Etiket: su

  • ’Su’ Yüzünden Cinayet

    Aydın’ın Nazilli ilçesinde kahvehanede su aboneliği meselesi nedeniyle çıkan silahlı kavgada 1 kişi öldü, 2 kişi yaralandı.

    Olay, Dallıca mevkiinde bulunan Nohutçu Kahvehanes’inde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, daha önce muhtarlık seçimlerinde aralarında husumet bulunan Barbaros Aksoy (44), yıllar önce Ocaklı Mahallesi Muhtarı Ali İhsan Demiralay’ı (63) seçimlere girmemesi konusunda tehdit etti. Aksoy’un uyarılarını dikkate almayan Demiralay, seçimlere girerek 3 dönem boyunca muhtarlığı sürdürdü. Aksoy’un, Demiralay’dan önce muhtar olan dayısını desteklemesinden ötürü yıllardır kavganın sürdüğü iddia edildi.

    SU ABONELİĞİ CİNAYETE NEDEN OLDU

    İddiaya göre, Barbaros Aksoy, dün akşam saatlerinde yanına akrabası Yılmaz A.’yı alarak, muhtarın oturduğu Nohutçu Kahvehanesi’ne gitti. Barbaros Aksoy, evlerine su bağlanması için muhtar Ali İhsan Demiralay’ın belediye ile görüşmesini istedi. Baskı yapan Barbaros Aksoy’a, muhtar, “Su abonelikleri Nazilli Belediyesi’nden çıktı. Artık Büyükşehir Belediyesi yani ASKİ yapıyor. Benim elimden gelen bir şey yok” diyerek cevap verdi. Muhtarın konuşmasından sonra belindeki silahı çıkaran Barbaros Aksoy, “Benim su işim ne olacak. Sen muhtar değil misin lan, işimizi hallet” diyerek muhtarın kafasına namluyu dayadı. Fakat muhtarın kafasına ateş etmek için tetiğe basan Aksoy’un silahı tutukluk yaptı. İkinci denemesinde ardı ardına tetiğe basan Aksoy, muhtarı yaraladı. Muhtar da belindeki beylik tabancasını çıkartıp, Aksoy’u mermi yağmuruna tuttu. Yılmaz A. ise kavga esnasında olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin şaşkın bakışları arasında gerçekleşen çatışma sonrasında yaralılardan Muhtar Demiralay’ı vatandaşlar özel bir hastaneye götürdü. Aksoy ise çağrılan ambulans ile Nazilli Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Olay yerine gelen polis, kahvehane etrafında geniş güvenlik önlemleri aldı. Olay yerinde 18 mermi kovanı bulundu.

    MUHTAR AĞIR YARALI, SALDIRGAN ÖLÜ

    Hastaneye kaldırılan Muhtar Ali İlhan Demiralay’ın karın bölgesine 2, bacağına ise 1 merminin isabet ettiği belirtildi. Ameliyata alınan Demiralay’ın hayati tehlikesinin sürdüğü öğrenilirken, saldırgan Barbaros Aksoy ise tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Aksoy’un vücuduna 8 merminin isabet ettiği açıklandı.

    Öte yandan, çatışma esnasında kayıplara karışan Yılmaz A. ise güvenlik güçleri tarafından kısa sürede yakalandı. Kavga sırasında başına sandalye ile vurulan Yılmaz A., ayakta tedavi edildikten sonra karakola götürüldü.

  • Erdoğan: “Suriye’nin Genelinde Şu Anda Ateşkes Yoktur”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye’de 3 gün önce başlayan ateşkesin ülke genelinde uygulanmadığını ifade ederek, “Suriye’nin genelinde şu anda ateşkes yoktur. Orada yine aynı şekilde saldırılar mevzi mevzi devam etmektedir” dedi.

    Fildişi Sahili Devlet Başkanı Alassane Ouattara ile birlikte düzenlediği basın toplantısında Suriye’deki ateşkes hakkında sorulan bir soruya cevap veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bunu zaten yola çıkarken de söylemiştik. ‘Birçok kırılmalar olabilir’ demiştik. O an itibariyle de üçte birinde ateşkesin söz konusu olduğunu, şu anda da yine Suriye’nin bütününde bir ateşkesin söz konusu olmadığını ifade edebilirim. Temennim odur ki, bunun geneline yaygınlaşmasını hep birlikte görelim. Fakat Suriye’nin genelinde şu anda ateşkes yoktur. Orada yine aynı şekilde saldırılar mevzi mevzi devam etmektedir” dedi.

  • Köylülerden “Su” Eylemi

    Manisa’nın Alaşehir ilçesine bağlı Horzumalayaka Mahallesi’nde doğal kaynak sularının ihale ile özel bir şirkete verilmesine karşı çıkan mahalle sakinleri eylem yaptı.

    Alaşehir’in Horzumalayaka Mahallesi yaylasında bulunan doğal kaynak sularının yaklaşık 3 yıl önce özel bir şirkete ihale edilmesiyle ilgili olarak mahallelinin tepkileri devam ediyor. Mahalle muhtarının şirket çalışanları tarafından darp edildiğini öne süren mahalle sakinleri eylem yaptı. Yaklaşık 200 kişinin katıldığı eylemde vatandaşlar başlarına sargı bezi sararak, “Hepimiz muhtarız”, “Muhtara kalkan eller kırılsın”, “Köylüye uzanan eller kırılsın” sloganları attı.

    “Hep birlikte dağımıza, doğamıza, ovamıza sahip çıkacağız“ diyen Horzumalayaka Mahalle Muhtarı Erol Adıgüzel, “Düzene karşı çıktığımız için, boyun eğmediğimiz için yumruk yedik. Adaletsizliğe, hukuksuzluğa boyun eğmediğimiz için yumruk yedik. Ama unutulmasın ki bu adalet mutlaka tecelli edecek. Davalarımız da devam ediyor. Bizler sonuna kadar da davamızın arkasında duracağız” dedi.

    Mahalle sakinlerinin avukatı Gülgün Hasçelik ise, iç hukuk yollarının tüketilmesi durumunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gideceklerini söyledi. Hasçelik, “Söz konusu kaynakların ihalesine ilişkin açmış olduğumuz dava, Manisa Bölge İdare Mahkemesi tarafından reddedilmişti. Bizde konuyu Danıştay’a taşıdık. Danıştay’ın kararının ardından gerekirse önce Anayasa Mahkemesi, ardından da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gideceğiz. Çünkü bu insanların suyu ellerinden alınırsa burada yaşama olanakları yok” dedi.

  • Prof. Dr. Bozdayı: “Zika Virüsü Ülkemiz İçin Şu Anda Tehlike Değil”

    Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji AD Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülendam Bozdayı, “Sivrisinek aktivitesinin bulunmadığı kış mevsiminde ülkemizde bir salgın tablosunun çıkması düşünülmemektedir” dedi.

    Amerika Kıtası’nda etkili olan ve kısa sürede Avrupa’ya sıçrayan zika virüsü, birçok ülkeye korku saçmaya başladı. İnsanlara sivrisinekler tarafından bulaştırılan virüse Türkiye’de rastlanmadı. Tüm dünyayı korkutan virüsle ilgili Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji AD Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülendam Bozdayı, Türkiye’de zika virüsüne dair kanıt elde edilmediğini ifade etti. Ancak Güney Amerika Kıtası’na seyahat edeceklerin dikkatli olması gerektiğine dikkat çeken Bozdayı, “Sivrisinek aktivitesinin bulunmadığı kış mevsiminde ülkemizde bir salgın tablosunun çıkması düşünülmemektedir. Salgın bulunan ülke ve bölgelere gebelerin seyahat etmemesi ve bu bölgelere seyahat etmiş tüm kişilerin seyahatleri sırasında sivrisinek temasına karşı duyarlı olması, enfekte olduğu belirlenmiş bireylerin ülkemizde sivrisineklerle temasının engellenmesi gibi önlemlerle ülkemizde yaz aylarında da salgın gelişmesinin önüne geçecektir” ifadelerini kullandı.

    Bozdayı, şüpheli hastalar için de Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Mikrobiyoloji Referans Laboratuvarları Daire Başkanlığı Ulusal Viroloji Referans Laboratuvarı’nı adres gösterdi. Türkiye Halk Sağlığı’nın labaratuvarında şüpheli hastaların kanından virüs genetik materyalinin saptanmasına yönelik testler yapılabildiğini aktaran Bozdayı, bu virüs için bulaştırıcı olan aedes cinsi sivrisineklerin ülkemizde de bulunduğunu ifade etti.

    “HIZLA YAYILAN VİRÜS İÇİN ARALIK 2015 İTİBARİYLE BREZİLYA’DA 1 MİLYON 300 BİN OLASI ENFEKTE KİŞİ BULUNDUĞU RAPOR EDİLDİ”

    İnsanlara sivrisinekler tarafından bulaştırılan Flaviviridae virüs ailesinden bir virüs olan zika virüsünün sarı humma virüsü, Batı Nil virüsü ve Dengue virüsü ile akraba olduğunu söyleyen Bozdayı, virüsün ana kaynağının insanlar ve maymunlar olduğunu kaydetti. Bozdayı, şunları kaydetti:

    “Adını ilk kez 1947 yılında Uganda’da saptandığı Rhesus maymunlarının yaşadığı Zika Ormanı’ndan alan virüs insanlarda ilk kez Uganda ve Tanzanya’da 1952 yılında saptandı. İlk büyük salgınını 2007 yılında Yap adasında (Mikronezya) gerçekleştiren virüs için salgınlar için adres geçtiğimiz yıla kadar Afrika, Güneydoğu Asya ve Pasifik adaları olurken, Mayıs 2015’de Brezilya’dan enfekte haberi geldi. Hızla yayılan virüs için Aralık 2015 itibariyle Brezilya’da 1 milyon 300 bin olası enfekte kişi bulunduğu rapor edildi.”

    Bozdayı, 19 Ocak 2016 itibariyle El Salvador, Venezuela, Kolombiya, Surinam, Fransız Guyanası, Honduras, Meksika, Panama ve Martinik’te hızla ilerleyen zika virüs salgınlarının görüldüğünü de söyledi. Hızlı yayılan virüsün özellikle gebelerdeki etkileri nedeniyle tüm dünyada yakından takip edildiğini belirten Prof. Dr. Bozdayı, riskli bölgelere seyahat öyküsü olan kişilerde 2015 yılının sonlarında İngiltere ve Hollanda’da ve 26 Ocak 2016 tarihi itibariyle de Danimarka ve İsviçre’de etkenin ülke dışında bulaştığı enfekte kişiler belirlendiğini ifade etti. Bozdayı, gebe kadınlar başta olmak üzere, zika virüsün salgın yaptığı ya da görüldüğü ülke ve coğrafik alanlara seyahat eden, daha önceden zika virüs ile enfekte olmamış tüm kişiler risk altında olduğunu söyledi. Virüsün insanlara enfekte Aedes cinsi sivrisineklerin (Aedes aegypti ve Aedes albopictus türleri) ısırması ile bulaştığını bildiren Bozdayı, gebelik sırasında enfekte anneden bebeğe geçişin mümkün olduğunu aktardı. Annenin sütünde virüs bulunmakla birlikte emzirme ile bulaşmanın günümüze dek bildirilmediğini ifade eden Bozdayı, kan transfüzyonu ve cinsel temasla gerçekleşmiş birer bulaş olgusu bildirildiğini kaydetti.

    “HASTALIK GENELLİKLE HAFİF SEYREDER VE BİRKAÇ GÜN İÇİNDE KENDİ KENDİNE İYİLEŞİR”

    Virüsün kuluçka süresinin birkaç gün ile bir hafta arasında olduğunu söyleyen Bozdayı, belirtilerin ise ateş, döküntü, eklem ağrıları ve konjuktivit (gözlerin kızarması, sulanması, yanması) olduğunu ifade etti. “Bunun dışında kas ve baş ağrısı olabilir. Hastalık genellikle hafif seyreder ve birkaç gün içinde kendi kendine iyileşir” diyen Bozdayı, bu enfeksiyon nedeniyle ölüm bildirilmediğini anlattı.

    Brezilya’da 2015 yılında başlayan salgın sırasında enfekte olan gebelerin düşük, ölü doğum ve mikrosefali (beyin gelişim bozukluğu sonucu kafanın küçük olması) bulunan bebek doğumlarında ciddi artışlar saptandığını ancak virüs ile ilişkisinin henüz saptanmadığına dikkat çeken Bozdayı, gebelerin enfeksiyondan kaçınmaları ve eğer enfekte oldularsa sık gebe takipleriyle anne sağlığı ve bebek gelişiminin izlenmesinin önerildiğini ifade etti. Bozdayı, gebelerin enfeksiyona normal popülasyondan daha duyarlı olup olmadığı ve enfeksiyonun gebelerde daha ağır seyredip seyretmediğine dair bilimsel verilerin yetersiz olduğunu da belirtti.

    “ASPİRİN, NAPROKSEN YA DA İBUPROFEN TÜREVİ İLAÇLAR KANAMA EĞİLİMİNE NEDEN OLABİLECEKLERİ İÇİN KULLANILMAMALIDIR”

    Virüse özgü bir tedavi bulunmadığını ve daha çok belirtilere yönelik tedavi yapıldığını kaydeden Bozdayı, hastaların yatak istirahati yapmasının, ateş ve ağrı için de asetaminofen türevi ilaçlar kullanmasının gerekli olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Bozdayı, “Aspirin, naproksen ya da ibuprofen türevi ilaçlar kanama eğilimine neden olabilecekleri için kullanılmamalıdır. Bol sıvı alınması gereklidir” dedi.

    Zika virüsüne karşı koruma sağlayacak herhangi bir ilaç ya da aşının henüz geliştirilmediğini bildiren Bozdayı, “Korunmanın merkezinde sivrisinek sokmalarına karşı önlem alma bulunmaktadır” ifadesini kullandı.

    Zika virüsünü taşıyan sivrisineklerin daha çok gündüzleri soktuğunu söyleyen Bozdayı, “Salgın bulunan yerlere seyahat edenler uzun kollu giysiler ve pantolon giymeli, klimalı ya da pencerelerinde sinek teli bulunan yerlerde kalmalı, dış ortamda mutlaka sivrisinek kovucular uygulamalıdırlar” diye konuştu.

    Gebelerin ya da emziren annelerin sivrisinek kovucu maddeler kullanmasında bir sakınca bulunmadığını da belirten Bozdayı, şöyle konuştu:

    “İki aylıktan küçük bebeklere sivrisinek kovucu kullanılmaması gerekir. Zika virüs ile enfekte kişilerin enfeksiyondan sonra 1 hafta içinde kanlarında zika virüs bulunur. Bunları sokan sivrisineklerin başka insanlara virüs taşıması olasıdır. Bu nedenle enfekte kişilerin de sivrisinek sokmalarına karşı önlem almaları gereklidir.”

  • Elazığ’da ’Su Samuru’ Bulundu

    Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde bir köyde kar da yolunu kaybettiği düşünülen ve dünyadaki en kapsamlı küresel koruma durumundaki kırmızı listede yer alan “su samuru” bulundu. Su samuru, doğal yaşam alanına bırakıldı.

    Karakoçan ilçesine bağlı Çavuşyolu köyü mezrasında köy muhtarı Atilla Zurel ve köylüler tarafından nesli tükenmekte olan ve kırmızı listede bulunan “su samuru” bulundu. Köy muhtarı Zurel, su samuru bulduğunu Doğa Koruma ve Milli Parklar Elazığ Şube Müdürlüğü ekiplerine haber verdi. Ekiplerin koordinesinde Muhtar Zurel, su samurunun bulunduğu yere yakın yaşam alanına uygun yerde bırakıldı. Bir süre kar üzerinde giden su samuru, daha sonra yaşam alanı olduğu düşünülen bölgede suya girerek yuvasına kavuştu.

    KORUMA LİSTESİNDE KIRMIZI LİSTEDE

    Koruma ve Milli Parklar Elazığ Şube Müdürlüğü yetkilileri, bulunan ve doğal yaşamına uygun yere bırakılan samurun IUCN nesli tükenme tehlikesi altında olan türlerin kırmızı listesi ile bitki ve hayvan türlerinin dünyadaki en kapsamlı küresel koruma durumunda olduğunu söyledi.

    Latince adı Lutra lutra olan ve Sansargiller familyasından olan su samurunun nehir ve göl kıyılarında yaşayan etçil bir memeli hayvan olduğunu belirten yetkililer, “Su kenarlarında kazdığı çukurlarda yaşar. Yuvası karada olmakla beraber girişi su altındandır. IUCN’e göre su samuru yakın tehdit altındadır. Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından avlanması yasak olan su samuru korunan türler listesinde yer almaktadır” dedi.