Etiket: Stk

  • AK Partili Çalık STK temsilcileriyle bir araya geldi

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Öznur Çalık, Doğu ve Güneydoğu Yatırım Destek Hamlesi ile bölgedeki üretim ve istihdamın artacağını belirterek, genç girişimci ve iş adamları yetiştirmek için de bölgede genç girişimci merkezlerinin açılacağını belirtti.

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Öznur Çalık, beraberinde AK Parti İl Başkanı Hakan Kahtalı ve Yeşilyurt Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat ile birlikte Malatya’daki genç sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileri ile bir araya geldi. AK Parti İl Başkanı Hakan Kahtalı toplantının açılışında yaptığı açıklamada, toplantının sivil toplum kuruluşlarının genç yöneticileri ile bir araya gelip istişare yapmak olduğunu ve eksikliklerin ortak fikirlerle giderilmesi olduğunu söyledi.

    Çalık, genç sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri ile bir araya gelmesinin en önemli sebeplerden birisinin Türkiye’nin 15 Temmuz FETÖ darbe girişimine maruz kalmasından dolayı gençlerin göstermiş olduğu çaba, gayret ve kahramanlıklara teşekkür etmek olduğunu belirtti. Çalık, “Türkiye genelinde gazilerimizin tamamını arkadaşlarımız ile birlikte ziyaret etme imkanı bulduk, şehit ailelerimizi ziyaret etme imkanı bulduk. Onların yaş profiline baktığımızda birçoğunun gençlerden olduğunu gördük. 15 Temmuz öncesi ‘Gençlik nereye gidiyor’ derken, 15 Temmuz’da gençlerimizin vatan için, bayrak için, devlet için ve ezanları için canını feda ettiğini, tankların önüne yattığını gördük. Binlerce kez şükürler olsun bütün Türkiye’de böyleydi, Malatya’da da böyleydi” şeklinde konuştu.

    Çalık, Başbakan Binali Yıldırım’ın açıklamış olduğu ‘Doğu ve Güneydoğu Yatırım Destek Hamlesi’ ile bölgede yatırım, üretim ve istihdamın artacağını, uygulama ile gençlere yeni fırsatlar sunulacağını aktardı. Çalık, “Gençlerimize yönelik yapılacak çalışmalarda genç girişimci merkezlerimiz oluşturulacak. Gençlerimiz üniversiteden mezun olup geliyorlar, direk mühendis, avukat ya da fabrika açmak isteyen işletmeci, iktisatçı gençlerimiz fabrikanın nasıl kurulacağından, şirketin nasıl kurulacağından, muhasebenin nasıl tutulacağını, ihracatın, ithalatın nasıl yapılacağına dair ilk şirketini kurarken, kuluçka aşamasını, girişimcilik aşamasını bu girişimcilik merkezlerinde ön çalışmayla öğrenecek. Biz 8 cazibe merkezine genç girişimci merkezi kurmak istiyoruz. Bunlardan bir tanesini de başbakanımızla, bakanımız ile konuştuk, Kalkınma Bakanımız ile de konuştuk, genç girişimci merkezlerimizden bir tanesini Malatya’ya kuruyoruz. Bu çok önemli bir adım. Gençlerimizin sadece fabrikalarda ve çağrı merkezlerinde istihdam edilmesi değil, aynı zamanda üreten ve yeni iş adamlarının yetişmesine vesile olacak bir merkezden bahsediyoruz. yeni, genç iş adamları yetiştirecek bir genç Girişimci Merkezi Malatya’ya hayırlı ve uğurlu olsun. İnşallah bu programlar içerisinde genç girişimci merkezimizin kurulması sürecini ve detaylarını sizlerle paylaşacağız” diye konuştu.

    Çalık, toplantıda sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinden gelen talepleri dinledi, soruları da cevaplandırdı.

  • Vali Işın, STK temsilcileriyle bir araya geldi

    Ağrı Valisi Musa Işın, Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından 15 Temmuz gecesi yapılan darbe girişiminde ve sonrası demokrasi nöbetlerinde bulunan sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldi.

    Ağrı Valisi Musa Işın, FETÖ tarafından 15 Temmuz gecesi yapılan darbe girişimine tepki olarak düzenlenen demokrasi nöbetlerine katılan ve nöbetler de vatandaşlara ikramlarda bulunan STK temsilcileriyle bir araya geldi. FETÖ’nün bir tabanı olmadığını ifade eden Vali Musa Işın, “Bu terör örgütünün bir tabanı yok. Halk bunların yanında değil. Hiç kimse bunların yanında değil. Bunlar sadece maalesef bu memleketin zeki, akıllı çocuklarını ortaokullardan ilkokullardan itibaren alarak belli bir amaç uğruna o çocukları robotlaştırdılar, akıllarını ceplerine koydular. Tamam, çok zeki olabilirler ama zeki olmak başkadır akıllı olmak başkadır. Zekilerdi ama akılları ellerinden alınmıştı. Bu insanlar belli amaçlar için ülkemizin çok önemli kurularına devletin omurgasını teşkil eden askeriye, mülkiye, adliye, emniyete buralara özellikle insan yerleştirip bu amaçlarını 15 Temmuz günü tahakkuk etmek için bu insanları eğitmişlerdir. Fakat bunların tabanı yok, halk bunlardan değil, bunları sevmiyor. Benim bildiğim kadarıyla Türkiye’de hiçbir cemaat bunları sevmez ve sevmezdi. Bugün zaten 80 milyon insan sevmiyor, nefret ediyor. Bütün İslam alemi nefret ediyor. Ama emin olun bunlar daha bu çirkef işlere başlamadan önce de müminler, Müslümanlar bunları sevmiyordu. Herkes bunlara şüphe ile bakıyordu. Bunlar da zaten müminleri çok zelil bir şekilde görürlerdi, hakir görürlerdi, kafirleri ve münafıkları da çok izzetle, şerefle yad ederlerdi. Onlara karşı aşağılık kompleksi Müslümanlara karşı da tekebbür içerisindeydiler” dedi.

    15 Temmuz’da darbenin gerçekleşmesi durumunda insanların katledileceğini ifade eden Vali Işın, “Peki bunlar 15 Temmuz’da muvaffak olsalardı ne olurdu? Bunların yapabileceği tek şey insanları katletmekti başka bir şey değildi. Fabrikalar duracaktı, sanayi tesisleri duracaktı, ithalat ve ihracat duracaktı, üniversiteler açılamayacaktı kapıları kapatılacaktı, herkes can güvenliğine düşeceği için kimsenin emniyeti olmadığı için kimse üniversitelere gidemeyecekti, okullara kimse gidemeyecekti, kimse seyahat edemeyecekti, iç savaş çıkacaktı. İç savaş olduğu bir ortamda özellikle kentlerde yaşayan biz gibi insanların hiçbirisinin can ve mal güvenliğinden bahsetmek mümkün değildi. O ilk gece bir arkadaşım beni aradı, televizyon kapalıydı. Aradı beni ağlayarak dedi ki ne oluyor Allah aşkına? Darbe mi oluyor artık darbe yaşamıyoruz dedi. Televizyonu açtım baktım köprü tutulmuş, Atatürk Havalimanı tutulmuş İstanbul’da, Ankara’da Esenboğa Havaalanı tutulmuş tamam dedim bu hayra alamet değil. Ben ilk etapta şöyle düşündüm. Dedim ki bu asker içerisinde birikinti oluştu komuta kademesi darbe yapıyor eyvah dedim. Kendi kendime dedim ki eyvah devletimizi kaybettik. Artık dedim biz bir daha bunu bulamayız. Ama Menderes aklıma geldi Allah rahmet etsin. Menderes döneminde darbe yapanlar bugünkülerden daha zayıflardı. 1960’ta 38 tane Subay Türkiye’de darbe yaptı. Maalesef kimse sahip çıkmadı ve kimse sokağa çıkmadı o kahraman insanı halkın sevgilisini o alçaklar götürüp idam ettiler. Türkiye çok şey kaybetti. Biz onun utancı içinde okuduk ve büyüdük. Eşimden ve kızımdan Allahaısmarladık diledim helalleştik, emniyet müdürünü aradım ve dedim müdür bey bütün polisleri hükümet konağının oraya yıkıyorsun öleceğiz ama kesinlikle teslim olmayacağız neye mal olursa olsun. Hakikaten Cenabı Hak bizi sevdi ki bizi ve devletimizi, milletimizi korudu. Yoksa biz meçhule gidecektik. Ülkemizi kaybedecektik. Biz geleceğimizi, çocuklarımızı ve ülkemizi kaybederdik” şeklinde konuştu.

    İki şeyin denenmeyeceğini belirten Vali Işın, “Biz şunu öğrendik, iki şey denenmez. Birisi ölümdür birisi de devlettir. Ben öleyim tekrar yeryüzüne geleyim gibi öyle bir şansımız yok. Ben bu devleti kaybedeyim, yıkayım yeni bir devlet kurayım öyle bir şans da yok. Suriye’de görüyoruz, Filistin’de devlet kurulamadı, Afganistan’da 1979’dan beri devlet kurulamadı, 2003’ten beri Irak’ta devlet yok. İşte görüyoruz burada Suriye hadisesini canlı canlı yaşıyoruz. Ben hep şunu zikrettim, bizi de Suriyelileştirmek istiyorlar. Gezi hadisesi ile bunu denediler, eğer Gezi hadiselerinde eski 2010 yılından önceki ordu yapılanması olsaydı Gezi hadiselerinde bu dış güçler ve yardakçıları Türkiye’de darbe yapabilirlerdi. Gezi hadisesi gibi 3 ay devam eden bir kalkışma ben görmedim. 3 ay boyunca bunu yaptılar Türkiye’de. Askeri kışkırttılar, kendisine entelektüel aydın diyen karanlık tipler asker nerededir diye günlerce makale döşediler yazdılar. Ama çok şükür ki Gezi hadiselerinde darbe yapabilecek bir ordu yoktu Türkiye’de. 17-25 Aralık’ta Türkiye’de yine darbe girişimini denediler. O melun cemaat çete eliyle muvaffak olamadılar. Bu cemaat, bu çete öyle bir sinsi çetedir ki belki yer yüzünde hiçbir gizli servis, hiçbir istihbarat örgütü, hiçbir devletin en kılcal damarlarında dolaşan birimler dahil olmak üzere böyle bir örgütün dünya tarihine geldiğini zannetmiyorum. Şimdi de utanmadan, sıkılmadan alçak herif ben yapmadım diyor. Açıklama yapmış diyor ki uluslararası bir mahkeme kurulsun eğer onda birinde benim bir hissem varsa ben razıyım cezama diyor. Allah seni kahrı perişan etsin. Sen bu milletin aklıyla mı alay ediyorsun? Bizi kandırmaya çalışıyorsun da 78 yaşındasın geberdiğin zaman Allah’a ne hesap vereceksin. Sen bu milletin dini, imanı ile uğraştın. Aslında en kötüsü de nedir biliyor musunuz değerli kardeşlerim? O kadar zeki eğitilmiş ama makurtlaştırılmış olan bu insanların aldatılmışlığı herkesin acısından daha büyüktür. Siz 30-40 sene birisinin arkasından gidiyorsunuz adamın mehdi olduğunu zannediyorsunuz meğerki adam deccal çıktı. Bundan daha kötü bir şey var mı?” dedi.

    Kimin FETÖ ile bağlantısı varsa tespit edilip, adalete teslim edildiğini ifade eden Vali Işın, “Şuna dikkat ediyoruz. Milli eğitimden, askeriyeden, adliyeden, diğer kurumlardan kimlerin bu örgüte bağlantıları varsa bunlar tespit ediliyor ve adalete teslim ediliyor. Ama bir şeye dikkat etmemiz lazım. Kurunun yanında yaşında yanmaması lazım. İftiralar, ihbarlar bu dönemlerde çok hızlı bir şekilde devreye girer. O onu sevmiyor. bu onu sevmiyor kıskanıyorlar gibi hazır fırsat varken yok olsunlar gitsinler. Gibi düşünceler her zaman olabilir. Bunu dikkate almak zorundayız. Ora ile bağlantılı olmayan bir kişiyi bile mağdur edersek Allah bunun hesabını bize sorar. Biz masum insanları muhafaza etmek zorundayız. Kimin suçu varsa o cezasını çekecek. Ağrı’da olanda odur. Bazı insanlar farklı isimler söylüyorlar, iftira ediyorlar. Devletin bir aklı, bir çalışma mekanizması vardır. Devletin bir bilgi toplama mekanizması vardır. Bu devlet büyük bir devlettir. Bu devlet isterse 10 dakika içersinde kimin ne olduğunu çok rahat bir şekilde ortaya koyar. Bu kadar güçlü bir devlettir. Yapılan bütün çalışmalarda gösteriyor ki, yüzde yüz isabetli kararlardır. Bizde dikkat ediyoruz. Karşımızda çok sinsi bir örgüt vardır. Gizlilik esastır, yalan konuşurlar, bukalemun gibidirler. Ama bizde bu şartlar içersinde devletimiz onlardan daha güçlüdür. Bilgi toplama sistemi daha güçlüdür. Bunları tespit edip adalete teslim ediyoruz. Bunun böyle bilinmesini istiyorum. Ağrı’da da bunlar ilgili gerekli çalışmalar yapılıyor, ama dikkatli bir şekilde hareket etmeye çalışıyoruz. Herhangi bir nedenle en yakınımız dahi olsa terör örgütleri ile bu FETÖ, PKK veya başka bir örgüt olabilir gözümüzü kırpmadan bunların hak ettiği cezayı almaları için gerekli çalışmaları yaparız, bunu da yapmaya çalışıyoruz” dedi.

  • Bakan Özhaseki STK temsilcileri ile buluştu

    Bakan Mehmet Özhaseki, memleketi Kayseri’de sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle düzenlenen bir toplantıda buluştu.

    Toplantıya, Kayseri Valisi Süleyman Kamçı, AK Parti Kayseri Milletvekili İsmail Tamer, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik, AK Parti İl Başkanı Hüseyin Cahit Özden ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Özhaseki, toplantıda yaptığı konuşmada, 15 Temmuz darbe girişiminde bulunan FETÖ/PDY ile ilgili açıklamalarda bulundu. Özhaseki, ’’Son olayda gördük ki, silahı, tankı her şeyi ile çıkmışlar ortaya. Bir kız kardeşimiz efeleniyor, karşılarına çıkıyor. Namlunun karşısına yatmış (çık dışarı) diye bağıranlar var. Tankın namlusuna adam gelirse direkt buradan vuracak. Nerelerde parçalanacak Allah bilir. Kendini heder etmiş insanlar var. Cenabı Hakk’a şükürler olsun. Bunları yaşadık geçtiğimiz günlerde. Rabbim bir daha yaşatmasın diye dua edelim inşallah.’’ şeklinde konuştu.

    ’’GAYRİ RESMİ DE OLSA DURDURUN, SORUMLULUK BANA AİT’’

    Bakan Mehmet Özhaseki, cemaatin elinde bulunan vakıf ve derneklere el konulamadığını, ancak OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname ile cemaatin elinde bulunan vakıf ve dernekler ile bunlara ait gayrimenkullerin listesinin çıkarıldığını ve tapuda işlemlerin durdurulduğunu bildirdi. Özhaseki, ’’Bunların her türlü mallarına, mülklerine el konuldu. Bu liste çıkmadan önce bizimkilerine (bunların yapısını siz biliyorsunuz. Kanun hükmünde kararname de geliyor. Bütün tapu müdürlüklerine tek tek telefon edin. Gelmeden işlemleri durdursunlar. Liste geldikten sonra, kararnameden sonra ola ki listeye girmemiş ama her tapu müdürü bunların yapısını bilir. Kayseri’de Melikgazi Tapu Müdürü bunların okullarını, yurtlarını bilir. Velev ki isim listede çıkmadı, bunlar da devretmeye çalışıyorlar. Sakın ola ki hiçbir menkul, gayrımenkul bir şey devir olmayacak. Gayri resmi de olsa durdurun. Sorumluluk bana ait, merak etmeyin) dedim. Resmi yayınlananların dışında İzmir’de 200 gayrimenkulü kurtardı arkadaşlarımız. Bunlar hazırlanan listeye girmemiş’’ ifadelerini kullandı.

    ’’BUNLARDA ŞEYTANİ PLAN ÇOK’’

    FETÖ/PDY’nin çok farklı yöntemler kullandığını vurgulayan Bakan Özhaseki, ’’Bunlarda şeytani plan çok, şeytandan iki tık ilerdeler. Bunların yanında biz çok saf ve sade kalırız. Şeytandan iki adım önde gidiyor adamlar. Şeytan, bunların yanında masum kalıyor. Acayip planları var. Konya’da bu yolla 35 tane gayrimenkul fark ettik ve kurtardık. Bunlar zaten milletin malıydı, milletimize geri dönüyor. Gayet sade ve basit. Hepimizin malıydı bunlar’’ dedi.

    DOĞU VE GÜNEYDOĞU’DA SON DURUM

    Terör olayları nedeniyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’yle ilgili yapılan çalışmalar ve gelinen son durumla ilgili bilgiler de veren Özhaseki, şunları söyledi:

    ’’O taraflarda 7 tane bölge var. Şırnak ilinin merkezi, Silopi, Cizre, İdil. Bunlar Suriye sınırına sıfır. Hakkari’de Yüksekova bölgesi var. Bir de Mardin’de Nusaybin var. Bunlar nerede ise sınıra sıfır yerler. Çoğu 10-20 kilometre içer de olanlar var ama çoğu sınıra sıfır noktada. Diyarbakır Sur içeride ama onun bir başka özelliği var. Bu yedi bölgede çatışmalar yaşandı. Hali ile çatışmalar sırasında PKK terör örgütüne yakın bir yapı olsa da vatandaşın büyük bir bölümü bunlara karşı idi. Onlar çukurlar kazarken birçok bölge kazdırmadı. O insanlar, (Bu çatışmalarda biz devleti tuttuk. Biz devletten yana olduk bunun kıymetini bilin. Onların yanında olmadık. Onları terk ettik. Yalnızlaştırdık. Ama zarara uğradık. Evlerimiz gitti, bizim dükkanlarımız gitti, işlerimiz gitti. Allah rızası için yardım edin) denildi. (Buraları yapılandırın) diyorlar. Defalarca gittik, gerek başbakanımızla, bakan arkadaşlarımızla, gittik yine de gideceğiz. Orada yapmamız gereken şu, devlet kudretli elini gösterdi teröre tokadı vurdu. Şimdi orada vatandaş var, mağdur olmuş vatandaş var. Devlet orada şefkat kanadını açacak. Evi yıkılmış vatandaşlarımızın evini yapmak zorundayız. Devlet sokağa çıkma yasağı olacak evlerinizden çıkın terörle mücadele edeceğiz demiş. Vatandaşımız bir valiz eşyasını almış gitmiş. Biz yedi bölgede önce hasarları tespit ettik. Hasarlı yerlerdeki vatandaşlarımızın paralarını dağıttık. Camları kırılmış, sıvası dökülmüş, tamir olacak kısımlar için 3, 5, 10 bin TL paralarını verdik. Eşya hasarı olarak da hasarın yüzde 12’sini verelim dedik. Yüzde 6’larını dağıtıyoruz şimdi. Yani bir vatandaşımızın 100 bin TL’lik evi varsa hasarının dışında 12 bin TL de eşyası var diyoruz. Bunun 6 bin TL’sini dağıtıyoruz. İsteyenlere paralarını veriyoruz. Yıkılan evler ile ilgili de o bölgede 30 binden fazla ev yapacağız. Kimini olduğu yerde yapacağız. Mahalle yıkılmış olduğu yerde yapacağız mahalleyi. Dün komisyondan geçti, hafta içi de yasa da çıkar elimizi rahatlatır. Yapıp teslim edeceğiz. Alt yapılarını yapıyoruz. Sosyal alanlarını yapmaya başladık. Site mantığıyla yapıyoruz. Bir seneye kalmaz oradaki vatandaşlarımızın evlerinin anahtarlarını veririz.’’

  • Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Topçu, STK Başkanlarını kabul etti

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, “Sivil Toplum Kuruluşlarımızın; Devletle milletin yan yana olduğunu 72 düvele yazılı ve görsel basında yer alacak mitinglerle göstermesinin çok önemli olacağını düşünüyor ve bütün STK’larımızı bu ‘milli şahlanış’ hususunda göreve davet ediyorum” dedi.

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kendisini ziyarete gelen bazı Sivil Toplum Kuruluşları’nın başkanlarıyla biraraya geldi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleşen ziyarete, Emekli Uzman Erbaşlar Derneği Genel Başkanı Esef Merdoğlu, Emekli Uzman Jandarmalar Derneği Genel Başkanı Adnan Oğuz, Emekli Astsubaylar Dayanışma Grubu Başkanı Yüksel Binici, Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Emin Bozoğlan ve Diriliş Gençlik Derneği Genel Başkanı Berivan Algın katıldı.

    “IŞİD Lawrence’in gayri meşru çocuğu”

    Kabulde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Topçu, “IŞİD ilk ortaya çıktığında biz bu örgütü tanımlarken ‘Lawrence’in gayri meşru çocuğu’ demiştik. Bu örgütü ve diğer terör örgütlerini kullanan, örtülü bir şekilde destekleyen, kendi bölgesel ve küresel hesapları için yılanlarla aynı torbaya girmekten bile imtina etmeyen söz konusu ülkeleri insanlık adına, insanlık değerleri adına protesto ediyorum” diye konuştu.

    “Türkiye’nin önünü kesmeye, terör vasıtasıyla diz çöktürmeye çalışıyorlar”

    “Küresel güçler Türkiye’yi Ortadoğululaştırmaya çalışıyorlar” diyen Topçu, “Son saldırıyla da yapılmak istenen budur. Türkiye’nin tıpkı Ortadoğu ülkeleri gibi güvensiz, sorunlu, çağdaş dünyaya aykırı bir ülke olduğu imajını oluşturmaya çalışıyorlar.İşte tam bu nokta da her türlü örgütleri kullanıyorlar. Çünkü Eşkıyanın tamamının ipleri onların elinde, örgütlerin sadece adları farklıdır.Şehitlerimize rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Milletimizin ve insanlığın başı sağ olsun. Bunlar Türkiye’de etnik iç savaş olduğu, terör örgütlerinin cirit attığı istikrarsız, sorunlu bir ülke algısı oluşturmaya çalışıyorlar. Mesele sadece basit bir algı operasyonu olmayıp, aynı zamanda Türkiye’nin önünü kesmeye, terör vasıtasıyla diz çöktürmeye çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.

    “STK’ları milli şahlanışa davet ediyorum”

    Topçu, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bölgesinde umut haline gelmiş, istikrarlı ekonomisi ve yönetimiyle yükselen bir güç haline gelmiş, medeniyet algısı ve milli ufkuyla bütün bölgesel ve küresel hesapları bozan bir Türkiye’yi elbette kadim düşmanlarımız istemeyecektir. Bütün terör örgütlerini bu noktada sahaya süren düşmanlara karşı devletimiz ve milletimiz birlik içinde şuurlu bir mücadele yapmaktadırlar. Sivil Toplum Kuruluşlarımızın; Devletle Milletin yan yana olduğunu 72 düvele yazılı ve görsel basında yer alacak mitinglerle göstermesinin çok önemli olacağını düşünüyor ve bütün STK’larımızı bu ‘milli şahlanış’ hususunda göreve davet ediyorum. Bu bölgede İkinci Abdülhamid döneminden bu yana Küresel güçlerin ve yerli işbirlikçilerin hâkimiyet kurma mücadelesi vardır. Son yüzyıl açısından Ortadoğu’nun önemini izah etmeye gerek bile yoktur.”

    “Ezeli ve ebedi dostluklar ve düşmanlıklar yoktur”

    Hem dış hem iç operasyonlarla Türkiye’nin hızının kesilmesinin amaçlandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Topçu, “Türkiye’nin kendi içine dürülmesi en fazla küresel güçlerin siyasetine hizmet edecektir. Dolayısıyla söz konusu terör örgütlerinin eylemlerini kendi iradeleriyle yaptıklarını düşünmek çok fazla iyi niyetli ve safça bir değerlendirme olacaktır. Türkiye gerek İsrail ile gerekse Rusya ile ilişkileri stratejik olarak yumuşatarak milli çıkarlar açısından karşılıklı doğru bir adım atmıştır. İçi boş bir ütopya olan AB hayali, İngiliz operasyonuyla sona erince doğal olarak Türkiye’de yeni birliktelikler oluşturmak durumundaydı. İsrail’e şartlarını kabul ettirip barış ortamı oluşturması en basit ifadeyle Türkiye açısından karşı cephe sayısını azaltacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımızın söz konusu adımlarını 2. Abdülhamit dönemi bazı denge siyasetleriyle benzeştirebiliriz. Türkiye gerek İsrail’e karşı almış olduğu tavırda gerekse Suriye’deki mezhepçi faşist zalim yönetimle ve Mısırdaki askeri cuntaya karşı olan mücadelesinde yalnız bırakılmıştır. Temel insani değerlere bağlı bütün dünya tarafından da pek fazla destek aldığımız söylenemez. Yeni sürecin temel felsefesi, kendi değerlerine saygılı bir şekilde karşılıklı olarak ‘ kazan kazan’ anlayışıdır. Dış politikada klasik kural, “ezeli ve ebedi dostluklar ve düşmanlıklar yoktur”.Elbette ne İsrail’e ne de Rusya’ya kimse körü körüne yaklaşım sergilemiyor. Hataları ve eksikleri yüzlerine çarpılacaktır. Türkiye’nin dostluğunun ne kadar faydalı ve stratejik olduğu nihayet bu ülkeler tarafından da algılandı. Dolayısıyla geçtiğimiz süreç Türkiye’nin gücünü test etmesi bakımından bir fırsat olarak da görülebilir. Ayyıldız olmadan bölgede huzur ve barışın sağlanamayacağı, masanın bir köşesinde de Türkiye’nin mutlaka olması gerektiği herkes tarafından kabul edildi. Türkiye’ye yönelik operasyonlarda içerideki hainler de önemli fonksiyonları icra ediyorlar. Gerek bölücülerin gerekse Paralel Devlet Yapılanmasının siyaseti dizayn etme gayretleri devam ediyor. Amaç her ne pahasına olursa olsun Sayın Cumhurbaşkanımızı bu makamdan indirmek, Başkanlık sistemini, yeni Anayasayı engellemektir. Bunun için her türlü hesap yapılabiliyor” açıklamasında bulundu.

    “Adalet karşısında hesap verecekler”

    Terörle mücadelede çok büyük başarılar sağlandığını söyleyen Topçu, “Terör örgütüne ciddi darbeler vuruldu. Yenilen örgüt, bundan sonra her türlü provokasyona başvuracaktır. Halk içinde iç savaş çıkarma gayretleri olacaktır. Buna karşı duyarlı ve dikkatli olmak gerekmektedir. Öte yandan dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla birlikte yargılamaların önü açılmıştır. Zanlıların mahkeme tanımaz, hukuk- kanun tanımaz hallerine karşı devlet gerekeni yapmalıdır. Devlete olan borcunu ödeyemeyen bir vatandaş bile polis tarafından nasıl zorla mahkemeye götürülüyorsa, Devlete millete karşı yapılan ciddi suçlamalara muhatap olanlar, vekil bile olsalar zorla ifadeye götürülmesinden imtina edilmemelidir. Dokunulmazlıkları kaldırıldı ve sıradan vatandaş oldular. Dolayısıyla ne suçları varsa yargılanmalıdırlar. Bunların direnişinin sebebi hem dış dünyaya karşı propaganda yapmak hem de içeride karışıklık çıkarmaktır. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Vatandaşlıktan atılma dâhil her türlü cezai müeyyideyi düşünmek gerekiyor. Her kim ne yapıyorsa bedelini ödemelidir. Yıllardır gösterilen hoş görünün karşılığı bumerang gibi nasıl bize geri döndüyse tekrar aynı şekilde bir tavır olmamalıdır. Bu noktada devletimizi idare edenlerin tavrı nettir. Herkes net ve sert olmalıdır. Türkiye’nin bağımsızlığına, huzuruna, askerine, polisine, vatandaşına kast eden teröristlere karşı en küçük toleransa yer yoktur. Çünkü söz konusu olan vatandır, birliğimiz ve beraberliğimizdir. Bu nedenle devlet vatandaşına yunus, haine, eşkıyaya ve her türlü illegal yapıya yavuz olacaktır” şeklinde konuştu.

  • Sanayici İş Kadınları Ve İş Adamları Konfederasyonu STK Temsilcileri İle İftarda Bir Araya Geldi

    Sanayici İş Kadınları ve İş Adamları Konfederasyonu Genel Başkanı Nezaket Emine Atasoy, “Uluslararası toplum dünyada adil ve kalıcı bir barış ortamı istiyorsa, dünyadaki bütün devlet ve milletlerin sevgi, saygı, hoşgörü, barış içinde adil, eşit ve huzurlu yaşaması için yayılmacı, işgalci, zulme dayalı haksız politikalara, terör ve şiddet uygulamalarının her türlüsüne dur demeli, bunu yapanlara ve destekleyenlere karşı gerekli yaptırımları acilen uygulamalıdır” dedi.

    Sanayici İş Kadınları ve İş Adaları Derneği Konfederasyonu, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile iftar programında bir araya geldi. İftar programının açılış konuşmasını yapan Sanayici İş Kadınları ve İş Adamları Konfederasyonu Genel Başkanı Nezaket Emine Atasoy, “Türkiye Cumhuriyeti coğrafi konumu, siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel 600 yıllık imparatorluk geleneği, 100 yıllık cumhuriyet deneyimi ve tarihsel birikimiyle güçlü bir devlettir. Günümüzde milletlerin, devletlerin kültürel ve yaşamsal anlamda her türlü insanlık dışı muameleye maruz kaldığı kimliksiz ve topraksız bırakıldığı görülmektedir. Uluslararası toplum ülkemizde ve bölgemizdeki terör sorunu ile mülteci sorunu başta olmak üzere sivillerin, kadınların ve çocukların ölümüne, katledilmesine, mağdur edilmesine daha fazla duyarsız kalmamalıdır” şeklinde konuştu.

    Uluslararası dostlukların kolayca bozulmaması gerektiğini vurgulayan Atasoy, “Uluslararası toplum dünyada adil ve kalıcı bir barış ortamı istiyorsa, dünyadaki bütün devlet ve milletlerin sevgi, saygı, hoşgörü, barış içinde adil, eşit ve huzurlu yaşaması için yayılmacı işgalci, zulme dayalı haksız politikalara, terör ve şiddet uygulamalarının her türlüsüne dur demeli, bunu yapanlara ve destekleyenlere karşı gerekli yaptırımları acilen uygulamalıdır” diye konuştu.

    Arap Devletler Ligi Türkiye Temsilcisi Muhammed El Fatih,Arap ülkelerinde çok fazla terör ve şiddet olaylarının yaşandığını söylediği konuşmasında, “Daha önce Sanayici İş Kadınları ve İş Adamları Konfederasyonu’yla iş birliği yaptık, Barış zirvesi ve Barış Kenti Kudüs Zirvesi’nde. Kalbimiz Kudüs’te, o yüzden o barış zirvesine katıldık. Biz Arap ülkelerinde çok terör ve şiddet yaşadık. Bu terör bitecek inşallah” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların tamamlanmasının ardından, Sanayici İş Kadınları ve İş Adamları Konfederasyonu Genel Başkanı Nezaket Bilge Atasoy, gazilere plaket takdim etti.