Etiket: suç duyurusu

  • İÇ MİMAR KADİR PARLAK, SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU

    İç Mimar Kadir Parlak, Oltu 25 Mart Gençlik Parkı’nda bulunan 10 bin yıllık dikili taşın üzerine boya ile ‘Devrimci Sol’ yazılması ve daha sonra yazının spiral ile silinmesiyle ilgili suç duyurusunda bulundu.
    Erzurum’un Oltu ilçesinde 25 Mart Gençlik Parkı’nda bulunan 5 metre uzunluğunda 2.7 metre kalınlığındaki dikili taşın üzerine sprey boya ile ‘Devrimci Sol’ diye yazdılar. Kendini bilmez kişi ya da kişilerce 10 bin yıllık taşa boya ile yazılan yazıyı çıkarmak için spiral kullanılması şaşkınlık yaşattı. Anıt taşın üzerindeki yazıyı spiral ile silmeye çalışan belediye personeli, taşa ikinci ve kalıcı bir hasar vereceğini düşünmeden aldığı talimatı yerine getirdi. Elindeki spiral ile taşın üzerindeki yazıyı silmeye çalışan görevli, silme işleminin sonunda hasar gören kısmı çamurla kapatarak yapılan işlemin kamufle edileceğini belirtti. Tarihi taşa bu şekilde zarar verilmesi ise vatandaşların tepkisini çekti. Oltu’da bulunan tarihi eserlerin korunamadığından yakınan vatandaşlar, 10 bin yıllık bir tarihi eser olan ‘Dikilitaş’ın da diğer tarihi eserler gibi korunamamasına dikkati çekti. Oltulu vatandaşlar, “Her şeyde olduğu bu anıt taşı da koruyamıyoruz. Türk tarihinde Ata Kültürü’nü tüm canlılığıyla yansıtan bu dikili taşın yazılması üzücü bir durum. Kendini bilmez kişilerin yaptıkları bu rezaleti görmezden gelmek elbette mümkün değil. Başta belediye olmak üzere yetkililerin bu konuda yeterli önlemi almaları gerekiyor. Bilinçsiz insanlar yüzünden tarihi ve kültürel miraslarımız büyük hasar görüyor, heba oluyor. Bu duruma seyirci kalınmamalı” diye konuştu.
    Taşa hasar vermeden çıkarılması gereken boyayı, spiral ile kazıyarak çıkarma işlemine de tepki gösteren vatandaşlar, “Zaten duyarsız kişilerce bu eserler zarar görüyor. Aksine bu tarihi eserleri koruması gereken yerlerde esere zarar vereceğini düşünmeden kendilerince önlem almışlar. Halbuki spiral ile taşı kazımak bu Dikilitaş’a daha fazla ve kalıcı zarar verir. Hangi akılla böylesine bir çözüm bulunmuş. Yazık, günahtır” dedi.
    İÇ MİMAR KADİR PARLAK, SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU
    Böylesine ender rastlanan tarihi mirası yok etmeye cüret eden zihniyetin insanlıkla bağdaşmayacak bir duyarsızlık olduğunu ifade ederek suç duyurusunda bulunan Parlak, şöyle konuştu:
    “1995 yılında Yolboyu Köyü’nde yapılan kaçak kazılar sonucu ortaya çıkarılan ve ilk kez rahmetli babam Prof. Dr. Tahsin Parlak tarafından tespit edilen insan biçimli taş heykel, bölgedeki en önemli erken dönem Türk izlerinden birini oluşturmaktadır. Erzurum Cumhuriyet Savcılığına suç duyurunda bulundum. Erzurum Müzeler Müdürlüğüne suç duyurusunda bulundum. Müzeler Müdürlüğü tarafından aynı gün içerisinde Oltu’ya bir ekip gönderilerek incelemelerde bulunuldu. Kültür Bakanlığına suç duyurusunda bulundum. Böylesine ender rastlanan tarihi mirası yok etmeye cüret eden zihniyetin insanlıkla bağdaşmayacak bir duyarsızlıktır. Heykelin baş kısmında kabartma olarak yapılan oldukça iri gözler ve açık olarak tasvir edilen ağız dikkat çekmektedir. Kollar, hemen gözlerin sağ ve solundan aşağı doğru uzatılmış, sağ kol kalın olarak başlayıp, dirsekte bir kıvrım yaptıktan sonra aşağı doğru uzanmakta ve parmaklarla son bulmaktadır. Sol kol ise heykelin ön kısmına doğru uzanarak sağ ele doğru uzanmakta ve belirgin olarak görülen parmaklarla son bulmaktadır. Bu Motiflerin çoğusu artık yoktur.”

  • Öz’den, Başbakan Erdoğan hakkında suç duyurusu

     

     

     

    531738Öz’den, Başbakan Erdoğan hakkında suç duyurusu

     

     

    Bolu Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve bazı bakanlar hakkında suç duyurusunda bulundu.

     

    Bolu Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne gelerek suç duyurusunda bulundu. Hakkındaki “kaçtı” iddiaları için “alçakça” nitelemesini yapan Öz, gözaltına alınan polisleri ise “kahraman” olarak nitelendirdi.

    Bolu Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz, Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na gelerek, hakkındaki iddialara ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Adliye çıkışında açıklama yapan Öz, hakkındaki “kaçtı” iddialarına tepki gösterdi. Öz, “Kaçtı göçtü, gidiyor tarzında iddialar var alçakça. Bu iddialara karşı biz buradayız, her zaman da burada olacağız. Bu memleket için, bu devlet için her zaman en iyisini yapmaya gayret ediyoruz, bundan sonra da şüpheniz olmasın. Hakkımızda iddiaları atanlara karşı da ilerde tarafımıza yapılan hukuk dışı baskılar ve gayri resmi taleplerle alakalı da ilgili mercilere bilgi ve belgelerimizi ibraz edeceğiz. Bu konuda hiç şüpheniz olmasın. Hakim, savcılarla alakalı söylenen sözler vardı. Bunların hukuki bir alt yapısı yoktu. Hakim ve savcılarla ilgili soruşturmaların nasıl yapılacağı bellidir. Ama hukuk dışına çıkıp bu kanunları ihlal etmeye cesaret edenler olursa biz yine buradayız. Ben yine kaçmıyoruz” dedi.

    “KAHRAMAN POLİSLER…”

    “Kahraman polisler kaçmadığı gibi, bu polislerin de bugüne kadar yapılan soruşturmalarda hukuk dışı işlemlere maruz kaldığını hepimiz gördük” diyen Öz, polisler hakkında yapılan işlemlerin CMK’da ve TCK’da hiçbir karşılığı olmadığını savundu. Savcı Zekeriya Öz, “Görevleriyle alakalı yaptıkları suçta da artı tutuklama kapsamında görülecek suçlar bile değil. Ama bunlar nasıl yapılıyorsa bu şekilde yapılıyor. Anayasaya aykırılıklar var. Biz şu anda hakkımızda sağda solda konuşan, medyada, meydanlarda konuşan devlet ve yürütme erkiyle alakalı suç duyurusunda bulunduk. Bununla alakalı deliller de ibraz ettim. Kimsenin suç işleme özgürlüğü yoktur. Kimse hakim ve savcıları baskı altına alamaz” diye konuştu.

    O TWEET SORULDU

    Öz, bir basın mensubunun “Başbakan’ın ölümle tehdit edildiği tweetleri siz mi attınız?” şeklindeki sorusuna ise, “Öyle bir tweet atılmadı. Varsa öyle bir tweet koyun” yanıtını verdi. Savcı Öz, basın mensuplarının diğer sorularını ise yanıtsız bırakarak, oğlunun kullandığı araçla adliyeden ayrıldı.

    KİMLER HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU?

    Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na gelen Zekeriya Öz, Başbakan Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve İçişleri Bakanı Efkan Ala hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Savcı Öz, adliye çıkışında gazetecilere yaptığı açıklamanın dışında bir de yazılı açıklama yaptı. Avukat İsmail Yanar tarafından gazetecilere dağıtılan yazılı açıklamanın ilk bölümünde, “17 ve 25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarından sonra yürütme organının üyelerinin söylemleri ve eylemleri ile aynı doğrultuda hareket eden ve bu bağlamda yolsuzlukların soruşturulmasının önüne geçilmesi ve kapatılması için cansiperane bir gayet içinde olan yazılı ve görsel medyanın bir kısmının şahsımı doğrudan hedef alan ve basın özgürlüğü sınırları içinde değerlendirilmesi mümkün olmayan saldırılarla aynı merkezden idare edildiği izlenimini verecek şekilde yürütme organının her seviyedeki üyeleri tarafından yolsuzluk operasyonunda görev alan emniyet görevlilerine yönelik yapılan ve benzersiz bir hukuk katliamı olarak tarihte şimdiden yerini alan 22 Temmuz operasyonundan önce medyada operasyon yapılacağını yönelik yargı bağımsızlığını ayaklar altına alacak ve yargının tamamen yürütmenin emrinde hareket ettiği kanaatini doğuran açıklamaları ve emniyet görevlilerine yönelik yapılan operasyondan sonra hakim ve savcılara yönelik uluslararası belgeler ile anayasamızın ve 2082 sayılı kanun başta olmak üzere yürürlükte bulunan mevzuatımızdan haberdar olunmadığı açık olan beyanları üzerine adına görev yaptığım milletimin doğru bilgilendirilmesi adına aşağıdaki açıklamanın yapılması zorunluluğu doğmuştur” ifadelerine yer verildi.

    “HUKUK DIŞI TALEPLERE DE HER ZAMAN DİK DURDUM”

    Soruşturmada görev almış hakim ve savcıların iftira boyutuna ulaşan gerçek dışı iddialarla hedef haline getirildiğini savunan Öz, açıklamasında şöyle dedi:

    “Yakın tarihte kamuoyu tarafından da yakından takip edilen ve ülkemizdeki demokrasinin üzerindeki her türlü vesayetin sona erdirilmesine katkıları insaf sahibi herkes tarafından bilinen soruşturmalarda görev almış cumhuriyet savcıları ile gerek soruşturma aşamasındaki mahkeme kararlarına imza atan, gerekse bu dosyaların kovuşturma aşamasında yargılamayı yürüten hakimler iftira boyutuna ulaşan gerçek dışı iddialar ile belirli kesimlerin hedefi haline getirilmektedir. Medya destekli bu saldırıların amacının yolsuzluk soruşturmalarını gündem değiştirerek unutturmak ve işini yasalara uygun biçimde yapmaya çalışan yargı mensupları aleyhine olumsuz algı oluşturmaktadır. Bu saldırılar ile anayasamızda yasama ve yargı ile birlikte devletin üç temel erkinden birisi olan yürütme organı tarafından anayasal kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı biçimde yargı erki mensupları üzerinde baskı oluşturulmaktadır. Öncelikle görevimi kanunların verdiği yetkiye ve hukuka uygun olarak yerine getirdiğimi belirtmek isterim. Aynı soruşturma kapsamında dosyalarında birlikte görev almak ya da aynı adliyede çalışmak vesilesi ile tanıdığım şu anda benimle aynı saldırılara maruz kalan hakim ve savcıların da hukuk dışına çıkmadan görevlerini fedakarca yerine getirme çabası içinde olduklarına yakinen şahidim. Görevimi yerine getirirken yasaların verdiği yetkiler dışında hiçbir yetki kullanmadım ve kimseden emir ve talimat almadım. Hukuk dışı taleplere de her zaman dik durdum.”

    6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nda hakim ve savcılar hakkında soruşturmaların nasıl yapılacağının ayrıntılı bir şekilde düzenlendiğini belirten Öz, “Buna rağmen yürütme organının bazı mensupları ile algı oluşturmaya çalışan bir kısım medya kuruluşları tarafından hakim ve savcılara yönelik operasyon yapılacağından bahsedilerek bağımsız yargı mensupları korkutulmaya ve sindirilmeye çalışılmaktadır. Bununla birlikte tüm baskılara rağmen yargı mensuplarının korkmadan çekinmeden hukukun yanında yer alacağına dair inancımı koruduğumu belirtmek istiyorum” dedi.

    “BUGÜNE KADAR BİRÇOK TEHDİT ALDIM”

    Savcı ÖZ, yaşanılan bu süreçte başta yürütme organı mensupları olmak üzere herkesin yargıya olan güveninin korunması için hassasiyet göstermesi gerektiğinin altını çizerek, “Yıpratılmış ve baskılarla sindirilmiş bir yargının demokratik bir hukuk devletinde olmaması gerektiği herkesin malumudur. Yürüttüğüm soruşturmalardan dolayı bugüne kadar birçok tehdit aldım. Bu tehditlere aldırmadan ve korkmadan millet adına yürüttüğüm mesleğimi yürütme organının bir kısım üyeleri ile onların eylem ve söylemleri ile aynı doğrultuda yayın yapan medya mensuplarının saldırıları sonrasında korkmadan yürütmeye devam edeceğimin bilinmesini istiyorum. Uluslararası standartlara ulaşmış demokratik bir hukuk devletine bir an evvel ulaşılması ve hangi kesimden olursa olsun yaşanan insan hakları ihlallerinin en kısa sürede sona ermesi temennisi ile kamuoyuna saygı ile duyurulur” açıklamasında bulundu.

  • Polisten CHP’li vekillere suç duyurusu

    Adana’da görev yapan polisler, ‘Gezi Parkı’ protestoları sırasında kendilerine hakaret ettikleri gerekçesiyle CHP milletvekilleri hakkında suç duyurusunda bulundular.

     

    Adana’da Gezi Parkı protestolarında görev alan 11 polis memuru, protestolar sırasında polis memurlarınahakaret ettikleri gerekçesiyle CHP Ankara Milletvekili Süheyl Batum, Ankara Milletvekili Levent Gök veTunceli Milletvekili Hüseyin Aygün hakkında ‘hakaret ve devletin kamu kurumlarını aşağılamaktan’ dolayı suç duyurusunda bulundu.

     

     

    Polis memurlarının avukatı Av. Ertuğrul Doğaner konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Haziran ayından itibaren herkesin de malum olduğu üzerine Gezi Parkı olayları olarak adlandırılan çevreci gruplarla birlikte daha sonrada istismar edilen birçok olaydan sonra polisin müdahalesinden itibaren bazı mecliste grubu bulunan partilerin bazı milletvekillerinin polislere yönelik direk hakarete varan devletin kamu kurum ve kuruluşlarını aşağılayan, galiz hakaretleri bulunan beyanlarına yönelik Adana Emniyet Müdürlüğünden de birçok polis memuru arkadaşımızın, birçok amir arkadaşımızın bu konuda münferit şikayetleri olacaktır. Bununla birlikte o kalabalığa rağmen biz içlerinden bazı polis arkadaşlarımızla birlikte müşteki olarak bugün Ankara milletvekilleri Süheyl Batum, Levent Gök ve Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün hakkında hakaret ve devletin kamu kurumlarını aşağılamaktan dolayı biz de vekil olarak şikayetçi olacağız” dedi.

     

     

     

    Asıl amaçlarının polis memurlarının herhangi bir şekilde her ne olursa olsun bir dönemin veya bir devrin ya da bir siyasal tercihin davranışlarına göre hareket etmediğini, devletin en temel kurumlarından biri olduğunu şahsiyeti maneviyatına yapılacak olan hakaretinde yine çözümünün adliyede olduğunu, yine polisle alakalı bir memnuniyetsizlik var ise de bunun çözüm yerinin yine yargılama makamlarının olduğunu anlatmak olduğunu söyleyen Doğaner, “Yine şimdi bu beyanda biz de şikayetimizde bulunacağız. Tabii yine Adana Cumhuriyet Başsavcılığını bu konuda tahkikatının yapacaktır. Delillerimizi sunacağız, şikayet dilekçemizle birlikte devamında da takip edeceğiz. Tabii ki birçok polis arkadaşımız bu durumdan son derece de mustarip kendilerinin yine beyanları çok daha farklı çok daha kırgınlar çünkü 100 binlerce polis memuru var İçişleriBakanlığı’na bağlı ve bunların aileleri ile birlikte düşünüldüğünde milyonlarca insana tekabül ediyor. Bu insanların galiz küfürler ederek, hakaretler ederek bu insanların uygulamış oldukları yasak emirleri bu şekilde tahlil etmenin hiçbir mantıksal açıklamasının olmadığının sonuçta kanaatindeyiz. Biz de bu yönde şikayet dilekçemizi Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdik. Tahkikatın neticesini hep birlikte bekleyeceğiz” diye konuştu.

  • Arınç’a suç duyurusu

    Vajinasından bahsetmesinden utandığını söyleyen Başbakan Yardımcısı Arınç hakkında suç duyurusunda bulunan CHP’li Nazlıaka, “Bu tüm kadınların artık yeter çığlığıdır” dedi.

     

    CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka ile Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç arasında TBMMGenel Kurulu’nda yaşanan “vajina” tartışması adliyeye taşındı. Nazlıaka, Arınç hakkında, “cinsel taciz, hakaret ve halkın bir kesimini cinsiyeti nedeniyle aşağılamak” suçlarından 6 yıla kadar hapis istemiyle dava açılması istemiyle suç duyurusunda bulundu.
    Nazlıaka, dün beraberinde CHP Genel Sekreteri Bihlun Tamaylıgil, CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, CHP İstanbul Milletvekilleri Nur Serter ve Binnaz ToprakÇankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık ve çok sayıda kadın örgütü üyesi ile birlikte Ankara Adliyesi’ne geldi.
    Burada bir basın açıklaması yapan Nazlıaka, daha sonra Arınç hakkındaki suç duyurusudilekçesini Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdi. Nazlıaka’nın avukatı Hülya Gülbahar tarafından hazırlanan suç duyurusu dilekçesinde, özetle şu görüşlere yer verildi:

     

    ‘Namussuz kadın damgası’
    “Arınç, ‘bana bakılıyor’, ‘ben mahçup bir insanım’, ‘her defasında bana bakabilir’ gibi sözlerle Nazlıaka’nın kendisini ‘bir erkek olarak cinsel anlamda’ beğendigi için baktığını ısrarla ve tekrar iddia etmektedir. Bu gerçek dışı iddia açık bir hakarettir. Kendisi ile (ve kendisi istemedigi halde) ‘flört ediyormuş’ havası yaratmaya çalışarak kişilik haklarına ağır bir saldırıda bulunmuştur. ‘Evli ve çocuklu kadın olduğu halde… vurgularıyla da, kamuoyu önünde, uluorta erkeklerle flört eden, meclis kürsüsünde bile cinsellik düşünen, ‘iffetsiz’, ‘namussuz’ bir kadın olarak damgalanmaya çalışılmıştır.
    Arınç, Vajina kelimesini kişiselleştirip, Nazlıaka’ya atfederek bir kez daha hakaret etmiş ve onu aşağılamaya çalışmıştır… Kadını cinselliğe ve cinsel organa indirgeyen ve kadın cinsel organının tek işlevinin de cinsellik olduğunu ve bunun da utanılacak, gizlenecek, kimseyle konuşulmayacak bir ayıp olduğunu iddia eden ayrımcı bir yaklaşımdır.

    ‘Cinsel taciz var’
    Meclis içindeki ve dışındaki, kamuoyu önünde söylenen tüm sözler ve tavırlar, açık bir psikolojik şiddettir. Arınç, bir silsile şeklinde, süreklilik arz edecek boyutta Nazlıaka’yı kadınlığı üzerinden aşağılamaya çalışmış, küçük düşürücü sözler sarfederek hakaretlerde bulunmuş, psikolojik ve sözlü siddet uygulamıştır. Bunu yaparken, Nazlıaka’nın bir demecini çarpıtıp, Nazlıaka’nın cinsel organına atıflarda bulunarak ‘utanç duyulacak kadın’ imajı yaratmaya çalışmıştır.”

  • Efkan Ala ismiyle tehdite, suç  duyurusu

    Efkan Ala ismiyle tehdite, suç duyurusu

    Erzurum’da alacak-verecek meselesi yüzünden tartıştığı şahsın kendisine “Ben Başbakan Müsteşarı Efkan Ala’nın oğluyum, seni döver, öldürürüz” şeklinde tehditte bulunduğunu iddia eden esnaf, Cumhuriyet Savcılığı’na şikayette bulundu.

     
    İddiaya göre, Veyisefendi Mahallesi’nde esnaflık yapan Haci Y. (45) ile aralarında alacak-verecek meselesi bulunan Mehmet B. arasında tartışma çıktı. Tartışma sırasında Mehmet B.’nin yanında bulunan şahıs, “Ben Efkan Ala’nın oğluyum. İstediğimizi sana yaparız. Bir şey de alamazsın, seni döver, öldürürüz, haksız yere cezaevine attırırız” diyerek Haci Y.’yi tehdit etti. 5 Kasım 2012 günü Cumhuriyet Savcılığı’na giderek suç duyurusunda bulunan Haci Y. ifadesinde, “Ben 2009 yılında esnaf arkadaşımdan altın aldım. Karşılığında borcum olan 3 bin 380 kilo kömür verdim. Geriye bir miktar borcum kaldı. Bir hafta sonra avukat bey beni aradı. 2 bin TL’yi avukat beyin bürosunda ödedim. Benim hakkımda Erzurum 1. İcra Müdürlüğü’nden icra takibi başlattılar. Bu icraya verilen miktarı ödedim. Bu konuyu görüşmek için işyeri sahibinin yanına gittiğimde yanında 19 yaşındaki bir genç bulunuyordu, fakat ismini bilmiyorum. Bana hitaben, ‘Ben Efkan Ala’nın oğluyum. İstediğimizi sana yaparız. Bir şey de alamazsın, seni döver, öldürür, haksız yere cezaevine atarız’ diye tehditte bulundu. Bu sırasında tanığım yok, şahıslar 7-8 kişiydi. Beni ve Başbakan Müsteşarımız Efkan Ala’nın ismini bu şekilde kullanarak tehdit eden kişilerden şikayetçiyim” dedi.