Etiket: Sultanı

  • Turgutlu’nun en güzel Sultani üzümü seçilecek

    Turgutlu Belediye Başkanı Turgay Şirin, 7 Eylül Kurtuluş Şenlikleri kapsamasında Özdilek Turgutlu AVM sponsorluğundan gerçekleşecek olan En Güzel Sultani Kuru Üzüm ve Sultani Yaş Üzüm Yarışması’nın bilgilendirme toplantısına katıldı.

    Manisa bölgesinde yetişen ‘Çekirdeksiz Sultani Üzümün’ daha fazla tanıtılmasının amaçlandığı En Güzel Sultani Kuru Üzüm ve Sultani Yaş Üzüm Yarışması’nın bilgilendirme toplantısı gerçekleşti. Turgutlu Kaymakamlığı, Turgutlu Belediyesi, Turgutlu Ticaret Borsası, İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ortaklığında, bir alışveriş merkezi sponsorluğunda gerçekleşecek olan yarışmanın tanıtım toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan Turgutlu Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Orcan, “Türkiye’nin neresine giderseniz gidin çekirdekli üzümü her yerde görür ve bulursunuz. Ama çekirdeksiz Sultani üzüm yer seçer, hava seçer, toprak seçer. Türkiye’de yüzde 96 oranında çekirdeksiz üzüm Manisa bölgesinde Turgutlu, Salihli, Alaşehir ve Sarıgöl’de, Gediz havzasında yetişir. Bu yarışmamızda bölgemizde yetişen çekirdeksiz sultani üzümün daha da tanıtılmasında önemli bir rol oynayacak. Yarışmanın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ediyorum” dedi. Ardından söz alan İlçe Tarım Gıda ve Hayvancılık Müdürü Musa Çallı da yarışma hakkında bilgi verdi.

    Daha sonra konuşan Turgutlu Belediye Başkanı Turgay Şirin, “Böyle bir yarışmanın olması Turgutlu’da farklı bir sinerji yaratacaktır. Bu sene iyi bir giriş yaparak önümüzdeki yıllar adına devam ettirecek bir sürecin başlangıcını gerçekleştirmiş oluruz. Bu vesile ile değerli katılımcıların şimdiden Kurban Bayramı’nı tebrik ediyorum” şeklinde konuştu. Son olarak konuşan Kaymakam Uğur Turan da yarışmanın değerinin çok iyi bilinmesi gerektiğini vurgulayarak yarışmanın düzenlemesinde emeği geçenlere teşekkür ettiğini sözlerine ekledi.

    Toplantıya Turgutlu Kaymakamı Uğur Turan, Turgutlu Belediye Başkanı Turgay Şirin, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Muhammet Evren, İlçe Emniyet Müdürü Ahmet Esendemir, Turgutlu Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Orcan, İlçe Tarım Gıda ve Hayvancılık Müdürü Musa Çallı, Özdilek AVM Turgutlu Genel Müdürü Cahit Akyüz, daire müdürleri ile mahalle muhtarları katıldı.

  • Türk sinemasının ’Sultan’ı Başkentte

    Türk sinemasının en önemli isimlerinden Türkan Şoray, Anneler Günü’ne özel bir etkinlik için Başkent Ankara’da hayranlarıyla buluştu.

    Unutulmaz filmlerle gönüllere taht kuran ve toplamda 222 filmde rol alan Şoray, Ankara’da bir alışveriş merkezinde sevenleriyle bir araya geldi. UNICEF Türkiye tarafından iyi niyet elçisi olarak seçilen Şoray, annelik ve sinema anılarını hayranlarıyla paylaştı.

    İlk olarak engelli hayranları ile fotoğraf çektiren ünlü sanatçı, ardından son çıkarttığı ‘Sinemam ve Ben’ adlı kitabını okurları için imzaladı.

  • Türk Sinemasının ’Sultan’ı, Ataşehir’de Atıf Yılmaz’ı anma programına katıldı

    Ataşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Atıf Yılmaz’ı anma programına katılan Türk Sinemasının Sultanı Türkan Şoray, Atıf Yılmaz’a ayrı bir hayranlık duyduğunu belirtti. Şoray, “Bir keresinde de çok küstüm ona. Öyle karşımda tatlı tatlı güldüğü zaman affetmemek mümkün mü? Atıf Bey sizde şeytan tüyü var diyordum. Yani mümkün değil bana ne yaparsa yapsın hemen affediyordum” dedi.

    Türk Sinemasının sultanı Türkay Şoray Ataşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Atıf Yılmaz’ı anma etkinliğine katıldı. Ataşehir Belediyesi Mustafa Saffet Kültür Merkezinde gerçekleşen anma toplantısına Atilla Dorsay ve Deniz Türkali de katıldı. Dorsay, Yılmaz için, “Yeşilçam’a katkısı kadını konu almaya başlamasıdır. Bu akımı başlatan ilk filmi Mine’dir ve Türkan Şoray vardır. Atıf Yılmaz, hayatımda en sevdiğim insanlardan biri oldu” diye konuştu.

    Atıf Yılmaz’ın feminizm hareketinden etkilendiğini söyleyen Türkali ise yönetmenin 1980 sonrası yapıtlarında bu akımın önemli olduğunu aktardı. Türkali’nin, “Atıf’a soruyorlardı Türkan Şoray’a aşık mısın diye, Türkan Şoray’a aşık olmayanın alnını karışlarım diye cevap veriyordu” sözleri dinleyicileri kahkahaya boğdu.

    Söyleşi sonrası Atilla Dorsay’ın Türkan Şoray’ı konu aldığı kitaplarını Dorsay ve Şoray birlikte imzaladılar.

    “Yönetmenlik yaptığım filmlerden onu taklit etmeye çalıştım”

    Usta yönetmenin kadına özel bir önem verdiğini, bu önemin de sinemasına yansıdığını ifade eden Şoray, Yılmaz’ın toplumsal sorunları kadın üzerinden anlattığının altını çizdi. Şoray, “Çok bunaldığım mesleğimde neler yapacağıma karar veremediğim zaman hemen arar Atıf beye sorardım ben. Bu rolü oynasam mı? Ne yapsam diye. O kadar alışmıştık ki Atıf Bey’le günde neredeyse 2, 3 defa görüşürdük. Uzun süre elim hep telefona gitti. Çok güç alıştım yokluğuna. Türk sinemasını var eden üç dört temel taşlarından biridir. Lütfi Akad, Halit Refiğ, Metin Erksan. Türk sineması oradan var oldu, yoktan var oldu. Bu insanlar inançlarıyla Türk Sinemasını var ettiler. Sete geldikleri zaman beklerdik yönetmen ne yapacak kamerayı nereye koyacak diye. Atıf Bey’de bu yoktu inanılmazdı, bu kadar işini bilen biriydi. Kroki çizerdi akşamdan ben daha sonra yönetmenlik yaptığım filmlerden onu taklit etmeye çalıştım. O kadar çabuk film nasıl biter anlamazdık” dedi.

    “Atıf bey sizde şeytan tüyü var diyordum”

    Bugüne kadar 220 filmde rol aldığını belirten Şoray, Atıf Yılmaz’a ayrı bir hayranlık duyduğunu söyledi. Şoray,

    “Benim şöyle bir şansım ayrıcalığım oldu, Lütfü Akad ile belli bir yaş farkımız vardı, bizim film setleri bir disiplin vardı. Kimse yüksek sesle konuşmaz, herkes birbirine saygılı, sevgiliydi. Mesela yönetmen olduğu zaman biz Lütfi Akad’ın karşısında titrerdik. Atıf Yılmaz’la artık öyle bir hale geldik ki özel hayatımızda dostluğumuz olduğu için ben nikah şahitleri oldum. Gündüz sette akşam onların evinde olurduk. Özel dostluğumuz çok gelişti. Bir keresinde de çok küstüm ona. Fakat sürekli ağzında böyle sigarası vardı, o konuşurken sigara düşmezdi. Hayretle bakardım ona. Öyle karşımda tatlı tatlı güldüğü zaman affetmemek mümkün mü? Bana ne yaparsa yapsın Atıf bey sizde şeytan tüyü var diyordum. Yani mümkün değil bana ne yaparsa yapsın hemen affediyordum. Kadın erkek eşitliği feminizm konuşulduğu zaman en çok destekleyen Atıf Yılmaz’dı” diye konuştu.

  • Türk sinemasının ’Sultanı’ Marmaris’te tatilin keyfini çıkarıyor

    Türk sinemasının ’Sultan’ Türkan Şoray, kızı Yağmur Ünal ve kardeşi Nazan Şoray ile birlikte bindikleri ‘Simay’ adlı yatla Güney Ege’de tatilin keyfini sürüyor.

    Şoray ailesi, bölgenin Anadolu ve Yunanistan kıyılarına da uğramayı ihmal etmiyor. Datça ve Marmaris kıyılarının yanı sıra komşu ülke Yunanistan’ın Simi ile Kos adalarına da gittikleri yerlerde, güneşin, denizin, doğanın tadını çıkaran aile, yöresel yemeklerin tadına bakıyor. Türkan Şoray, restoranlarda çalışanların, tatilcilerin, yerel halkın fotoğrafı çektirme isteklerini de geri çevirmiyor. ‘Sultan’, son olarak Marmaris’in Orhaniye Mahallesi Kızkumu mevkiindeki restoran işletmecileriyle de hatıra fotoğrafı çektirdi. İşletmeciler, “Sultanımız, sıcak ve güler yüzlü davranışları ile kalplerimizi bir kez daha kazandı” dedi.

  • (Özel haber) Ağların sultanı ekmeğini denizden çıkartıyor

    25 yıldır ekmeğini denizden kazanan İzmir’in tek kadın balıkçısı 55 yaşındaki Medine Bor, erkek meslektaşlarına taş çıkartıyor.

    Eşine yardım etmek için balıkçılık yapmaya başlayan 55 yaşındaki Medine Bor, meslekte 25 yılı geride bıraktı. İzmir’deki tek kadın balıkçı olan Bor, Urla ilçesinde ’İzmir’ isimli teknesiyle balık avlıyor. Eşi vefat ettikten sonra evin geçimini tek başına sağlayan balıkçı kadın, denizden kazandığı para ile evin en küçük kızını evlendirmeye hazırlanıyor. İnce işçilikle ördüğü ağları denize salan Bor, balıkçılığa başladığı ilk gün işin ağırlığından ağladığını ancak daha sonra eşinden göre göre mesleği öğrendiğini söyledi. Erkek meslektaşları ile iyi anlaştığını, işini bitirdikten sonra komşularıyla vakit geçirdiğini belirten Bor, “Hem ev işlerini yapıyorum, hem denize çıkıyorum. Erkek meslektaşlarım bana ‘helal olsun sana yenge’ diyorlar. Beni severler. Kahveye de giderim, bana ‘bacım’, ‘yenge’ derler. Erkek meslektaşlarımın hoşuna gidiyor balıkçılık yapmam. Komşularımla da aram çok iyidir. Sabah ağ attıktan sonra komşularla evde kahve faslımız oluyor. Sonra da tulumumu giyip denize gidiyorum, balıkları topluyorum” dedi.

    “Adam bulmaktansa kendim yaparım”

    Küçük kızını 1 yaşındayken evin büyük kızına emanet ederek balıkçılığa başladığını söyleyen Bor, o günleri şu sözlerle anlattı:

    “Bu işi 25 senedir yapıyorum. Önceden ev hanımıydım. Sonra eşimle çalışmaya başladım. Adam bulmak zordu. Ben de ‘adam bulmaktansa kendim yaparım’ dedim. Her şeyi eşimden göre göre öğrendim. Küçük kızım 1 yaşındayken ablasına bırakıp balığa çıkardım.”

    “Ağlayarak çalışıyordum”

    Yaptığı mesleğin kadın işi olmadığını vurgulayan Bor, “Yaptığım iş erkek işi. Kadın işi değil ama ben alıştım yaptım. Bu iş ağır bir iş. Herkes yapamaz. Ben de ilk zamanlar çok zorluk çektim. Ağlayarak çalışıyordum. Çok ağırdı, çok zordu. Bırakmayı düşündüm ama gelirimiz bu deniz. Eşim vefat etti, ben devam ettim ama bu sene son. Artık bırakacağım. Bu yıl jübilemi yapıyorum” diye konuştu.

    Balık yemeyi sevmiyor

    Denizlerde 25 yıl geçiren Bor, ekmeğini balıktan kazansa da balık yemeyi sevmiyor. Denize ağ atmaktansa olta ile balık tutmayı daha çok sevdiğini kaydeden Bor, “Balık yemeyi eskiden beri sevmezdim ama denizi seviyorum. Sabah 5’te kalkıp 6’da ağları atarım. 10 gibi eve gider, öğlen 3’te yine denize gelir ağlara bakarım. Kızım hep ‘bırak bu işi’ der. Korkuyor ama bu denizden çıkanla evlendiriyorum kızımı” ifadelerini kullandı.

    “Erkeklerden daha güzel ağ atıyor”

    Bor’un yanında çalışan Cavit Vural da, “Erkeklerden daha güzel ağ atıyor. Biz de yıllardır bu işi yaparız. Ağları daha gelişi güzel atarız ama o özenerek çalışıyor. Ağları açmak için çok uğraşıyor. Bana ağ attırmıyor, beni dümene yolluyor” dedi.