Etiket: Suda

  • Serinlemek için girdiği suda kayboldu

    Adana’da serinlemek için sulama kanalına giren 15 yaşındaki çocuk, akıntıya kapılarak kayboldu. Kayıp çocuğun arkadaşı gözyaşı dökerken, çevredekilerin çocukların şaka yaptığını düşünerek yardım etmediği iddia edildi.

    Olay, Seyhan ilçesi Kıyıboyu Caddesi üzerindeki DSİ’ye ait sulama kanalında meydana geldi. İddiaya göre, Ali Şenol (15) ve arkadaşı Metin Uludede (11) bisikletle dolaşmaya çıktı. Bisikletlerinin bozulması üzerine yürüyerek eve dönen arkadaşlardan Ali Şenol, serinlemek için sulama kanalına atladı. Yüzme bilmeyen Şenol, akıntıya kapılarak batıp çıkmaya başladı. Yüzme bilmediği için suya atlayamayan Uludere ise bağırarak vatandaşlardan yardım istedi. Ancak vatandaşlar çocukların şaka yaptığını düşünerek yardım etmedi. Şenol ise kısa süre sonra akıntıya kapılarak gözden kayboldu.

    Şenol’un sudan çıkamadığını gören vatandaşlar, durumu polise ve sağlık ekiplerine bildirdi. Kısa sürede olay yerine gelen sualtı polisi, Şenol’un gözden kaybolduğu yerden suya girdi. Şenol’un arkadaşı Uludede ise uzun süre gözyaşı döktü.

    “Şaka yapıyorlar diye kimse kurtarmadı”

    Olayı polise bildiren Kadir Kaya, “Çocuk suyun içinde batıp çıkıyordu. Yanındaki arkadaşı da bağırıyordu. İnsanlar yürüdü şaka yapıyor diye. Elini uzatsalar kurtarırlardı. İnanlar dalga geçiyor sandı. Ama çocuk resmen bağırıyordu. Biz karşı taraftaydık. Koştuk ama yetişemedik” dedi.

    Kaya, çocuğa yardım etmeyen vatandaşlara ise tepki gösterdi. Polis, Şenol’u arama çalışmalarını sürdürüyor.

  • Serinlemek İçin Girdikleri Suda Boğuldular

    Şanlıurfa’nın Karaköprü ilçesinde serinlemek için su birikintisine giren iki çocuk boğuldu.

    Edinilen bilgilere göre olay, öğle saatlerinde Küçük Alanlı kırsal Mahallesinde yaşandı. Cuma namazını camide kılan Hasan Yürekli (14) ve Bilal Mol (16) adlı iki çocuk, namaz sonrasında mahallenin içme suyu deposunun bulunduğu bölgede depodan sızan su nedeniyle oluşan ve derinliği yaklaşık 3 metreyi bulan suya girdi. Oruçlu oldukları için serinlemek maksadıyla girdikleri öğrenilen su birikintisinin dibindeki balçığa saplanan iki çocuk boğularak hayatını kaybetti.

    Arkadaşlarının haber vermesi üzerine olay yerine giden yakınları gençleri bulamayınca jandarmaya haber verdi. Olay yerine giden jandarma ekipleri boğulan çocuklardan Hasan Yürekli’nin cesedine ulaşırken Bilal Mol’un bulunması için çalışmalar yaklaşık bir saat sürdü. Sudan çıkartılan cesetler, Şanlıurfa Adli Tıp Kurumu morgundaki otopsilerinin ardından Küçük Alanlı kırsal Mahallesi mezarlığında yan yana defnedildi.

    Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.

  • Suda Doğum Hakkında Merak Edilenler

    Kadın Hastalıkları Ve Doğum Uzmanı Op.Dr.Aslı Alay, suda doğum hakkında merak edilenleri anlattı.

    İlk olarak Fransa’da 1803 yılında uygulanmaya başlayan suda doğumda amacın annenin doğumunu kolaylaştırmak, hızlandırmak ve ağrıyı azaltmak olduğunu söyleyen Op.Dr.Aslı Alay, “1800 ‘lü yıllardan günümüze kadar geçen sürede suda doğum özellikle Avrupa ülkelerinde yaygınlaşmıştır. Doğum ağrılarını azaltmak dünyada sezaryen doğum oranlarında da düşmeye neden olmuştur. Bizde yüzde 40-50 olan sezaryen doğum oranları ile en çok sezaryen yapılan ülkeler arasında. Her tıbbi girişim faydaları olduğu gibi, birtakım sorunlara da yol açabilir. Suda doğumun ortaya çıkma nedeni doğumu kolaylaştırmak idi. Bunu yapmasında suyun gevşetici özelliği ve kaldırma gücünden yararlanılır. Yani hidroterapi. Vajınal kaslarda gevşemeye neden olan sıcak su ile bebeğin çıkış anı daha kolay olup, vajinal yırtıklar önlenmiş oluyor.Ayrıca suyun göğüslere olan uyarısı ile hem oksitosin salgılanabiliyor hemde süt daha kolay geliyor. Epizyotomi çoğu durumda gerekmiyor” dedi.

    Doğum eyleminin gerçekleştiği havuz ısısının vücut ısısını yani 37 dereceyi geçmemesi ve 37 derece altında da olmaması gerektiğini anlatan Op.Dr.Aslı Alay, “Havuzun ısısı devamlı takip edilmelidir. Anne havuz içinde hareket edebilir. İstediği pozisyonda kalabilir. Doğum öncesi süreçte ve doğum anında havuz suyu kan, idrar, amnios sıvı ve bazen dışkı ile kirlenebilir. Havuz suyu doğum eylemi sırasında aralıklarla yenilenmelidir. Bazı genital enfeksiyonlar ve kan yolu ile bulaşan viral hastalıkları olan annelerin suda doğumu uygun değildir. Bu enfeksiyonlar arasında genital herpes, genital uçuk, hepatit B, hepatit C ve HIV sayılabilir. Ayrıca bebekte gelişme geriliği, makat geliş, ikiz gebelik, bebeğin kakasının yapmış olduğu durumlar, bebeğin kalp atışlarında düşme olduğu yani bebeğin strese girdiği durumlarda suda doğum önerilmez” diye konuştu.

    Suda doğumun güvenirliğinin her anne adayı için önemli olduğunu belirten Op.Dr.Aslı Alay, “Bu konuda yapılan araştırmalarda suda doğan bebekler ile karada doğan bebekler arasında suda doğumun şartlarına uyulduğu sürece yoğun bakım ünitesine girme arasında bir fark saptanmamıştır. Suda doğumun kullanılması ile ağrı kesici ihtiyacı azalmakta ve doğum eylemi kısalmaktadır.suyun kaldırma kuvveti ile anne adayı doğum eylemi sırasında daha az enerji kullanır. Ayrıca su içindeki pozisyon ile özellikle vücudumuzdaki büyük damarlar üzerindeki baskı ortadan kalkar ve bebeğe giden kan akımı artar. annenin salgıladığı ağrı kesici hormonların da bu artışta etkisi büyüktür.doğum anında ise kaslar oldukça gevşek ve doğum masasına göre daha rahat bir pozisyonda olan anne daha konforlu bir doğum geçirir. Anne kendi doğumunu kendi yönetir. Ortamda gürültü yoktur sadece suyun dinlendirici etkisi hakimdir. Kolunda sancı veren serum,belinde epidural katater, nede hasta yatağı bulunmamaktadır. Bebek dünyaya suyun içinde gelmektedir. Anne karnından dış dünyaya ilk çıktığı zamanki ortamı yabancılaşmamış olur. Her iki mekanda da suyun içindedir çünkü. Bu sıradaki oksijen ihtiyacını ise annesiyle bağı kopmadığı için kordondan almaktadır. Bebek ilk nefesini kordonun kesilmesi ile alır. kordon kesilmeden sudan çıkarılan ve anne göğsüne koyulan yeni doğan artık dış dünyaya hazırdır. Kordonu kesilir ve akciğerlerine ilk nefesi alarak oksijen sağlar. keyfi yerindedir. Ortam tanıdıktır ve artık annesinin göğsündedir” şeklinde konuştu.

  • Batman’da İki Kişi Suda Boğuldu

    Batman’da pikniğe giden iki gençten biri Hasankeyf ilçesinde diğeri de Batman Çayı’nda girdikleri suda boğuldu.

    Batman’da sabah saatlerinde arkadaşı ile birlikte Batman Köprüsü yakınlarında çay kenarına pikniğe giden Zeki Başaran (16) dengesini kaybederek çaya düştü. Arkadaşının düştüğünü gören Ömer Dikenyurt, Zeki Başaran’ı kurtarmaya çalıştı. Arkadaşını çıkartamayan Dikenyurt, çevredeki vatandaşlardan yardım isteyerek durumu polise bildirdi. Tüm çabalara rağmen kurtarılamayan Başaran, boğularak hayatını kaybetti.

    Gercüş ilçesinde arkadaşlarıyla piknik için Hasankeyf ilçesine giden Yusuf Cengiz (17) ise girdiği Dicle Nehri’nde boğularak can verdi. Her iki boğulma olayına müdahale eden İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’ne (AFAD) bağlı arama kurtarma ekipleri Cengiz ve Başaran’ın cesetlerini sudan çıkardı.

    Ambulanslarla Batman Bölge Devlet Hastanesi’ne kaldırılan cenazelerin otopsi işlemlerinin ardından ailelere teslim edileceği belirtilirken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

  • Suda Doğum Mutluluk Veriyor

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr. Aslı Alay, suda doğumdaki amacın annenin doğumunu kolaylaştırmak, hızlandırmak ve ağrıyı azaltmak olduğunu söyledi.

    Suda doğumun ilk olarak Fransa’da 1803 yılında uygulanmaya başlandığını kaydeden Op.Dr. Aslı Alay, “1800‘lü yıllardan günümüze kadar geçen sürede suda doğum özellikle Avrupa ülkelerinde yaygınlaşmıştır. Doğum ağrılarını azaltmak dünyada sezaryan doğum oranlarında da düşmeye neden olmuştur. Bizde yüzde 40-50 olan sezaryan doğum oranları ile en çok sezaryan yapılan ülkeler arasında. Her tıbbi girişim faydaları olduğu gibi, birtakım sorunlara da yol açabilir. Suda doğumun ortaya çıkma nedeni doğumu kolaylaştırmak idi. Bunu yapmasında suyun gevşetici özelliği ve kaldırma gücünden yararlanılır. Yani hidroterapi. Vajınal kaslarda gevşemeye neden olan sıcak su ile bebeğin çıkış anı daha kolay olup, vajinal yırtıklar önlenmiş oluyor. Ayrıca suyun göğüslere olan uyarısı ile hem oksitosin salgılanabiliyor hem de süt daha kolay geliyor. Epizyotomi çoğu durumda gerekmiyor.” diye konuştu.

    Doğum eyleminin gerçekleştiği havuz ısısının vücut ısısını yani 37 dereceyi geçmemesi ve 37 derece altında da olmaması gerektiğini kaydeden Op.Dr. Aslı Alay, şöyle konuştu:

    “Havuzun ısısı devamlı takip edilmelidir. Anne havuz içinde hareket edebilir. İstediği pozisyonda kalabilir. Doğum öncesi süreçte ve doğum anında havuz suyu kan, idrar, amnios sıvı ve bazen dışkı ile kirlenebilir. Havuz suyu doğum eylemi sırasında aralıklarla yenilenmelidir. Bazı genital enfeksiyonlar ve kan yolu ile bulaşan viral hastalıkları olan annelerin suda doğumu uygun değildir. Bu enfeksiyonlar arasında genital herpes, genital uçuk, hepatit B, hepatit C ve HIV sayılabilir. Ayrıca bebekte gelişme geriliği, makat geliş, ikiz gebelik, bebeğin kakasının yapmış olduğu durumlar, bebeğin kalp atışlarında düşme olduğu yani bebeğin strese girdiği durumlarda suda doğum önerilmez. Suda doğumun güvenirliği her anne adayı için önemlidir. Bu konuda yapılan araştırmalarda suda doğan bebekler ile karada doğan bebekler arasında suda doğumun şartlarına uyulduğu sürece yoğun bakım ünitesine girme arasında bir fark saptanmamıştır. Suda doğumun kullanılması ile ağrı kesici ihtiyacı azalmakta ve doğum eylemi kısalmaktadır. Suyun kaldırma kuvveti ile anne adayı doğum eylemi sırasında daha az enerji kullanır. Ayrıca su içindeki pozisyon ile özellikle vücudumuzdaki büyük damarlar üzerindeki baskı ortadan kalkar ve bebeğe giden kan akımı artar. annenin salgıladığı ağrı kesici hormonlarunda bu artışta etkisi büyüktür. Doğum anında ise kaslar oldukça gevşek ve doğum masasına göre daha rahat bir pozisyonda olan anne daha konforlu bir doğum geçirir. Anne kendi doğumunu kendi yönetir. Ortamda gürültü yoktur sadece suyun dinlendirici etkisi hakimdir. Kolunda sancı veren serum, belinde epidural katater, nede hasta yatağı bulunmamaktadır. Bebek dünyaya suyun içinde gelmektedir. Anne karnından dış dünyaya ilk çıktığı zamanki ortamı yabancılaşmamış olur. Her iki mekanda da suyun içindedir çünkü. Bu sıradaki oksijen ihtiyacını ise annesiyle bağı kopmadığı için kordondan almaktadır. Bebek ilk nefesini kordonun kesilmesi ile alır. Kordon kesilmeden sudan çıkarılan ve anne göğsüne koyulan yeni doğan artık dış dünyaya hazırdır. Kordonu kesilir ve akciğerlerine ilk nefesi alarak oksijen sağlar. Keyfi yerindedir. Ortam tanıdıktır ve artık annesinin göğsündedir.”