Etiket: STK’lar

  • Iğdır’da STK’lar uyuşturucu için toplandı

    Uluslararası Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMDER) Genel Merkezinin sekretaryasını yaptığı ve Iğdır’da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları 13. Bölge Eczacılar Odası Iğdır Şubesi binasında bir araya geldi.

    70 Dernek, Sendika, Vakıf ve Oda temsilcilerinin katıldığı toplantıya, Iğdır İl Emniyet Müdür Yardımcısı Mesut Sinirli, Narkotik, Asayiş ve Trafik Şube Müdürleri katıldı.

    Toplantıya katılan sivil toplum kuruluşları temsilcileri, uyuşturucu ile mücadelenin çocuklardan çok velilerin bilinçlendirilmesi gerektiğine değindi. Konuyla ilgili söz alan, sivil toplum kuruluşları temsilcileri Emniyet müdürlüğü ile ortaklaşa ve Milli Eğitim Müdürlüğü’nün de bulunacağı ortaklaşa bilinçlendirme toplantılarının yapılmasının etkili olacağını belirti.

    13. Eczacılar Odası Iğdır Şube Başkanı Nazım Karadağ’ın açılış konuşmasından sonra toplantının amacı ve kısaca konusu hakkında bilgi veren ASİMDER Genel Başkanı Göksel Gülbey, “Önümüzdeki günlerde okulların açılmasından dolayı okul kantinleri, servisler ve okul çevrelerinde yuvalanan sivil genç gruplar bulunmaktadır. Ayrıca şehrimizde neredeyse her köşe başına açılmış ve kullanma yaşının 13 yaşına kadar düşen nargile kafeler bulunmaktadır. Biz STK’lar olarak bu konular hakkında nasıl engelleyici çalışmalar yapabiliriz diye toplandık” dedi.

    Iğdır İl Emniyet Müdür Yardımcısı Mesut Sinirli ise, “Emniyet Müdürlüğü olarak her yıl olduğu gibi bu yılda rutin eylem planlarımızı yaptık. Tüm şube müdürlüklerimiz ve birimlerimizle bahs edilen konuların üzerine gidilmektedir. Tek sıkıntı halkımızın duyarsız oluşu ve güvenlik güçlerine yardımcı olmamasıdır. Bu olayları yapan veya yaptıran kişileri gören veya tanıyanlar varsa çeşitli ihbar hatlarımıza bilgi vermelerini istiyoruz. Duyurmamıza rağmen gelen ihbarların sayısı çok düşük onun için vatandaşlarımız bu konuda bizlerin gözü ve kulağı olmalıdır. Biz Emniyet Müdürlüğü olarak STK’lara her zaman kapımız açıktır varsa projeleriniz desteklemeye veya ortak çalışmaya her zaman hazırız” şeklinde konuştu.

    Toplantı, yeni eylem faaliyeti planı yapılarak bu konularla ilgili Kamu Kuruluşlarıyla görüşülmesi ve düşünülen faaliyetlerde tüm STK’ların ortak hareket etmeleri kararlaştırıldıktan sonra sona erdi.

  • Karaman’da STK’lar, ABD’nin yaptırımlarını protesto etti

    ABD’nin Türkiye’ye karşı başlattığı ekonomik yaptırımlar, Karaman’da STK ve Milli İrade Platformu üyelerince protesto edildi.

    Cumhuriyet Parkı’ndaki Atatürk Anıtı önünde gerçekleşen basın açıklamasına AK Parti Karaman Milletvekilleri Recep Şeker ve Selman Oğuzhan Eser, AK Parti Karaman İl Başkanı Mehmet Er ile STK ve Milli İrade Platformu üyeleri katıldı.

    STK ve Milli İrade Platformu üyeleri adına basın açıklamasını okuyan Memur-Sen İl Başkanı Yunus Özdemir, “Dün Osmanlı’yı, ecdadımızı kapitülasyonlarla köşeye sıkıştırmaya çalışanlar bugün bizi dolarla, altınla, üç beş kuruş dünyalıkla korkutmaya ve kandırmaya çalışıyorlar. Hayır. Onlar bizi yeterince tanımıyorlar. Onlar bizi kendileriyle karıştırıyorlar. Dünya onlar için üç beş dolardan ibaret olabilir ama biz bir davanın eriyiz, biz aziz bir vatanın, mukaddes bir inancın neferiyiz. Bizi ekmekle korkutamazsınız, bizi dolar kurlarıyla korkutamazsınız, biz ne vatanımızı, ne davamızı ne de inancımızı satarız. 15 Temmuz’da tankların karşısında canını ortaya koyanlar, üç beş dolar için davalarından vazgeçmezler. 15 Temmuz gecesi fırınlara, bankamatiklere koşanlar, bugün avuçlarını ovuşturarak bankalara, döviz bürolarına hücum ediyor olabilirler. Bu ucuz insanların işidir, bu ucuz insanların korkusudur. Yarın bu aziz vatan, bu insanları utançla yad edecektir. Ve bu ekonomik savaşta yaygara koparanlar, Amerika’nın değirmenine su taşıyanlar acaba yarın bu aziz vatanın yüzüne, torunlarının yüzüne nasıl bakacaklar. Hayır! Biz buradayız, yenilmedik ve yenilmeyeceğiz. Çünkü zafer inananlarındır. Milletimiz her zaman olduğu gibi devletimizin yanında durarak oyunları bozma iradesine sahiptir. Türkiye’nin gücü ve dayanıklılığı yerindedir. Saldırılar birlik ve beraberliğimiz karşısında etkisiz kalacaktır. Rehavete düşmeden ve karamsarlığa kapılmadan işimizin başında olmalı ve üretime devam etmeliyiz. Karaman Milli İrade Platformu ve Karaman STK Platformu olarak ülkemize açılan bu ekonomik savaşa karşı kararlılıkla, devletimizin ve Cumhurbaşkanımızın yanındayız” dedi.

  • STK’lar brifingli ve paralel yargı kararlarının iptalini istedi

    Diyarbakır’da kendilerine İslami Sivil Toplum Kuruluşları adını veren bir grup sivil toplum kuruluşunun temsilcisi, 28 Şubat mağdurlarına dikkat çekmek amacıyla basın açıklaması yaptı. Merkez Bağlar ilçesindeki Koşuyolu Parkı’nda yapılan açıklamaya, eski Hüda-Par Genel Başkanı ve Diyarbakır bağımsız milletvekili adayı Zekeriya Yapıcıoğlu, İl Başkanı Metin Kaya ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

    Grup adına açıklama yapan İmam Hatip-Der Başkanı Üzeyir Yuva, brifingli ve paralel yargı kararlarının iptal edilmesi, 28 Şubat hükümlülerinin serbest bırakılması ve dönem yargılamalarının yenilenmesi için bir araya geldiklerini belirtti. Yeni bir seçim sürecine girilen bugünlerde, 20-25 Ramazan ayını ve 40-50 bayramı cezaevinde geçiren 28 Şubat hükümlüleri için hiçbir şeyin değişmediğini anlatan Yuva, “Ne kadar ironiktir ki, 28 Şubat’ta darbe yaptığı mahkemece tescil edilip müebbet hapis cezası alan darbeciler ayda bir imza karşılığı salıverilirken darbenin hakiki mağdurları halen cezaevlerinde tutulmaktadırlar. Çocukları babasız, anneleri evlatsız bırakan bu sorunun hemen şimdi çözülmesi gerekmektedir. Unutulmasın ki mazlumların ahı bütün siyasi hesapları ve matematik hesaplarını alt üst edecek bir güce sahiptir. Kendilerini tutuklayanlar tutuklu hale geldiği halde af talebinde bulunmayan, vakur ve onurlu bir duruşla haklarını arayan bu insanların ve bu insanların ailelerinin hak taleplerine kulak vermek ve gereğini yerine getirmek, açıktır ki başta Yargı, Hükümet ve TBMM olmak üzere herkesin üzerine düşen önemli bir görevdir” dedi.

  • STK’lar, Filistin halkına yapılanları protesto etti

    Ordu’da, ABD’nin Tel Aviv’deki büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması ve İsrail’in Filistinlilere yönelik yaptığı katlim protesto edildi.

    Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Ordu Şubesi tarafından düzenlenen ve kentteki bazı sivil toplum kuruluşlarının da destek verdiği protestoda vatandaşlar, Aziziye (Yalı) Camii önünde teravih namazı sonrası bir araya gelerek, duruma tepki gösterdi.

    Gurup adına basın açıklaması yapan TÜGVA Ordu Şube Başkanı Ahmet Güler, İslam coğrafyasının, her geçen gün küresel sömürü düzeninin kıskacında kan gölüne döndüğüne dikkat çekti. “Bir yandan gönül coğrafyamıza ölümler yağdırılırken, diğer yandan da kutsallarımız çiğnenip topraklarımıza el uzatılmaktadır” diyen Güler, “Siyonizmin bu devirdeki kullanışlı piyonu Trump, ilk kıblemiz Kudüs’ümüzü işgalci siyonist emelleri doğrultusunda başkent ilan etme cüretinde bulunmuştu. Bugün ise İsrail’in Kudüs tasallutunu meşrulaştıran bir adım olarak ABD Büyükelçiliğini taşıması, bardağı taşıran son damla olmuştu” şeklinde konuştu.

    Dünya çapında yaşanan kıyımların gözler önünde olduğunu vurgulayan Güler, terör ve İslam dininin aynı cümlede zikredilmeye çalışılmasının, vahşi ve saldırgan batı medeniyetinin algı aracı olduğunu bildiklerine dikkat çekti. Başkan Güler, “Sömürgeci ülkeler ırkçı siyonizm ideali merkezinde, barbar ve bencilce İslam düşmanlığı motivasyonu ile yeni bir küresel sömürge düzeni kurmak amacıyla dünyayı bir çıkmaza sürüklemektedi” ifadelerini kullandı.

    “Filistin, dar bir coğrafyada bulunan Müslüman bir azınlığın meselesi değil, tüm İslam aleminin meselesidir” diyen Güler, konuşmasının bir kısmında şu ifadelere yer verdi:

    “O halde gelin şimdi hep birlikte haykıralım, dünya var oldukça yeryüzü bizimdir, Müslümanlarındır. Mekke ve Medine bizim, Kudüs bizimdir. Bir gün bu ateş sizi de kolları arasına almadan harekete geçiniz. Irk, meşrep ve mezhep taassubunu bir kenara bırakıp siz Ey Müslümanlar. Allah yolunda birleşiniz. Şüphesiz ki Allah’ın yardımı inananlarla beraberdir.”

    Açıklamanın ardından, ellerinde Türk ve Filistin bayrağı ile dövizler bulunan katılımcılar, ABD ve İsrail aleyfhinde sloganlar attı.

  • Erzincan’da STK’lar özelleştirmeye tepki gösterdi

    Türkiye genelinde Erzincan’ın da içerisinde bulunduğu 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesi ile ilgili karara, Erzincan’dan tepki geldi.

    Erzincan Şeker-İş Sendikası, Ticaret Odası, Esnaf ve Sanatkârlar Odası, Erzincan Ticaret Borsası, Ziraat Odası, Pancar Ekicileri Kooperatifi, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, Besiciler Derneği, Memur-Sen, Kamu-Sen, Hak-İş, Erzincan Sivil Toplum Örgütleri Platformu, Yol-İş, Tes-İş, Muhtarlar Derneği ile Sol Sahil Sulama Birliği tarafından ortak basın açıklaması düzenlenerek, karara tepki gösterildi.

    Kuruluşlar adına açılamalarda bulunan Erzincan Şeker-İş Sendikası Başkanı Bülent Bulut, özelleştirme kararının geri çekilmesi gerektiğine vurgu yaparak, özeleştirmenin çiftçiye büyük zarar vereceğini söyledi.

    Erzincan Ticaret ve Sanayi Odası toplantı salonunda düzenlenen basın toplantısında konuşan Bülent Bulut; “Bugünlerde gündemde olan ve ilimizde yakından ilgilendiren bu konuyu biz çalışanları ve üreticiler olarak bu özelleştirmeden kaynaklanacak sıkıntıları sizlerle paylaşarak, bu işten memleketimizi bekleyen sıkıntıları sizlere aktarmak ve kamuoyunun bilgilendirmek amacıyla sizlerin huzurundayız.

    Bizler şeker pancarını şöyle değerlendiriyoruz; çiftçiyi, köylüyü toprağa bağlayarak köyden kente göçü engelleyen ürünlerin başını çekmektedir. Tarımda ilimizde 3 bin aileye, sanayimizde de 500 aileye istihdam sağlayan bu kuruluşun.

    Yılda ilimizde 610 bin ton taşıma hacmi yaratarak nakliye sektörüne büyük Pazar oluşturmaktadır.1 dönüm pancar ekim alanın ürettiği oksijen,4 dönüm cam ormanına eşittir. Doğayla uyumlu tarım sanayide gelecek nesillerin garantisidir. Ayçiçeğine göre 5 kat, buğdaya göre ise 20 kat daha fazla istihdam sağlar. Yani kısacası ilimizde tarlada başlayan; köylümüzden, nakliyecisine yem sanayinden, alkol ve maya sanayisine hayvancılıktan, kozmetik sanayiye ve işçisine kadar her kesimi ilgilendiren iç içe geçmiş bir sektör olup hatta fabrikamızda yılda sadece 150’e yakın öğrencimiz staj yapmakta ve sanayi kültürünü almaktadır. Bunun yanında makine fabrikamız yani fabrika yapabilecek donanıma sahip bir fabrika. Döküm atölyemiz Erzincan’da tektir. Tezgâhlar atölyesi, model hane ve montaj atölyesi ile her biri bir fabrika konumundadır. Arıtım tesisleri ile belediye arıtım tesisinden sonra ilimizdeki en büyük tesislerden biridir. Yani kısaca anlatmak gerekirse doğrudan veya dolaylı olarak oluşturduğu istihdam 15 bin ile 20 bin kişiyi ilgilendiren, yıl dada ilimiz ekonomisine 100 milyonun üzerinde girdi sağlamaktadır.

    Pancar tarımı hammadde alımı bakımından da en garantili üründür. Devlet garantisinde olduğundan dolayı Köylümüz ticaret yaparken bile esnafımız daha yakinen bilir; düğününü alış verişini pancar parasına veya verilecek olan avansa göre ayarlar.

    Gelelim özelleştirmeye; bizler bu ilin çocukları ve bu ilin sivil toplum kuruluşları olarak bu memlekette doğan burada büyüyen ve bu memleketi canı kadar seven bireyler olarak diyoruz, ki Erzincan bu özelleştirmelerden çok şey kaybetti, başta Sümerbank İplik Fabrikası sonra et kombinesi olan Ersan ve Tercan ilçemizde bulunan Tercan Ayakkabı Fabrikamız, bu fabrikalarda yaklaşık 2000-2500 aile,ki bu rakam da şu anlama geliyor 20 bin kişi ekonomik kayıp ve gelir seviyesi itibarıyla da düşünürsek orta direk kaybolup gitti..

    Şeker fabrikası ile alakalı dünyanın gelişmiş ülkelerinde Fransa, Almanya ve ABD bile şahsa ait tek bir şeker fabrikası yoktur. Türk iyede Türk Şekere ait 25 fabrikaSI bululmaktadır bunların 15 tanesi, iç ana doluda 10 tanesi de Doğu ana doludadır.

    Erzincan şeker fabrikamız yılda 220 – 230 bin ton pancar işlemekte ve buna karşılıkta 30 bin ton civarında şeker üretmekte, 7. bin ton civarında melas, 70 bin ton civarında ise hayvan yemi olarak kullanılan yaş küspe üretilmektedir.

    Fabrikamızın günlük pancar işleme kapasitesi 2000 ton / gündür. Şehrimizde ekim alanlarını hesap ettiğimizde, ilimizde kotayı da serbest ettiklerini varsayarsak maksimum 350 – 400 bin ton civarında pancar ekilebilir. İç ana doludaki ekim alanları ve fabrikaların günlük pancar işleme kapasiteleri yüksektir yani 7 bin ile 15 bin civarındadır. Pancar tesellüm durumları ise 700 bin ile 2500 milyon ton civarında; şimdi durum böyle olunca, Türkiye’de en küçük ölçekli fabrikalardan biriyiz, bu durumda buralar özelleştiği an bizim gibi küçük ölçekli fabrikaların rekabet gücü olmadığından en kısa vadede kapısına kilit vurularak kapatılacaktır. Korkumuz ve endişemiz bundan dolayıdır. Onun için gerekli yasal düzenlemeler biran önce yapılmalıdır.

    Geçtiğimiz günlerde kapatılıp, tarım bakanlığına aktarılan Şeker Denetleme ve Düzenleme Kurulu aslında bu sanayiyi ayakta tutan bir kurum idi. Bakınız şu anda NBŞ nişasta bazlı (glikoz -izoglikoz) kanserin ve obezitenin en büyük gerekçelerinden biridir. ABD’ye ait Bursa ilimizde bulunan bu şirketin yaptığı lobi çalışmalarıyla her yıl kota artırımı yapılmaktadır. Bu durum ise insanlarımızı çocuklarımızı zehirlemekte binlerce çiftçimizin üreteceği pancarda darbe vurmakta ve ayrıca milyonlarca lira milli kayıba sebebiyet vermektedir. Geçtiğimiz günlerde sağlık bakanlığının basın bildirgesi düzenleyerek glikoz ve izoglikoz’un nişasta bazlı şekerlerin sağlık açısından meydana gelen tehlikelerini bir basın bildirgesi ile yayınlamıştır.

    Son söz olarak ülkemiz pancar çiftçimizin sanayimizin sektör paydaşlarının üzerinde büyük oyunlar oynamakta ve en çok etkilenen illerden biride ilimiz olan Erzincan olacaktır. Bizler devletimizi, milletimizi ve ülkemizi seviyoruz ve canımızı da seve seve feda etmeye hazırız ve diyoruz ki; fabrikamızın teknolojisi yenilensin, kapasitesi artırılsın ve istihdamının artırılmasını üretimin uzun yıllar garanti altına alınsın, ondan sonra özelleştirilsin. Aksi takdirde buranın yaşama şansı yoktur. Ayrıca şu konuyu da komu oyunun bilmesinde fayda var birileri diyor ki Erzincan şeker fabrikasının Torku gibi olamaz mı bakınız Torku denilen kurum Konya şeker fabrikasıdır Konya şeker 1990 yıllarında ortasında özelleştirilip cifçiye devredilmiştir. Konya şeker özelleştirildiği dönemde Türk iyenin en çok kar eden ve büyük fabrikası idi günde işlediği pancar Konya ve Torku olmak üzere iki fabrikadır 25 bin ton dur bizim ise 2 bin tondur onların 400 bin ton şeker kotası vardır bizim ise 30 bin tondur. Bizim bölgemizde 350 bin ton pancar yetişmekte Konya’nın sadece Konya şekere ait bölgesinde 3milyon 500 bin ton pancar yetişmektedir. onun için biz böyle bir fabrikada yapsak bu pancarı ekecek böyle bir saha yoktur.

    Ülkemizde şeker fabrikaları kurulurken, bir uçağın iki kanadı gibi düşünün kar amaçlı ve sosyal amaçlı yapılmıştır. İç ana doludaki fabrikalar kar amaçlı doğudaki fabrikalar ise sosyal amaçlıdır. Bu iki kanadı birbirinden koparıp da ayrı ayrı olursa fiyat birlikteliği olmayacağı gibi Erzincan’ın rekabet şansıda yoktur. Bizim ilimizdeki gibi fabrikalar birkaç yıl bile geçmeden kapanır. Eğer yöre insanı diyor saki misyonunu tamamlamıştır, Kars’ta, Ağrı’da, Erzincan’da, Erçiş’te, Muş’ta bunlara ihtiyaç yoktur buyurun satın. Ama şu nokta yâda dikkat ediniz. Bu illerde şeker fabrikası ölçekli başka bir sanayi tesisi yok ve terörden bahsedilmeyecek kadarda azdır. Ayrıca Devletimiz bir parkı bir hamamı bile özelleştirip şahsa verirken 50 yıllığına yap işlet devret önerisi sunarken şeker fabrikası gibi hem savaşta hem barışta stratejik bir konuma sahip olan kuruluşa neden 5 yıl çalıştırma zorunluluğu getirilmiştir. Onun için mutlaka bu özelleştirmenin tekrar gözden geçirilmesidir.

    Önerimiz; çiftçimizin, işçimizin ve devletimizin kontrol edeceği bir özerk yapıya kavuşturulmasıdır. Yoksa buralar şahsa verilerek Türkiye şeker sektöründe çekilerek ülkemizi Pazar haline getirecektir. Bizler Cumhurbaşkanımızın ve onun değerli ekibinin bu tip bir özelleştirmeye izin vermeyeceği temennimizdir. Çünkü sinesinden çıkıp geldiği görüş çizgisi düşüncesinin önderliğinde boy gösterip bu günlere gelmiştir bu güzide kuruluş diyoruz” diye konuştu.