Etiket: Stklardan

  • Diyarbakır’daki İslami STK’lardan Akar’a Ziyaret

    Diyarbakır İslami Sivil Toplum Kuruluşu (STK) İcra Kurulu Başkanı Yunus Memiş ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Diyarbakır İl Başkanı Muhammed Dara Akar’ı ziyaret ederek çatışmaların yaşandığı Sur ilçesinde yaşayan mağdur aileler ve esnaf hakkında karşılıklı görüş alışverişinde bulundu.

    İl başkanlığında gerçekleşen ziyarette konuşan AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Muhammed Dara Akar, terörden dolayı mağdur olmuş ailelere Kocaeli ve İstanbul’dan gıda ve giyim TIR’larının geldiğini ve bu yardımları en kısa sürede Sur ilçesinde mağdur olan ailelere ulaştırma gayreti içerisinde olduklarını söyledi. Akar, çatışmalardan dolayı mağdur olmuş esnaf ve vatandaşlara karşı hiçbir zaman kayıtsız kalmadıklarını ifade ederek, bu konuda İslami STK’lar ve diğer kurum ile kuruluşların bu hassas konudaki çalışmalarının kendilerini ziyadesi ile memnun ettiğini belirtti. Akar, “Bu sorun sadece AK Parti’nin sorunu değil, tüm toplumu ilgilendiren bir sorundur, her kes bu sorunun çözümü için elini taşın altına koymalıdır. AK Pati hükümeti olarak, çatışmalardan dolayı evlerini terk etmek zorunda kalan vatandaşlarımıza yönelik kira yardımında bulunuyoruz. Esnafımıza yönelik bir dizi çalışmalarımız var, bu çalışmaları en kısa sürede hayata geçireceğiz, bu ve benzeri çalışmalarımız bundan sonrada devam edecektir, kimseyi mağdur etmeyeceğiz” dedi.

    “AMACIMIZ MAĞDUR OLMUŞ VATANDAŞLARIMIZI TOPLUMA KAZANDIRMAKTIR”

    AK Parti olarak amaçlarının çatışmalı ortamda yaşayan ve evlerinden göç etmek zorunda kalan vatandaşı topluma kazandırmak olduğunu belirten Akar, bunu da İslami ve diğer STK’ların desteği ile başaracaklarını söyledi. Akar, “Diyarbakır’ın tarihi ve kültürel değerleri ile yepyeni bir nesil oluşacaktır. Şiddet olayları hem bölgede hem de Diyarbakır’da sivil hayatı olumsuz etkiliyor, şehrimizde maalesef talihsiz çatışmalar yaşanıyor. AK Parti ailesi olarak, ülkemiz için, milletimiz için, Diyarbakır için, hep huzur ve güvenin sağlanması çabasındayız” şeklinde konuştu.

    Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren ve kendilerini kabul eden Akar’a teşekkür eden Diyarbakır İslami STK İcra Kurulu Başkanı Yunus Memiş ise her kesimin Diyarbakır’a sahip çıkması gerektiğini belirterek, en büyük temennilerinin terörün ve şiddetin bir an önce sona ermesi olduğunu söyledi.

  • Düzce’de STK’lardan Akademisyen Ve Avukatlara Karşı Açıklama

    Düzce’de faaliyette olan 44 Sivil Toplum Kuruluşu, Düzce Ticaret ve Sanayi Odası’nda bir araya gelerek, geçtiğimiz günlerde “Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi” adı altında bin 128 akademisyenin imzasıyla yapılan bildiriye karşı bir bildiri hazırlayarak basınla paylaştı.

    Düzce Esnaf Odaları Birliği Başkanı Mustafa Kayıkçı tarafından okunan bildiride, “Son günlerde ülkemizin gündemini oluşturan barış için akademisyenler inisiyatifi adı altında 89 üniversiteden bin 128 akademisyen terör örgütü PKK’ya karşı meşru mücadele veren devletimize en ağır ifadelerle saldırılmıştır. Ayrıca güvenlik güçlerimizi kasıtlı ve planlı kıyım yapmakla suçlanmaktadır. Oysaki o bölgede PKK terör örgütünün bazı il ve ilçelerde aylardır halk ayaklanması provasını yaptığı, hendek kazarak kurtarılmış bölgeler yaratmaya çalıştığı, bölge halkının hayat hakkını elinden alarak devlet otoritesine ve güvenlik güçlerimize karşı ağır silahlarla vatanın ve milletimizin bölünmez bütünlüğüne kast etmeye çalışan PKK terör örgütünden tek kelime söz etmeyen bu akademisyenlerin açıkladığı ihanet belgesini ret ediyor ve şiddetle kınıyoruz. Ayrıca fikir özgürlüğü adı altında ilimizde 25 avukat tarafından yayınlanan bildirgeye hiçbir şekilde katılmadığımızı belirtiyor, açıkladıkları bildiriden Düzce sivil toplum platformu olarak son derece rahatsız olduğumuzu kamuoyu ile paylaşıyoruz ve diyoruz ki devletimizi suçlayan ülkemize uluslararası gözlemci davet eden ve terör örgütüyle müzakere isteyen bu zihniyete şiddetle karşıyız. Devletimizin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini korumak ve kamu düzenini hakim kılmak için PKK başta olmak üzere her türlü terör örgütleriyle mücadele de Devletimizin ve güvenlik güçlerimizin her şart altında yanında olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyururuz” denildi.

    Bildiride imzası olan Sivil Toplum Kuruluşları; Düzce Ticaret ve Sanayi Odası, Düzce Ticaret Borsası, Düzce Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, Düzce Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi, Düzce Ziraat Odası, Düzce Merkez Bölgesi Kamyon ve TIR Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi, Kahveciler Odası, Kaynaşlı Esnaf Odası, Bakkallar Odası, Fırıncılar Odası, Genç Eller Derneği, Mobilyacılar Odası, Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Düzce Şubesi, Elektrikçiler Odası, Düzce Tanıtma ve Kalkınma Vakfı, Düzce Muhtarlar Derneği, Hayat Vakfı, Düzce SMMMO, Müsiad Düzce Şubesi, Düzce Harp Malülü Gazi Yet. Derneği, Düzce Muharip Gaziler Derneği, Küçük Sanayi Sitesi Kooperatifi, THK Düzce Şubesi, Yeşilay Cemiyeti Düzce Şubesi, Tüm Muhtarlar Derneği Düzce Şubesi, Türkiye Muhtarlar Derneği Düzce Şubesi, Memur-Sen Düzce Şubesi, Dericiler Odası, DEMSO, Lokantacılar Odası, Pazarcılar Odası, Yeşilova Kooperatifi, Düzce-Yığılca Turizm, Paradigma S.K., Maksimum Yaşam Derneği, Kültür Memur-Sen, Bayındır Memur-Sen, Diyanet-Sen, Eğitim Bir-Sen, Yapı Sanatları Esnaf Odası, Şoförler ve Otomobilciler Odası, Cumayeri Esnaf Odası, Konuralp Esnaf Odası.

  • Hakkari’de STK’lardan “İl Merkezi” Tepkisi

    Hakkari’nin, Yüksekova ilçesine taşınmasına tepki gösteren kentin ileri gelenleri ve STK temsilcileri valiliğe yürüdü.

    Hakkari Ticaret ve Sanayi Odası (HATSO) konferans salonunda bir araya gelen kentin ileri gelenleri ve STK temsilcileri, burada bir toplantı yaptı. HATSO Başkanı Servet Taş başkanlığında yapılan toplantıda Hakkari’nin ileri gelenleri ve STK temsilcileri, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun “Hakkari’nin Yüksekova ilçesine taşınması kararı” almasına tepki gösterdi. Hakküri’nin ileri gelenleri ve STK temsilcileri, bu kararın kabul edilemez olduğunu söyledi. Hakkari’nin eski bir yerleşim yeri ve medeniyetler kenti olduğunu ifade eden katılımcılar, bu karardan bir an önce vazgeçilmesini istedi. Hakkari’nin ileri gelenleri ve STK temsilcileri, “Hakkari il merkezinin Yüksekova’ya taşınması ile ilgili çalışma, bizde çok ciddi bir endişe oluşturdu. Bildiğiniz gibi 1936 yılında il olan Hakkari’nin çok köklü bir geçmişi bulunmaktadır. Yıllarca beylik ve aşiretler kentte iz bırakmıştır. Şimdi yetkililere seslenmek istiyoruz. Bir kentin şehir merkezini, o kentin bir ilçesine taşımak o şehirde yaşayan vatandaşlara, o topluma yapılacak en büyük hakaret ve en büyük zulümdür” dedi.

    HATSO’daki toplantı sonrası Hakkari Valiliğine yürüyen topluluğu valilik yakınında bulunan defterdarlık önünde polisler engelledi. Geçişlerine izin verilmeyen kalabalık, defterdarlık önünde açıklama yaparak sessiz bir şekilde dağıldı.

    Hakkari’nin caddelerine “Satılık şehir Hakkari”, “Kadim kent sürgünde” pankartları asılması dikkatlerden kaçmadı.

  • STK’lardan Beyaz Bayraklı Sivil İnisiyatif

    İzmir’de, 113 sivil toplum kuruluşu, Beyaz Sivil İnsiyatif adı altında çalışma grubu oluşturdu. Logosu beyaz bayrak olan inisiyatif üyeleri, ellerinde beyaz bayrak ve zeytin dalı ile açıklama yaparak “ülkede hiç bir insanın artık savaşı andıran şiddet nedeniyle ölmemesi, yaralanmaması ve engelli kalmaması için bu kötü gidişe “dur” demek istediklerini belirtti.

    İzmir’de gönüllülük ilkesi ile faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları, ülke gündemini değerlendirmek üzere geçen Çarşamba günü toplantı yaptı. 61 sivil toplum kuruluşunun yöneticilerinin katıldığı toplantının sonucunda beyaz bayrak logosu ile Beyaz Sivil İnisiyatif adı altında çalışma grubu oluşturuldu. 113 sivil toplum kuruluşunun imzasının bulunduğu basın metnini, ellerinde beyaz bayrak ve zeytin dalı ile kamuoyu ile paylaşan inisiyatif üyeleri, ülkede hiç bir insanın artık savaşı andıran şiddet nedeniyle ölmemesi, yaralanmaması ve engelli kalmaması için bu çalışmayı başlattıklarını belirtti ve kamuoyunu bu kötü gidişe “dur” demeye davet etti.

    “ÜLKEMİZİN HAK ETMEDİĞİ TANIMLAMALARDA BULUNULUYOR”

    Konuşmasını, ellerinde beyaz bayrak ve zeytin dalı olan sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile birlikte yapan Beyaz Sivil İnisiyatif Komisyonu Başkanı Abdullah Cıstır, “Biz, yaşadığımız bu güzel ülkenin, içinde bulunduğu duruma ve her gün biraz daha azalan sevgi ve kardeşlik ortamına, her gün gelen ölüm haberlerine, insanların gitmeye korktuğu, ülkemizin doğu ve Güneydoğu bölgesine neden gidilemediğine, tüm yaşananlara rağmen sadece taziye mesajı yayınlayan sayın yöneticilerimize ve karar vericilere, tepkimizi gösterebilmek adına bir araya geldik. Bazı yerli, yabancı yayın ve düşünce kuruluşları, ‘Türkiye iç savaşa gidiyor’, ‘Türkiye, Orta Doğu gibi olacak’,‘kutuplaşmış bir ülke’ , ‘sınırları içinde istikrarsızlık var’, ‘istikrar arayışı kaosu getirdi’ şeklinde Ülkemizin kesinlikle hak etmediği tanımlamalarda bulunulmaktadır. Sayısı her geçen gün artan bu söylemler ülkemizdeki barış umutlarını baltalamaktadır. Ülkemizin Doğu ve Güneydoğu bölgesinde yaşanan olaylar, rutin olaylar haline gelmeye başladı ve asla anlayamadığımız bir akıl tutulması ile üzülerek ifade ediyoruz ki, yaşanan olaylar ve ölüm haberleri sıradanlaşmaya başlamıştır.”

    “ŞİDDET SARMALI”

    Türkiye’nin, 7 Haziran seçimlerinden bu yana bir şiddet sarmalının içine düştüğünü, yaklaşık yedi aylık süreç içinde masum sivillerin bulunduğu yüzlerce insanın hayatını kaybettiğini ve ülkenin doğusunun yangın yerine döndüğünü söyleyen Cıstır, “Diyarbakır, Suruç, Ankara ve Sultanahmet‘te masum insanların katledilmesi ile ülkemizin doğusu ve batısında da çok boyutlu bir şekilde yayılmış ve yüreğimizi yakan can kayıplarına ve telafisi son derece güç, maddi ve manevi kayıplara neden olmuştur. Büyük acı yaşadığımız bu süreç boyunca yaşamını kaybeden sivil halkımıza ve görevi başında şehit düşen güvenlik mensuplarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine sabır ve metanet diliyoruz.”

    “BU GİDİŞE ‘DUR’ DEMEK İSTİYORUZ”

    Kaybedilen her canın içlerini yaktığını ifade eden Cıstır, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaşanılan şiddet olaylarına tepki gösterenler, sokakta eylem yapan insanlar, kınama mesajı yayınlayan sivil toplum kuruluşları, siyasi otorite, siyasi partiler ve özel sektör yöneticileri giderek azalmaya başlamıştır. Maalesef bu, şiddetin kanıksandığı ve artık rutin bir olay olarak kabul edilmeye başladığının göstergesidir. Yaşanan olayların batıdaki yansımaları anlaşılamaz bir şekilde gelişmektedir. Patlayan bombalar, linç kültürünün yayılmasına neden olmuştur. Biz aşağıda imzası bulunan sivil toplum kuruluşları, bu kötü gidişe ‘dur’ demek istiyoruz ve tüm kamuoyunu, ‘dur, güzel ülkemde neler oluyor’, ‘dur, sevgi ve kardeşlik nereye gidiyor’, ‘dur, hoşgörümüze ne oldu’, ‘dur, artık analar ağlamasın’, ‘dur, bu ateşe son verin’, ‘dur dur’, ‘dur artık, insanlık ölmesin’ demeye davet ediyoruz.”

  • Elazığ’da STK’lardan Akademisyenlerin Bildirisine Tepki

    Elazığ Sivil Toplum Kuruluşları Platformu, Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi grubu tarafından yayınlanan bildiriye tepki gösterdi.

    Elazığ Sivil Toplum Kuruluşları Platformu, Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi grubu tarafından yayınlanan bildiriye tepki gösterdi. Konuyla ilgili öğretmenevinde düzenlenen basın toplantısına STK Platformu Dönem Sözcüsü İbrahim Bahşi ve üyeler katıldı. Akademik özgürlüğün, bir ülkenin varlığını tehdit aracı olarak istismar edilemeyeceğini belirten Bahşi, “Buna asla izin verilemeyeceğini hatırlatmak isteriz. Nasıl ki her fırsatta Kürt halkının temsilcisi olduğunu ilan eden HDP, PKK, Kürtlerin asla hepsini temsil etmiyorsa bu bildiriye imza atanlarda sayıları 150 binden fazla akademisyenin görüşlerini asla temsil etmiyor. Bu bildiriye imza atan sözde akademisyenler sadece kendilerini temsil ediyor. Ait oldukları batıcı, sözde sol elitist dar bir kümeyi temsil ediyor” dedi. Bin 100 akademisyenin kendi toprağına yabancı olduğunu söyleyen Bahşi, şunları söyledi:

    “Kendi örfüne yabancı, tarihiyle utanç duyan, milletinin inanç değerleriyle hayatlarıyla boyunca kavgalı ’Akademik garabet’ yayınladıkları basın bildirisinde ’Devletin başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge haklarına karşı gerçekleştirdiği katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün politikasından derhal vazgeçmesi gerektiğini’ ifade ediyor. Bizler bölgenin insanları olarak böyle bir durum görmediğimiz gibi, katliam, sürgün politikalarına da tanıklık etmiş değiliz. Bu söylem tamamıyla uydurmadır ve gerçekleri saptırmak amaçlıdır. Devlet bugün tam da yapması gerekeni yapıyor. Sokakları hendekleyen eli silahlı çetelere, esnafa kepenk indirten, direneni sürgün eden ceza kesen teröristlere dünyadaki her devletin yapması gerekeni yapıyor. Tüm bunlar yapılırken Kürt halkının, meşru talepleri karşılansın bir daha devlet eliyle asimilasyonun olmayacağıyla, halka baskının olmayacağı ile ilgili varsa şüphelerin giderilmesi için ne gerekiyorsa yapılsın. Demokratik açılımın bir zaruret olduğunu görüyoruz.”

    “WEB ÜZERİNDEN İMZA KAMPANYASI BAŞLATTIK”

    Fırat Üniversitesi Akademisyenlerinden Prof. Dr. Memet Şekerci ise, “12.01.2016 Salı günü saat 15.30’da bir grup akademisyenle birlikte Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduk. Bu, Fırat Üniversitesinde başlayan bir akımdır. İlk defa Fırat Üniversitesi bu işe sahip çıkmıştır. Yine bununla ilgili bir basın bildirisi adliye önünde gerçekleştirilmiştir. Bugün tüm Türkiye’de artık gündeme girmiştir. Elazığ’da başlayan bir dalga olarak yayılacaktır. Tabi bu süreç neden önemli dendiği zaman şunu görmemiz lazım, özellikle akademik camiayı baz alarak hükümetimizi ve devletimizi terörle mücadele konusunda zayıf düşürmeyi amaçlayan bu olay karşısında bizlerde sessiz kalamazdık. Arkadaşlarımızın gayretiyle hep birlikte böyle bir girişim başlattık. Şuanda web üzerinde imza kampanyası başlatmış bulunuyoruz. Web sayfamız akademikbirlik.com ya da akademikbirlik.net üzerinden bütün akademisyen imza kampanyasına katkıda bulunabilirler. Türkiye’deki bizim gibi düşünen bütün arkadaşlarım inşallah imza kampanyalarını toplayıp bir basın toplantısı yapıp gücümüzün ne olduğunu onlara inşallah göstereceğiz” dedi.