Etiket: Stk

  • Yüzlerce STK üyesi Şehitler Tepesi’ne akın etti

    Cuma Namazı’nın ardından Halep ve terör şehitleri için gıyabi cenaze namazı kılan sivil toplum kuruluşları, “teröre lanet yürüyüşü” düzenleyerek Şehitler Tepesi’ne karanfiller bırakıp dua etti.

    Beşiktaş’ta meydana gelen terör saldırıları ile Suriye’nin kuzeyindeki Halep’te yaşanan katliamlar, yüzlerce STK bileşenlerinden oluşan Türkiye Gençlik Sivil Toplum Kuruluşları üyelerince protesto edildi. Bezm-i Alem Valide Sultan Camisi’nde Cuma Namazı kılan kalabalık, daha sonra Halep ve terör şehitleri için gıyabi cenaze namazı kıldı. Aralarında kadınların da olduğu kalabalık, ellerinde taşıdıkları pankart ve Türk bayrakları ile terörü protesto etmek için Dolmabahçe’den Şehitler Tepesi’ne yürüdü. Polisin aldığı yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleşen yürüyüş sırasında Şehitler Tepesi’ne çıkan tüm caddeler araç trafiğine kapatıldı. Birçok sivil toplum kuruluşu üyesinin yer aldığı kalabalık, olay yerine karanfiller bırakıp dua etti. Şehitler için ilk olarak Kuran-ı Kerim tilaveti gerçekleştirilirken, Şehitler Tepesi’nde toplanan yaklaşık bin kişi burada, sık sık batılı ülke aleyhine slogan attı. Ellerinde Türk bayraklarıyla ‘şehitler ölmez vatan bölünmez’ sloganları atan kalabalık adına çeşitli konuşmacılar, Halep’te yaşanan vahşete ve terör örgütlerinin saldırılarına dikkat çekti.

    Halepli gencin yardım çığlığı

    Halepli olduğu öğrenilen Ali Mustafa adlı Suriyeli bir genç, protesto gösterisinde yaptığı konuşmada, “Değerli aziz Türk milleti; burada yapılan hain saldırıyı nefretle kınıyorum. Biz Halep’te şu an dirilebiliyorsak, yanımızda Müslüman bir kardeşimiz var demektir diyoruz. Arkamızda bir Türk kardeşimiz var diyoruz. Orada (Halep’te) her gün yüzlerce insan katlediliyor. Bu zulme hep birlikte dur diyelim” şeklinde açıklama yaptı.

    Türkiye Gençlik Sivil Toplum Kuruluşları Sözcüsü Mehmet Arı ise, “Gençler şehitlerini ve Halep’i unutmadı. Zalimlere ve katil terör örgütlerine karşı duruşunu tüm dünyaya ilan etmek için buraya gelen ülkemizin güzel insanları; hepinize selam olsun” diyerek başladığı sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz, 15 Temmuz’da yüreğimizi ortaya koymuş ve bu ülkeyi ABD ve batı ülkelerine teslim etmemiş bir milletiz. FETÖ denen satılmış bir örgüt tüm güçleri ile geldi, karşılığını da aldı, daha da alacak. Şimdi burada da yüzlerce polisimiz ve taraftarlarımızın canına kasteden katil sürüsü PKK ve onun taşeronları size de bir çift sözümüz var; biz 79 milyonuz hepimizi öldüremezsiniz.”

    “Kandil gecesi çay simit değil, kan içtiler”

    Hamza Yorulmaz adlı bir din görevlisi, “Burası konuşma yeri değil, burada 44 can konuştu. Onlara ‘ölü’ diyemeyeceğimiz bir gidişle gittiler. Vatan evlatları burada bizi beklerken şehit oldu. Hepsine rahmet diliyoruz. Mekanları, makamları Cennet olsun. Acıyla kavruldular bir Kandil Gecesinde. Simit, çay değil, o gece o şehitler kan içtiler. Allah onların kanını yerde bırakmasın. Sadece burada bulunmuyoruz, şu an bin araçlık konvoy ile Halep’teyiz” diyerek Suriye’de yaşanan vahşete dikkat çekti.

  • Bakan Çavuşoğlu, Bern’de STK temsilcileriyle görüştü

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İsviçre’deki temasları kapsamında Türk Sivil Toplum Kuruluşları temsilcileri ile bir araya geldi.

    İsviçre’deki temaslarına devam eden Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Türk Sivil Toplum Kuruluşları temsilcileri ile bir araya geldi. Bakan Çavuşoğlu, Bern Büyükelçilik rezidansında yapılan görüşme esnasında İsviçre temaslarını anlatarak mevkidaşı Didier Burkhalter ile gerçekleştirdiği görüşmeye değindi.

    İlerleyen günlerde göreve başlayacak yeni Büyükelçi İlhan Saygılı’yı da anlatan Çavuşoğlu, STK temsilcilerinin sorularını yanıtladı. Bakan Çavuşoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti her zaman yanınızda. Burada siyasi parti ayrımı yapmadan birlik ve beraberliğini aramızdaki dayanışmayı güçlendirin” dedi.

    Toplantı sonunda elçilik ve konsolosluk görevlilerinin yanı sıra STK başkan ve temsilcileriyle birlikte kahvaltı yapıp sohbet eden Çavuşoğlu, İsviçre Dışişleri Bakanı ile görüşme yapmak üzere katılımcılara teşekkür ederek elçilikten ayrıldı.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, STK temsilcileriyle buluştu

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk askerinin Başika’dan çıkmasını isteyen Irak merkezi hükümetine tepki göstererek, “Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye Cumhuriyeti istediğin zaman gelen, istediğin zaman çık dediğinde çıkan bir ülke değildir” dedi.

    Bir dizi açılış ve temel atma töreni için Konya’ya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile akşam yemeğinde buluştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan burada yaptığı konuşmada, Türkiye’nin son 14 yılda ekonomiden siyasete, demokrasiden dış politikaya, ticaretten alt yapı yatırımlarına kadar her alanda büyük bir başarı hikayesi yazdığını söyledi. Türkiye’nin bu başarı hikayesinin geleceğe de ışık tuttuğunu kaydeden Erdoğan, “Biz Türkiye’nin bu önemli konumunu dünyanın farklı köşelerindeki kardeşlerimizin gönderdikleri mesajlarda da görüyoruz. Yaptığımız ziyaretlerde bizzat şahit oluyoruz. Ülkemizden yayılan umut ışığının birilerini ciddi manada rahatsız ettiğini de biliyoruz. İşte son Cerablus olayında Musullu kardeşlerimiz ziyaretlerinde bize aynen şunu söylediler, ‘Biz şurada birkaç ay öncesine kadar umutsuzduk. Ama Cerablus’tan sonra bizim umudumuz arttı’ demeye başladılar. Şimdi biz artık umudumuz Türkiye’nin Irak’ta atacağı adımlara bağladık diyorlar. Çünkü ciddi manada bir tehdidi altındalar. Burada şimdi tehdit olarak birinci derecede DEAŞ var” dedi.

    “Koalisyon güçleri ve Türkiye kimseden yardım istemeden bu işi bitirir”

    Şu an Başika’daki Türk askeri varlığının Irak merkezi hükümetini rahatsız ettiğini söyleyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Ahmet Bey başbakanken bunlarla şuan ki Irak’ın başbakanı ile aynı masaya oturup oradan mesajları vermişlerdi. Beni de Cumhurbaşkanı olarak makamımda ziyaret ettiğinde bizzat oraya davet etmek suretiyle terör örgütü DEAŞ’la mücadele noktasında bizden yardım isteyen kimdi, bunlardı. Şimdi buradan çıkmalı diyor. Kusura bakma Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye Cumhuriyeti istediğin zaman gelen, istediğin zaman çık dediğinde çıkan bir ülke değildir. Şuanda burada mazlumlar var. 400 bin Türkmenler, yarısı Şia yarısı Sünni. Görüntüde Müslüman ama mezhep farklılığı bunları da birbirine düşürmüş. Fakat Musul’a geliyorsun. Musul’da 2 milyon Müslüman var. Bunlar tabii ki DEAŞ’ın buradaki aktif yapısı nedeniyle endişedeler. Aslında bunların sayısı fazla değil. Yani bunu şuanda koalisyon güçleri ve Türkiye kimseden yardım istemeden bu işi bitirir. Ve DEAŞ pılısını pırtısını toplar nereye giderse gider. Yeter ki bu kararı biz koalisyon güçleriyle verelim. Şimdi bakın son zamanda bir şey söylemeye başladılar, ne diyorlar Türkiye’yi biz koalisyon güçleri içerisinde görmek istemiyoruz. Niye, mesele şu; masada Türkiye’yi görmek istemiyorlar sıkıntılar bu. Şimdi Türkiye masaya oturursa o zaman tabii ki orada devren değişecek. Geçmişte de durum böyle oldu. Meşhur 1 Mart tezkeresi olayında da bana göre o zaman Türkiye’nin yanlışı odur, çıkmamalı ve biz orada kesinlikle olmalıydık. Eğer biz o gün orada olmuş olsaydık. Bugün Irak’ın kaderi Allah’ın izniyle böyle olmazdı. Biz tabii istenmediğimiz yerde olmayız dedik çekildik. Ondan sonrada istedikleri gibi at oynattılar ve orayı istedikleri gibi parsellemeye başladılar. Şimdi gelinen nokta önemli. Biz Başika’da şu anda 700’ e yakın askerle araç gereç varız. Musul’a yakın bir noktadayız. Buradaki gelişmeler şuanda bizim de kontrolümüz altında. Ne gerekiyorsa yapmaya hazırız ve yapacağız.”

    “Ülkeme darbe yapan nasıl mağdur oluyor”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün inlerine yeni girilmeye başlandığını, terör örgütü PKK’da bile bu kadar in görülmediğini ifade etti. Darbecilerin mağdur gibi gösterilmeye çalışıldığını dile getiren Erdoğan, yurt dışına kaçanlarla ilgili yeni bir hazırlığın içinde bulunduklarını açıkladı. Erdoğan şöyle konuştu:

    “Şimdi bir şey tutturdular, mağdur mağdur mağdur. Çok mağdur olan var diyorlar. Eğer mağdur diyorsanız, mağdur benim 241 şehidimin yakınlarıdır.2 bin 194 gazimizin yakınlarıdır, asıl mağdur onlar. Ülkeme darbe yapan nasıl mağdur oluyor. Ülkemi yıkmaya çalışan, bu kadar şehidimiz bu kadar gazimiz olmasına neden olanlar nasıl oluyor da bunlar mağdur oluyor. Bakın nerelerden ne tür kasalar, gizli evraklar çıkıyor. Daha neler çıkacak durun bakalım. İnlerine yeni yeni giriyoruz, başka inler çıkıyor. PKK’da bile bu kadar in görmemiştik. Bunlar şehrin merkezindeki inler öbürü dağlardaki inler. Onun için üzerine üzerine gideceğiz. Onlar kaçacak biz kovalayacağız. Ve temenni ederim ki, bunlara ev sahipliği yapanlarda bunlardan bir dert görsün. Bunları yurt dışında saklayanlar var ya, bunlara ev sahipliği yapanlar var ya, biz şuanda yeni bir hazırlığın da içindeyiz. Birçoklarını buraya görevli olanlardan gidenlerden vesaire geri çağırıyoruz. Belli süre vereceğiz, geldiler geldiler, gelmediklerinde gereğini yapacağız. Çünkü bu vatanın evladı olan buraya gelir, bildiği doğruları ilgili mercilere anlatır, anlatmıyorsa bedelini öder. Hiç olmazsa biz de bu bizim vatandaşımızdır demeyiz. Yakalandığı yerde de gereğini yaparız.”

    “Yenikapı ruhunu tanımıyorum demek bir şey kazandırmaz”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yenikapı’da düzenlenen tarihi mitingi hazmedemeyenler çıktığını anlatarak, “Bu ülkede öncelikle öz eleştiri vermesi gerekenler devletin kapılarını millete kapatan, devletle vatandaşı karşı karşıya getirenlerdir. Yıllarca kendini yegane sahibi olarak gören bu kişilere düşen görev evvela FETÖ’ye alan açan geçmişleriyle hesaplaşmaktır. Şayet 27 Mayıslar, 12 Eylüller, 28 Şubatlar yaşanmasaydı bu ülkede FETÖ var olabilir miydi? Siyasetin alanı müdahalelerle kısıtlanmasaydı FETÖ bu kadar büyüyebilir miydi? 17-25 Aralık’tan beri FETÖ’ye karşı verdiğimiz mücadelede yalnız bırakılmasaydık 15 Temmuz ihaneti yaşanır mıydı? İşte 7 Ağustos dedik, davet ettik çağırdık. Bir Yenikapı’dan bir yeni ruh oluşsun dedik ama bir de baktık ki, hazmedemeyenler de çıktı. Hatta gelmek istemeyip de aracılar vasıtasıyla gelmesi temin edilenler daha sonra ben böyle bir Yenikapı ruhunu tanımıyorum demeye başladılar. Tanısan ne olur tanımasan ne olur aslolan milletin tanımasıdır. Oraya gelen 5 milyon bunu tanımış oraya gelmiş. Birde ekranları başından en az 5 milyon onu izlemiş, 10 milyon. Bir de bunun yansıması var dünyaya. Bütün bunlar bu kadar açık net ortadayken ben böyle Yenikapı ruhunu tanımıyorum demek bir şey kazandırmaz. Yapmanız gereken nedir, o gün oradan tecelli eden ruha ayak uydurmaktır. Eğer ayak uydurmazsan sen kaybedersin, o alana gelenler değil” dedi.

  • Bakan Avcı STK temsilcileriyle bir araya geldi

    Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, “Teröre inat hayatımızı güzelleştirmeye, güzel işler yapmaya devam edeceğiz” dedi.

    Van’ın Özalp ilçesindeki ziyaretinin ardından Yukarı Nurşin Camii’nde Cuma namazı kılan Bakan Avcı, daha sonra Elite World Van Hotel’de STK temsilcileri ile bir araya geldi. Burada Vali İbrahim Taşyapan, AK Parti Van milletvekilleri Beşir Atalay ve Burhan Kayatürk, AK Parti İl Başkanı Zahir Soğanda, DAKA Genel Sekreteri Emin Yaşar Demirci, Kültür ve Turizm İl Müdürü Muzaffer Aktuğ ve STK ile sektör temsilcileriyle yemekte bir araya gelen Bakan Avcı, yapılan sunumların ardından bir konuşma yaptı. Avcı, “Biz her fırsatta turizmin ve buraya gelecek turistlerin katkısıyla onların buraya getirdikleri ve getirecekleri canlılığın katkısıyla teröre, sizin karşınızda yılgınlığa kapılmış değiliz, hayatımızı güzelleştirmeye, güzel işler yapmaya devam edeceğiz. Birliğimizi, bütünlüğümüzü, kardeşliğimizi daha da pekiştirecek pek çok yeni kültürel ve sanatsal faaliyetlere birlikte imza atacağız mesajını vermeliyiz. Yani teröre inat güzel işler yapmaya devam edeceğiz. Turizm bunun için çok büyük bir potansiyeldir. Turizm dünyada uluslararası barışın da, karşılıklı anlayışın da anahtar sektörlerinin başında geliyor” dedi.

    “Ülkemiz 40 milyon turist ağırlayan bir ülke”

    Dünyada turizmin kendi kendisinden ibaret bir sektör olmadığını ifade eden Bakan Avcı; siyasetle, kültürle, barışla, istikrarla iç içe geçmiş bir faaliyet alanı olduğunu söyleyerek, “Turizm dediğimiz sektör, kendisi ve çevresinde en az 56 alt veya yan sektörü etkileyen, onları besleyen eko sistem üzerinden çalışan bir faaliyet alanıdır. Bütün dünyada ve bizim ülkemizde de gittikçe derinleşiyor ve yaygınlaşıyor. Dini miras alanları ve turizm konulu uluslararası bir konferansa Türkiye olarak katılmıştık. Orada da vurgulandı, İkinci Dünya Savaşının bitiminde, 1953 yılında bütün dünyada gezen turist sayısı toplam 20 milyon, bugün Türkiye 2015 rakamlarıyla söyleyecek olursam 40 milyon turist ağırlayan bir ülke ve dünyanın 6’ncı büyük destinasyonudur. Özellikle 2016’da bu alanda yaşadığımız sıkıntılar bize aynı zamanda büyük bir tecrübe kazandırdı. Biz pazarlarımızı çeşitlendirmek zorundayız. Ülkemizin turizm hedeflerini bugüne kadar olduğu gibi daha çok Rusya, İngiltere ve Almanya ağırlıklı olmaktan çıkarıp onları muhafaza etmek, onlarda derinleşmek, onları da tekrar genişletmek, ama onların üzerine yeni destinasyonlar, yeni pazarlar ilave etmek. Nedir o pazarlar? Japonya, Çin, Hindistan, İskandinav, Ortadoğu’suyla, Latin Amerika’sıyla Kuzey Amerika’sıyla bütün dünyaya açılmak. Böyle bir pazar çeşitlenmesiyle biz 2016’da yaşadığımız türden sıkıntılarla inşallah bir daha karşılaşmayacağız” diye konuştu.

    “Van için üzerimize düşen her şeyi yapmaya hazırız”

    Sadece Van’ın ürün çeşitliliği ile Türkiye’nin taşıdığı büyük potansiyeli göstermeye yettiğini aktaran Bakan Avcı, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Sadece biz Van’la bile uluslararası piyasaya çıksak, bu ürün çeşitliliğiyle bugün geldiğimiz noktadan çok gidecek bir potansiyele sahibiz. Ne arasanız var. İnanç, dağ, sağlık, eğitim, gezi yolları, tarihi birikimler, dünyanın her yerinden gelecek bütün turistlere, misafirlere sunacak zenginliklerimizi var. Van’da biz bugüne kadar maalesef Türkiye geneli olduğu gibi Van içinde yeterince bu potansiyelin farkında olmayarak, sahip olduğumuz bu büyük zenginliğin hakkını vermekte çokta başarılı olduğumuzu söyleyemiyoruz. Biz Bakanlık olarak Türkiye geneli için olduğu gibi Van için de hem bu pazar çeşitlenmesi hem de ürün çeşitlenmesi konusunda üzerimize düşen her şeyi Van için yapmaya hazırız. Van’da 2012’de 200 bin olan turist sayısı 2015’te 910 bine çıkmış.”

    Bakanlıkta ’Pamuk’ adında bir Van kedisinin bulunduğunu belirten Bakan Avcı, her gelen yabancı heyetin Pamuk’la fotoğraf çektirdiğini ifade etti.

    Türkiye’nin mavi bayraklı plaj sayısında Avrupa’da birinci sırada yer aldığını dile getiren Bakan Avcı, daha sonra Van Kale Yolu üzerinde bulunan Atasoy Gümüş Atölyesini ziyaret ederek, burada savat işçiliği ile yapılan eserleri inceledi. Girişte bulunan Van kedilerini de sevmeyi ihmal etmeyen Bakan Avcı, daha sonra yapımı devam eden Urartu Müzesini gezerek, yetkililerden bilgi aldı. Buradan da eski Van şehrinin bulunduğu alana geçerek, Mimar Sinan’ın bölgedeki tek eseri olan Hüsrevpaşa Külliyesini ve Tahir Paşa Camii’ni gezen Bakan Avcı, kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkartılan eski Van evlerine ait temelleri inceledi.

    Bakan Avcı, Van’da 2011’de yaşanan depremlerden sonra tekrar onarılan Van Devlet Tiyatrosu binasının açılışına katılmak üzere buradan ayrıldı.

  • STK temsilcileri siyasetçilere yönelik saldırılara tepki gösterdi

    Van’da faaliyet yürüten bazı sivil toplum kuruluşlarının (STK) temsilcileri, PKK’lıların siyasilere yönelik saldırı ve suikastlarına sert tepki gösterdi.

    Van’da 48 STK bileşeninden oluşan Sivil Dayanışma İnisiyatifi ile Memur-Sen Van Şubesi, Mustazaflar Cemiyeti Van Şubesi ve Anadolu Gençlik Derneği Van Şubesi temsilcileri, siyasilere yönelik saldırıların kabul edilemez ve saldırı şeklinin vahşice olduğunu vurguladı. Van Sivil Dayanışma İnisiyatifi Dönem Sözcüsü Sunullah Erçek, “Siyasi cinayetler kesinlikle kabul edilemez. Siyasi bir kimlikle mücadele etmenin yolu siyasi olmalı, sandıkla, seçimle olmalıdır. Onu katletmeniz, onun siyasi düşüncesini ortadan kaldırmanız anlamına gelmez. Olayın farklı bir boyutu da bir insanı ailesinin yanında katletmenin hiçbir ahlaki izahı yoktur. Bu lanetlenmesi gereken bir davranıştır. Bölgemiz açısından da bu tür olaylar kaos üretmeye, korkutmaya ve sindirmeye yönelik girişimlerdir. Terörizmi arttırmaktan başka bir amaca hizmet etmemektedir” dedi.

    “Bu saldırıların bir izahı ya da bir izanı yoktur”

    Memur-Sen Van Şube Başkanı Osman Ayşin ise son zamanlarda PKK’nın bu tarz alçak saldırılara hız verdiğini ifade ederek, “Yapılan saldırılarla olayın farklı mecralara kaydırılmak istendiğini görmekteyiz. Bizler de Memur-Sen ailesi olarak bunları şiddetle lanetliyor ve kabul etmiyoruz. Kaldı ki bir insanın ailesinin gözleri önünde katledilmesi kabul edilebilir bir şey değildir. Bu gözü dönmüşlük son zamanlarda vahim bir hal almaya başladı. Özellikle siyasilere yönelik saldırılara derhal son verilmelidir. Bu saldırıların bir izahı yada bir izanı yoktur. Halkımız üzerinde oynanan bu oyunlar amacına ulaşmayacaktır. Bu dış mihrakların farklı bir oyunudur, bizler şiddetle bunun önüne geçilmesini ve siyasi cinayetlere son verilmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Eğer siyaset yapacaklarsa zaten siyasi uzantıları meclistedir”

    Bu tarz saldırıların geçmişte de yapıldığına işaret eden Muftazaflar Cemiyeti Van Şube Başkanı Recep Karabulak, “Bu çirkin saldırılarda ölen siyasilere Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyoruz. PKK tarihi boyunca bu halkı sindirme adına benzer suikastlar yapmıştır. Bizler ne siyasi ne de sivillere yapılan bu saldırıları asla kabul etmiyoruz. Yapılan bu saldırıların halkın da tepkisine neden olduğunu biliyor ve görüyoruz. Eğer siyaset yapacaklarsa zaten siyasi uzantıları meclistedir. Siyaseten bir şey yapamayan bu cenah, bu yöntemlerle halkı sindirmeye çalışmaktadır. Halkımızın da bunu çok iyi bir şekilde görüp ona göre tavır takınması gerekmektedir. Yapılan saldırılar kadar saldırı şekli de vahşicedir. Geçmişte de PKK kendisi gibi düşünmeyen siyasi ve sivil yapılara yönelik birçok cinayete imza atmıştır. Bunların artık ya silah ya da siyaseti tercih etmeleri gerekir. Yapılan bu siyasi ve sivil katliamlara dur denilmelidir” şeklinde konuştu.

    “Halkın temsilcilerini öldürmek halkın yaptığı tercihlere savaş açmaktır”

    Siyasi iradenin önemine işaret eden Anadolu Gençlik Derneği Van Şube Başkanı Şeref Akbulut da, “Halkın iradesi önemlidir. Dolaysıyla halkın temsilcilerini öldürmek halkın yaptığı tercihlere savaş açmaktır. Siyasi kimlikteki bir şahıs sadece kendisini temsil etmiyor. Ona oy veren bütün kitleyi temsil etmektedir. Ona yapılan saldırı da o kitleye yapılmış gibidir. Bu da toplumsal barışı zedeliyor. Silahla bir barış söz konusu değildir. Bir sorun varsa ve çözülmesi isteniyorsa, bu siyasilerin katledilmesiyle yapılamaz. Bunu siyasilerin konuşarak çözeceğine inanıyorum. Ancak yapılan saldırılar şiddeti tırmandırmaya ve nefreti de artırmaya yöneliktir. Saldırı şeklini de insanlık dışı olarak görmekteyiz. Bir insanın ailesinin gözleri önünde katledilmesi, insanlığın hiçbir değer yargısıyla izah edilemez” ifadelerini kullandı.