Etiket: Stratejileri”

  • Atatürk Üniversitesinde Bilimsel Yayıncılık Stratejileri konuşuldu

    Atatürk Üniversitesinde Bilimsel Yayıncılık Stratejileri konuşuldu

    Atatürk Üniversitesi Bilimsel Dergiler Koordinatörlüğü tarafından Fen Fakültesi Orhan Yavuz amfisinde “Bilimsel Dergi Yayıncılığı ve Uluslararası Dizinleme” başlıklı konferans düzenlendi.

    Konferansa konuşmacı olarak katılan Bezmialem Vakıf Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Ceyhan Gören; bilimsel dergilerin tarihçesi, Türkiye’de bilimsel dergi yayıncılığı, uluslararası indeksler ve gelişimi, dizinlerin değerlendirme kriterleri ve bilimsel yayıncılık stratejileri konularında bilgi paylaşımında bulundu.

    Atatürk Üniversitesi bilimsel dergi editörleri, yayın kurulu üyeleri ve ilgi duyan akademisyenlerden oluşan 50’den fazla akademisyen konferansa katıldı. Çalıştay formatında gerçekleştirilen konferansta, dergi editörleri birbirleri ile tecrübe paylaşımında bulundular. Science Citation Index (SCI), Scopus, Chemical Abstracts, TR DİZİN gibi indeksler, özellikleri ve kriterlerinin detaylı bir şekilde tartışıldığı toplantıda editörlük yaklaşımları, etik kurallar, COPE (Committee of Publication Ethics) kriterleri, impact factor (dergi etki değeri), ulusal dayanışmadan uluslararası entegrasyona kapı aralanması gibi pek çok husus üzerinde kapsamlı tartışmalar yapıldı.

  • KUDAKA, İl Gelişim Stratejileri ve Eylem Planı çalışmasını tamamladı

    KUDAKA, İl Gelişim Stratejileri ve Eylem Planı çalışmasını tamamladı

    Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda faaliyet gösteren Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA), vizyonunu TRA1 Düzey 2 Bölge Planı’ndan alan ve bu planın gelişme eksenlerine bağlı kalarak Erzurum, Erzincan ve Bayburt illeri için yerel aktörlerin katılımıyla belirlenen senaryolardan hareketle geliştirilen senaryo bileşenleri, stratejiler ve eylemleri içeren Erzurum-Erzincan-Bayburt Senaryo Bazlı İl Gelişim Stratejileri ve Eylem Planı çalışmasını tamamladı.

    Türkiye’de planlama çalışmaları açısından yenilikçi bir yöntem uygulamayı amaçlayan Senaryo Bazlı İl Gelişim Stratejileri ve Eylem Planı çalışması kapsamında ortaya konan senaryoların belirlenmesinde ülkemizdeki planlama literatüründen, dünya çapında bölgeye benzer nitelikler taşıyan ancak belli özellikleri nedeniyle öncü bölgeler olarak değerlendirilebilecek bölgelerin tecrübelerinden ve iller özelinde gerçekleştirilen çalıştaylarda tartışılarak geliştirilen fikirlerden istifade edildi.

    Senaryo Bazlı İl Gelişim Stratejileri ve Eylem Planı çalışmasında iller özelinde belirlenen senaryolar Güncel Eğilimlerle Gelişme ile Yenilikçi ve Tetikleyici Bileşenlerle Gelişme adı altında iki ayrı başlıkta gruplandırıldı. Bu iki ana senaryo başlığı altında Erzurum için 9 senaryo bileşeni, 25 strateji ve bu stratejilere bağlı 165 eylem/proje belirlendi. Erzincan için 8 senaryo bileşeni, 21 strateji ve bu stratejilere bağlı 146 eylem/proje belirlenirken Bayburt için 7 senaryo bileşeni, 20 strateji ve bu stratejilere bağlı 134 eylem/proje öngörüldü.

    Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Prof. Dr. Osman Demirdöğen yaptığı açıklamada Ajans olarak Erzurum, Erzincan ve Bayburt illerinin birbirinden farklı potansiyelleri ve gelişme alanları olduğu gerçeğinden yola çıkarak hazırlanan Senaryo Bazlı İl Gelişim Stratejileri ve Eylem Planı çalışmasında yer alan proje ve eylemlerin ilgili paydaşların da katkıları ile uygulamaya geçmesi ve bu doğrultuda bölge kalkınması açısından önemli atılımların sağlanması için çalışacaklarını belirtti.

  • “Kent Gelişim Stratejileri Çalıştayı” Refahiye’nin geleceği için toplandı

    T Refahiye’nin gelişimine katkı sunabilecek fikirleri buluşturmak ve sinerji oluşturmak düşüncesiyle tasarlanan “Kent Gelişim Stratejileri Çalıştayı” ilk toplantısını gerçekleştirdi. Kamu kurum yöneticileri yanında sivil toplum kuruluşları ve parti temsilcileri, muhtarlar, ilçede bulunan bankaların yöneticileri ve kadın girişimciler gibi geniş bir kesimi buluşturan toplantı Refahiye Kaymakamı Hatice Bayar Özdemir başkanlığında İlçe Öğretmenevinde düzenlendi. İlçe potansiyelinin belirlenmesi ve gelişim stratejilerinin değerlendirilmesini amaçlayan çalıştayın her ay toplanması kararı alındı.

    Toplantının ilk bölümünde ilçede devam eden, tamamlanan ya da planlanan alt yapı projeleri, tesisler, sosyal/kültürel projelerin sunumu yapıldı. İlçenin sosyal, kültürel ve ekonomik potansiyelinin daha fazla işletilmesine dönük, gelişimini destekleyecek projeler arasında, Refahiye Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Dumanlı Tabiat Parkı Projesi, Kültür Merkezi, Gençlik Merkezi ve yüzme havuzu, Refahiye Komando Taburu gibi yatırımlar yer alıyor.

    Refahiye Balı Coğrafi İşaret Alıyor

    İlçenin gelişimine önemli katkı sağlaması düşünülen ve çalışmaları devam eden projelerden birisi de Refahiye balına coğrafi işaret alınması. Bu kapsamda, hazırlık çalışmaları tamamlanarak Türk Patent Enstitüsü’ne coğrafi işaret başvurusu gerçekleştirildi. Coğrafi işaretin amacı, tescile konu olan ürünün üretimi, kaynağı gibi bir takım genel niteliklerine bağlı özelliklerden ötürü belli bir üne kavuşmuş ürünlerin korunmasını sağlamak. Coğrafi işaret tek bir üreticinin haklarını değil, tescil belgesindeki şartlara uygun üretim yapan ve pazarlayanların tümünün haklarını korumaktadır. Sürecin tamamlanmasıyla birlikte “Refahiye Balı” Erzincan İlinin dördüncü coğrafi işaretli ürünü olacak. Erzincan daha önce “Erzincan Tulum Peyniri”, “Erzincan Bakır İmalat ve El İşlemeciliği Sanatı” ve “Cimin Üzümü” için coğrafi işaret almıştı.

    Potansiyellerimiz İhracata Dönüşecek

    İlçe potansiyelinin katma değere dönüştürülmesi kapsamında yürütülen önemli çalışmalardan biri de ürünlerin ihracatının gerçekleştirilmesi. Birkaç aydır ön hazırlıkları devam eden ihracat çalışmaları bağlamında “Refahiye Balı” ve mantar öncelikli ürünler olarak belirlendi. Marka, ambalaj, kurumsal yapının oluşturulması ve pazar araştırması gibi konularda hazırlıkların tamamlanmasının ardından 2019 yılında ilk ihracatın gerçekleştirilmesi hedefleniyor.

    Mesleki eğitim ve istihdama yönelik bazı sosyal projelerin sunumu ve değerlendirilmesinin ardından, “Refahiye için neler yapılmalı?” sorusuna cevap aramak için katılımcılar fikirlerini paylaştı.

    Refahiye’nin Hafızası Dijital Ortama Aktarılıyor

    “Kent Gelişim Stratejileri Çalıştayı”nın son bölümünde, karar alıcıların, ilçe için proje geliştirecek kişi ve kurumların ve araştırmacıların ihtiyaç duyacağı veri ve bilgiyi sunmak amacıyla hayata geçirilecek “Refahiye Kent Hafızası” projesinin tanıtımı yapıldı. Kent hafızası projesi, ilçede kent kimliğinin oluşturulması, kültür erozyonunun önlenmesi ve ilçe varlıklarının katma değere dönüştürülmesi amacıyla, Refahiye’nin soyut ve somut varlık envanterinin çıkartılarak, dijital ortama aktarılmasını hedefliyor. Proje, varlık envanterinin oluşturulması için tarama çalışmaları, kent hafızasını oluşturabilecek materyal ya da objelerin toplanması, envanterin web tabanına aktarılması, “Refahiye Müzesi” kurulması, yayınlar üretilmesi gibi bileşenleri ve bazı bilimsel etkinlikleri içeriyor.

    Refahiye Araştırmaları Sempozyumu

    Proje fikrini olgunlaştırmak ve bilimsel birikimden yararlanabilmek için, Erzincan Valiliği, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi ve Refahiye Kaymakamlığı ortaklığında “Refahiye Araştırmaları Sempozyumu” düzenlenecek. 14-15 Mart 2019 tarihlerinde Refahiye Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu binasında gerçekleştirilmesi planlanan sempozyumun hazırlık çalışmaları devam ediyor. Bilimsel bildirilerin sunulacağı sempozyumda ayrıca, paneller ve sergiler yer alacak.

  • Elazığ’da”Ekonomik Gelişmeler ve Risk Yönetimi Stratejileri” Paneli

    Elazığ TSO tarafından “Son Ekonomik Gelişmeler ve Risk Yönetimi Stratejileri” paneli düzenlendi.

    Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası (Elazığ TSO) Konferans salonunda ekonomistler Ateşan Aybars, Arzu Tokay, Prof Dr. Burak Arzova ve Mert Yılmaz’ın anlatımlarıyla “Son Ekonomik Gelişmeler ve Risk Yönetimi Stratejileri” paneli gerçekleştirildi. Panele TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Malatya TSO Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, Elazığ TSO Meclis Başkanı Ahmet Yaşar, Elazığ TSO Başkanı Asilhan Arslan , yönetim kurulu,meclis Üyeleri, STK’lar, kamu kurumu , finans sektörü temsilcileri, sanayiciler ve çok sayıda davetli katıldı.

    Dünya’da ciddi ekonomik gelişme ve dengeler savaşı yaşandığını vurgulayan Elazığ TSO Meclis Başkanı Ahmet Yaşar “Dünyada çok hızlı bir şekilde ekonomik gelişmeler ve dengeler savaşı yaşanıyor. AB ülkeleri içerisinde kendi para birimine geçen İngiltere, Avrupa’nın ekonomik anlamda kaptan köşkünü idare eden Almanya ve ABD arasında üstü kapalı şekilde yaşanan bir ekonomik savaş var. Bu savaşa zaman zaman Çin, Japonya ve Rusya’nın da direk veya dolaylı katıldığını ya da katılmak zorunda kaldığını görüyoruz. ABD başta olmak üzere bir çok ülkede son 10 yıl içerisinde ekonomik dalgalanmalar ve krizler yaşandı. Dünya ticaretinin ve ekonomisinin bir parçası olan Türkiye’nin de bu gelişme ve yaşananlardan uzak kalması elbette mümkün değil. Bu dalgalanmalar, ekonomik büyüklüğümüz ve gücümüz oranında ülkemizi ve iş dünyamızı etkilemiş olup, döviz kurlarındaki son gelişmeler ekonomide yeni tedbirler alınması ve buna göre hareket edilmesini gerekli kılmıştır. Devletimiz, Merkez Bankası üzerinden döviz baskısını azaltma ve piyasaları rahatlatma adına tedbirler geliştirirken bir yandan da reel sektöre yönelik bir takım teşvikler ve süreli destekler getirmiştir”dedi.

    “Sürecin çok iyi planlanması, tedbir alınarak atlatılması gerekmektedir”

    TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Malatya TSO Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu da,” Ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerde, borçlanmanın ve faiz artışları yaşanmasının kaçınılmaz olduğunu görüyoruz. Bu nedenle içinden geçmekte olduğumuz sürecin hem kamu hem özel sektör olarak çok iyi planlanması ve tedbir alınarak atlatılması gerekmektedir. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği olarak Başkanımız öncülüğünde iş dünyasının bu beklenti ve taleplerini ilgili tüm kurum ve en üst düzey makamlara iletiyoruz. Kısa bir süre önce yine Elazığ TSO tarafından organize edilen Bölge İstişare Toplantısı’na da katılarak bu önemli çalışmanın da sonuçlarını TOBB’ye taşıdık”diye konuştu.

    Elazığ TSO Asilhan Arslan ise,” Elazığ ve iş dünyası için çok büyük bir şanstır. Ben onunla birlikte bu süreçte görev yapmanın mutluluğunu yaşıyorum. TOBB çatısı altında çok önemli görevleri ve kendisinden beklentiler var. İnşallah elbirliği ile Elazığ, Malatya ve tüm bölgemiz için çok değerli çalışmaları birlikte yapacağız” ifadelerini kullandı.

    “Sakin olmak ve akılcıl düşünmek gerekli”

    Avrupa’yla ilişkilerin iyi olması gerektiğini vurgulayan Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Arzova ise Amerika’da ekonomik açıdan 2018 yılında büyük bir sorun gözükmediğini belirtti.

    Belirli enflasyon hedefleri olduğuna değinen Prof.Dr. Arzova,” Bu hedeflerine yaklaşıyorlar. Amerika ve Avrupa’yı konuşuyoruz çünkü biz bunlardan bağımsız değiliz. Dünya birbiriyle ilişki ve iletişim halinde. Dünyanın en uç noktasındaki gelişim hepimizi etkiliyor. Avrupa Birliği ile olan ilişkiler çok önemli. AB’nin sağlamış olduğu ekonomik ve siyasi üstünlüğe kavuşabilmek o yola kendini adamaktan geçiyor. Avrupa’yla ilişkilerin yakın olması Türkiye’nin gelecek vizyonunu sağlayabilmesi açısından çok önemli. Biz ülke ve bireyler olarak fevri hareket ediyoruz ve tepkilerimizi bir sonraki adımı düşünmeden atıyoruz. Bu yüzden kazanabileceğimiz kazanımları kaybediyoruz. Sakin olmak ve akılcıl düşünmek gerekli”şeklinde konuştu.

    Diğer panalistlerde ihracata dayalı büyüme modelinin gelişmesi ve risk yönetim stratejilerini aktardı.

  • Kıbrıs İlim Üniversitesi’nden ‘Doğu Akdeniz’de Güvenlik Enerji Stratejileri ve Küresel Göç İlişkileri’ konferansı

    Kıbrıs İlim Üniversitesi tarafından “Doğu Akdeniz’de Güvenlik, Enerji Stratejileri ve Küresel Göç İlişkileri” konferansı düzenlendi.

    Kıbrıs İlim Üniversitesi (KİÜ) tarafından Lefkoşa Golden Tulip Hotel’de düzenlenen “Doğu Akdeniz’de Güvenlik, Enerji Stratejileri ve Küresel Göç İlişkileri” konferansına KKTC’den başbakan yardımcısı ve bakan düzeyinde katılım sağlanırken, Kıbrıs İlim Üniversitesinden ise Onursal Başkan Dr. Mustafa Aydın, Mütevelli Heyet Başkanı Selman Arslanbaş ve Misafir Öğretim Üyesi Dr. Naim Babüroğlu gibi önemli isimler katıldı.

    Konferansta konuşan KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Kudret Özersay, “Kıbrıs, Latin Amerika’da Atlantik ya da Pasifik’te bir ada olsaydı, hangi durumda olurdu ve uluslararası politika açısından, nerede konumlandırdı? diye düşünürsek ne olduğunu daha net görmüş oluruz. Coğrafya son derece önemli ama bunun ötesinde tarihin, belli bir coğrafyaya, ülkeye ve ülkede yaşayan halklara yüklediği misyonlar var. Tarih açısından baktığımızda Mussolini, Akdeniz’e ‘bizim deniz’ diyebilmiştir. Bu ilgi biraz da bu tarihten gelmektedir” dedi.

    “Türkiye ve Yunanistan bağlamında Doğu Akdeniz’de bir güç aktörü olmak tarihten gelen bir husustur” diyen Prof. Dr. Özersay, “Başlangıçta istenmeyen ama tarihsel zorunluluk olan bir yük. Doğu Akdeniz’in ve KKTC’nin bir uçak gemisi olarak tanımlanması boşuna değildir. Güvenlik denilen şey, yıllarca klasik konvansiyonel güvenlik olarak algılandı ve bunun sonucu reaksiyonlar gösterdi. Hiç kimse Türkiye’nin Doğu Akdeniz’e bakışını ve Türkiye için önemini Lozan’dan bağımsız okuyamaz. Güvenlik denilen şey anlam değişikliğine uğruyor. Konvansiyonel anlamında farklı bir anlama geçiyoruz, göçler, ekonomik krizler ve enerji bu yeni anlamda belirleyici öğeler. Enerji konusunda Kıbrıs’ın önemi, biraz daha artmış durumda, yakın gelecekte Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de buna uygun tavır takınması gerekiyor. Petrol ve doğalgazda geleneksel yaklaşımla yol aldık ama iki konuyu dikkate almalıyız. Birincisi dünya ekonomisinden bağımsız buradan çıkacak bir zenginliği değerlendirmek mümkün değil. Aynı zamanda Avrupa’nın enerjiye ihtiyacından, Rusya’nın enerjiye bağımlılığından bağımsız okumak da mümkün değil. İkinci önemli nokta ise, eski paradigmalarla yeni durumu okumak mümkün değil. Türkiye, haklarımızı saklı tutuyor ama katılmıyoruz diyordu. 2017’ye kadar süren bir tutum artık paradigma değişimine gidiyor. Karşı tarafın adım atmasını beklemeden adım atmak gibi bir kararlılığımız var. Türkiye ve Kıbrıs’ın, coğrafya anlamında belirleyici bir aktör olma kararlılığı var, bizim düşüncemiz, dış politikamız budur. Kıbrıs İlim Üniversitesi’nde de bu konuları tartışacağınızı ve toplantılar düzenleyeceğinizi düşünüyorum” diye konuştu.

    “KİÜ bize ışık tutuyor”

    Kıbrıs İlim Üniversitesi’nin bir bilim yuvasında nelerin olması gerektiğine dair bir ışık olduğunu söyleyen KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Cemal Özyiğit ise şu ifadelere yer verdi:

    “Gençlerimizi yarınlarımıza ışık tutacak şekilde yetiştirecek. Üniversitelerimiz bilim yuvalarımızdır aynı zamanda. Hem ülkemize hem dünyamıza ışık tutacak, hem hükümete hem muhalefete ışık tutacak, yol gösterecek ve dünyadaki gelişmeleri gündeme getirecek. Bu da politikalarımızı belirlerken onları referans almamızı sağlayacak. İçinde bulunduğumuz coğrafyanın asırlardır neden rahat bırakılmadığını, neden çatışmalarla yoğrulduğunu gösteriyor. Çünkü burası kara, hava, deniz ulaşımının, enerjinin odak noktası. Öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki dünyanın süper güçlerinin, ağababalarının bizi rahat bırakması mümkün değil. Çünkü bizim buradaki enerjimizi kendi aramızda paylaşmamız mümkün değil. Onlar burada olacak onlar yönetecek. Yarım asırdır yaşanan sadece, bir Kıbrıs, Rum çatışması değildir. Bu coğrafya, Mezopotamya da Kabil’in Habil’i öldürdüğü ve tarihte ilk kardeş kanının döküldüğü günden beri yaşanır. Mesele bu enerjilere, jeostratejik değeri olan önemli coğrafya ya kim hâkim olacak meselesidir. Tüm çatışmaların odak noktası budur. Yeri geldiğinde dil din ırk mezhep önemlidir. Ama bir şekilde dünya ağababaları kaçıyor ve bizi çatıştırıyor. Suriye çatışması dün başlamadı, Tunus ve Mısır ile Arap Baharı ile başladı. Süper güçler, Suriye’de duvara tosladı çünkü orda başka bir süper güç vardı. Bugün ise Suriye kan gölüne döndü. Orada silahtan kaçanlar Akdeniz’in azgın sularında can veriyor. Bu ülke bizim. Kıbrıs küçük ama hepimize yetecek kadar büyük. Burada adil, hepimizin haklarını teslim eden bir barış istiyoruz. Sadece ülkemizde değil bütün coğrafyada barış istiyoruz. Doğa ve enerjiyi, çatışma değil birlikte yaşama nedeni olarak değerlendirmeliyiz.”

    “Kıbrıs’ı bir eğitim adası yapmak zorundayız”

    Konuşmasına “Kıbrıs’ı bir eğitim adası yapmak zorundayız” diyen Kıbrıs İlim Üniversitesi Onursal Başkanı Dr. Mustafa Aydın ise, “Bugün uluslararası bir öğrencinin bulunduğu ülkeye bıraktığı döviz miktarı ortalama yıllık 40 bin dolar. Dünyada şuan 6 milyon dolaşan uluslararası öğrenci var. Yani 300 milyar dolardan bahsediyoruz. Biz Kıbrıs olarak dünyanın eğitimde de cazibe merkezi olmamız lazım. Güzel Kıbrısımız hem coğrafi olarak hem de, stratejik olarak dünyada hak ettiği yerde değil. Gelin eğitimi daha çok destekleyin ve Dünya ile rekabet edecek duruma gelelim. Kafalardaki algıyı değiştirecek bir eğitimden bahsediyorum. Üniversiteleri devletin beslemesi lazım. Kıbrıs İlim Üniversitesi her daim devletin hizmetinde olacaktır” ifadelerine yer verdi.

    Kıbrıs İlim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Bülend Göksel de yaptığı konuşmada “Öğrenci tercihlerinin üniversitemize yönelmesi için, başta Türkiye olmak üzere, Afrika ülkeleri, Türk Cumhuriyetleri ve Orta Doğu ülkeleri olmak üzere geniş kapsamlı tanıtım faaliyetlerine başlamış bulunuyoruz” dedi.

    “Savaşlarda artık askerden çok sivil ölüyor”

    Konuşmasında Doğu Akdeniz’deki güç, enerji ve strateji mücadelelerini ana konu olarak ele alan Kıbrıs İlim Üniversitesi Misafir Öğretim Üyesi Dr. Naim Babüroğlu ise, “Savaş, güç mücadelesi, küresel güçlerin var olma savaşları, insan ölümleri çok kompleks, çok denklemli bir konu. Yazılı tarihin M.Ö 3200’de bulunduğunu kabul edersek ve 5 bin yıllık yazılı tarihi incelediğimizde dünya sadece 236 yılını barış içinde geçirmiştir. O zaman insanlık tarihine savaş tarihi diyebiliriz. 5 bin yılda bu kadar savaştıysak o halde savaş bir sanattır. Stratejisi, senkronizasyonu var en önemlisi ölüm var” dedi.

    Günümüzde savaşların, askerlerden çok sivillerin, kadın ve çocukların öldüğü bir şekle döndüğünü de ifade eden Dr. Babüroğlu, “Artık babaların çocuklarını gömdüğü bir döneme girdik. Tekrar soğuk savaş dönemine geçiyoruz. Şu anda sert güç yumuşak güçtür algısı var. Yani süper güçlerin, silah ve asker kullanmadan istediği yönetimi ele geçirme dönemindeyiz. ABD Irak’ta sert güç kullandı, asker gönderdi artık bunu yapmıyor, asker göndermiyor yani yumuşak güç kullanıyor, Rusya yumuşak güç kullanıyor, yani artık savaşın çehresi değişti. Barışı nasıl kazanacağız, savaş yoluyla mı? O zaman eğer iki kişiysek dünyada, kardeşime karşı ben savaşacağım ve hep savaş olacak, küresel güçler öyle söylüyor ne yazık ki. Savaş artık özelleştirildi, ABD Irak’ı işgal ettiğinde, askerlerin tabutlarının uçaktan indirildiği anı izliyorduk. Ancak Suriye’de böyle bir durum yok. Neden artık asker için ülkesinde cenaze karşılama töreni düzenlenmiyor? Çünkü ölen askerler artık paralı, özel askerler” diye konuştu.

    “ABD dünya savunma bütçesinin yüzde 50’sini harcıyor”

    Coğrafyanın ülkelerin kaderinden çok geleceğini belirlediğini de kaydeden Dr. Babüroğlu, “Jeopolitik, coğrafyayı dünya siyasetinde kullanma sanatıdır. Kim iyi kullanırsa öne çıkar. Dev olan coğrafyanızı, dış politikada uygun şekilde kullanmazsanız bir bakarsınız cüceleşir. Kıbrıs, Ortadoğu’nun zengin enerji kaynaklarının olduğu bir ülke. Bu nedenle merak uyandırıyor. Kıbrıs Adası etrafındaki doğalgaz rezervleri ve petrol zenginliğine baktığımızda Rusya’nın yarısı kadarına denk geliyor. Doğu Akdeniz’de şuanda keşfedilerek çıkarılan doğalgaz kaynakları Suudi Arabistan’ın yarısı kadar, eğer bu gaz çıkarılırsa Rusya ile yarışacak duruma gelecek onun için çok önemli. 2025’ten itibaren AB Güney Kıbrıs’tan doğalgaz almayı planlıyor. AB ve Rusya denklemin bir parçası. AB bugün Rusya’dan doğalgaz alıyor ve bu onları dış politikada bağımlı yapıyor. Bugün Suriye’de ABD’nin desteklediği, silahlandırdığı PKK-PYD var. PYD Suriye’yi alınca Doğu Akdeniz’e ulaşan bir enerji koridorunda ilerleyip Türkiye’den de bazı toprakları almayı hedefliyor. ABD hiçbir zaman Suriye’yi İran siyasetine bırakmaz, ABD hiçbir zaman Suriye’den çekilmez çünkü İsrail için tehlike arz eder” diyerek sözlerini tamamladı.