Etiket: ’Sulak

  • Karkamış-Nizip Taşkın Ovası Sulak alanı canlandırılacak

    Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü arasında imzalanan protokol kapsamında hazırlanan Karkamış-Nizip Taşkın Ovası Sulak Alanı Ekopark Projesi’yle teras alanı, plaj, su altı araştırma merkezi, rehabilitasyon alanları ve ekoparkın yer alacağı doğa harikası bir mekan kurulacak.

    Türkiye’deki ulusal öneme sahip 45 sulak alandan biri olan Karkamış-Nizip Taşkın Ovası Sulak Alanı’na canlılık katmak amacıyla uygulamaya alınması planlanan Ekopark Projesiyle 197 kuş türü ve 71 farklı canlının barınacağı mekan, kentin envanterine kazandırılacak. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in özel girişimleriyle kamuoyuna sunulacak sulak alan, şehrin vizyonu vizyon katacak.Sulak alan ekosistemini koruyarak, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde öneme sahip Karkamış-Nizip Taşkın Ovası Sulak Alanını tanıtmayı amaçlayan proje, kullanıcılara farklı aktiviteler sunacak.

    Fırat Nehri boyunca, Birecik-Karkamış Barajları arasında kalan proje alanı, iki ilçe merkezi ve sekiz yerleşim yerini kapsayacak. Yılda 70 bin kişi tarafından ziyaret edilen Karkamış-Nizip Taşkın Ovası Sulak Alanı, doğal zenginliklerinin yanı sıra kültürel varlığıyla da adından söz ettirecek.

    Nesli tehlike altında olan canlılar yaşayacak

    Kuzeyinde en eski medeniyetlerden Zeugma Antik Kenti ve güneyinde Karkamış Antik Kenti bulunan iki antik kent arasında kalan sekiz höyük proje alanı, 55 kilometrelik kültürel mirası içerisinde yer alacak. 35’i endemik olan 810 farklı bitki türüne ve nesli tehlike altında olan Dünya’da 200 adet kalan Kelaynak türüne de ev sahipliği yapan sulak alanda, toplam 197 kuş türü, 14 farklı memeli türü, Dicle Çöpçü Balığı ile birlikte 19 farklı balık türü bulunacak. Nesli tehlike altında olan Fırat Kaplumbağası’nın da içinde bulunduğu 38 farklı iki yaşamlı ve sürüngen türü, söz konusu alanda barınacak. Ekolojik koruma bölgelerini birbirine bağlayan 40 kilometrelik habitat rotası önerilecek proje, kıyı boyunca farklı peyzaj karakterlerini barındıran kısımlardan oluşacak.

    Proje göz kamaştıracak

    Proje kapsamında Birecik Barajı’nın güneyinde bulunan bölgede plaj alanı olacak. 200 bin metrekare plaj alanının yanı sıra, sahil şeridi 600 metreyi bulacak. 35 bin metrekare kumsal alana sahip olacak plajda, toplam bin 700 metrekarelik kafe, restoran, büfe, idari ve sağlık birimleri yer alacak. 950 metre uzunluğundaki ahşap yaya promenatı, bütün yapı ve fonksiyonları birbirine bağlanacak.

    Projenin önemli odaklarından olan Ekopark alanı 5 bin 500 dönüme kurulacak. Bu kısım iki alt bölgeden oluşacak. Birinci alt bölge, Fırat Kaplumbağasının üreme zonlarından ve kuşların yoğun olarak gözlemlendiği alanın en hassas bölgesi, ekolojik koruma bölgesi olacak. Bu alan 2 bin 50 dönümden oluşacak. Alanda bulunan Bilimsel Araştırma Merkezi’ne bağlı olan Yaban Hayatı Tanıtım Köprüsünde ziyaretçiler alana ait flora ve faunayı tanıyarak, sulak alan ekosistemini daha yakın keşfedebilecek. Üreme dönemi gibi hassas dönemlerde sessiz bölge olarak sınırlı kullanıma izin verilecek alanda, kuş gözlem kuleleri, kuş gözlem evleri ile bilimsel araştırma ve eğitim merkezi bulunacak. İkinci alt bölge ise, rekreasyon koridorunu ve üretim alanlarını kapsayan kontrollü kullanım bölgesi olacak.

    Kontrollü kullanım bölgesi toplam bin 300 dönüme kurulacak. Karşılama ve tanıtım merkezi, organik pazar alanı, renk ve koku bahçesi, atölyeler, etkinlik alanı, seyir tepesi, gölet, çocuk köyü ve gençlik kampı, spor alanları bu bölgede yer alacak. Alan içinde ulaşım, yaya, bisiklet ve elektrikli araçlar ile sağlanacak. Bisiklet ve yaya yolları kıyı boyunca devam ederek, diğer kısımları birbirine bağlayacak. Ekolojik koruma alanı olarak belirlenen kısımda ise, durak noktası Kefre Höyüğü olan yürüme ve bisiklet yolu ile belirli noktalarda dinlenme alanları ve gözlem kulesi bulunacak.

    Alanın bir diğer odak noktasında Su Altı Araştırma Merkezi yer alacak. Merkezde ziyaretçilere su altı zenginlikleri tanıtılacak. Ziyaretçiler, su sporlarına teşvik edilecek, sulak alan bilinci artırılacak. Fırat Nehri’ne ve sulak alana panoramik olarak en hakim noktası olacak Teras Alanında seyir terası, restoran ve çocuk oyun alanı bulunacak.Kum ocaklarının tahrip ettiği alanların bulunduğu projenin son kısmı olan Rehabilitasyon Alanları’nda ise, peyzaj restorasyonu ve rehabilitasyonu ile sulak alana geri kazandırılacak. Proje, Zeugma Antik Kenti’nden başlayarak, sulak alan içerisinde yer alan höyüklerde duraklama noktaları olan yürüyüş ve bisiklet yollarıyla Karkamış Antik Kenti’ne bağlanarak sonlandırılacak.

  • Vatandaşlar, sulak alanlar konusunda bilgilendiriliyor

    Van Doğa Koruma ve Milli Parklar İl Şube Müdürlüğü ekipleri, sulak alanlar konusunda vatandaşlar bilgilendiriyor.

    Tarım ve Orman Bakanlığı, Van Doğa Koruma ve Milli Parklar İl Şube Müdürlüğü ekipleri tarafında Van’daki sulak alanlar etrafında yer alan mahalleler gezilerek, vatandaşlar sulak alanlar konusunda bilgilendiriliyor. Sazlıkların yakılmaması, sazlıkların kesilmemesi gibi konularda vatandaşlara bilgilendirme çalışmaları yapılırken, çalışmalar belli aralıklara devam edecek.

  • 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü

    Van’da 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü nedeniyle yemleme çalışması yapılarak, tedavisi tamamlanan kaya kartalı doğaya salındı.

    Van Doğa Koruma ve Milli Parklar İl Şube Müdürü Yunus Bakıcı ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Doç. Dr. Lokman Aslan, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü nedeniyle Erçek Gölü Sulak Alanı’nda incelemelerde bulundular. Burada yemleme çalışması yapan Aslan ve Bakıcı, tedavisi tamamlanarak halkalanan kaya kartalını da doğaya bıraktılar.

    Daha sonra açıklamalarda bulunan Yunus Bakıcı, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü nedeniyle sulak alanları kontrol ettiklerini belirterek, “Müdürlük olarak kış mevsimi boyunca sulak alanlarda yemleye çalışmaları yürütüyoruz. Bu çalışmalarımızın yanı sıra sulak alanlarının korunması için de vatandaşlarımıza yönelik bilgilendirme çalışmalarımız devam ediyor. Bugün de tedavisi tamamlanan bir kaya kartalını halkalayarak doğaya bıraktık. Çalışmalarımız bundan sonra da devam edecektir” dedi.

    Doç. Dr. Lokman Aslan ise, tabiatın rahmi olan sulak alanlarının yeryüzünün en zengin ve en üretken ekosistemlerini oluşturduğunu söyledi. Aslan, “Pek çok tür ve çeşitteki canlılar için uygun beslenme, üreme ve barınma ortamı olan sulak alanlar, yalnız bulundukları ülkenin değil tüm dünyanın doğal zenginlik müzeleri olarak kabul edilmektedir. Bölge ve ülke ekonomisine katkılar sağlayan sulak alanlar; doğal dengenin ve biyolojik çeşitliliğin korunması yönünden de diğer ekosistemler içinde önemli ve farklı bir yere sahiptirler. İlimizde Bendimahi, Çelebibağı, Erçek Gölü, Dönemeç Deltası, Turna Gölü, Akgöl ve Karasu Deltası sulak alanları gibi büyük sulak alanlarının yanında birçok küçük sulak alan da bulunmaktadır. Bu sulak alanlarda çok sayıda göçmen ve yerleşik kuşların yanında çeşitli canlı türleri yaşama şansı bulmaktadır” diye konuştu.

  • AK Partili Ceylan: “Türkiye’de Van Gölü kadar bir sulak alan 1950 yılından sonra yok edildi”

    AK Parti Ankara Milletvekili Nevzat Ceylan, Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen “Ulusal Sulak Alanlar Çalıştayı”nda Türkiye’de 1950 yılından sonra 1 milyon 300 bin hektar sulak alanın yok edildiğine dikkat çekti.

    Türkiye’de İklim Değişikliği Alanında Kapasitenin Geliştirilmesi Hibe Programı kapsamında Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığınca uygulanmakta olan ‘Samsun’un İklim Değişikliğine Adaptasyonu Sürecinde Kızılırmak Deltası Su Yönetiminin Modellenmesi Projesi’nin temel faaliyetlerinden olan “Ulusal Sulak Alanlar Çalıştayı”, Samsun Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi. Çalıştayın açılışında konuşan Doç. Dr. Mustafa Güler, Orman ve Su İşleri Bakanlığı 11. Bölge Müdürü Mehmet Sıddık Kılınçer ve Samsun Vali Yardımcısı Hakan Kubalı, sulak alanların Türkiye için büyük bir zenginlik olduğunu belirterek, bu zenginliği koruyan Samsun Büyükşehir Belediyesine teşekkür ettiklerini söylediler.

    Türkiye’de sulak alanların yarısının yok edildiğini vurgulayan AK Parti Ankara Milletvekili Nevzat Ceylan ise, “1950’li yıllarda sıtmadan dolayı insanların hayatını kaybetmesiyle birlikte Türkiye’de sulak alanların kapatılması konusunda bir kanun çıktı. Bu kanunun ardından Türkiye’de sulak alanlar kurutulmaya başlanıyor. O günkü şartlarda sıtma hastalığına ilaç tedavisi mümkün olmadığından dolayı sivrisineklerin ürediği sulak alanları kurutuyorlar. Bu kurutulan alanların doğayı anormal derecede bozduğu görünüyor. Son 20 yıldır Türkiye’de sulak alanların kurutulmadığını görüyoruz. Kurutulan bu alanlara tekrar can suyu veriliyor. Ama bunun için çok geç kalınmış. Şu anda Türkiye’deki sulak alanların yarısı kurutulmuş durumda. Yani 1 milyon 300 bin hektar saha maalesef geçmiş yıllarda kurutuldu. Buralar tarım arazisi kazanmak ve sıtmanın önüne geçilmek için kurutulmuş. Bunun bir faydası olmadığı da zaman geçince anlaşılmış. Sulak alanların kurutulup tarım alanlarına dönüştürülmesinden sonra buralarda bir şeylerin yetiştirilemediği de görülmüş. Sazlıklar ortadan kalkmış, kuşlar gelmemiş, çölleşme olmuş ve doğal denge tamamen bozulmuş. İnsanlar yaptıkları yanlışı anladıklarında iş işten geçmiş. Kurutulmuş alanlara tekrardan can suyu verilmeye başlanmış ama faydalı olmamış. Ülkemizde kurutulma sonrasında birçok sulak alan yok olmuş. Türkiye’de Van Gölü kadar bir sulak alan 1950 yılından sonra yok edilmiş. Sulak alanlara çok büyük önem gösteren Samsun Büyükşehir Belediyesine teşekkür ederim” dedi.

    “Kızılırmak Deltası’na mücevher gibi bakacağız”

    Kızılırmak Deltası’nın gelecek nesillere aktarılması konusunda çalışma yürüttüklerinin altını çizen Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, “Bizim en büyük sulak alanımızın yer aldığı Kızılırmak Deltası’nda birçok hayvan yer alıyor. Bizim çalışanlarımız orada hem insan hem de doğa için ellerinden geleni yapıyor. Bir veterinerimiz, yaralı bir yılan bulmuşlar. Yılanı bulduktan sonra kafesin içerisinde çeşitli tedavilerle iyileştirmişler. İyileşen yılanı da tekrar doğaya saldık. Kızılırmak Deltası, yılanın dahi tedavi edilip de tabiata salındığı bir yer haline geldiyse biz çok büyük mesafe katetmişiz demektir. Biz deltadaki yılanı bile tedavi ediyorsak, artık oradaki her sorunu manevi değerler zinciri içerisinde değerlendirerek çözüyoruz. Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla yaptığımız bu programda güzel şeylerin olacağına inanıyorum. O sulak alanda kimseyi mağdur etmeyeceğiz. Biz orada Alah’ın bize bahşettiği güzelliği yüzük taşı gibi, mücevher taşı gibi düşüneceğiz. Kızılırmak Deltası’na mücevher gibi değer vereceğiz. Bu deltamızı gelecek nesillerin de kullanabileceği bir alan haline getireceğiz” diye konuştu.

    İklim değişikliğinin sulak alanlar açısından muhtemel etkilerinin ele alındığı çalıştayda, Kızılırmak Deltası’nda proje kapsamında yürütülen su ayakizinin belirlenmesi çalışması hakkında da bilgi verildi. UNESCO Geçici Listesi’nde yer alan deltanın yönetim süreçlerinde dikkat edilecek hususlar tartışıldı. Orman ve Su İşleri Bakanlığınca İklim Değişikliğinin Su Kaynaklarına Etkisi Projesi Sonuçları Sunumu yapıldı. Çalıştay, İstanbul Teknik Üniversitesinde sulak alanlar konusunda çalışmaları bulunan iki akademisyen tarafından yapılan sunum ve soru-cevap bölümüyle tamamlandı.

  • ’Dünya Sulak Alanlar Günü’ buz tutan Beyşehir Gölü’nde kutlandı

    Konya’nın Beyşehir ilçesinde, 2 Şubat “Dünya Sulak Alanları Günü” buz tutan Beyşehir Gölü’nde kutlandı.

    Konya Doğa Koruma ve Milli Parklar 8. Bölge Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen etkinlik kapsamında, ilçeye bağlı Huğlu Mahallesi’ndeki kar örtüsüyle kaplı muhtelif alanlara yaban hayvanlarının yiyecek ihtiyacının karşılanması için yem ve çeşitli gıda maddeleri bırakıldı. Beyşehir Gölü’nün buz tutan yüzeyine de çıkan katılımcılar, yiyecek sorunu yaşayan milli park alanındaki su kuşları için kıyıdaki alanlara buğday yemi bıraktı.

    Orman ve Su İşleri 8. Bölge Müdür Vekili Rıza Kamil, yaptığı açıklamada, dünyada 1997 yılından bu yana çeşitli etkinliklerle kutlanan 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’nün tarihçesinden bahsetti. Bugün de sulak alanların yaşam ve insanlar ile hayvanlar için öneminin anlatılarak bilinç oluşturulması adına birtakım etkinlikler gerçekleştirildiğini anlatan Kamil, kurum olarak da Türkiye’nin en büyük tatlı su gölüne sahip Beyşehir’de bir yemleme etkinliği düzenlediklerini söyledi.

    Huğlu’da yaban hayvanları için yemleme çalışması yaparken, ilçe merkezi kıyısında ise Beyşehir Gölü’nün buz tutan zeminine çıkarak yiyecek sorunu yaşayan su kuşlarının buğdaygillerle beslendiğini aktaran Kamil, “Sulak alanlar yaşam için çok şey ifade ediyor. Gerek temiz su temini gerekse fauna ve flora açısından çok zengin alanlar oluşturdukları için ve insanlar için su çok önemli olduğu için. Eski büyük medeniyetler hep sulak alanların çevresinde gelişmiş, sulak alanların yönetilmesi de bizim Orman ve Su İşleri Bakanlığımız tarafından sulak alan yönetim planları çerçevesinde yürütülüyor. Bu yürütülme de önemli olan esas, sürdürülebilir kullanımı ve bunun sonucunda da gelecek nesillere sağlıklı, temiz çevreye sahip sulak alanların bırakılmasını sağlamaktır. Yaşam için çok büyük önemi var dedik sulak alanların, çünkü gerek bitkiler, gerek hayvanlar, gerek su tüm canlılar için temiz su temini yönünden çok gerekli alanlardır bunlar. Orman ve Su İşleri Bakanımız Prof. Dr. Veysel Eroğlu Bey’in dediği gibi; ‘Sulak alanlarımızı gözümüz gibi koruyoruz’. Bu çok önemli. Biz de bu doğrultuda sulak alan yönetim planlarıyla, paylaş analizleriyle, çevresel etkilerle birlikte planlarımız çerçevesinde sulak alanlarımızı koruyoruz ve amacımız da gelecek nesillere çok daha temiz bir şekilde bunları aktarmak. Tabii ki insanlar bunları kullanacak fakat esas olan koruma kullanma dengesinin gözetilerek kullanılmasıdır. Herkesi o açıdan bu sulak alanları temiz tutmaya, çevremizi daha temiz tutmaya davet ediyoruz” dedi.

    Beyşehir’deki etkinliğe, İlçe Kaymakamı Muzaffer Şahiner, Doğa Koruma ve Sulak Alanlar Şube Müdürü Mehmet Özdemir, Avcılık ve Yaban Hayatı Şube Müdürü Musa Çelik, Şube Müdürü Handan Değirmenardı, Beyşehir Milli Parklar Şefi Mehmet Şener, daire amirleri, mühendisler ve akademisyenler katıldı.