Etiket: Suistimal

  • İmar Barışını Suistimal Eden kaçak yapılar yıkılıyor

    Eyüpsultan Kaymakamlığı tarafından yapılan açıklamada; 18 Mayıs 2018 tarihinde resmi gazetede yayımlayarak, yürürlüğe giren “İmar Barışı” kanunu suistimal eden kişilere izin verilmeyerek, kaçak yapıların yıkılmaya başlandığı duyuruldu.

    Yapılan açıklamada, İstanbul Eyüpsultan Belediyesi tarafından Pirinççi Mahallesi’nde bulunan kaçak yapıların yıkımları, jandarma ve emniyet birimlerinin aldığı güvenlik tedbirleri içerisinde gerçekleştirildiği açıklandı.

    İmar Barışı kapsamında olan, tüm yapılara “Yapı Kayıt Belgesi” verildiği belirtilen açıklamada, “İmar Barışı kanun çerçevesinde vatandaşlara her türlü kolaylıklar sağlanırken, kanun dışında oluşabilecek, hiçbir kaçak yapıya da izin verilmeyecektir.” denildi.

  • Araçlarla kente dağıtılıp, duyguları suistimal ediyorlar

    Batman’da bazı dilenciler, her gün kentin çeşitli noktalarına araçla bırakıldıktan bir süre sonra yine araçla toplanıyor. Kentte dilenmeyi meslek haline getirdiği ve çete olabileceği düşünülen şahısların peşine düşen İhlas Haber Ajansı (İHA), dilenen bazı şahısların araçla alınmalarını anbean görüntüledi. Özellikle trafik ışıklarında her durduklarında karşılarına çıkan dilencilerden bıktıklarını belirten vatandaşlar, yetkilileri göreve çağırdı.

    Batman’da dilenen şahısların sayısının her geçen arttığı gözlenirken, kente adeta dadanan dilencilerden bazılarının, çeşitli noktalara araçlarla bırakılıp, belli bir süre dilendikten sonra, yine araçlarla alınmaları dikkat çekti. Söz konusu durum akıllara şahısların dilenciliği meslek edindiği ve çete oldukları düşüncelerini getirdi. Dilencilerin peşine düşen İHA, şahısların getirildikleri trafik ışıklarında, vatandaşların duygularını suistimal edip dilendikten sonra kendilerini almaya gelen araca binerek bölgeden uzaklaşmalarını anbean görüntüledi. Görüntülerde, şahısların profesyonel tavırları da dikkatlerden kaçmadı. Vatandaşlar, kendilerini bıktıran dilencilere yönelik çalışma yapılması için yetkililere seslendi. İlahiyatçı ve hukukçular da dilenmeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    “Vatandaşları rahatsız ediyorlar”

    Vatandaş Mahsun Kartal, dilencilerin haksız kazanç elde ettiklerini belirterek, yetkililerin gerekeni yapmasını istedi. Dilencilerin tüm vatandaşları rahatsız ettiğini anlatan Kartal, yardım etmeyi seven bir millet olduklarını ancak bunun kullanılarak haksız kazanç elde edilmesini istemediklerini vurguladı.

    “Kimin ihtiyacının olduğunu bilmiyoruz”

    Songül Algan adlı vatandaş, dilencilerden çok rahatsız olduğunu belirterek, her durduğu trafik ışığında önlerinin kesildiğini, kendilerinden para istendiğini ve vermediklerinde kötü sözlere maruz kaldıklarını dile getirdi. Şahısların dilenmeyi meslek haline getirdiğini ifade eden Algan, kimin ihtiyacının olup olmadığını artık bilmediklerini vurguladı.

    “Artık dilencilere para vermekten bıktım”

    Dilencilerden bezdiğini anlatan Yusuf Bulut, evden çarşıya gidene kadar günde 10 dilenciyle karşılaştığını, artık para vermekten bıktığını aktardı.

    “Gerçek ihtiyaç sahipleri dilenmezler”

    Dilenciliğin İslam dinindeki durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan BTÜ İslami İlimler Anabilim Dalı Başkanı Dr. Davut Okçu ise, bu durumun İslam’da yasaklanan bir fiil olduğuna işaret etti. Kur’an-ı Kerim’de ve Hadis-i Şerifler’in Müslümanlara sosyal hayatla ilgili pek çok fiil önerdiğine dikkat çeken Okçu, “Kurban kesin, oruç tutun, sadaka verin, zekat verin deniyor. Bütün bunlar sosyal hayatı düzenlemeye yönelik ibadetler ve eylemlerdir. Buna rağmen toplumda ihtiyacı olan insanlar çıkabiliyor. Kur’an-ı Kerim bunlara da işaret ediyor. ‘Gerçek ihtiyaç sahipleri istemezler, dilenmezler. Siz Müslümanlar olarak onları bulup onların ihtiyacını gidermek durumundasınız’ diye bir ayet vardır. Peygamber Efendimiz dilenciliğe hiç sıcak bakmamıştır. Kendisine, ‘Ben açım’ diyen delikanlıya bir ip veriyor, ‘Git dağdan odun topla, pazar da sat geçimini öyle temin et’ demiştir” dedi.

    “Dilencilik psikolojik bir hastalıktır”

    Sağlıklı insanların dilenme hakkına sahip olmadığını vurgulayan Okçu, “Dilencilik bir yönüyle psikolojik bir hastalıktır. Çünkü dilenen insanların gözü sürekli dışarda olur, çalışmaya yeltenmez ve sürekli bedavadan geçinmeye alışmışlardır. Çocuk yaşlarda dilenciliği öğretmeleri çocuğun geleceğini karartır. İslam dini dilenmeyi hiç hoş karşılamamıştır. Buna rağmen dileniyorsa bunlara sert bir tepki vermekte doğru değildir. Kur’an-ı Kerim’de, ‘Dilencileri azarlamayın’ diye bir ayeti kerime vardır. Biri karşımıza geçip, ‘Allah rızası için bana bir şeyler ver’ derse onu azarlamak gibi bir hakkımız da yoktur. Sözle güzel bir şekilde baştan salma hakkına sahip olabiliriz” diye konuştu.

    “Dilenmek değil, dilendirmek suç”

    Avukat Nesrin Bilge ise, TCK’nın 229’uncu maddesinde, çocukların, fiziksel veya zihinsel engellilerin dilencilikte araç olarak kullanılmasının, suç olarak tanımlandığını anlatarak, şunları kaydetti:

    “Araç olarak kullanan kişilerin, kan kısmı olan kişilerden üçüncü dereceye kadar olan kişilerin daha fazla cezalandırılma durumu söz konusudur. Örgütsel çapta yaptırılması cezası biraz daha arttırılmaktadır. Dilencilik, TCK‘da bu şekilde değerlendirilmiş olmakla beraber, kişinin kendisinin bizzat gidip sokakta dileniyor olması bir suç değildir. Ancak birilerinin kullanarak dilendiriciliğe zorlaması bir suç ifade etmektedir.”

    “Kabahatler Kanununda para cezası var”

    Dilenciliğin Kabahatler Kanunu 33’üncü maddesinde de para cezasına çarptırılma şeklinde değerlendirildiğini vurgulayan Bilge, şu ifadelerde bulundu:

    “Ceza yıldan yıla değişiyor. 2017’de 109 lira olan para cezası, 2018 yılında 124 lira. Dilenen kişinin bizzat gidip başka bir şahıstan para istemesi suç değildir. Ancak Kabahatler Kanunu çerçevesinde değerlendirildiğini de bir para cezasına mahkumiyeti söz konusudur. Niye suç değildir. Çünkü fiilin ve kastın aynı anda bir şeye yönelmesi şeklinde değerlendirilmiştir. Sokakta bir dilencinin herhangi bir kişiden para istiyor olması, karşıdaki kişinin de kabulüne bağlı olduğu için bir suç teşkil etmiyor. Özgür iradeyle para verilme söz konusudur.”

  • Kanser hastalığı suistimal ediliyor

    Eskişehir Kanserle Yaşam Derneği Yönetim Kurulu üyeleri Altuğ Ulucan ve Hakan Çelikbilek, dernek görünümlü şirketlere karşı vatandaşları uyararak, kanser hastalığının suistimal edilmesine izin verilmemesi gerektiğini belirttiler.

    Eskişehir ve çevre illerde yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile adından sıkça bahsettiren Kanserle Yaşam Derneği, kanser derneklerinin isminin kullanılarak para toplanmasına karşı vatandaşlara çağrılarda bulundu. Çoğu para toplayan kişilerin maaş ya da prim karşılığı çalıştığı öne sürülürken, toplanan paraların akıbetinin belli olmadığı da anlatıldı.

    Kanserle Yaşam Derneği Yönetim Kurulu üyesi Altuğ Ulucan, kanser hastalığının suistimal edilmemesi gerektiğini ifade etti. Köylere kadar bağış adı altında paraların toplandığına dikkatleri çeken Ulucan, “Gazetelere, özellikle üniversite gençlerine dergi sattırmak için ilanlar veriliyor. Bizim kanserde farkındalık oluşturmak için yaptığımız bir proje vardı. Proje kapsamında Kütahya, Afyon, Bilecik ve Eskişehir’in tüm ilçelerini gezdik. İlçelerde bile dergi satanlara rastladık. Bu, tüm ilçelerin ortak sorunuydu. Her gittiğimiz yer öncelikle bize de tepki gösterildi. Bizi de dergi satıp bağış toplayacağız sandılar. Bizim kimliğimizi vatandaşlar öğrendiğinde, tepkilerini bu sefer dernek görünümlü şirketlere yönelttiler. Bunlar bizim gezdiğimiz ilçelerin dışında tüm Türkiye’de de faaliyetlerini sürdürüyorlar. Öğrencileri kullanarak boyama dergisi gibi bir şey sattırmaya çalışıyorlar. Genellikle satan kişilerin ellerinde bir tane dergi var. ’Son bir dergim kaldı’ diyerek onu da almamanızı sağlıyorlar. Bağış makbuzu gibi fişler vererek bu bedelleri topluyorlar. Bizimle karşılaşan çoğu kişi bundan şikayetçi olduğunu söylüyor. Kanseri suistimal ettikleri için aslında bizler de çok şikayetçiyiz. Şirket olarak açılıyorlar ve kanser ismini kullanıyorlar. Bu paranın ne kadarı kanser hastalarına ve kansere gidiyor onu da kimsenin bildiği yok. Ortada yapılan bir şey de yok. Ama çok yoğun bir şekilde ilçelere ve hatta köylere kadar taranarak bu paralar toplanıyor. Vatandaşlarımız bu suistimallere inanmasınlar. Hiçbir dernek kapı kapı dolanıp para toplamaz. Yani bizim dernek bağış makbuzumuz binamızdan dışarı çıkmaz. Bu ciddi bir hastalığın suistimal edilmesi bizlere çok fazla üzüntü veriyor” dedi.

    “Ticari işletme oldukları ortaya çıktı”

    Kanserle Yaşam Derneği kurucularından Hakan Çelikbilek ise, sokakta bağış toplayanlarla aralarında geçen bir anıyı paylaştı. O zamanlar kendisinin de kanser hastalığı ile savaştığını belirten Çelikbilek, şöyle konuştu;

    “Biz bu derneği 2003 yılında kurduk. O zamanlar biraz da çocukluk döneminde olduğumuz için tam bilgilere sahip değildik. Sokakta dergi satıyorlardı. Neden dergi sattıklarını sordum. Bende kanser hastalığını atlattığım için, gerçekten kanser hastalarına yardımın gidip gitmediğini sormuştum. Biz olayın olduğu an dernekler masasını çağırdık. Bu dergi satanlar İzmir’den geldiklerini söylediler. Sonrasında ticari işletme oldukları ortaya çıktı. Bunlar hiçbir şekilde engellenemiyor ve yaptırım cezası almıyorlar. Kanser hastası olan hiçbir hastaya yardım edilmiyor. Bu da dernek olarak bizim en büyük mağduriyetimiz. Halkımız gelsinler ve Kanserle Yaşam Derneğini görsünler. Yapmış olduğumuz faaliyetleri sorsunlar. Hangi hastalara, ne gibi yardımlarda bulunduğumuzu öğrensinler. Buna göre adım atabilirler. Yardım edeceklerse öğrendikten sonra etsinler. Dergi satanlara da ne yaptıklarını sorsunlar. Bilinçsiz bir şekilde hiç kimseye para vermesinler.”

  • AK Partili Öztürk:”ensar Vakfı Açıklamam Suistimal Edildi”

    AK Parti Muğla Milletvekili Nihat Öztürk’ün , Ensar Vakfı ile ilgili yaptığı açıklaması sosyal medyada tartışma konusu oldu. Öztürk, sosyal medya üzerinden kendisine yöneltilen eleştirilerin bazı kesimlerce suistimal edildiğini düşünerek yazılı bir açıklama yayınladı.

    AK Partili Milletvekili Öztürk yazılı açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “ENSAR Vakfıyla ilgili açıklamamda, suçun şahsiliği ilkesi göz ardı edilerek bir kişi üzerinden yüz binlerce gönüllüsü olan bir kurumun ve düşüncenin hedef gösterilmek suretiyle iftiralara maruz bırakılmasından duyduğum rahatsızlığı ifade ettim.

    Hiçbir zaman bir suçlunun yanında olmadık, olmayız da ! Bir kişinin işlemiş olduğu bu çirkin olay tüm vakfa yaftalanamaz.

    Bizim desteğimiz ENSAR Vakfı’nadır. Konuyla ilgili başlatılan adli sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz. İlgili kişinin en ağır cezayı alması temennimizdir.

    Evladı olan bir baba olarak, böyle bir olayı tasvip etmem mümkün değildir. Sosyal medya da eşime ve kızıma yönelik paylaşımlar hakkında da gerekli hukuki ve yasal süreci başlatacağımı bilgilerinize arz ederim. Saygılarımla”.