Etiket: stres

  • Stres Kaşları Döküyor!

    Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek, stresin kaşları döktüğünü söyledi.

    Dermatec Polikliniği Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek, özellikle bayanlar için kaşların yüz hattında oldukça önemli yere sahip olduğunu belirterek, “Kaşların sıklığı insandan insana değişen bir özelliğe sahiptir. Bazı insanlar gür kaşlı olmaktan bazıları ise seyrek kaşlı olmaktan yakınırlar. Kaşlar gözleri çerçeveleyerek yüzün farklı ifadelerinin oluşmasında büyük rol oynarlar.Bunun dışında düşünce ve duygularımızı ifade ederken meydana gelen mimiklere büyük katkı sağlarlar. Kaş dökülmesi farklı sebeplerle ve farklı şekillerde olabilmektedir.En sık görülen kaş dökülmesi şekil vermek üzere kaş alımının yanlış yapılması sebebiyle köklerin zedelenmesi buna halk arasında kaş küsmesi denir,kaş telleri zayıflayarak kaybolur.Kaş dökülmesi daha çok bayanlarda meydana gelir” dedi.

    Kaş dökülmesinin stres, kıl köklerini etkileyen cilt hastalıkları, bazı ilaçların yan etkisi, hormon dengesizlikleri ve hipotiroid hastalığı gibi nedenlerle dökülebileceğini anlatan Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek, “Ayrıca strese bağlı olarak alopesi areta denilen ve bağışıklık sisteminin zayıflığına bağlı olarak hastalık sakal, saç ve kaşlarda geçici dökülmelere neden olabilir.Kaşların sürekli ovuşturulması sonucu yapılan travmalar kaş kayıplarına yol açabiliyor. Kaş dökülmesinin altında yatan sağlık sorunu tedavi edildikten sonra kaşlar eski görünümüne kavuşabilir. Eğer kısa süre içerisinde kaşlarınızın şeklini etkileyecek kadar dökülme yaşıyorsanız mutlaka bir uzmana danışmalısınız” dedi.

    DÖKÜLEN KAŞLARI DERT ETMEYİN

    Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek, Microblading 3D Kıl Tekniğiyle dükülen kaşların yerine kalıcı kaşlara kavuşmanın mümkün olabildiğini ifade ederek, “Bu uygulama ile doğal görünümlü kaşlara sahip olabilirsiniz.Bu yöntem kaşlarının görünümünü güzelleştirmek ve yüz estetiğine önem veren herkes için idealdir” diye konuştu.

  • Öğrenciler Karaoke Gösterisinde Stres Attı

    Adıyaman Üniversite 10. yıl etkinlikleri kapsamında Gençlik Meydanında karaoke gösterisi düzenlendi.

    Adıyaman Üniversitesi tarafından düzenlenen gösteri büyük beğeni toplarken öğrenciler doyasıya eğlendi. Gösteride Devlet Konservatuarı öğrencileri müzik yaparken diğer öğrenciler de onlara eşlik etti. Keyifli anlar yaşayan öğrenciler söylenen şarkılara eşlik ederek sınav haftasının yorgunluğunu üzerinden attı.

  • Stres Gece Dişlerin Sıkılmasına Sebep Oluyor

    Diş Hekimi A. Doğan Bircan, stresin gece diş sıkmaya neden olduğunu belirtti.

    Diş sıkmanın genellikle uyku esnasında oluşan güçlü çene hareketleriyle kendini gösteren parafonksiyonel (fonksiyon dışı) alışkanlıklar olduğunu ifade eden Diş Hekimi A. Doğan Bircan, “Alt ve üst çenedeki dişlerimizin çiğneme ve yutkunma fonksiyonları dışında karşılıklı temasa gelmemesi gerekir. Çiğneme ve yutkunma dışında oluşan diş temasları parafonksiyon (istenmeyen fonksiyonel hareketler) olarak kabul edilir. Bruksizm (diş sıkma, diş gıcırdatma) gece veya gündüz çiğneme ve yutkunma dışında gösterilen diş sıkma davranışıdır. Toplumumuzda da sıklıkla görülen bu rahatsızlıktan çoğu zaman hastanın kendisinin de haberi olmamaktadır” dedi.

    Diş sıkma alışkanlığının iki ana nedeni bulunduğunu söyleyen Diş Hekimi A. Doğan Bircan, “Bunlardan ilki stres; ikincisi ise kapanış bozukluğudur. Peki diş sıkma alışkanlığının sonucu olarak olumsuz ne gibi durumlarla karşı karşıya gelebiliriz? Dişlerde aşınma ve sızlama oluşur. Dişlerde çatlak, kırık ve yer değiştirme görülebilir. Yanağın iç yüzünde beyaz çizgiler oluşur ve dilin etrafında dişlerin izleri görünür. Baş boyun ve yüz kaslarında ağrı oluşur. Alt yüz yüksekliği düşer, çene ucu ve burun ucu birbirine yaklaşır ve daha yaşlı bir görünüm oluşur. Alt çene zamanla öne doğru yer değiştirir ve konkav (iç bükey) profil görüntüsü oluşur. Yüz köşeli ve kare şeklinde görünür” diye konuştu.

    Diş sıkma alışkanlığının geceleri kendini gösterse de ileri vakalarda gündüz de aynı fonksiyonel bozukluğun görüldüğünün tespit edildiğini kaydeden Diş Hekimi A. Doğan Bircan, “Diş sıkma tedavilerinin amacı; dişlerde ve çene ekleminde oluşabilecek kalıcı zararları önlemek ve ağrıyı ortadan kaldırmaktır. Diş hekimi tarafından uygulanan, uyku sırasında dişlerin birbirleri ile temasını engellemek amacı ile alt ve üst çene dişlerinin arasına yerleştirilerek kullanılan “gece koruyucuları”, diş gıcırdatması semptomatik tedavisinde kullanılan en önemli araçtır. Ancak gece koruyucularının çoğunlukla tek başlarına yeterli olamayabilmektedir. Bu nedenle hastalığın sergilediği tabloya göre gece koruyucularının yanında bazı ek tedavilerinde uygulanması gerekmektedir. Bu tedaviler; stres terapisi, rahat uyumayı sağlayıcı önlemler, kas gevşetici ilaç uygulaması, hatalı yapılmış diş dolgusu ve kaplamaların yenilenmesi, eksik olan dişlerin yerine koyulabilmesi için protez uygulamalarıdır. Gece plağının yanı sıra günümüzde diş sıkma tedavilerinde en çok kullandığımız yöntemlerden biri de botoks uygulamalarıdır” şeklinde konuştu.

  • Stres Ağrıya Neden Oluyor

    Uzmanlar, stres nedeniyle meydana gelen ağrıların düzenli uyku ve dengeli beslenmeyle ortadan kalkabileceğini belirtti.

    İzmir Üniversitesi Hastanesi doktorlarından Ortopedi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Akdemir, eklem, diz ve bel ağrılarının temelinde stres olduğunu belirterek, tedavi edilmediği takdirde vücut hareketlerini kısıtlayabildiğini söyledi. Yrd. Doç. Dr. Mehmet Akdemir, stresin metabolizmayı etkileyebildiğini ifade ederek, “Metabolizmayı çoğu zaman olumsuz etkileyen stres, vücuttaki dengeyi bozarak bedende genel bir gerilim oluşmasına yol açar. Bu nedenle hissedilen aşırı stres hali çeşitli kas ağrılarına neden olur. Ağrıyı hızlı şekilde sona erdirme isteği, kişinin bilinçsiz ağrı kesici kullanmasına ve bilimsel ispatı olmayan yöntemleri denemesine yol açıyor. Tedavi olmak yerine şifa aranıyor. Bir ağrı kesici, bir kaşık şurup veya bitkisel karışım eklem ve kas ağrısına çare olmaz. Manyetik metot ve taş tedavisi gibi bilimsel ispatı olmayan gibi yöntemlere başvurmayın. Bu yanlış uygulanması gereken tedaviyi tehlikeye atıyor” dedi.

    BİLİMSEL YÖNTEMDEN VAZGEÇMEYİN

    Yrd. Doç. Dr. Mehmet Akdemir, tedavi yöntemlerinin kişiden kişiye değiştiğini kaydederek, “Başkasına iyi gelen bir ilaç sizi iyileştirmeyebilir. Tedavinin herkes için ayrı basamakları vardır. Ağrı kesicileri mecbur kaldığımız durumlarda öneriyoruz. Gerekirse ameliyat yolunu seçiyoruz. Çoğu zaman kas ve eklem ağrıları strese bağlı gelişiyor. Bu nedenle iyileşmek için öncelikle yaşam şeklinin değişmesi gereklidir. Düzenli diyet ve spor yapılmalıdır. Günlük aktivite ağrıya bağlı olarak yavaşlatılmalı veya hızlandırılmalıdır. Bunlar yapıldığı takdirde şikayetleri büyük ölçüde ortadan kalkar” diye konuştu.

    AĞRININ TEMELİ ARAŞTIRILMALI

    İzmir Üniversitesi Hastanesi Ortopedi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Akdemir şunları söyledi:

    “Ağrı, önemli bir hastalık belirtisi olabilir. Bu nedenle bir hekime başvurularak ağrının nedeni araştırılmalı. Hekimin kontrolü dışında bilinçsizce kullanılan ağrı kesiciler, ağrıyı baskılayarak gerçek hastalığın tanısının konulamamasına neden olabilir. Bilinçsiz kullanılan ağrı kesiciler başta böbrek olmak üzere kalp, damar ve mide sorunlarına yol açıyor.”

  • Aosb Akademi’de “Stres Ve Öfke Kontrolü” Anlatıldı

    Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi (AOSB) Başkanlığının sanayicilere ve çalışanlara eğitim desteği sağlamak amacıyla kurduğu AOSB Akademi’de, “Stres ve Öfke Kontrolü” anlatıldı.

    AOSB Başkanlığının AYA Yönetim ve Gelişim Merkezi işbirliğiyle gerçekleştirdiği Akademi’deki eğitime, sanayi kuruluşlarının yönetici ve çalışanları büyük ilgi gösterdi. AOSB Başkanlığı Seyhan Salonu’ndaki eğitim seminerinde, Aya Yönetim ve Gelişim Merkezi kurucusu Dr. Obengül Ejder tarafından, sanayici ve çalışanlara, “Stres ve öfkenin nedenleri ile başa çıkma yolları” anlatıldı.

    “STRES HER ZAMAN NEGATİF DEĞİLDİR”

    Seminerin başında stresi, “bireyin herhangi bir fiziksel veya psikolojik uyarıcı karşısında gerekli uyumu sağlayabilmek için ruhsal ve bedensel olarak harekete geçmesi, tepki göstermesi” olarak tanımlayan Dr. Obengül Ejder, şöyle devam etti:

    “Stres genellikle negatif bir kavram olarak düşünülür. Oysa stres, her zaman zarar verici, kötü, kaçınılması gereken bir durum değildir. Ölüm, işsiz kalmak, meslekte gereken ilerlemeyi sağlayamamak olumsuz strese örnek olabilir. Terfi etmek, evlenmek, proje yönetmek gibi insanlar tarafından arzulanan olaylar da stres sebebidir ve olumlu örneklerdir. Olumlu stres kişiyi güdüleyip teşvik ederken, olumsuz stres, ruhsal ve bedensel açıdan zarar verici sonuçlara neden olabilir.”

    STRESİN FİZYOLOJİK, PSİKOLOJİK VE DAVRANIŞSAL SONUÇLARI

    Stresi ortaya çıkaran faktörlere de değinen Dr. Ejder, bireyin kendisiyle ilgili, iş çevresiyle ilgili veya yaşadığı çevreyle ilgili birçok olayın, strese neden olabildiğini kaydetti. İş hayatında çalışma koşulları, amirlerle ilgili tutumlar, rol çatışması ve işin niteliği gibi konuların strese yol açtığını ifade eden Dr. Ejder, mesleksel stresin; fizyolojik, psikolojik ve davranışsal etkileri olduğunu vurguladı. Dr. Ejder, stresin; yorgunluk, bitkinlik, baş ağrısı, mide ağrısı, kas ağrıları, yüksek tansiyon, kalp ve damar hastalıkları ve kanser gibi fizyolojik sonuçları olduğu gibi; aşırı tedirginlik, korku ve endişe, aşırı sinir, tükenmişlik hissi, aşırı uyku veya uyuyamama, yabancılaşma, depresyon, boşanma veya eşinden ayrı yaşama, aile içi iletişim problemleri gibi psikolojik sonuçlarının da olduğunu belirtti. Dr. Ejder, stresin davranışsal sonuçlarının ise; saldırgan tutum sergileme, işe karşı heves ve bağlılığın azalması, alkol tüketimi, aşırı sigara veya madde kullanımı, aşırı iştahsızlık veya aşırı yemek yeme, dikkat kaybı ile kaza riskinin artması olarak sıralanabileceğini ifade etti.

    ÖFKENİN SEBEPLERİ

    Dr. Obengül Ejder, eğitimin bir diğer konusu olan öfkenin ortaya çıkışını da örneklerle anlattı. Dr. Ejder, “Kendimizi çıkmazda hissettiğimizde, anlaşılmadığımızı hissettiğimizde, engellendiğimizde, tehdit algıladığımızda, kişisel kurallarımız yıkıldığında, benliğimize saldırı hissettiğimizde, önemlilerimize saldırıldığında öfkeleniriz. En yaygın öfke nedenleri; engellenme, kasıtlı olarak hoş olmayan bir duruma maruz kalma, kişiliğe yönelik benliği tehdit eden saldırı ya da davranışlardır” dedi.

    Stres ve öfkeyle başa çıkmanın yöntemlerine de değinen Dr. Ejder, olumlu hayaller, egzersiz ve beden hareketleri, sağlıklı iletişim kurmanın yolları, hayır diyebilme yeteneği ve hobiler sayesinde stres ve öfkeyle başa çıkılabileceğini söyledi. Sanayici ve çalışanlara tavsiyelerde de bulunan Dr. Obengül Ejder, “Öfkelerinize başkalarının neden olduğuna inandığınız sürece onu denetleyemezsiniz, kendi öfkenizi yaratmanın ve azaltmanın sorumluluğunu üzerinize alın” diye konuştu.