Etiket: stres

  • Rus bilim adamları stres seviyesini saçla ölçüyor

    Rus bilim adamları stres şiddetinin seviyesini saç üzerinden belirleyebildiklerini açıkladılar.

    Rus biyologlar vücuttaki stres hormonu kortizol seviyesini saç içeriği üzerinden ölçülebildiğini açıkladılar. Son yıllarda yapılan araştırmalarda insanların endişelerini yemekle bastırdığı için stresin obezite neden olduğunu ayrıca erkeklerin kadınlardan daha az strese yatkın olduğunu gösterdi. Rus Bilimler Akademisi Yüksek Sinir Faaliyet ve Nörofizyoloji Enstitüsü’nden Natalia Gulyayeva, depresif bozuklukların gelişimi konusunda hastanın strese yeterli yanıt verememesi ile ilgili olduğunu söyleyerek, “Kronik stres ve depresyon başlangıcının temel göstergesi kortizol hormone oluyor ve genelde, seviyesi kan numunelerinden ölçülüyor. Kortizol ve diğer hormonların seviyesi gün boyunca değişebilir. Ayrıca, kan alma işlemi ilave strese yol açabilir” dedi.

    Rus araştırmacılar, saçların insan hayatı boyunca bütün yaşadıkları hakkında bilgileri biriktirdiğini belirterek, hormon molekülünde sakladığını açıkladı. Natalia Gulyaeva önderliğindeki bilim insanları, bu yaklaşımı kullanarak ağır depresyondaki yirmi kadının stres düzeylerini ölçtüler. Depresif bozukluğu olan kadınların kortizol seviyelerinin daha düşük çıktığı bildirilirken, depresyonun seviyesinin ne kadar daha ağır olursa, hormonun o kadar miktarda daha düşük olduğu bilgisine ulaştılar. Araştırma, depresyon yaşayan kadınlarda hipotalamus-hipofiz-adrenal sisteminin bastırıldığını gösterdi.

    Gulyayeva, bunların strese anormal tepkisinin temelinde yattığını vurgularken, “İlginç olan şu ki, kandaki kortizol seviyeleri paralel ölçümü zıt sonuçlar verdi. Kortizol seviyesi depresyona maruz kalan kadınlarda iki kat daha yüksek iken, sağlıklı katılımcıların ki ise daha düşüktü. Araştırmalar, her iki sonucun depresyon ile nasıl mücadele edilmesi gerektiğini gelecekte bize gösterecek” dedi.

    Rus Bilim Vakfı Basın Biriminden yapılan açıklamada, bu yöntemin Sağlık Bakanlığı Psiko-Nörolojik Bilimsel ve Pratik Merkezinde kullanılmaya başlandığını bildirildi.

  • Stres diş sıkmayı tetikliyor

    Halk arasında diş sıkma ya da diş gıcırdatma olarak bilinen ve günlük hayattaki yoğun stresin tetiklediği ’bruksizm’, son yıllarda sıkça yaygınlaşan diş hastalıkları arasında yer alıyor.

    Diş Hekimi A. Doğan Bircan, diş sıkma hastalığı ile önemli bilgiler verdi. Stresin diş sağlığını da olumsuz yönde etkilediğini belirten Bircan, diş sıkma hastalığının genellikle uyku sırasında oluşan ve güçlü çene hareketleriyle kendini gösteren fonksiyon dışı bir alışkanlık olduğunu vurguluyor.

    Alt ve üst çenedeki dişlerimizin çiğneme ve yutkunma fonksiyonları dışında karşılıklı temasa gelmemesi gerektiğini belirten Bircan “Çiğneme ve yutkunma dışında oluşan diş temasları parafonksiyon (istenmeyen fonksiyonel hareketler) olarak kabul ediliyor. Bruksizm’i (diş sıkma, diş gıcırdatma) gece veya gündüz çiğneme ve yutkunma dışında gösterilen diş sıkma davranışı olarak tanımlıyoruz. Toplumumuzda da sıklıkla görülen bu rahatsızlıktan çoğu zaman hastanın kendisinin de haberi olmuyor” dedi.

    Bruksizm, dişlerin fonksiyonel yapısını bozuyor

    Bruksizm görülen kişilerin dişlerinde aşınma ve sızlama oluştuğuna dikkat çeken Bircan, “Dişlerde çatlak, kırık ve yer değiştirme görülebiliyor. Yanağın iç yüzünde beyaz çizgiler oluşuyor ve dilin etrafında dişlerin izleri görünüyor. Baş boyun ve yüz kaslarında ağrı oluşması, alt yüz yüksekliğinin düşmesine bağlı olarak çene ucu ve burun ucu birbirine yaklaşması sonucu kişiler daha yaşlı bir görünüme sahip olabiliyor. Alt çenenin zamanla öne doğru yer değiştirmesi ve konkav (iç bükey) profil görüntüsü oluşması ile birlikte yüz köşeli ve kare şeklinde görünüyor. Diş sıkma alışkanlığı geceleri kendini gösterse de ileri vakalarda gündüz de aynı fonksiyonel bozukluğun görülüyor” şeklinde konuştu.

    Diş sıkma hastalığının tedavisi

    Diş sıkma problemi olan kişilerde sorunu gidermede asıl amaç dişlerde ve çene ekleminde oluşabilecek kalıcı zararları önlemek ve ağrıyı ortadan kaldırmak oluyor. Diş hekimi tarafından uygulanan, uyku sırasında dişlerin birbirleri ile temasını engellemek amacı ile alt ve üst çene dişlerinin arasına yerleştirilerek kullanılan ’gece koruyucuları’, diş gıcırdatması semptomatik tedavisinde kullanılan en önemli araç olsa da tek başına yeterli olmuyor. Gece koruyucuları kullanmanın yanında stres terapisi, rahat uyumayı sağlayıcı önlemler, kas gevşetici ilaç uygulaması, hatalı yapılmış diş dolgusu ve kaplamaların yenilenmesi, eksik olan dişlerin yerine koyulabilmesi için protez uygulamaları ve botoks uygulamaları gibi ek tedaviler yapılıyor.

  • Stres cildin baş düşmanı

    Yoğun duygusal stresin kızarıklık, egzema, terleme, saç dökülmesi, akne, sedef, vitiligo gibi cilt rahatsızlıklarına yol açabildiği bildirildi.

    Adana Estelite Güzellik Merkezi kurucularından Dr. Gizem Toktaş Geylani, fizyolojik olarak sıcak, soğuk, travma gibi olaylar sonucu oluşan stresin; duygu durumu değişikliklerinde de sıklıkla meydana gelen karmaşık bir fizyolojik ve davranışsal cevap olduğunu belirtti.

    “En çok cilt strese maruz kalıyor”

    Stres sırasında yoğun bir şekilde üretilen bazı hormonların, vücutta pek çok organı olumsuz etkilediğinin altını çizen Geylani, cildin de en çok strese maruz kalan organlardan biri olduğunu kaydetti.

    Ciltteki yağlanmanın artarak gözenek, akne gibi problemlere neden olduğunu anlatan Geylani, “Cilde daha az kan gelmesi, daha soluk bir görünüm oluşturur ve cildimizin yenilenme eğilimini azaltır. Yoğun duygusal stres sonucu kızarıklık, egzama, terleme, saç dökülmesi, akne, sedef, vitiligo gibi cilt rahatsızlıkları olabilir” dedi.

    “Kök hücreleri de etkiliyor”

    Dr. Gizem Toktaş Geylani, son yapılan araştırmaların, stresin, derinin gelişimi için gerekli kök hücreleri etkilediğini gösterdiğine dikkati çekerek, şu ifadeleri kaydetti:

    “Deri ekleri olan kıl hücrelerini etkilerse saç dökülmesi, renk veren melanositleri etkilerse vitiligo gibi rahatsızlıklar olabilir. Bu rahatsızlıkların özel bir tedavisi yoktur. Destek tedavileri ile oldukça rahatlanılsa da hastalarımızın kendilerini ruhsal olarak rahatlatacak uğraşlar bulması oldukça önemlidir.”

  • Balık tutarak stres atıyorlar

    Tekirdağ’daki olta balıkçıları, Marmara Denizi kıyısında gece geç saatlere kadar balık tutarak stres atıyor.

    Tekirdağ’da balık tutkunları gündelik hayatın yorgunluğunu ve stresini üzerlerinden atmak için kente kıyısı olan Marmara Denizine giderek, gece geç saatlere kadar balık tutuyor.

    Tekirdağ’ın sahil dolgu alanında balık tutan olta balıkçıları, “Günlük hayatın stresini ve yorgunluğunu burada atıyoruz. Burada hem balık tutmaya çalışıyoruz hem de temiz havanın tadını çıkarmaya çalışıyoruz. Yani illa balık çıkmazsa da soluduğumuz temiz hava bize kar kalıyor. Böyle günleri bazen arar oluyoruz. Gidip de kapalı mekanlarda, kahvehaneler gibi yerlerde zaman harcayacağımıza en azından burada hayatı daha da anlamlı hale getiriyoruz ve o alışkanlıklardan uzak duruyoruz” dedi.

    “Tutup tutmamak önemli değil”

    Balık tutup tutmadıklarının önemli olmadığını ifade eden balıkçılar, böyle şeylerin insanı kötü alışkanlıklardan da uzak tuttuğunu söyleyerek, “Mesela gidip orada burada boş boş oturup para harcayacağımıza, burada temiz havanın tadını çıkarıyoruz. Bazen çocuklarımızı da yanımızda getiriyoruz. Böyle ortamlarda hem yaptığımız işi onlara sevdirmeye çalışıyoruz hem de onların nelerden uzak durup nelerle ilgilenmeleri konusunda daha rahat bilgilendiriyoruz. Bu sayede onlar da biz büyüklerini örnek alarak çevreden gelecek zararlı şeylerden uzak duruyorlar” diye konuştu.

  • Stres ağrı yapıyor

    Çeşitli nedenlerden dolayı ortaya çıkan stresin, vücutta gerginlik meydana getirerek kas ve eklem ağrılarına neden olduğu belirtildi. Uzmanlarsa, stresin ortaya çıkardığı kas gerilmeleri ve ağrıları ortadan kaldırmak için düzenli diyet ve spor yapmayı önerdi.

    Medical Park İzmir Hastanesi Ortopedi Uzmanı Dr. Mehmet Akdemir, eklem, diz ve bel ağrılarının temelinde stres olduğunun altını çizdi. Stresin tedavi edilmediği takdirde vücut hareketlerini kısıtlayabildiğini ifade eden Dr. Mehmet Akdemir, “Metabolizmayı çoğu zaman olumsuz etkileyen stres, vücuttaki dengeyi bozarak bedende genel bir gerilim oluşmasına yol açar. Bu nedenle hissedilen aşırı stres hali çeşitli kas ağrılarına neden olur. Kas gerilimi, dokulara giden kan akışıyla birlikte dokulara giden oksijen ve gıdaları da azaltır. Azalan kan akışı, iyileşmeyi geciktirir. Stresi azaltmak, gergin kasların neden olduğu veya şiddetlenen ağrıların azalmasına yardımcı olur” dedi.

    Ağrı kesicilere dikkat edin

    Ortopedi Uzmanı Dr. Mehmet Akdemir, ağrıyı hızlı şekilde sona erdirme isteğinin, kişinin bilinçsiz ağrı kesici kullanmasına ve bilimsel ispatı olmayan yöntemleri denemesine yol açtığını kaydederek, “Tedavi olmak yerine şifa aranıyor. Bir ağrı kesici, bir kaşık şurup veya bitkisel karışımlar eklem ve kas ağrısına çare olmaz. Manyetik metotlar ve taş tedavisi gibi bilimsel ispatı olmayan gibi yöntemlere başvurmayın. Bu yanlışlar uygulanması gereken tedaviyi de tehlikeye atıyor. Başkasına iyi gelen bir ilaç size iyileştirmeyebilir. Tedavinin herkes için ayrı basamakları vardır. Ağrı kesicileri mecbur kaldığımız durumlarda öneriyoruz. Gerekirse ameliyat yolunu seçiyoruz” diye konuştu.

    “Düzenli diyet ve spor yapın”

    Medical Park İzmir Hastanesi Ortopedi Uzmanı Dr. Mehmet Akdemir, şöyle devam etti:

    “Çoğu zaman kas ve eklem ağrılarının temelinde stres olduğunu görülmektedir. Hasta olan kişi iyileşmek için öncelikle yaşam şeklini değiştirmeli. Düzenli diyet ve spor yapmalı. Yavaş bir yaşam tarzı varsa hareketlenmeli, hareketli bir yaşam şekli varsa yavaşlamalı. Bunlar yapıldığı takdirde şikayetleri büyük ölçüde ortadan kalkar. Ağrı önemli bir hastalık belirtisi olabilir. Bu nedenle bir hekime başvurularak ağrının nedeni araştırılmalı. Hekimin kontrolü dışında bilinçsizce kullanılan ağrı kesiciler, ağrıyı baskılayarak gerçek hastalığın tanısının konulamamasına neden olabilir. Bilinçsiz kullanılan ağrı kesiciler başta böbrekler olmak üzere, kalp-damar ile mide sorunlarına yol açıyor.”