Etiket: STK’larla

  • Türgev, STK’larla Birlikte Şehitleri Anıyor

    Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) öncülüğünde sivil toplum kuruluşları, “Asım’ın neslini yetiştirmek” ülküsüyle Malatya’da bir araya gelerek şehitleri anacak.

    Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV), 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümü nedeniyle Malatya’daki STK’larla birlikte ‘18 Mart Şehitleri Anma’ programı düzenliyor. Program öncesi Malatya Öğretmenevi’nde basın mensupları ile bir araya gelen TÜRGEV Başkanı Av. Arzu Akalın, İstiklâl Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy’un dile getirdiği gibi Asım’ın neslini yetiştirmek için çalıştıklarını söyledi.

    TÜRGEV yurtlarında misafir ettikleri 8 bin 500’e yakın öğrenci ile Asım’ın neslini inşa etmek için gayret gösterdiklerini belirten Akalın, “Çünkü şunu biliyoruz ki eğitimli gençler yetiştirmek Türkiye’nin ve dünyanın geleceğini garanti almak açısından son derece önemli bir faaliyet. Eğitime yapılan yatırım insanlığa yapılan en önemli yatırımdır. Biz de bu düstur ile TÜRGEV olarak öğrencilerimizi her manada desteklemiş oluyoruz” şeklinde konuştu.

    TÜRGEV olarak Malatya’da bir yurtlarının bulunduğunu aktaran Akalın, bu yıl Çanakkale Zaferi ve şehitleri anma gününü Malatya’da düzenlemek istediklerini söyledi.

    Akalın, anma etkinliğini Malatya’da Ensar Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti, TUGVA, İHH, Milli Türk Talebe Birliği, Hayrat Vakfı, Eğitim Bir Sen, Memur Sen, Genç Memur Sen, Türkiye İmam Hatipliler Vakfı (TİMAV), Meşale Derneği ve Ortak Değerler Platformu ile birlikte düzenlediklerini ifade etti.

    TÜRGEV Başkanı Av. Arzu Akalın, program hakkında şu bilgileri paylaştı:

    “Programımız Türkiye’de Kur’an-ı Kerim’in tahkik usulü ile hatmini kaydeden ilk kişi olan Ahmet Tayyar’ın Kur-an’ı Kerim Tilaveti ile başlayacak. Şehitlerimizin vatan topraklarını emanet ettiği öğrencilerimizin Çanakkale Şehitlik Turu izlenimlerini içeren video gösterimi ile devam edecek. 18 Mart Şehitleri Anma Programı, Malatya İl Müftüsü Ümit Çimen, TÜRGEV yurdu öğrencileri tarafından şehitlerimiz için indirilen hatimlerin duasını yapacak.”

    Anma programında ayrıca Milli Şair Mehmet Akif Ersoy’a atfen ‘Akif’ adlı tiyatro oyununun da sahneleneceğini belirten Akalın, “Kurtuluş Savaşı öncesinde milli şuur refleksini, millet direncini tetikleyen ve milli direnişin en büyük manevi dayanaklarından biri olan büyük şairimiz Mehmet Akif’in hayatından bir kesiti sizlerle paylaşacağız. Yazar Mahmud Tahsin’e ait eserin oyununda Erman Bacak, Berna Gülen, Sefa Köksal, Berk Yaparel, Mehmet Alkan Demir, Savaş Sezer, Semih Serdar Okumuş rol alacak” diye konuştu.

    Bir taraftan Çanakkale Zaferi’nin 101.yılını kutlarken bir taraftan da millet olarak bir üzüntü içerisinde olduklarını ifade eden Akalın, “Ankara’da geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen terör saldırısı nedeniyle millet olarak çok büyük bir üzüntü içerisindeyiz. Bu terör saldırısını ve saldırıyı gerçekleştirenleri kınıyorum ve bu olayı her manada lanetliyorum. Ülke olarak diliyorum bir daha böyle terör saldırısı ile karşılaşmayız.Bu vesile ile saldırıda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet yakınlarına ve yüce milletimize başsağlığı diliyorum” şeklinde konuştu.

  • Birkonfed Heyeti STK’larla Bir Araya Geldi

    Birleştirici İş Dünyası Konfederasyonu (BİRKONFED) Genel Başkanı Osman Ünsal, Diyarbakır için iki çalışmanın bir an önce yapılması gerektiğini belirterek, bunlardan birinin rehabilite, diğerinin ise esnafın sıkıntılarının giderilmesi olduğunu vurguladı.

    BİRKONFED Genel Başkanı Osman Ünsal, beraberindeki 18 ilin şube başkanları ile birlikte geldiği Diyarbakır’da, kentteki sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya geldi. Bir otelde yapılan toplantıda konuşan Ünsal, kenti gezdiklerinde basında anlatılandan çok farklı bir Diyarbakır gördüklerini belirterek, “Diyarbakır sevginin merkezi, insanlığın merkezi. En yokluk anında bile dik duran bir Diyarbakır. Bizim için tabanın sesi önemli. Teker teker insanlarımızı dinledik. Acılarına ortak olduk elimizden geldiği sürece katkı sunmaya çalıştık. Bize dediler ki Diyarbakır’a gitmeyin ortam sıkıntılı, tehlikeli. Biz dedik ki Kürt kardeşimiz eğer üzgünse, canı yanıyorsa, kanı akıyorsa, gözü yaşlıysa biz de gerekirse gideriz orada ölürüz. Ve Diyarbakır’a geldik, Sur’a da gittik. Diyarbakır, İstanbul’dan, Ankara’dan, İzmir’den anlatılmaz. Diyarbakır Diyarbakır’a gelinir, Diyarbakırlının gönlü okşanır, eli tutulur, masasında yemeği yenir, çayı içilir. Diyarbakır Diyarbakır’da dinlenir” dedi.

    “ESNAFIN SORUNLARINI ANKARA’YA İLETECEĞİZ”

    Diyarbakır için iki çalışma yapılması gerektiğine dikkat çeken Ünsal, bunlardan birincisinin rehabilite, ikincisinin ise esnafların sıkıntılarını giderilerek ekonominin tekrar hayata geçmesini sağlamak olduğunu vurguladı. Ünsal, “Tekstil ile alakalı Diyarbakır’da çok güzel hamleler olmuştu. Tekstille ile ilgili bir komisyon oluşturarak Diyarbakır’da tekstille ilgili neler yapabiliriz onun muhasebesini yapacağız. Turizm alanında ayrı bir çalışma yapacağız. Esnafımızı kısa vadede rahatlatırsak. Minimum altı ay bir sene KDV alınmaması veya çok cüzi bir KDV alınması konusunu Ankara’ya ileteceğiz. Gelin el ele verelim. Bütün kardeşlerimizi sıkıntılarını dinleyelim. Gerekirse akil bir heyet kuralım. Gidelim Sur’daki sıkıntıları diyalogla, sevgiyle, hoşgörüyle çözelim” diye konuştu.

    “PARALEL YAPI BİZE SALDIRDI”

    Federasyonu kurarken paralel yapının kendilerine saldırdığını anlatan Ünsal, “Türkiye’yi çekemeyen bütün etnik unsurlar bize saldırdı. Ancak bu yoldan dönmeyip, kararlı duruşumuzu hep göstereceğiz. Kuyu kazanların, hendek kazanların, arkadan iş çevirenlerin düşeceği çukur kendi kazdıkları çukurlardır” ifadelerinde bulundu.

  • Başbakan Davutoğlu Bingöl’de STK’larla Buluştu

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Bu yeni süreçte muhataplarımız milletimiz ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileridir. Başka da muhatabımız olmayacak. Elinde silah tutan, ne zaman ne yapacağı belli olmayan kimseyi muhatap almayacağız. Önce bırakacaklar, bütün o silahları bırakacaklar, Türkiye’ye silah sokmayı durduracaklar ve terörle aralarına mesafe koyacaklar. Bizim için tek muhatap bundan sonra sivil toplum meclisleridir” dedi.

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, eşi Sare Davutoğlu, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu ve Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ile birlikte geldiği Bingöl’de sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve kanaat önderleriyle de bir araya geldi. Burada konuşan Davutoğlu, birlik, beraberlik ve kardeşlik mesajı vererek, terörle mücadelenin kararlı bir şekilde süreceğini vurguladı. Tarihin kırılma noktalarının olduğuna dikkat çeken Davutoğlu, “Bugün de bir kırılma noktasındayız. 2016 iki olayın yüzüncü yılıdır. Kut’ül Ammare zaferi Irak’ta Bağdat yakınlarında işgalcilere karşı Arap’ın, Kürt’ün, Türk’ün, Müslüman’ın, Yezidi’nin ortak olarak direndiği zaferdir. Aynen Alparslan’ın Selahattin’in ordusunda bu halkların bir araya gelerek, Moğollara, Haçlılara karşı direndikleri gibi. 100 yıl geçti. Tam bu zaferi kazandığımız günlerde başka plan yapıldı. Ctesiphon planı. Asırlarca birlikte yaşamış halkları birbirinden koparmak ve Osmanlı devletini tavsiye etmek için yapıldı. Doğru Osmanlıyı tavsiye ettiler. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti çevrede ne zaman sıkıntı yaşansa sıkıntı yaşayan herkesin başvurduğu merci oldu. 12 Eylül ve 28 Şubat’ı gördük. Ak Parti ile devlet ile millet bütünleştiğinde bütün çevre coğrafyalarının mazlumlarının Türkiye’ye dönüp, bizden yardım istediğini de gördünüz.

    Bizim torunlarımızın onurla yaşamasını istiyorsak, hep beraber bu toprakları koruyacağız. Bu sadece devletin üstlendiği bir görev değil, milletin de gereğini yapmasını gereken bir dönem” dedi.

    “TÜRKİYE ESKİ GÜNLERİNE GERİ DÖNMEYECEK”

    Artık devlet ve milletin bir ve bütün olduğunu anlatan Davutoğlu, “Eğer şu ya da bu özellikleri şu ya da bu kimliği dolayısıyla herhangi bir vatandaşımıza herhangi bir devlet bürokratı yan gözle bakarsa biz karşısında dururuz. Türkiye Dersim yıllarının tek partili zulmünü yaşamıyor. Türkiye başbakanların asıldığı bir Türkiye de değil. Türkiye 12 Eylül dönemini de yaşamıyor. Başörtülülerin baskı altında olduğu 28 Şubat döneminde de değil. Yeni Türkiye birleştirici ruhun adıdır. Dün mecliste gördünüz, bütün o partiler bir diğerine hiçbir şey söylemedi. Hepsi en ağır hakaretleri bize yönettiler. Çünkü onlar eski Türkiye’nin geri dönmesini istiyorlar. Eski Türkiye gelirse PKK’nın ekmeğine yağ sürülecek ve istismar edilecek dosyalar açılacak. Eski Türkiye’ye girersek, ki bölücü terör örgütü onun parçasıdır, demokrasi askıya alınacak. Ancak biliniz ki o defter kapanmıştır. Türkiye bir daha 90’lı yıllara da, 80’lı yıllara da, Dersim dönemine de dönmeyecektir. Yaptıklarımız bunun en önemli talimatıdır. Olağanüstü hali, Kürtçe Zazaca ve diğer dillerdeki yasakları kaldıran biziz. TRT Kürdi’yi kuran biziz. Dilleri kıymetli kılan, o dilde kullanılan kelimeler değildir, o kelimelerin ruhudur. Hangi dilde olursa olsun nefret ve şiddet dili kullanıyorsanız o dil çirkindir. Ben bugün hitap ederken Zazaca ve Kürtçe hitap ettim. Kimse artık Türkiye’de bundan rahatsız olmuyor. Eskiden olsa kıyamet kopardı. Çünkü biz kelimelerin arkasındaki anlama bakarız. Dilin arkasındaki gönle bakarız” diye konuştu.

    “ONLAR SADECE PİYON”

    Terör piyonlarının dosyaları yeniden açtığına dikkat çeken Başbakan Davutoğlu, şunları kaydetti:

    “Ne istiyorlar. Çözüm süreci bağlamında 2,5 yılda atılması gereken her adımı attık. Onlar ise biz bu adımları atarken bu ülkenin dağlarına ilçelerine yığınak yapmakla meşguldü. 90’yı yıllar boyunca hep yol aramalarından şikayet edildi. ‘Çok var’ dediler bunu kaldırdık. Seyahat özgürlüğünü en iyi şekilde yapalım dedik. Bundan herkes memnun oldu. Ama birileri, milletvekilleri bile arabalarının arkasına Bixi alıp, taşıdılar. Özgürlük deyince istismar edenler, Kürt vatandaşları tahrik edenler bu ülkenin insanlarının kardeş kavgası ile birbirine girmesini istiyorlar. Bunlar şeref meydanında durdurduğunuz Rus işgalcilerin Ermeni çeteleri gibi bugün de Moskova’ya gidip işbirliği yapıyorlar. Dillerinde Türkiyelileşme iddiası ama zihinlerinde Türkiye’deki insanları birbirine kırdırma düşüncesi. Herkes birbirine sorsun, siz özellikle STK’lar olarak ayağı kalkıp, sorun. ‘2013 Mart’ında silahları bırakacağız, silahlı gruplar Türkiye’yi terk edecek’ sözü niye yapılmadı. Daha çok silahı Türkiye’ye sokarak, ne elde etmek istediler. Çünkü irade onların iradesi değil, onlar sadece piyon. Birilerinin talimatını alan piyonlar şimdi, Cizre, Sur ve Silopi’de olanları istismar ediyorlar. İlim merkezi Cizre’yi kana bulayan kim. Halka hizmet için giden sağlık mensuplarını, ambulansları yakanlar tarayanlar devlet hastanesine roket atanlar kim. Bekliyorlar ki onlar bunları yapacak, devlet yani sizin devletiniz, yani sizin oy vererek ‘Beni koruyun’ diye görevlendirdiğiniz bizler onları seyredeceğiz. Biz seyretmeyiz. Biz seyretsek siz razı olmazsınız. Burada gerçek zulmü çekenler Kürt vatandaşlarımızdır.”

    “BÖLGE HALKININ YANINDAYIZ”

    33 erin barışa çok yaklaşılan bir dönemde şehit edildiğine işaret eden Başbakan Davutoğlu, şu ifadelerde bulundu:

    “Bir el bizim istikrarımız sağlamlaştığı zaman müdahale ediyor. Çünkü biliyorlar ki Türkiye bütün masumların umutlarını bağladığı son kaledir. O kalenin düşmesine izin vermeyeceğiz. Eğer böyle bir sığınak olmasaydı 2,5 milyon kardeşimiz nereye gidecekti. Halep’in halini görüyorsunuz. Bu hale getirmek istediler şehirlerimizi. Şimdi sizlere STK’lara düşen görev, ayağı kalkmanız, ‘Bu topraklar, bu şehir, bu ilçeler, bu dağlar, bu ırmaklar bizim diyerek, hiç kimseye hiçbir terör odağına bu güzel beldeleri ve mekanları terk etmemenizdir. Biz bölge halkının yanındayız ve biz bölge halkından farklı değiliz.”

    “TERÖRE BOYUN EĞMEYECEĞİZ”

    Her şeyin konuşulabileceğini ancak terör ve şiddete boyun eğmeyeceklerini anlatan Davutoğlu, şunları söyledi:

    “Ortadoğu’yu parçalama, küçük parçalara ayıran o plan var ya, kardeşi kardeşten ayırdı. Takip ettiğimiz dış politika ile 13 yıl içinde bunların birleşmesi için her şeyi yaptık. Suriye rejimi halkına zulmetmezken vizeleri kaldırarak, bu şehirleri birleştirmeye gayret ettik. Suriye rejiminin zulmünün kalkması için telkinde bulunduk. Ve zulmetmeye başladığında biz ayağı kalktık. Ama birileri diyor ki bırakın Suriye rejimi Arapları, Kürtleri, Türkmenleri katletsin. Şimdi bizim görevimiz hep beraber bu coğrafyayı tekrar bütünleştirme çabası içine girmektir. Biz bunu yaparken onlarsa Suriye ve Irak gibi o zaman bölünen toprakları daha da küçük topraklara bölmek. Ve Türkiye’yi de bölerek, bir daha dünya 5’ten büyüktür diyenlere sesini etmeyecek, dünyada zülüm olduğunda sesini yükseltmeyecek zayıf bir Türkiye oluşturmak. Siz buna izin verir misiniz? Türkiye’nin zayıflaması, her bir vatandaşın zayıflaması, gönül coğrafyamızdaki her sesin kısılması demek. Türkiye’nin bütün halkları ayakta olması lazım. Onun için Bingöl’ün, Güneydoğu’nun sesine ihtiyacımız var. Zinhar kardeşle kardeş arasına fitne sokulmasına izin vermeyeceğiz. Bütün demokratik kazanımları, hakkımızı, hukukumuzu koruyacağız.”

    “BAHARI OMUZ OMUZA KARŞILAYACAĞIZ”

    Suruç saldırısı ve PKK’nın iki polisi şehit etmesi ile birlikte başlayan demokrasi ve huzur operasyonunun devam ettiğini dikkat çeken Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Şimdi bu operasyon ikinci bir aşamaya geçti. Gerek saldırıları planlayan Kandildeki odakları, kırsal kesimdeki yapılanmaları ve bazı ilçelerimizde yoğunlaşan şehir eşkıyalarını etkisiz kıldık. Şimdi yaraları sarmak üzere birlik huzur ve demokrasi eylem planımızı hazırladık. Bunu Mardin’de paylaştık. Her yerde paylaşıyoruz. Bunun esası yaraların sarılmasıdır. Ekonomik boyutu vardır. Esnaf ve vatandaşın terörden gördüğü zararın telafi edilmesi anlamında. Sosyal boyutu vardır. Yerinden göç etmek zorunda kalan vatandaşların kira yardımı ve diğer sosyal desteklerle bulundukları yerlerde hayatlarını idame ettirmeleri için. Bütün bu eylem planının en çok önem verdiğim ayaklarından birisi her ilden sivil toplum kuruluşlarından oluşan istişare meclislerini kurulmasıdır. Valileri Ankara’da topladım ve söyledim. Bu yeni süreçte muhataplarımız milletimiz ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileridir. Başka da muhatabımız olmayacak. Elinde silah tutan, ne zaman ne yapacağı belli olmayan kimseyi muhatap almayacağız. Önce bırakacaklar, bütün o silahları bırakacaklar, Türkiye’ye silah sokmayı durduracaklar ve terörle aralarına mesafe koyacaklar. Bizim için tek muhatap bundan sonra sivil toplum meclisleridir. Ne talebiniz varsa karşılanacak. Sizi rahatsız eden ne uygulama varsa anında kaldıracağız. Sizin bu ülkeye aidiyetinizi sarsan, zayıflatan ne varsa onunla mücadele edeceğiz. Ama sizden de Türkiye’yi, Bingöl’ü, Doğu ve Anadolu’yu kan çanağına döndürmek isteyenleri karşı omuz omuza durmanız. Bu bizim sokağımız bu bizim yaylamız mayın döşeyemezsiniz, çukur açamazsınız diye sesinizi yükseltmenizdir. Onlar baharı karatmaya hazırlansınlar ben buradan bütün Doğu ve Güneydoğu’ya sesleniyorum biz bütün bahar aydınlığına hazır olalım. Onların karşısında kesinlikle başınız ağır olmasın. Hiçbir şartta, herhangi bir toprak parçamızda bu terör şebekelerine izin vermeyeceğiz. Bahar Nevruz ateşinin yandığı güzel şenlikleri getirecek. Hep beraber baharı, Nevruz’u Hıdırellez’i omuz omuza karşılayalım.”

  • Mazlumder Tatvan’da STK’larla Bir Araya Geldi

    İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER), Tatvan’da düzenlenen “Mazlumder Bitlis Buluşması” programı kapsamında, sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileri ile bir araya geldi.

    MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal’ın Bitlis ziyareti kapsamında düzenlenen program çerçevesinde Tatvan’daki özel bir restoranın toplantı salonunda STK’larla bir araya gelen MAZLUMDER heyeti, Türkiye’nin sorunlarıyla ilgili istişarelerde bulundu.

    MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı İzzet Saldamlı’nın dernek faaliyetleri, hedef ve amaçları ile ilgili bilgilendirme konuşmasıyla başlayan istişare toplantısı Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal’ın gündemdeki konularla ilgili konuşması ve çözüm önerilerinde bulunmasıyla devam etti.

    Türkiye’de son günlerde yaşanan üzücü olaylara atıfta bulunan Genel Başkan Ahmet Faruk Ünsal, çözüm sürecinin yeniden başlaması ve silahların susması gerektiğini belirtti.

    Çözüm sürecinin önemine vurgu yapan Ünsal, süreçte bazı hatalar yapıldığına dikkat çekerek, “Çözüm sürecinde bir takım eksiklikler ve yanlışlıklar yapıldı. Süreçte bir gözlemci hakem heyetinin olmaması büyük bir eksiklikti. Süreçte şeffaf olunması ve alınan kararların halk ile paylaşılması gerekiyordu. Çözüm süreci ve ateşkesin bitmiş olmasıyla bir savaş hali yaşıyoruz. En kısa sürede ateşkesin sağlanması ve çözüm sürecinin bir hakem heyetinin denetiminde devam etmesi gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

    Ünsal’ın konuşmasının ardından toplantıya katılan STK temsilcileri, çözüm süreci ve ülke gündemindeki konularla ilgili eleştirilerini ve çözüm önerilerini dile getirdi.

    Düzenlenen toplantı, soru cevap şeklinde sona erdi.

    Toplantıya, Bitlis Belediyesi Eş Başkanı Nevin Daşdemir Dağkıran, Tatvan Belediye Başkanı Fettah Aksoy ve çok sayıda STK temsilcisi katıldı.

  • Bakan Kılıç, STK’larla Buluştu

    Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Türkiye’de son zamanlarda yaşanan terör olaylarına değinerek “Hainlere hiçbir şekilde fırsat vermeyeceğimizi tekrar dile getiriyoruz” dedi.

    Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan, sivil toplum kuruluşlarıyla kahvaltıda bir araya geldi.

    Yalı Cafe’de düzenlenen kahvaltıya Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan’ın yanı sıra Samsun Valisi İbrahim Şahin, AK Parti Samsun Milletvekili Ahmet Demircan, Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, AK Parti İl Başkanı Muharrem Göksel, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, Emniyet Müdürü Vedat Yavuz, Atakum Belediye Başkanı İshak Taşçı, Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Güven Özyurt, ilçe belediye başkanları ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.

    Kahvaltı sonrası konuşan Atakum Belediye Başkanı İshak Taşçı, “Sivil toplum örgütleri, toplumun gelişmesine, şehrin kalkınmasında, ülkenin büyümesinde en büyük dinamik faktör olarak görüyoruz. Ülkemizin gelişimine katkı sağlayacak bütün unsurlarla merkezi yönetimimiz ciddi istişareler içersindedir. Çünkü hepimizin tek gayesi Türk milletine yararlı ve güzel hizmetleri hep birlikte en kısa sürede hayata geçirmektir” diye konuştu.

    Sivil toplum kuruluşları (STK) büyüdükçe demokrasilerin de o kadar güçlü olacağını belirten AK Parti Samsun Milletvekili Ahmet Demircan, “İnsan, sosyal bir varlık, tek başına yaşayamıyor. Bu nedenle insanın en küçük ünite olan aileden devlete bir takım sosyal organizasyonlar içersinde yer alması kaçınılmazdır. Demokrasilerde hayatın 3 alanı vardır dersek yanlış yapmış olmayız. En üstte siyasal alan var. Bir de insanın kendi alanı var. Bireysel alanı ve ailesi ile birlikte özel alanı. Bir de temsil edildiği alan olan sivil toplum alanı vardır. Bu alan ne kadar genişse o demokrasi o kadar sağlıklı ve güçlüdür. Bu alanın yok edildiği, daraltıldığı durumlarda demokrasi sıkıntılıdır. Bu yönüyle baktığımızda sivil toplum bizim çok önem verdiğimiz, değer verdiğimiz bir alandır” şeklinde konuştu.

    BAŞKAN YILMAZ: “HALK HİZMET İÇİN YALVARIYOR”

    Van’da Samsun’un kardeş belediyeleri olan ve AK Parti’li belediye başkanları tarafından yönetilen Tuşba ve Gevaş ilçelerinde yaptığı ziyaretler ve bölge ile ilgili edindiği izlenimler hakkında bilgi veren Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, “Van’da ilçe belediyeleri çöpleri topluyor ve belirlenen bir yere atıyorlar. Bunun dışında hiç kimse bir şey yapmıyor. Yani Büyükşehir Belediyeleri de ilçe belediyeleri de hiçbir şey yapmıyor. İdeolojik şeylerle, organizasyonlarla uğraşıyorlar. Halbuki insanımızın hizmete ihtiyacı var. Şehirler değişiyor, dönüşüyor. Şehirler yeniden inşa ediliyor. Oradaki AK Parti’li belediye olan iki kardeşimiz bu mücadele içerisinde, bütün bu olumsuz ortamın içerisinde belediye başkanlığını kazanmışlar ve kazandıkları belediye başkanlığının gereğini halka hizmet ederek, partimizin halka hizmet anlayışını, hizmet partisi anlayışını orada halka yansıtma yönünde bir mücadele veriyorlar. Ancak bu mücadelede önleri kesiliyor. Büyükşehir Belediye Meclisi’nde istedikleri kararları çıkartamıyorlar. Çıkarmalarını engelliyorlar. Meclislerde, şu anda burada ifade edemeyeceğim kadar bazı güvenlik sorunlarının da olduğu bir ortamda meclis toplantıları yapılıyor” açıklamasında bulundu.

    Van’da Cuma namazı sırasında halkın etraflarını sardığını belirterek, “Dün Cuma namazı sırasında halk etrafımızı sardı. ‘Allah için yalvarıyoruz size. Ne olur, bizim hizmete ihtiyacımız var. Bize, belediyelerimize yardımcı olun’ diyorlar. Bunu söyleyen insanların durumu belli ve bunları öylesine hamasi bir nutukla söylemiyorlar” ifadelerini kullandı.

    Sivil toplum örgütlerinin 21. asrın örgütü olduğunu kaydeden Samsun Valisi İbrahim Şahin, “Eskiden yönetim vardı, şimdi yönetişim var. Yönetişimin arkasında sivil toplum örgütlerinin özellikle kamu yöneticilerini düşünceleriyle, fikirleriyle etkileyip aldıkları kararlardan aslında sivil toplum örgütlerinin de kararları şeklinde tezahür etmesinden kaynaklanıyor. Onun için sivil toplum örgütleri çağdaş, modern, batı demokrasilerde çok önemli bir yeri var. Sivil toplum örgütlerinin Türkiye’de en fazla nüfus kriterlerine göre en fazla olduğu 1-2 ilimizden biri Samsun. Bu beni ayrıca sevindiriyor. Çünkü zaman zaman bazı yerlerde sivil toplum örgütlerine çok önem verilmeyebilir ama inşallah Samsun’u en güzel şekilde birlikte yönetme fırsatı oluşur” dedi.

    KARAASLAN: “TERÖR SON ÇIRPINIŞLARINI YAŞIYOR”

    Terör örgütünün son çırpınışlarını yaşadığının altını çizen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan şöyle konuştu: “Türkiye olarak kolay bir coğrafyada yer almıyoruz. Coğrafya kaderdir. Dolayısıyla bu coğrafyanın bize getirmiş olduğu zorluklar var. Tüm bunlara rağmen Türkiye Cumhuriyeti Devleti köklü devlet geleneğinden geldiği için her zaman bunlarla mücadele etmiş, her zaman bu mücadelenin sonunda büyük bir zaferle çıkmıştır. Bugün de terörle mücadele ediyoruz. Bu mücadelemiz şu anda çok ciddi bir şekilde terör örgütüne büyük zararlar vererek devam ettiği için son çırpınışlarını yaşayan terör örgütü bu tip saldırılarla birlikte tekrar hem bizlerin hem de acılı ailelerin ocaklarına ateş düşürdü. Birkaç gün önce Ankara’da meydana gelen saldırıda Türkiye’nin tam merkezinde gerçekleşti. Bunun bir mesajı var. Buna karşılık TBMM’nin de bir mesajı var. Çalışmalarına patlamanın tüm şiddetiyle hissetmesine rağmen devam etmiş olması aslında tüm dünyaya bir mesaj vermektir. Fakat terör bir bumerang gibi ilk hareketi ona veren, onu fırlatan her kimse eninde sonunda dönüp dolaşıp onu vuracaktır mutlaka. Dolayısıyla terör tek boyutlu bir konu değil. Terör sadece ulusal bir konu değil. Bunun uluslararası boyutu ile birlikte mutlaka değerlendiriyoruz. Bütün ülkeleri bu konuda samimi olmaya davet ediyorum. Çünkü samimiyet halkla kurduğunuz ilişkide önemli olduğu kadar uluslararası ilişkiler boyutunda birleşmeliyiz. Ülkemiz bu terör belasından kurtuluncaya kadar bu mücadelemiz devam edecek. Bunun ben çok kısa sürede gerçekleşeceğine inanıyorum. Silopi’de temizleme çalışmalara bitti, hayat normale döndü. Cizre’de çalışmalar bitti ve temizlik çalışmalar bitmek üzere. İnşallah önümüzdeki günlerde Diyarbakır’ın Sur ilçesinde gerçekleşen bu çalışmalar da devam edecek. Onlardan sonra bu bölgelerde hem kentsel hem de sosyolojik olarak tekrar bir çalışmanın içersine gireceğiz.”

    BAKAN KILIÇ: “HAİNLERE HİÇBİR ŞEKİLDE FIRSAT VERMEYECEĞİZ”

    Ankara’da meydana gelen terör saldırısında şehit olanlara Allah’tan rahmet dileyen, terör eylemini gerçekleştirenleri de lanetleyen Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç şunları söyledi: “Ülkemiz zor zamanlardan geçiyor. Ama bizim duruşumuz, Cumhurbaşkanımızın ortaya koymuş olduğu dik duruş, Başbakanımızın ortaya koymuş olduğu dik duruş, bu anlamda ülkemizin milletiyle, devleti ile parçalanmaz bütünlüğünü, çelikleşmiş iradesi olarak ortada duran bu irade ile biz yolumuza hep beraber devam ediyoruz. Hainlere hiçbir şekilde fırsat vermeyeceğimizi tekrar dile getiriyoruz. Bugün de sizlerden ülkemizin ve bölgemizin gelecek günler ve zamanlarda nasıl projeler yapabiliriz, nasıl ilimizi daha iyi kalkındırabiliriz ve bunları nasıl beraberce başarabilirizi istişare ederek gelecek planları yapıyoruz. Ülkemizin ve milletimizin gücü buradadır. Zor zamanlardan geçiyoruz. Bu zor zamanlarda hep beraber mücadele veriyoruz. Aynı zamanda geleceğe olan umudumuz ve gelecek için yapmamız gereken çalışmalar konusunda müzakere etmeyi ve çalışmayı da ihmal etmiyoruz. İşte bizim en büyük gücümüz ve kudretimiz budur. Devletin hem kudretini hem de şefkatini bir arada yaşatmak gerekir. Ankara’da yaşanan son saldırıda AK Parti’nin, MHP’nin ve CHP’nin ortak bir şekilde bildiri yayınlayabilmiş olması önemlidir. Milli birliğimizin ve duruşumuzun önemli bir göstergesidir. Buna katılamayan HDP’ye de kendi çabalarıyla, kendi çalışmalarıyla baş başa bırakıyoruz.”

    Bakan Kılıç, Samsun’da yapılan projeler ve çalışmalar hakkında şu bilgileri verdi: “Samsun’a yapılacak olan hızlı tren çalışmaları ihale aşamasında. Ulaştırma Bakanımız bunu çok yakın takip ediyor. Samsun için taş üstüne taş koyanın başımızın üstünde yeri vardır ama sadece kendi siyasi partisinde öne çıkabilmek için bazı konuları ‘ben yaptım, biz ettik’ diye ortaya çıkan bazı siyasi partilere mensup arkadaşların da bu söylemleri havada kalıyor. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nde şu anda AK Parti iktidardır. Bütün bu çalışmaları zaten hükümet programı içerisinde yapıyoruz.”

    Konuşmaların ardından toplantı basına kapalı devam etti.