Etiket: Stratejisi

  • Adana’nın Trafik Güvenliği Stratejisi Masaya Yatırıldı

    “Karayolu Trafik Güvenliği Stratejisi ve Eylem Planı” kapsamında oluşturulan Karayolu Trafik Güvenliği Eylem Planı Koordinasyon Kurulu toplantısı, Vali Yardımcısı Durmuş Gençer başkanlığında gerçekleştirildi.

    Trafikle ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerinin katılımları ile gerçekleştirilen toplantıda, 2015 yılında Trafik Güvenliğinin sağlanması amacıyla yapılan denetim, eğitim faaliyetleri, kaza istatistikleri incelenerek, gerekli değerlendirmeler yapıldı. Toplantının sonuç bildirgesinde şu tespit, karar ve ifadelere yer verildi:

    “Mithat Özsan Bulvarı üzerinde ve çevresinde yapımı devam etmekte olan Entegre Sağlık Kompleksi, Yeni Adana Stadyumu, Bölge Adliyesi, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Kampusu inşaatlarının bitirilmesi ve Sarıçam ilçesinde giderek artan yapılaşmanın da etkisiyle bölgede trafik yoğunluğunu arttıracağı öngörüldüğünden, bu bölgede trafik güvenliğini ve düzenini sağlamaya yönelik yapılabilecek altyapı projeleri ile ilgili Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından gerekli çalışmaların yapılması.

    Kış mevsiminin yoğun olarak yaşandığı, kar yağışının zaman zaman etkili olduğu yüksek rakımlı Tufanbeyli, Saimbeyli, Feke, Aladağ ve Pozantı İlçelerinde şehir içi yük ve yolcu taşımacılığında kullanılan araçlarda kış lastiği kullanımının zorunlu hale getirilmesi.

    Trafik Kazalarında ölüm oranına etki eden en önemli faktörlerden olan emniyet kemeri kullanımının arttırılmasına ve şehir içi trafikte yoğun gürültü kirliliğine neden olan gereksiz korna kullanımının azaltılmasına yönelik farkındalık oluşturacak projeler hazırlanması amacıyla ilgili kurumlar tarafından işbirliği yapılması, konuları görüşülerek karara bağlanmıştır. Tüm yol kullanıcılarının trafikte diğer yol kullanıcılarına örnek olabilecek davranışlar sergilemesi dileği ile kazasız günler dileriz.”

  • Hisarcıklıoğlu: “Şirketler Artık Enerji Ve Kaynak Kullanımı Stratejisi Geliştirmek Zorunda”

    Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, 7’inci Enerji Verimliliği Forumu ve Fuarı’nda, şirketlerin çoğunun enerji stratejisi olmadığını ama artık enerji ve kaynak kullanımı stratejisi geliştirmek zorunda olduklarını söyledi.

    7’inci Enerji Verimliliği Forumu ve Fuarı’nda konuşan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, şirketlerin kontrolsüz ve bilinçsiz enerji tüketmesini, etiketlere bakmadan market alışverişi yapmaya benzeterek, “Şirketlerimizin çoğunun enerji stratejisi yok. Şirketlerimiz artık enerji ve kaynak kullanımı stratejisi geliştirmek zorunda. Böylece ihtiyaçlarına en uygun enerji tedarik yapısını kurgulamalı, operasyonlarını enerji tüketimlerini optimize edecek şekilde iyileştirmeli ve nihayetinde enerji maliyetlerini minimize etmeli” dedi.

    Hisarcıklıoğlu, çevreyi kirletmeyen verimliliğe dayalı yeni bir sanayi devriminin yaşandığını anlatırken, iş ve üretim sürecinin kalıcı biçimde değişeceğini söyledi. TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, İTO Başkanı İbrahim Çağlar ve İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ali Kopuz ile birlikte fuardaki standları da gezdi. TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu konuşmasında enerji verimliliği konusunun 3 boyutlu olduğuna işaret ederek, bu boyutlar hakkında bilgi verdi. Şirket boyutundan bakıldığında şu an hem iç hem dış piyasada işlerin durgun olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, “Yani gol atamıyoruz, bari daha az gol yiyelim. Maliyet kontrolü her zamankinden önemli. En büyük gider kalemlerinden biri de enerji. Ortalama bir şirkette, maliyetlerinin yüzde 5 ila 20’s enerji tüketiminden oluşur. Türkiye’deki tüm şirketlerin faaliyet karlılığı ise yüzde 4 civarında. Demek ki ortalama bir şirket elektriği daha verimli kullansa, toplam maliyetleri içinde 5 puan düşüş sağlasa, karlılığını 2 katına çıkarır. Bir başka deyişle, satışlarını sanki iki misline çıkarmış gibi bu işten kazanç sağlar” diye konuştu.

    Her şirketin aslında bir enerji şirketi olduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, dünyada yeni bir trend başladığına dikkat çekti. Hisarcıklıoğlu, 10 yıl sonra ’enerji ve sürdürülebilirlik’ birimi bulunmayan bir şirketin çok ender görüleceğini kaydetti.

    Hisarcıklıoğlu, son 10 yılda enerji talebi artış hızında, dünya sıralamasında Türkiye’nin Çin’den sonra ikinci sırada olduğunu bildirdi. Hisarcıklıoğlu, enerji ihtiyacının yüzde 70’den fazlasının ithalat ile karşılandığını bildirirken, “Sadece geçen sene 50 milyar dolar enerji kaynaklı ithalat yaptık. Üstelik ithal ettiğimiz enerjiyi son derece kötü kullanıyoruz. Aynı ürünü üretmek için, OECD ülkelerinin ortalamasından 2 kat daha fazla enerji harcıyoruz. Durum böyleyken, enerji verimliliği Türkiye’nin geleceği için en çok önemsenmesi gereken konulardan biri haline geliyor. En ucuz ve en temiz enerji kaynağı, enerji verimliliğidir. Bu önemli ve bol kaynaktan daha iyi yararlanabilmek için daha fazla çaba sarf etmeliyiz” dedi

    Konun bir diğer boyutunun ise küresel ve insani yönü olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, insanoğlunun asırlardır doğayla savaş halinde bulunduğunu ancak savaşı kazanırken kaybettiğini söyledi.

    TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu şöyle konuştu: “Artan nüfus ve şehirleşmeden dolayı, insanlığın doğal kaynaklara yönelik talebi, dünyanın yerine koyabileceği miktarın üzerine çıktı ve artmaya da devam ediyor. Yapılan araştırmalar, dünyanın kendini yenileme kapasitesini kalıcı olarak bitme noktasına geldiğini gösteriyor. 1970’li yılların ortalarından itibaren her yıl dünyanın kendini yenileme kapasitesinin üzerinde tüketim gerçekleşti. Ve bugüne geldiğimizde, artık her sene Ağustos ayında dünyanın o sene için ürettiği tüm doğal kaynakları tüketmiş oluyoruz. Yani geri kalan 4 ay stoktan yiyoruz ve bu süre her sene daha da büyüyor.Kredi kartı borcunu ödemeden sonraki döneme aktaran biri gibiyiz. Borç sürekli büyüyor.7 milyar insanın doğal kaynak tüketimine yetişmek için, artık mevut dünya yetmiyor, 1,5 dünya gerekiyor.

    Bu hayati konuyu, verimli ve sürdürülebilir kalkınma ile nasıl bağdaştıracağız? Bugün herkes dünyamızın 4’üncü sanayi devriminin eşiğinde olduğu konusunda hemfikir. Ama bunun nasıl bir şey olacağı konusunda rivayet muhtelif. Ben 4’üncü sanayi devriminin öncekilere benzemeyeceğini düşünüyorum. 1’inci sanayi devrimi, su ve buhar gücü etrafında üretim sürecini organize etti. Mekanikleştik. 2’inci sanayi devriminde, elektrik sayesinde, üretim süreci kitleselleşti. Üretim bandı o zaman ortaya çıktı. 3’üncü sanayi devriminde, elektronik ve bilgi işlem teknolojileri sayesinde üretim sürecinde otomasyon mümkün hale geldi. Robotların sayısı gün be gün arttı. Kitlesel üretim için artık o kadar çok insan gerekmiyor.

    Şimdi 4’üncü sanayi devriminin eşiğindeyiz. Ben bunun öncekilerden radikal bir biçimde farklı olacağını düşünüyorum. Üretim sürecinin dijitalleşmesinin, makinelerin birbirleri ile doğrudan iletişime geçmesinin çok ötesinde bir şeyler olacak gibi geliyor bana. İlk üç sanayi devriminin ortak özelliği, üçünün de karbon bazlı bir büyüme stratejisinin ürünü olmalarıydı. Her üç sanayi devriminde de büyümek daha fazla karbon salımı demekti. Daha hızlı büyümek isteyenin, çevreyi daha fazla kirletmesi gerekiyordu.

    “TÜRKİYE YENİ SANAYİ DEVRİMİNE HAZIR DEĞİL”

    Bu gelişmeler ışığında Türkiye’nin henüz bu değişime karşı hazırlıklı olmadığını ifade eden Hisarcıklıoğlu, “Kamu da hazır değildir, özel sektör de değildir. Biz hala 19’uncu yüzyıldan kalma meselelere takılıp kalmışken, dünyanın bizi bekleyeceğini de düşünmeyelim. Artık bir an önce 21’inci yüzyıla giriş yapmamız gerekiyor. Meselenin ekonomi tarafında baktığımızda, sektörlerimizi, ekonomimizi yeni teknoloji platformları ile dönüştürmek durumundayız” dedi.

    Özel sektöre yön vermek üzere TOBB bünyesinde ’Çevre ve Enerji Verimliliği Merkezi’ni geçtiğimiz hafta faaliyete geçirdiklerini hatırlatan Hisarcıklıoğlu, burada özel sektör için enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve çevre stratejileri üzerine çalışmalar yapacaklarını bildirdi. Hisarcıklıoğlu, geçtiğimiz sene de, 195 ülkenin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi Kapsamındaki, İş Forumu’nun başkanlığının 2017’ye kadar TOBB’a verildiğini belirtti.

    TOBB Başkanı, buradan elde edilecek çıktıların Birleşmiş Milletlerin ve G20’nin gündemlerine girmesi için çalışacaklarını söyledi.

  • Halı İhracatçıları 2023 İhracat Stratejisi Ve Eylem Planını Güncelledi

    İstanbul’da toplanan Halı İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu, 2023 İhracat Stratejisi ve Eylem Planı kapsamında, makro ve sektörel ölçekte kritik başarı faktörleri ve eylem maddeleri belirleyerek önceki eylem planlarını güncelledi.

    2023 hedeflerine ulaşabilmek için gerekli çalışmaları büyük bir titizlikle yürüttüklerini ifade eden Halı İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Salahattin Kaplan İstanbul’da gerçekleştirdikleri toplantıda daha önce hazırladıkları eylem planı üzerinde yenileme yaptıklarını söyledi. Yeni eylem planını TİM’e gönderdiklerini de belirten Başkan Kaplan yaptığı yazılı açıklamada Halı sektörüyle ilgili yeni eylem planı ile ilgili bilgi vererek, hükumetten beklentilerini sıraladı. Kaplan açıklamasında, “Yeni eylem planımızda sektörel gelişim için hükumetten beklentilerimiz maddeler halinde belirtilmiş, bunların hükumetimiz tarafından yerine getirilmesi halinde hedeflenen 2023 ihracat rakamlarına ulaşmamız mümkün olacaktır. Diğer taraftan bu taleplerimizin gerçekleştirilmesi dünya halı sektöründeki sürdürülebilir liderliğimizin de devamlılığı için büyük önem taşımaktadır. Sektörel büyüme elbette AR-GE ve İnovasyona öncelikli olmalıdır” dedi. 2016 yılı için halı sektöründeki ihracatın arttırılmasına yönelik çalışmalarda fuarlar ve pilot ülke uygulamaların öncelikli olduğunu da sözlerine ekleyen Halı İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Salahattin Kaplan, “2016 yılı içerisinde sektörümüzle ilgili dünya genelindeki bütün gelişmeler mercek altına alınarak uluslararası fuarlardaki etkinliğimiz sürdürülecektir. Belirlediğimiz pilot ülkelerde ki tanıtım çalışmalarımız da buna paralel olarak devam edecektir” ifadelerine yer verdi.

    Kurulan 64. Türkiye Cumhuriyeti hükumetini de değerlendiren Kaplan, “1 Kasım sonrası ülke genelinde sağlanan güçlü siyasi istikrarın beraberinde getirdiği ılımlı havanın ekonomiye olumlu yansımasını kurulan yeni hükumetimizin arttıracağını düşünüyorum. Çevre ülkelerde yaşanan sorunlara rağmen ihracatçılarımız dünyanın birçok noktasındaki Pazar arayışlarını sürdürmeye devam edecektir. Güçlü siyasi irade beraberinde güçlü ekonomileri getirir. Yeni kurulan hükümetin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.