Etiket: sülük

  • “Sülük Tedavisi Alternatif Tıp Değil”

    ADIYAMAN (İHA) – Sülük tedavisinin alternatif tıp yöntemi olmadığını tamamen tıbbi tedavi yöntemi olduğunu belirten Dr. Hakan Korkmaz, sülüğün birçok hastalığın tedavisinde kullanıldığını söyledi.

    Adıyaman’da yeni açılan bir sağlık merkezinde sülük tedavisi yapılmaya başlandı. Sülük tedavisi hakkında açıklamalarda bulunan Dr. Hakan Korkmaz, sülük tedavisinin kalp krizi geçirmiş ve geçirme riski olanlar, kalp krizinden korunmak isteyen hastalar, damar tıkanıklıkları, sigarayla ilişkili burger hastalığında, migren hastalığında, kolesterolü düşürmede, sinüzit hastalığında çok etkili olduğunu vurguladı.

    Dr. Hakan Korkmaz açıklamasında, “12 yıldan beri sülükle ilgileniyorum. Bu tedavi yöntemi 2 asırdır beni uygulanıyor. İnsan tıbbı ile ilgilenen doktorlar, sülüğün salyasındaki bioaktif maddeleri ayrıştırmaya başlıyorlar. Şuana kadar 147 adet madde belirlendi ama 12 tanesinin daha belirlenmekte olduğu tahmin ediliyor. Birinci Dünya Savaşı’yla insan tıbbına giriyor. Çeşitli ülkelerde sülük enstitüsü bulunuyor. Salyasında ilk bioaktif madde hirudindir. Bu kanın akışkanlığını arttıran bir maddedir. Pıhtılaşmayı önleyen, pıhtılaşan kanı eriten bir maddedir. İlk keşfedilen maddedir. Ardından diğer maddeler keşfediliyor.

    Bu hayvanın kendi metopolizmasından attığı salya, bizim için şifa olan bir maddedir. Biz bunu insanı ısırttığımızda, o insanın kalp damarında bir pıhtı yok ise yeni pıhtıların önlenmesine, pıhtı varsa ise o pıhtıların erimesine yardımcı olduğu bilimsel bir gerçektir. Yani sülük tedavisi alternatif tıp yöntemi değil, sülük tedavisi tamamen bir tıbbi tedavi yöntemidir. Birçok ülkede sağlık bakanlığı tarafından teşvik edilmiş, tedavisi kontrol altına alınmış, tıp fakültelerinde eğitim olarak derslerde yer almıştır. Bizde resmi olarak değil, gayri resmi ilgilenen hocalarımız var. Sülüğün en önemli kullanım alanı kalp damar sistemi hastalıklarıdır. Migrende altın standart ödülü almış bir tedavi yöntemidir. Migren nedeni bilinmeyen bir hastalıktır ama sülük tedavi edebiliyor. Sülüğün yan etkisi, dere yatağına el ayak sokularak yapılırsa, alromonas enfeksiyonuna yakalanabilir. Sağlıklı bir ortamda tedavi uygulanırsa bu enfeksiyonun görülme olasılığı binde 3’dür. Beş yaşının üzerinde ki her kes sülük tedavisi yaptırabilir. Gebeler yaptıramaz. Sülüğün, diğer kan sulandırıcı ilaçlara üstünlüğü hangi dozda uygularsanız uygulayın spondan kanama sıfırdır” diye konuştu.

    İşletme sahiplerinden Mustafa Aslan ise, sağlıksız ortamlarda gelişi güzel sülük tedavisinin yanlış olduğunu belirterek, “Sülüğün istediği yerden değil de, istenilen yerden tutunması gerekir. Sağlıksız yerlerde bu tedavinin uygulanması doğru değildir. Tedaviye yönelik olması gerekir. Sadece kan emmekle bu iş olmuyor” ifadelerini kullandı.

  • Hakkari Belediyesi Sülük Göleti İçin Çalışma Başlattı

    Hakkari Belediyesi, Sülük Göleti’nde yaşanan doğa tahribatını önlemek için çalışmalarını sürdürüyor.

    İHA ekibinin gündeme getirdiği ‘Sülük Göleti yok ediliyor’ haberi üzerine Hakkari Belediye Başkanlığı harekete geçti. Merzan Mahallesi’nde bulunan ve doğal bir yapıya sahip olan Sülük Göleti’nin içerisine ve çevresine çöp, katı atık, kül ve moloz yığınlarının dökülmesi sonucu oluşan doğa tahribatın önlenmesi için harekete geçen Hakkari Belediyesi, çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.

    Göletin kirletilmesi üzerine ilk çalışmasını 2013 yılında ‘Sağlıklı Yaşam İçin Golazûrya’ isimli proje ile Kalkınma Bakanlığı’na başvuruda bulunan Hakkari Belediyesi, göletin ıslah edilmesi, etrafına çocuk parkı ve dinlenme alanlarının yapılmasını hedefledi. Ancak, başvurulan projenin kabulü ile proje bedeline 98 bin TL tahsis edilmesi sonucu, tahsisi edilen ödeneğin projenin hayata geçirilmesi için yeterli olmaması ve belediyenin yaşadığı maddi imkansızlıklar üzerine gerçekleştirilemedi.

    Yaşanan doğa tahribatının önlenmesi için proje geliştiren ve SODES’e başvuran, fakat belirtilen nedenlerden ötürü projesini gerçekleştiremeyen Hakkari Belediyesi, bu zaman zarfında gölet içerisine ve çevresine dökülen çöp, katı atık, kül ve moloz yığınlarının temizlenmesi için sık sık temizlik çalışmaları gerçekleştirip, göletin yeniden kirletilmemesi için uyarılarda bulunarak gerekli duyarlılığın oluşması için mücadele etti.

    Gölette yaşanan doğa tahribatını önlemek için mücadelesini sürdüren Hakkari Belediyesi, son olarak 2015 yılı içerisinde Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı’na yeni bir proje başvurusunda bulundu. Bu proje ile Hakkari Belediyesi, Sülük Göleti’ni ıslah edip buradaki alanı kent halkının kullanabileceği bir sosyal yaşam alanına dönüştürmeyi hedefliyor. Projenin kabul edilmesiyle Sülük Göleti’nde meydana gelen doğa tahribatını ortadan kaldıracak olan Hakkari Belediyesi, bu doğal alanı gerçek kimliğine kavuşturmayı planlıyor.

  • Geleneksel tedavi yöntemlerine dikkat!

    Geleneksel tedavi yöntemlerine dikkat!

    Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Emrullah Hayta, alternatif tıp ve geleneksel tedavi yöntemlerinin kesin sonuç vermediğini, sadece vücutta kısa süreli rahatlama sağladığını belirterek, “Hekim kontrolünde yapılmayan bu gibi yöntemler, bilinçsiz uygulamalar sonucunda ciddi rahatsızlıklara neden olur hatta felç gibi ağır sonuçlar doğurabilir” dedi.

     

    Hayta, AA muhabirine yaptığı açıklamada, romatizmal ve fiziksel hastalıkların tedavisinde insanların genellikle geleneksel yöntemlere başvurduğunu söyledi. Özellikle 1990 yılından sonra internetin gelişimiyle modern tıp yerine alternatif tedavi yöntemlerinin tercih edildiğini belirten Hayta, bu metotların tamamıyla faydasız olmadığını ifade etti. Alternatif tıp ve geleneksel tedavi yöntemlerinin kesin sonuç vermediğini, sadece vücutta kısa süreli rahatlama sağladığını kaydeden Hayta, “Hekim kontrolünde yapılmayan bu gibi yöntemler, bilinçsiz uygulamalar sonucunda ciddi rahatsızlıklara neden olur hatta felç gibi ağır sonuçlar doğurabilir” diye konuştu. Hayta, kullanılan yöntemlerin, coğrafi koşullar, etnik köken, eğitim ve sosyo-ekonomik faktörler, dini inanışlar, yaşam şekilleri ve kültürlere göre farklılıklar gösterdiğini söyledi.

     

     

    “Romatizmal Hastalıklarda Alternatif Tıp ve Tamamlayıcı Tedavi Yöntemleri” konulu tez çalışması kapsamında bir grup arkadaşıyla yaptığı araştırmanın sonuçlarını paylaşan Hayta, araştırmaya katılan bin kişinin yüzde 50’den fazlasının bitkisel tedavi, dua ve masajı en az iki kez kullandığının belirlendiğini söyledi. Katılımcıların en fazla kas iskelet sistemiyle ilgili hastalıklar ve psikolojik sorunlarda alternatif tıp ve tamamlayıcı tedavi yöntemlerine başvurduğunu dile getiren Hayta, hem hastaneye gidip hem de bu yöntemlere başvuran kişilerin yüzde 25’inin bunu doktoruna hiç açıklamadığını aktardı. Sivas’ta, kas iskelet sistemi ve romatizmal hastalıklarda vatandaşların tedavi amaçlı çeşitli yöntemleri kullandığını belirten Hayta, “Ağrıyan bölgeye ince ip bağlama veya kirli yün sarma, bal sürülmesi, bazı bitkilerin (ısırgan otu, mayıs çiçeği, arpa, limon kabuğu, madımak otu) ezilip ağrıyan yere sürülmesi veya kaynatılarak içilmesi, ağrılı ve şiş bölgeyi ovalama, sülük yapıştırılması, türbe ziyaretleri, bel fıtığında sırta alabalık sarılması sıkça kullanılan yöntemlerdir” diye konuştu. Hayta, ekonomik problemler, medya ve çevrenin etkisi, alternatif tıbbın iyi geleceği düşüncesi, tıbbi tedaviden korkma, ilaçların yan etkilerinden kaçınma gibi çeşitli nedenlerle insanların geleneksel tedavi yöntemlerine yöneldiğini söyledi.

  • En büyük sülüklerden kurtuluyoruz

    En büyük sülüklerden kurtuluyoruz

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, iş adamı Cem Uzan’ın ”dolandırıcılık” ve ”zimmet” suçlarından yargılandığı davada 18 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırılmasıyla ilgili, ”Daha önce Uzan’la ilgili Türkiye’nin haklarına yapışmış en büyük sülüklerden biri demiştim. Bu olumsuzluktan kurtuluyoruz inşallah” dedi.

     

    Bakanlık’tan yapılan yazılı açıklamaya göre, Yıldız, Kanal 7 televizyonunda katıldığı programda soruları yanıtladı.

     

    Cem Uzan’ın da aralarında bulunduğu 48 sanığın yargılandığı davada, Uzan’ın hapis cezasına çarptırılmasının hatırlatılması üzerine Yıldız, ”Türkiye’nin zihni değişiminin önemli göstergesi. Toplumun her kesim ve katmanının aynı noktada buluşması adına önemli bir karardır. Daha önce Uzan’la ilgili Türkiye’nin haklarına yapışmış en büyük sülüklerden biri demiştim. Bu olumsuzluktan kurtuluyoruz inşallah. Zamanında ekmek arası dönerle Türkiye siyasetine hakim olunmak istendi. Bunlar artık geride kalıyor” değerlendirmesinde bulundu.

     

     

    KUZEY IRAK’LA ENERJİ İŞBİRLİĞİ

    Kuzey Irak’la yapılan enerji işbirliğine de değinen Yıldız, Türkiye’nin, Irak’ın, tüm bölgelerinde projelerinin sürdüğünü kaydetti.

     

    ”Güneydeki doğalgaz ve petrol sahalarında ortaklarımızla beraber şu ana kadar 600 milyon dolar para harcadık. Bu sahalardaki projelerimiz devam ediyor” ifadesini kullanan Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü:

     

    ”Irak Petrol Bakanı Sayın Luaibi, daha önce yaptığımız görüşmede ‘sizinle ortak proje geliştirelim’ dedi. Onların önerisi olan Basra’dan kuzeye ve Ceyhan’a ulaşacak bir boru hattına ‘biz varız’ dedik. Iraklı kardeşlerimiz ne zaman derse projeyi başlatırız. Bugün, Kerkük-Yumurtalık’ın 70 milyon tonluk kapasitesinin 3’te 1’i ancak kullanılıyor. Irak’ın tüm bölgelerinden eklenecek petrol kaynaklarıyla bu kapasitenin tam anlamıyla kullanılmasını, ondan sonra da Irak’ın kuzeyi veya güneyi, tüm bölgelerinde yeni projeler yapmayı istiyoruz. Bunu Iraklı kardeşlerimize de söyledik.”

    ”PROJE YAPACAK ÜLKE Mİ KALMADI?”

    ”(İsrail’in özrünün arkasında enerji var) diyorlar” değerlendirmesi üzerine Yıldız, İsrail’in özrünün gerekçesinin enerji olmadığını belirtti.

     

    Yıldız, ”Başka proje yapacak ülke mi kalmadı ki 9 şehidimiz varken, kalkıp İsrail ile enerji projesi yapalım” dedi.

     

    Türkiye’nin petrol ithalatının fazla olmasına ilişkin bir soru üzerine de Yıldız, Türkiye’de refah seviyesinin sürekli arttığını kaydetti.

     

    Türkiye’nin nüfusunun her yıl 1 milyon arttığını ifade eden Yıldız, ”Araç sayısı da 1 milyon artıyor. 10 yıl önce 7-8 milyon olan araç sayısı bugün 16 milyona çıktı. Bu tek başına bir enerji kalemi değil. Yıllık 60 milyar dolar olan petrol ithalatının 35 milyar dolarını ulaşımda araçlarımız için harcıyoruz” dedi.