Etiket: su

  • Memur Sen Genel Başkanı Yalçın: “Türkiye Şu An Krize Gebe Bir Ülke”

    Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Türkiye’de demokratik zemin güçlenecekse hükümet modellerinin halk huzurunda tartışılabilmesi gerektiğini ifade ederek, “Çünkü Türkiye şu an krize gebe bir ülke. Türkiye’de şu an parlamenter sistem lafız olarak var. Şu an ortadaki fili durum yarı başkanlık sistemi” dedi.

    26 Haziran Atatürk Kültür Sarayında düzenlenen “Sendikal Hareketin Dünü, Bugünü, Yarını” adlı konferansa Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın konuşmacı olarak katıldı. Memur-Sen İl Temsilcisi Sağlık- Sen Şube Başkanı Suat Mantar, Tokat Kent Konseyi Başkanı Abdullah Gürbüz’ün konuşmalarının ardından kürsüye gelen Başkan Yalçın, sendikacılığa yeni bir boyut kazandırmak ve ülkede sendikal alanın sevimli, sempatik, milletin değerleri ile barışık hale gelmesine zemin oluşturmak ve bunu takip etmek için yola çıkmış olduklarını ifade ederek, “Çünkü bu ülkede sendikal alan kavga zemininde yürüdü. Kavga zemininde bir rekabet vardı. Bu kavga zeminindeki rekabet yanlış konum alışlar, birisi kullanılıp birisini nadasa bırakmalarla devam etti. Sendikalar bu ülkede demokrasinin kurumsallaşmasını değil vesayetin katmerleşmesini, bu milletin birikimlerini iç edilmesini sağlayan yapılar oldu. Örgütlü güç bu anlamda kullanıldı” dedi.

    “TÜRKİYE ŞU AN KRİZE GEBE BİR ÜLKE”

    Türkiye’de demokratik zemin hak ve özgürlüklerin teminat altında olmadığını ifade eden Başkan Yalçın, “Onun için anayasa son derece önemli. Anayasa ne zaman tartışılsa ya terör olayları artıyor ya canlı bomba olayları çıkıyor ya da dışarıdan bir müdahale ile toplum maniple ediliyor ve asker ölüyor. 20 defa bu anayasaya makyaj yapıldı. Bu anayasa kozmetik bir anayasadır. Ama ruhuna asla dokunmadı. Anayasa tartışılıyor hükumet modeller üzerinde toplum maniple ediliyor. Başkanlık sistemi şahıslar üzerinden tartışılıyor toplum maniple ediliyor. Bu ülkede halk parlamenter sistemi yarı başkanlık mı? Başkanlık mı? Kendisi karar verebilmeli ama halkın karar verebilmesi için üçünün kıyaslaması halka aktarılmıyor, halk maniple ediliyor. Başkanlık gelirse federatif yapıya geçilecek diyerek bölücü terör örgüt üzerinden halk hizaya getiriliyor. Halbuki başkanlığın olduğu federatif yapının olmadığı ülkeler var dünyada. Ama manipülasyon devrede. Şahıslar üzerinde yürütülüyor tartışma halbuki şahıslar gelip geçicidir. Bu ülkede demokratik zemin güçlenecekse hükümet modelleri halk huzurunda tartışılabilmelidir. Çünkü Türkiye şuan krize gebe bir ülke. Türkiye’de şu an parlamenter sistem lafız olarak var. Ortadaki fili durum yarı başkanlık sistemi” diye konuştu.

    “MİLLET İRADESİNİN YANINDA OLDUK”

    Bu ülkede anayasayı yaptırmamak, vesayet ruhunu devam ettirmek için her Anayasa tartışmasında ortamın bir anda gerildiğini ifade eden Başkan Yalçın, onun için sivil topluma ve sendikalara çok önemli görevler düştüğünü belirterek, konuşmasını şöyle devam etti:

    “Tarihte yaşananlardan bütün sendikaların ders alabileceğini düşünüyorum. Memur-Sen ailesi olarak biz milletin yanında olduk. Millet iradesinin yanında olduk. Şimdiye kadar bu ülkenin demokrasisinin koltuk üzerinden çıkmasında ter akıttık. Adanmışlık örneği sergiledik. Bundan sonra da aynı inançla aynı güçle yola devam edeceğiz. Ham demokrasi, tam demokrasi, bu anlamda üzerimize düşeni yerini getirmenin gayreti içerisinde olacağız.”

    Başkan Yalçın, yaklaşık bir saat süren konferansının ardından ayakta alkışlandı. Sendika üyeleriyle birlikte sahnede hatıra fotoğrafı çekinen Başkan Yalçın’la vatandaşlar öz çekim yaptı.

  • Bakan Eroğlu: “Su Akıyor Biz Yapıyoruz”

    Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, “Isparta güller diyarıydı artık göletler ve barajlar diyarı” dedi.

    Eroğlu, Devlet Su İşleri (DSİ) Tesisleri Toplu Temel Atma ve Orman Köylülerine Kullandırılan Gelir Getirici Tür ve ORKÖY Kredi Sertifikaları dağıtım törenine katılmak üzere Isparta’nın Sütçüler ilçesine geldi.

    Veysel Eroğlu, ilk olarak geçen günlerde trafik kazasında yaşamını yitiren AK Partili Eski Isparta Belediye Başkanı Hasan Balaman’ın baba evine taziye ziyareti gerçekleştirdi. İlçe merkezindeki tören alanında karşılanan Eroğlu, burada vatandaşlarla bir süre sohbet etti.

    TÜRKİYE’DE SU SORUNU KALMADI

    Bakanlık olarak Türkiye’de çok iş yaptıklarını belirten Eroğlu, şöyle konuştu:

    “Sayın Cumhurbaşkanımız İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyken İstanbul’un ne halde olduğu belliydi. İstanbul’da susuzluğu bitirdik. Bakanlığa geldiğimde baktım 76 şehirde su sorunu var. Şimdi Türkiye’nin su sorunu kalmadı. Çünkü su hayattır. 320 baraj inşa ettik. Geçen dönem 100 günde bin gölet projesi kapsamında 35 baraj ve sulama tesisleri yapıyoruz. Buraya elimiz dolu geldik. Dereleri ıslah ediyoruz. 1900’den fazla dere ıslah edildi. Yanan dört ampulden biri bizim inşa ettiğimiz baraj ve göletlerden sağlanan temiz enerjiyle sağlanıyor Kendi kaynağımız var artık. Su akıyor bakmıyoruz. Su akıyor yapıyoruz. Antalya’ya gelen turistlerin yüzde 10’unun buraya gelmesini istiyoruz. Milli Parkla ilgili çalışma yapacağız.”

    “EFENDİNİZ DEĞİL HİZMETKARINIZ”

    Eroğlu, buradaki heyelan meselesinin hemen çözülmesi gerektiğini kaydederek müsteşar yardımcısı İbrahim Çiftçi’ye sorunun çözümü konusunda talimat verdi. Orman köylüsü için seferberlik başlatıldığını anlatan Eroğlu, şöyle konuştu:

    “Isparta güller gönüller diyarıydı artık göletler ve barajlar diyarı. Buranın yüzde 77’si orman. Artık orman köylüleri orman teşkilatının hasmı değil hısmı olacak deyip millet ormancılığına geçtik. Her şey millet için. Siz bizim başımızın tacısınız. Bu bakımdan size ceviz, badem, dut ağaçları dikiyoruz üç yıl bakımı bize, geliri size ait. Belence köyünde 64 dekar alanda ceviz dağıtımı, 20 dekarda badem ağacı fidanı, Boğazköy’e 29 aileye ceviz fidanı dağıtacağız. 4 bin adet dut fidanı dağıtılacak. Burada sulama çok önemli. Çobanisa, Kesme, Çandır köylerine baraj yapılıyor. Hızlı bir şekilde tamamlanacak. Yeşilyurt köyünün sulama göleti projesi hayırlı olsun. Sütçüler ilçe merkezinde yan dere ıslah çalışmalarını tamamlayacağız. Biz sizin efendisi değil hizmetkarıyız. Ne gerekiyorsa yapmak boynumuzun borcudur. Yazılı Kanyon’la ilgili gerekli tesislerin yapılması için de Milli Parklar Genel Müdürümüze talimat verdim. En az 400 milyon TL. Bizim verdiğimiz söz 50 yıldır yapılmayan yerler.”

    SORUNLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜ ÇÖZÜLDÜ

    Isparta Valisi Vahdettin Özkan da, “Bakanımızın ilimizdeki tüm vatandaşların sorunu çözümünde önemli bir fonksiyonu var. Valiliğe muhtarlarca bildirilen 600 kadar bize iletilen sorunun önemli bir bölümünün çözüldüğünü gördük. Sütçüler güzel bir coğrafya, buradaki insanlarımızın devletin, hükümetimizin hizmetlerine ciddi bir teveccühü var” dedi.

    İKİ TESİSİN TEMELİNİ ATTI

    Bakan Eroğlu, orman köylülerine kullandırılan gelir getirici fidan türlerinin dağıtımı için kura çekti, ORKÖY kredi sertifikalarını dağıttı. 730 dekar alan sulama kapasiteli Yeşilyurt köyü yaz sulaması birinci kısım inşaatı ile Kasımlar köyü taşkın koruma tesisinin temelini butona basarak attı. Bakan Eroğlu, törenin ardından Antalya’nın Kaş ilçesine gitti.

  • ’Su İçsem Yarıyor’ Diyorsanız Haşimato Olabilirsiniz

    Bağışıklık sisteminin troid bezine saldırarak tahrip etmesiyle oluşan Haşimato hastalığının yaşam kalitesini düşürürken, troid hormonunun az çalışmasına neden olan hastalığın hızlı kilo alınmasına, sebepsiz yorgunluğa ve depresyona uzanan sonuçlar doğurduğu belirtildi.

    İzmir Üniversitesi Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Muammer Karadeniz, toplumun yaklaşık yüzde 10’luk kesiminde görülen hastalığın sürekli izlenmesi gerektiğini belirtti. Hastalık hakkın bilgi veren Karadeniz, “Haşimato hastalığı vücudun bağışıklık sisteminin antikorlar üreterek troid hücrelerine aldırması sonucu doğar. Bu durum belli bir süre sonra troid bezinin tahrip olmasına yol açar. Haşimato hastalığı metabolizmayı yavaşlatır. Bu nedenle halsizlik, yorgunluk, ciltte ve saçlarda kuruma, ani öfkelenme, kilo alma, vücutta ödem, adet düzensizliği gibi semptomlarla kendini gösterir” dedi.

    HASTALIĞIN TEDAVİSİ VAR

    Doç. Dr. Muammer Karadeniz, hastalığın tedavi sürecini de anlattı. Karadeniz, “Haşimato tedavisi olan bir hastalıktır. Azalan hormonları yerine koyma yöntemiyle tedavi ediyoruz. Troid hormonları olan T3 ve T4 ile TSH salgısı düzeyini izliyoruz. TSH değeri 1,5 ila 2,5 arasında olmalıdır. Fazlası kemik erimesine, kalp-damar hastalıklarına veya hipertansiyona yol açabiliyor. Dolayısıyla hastaların belli aralıklarla muayene edilmesi gerekiyor. Ailesinde troid hastalığı geçmişi olan, Tip1 diyabet ve böbrek üstü bezi yetmezliği olan kişiler risk altındadır” diye konuştu.

    İLAÇLARIN DOĞRU KULLANIMI ÖNEMLİ

    Haşimato hastalarının dikkat etmesi gereken hususları aktaran İzmir Üniversitesi Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç.Dr. Muammer Karadeniz, şöyle konuştu:

    “Haşimato hastalığı ultrasonografi ile teşhis edilebilir. Tespit edilen nodüllerin iyi huylu olup olmadığını anlamak için ultrasonografi altında iğne biyopsisi yapılması gerekebilir. Troid ilaçları aç karna ve az su ile alınmalıdır. Kalsiyum, demir ilaçları en az dört saat sonra kullanılmalıdır. Hastalığın ilk dönemlerinde özellikle iyotsuz tuz kullanılmasını öneriyoruz. Gebelik planlamasından en az üç ay önce troid durumu uzman hekimlerce kontrol edilmeli ve TSH düzeyinin 2,5’un altında olması gerekmektedir.”

  • TEMA’dan “Su Zinciri” Farkındalık Etkinliği

    TEMA Vakfı gönüllüleri; 21 Mart Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası ile 22 Mart Dünya Su Günü’nü Türkiye’nin çeşitli noktalarında gerçekleştirilen etkinliklerle kutladı.

    TEMA Zonguldak Şubesi gönüllüleri Acılık Deresi kenarında toplandı. “Temiz Aksın Zonguldak’ın Deresi” pankartıyla yürüyüşe geçen TEMA gönüllülerine minik izciler de eşlik etti.

    Kordonboyu’na yürüyüşe geçen gönüllüler, suyun önemine dikkat çekti. TEMA İl Temsilcisi Berran Aydan, “2025’ten itibaren 1.8 milyardan fazla insanın su kıtlığına maruz kalacağı tahmin ediliyor. Hala dünyada su tüketiminin yüzde 71’i Türkiye’de ise yüzde 73’ü tarım sektöründe gerçekleşiyor. 2050 yılına kadar Fırat-Dicle Havzası’nda yüzde 10, Akdeniz Bölgesi Havzaları’nda yüzde 37, Konya Havzası’nda ise yüzde 70 oranında azalma olabileceği ön görülüyor. 1995 yılında dünyada 253 milyon hektar alanda, 2010 yılında ise 290 milyon hektar alanda sulamalı tarım yapıldı. 2025 yılında sulamalı tarım yapılan alanın 300 milyon hektara ulaşması bekleniyor. Artan sulamalı tarımla birlikte 2050 yılına kadar tarımın ihtiyacı olan su miktarı yüzde 19 oranında artacaktır. Türkiye’nin iklim değişikliğinin su varlıkları etkisine kırılganlığı çok yüksek. Hem tarım, gıda, hayvancılık alanlarında hem de şehirlerimizdeki su kıtlığı riski giderek artıyor. Bu alanda iklim değişikliği etkilerine uyum çalışmalarının acil bir şekilde önceliklendirilmesi gerekiyor. TEMA Vakfı olarak doğanın bir parçası olan insanın, su ve orman varlıklarını önce koruması ve ardından geliştirme konusunda çalışması gerektiğini vurguluyoruz. Türkiye’de suya dair 40’ı aşkın yasal düzenleme bulunuyor. Su varlığımızın sürdürülebilirliğini sağlamak için bir Su Yasası’na ihtiyaç olduğu açıkça görülüyor”” dedi.

    Minik öğrencilerin de bulunduğu grup şarkılar söyleyerek caddede tur attıktan sonra “Su Zinciri” farkındalık etkinliğini sonlandırdı.

  • Dünya Su Günü’nde Herkese ’Su’ Hediye Ettiler

    Bursa’da özel bir hastanede Dünya Su Günü’nde hastalara su dağıtıldı.

    22 Mart Dünya Su Günü’nde hastaneye gelen herkese birer şişe su hediye edildi. Hastaneye gelen bütün vatandaşlara sepet sepet su dağıtan personel, suyun önemine dikkat çekti.

    Yaptıkları organizasyonla vatandaşların bilinçlenmesine ön ayak olduklarını ifade eden Bursa Özel Hayat Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Özkul, “1993 senesinden bugüne Dünya Su Günü hep kutlanıyor. Biz de Özel sağlık açısından suyun önemine dikkat çekmek için böyle bir uygulama yaptık. Gelen misafirlerimize su ikram ettik. Hayatın ana noktası su, vücudun 3’te 2si su, dünyanın 4’te 3’ü su. Onun için su çok mühim” diye konuştu.

    Su içilmesini istediklerini ifade eden Özkul, “Çünkü hayat su ile devam ediyor. Elimizdeki su kaynaklarını da çok dikkatli kullanmamız gerekiyor. Su içilmediği zaman vücutta üre yükselir, toksinler artar, vücut yavaş yavaş buruşmaya başlar. Günde 2 litre su içilmesi lazım. Suyun yerini çay, gazoz veya başka içecekler hiçbir zaman tutmaz. Tam tersine vücuda başka kimyasal maddeler girdiği zaman onun atılabilmesi için daha fazla su içilmesi gerekir” dedi.