Etiket: STK’lar

  • STK’lar FETÖ davasına dikkat çekmek için eylem yaptı

    Kocaeli’de devam eden ve Donanma Komutanlığında görevli asker ve sivillerin yargılandığı FETÖ/PDY davasının 3. gününde bir grup STK üyesi, davaya dikkat çekmek için Kandıra Cezaevi önünde eylem yaptı.

    Aralarında Donanma Komutanlığında görevli Tuğamiral Nazmi Ekici, Tuğamiral Ömer Faruk Harmancık, Tuğamiral Hayrettin İmren, Tuğamiral Tezcan Kızılelma, örgütün “mahrem abileri”, subaylar ve astsubaylar yer aldığı 92 sanıklı FETÖ/PDY davası, Kandıra Cezaevi Kampüsü içerisinde kurulan duruşma salonunda 3. gününde devam ediyor. Dava öncesinde cezaevi önüne gelen 42 STK temsilcisi, sanıkların indirildiği anda protesto gösterisi yaptı. 3. güne giren davaya Kocaeli halkının ilgisinin az olduğuna dikkat çekmek için geldiklerini belirten Kocaeli Gönüllü Kültür Teşekkülleri Platformu Dönem Başkanı Şahin Yaşlı, “FETÖ davalarının en önemli davası olan donanma ana davası pazartesi günü başladı. Görünen şu ki Kocaeli halkının bundan haberi yok. Halk buna çok ilgisiz ve alakasız. Bizim burada yapmak isteğimiz şey Kocaeli halkının, bu davalara ilgisini toplamak ve burada Türkiye’nin en önemli davalardan birisin başladığını bildirmek. Kocaeli halkının dikkati toplayana kadar bu eylemlerimiz devam edecek” dedi.

    Yapılan basın açıklamasının ardından grup olaysız bir şekilde dağıldı.

  • Kamu Kurumları ve STK’lar doğal kaynakların korunması için bir araya geldi

    TEMA Vakfı temsilciliği tarafından ‘doğal kaynakların korunması’ adına kurumlararası işbirliğini arttırmak adına istişare toplantısı yapıldı.

    Akpınar, Akçakent, Boztepe, Çiçekdağı , Kaman, Mucur ilçelerinde yer alan doğal kaynakların korunması ve atık miktarlarını azaltmak amacıyla İlçe Kaymakamlıkları, Belediyeler, Milli Eğitim, Tarım İl Müdürlüğü ve Üniversite yetkilileri ile bir araya gelindi.

    Politik, Kültürel ve Ekonomik katkının arttırılması adına sivil toplum örgütlerinin katkısının sağlanması ve hizmet kalitesini arttırmak amacıyla ‘Ambalaj atıklarının kaynağında ayrıştırılması ve geri dönüşüm’ projesi başlatıldı.

    Valilik tarafından onaylanan proje Kırşehir’in tüm ilçelerinde hayata geçirilecek.

  • Erzincan’da Stk’lar Arakan’da Yaşanan Zulmü Kınadı

    Erzincan Sivil Toplum Kuruluşları tarafından Arakan’da Müslümanlara yapılan zulme karşı açıklama yapıldı. Erzincan Sivil Toplum Kuruluşları Platformu Dönem Sözcüsü ve Memur-Sen Erzincan İl Temsilcisi Nebi Gül yaptığı açıklamada “Bugün Myanmar Arakan’da kelimenin tam anlamıyla soykırıma dönüşmüş korkunç bir zulüm ve insanlık trajedisi yaşanmaktadır. Evrensel emperyalizmin Myanmarlı Müslümanlara on yıllardır baskı ve şiddet uygulayan Uzakdoğu kolu, evinden, yurdundan sürüp, servetlerini yağma, toprakları talan ettiği insanları, bu kadarla da yetinmeyip en acımasız bir şekilde katletmektedir.

    Hiçbir suçu, günahı olmayan ve son derece kötü fiziki koşullarda yaşamaya mahkum edilmiş insanlar, anlaşılmaz siyasi, ideolojik hesaplarla kadın, genç, yaşlı, çocuk demeden en acımasız, en vahşi yöntemlerle öldürülmektedir. Bütün insanlığın gözleri önünde hiçbir hak, hukuk, adalet ve etik ilkelere itibar etmeksizin işlenen kitlesel cürüm ve cinayetlere başta BM olmak üzere, devletler, siyasetçiler, aydınlar, sanatçılar, gazeteciler, sivil toplum örgütleri özetle bütün dünya sessiz kalmaktadır. Sözde medeni dünya insan hakları ve özgürlüğüne ilişkin tüm ilkelerini çiğnemiş, ayaklar altına almıştır. Öyle ki, bu kesin ve feci insan hakkı ihlalleri karşısında dünya sadece koyu bir sessizliği seçmiyor adeta tepki vermeye, zulme karşı sesini yükseltmeye de çekiniyor gözükmektedir. Zulmü ve zalimleri cesaretlendiren bu duyarsızlık, artık materyalizmin ve modern ideolojilerin egemen olduğu sistemde ahlakın çöktüğünü, vicdanın çürüdüğünü, insani duyguların öldüğünü göstermektedir.

    Mazlum ve müdafaasız insanlar acımasız zorbalığın ve zulmün olmayan insafına terk edilmiştir. Bütün dünya mazlumların gökleri parçalayan çığlıkları karşısında tavır olarak sağır, soğuk bir sessizliği seçmiştir. Özetle, daha önce Filistin’de, Gazze’de, Bosna’da ve halen süren Irak, Suriye işgallerinde görüldüğü üzere insanlık yok olmuştur. Neredeyse bütün katliamlara maruz bırakılanların ‘Müslüman’ olmaları, evrensel haksızlık, zulüm ve işkencelere karşı gösterilen betondan sessizlik ve duyarsızlığın bilinçli bir tercih olduğunu göstermektedir. Anlaşılan o ki, öldürülen, kanı akıtılan Müslümanlar olunca üzülmeye, önlemeye gerek duyulmamaktadır. İnsan hakları ve özgürlüğü Müslümanlar için işlevini yitirmektedir. Hatta emperyalist amaçların gerçekleşmesi için katliamlar yapılabilir. Srebrenitsa’da olduğu gibi bu katliamların zaman zaman Birleşmiş Milletlerin izin ve gözetimi altında yapılması da zulme teslim olmuş dünyanın medeniyet seviyesini göstermesi adına ibret vericidir. Müslümanlara karşı dünyanın her yerinde sistemli bir şekilde yaygınlaştırılan ve katliamlara dönüşen nefret, evrensel emperyalizmin temel politika ve programı olmuştur.

    İşin daha vahim boyutu ve anlatılamaz olan yanı acı ve işkencelere maruz bırakılan kardeşlerine diğer Müslümanların biz Müslümanların duyarsız kalması anlaşılır gibi değildir. Kardeşlerimize insani ve İslâmi sorumluluğumuz gereği siyasi, ekonomik, medyatik yardım yapmamak, bizi kardeş kılan ruhun çürüdüğünü, bizi bir ve beraber kılan imanımızın zayıfladığını göstermektedir. Adaletle emrolunan insanlar zulmün tavrını benimsemekte, sessizlikleriyle adeta onların cürümlerine ortak olmaktadır. Müminler içi boşaltılarak sadece ismi kalmış imanlarıyla küfrün duyarsızlığını yaşama biçimine dönüştürmüş gibidirler. Fiili ve mali desteği bir yana koyalım, dualarda bile kardeşlerimizi hatırlayamayacak kadar acz, atalet ve yabancılaşma içindeyiz. İçinde olduğumuz bu sefil durum bizim felaketimiz ve helak olma sebebimiz olarak yeter! Bizi asıl çökerten bu yabancılaşmadır. Bir an önce, hemen şimdi kendimize dönerek, kim ve ne olduğumuzun bilincini yeniden kuşanarak, kardeşlik duygularıyla silkinip Arakanlı kardeşlerimize elimizi uzatmak zorundayız.

    Bu zorlu zamanlar, inanan her insanın ağır sorumluluk ve sınavdan geçtiği süreçtir. Kardeşlerimize bugün destek vermezsek ne zaman vereceğiz? Aile bütünlükleri parçalanarak evlerinden sökülüp atılan, sınırlar ötesine sürgün edilen, zenginliklerine el konulan kardeşlerimize acımasızca öldürüldükleri bugün değilse ne zaman yardım edeceğiz? İslâm kardeşliğinin hayatı saran, kucaklayan yakınlığı, içtenliği ne zaman yaşanacak? Türkiye Dönem Başkanlığını yaptığı İslam Ülkeleri İşbirliği Teşkilatı’nı hemen aktif olarak devreye sokmalıdır. İslâm ülkeleri kendilerini teslim alan ataletten bir an önce kurtulmalı, tarihi, siyasi, ekonomik sorumluluklarını acilen yerine getirmelidir. Sivil toplum örgütleri kardeşlerimizin sorun ve ihtiyaçlarıyla daha yakın, daha yoğun ilgilenmeli, gittikleri her yerde bu zulümlere karşı farkındalık oluşturacak etkinlikler yapmalı, demokratik eylemler yapmalıdır. Bu konu yoğun, etkin bir diplomasi yürütülerek başta BM olmak üzere, uzak yakın tüm ülkelerin gündemine sokulmalıdır. Gerekli önlemler, çareler, çözümler, yaptırımlar hayata geçirilmelidir.

    Sadece Arakan’da değil, bütün ümmetin bütün coğrafyasında Müslümanlar küresel emperyalizmin saldırısı altında perişan durumdadır. İnancımız, kültürümüz, kültür değerlerimiz, medeniyet eserlerimiz, kurumlarımız, benliğimiz, özetle bütün bir varlığımız işgal ve yok edilmek istenmektedir. Biz adaleti, insan hak ve özgürlüklerini savunmayı temel ilke edinmiş Erzincan Sivil Toplum Kuruluşları Platformu olarak haksızlığa, hukuksuzluğa, zulme, sömürüye asla rıza göstermedik, göstermeyeceğiz. Gittiğimiz her yerde, bulunduğumuz her platformda mazlum ve Müslümanların meselelerini gündeme taşıyacak, insanlık vicdanını uyandıracağız. Ayrıca buradan, başta siyasi otoriteler olmak üzere Türkiye’de etkili ve yetkili herkesi, sınırları ve sınıfları aşan aidiyet ve kardeşlik duygularımızı hatırlayarak bu zulmü durdurmak, kalıcı barışı sağlamak için ellerinden gelen tüm gayreti göstermeye çağırıyoruz.” ifadelerine yer verdi.

  • Diyarbakır’da STK’lar Arakan’a saldırıları kınadı

    Diyarbakır’da Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) öncülüğünde bir araya gelen bazı sivil toplum kuruluşları, Myanmar’ın Arakan eyaletindeki saldırıları kınadı.

    Diyarbakır’da TÜGVA öncülüğünde bir araya gelen bazı sivil toplum kuruluşları, Myanmar’ın Arakan eyaletindeki saldırıları kınadı. Sivil toplum kuruluşları adına açıklama yapan TÜGVA İl Başkanı Mahmut Yağmur, her geçen gün İslam coğrafyasının daha acı bir şekilde küresel sömürü düzeninin kıskacında kan gölüne döndüğünü ve hemen yanı başımızdaki Suriye’de hergün ayrı bir insanlık dramının yaşandığını belirterek, “Yanı başımızda kimyasal silahlarla masum çocuklar ve kadınlar katledilirken, milyonlarca insan da yerlerinden yurtlarından edilmişlerdir. Mazlumlara yönelen bombaların menşei dünyanın kan emici vampirleri olan küresel güçlerdir, ölenler ise savunmasız insanlar ve masum Müslümanlardır. Son olarak Myanmar’ın Arakan eyaletinde cereyan eden ve şiddeti giderek artan zulmün artık dayanılacak hali kalmamıştır. Son bir asırdır, batı dünyası tarafından merhamet ve aydınlanma felsefesi olarak lanse edilen Budizm dinine mensup, eli kanlı teröristler, geçtiğimiz 3 gün içerisinde 3 bini aşkın çocuk kadın ve yaşlıyı kısaca herhangi bir ayrım gözetmeksizin masum Müslüman bir halkı hunharca katletmiştir. Müslüman coğrafyasının zengin yer altı ve yer üstü kaynaklarını 3 asırdır sömüren ve kan gölüne dönen bu coğrafyada tetiği sıkan elin aynı güç odaklarının desteğini aldığını biliyoruz” dedi.

    Filistin’de, Suriye’de, Mora’da, Cezayir’de, Doğu Türkistan’da, Etiyopya’da ve Bosna’da yaşanan kıyımların hafızalardaki trajik yerini koruduğunu anlatan Yağmur, “Terör ve İslam kelimelerinin aynı cümlede zikredilmesinin vahşi ve sinsi bir medeniyetin kullanışlı maşalarının yaşanan vahşete meşruiyet sağlaması amacıyla tasarladığı algı operasyonun bir parçası olduğunu çok iyi biliyoruz. Küreselci ülkeler ilkel, barbar ve bencilce davranarak, İslam düşmanlığı odaklı yeni bir küresel sömürge düzeni kurmak amacıyla dünyayı çıkmaz bir yola sürüklemektedirler. Haz ve tüketime endeksli, kendisinden başkasına yaşam hakkı tanımayan bencil, vahşi ve saldırgan medeniyetin mensuplarını insanlığa davet ediyoruz” diye konuştu.

    Açıklamanın ardından sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, TÜGVA tarafından daha önce Ekin Parkı’nda açılan “Arakan” konulu sergiyi gezdi.

  • STK’lar yıllar sonra yeniden El Bab’da

    Türkiye’de de temsilcilikleri olan bazı Suriyeli sivil toplum kuruluşları, yıllar sonra El Bab’a girerek, mevcut durumu yerinde gördü.

    Suriye’de 2011 yılında başlayan iç karışıklık sonrası DEAŞ’ın eline geçen Halep’in kuzeydoğusundaki El Bab şehri, Fırat Kalkanı Harekatı sonrası başlayan temizleme operasyonu ile yeniden Özgür Suriye Ordusu kontrolüne geçti. Suriyeli sivil toplum kuruluşları da yıllar sonra bölgeye girdi. Araç içerisinde ilerlerken kayıt yapan STK üyeleri, Türk Hükümetinin desteği ile yeniden özgürlüğüne kavuşan El Bab’a girmenin mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.

    Savaş sırasında yaşanan çatışmalar ve bombardımanlardan dolayı bir çok sivilin hayatını kaybettiği ve mimarisi de tahribata uğrayan El Bab’da yaklaşan Kurban Bayramı öncesi hayat yeniden normale dönüyor.