Etiket: Strese

  • Giresun’da ’Strese karşı patiler’ etkinliği

    Giresun Üniversitesi ve Giresun Belediyesi günlük hayatın stresinden uzaklaşmak, sokak hayvanlarına yönelik farkındalık oluşturmak ve hayvan barınağı için bağış toplamak amacıyla etkinlik düzenledi.

    “Strese Karşı Patiler” etkinliği Giresun Üniversitesi Güre Yerleşkesi ’nde başladı. Giresun Üniversitesi, Spor Bilimleri Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümü öğrencileri ile Giresun Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü tarafından Topluma Hizmet uygulamaları kapsamında gerçekleştirilen etkinliğe birçok öğrenci ve vatandaş katıldı. Giresun Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü yetkilileri, yaptıkları açıklamada, günlük hayatın stresinden uzaklaşmak, sokak hayvanlarına yönelik farkındalık oluşturmak ve hayvan barınağı için bağış toplamak amacıyla bu etkinliği düzenlediklerini, üniversite öğrencilerinin ve vatandaşların bu etkinliğe çok ilgi gösterdiklerini ifade ettiler.

    Giresun Üniversitesi Güre Yerleşkesi Rektörlük binası önündeki etkinliği 7 Aralık tarihine kadar devam edeceğini kaydeden Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cevdet Coşkun, Giresun Belediyesi hayvan barınağında yaşayan birbirinde sevimli köpeklerin, kurulan çadırlarda üniversite öğrencileriyle bir araya getirildiği etkinlik alanını ziyaret etti.

    Hayvanların da insanlar kadar yaşamaya hakları olduğunu ve bu farkındalığın toplumda yer etmesini sağlamak adına benzer etkinliklerin yaygınlaşması gerektiğini ifade eden Rektör Prof. Dr. Coşkun, “ ’Strese Karşı Patiler’ etkinliği kapsamında kurulan çadırlarda, hayvan barınağından getirilen köpeklerin üniversitemiz personelleri ve öğrencileriyle bir araya getirilmesi, ayrıca toplanan yardımlarla bu hayvanların daha iyi koşullarda yaşamasının sağlanması amaçlanıyor. Etkinlik için kurulan çadırlar, 07 Aralık 2018 Cuma gününe kadar açık kalacaktır” diye konuştu.

  • Elevli “Havalar bir açıp bir kapanınca arılar strese girdi; Tek tek ölüyorlar”

    Dünyada arıcılıkta ikinci sırada bulunan Türkiye’de son 10 yılın en fazla arı ölümlerinin bu sene yaşandığı belirtildi.

    2017 sezonunda en üst seviyeye çıktığı belirtilen arı ölümleri arı yetiştiricilerini tedirgin ediyor.

    Kestane balındaki rekolte umutlarının devam eden üreticileri bu sezon en fazla kestaneye giden arılardan meydana gelen ölümler korkutuyor. Ölen arılardan alınan numunelerin incelenmesi için Namık Kemal Üniversitesi’ne gönderildiği ifade eden Giresun Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kubilay Elevli, “İlk tespitlere göre strese bağlı ölümler var, bahçe ilaçları ile alakalı bir ölüm olacağını düşünmüyoruz. Önümüzdeki hafta numune sonuçları gelecek o zaman gerçek ortaya çıkacak” dedi.

    “Daha çok Kestane balına giden arılarda ölümler var” diyen Elevli, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, “Havalar bu yıl düzensiz gitti. Havaların sürekli açıp, kapanması arı ölümlerine neden oluyor. Yağlıdere ilçemizden gelen arı ölümleriyle ilgili aldığımız numuneleri Namık Kemal Üniversitesi’ne gönderdik. Önümüzdeki hafta sonuçları çıkacak. Aslında her şey çok güzel gidiyordu. Biz daha önce böyle bir şey ile karşı karşıya gelmedik bu ölümler eğer zehirlenmeden olsa kovanın tamamı ölür ama ölümler arıların bir kısmında var. Ölüm şekli çok farklı. Dolayısıyla araştırmadan şuan bu konuda pek fazla bir şey diyemeyiz” ifadelerini kullandı.

    Bal rekoltesinin bölgesel olarak değişiklik gösterdiğini kaydeden Elveli, “Rekolte özellikle Kars, Ardahan tarafında biraz sıkıntılı. Ama Erzurum, Bayburt tarafındaki arıcılarımız daha iyi, yerlerinden memnunlar. Güneydoğu bölgesindeki ovalarda bu yıl zaten püskül yoktu, özellikle de bahar yağmurlarını alamadı o bölge. Kuzey tarafındaki ovalarda biraz daha iyi görülüyor. Bizim bölgemizin arıcıları genellikle Erzurum ve Kars’a gidiyor. Erzurum’dakilerin durumu iyi ama Kars bölgesindekilerin ki için aynı şeyi söyleyemeyiz. Bölgesel olarak yağmur düzensizliği var. Eskiden yağdığı zaman bir ile tamamen yağıyordu fakat şimdi bir ilin bir ilçesine yağmur yağdığı zaman diğer ilçesinde kurak oluyor yani mikro klimalar değişti. Arıcı bu tür durumlarda hızlı hareket etmeli, mevsimin kötü olduğu yerde ısrar etmemeli yer değiştirmeli” diye konuştu.

  • Ani hava değişiklikleri çiftçileri strese soktu

    Eskişehir Tepebaşı Ziraat Odası Başkanı Süleyman Buluşan, ani hava değişikliklerinin tarım ürünlerine zarar verme ihtimalinin çiftçileri strese soktuğunu, ancak bir kaç gün daha sıcaklığın eksi değerlere düşmemesi durumunda bir sıkıntı yaşanmayacağını belirtti.

    Hava sıcaklığındaki ani değişimler tarım ürünlerine zarar verme ihtimali hem ülke genelinde, hem de Eskişehir’deki ziraatla uğraşanları endişelendiriyor. Kış ve bahar aylarında meydana gelen düşük sıcaklıklar tarım ürünlerine olumsuz olarak etkilerken, özellikle de hava sıcaklıklarındaki ani düşüşler don tehlikesinin habercisi niteliği taşıyor. Eskişehir Tepebaşı Ziraat Odası Başkanı Süleyman Buluşan, yağışlı havaların toprak için önemli olduğunu, ancak ani sıcaklık değişikliklerinin çiftçiyi strese soktuğunu belirtti. Buluşan, “Bu hafta sonu ani kar yağışı bizlere strese soktu. Bir gün içinde 10 santimetreye çıkan kar akşama doğru eridi. Cumartesi günü neredeyse 24 saat yağan yağmur yağdı. Meteorolojiden aldığımız bilgiye göre geçen yıl nisan ayında 30 kilo yağış alırken, bu sene nisan ayından 58-59 kilo yağış alınmış. Bu bizim içim çok önemli. 2017 yılının sürekli yağışlı geçmesinden dolayı bereket yaşandı, toprağa can suyu oldu” dedi.

    “Yağışların ardından bir soğuk gelmezse verim artacak”

    “Bizim en büyük korkumuz havanın bir kaç gün geceleri eksi değerlerde olması” diye anlatan Buluşan, şöyle konuştu;

    Şuanda bulunmakta olduğumuz kiraz bahçemizde meyvelerimiz gayet güzel, soğuktan etkilenmesi yok, ama tabi ki gece olabilecek dona bağlı, inşallah hayırlısıyla 2-3 günü atlatırsak çiçek dönemimizi geçirmiş olacağız. Nisan ayı bereketli geçti, şuanda hububatımız son 10 gündür kendini göstermeye başladı. Son bir haftadır artık toprağın kapandığını ve hububatın çok güzel dönüşümü ama, sezon başı itibariyle yüzde 10 kaybımız var. Bunu atlamamız lazım lakin kardeşleme döneminden sonra hububatta ürünün bol olup olmayacağı asıl Mayıs ayında belli olacak. İnşallah Mayıs ayıda yağışlı geçerse ve yağışların ardından bir soğuk gelmezse verimlerin artacağını düşünüyorum.”

    “Çiçeği erken açan meyvelerde yüzde 10 gibi bir zarar var”

    Ürünlerinin don olayı ile karşılaşmadığını, şuana kadar sıkıntı çekmediğini ifade eden Osman Acar, “Havalarda önemli bir değişiklik ve don olayı olmazsa bir sıkıntı çekmeyiz. Şuan da meyvelerin çiçek oranı çok güzel, ama çiçeği erken açan meyvelerde yüzde 10 gibi bir zarar var. Kiraz üretimini 8 senedir yapıyoruz. Meyveyi kırağıdan korumak için saman balyası yakıyoruz. Havayı ısıtma, dumanı tutma şeklinde. Biz bunu 2-3 senedir kırağı düşeceği zaman deniyoruz, bundan çok güzel fayda gördük. Diğer çiftçilere de öneriyorum” şeklinde konuştu.

  • Karadeniz’in yeşil altını ’fındık’ strese girdi, rekolte düştü

    Karadeniz’de son üç yıldır küllenme hastalığının vurduğu fındık, bu sene küllenme hastalığının etkisiyle strese girdi. Karadeniz’de üreticinin ‘yeşil altın’ olarak adlandırdığı fındık son üç sezondur küllenme hastalığı ile mücadele veriyor. Her geçen yıl rekoltenin daha alt seviyelere indiği fındıkta bu sene ise rekolte açıklananın daha altında olduğu gözlendi.

    Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, küllenme hastalığına karşı üretici son üç yıldır sürekli uyardıklarını söyledi. Ocak ayında erkek çiçek püseneklerinin gözükmediğini, Ocak ayı sonlarına doğru ise dişi çiçek karanfilinin de çok seyrek olduğunu saha çalışmalarında tespit ettiklerini belirten Karan, “Bunu kamuoyu ile defalarca paylaştık, küllenme hastalığından dolayı fındığın strese girdiğini, yeni karanfil ve püsenek vermediğini gözlemledik. Bununla beraber fındıkta rekolte düşüklüğünün yaşanacağını hatta Cumhuriyet tarihinin en düşük rekoltesinin gerçekleşeceğini söylemiştik. Sezon yaklaşmaya başladığında üretici hasat hazırlığını yapmaya başladı ve sahil kesimindeki üretici bahçeye girmeye başladı. Bahçeye giren üretici ile görüştüğümüz de gerçekten yok denecek kadar az, yevmiyeci paraları dediğimiz ücretleri karşılamayacak kadar az olduğunu gözlemledik. Vatandaş ise bizlere ’Geçen yıl bir ton fındığım vardı bu sene ise 70-80 kilo fındığım anca çıkar’ diyor. Rekolte azlığı söz konusu ve bizim bölgemizde ciddi manada bir düşüş meydana gelecek” dedi.

    Fındık fiyatları yükseliyor

    Görülen rekolte düşüklüğü ile beraber fındıkta fiyatların biraz yükselmeye başladığını ifade eden Karan, 8.50 TL bandına kadar düşen Giresun kalite fındık bugün Giresun serbest piyasasında 12 TL’den alıcı bulmaya başladığını vurguladı. Üreticinin kafasındaki fiyatı bulduğunda gönül rahatlığında ürününü satabileceğini kaydeden Karan, “Üreticinin şuan ki fiyatı yeterli görmüyor çünkü fındıkta maliyetler yüksek, hatta geçen yıldan elinde ürünü olan çiftçi ürününü pazara indirmiyor ve fiyat beklentisinin yukarı çıkacağını düşünüyor. Biz yinede buradan üreticiye sesleniyoruz, kesinlikle fındığın azda olsa çokta olsa emanete verme. Eğer vereceksen de devletle bağlantısı olan FİSKOBİRLİK ve Lisanslı depoya emanete bırakabilirsiniz. Çünkü bu kurumlara verilen fındıklar piyasayı bozmuyor, kesinlikle kırılmıyor. Fiyat konusunda ise üretici kafasında ki fiyatı bulduğunda gönül rahatlığında ürününü satabilir” ifadelerini kullandı.

    “Fındık bahçeleri yaşlı”

    Fındık bahçelerinin çok yaşlı olduğunu kaydeden Karan, “Son yıllarda görülen bir küllenme hastalığından dolayı fındık bir stres dönemine girdi. Bununla ilgili belli üreticiler mücadele ediyor ama bütün bölge mücadele etmediği için bu mücadeleyle beklide o sezon kurtarıla biliyor ve daha sonraki yıllarda sıkıntı devam edecek. Fındıkta asıl soruna geldiğimizde bahçeler yaşlandı. 100-150 yılık fındık bahçeleri var bölgemizde. Fındık bahçelerinin gençleştirilmesi lazım hatta belli bölgelerin yenilenmesi lazım. Batı bölgesindeki fındık bahçelerin yaşı daha küçük olduğu için üretim daha çok oluyor” şeklinde konuştu.

    Geçen yıl 20 çuval fındık çıkan bahçeden bu yıl 5 çuval fındık çıktı

    Geçen yıl 20 çuval fındık aldığı bahçesinden bu sen 5 çuval fındık çıkardıklarını belirten fındık üreticisi Kadir Şen ise “Şu gördüğünüz harmandaki fındık 200 kilo civarında, diğer yıllarda 1 buçuk tondan aşağı olmuyordu. Bu sene ise yok denecek kadar az, 8 sene önce fındık bahçelerimiz yanmıştı o zaman dahi bunun 5 misli fındık vardı. Fiyat olarak geçtiğimiz yılın üzerinde bir fiyat bekliyoruz. Fındığın olmadığını görüyoruz, bazı yerlerde rekolte yüksek denilse de bu gerçeği yansıtmıyor, gerçek olan rekolte; harmanda gözüken fındıktır. 20 çuval fındık aldığımız yerden bu yıl 5 çuval alamadık, 1 hafta 10 günde topladığımız bahçeyi şimdi iki günde bitirdik” diye konuştu.

  • Baş Edilemeyen Strese Dikkat

    Psikiyatrist Psikoterapist Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, stresi algılamanın kişiden kişiye farklılık gösterdiğini belirterek, birisi için kolay baş edilen stresin diğeri için bir felaket olabildiğini söyledi.

    Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, “Stres güncel yaşamımızda sıkça kullandığımız bir sözcüktür. Herhangi bir yeni durumla karşılaştığımızda beynimiz bunu stres olarak algılar ve vücudumuzda ve ruhsal yapımızda buna karşı bir cevap gelişir. Stres zararlı olduğu kadar aynı zamanda faydalıdır. Örneğin birisiyle belirli bir saatte buluşacaksak, bu bizde stres yaratır. Buna uygun olarak evden çıkarız ve randevumuza gideriz. Gitmeden önce ne kadar zamanda orada olacağımız hesaplamamız, hava durumuna göre giyinmemiz stres sonucu yaptığımız davranışlardır. Bu davranışlarımız sayesinde o kişiyle zamanında buluşuruz ve dışarıdaki hava koşullarından etkilenmeyiz. Hayatınızda, böyle tonlarca stres vardır, bu da bizim hayatta kalmamızı sağlar” dedi.

    Stres anında vücudumuzda çeşitli hormonlar salgılandığını, bu hormonlar sayesinde yeni durumla savaşacak hale geldiğimizi anlatan Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, “Stresle bir durumla karşılaştığımızda; ilk olarak beynimiz alarm verir. Bu alarm sayesinde durumla ilgili dikkatimizi toplarız ve vücudumuzu hazırlarız. Bu hazırlanma bizim yeni duruma karşı direncimizi artırır. Ve bu durumla savaşmamızı veya baş etmemizi sağlar. Eğer savaşamazsak ya da baş edemezsek tükenme meydana gelir. Yani strese yenik düşeriz. Strese ne düzeyde karşı koyabileceğimizi, onun ne seviyede olduğuyla ilgilidir. Eğer stres bizim kaldırabileceğimizden fazlaysa, sürekliyse, yeterince savaşacak gücümüz yoksa ya da birden fazlaysa; baş etmemiz de zor olacaktır. Stresi algılama kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Birisi için kolay baş edilen stres, diğeri için bir felaket olabilmektedir. Bazen aynı stresle daha önce kolay başa çıkabilirken, yeniden aynı stresle başa çıkamayabiliriz” diye konuştu.

    Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, stresin bizi daha fazla etkilediği 10 durumu şöyle sıraladı:

    “Ergenlik Dönemi; Ergenlik insan hayatında en kritik noktalardan biridir. Çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemi olan bu dönemde ergen birçok konuda hassaslaşır. Daha alıngan ve daha sinirli olabilir. Vücudunda ve zihnindeki oluşan değişikliklere uyum sağlaması zaman alacağından, strese karşı daha dayanıksızdır. Bunun karşılığı olarak; onun için küçük sorunlar bile, içinden çıkılması zor bir hal alabilir.

    Evlilik; Evliliğin ilk zamanlarında kadın da erkek de strese daha duyarlı olabilir. Hatta evlenmenin hemen öncesinde; ailelerin karşılaşması, birbirine uyumları, söz, nişan, nikâh törenlerinin her biri ayrı bir strese neden olabilir. Bunun dışında evlilikle birlikte yeni bir eve, karşısındaki kişinin alışkanlıklarına alışılması strese neden olabilir.

    Yeni İş; Yeni bir iş, kişide heyecan yaratabileceği gibi aynı zamanda, strese de neden olur. İşteki yeni arkadaşlıklar, iş yerinin işleyiş biçimi, patronun ya da müdürünün davranış biçimi strese neden olabilir.

    Şehir değiştirme; Okul, iş ya da ekonomik nedenlerle kişiler şehir değiştirmek zorunda kalabilirler. Bu gelişme olumlu bile olsa, yeni bir şehre alışmak başlangıçta strese neden olabilir. Ulaşım, basit ihtiyaçların karşılanmasında şehri iyi bilememe, yakınlarından uzaklaşma kişiyi stresle karşı karşıya bırakabilir.

    Terör; Ülkemiz için bir tehlike yaratan terör olayları kişilerde stres yaratabilir. Savaştan kaçıp ülkemize sığınanları görmek, terör olaylarına medyadan ya da birebir şahit olmak, kişide stres yaratabilir. Bu nedenle kişi zorlanabilir, güvenlik konusunu fazla abartabilir, kalabalık mekanlardan uzak durabilir, işlerini aksatabilir, etrafta olan fısıltıları-uydurma haberleri daha fazla önemseyebilir.

    Hamilelik; Hamilelik dönemi kadın için stres nedeni olabilir. Bir yandan vücudundaki değişiklikler, kilo alımı, hamilelik süresi, doğum şekli, çocuğa bakmakla ilgili kaygıları artabilir. Hatta bu durumlar bazen eşte de kaygı oluşabilir. Bunun yanı sıra eğer kadın, daha önce düşük yapmışsa, hamilelikle ilgili risk varsa, istemediği bir hamilelik oluşmuşsa strese maruz kalır.

    Trafik; Özellikle büyük şehirlerde trafikte geçirilen sürenin fazlalığı, trafik kurallarına uymama, kısıtlı sürede gerçekleştirilmesi gereken işler, kaza riski kişilerde yoğun strese neden olabilmektedir.

    Hastalıklar; Kişinin yakalandığı ve tedavisinin uzun sürdüğü hastalıklar, kanserler, uzun süre ilaç kullanımı gereken tansiyon ve şeker gibi hastalıklar, doğuştan hastalıklar, kişinin hareket etmesini zorlaştıran hastalıklar başlı başına bir stres kaynağı olabilir.

    Çocuk Bakımı; Günümüzde çalışan insanların en yoğun sorunlarından birisi çocuk bakımı ile ilgilidir. Eğer kadın çalışıyorsa; çocuğunu bırakacak güvenli bir ortam konusunda strese girebilir. En çok da yabancı bakıcı ile bu durumu çözmeye çalışan kişiler daha büyük stres altında olabiliyorlar. Bu nedenle eve kamera yerleştirme, aralıklı kontrol etme gibi zorluklar oluşabilmektedir.

    Çocuklar; Çocukların sınav stresleri, eğitim masrafları, okullarıyla ilgili alınması gereken kararlar, özel ders ücretleri gibi birçok konu ailelerde strese neden olabilmektedir. Bunun dışında çocuklarının kardeşleriyle olan sorunları, arkadaş seçimi, boş zamanlarında yaptıklar, dışarıdaki tehlikeler de farklı streslere neden olabilmektedir.”

    Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, baş edilemeyen stresin sonucunda, ruhsal durumun bozulabileceğini belirterek, “Panik bozukluk, depresyon, endişe bozukluğu, öfke kontrolünde bozukluklar gibi birçok psikiyatrik sorun yaşanabilir” dedi.