Etiket: Şükrü

  • Şükrü Nazlı ve Ahmet Tan’dan demokrasi gazilerine ’geçmiş olsun’ ziyareti

    AK Parti Kütahya milletvekilleri Şükrü Nazlı ve Ahmet Tan, Ulus Devlet Hastenesi’nde tedavi gören 15 Temmuz demokrasi gazilerini ziyaret ederek, ’geçmiş olsun’ dileklerini ilettiler.

    Ziyeret sonrası bir açıklama yapan Milletvekili Şükrü Nazlı, “15 Temmuz bir dirilişin hikayesi.Bu milletin destanını yazmaya ne yürek yeter ne de kelimeler. Bu kahramanların önünde saygıyla eğilmekten başka yapacak bir şey bulamıyorum. 15 Temmuz Gazilerimizi ziyaret ettik. Rabbim acil şifalar versin” dedi.

    Milletvekili Ahmet Tan da, “Bir destan yazan aziz milletimizin kahramanlıklarını anlatmaya kelimeler yetmez. Ulus Devlet Hastanesi’nde tedavi gören gazilerimiz polis memuru Recep Gündemli ve öğretmen Abdülaziz Güven kardeşlerimiz, o gece canları pahasına hainlere nasıl geçit vermediklerini bizlere de anlattılar. Allah onlardan razı olsun.Tüm demokrasi gazilerimize Allah acil şifalar diliyorum” ifadelerini kullandı. (EFE)

  • AK Parti Kütahya Milletvekili Şükrü Nazlı: Gün milli iradeye sahip çıkma günüdür

    AK Parti Kütahya Milletvekili Şükrü Nazlı, darbe girişimini kınadı.

    Nazlı, yaptığı açıklamada, “Bugün milli iradeye sahip çıkma günüdür. Ülkemizin huzuru ve milletimizin selameti için meydanlara çıkma günüdür. Cumhurbaşkanımızın ağzından meydanlardan çekilin sözünü duyana kadar meydanlardan çekilmeyelim. Darbeye kalkışan hainler tamamen etkisiz hale getirilinceye kadar meydanları terk etmeyelim, milli iradeye sahip çıkmaya devam edelim” diye konuştu. (EFE)

  • Şükrü Nazlı: Dünyada Mazot Ve Benzinle İlgili Sübvansiyon Uygulaması Sadece Hindistan’da Var

    AK Parti Kütahya Milletvekili Şükrü Nazlı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) vermiş olduğu 12 ton ve üzeri nakliyecilik yapan esnafa mazot desteğinde indirim sağlanmasıyla ilgili meclis araştırma önergesi aleyhinde, AK Parti Grubu adına söz aldı.

    Mazot ve benzinde sübvansiyonun dünyada sadece Hindistan’da uygulandığını kaydeden Nazlı, “Milletvekileri mazot desteğinden bahsettiler; nakliyeci esnafına verilen benzin ve mazotta destek sağlanmasını istiyorlar.Nakliyeci esnafına verilen benzin ve mazotta destek sağlanmasını istiyorlar. Konular, aslında, birbiriyle bağlantılı. Bütün dünya ülkelerinde bu konulara bakış açışı açısından bazı farklılıklar var, temel bazı anlayışlar var; bunların bir yönü mazot desteğidir, bir yönü de nakliyeci esnafına verilen mazot ve benzindeki sübvansiyondur, yani ikisini birden vermiyor, ya birini tercih ediyor ya birini tercih ediyor. Hatta son olarak ben bu konuyla ilgili genel değerlendirmeye geçmeden önce, tam da sorunun cevabını şu notla vermek istiyorum; Aslında bu uygulama, bahsettiğiniz, mazot ve benzindeki sübvansiyon dünya genelinde vazgeçilen bir uygulama; sadece Hindistan bu uygulamayı devam ettiriyor. Çünkü, tabii, benzindeki, petrol fiyatlarındaki yükselişten dolayı bu cazip olmaktan çıktı. Ve bu ülkeler, G20’nin son toplantısında alınan ortak önergede ülke başkanları yakıt sübvansiyonlarının kesilmesi yönünde ortak karar aldı. Ve G20, ayrıca, dünyada Kyoto Sözleşmesi var, biliyorsunuz. Fosil yakıtların çevreye verdiği karbondioksit ve benzeri zararlardan dolayı Kyoto Sözleşmesi’ne, Türkiye’nin de taraf olduğu ve imza attığı sözleşmeye göre artık bundan sonra enerji ihtiyacımızı neyle karşılıyoruz? Daha çok, yenilenebilir enerji kaynaklarından. Dolayısıyla, G20 ülkeleri de fosil yakıtlardaki teşviklerini keserek bundan sonra biyoyakıt destekleme kararı alıyor. Cumhuriyet Halk Partisi gibi yenilikçi ve çağdaş olduğunu iddia eden bir partinin herhalde gündemi daha yakinen takip etmesi.Bu, şimdi, daha çok popülist bir siyasete giriyor” diye konuştu. (EFE)

  • Tüsiad Başkan Yardımcısı Şükrü Ünlütürk:

    İzmir’de konuşan Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkan Yardımcısı Şükrü Ünlütürk, “Aile şirketlerinin kaybı ülkenin kaybıdır” dedi.

    Yaşar Üniversitesi Ekonomi Bölümü tarafından Türkiye Aile İşletmeleri Derneği’nin (TAİDER) desteği ile düzenlenen Aile İşletmeleri ve Girişimcilik Seminerleri’ne, TÜSİAD Başkan Yardımcısı Şükrü Ünlütürk konuk oldu. TAİDER kurucularından olan Ünlütürk, aile şirketlerinin yok olmasının ülkenin kaybı olduğunu vurgulayarak “Türkiye’deki aile şirketleri ortalama ikinci kuşakta. Daha üçüncü kuşağa geçebilmiş değiliz. İkinci kuşakta yüzde 30, üçüncü kuşağa geçende ise şirketlerin sadece yüzde 10’u yaşıyorsa, ülke ekonomisi için ciddi bir kayıp demektir. Ailenin çekişmesi nedeniyle sermaye ve iş gücü zayıf kalıyor ya da sahneden çekiliyorsa yalnızca aile değil ülke kaybetti demektir” diye konuştu.

    “EKONOMİNİN BEL KEMİĞİ”

    Şükrü Ünlütürk, aile şirketlerinin dünya ekonomisinin bel kemiğini oluşturduğunu belirterek, şunları söyledi: “Dünya gayri safi milli hasılasının yüzde 70’e yakını aile şirketlerinden geliyor. Türkiye’de firmaların yüzde 90-95’i aile şirketi. Aile şirketlerinin kurumsal yönetim ilkelerine göre yönetilmeleri, gerek kendi performansları ve sürdürülebilirliği gerekse de ülke ekonomisine katkıları açısından son derece önemli. Aile sadakati Türkiye için çok önemli bir kültür. İş ile aile bireylerinin ilişkilerini iyi tarif etmemiz lazım. Duygusallık var, bağlılık var, ancak iş tarafında duygusallığa tahammül yok. Mutlaka ilişkilerin bir tarifi olmalı, adı anayasa vs. ne olduğu çok önemli değil. Tek doğru yok, her aileye özel bir durum olmalı. Biz de 2000 yılında aile anayasamızı yazdık. Anayasamıza göre, çocuklarımız üniversiteden mezun olunca 5 yıl şirkete alınmıyor, illa ki bir yerde çalışması lazım. İstiyorsan şarkıcı, doktor, avukat ol bizimle aynı işi yapman ya da aynı bölümü okuman şart değil, diyoruz. İnci Akü’den Şerife İnci Eren hanımla TAİDER’i birlikte kurduk ve hala da aktif olarak dernek için çalışıyorum.”

    SEKİZ DİKİŞ MAKİNESİNDEN 200 MİLYON EURO İHRACATA

    Sun Tekstil’in kuruluş hikayesini de paylaşan Ünlütürk, “1987 yılında yalnızca sekiz dikiş makinesi olan fason üretim atölyesiydik. Ben bu süre içinde iki yıl daha başka bir firmada çalıştım, kardeşim ve eşim tekstil işini yürüttü. Bugünse Sun Tekstil, yıllık 15-18 milyon adetlik giyim ihracat kapasitesi ile Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında 327. sırada. İspanya ve İngiltere ofislerindeki güçlü tasarım ve Türkiye’de bulunan ar-ge ekipleriyle dünyanın önde gelen markalarına tasarım satan bir organizasyon şirketi haline geldik. Uzakdoğu rekabetinin tamamen dışında, apayrı bir kulvardayız. Ekoten şirketimizde de kumaş üretiyoruz. Kamu tarafından onaylı ar-ge merkezlerimiz var, onlarca mühendis çalışıyor. Jimmy Key markasıyla kendi mağazalarımız var. 200 milyon Euro’ya yakın ihracatımız, bine yakın çalışanımız mevcut, tedarikçilerimizle birlikte büyük bir aileyiz” açıklamasında bulundu.

    “JİMMY KEY 1 MİLYAR CİROYA ULAŞABİLİRDİ”

    Şükrü Ünlütürk, 1997 yılında açtıkları Jimmy Key markasıyla perakende giyim sektöründe yer aldıklarını hatırlatarak, “Kriz döneminde bir seçim yapmak zorundaydık ve asıl faaliyet alanımız olan tekstil alanında yatırım yaparak krizi atlattık. Bu dönemde Jimmy Key markasına yatırım yapamadık. Aynı dönemde çıkan bazı markalar bugün milyarlarca lira ciro yapıyor. En büyük üzüntülerimden biri Jimmy Key’e gereken yatırımı yapamamak oldu, eğer gerekli yatırımı yapabilseydik, bugün en az 1 milyar cirosu olan bir şirketti” dedi.

    AVRUPA’DA MAĞAZA ZİNCİRİ SATIN ALMA HEDEFİ

    Ünlütürk, Sun Tekstil’in Ar-Ge merkezleri, İspanya ve İngiltere’deki ofisleri, tasarım üretimi ve güçlü tedarik yapısıyla öne çıktığını belirterek, “Avrupa’da perakende giyim sektöründe bir mağaza zinciri satın almayı hedefliyoruz. Çünkü bu sektörde, tedarik sıkıntısı nedeniyle küçük markaların büyüklerle rekabet şansı pek olmuyor. Biz bu sıkıntıyı yaşamayacağımız için çok avantajlı bir konumdayız. Kısa süre içinde böyle bir planımız var” diyerek hedeflerini açıkladı.

    “YÖNETİCİ BAKIŞ AÇISI GENÇLERE AKTARILIYOR”

    Aile işletmeleriyle ilgili çalışmalar yapan Yaşar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ufuk Tutan da şöyle konuştu: “Amacımız, başarılı iş dünyası üyelerinin, aile işletmelerinde edindikleri deneyim ve birikimleri, gelecek nesil ve profesyonel yönetici bakış açılarıyla gençlere aktarmasını sağlamak. Bugüne kadar birçok değerli iş dünyası temsilcisi konuğumuz oldu.”

  • Şükrü Nazlı: Şikayet Sistemi, Halkın Devlete Olan Güven Duygusunu Güçlendirir

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Çevre ve İçişleri Komisyonu üyesi ve AK Parti Kütahya Milletvekili Şükrü Nazlı, kolluk şikayet sisteminin etkin bir şekilde çalışmasının, halkın devlete olan güven duygusunun güçlendirilmesi açısından modern demokrasilerde büyük önem taşıdığını dile getirdi.

    TBMM Genel Kurulu’nda, ’Kolluk Gözetim Komisyonu Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’ ile ilgili bir konuşma yaptı.

    Nazlı, “Görüşülmekte olan tasarıyla kolluk şikayet sisteminin daha etkili ve hızlı işleyişini sağlamak, şeffaflığı ve güvenilirliği artırmak, kolluk şikayet sistemine duyulan güvenin daha üst seviyelere taşınmasını sağlamak amaçlanmaktadır. Devletimizin temel görevlerinden biri, bireylerin Anayasa ve yasalarla güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerini korku ve endişeden uzak, güven içerisinde kullanmasını sağlayacak ortamları hazırlamaktır. Bu fonksiyonların icrasında birincil kurumlar kolluk birimleridir. Güvenlikli ortamı sağlarken ortaya çıkan bazı olaylarda diğer kamu görevlilerinin sahip olmadığı birtakım yetkilerle donatılan kolluk kuvvetleri tüm dünyada olduğu gibi arama, zor kullanma ve özgürlüğü kısıtlama gibi yetkilerle olaylara müdahale etmektedir. Bu derece önemli yetkilerin kullanılması kolluk görevlilerini diğer kamu görevlilerine göre daha fazla şikayete açık hale getirmekte ve bu şikayetler özellikle kötü muamele ve işkence gibi zaman zaman kamuoyunda geniş yankı bulabilecek şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu yetkilerin kanun çerçevesinde, toplumun beklentileri istikametinde kullanılıp kullanılmadığının tespiti ve bu durumun kamuoyuyla paylaşılması önem arz etmektedir.

    Görüşmekte olduğumuz tasarı hazırlanırken, Avrupa Birliği ülkelerindeki mevcut şikayet sistemi incelendi, vatandaşla bire bir anketler yapıldı, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarıyla değerlendirildi, sivil toplum örgütleriyle yapılan istişareler sonrasında nihayet İçişleri Komisyonu’muzla görüşülerek, Genel Kurul gündemimize gelmiş oldu. Kolluk Gözetim Komisyonu kurulmasıyla sistemdeki halihazırda uygulanmakta olan mevcut şikayet sistemi ve idari soruşturma sistemi güçlendirilmektedir. Mevcut yapı devam etmekle beraber, bazı ekler getirilmesiyle birlikte ceza yargılama sisteminde bir değişiklik öngörülmemektedir. Yani, savcıların ve yargının yetkileri aynen devam etmektedir. Kolluk şikayet sisteminin etkin bir şekilde çalışması, halkın devlete olan güven duygusunun güçlendirilmesi açısından modern demokrasilerde büyük önem taşımakta. Başta Avrupa Birliği ülkelerinde olmak üzere pek çok ülkede bu yönde yasal düzenlemelere gidilmektedir. Tasarıyla, kamuoyunun ve kolluk teşkilatı personelinin kolluk şikayet sistemine güven duygusunun daha da üst seviyelere taşınması hedeflenmekte, diğer taraftan kolluk görevlileri hakkında yapılan şikayetlerle ilgili kayıt ve soruşturma sistemlerinin altyapısı da Avrupa Birliği standartlarına ulaştırılmaktadır. Kurulacak olan komisyon, ihbar ve şikâyetlerle ilgili resen mevcut mekanizmayı harekete geçirecek, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’nda görev yapan kolluk personelini kapsayacaktır. Kolluk Gözetim Komisyonu, halkın ve kolluk personelinin şikayet sistemine güvenini artırıcı ceza yargılama sistemi dışında ek bir merci olması bakımından önem arz eden bir komisyon olacaktır” diye konuştu. (EFE)