (FETÖ/PDY) cezaevleri ve denetimli serbestlik bürosu yapılanmasına yönelik operasyonda 10’u kadın olmak üzere 62 kişiyi dün gözaltına aldı. Gözaltına alınan şahıslar sağlık kontrolünden sonra emniyete götürülerek sorgulanmaya başlandı. Polis gözaltına alınanların çoğunun Kürkçüler F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde görevli gardiyanların olmasından dolayı bu cezaevinde yaşanan sansasyonel olayları da mercek altına aldı. Polis, üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ı işkence yaparak öldüren Ahmet Suphi Altındöken’in 11 Nisan 2016 tarihinde cezaevinde öldürülmesi, babasının ise tabanca ile yaralanması olayını da mercek altına aldı. Polisin olayın FETÖ tarafından gerçekleştirdiğini düşünmesine iten nedenin ise cezaevinde katilin öldürülmesi olayına karıştığı ileri sürülen ve ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasıyla yargılanan Ferhat Y.’nin cezaevine bir FETÖ operasyonu kapsamında girmesi olduğu öğrenildi. Bunun yanı sıra polisi şüpheye sevk eden başka bir nedenin ise tabancanın cezaevine bir gardiyanın yardımıyla girmesi ve katilin öldürülüp, babasının yaralanması olduğu ileri sürüldü. Ayrıca polisini FETÖ’nün bu cinayeti özellikle seçtiği, Özgecan Aslan’ın öldürülmesinin Türkiye’de şok etkisi oluşturduğu, katilinin öldürülmesinin çok ses getireceği, şiş, ya da jiletle öldürmek yerine dışarıdan sokulan bir tabanca ile öldürülerek devleti aciz duruma düşürüp, Türkiye’de hiçbir yerin güvenli olmadığını göstermek için yapmış olabileceği üzerinde durulduğu öğrenildi.

    Adana F Tipi Cezaevi’nde cezalarını çeken Ahmet Suphi Altındöken (26) 11 Nisan 2016 tarihinde tabancayla öldürülmüş, aynı koğuşta kaldığı babası Necmettin Altındöken de (51) yaralı kurtulmuştu. Olayla ilgili soruşturma sonunda Suphi Altındöken’i öldürdüğü iddia edilen hükümlü sanık Gültekin A. ile kendisine yardımcı oldukları belirlenen sanıklar Gamze B., Hüsamettin B., Hacı Ahmet Ö., Ahmet Tekin B., Ferhat Y. ile tutuksuz sanık Serkan A. hakkında, “Taammüden tabanca ile öldürme, taammüden tabanca ile öldürmeye teşebbüs, ceza infaz kurumuna eşya (tabanca) sokmak, memurun görevini kötüye kullanması, 3628 Sayılı Kanuna Muhalefet, 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet, silahla kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesine dava açılmıştı. Savcı, sanıklardan Gültekin A.’nın ağırlaştırılmış müebbet ve 52 yıl 6 ay, Gamze B., Hüsamettin B., Hacı Ahmet Ö., Ahmet Tekin B. ve Ferhat Y.’nin ise ağırlaştırılmış müebbet ve 28 yıl, Serkan A.’nın ise 5 yıl hapis ve 10 milyon liraya kadar para cezası ile cezalandırılmasını istemişti.

  • Polisin sır ölümünde cinayet şüphesi

    Osmaniye’de görev yapan 15 yıllık polis memuru Murat Şişkin’in kaybolduktan iki gün sonra tabancayla başından vurulmuş şekilde ölü olarak bulunmasının ardından yakınları “cinayet” şüphesi üzerinde duruyor.

    Edinilen bilgiye göre, Osmaniye İl Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memuru Murat Şişkin’in (42) eşi doğum yaptığından dolayı izne ayrıldı. Özlem ve Öykü isminde iki çocuğu bulunan polis memurunun yeni doğan çocuğu henüz 6 günlüktü. Murat Şişkin’in akşam saatlerinde evden ayrılması ve bir daha da geri dönmemesi üzerine ailesi durumu polise bildirdi. Polis ekipleri yaptığı araştırmada kayıp polis memurunun otomobilini Kumarlı Köyü yakınlarında kayınbabasına ait zeytinlik içinde buldu. Otomobil çevresinde yapılan aramada Murat Şişkin’in cesedi, başından vurulmuş şekilde bulundu. Cumhuriyet savcısının yaptığı incelemenin ardından polis memuru Murat Şişkin’in cesedi kesin ölüm sebebinin belirlenmesi için Adana Adli Tıp Kurumuna gönderildi. İlk görünüşte intihar olarak değerlendirilen olay için ölen polis memurunun yakınları olayın cinayet olma ihtimali üzerinde duruyor.

    Murat Şişkin’in amcası Kazım Şişkin, yeğeninin hayat dolu bir insan olduğunu belirterek, “Yeğenim intihar edecek bir yapıya sahip değildi. Yeni bebeği dünyaya gelmişti. Etrafına mutluluk saçan birisiydi. Şüphe içindeyiz” dedi.

    Öte yandan Murat Şişkin’in isminin açıklanmasını istemeyen başka bir yakını, “ İntihar etmesi için hiçbir sebebi yok, yeni çocuğu doğdu. Çok mutluydu. Aklımıza her şey geliyor cinayet olabilir hatta FETÖ teröristleri dahi öldürmüş olabilirler. Bu olay araştırılsın” diye konuştu.