Etiket: Stk

  • Bakan Elvan, Mersin’de muhtarlar ve STK temsilcileri ile buluştu

    MERSİN (İHA) – Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, “16 Nisan’da gerçekleştireceğimiz anayasa değişikliği, memleket için, bu bir siyasi parti meselesi değil, memleket meselesidir” dedi.

    Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Mersin’in Mut ilçesinde düzenlenen muhtarlar ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile yaptığı toplantıda yaptığı konuşmada, anayasa değişikliğinin siyasi bir mesele olmadığını ifade etti. Elvan, “16 Nisan’da gerçekleştireceğimiz anayasa değişikliği, ne bizim partimiz, ne Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, ne Başbakanımız Binali Yıldırım, ne de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli için. Bu anayasa değişikliği, memleket için. Bu bir siyasi parti meselesi değil, memleket meselesidir” diye konuştu.

    Türkiye’nin geleceğini düşündüklerinin ifade eden Bakan Elvan sözlerine şöyle devam etti:

    “Zor süreçlerden geçtik özellikle yürütme noktasında ciddi nedenlerle karşı karşıya geldik. Ama Türkiye’nin önünü açabilecek bir şans doğdu. AK Partisiyle Milliyetçi Hareket Partisi bir anayasa değişikliği yapılması konusunda Türkiye’mize faydalı olacağı kanaatine varıldı ve yola çıkıldı.”

    “Biz güçlü bir hükümetiz” diyen Elvan, “Biz sadece bugünü düşünmüyoruz. 10 yıl, 20yıl 30 yıl sonrasını düşünmek zorundayız. Bizim güçlü hükümetlere ihtiyacımız var. Bu güçlü hükümeti anca ve ancak bu anayasada yapılması istenen değişiklikle sağlayabiliriz. Dolaysıyla bunu bir memleket meselesi olarak görüyoruz. Herhangi bir parti meselesi olarak görmüyoruz. Bu ne Recep Tayyip Erdoğan’ın meselesidir, ne Binali Yıldırım’ın meselesidir ne Devlet Bahçeli’nin meselesidir. Bu mesele bir memleket meselesidir” şeklinde konuştu.

    Elvan, “Biz güçlü bir hükümet olmamıza rağmen bürokrattan çok çektik. Bir yatırım gerçekleştirmek istiyorsunuz 2 yıl 3 yıl kurum kurum dolaşıyorsunuz. Biz özellikle dünyanın hızlı değişim ve dönüşüm gösterdiği bir dönemde hükümetler olarak hızlı hareket etmek zorundayız” dedi.

    “Diyorlar ki tüm yetkileri Cumhurbaşkanı’na veriyorsunuz, yok öyle bir şey” diyen Elvan, “Varsa söyleyin sadece yürütmeye dayalı yetki veriyoruz. Yasama çıkarma yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisine aittir. Deniliyor ki bir gecede Cumhurbaşkanı Muhtarları kaldırabilir. Hayır Cumhurbaşkanının yetkisinde değil ki o yasayla yapmak zorundasın” dedi.

    Elvan, “Düşünün Avrupa’nın göbeğinde Avrupa’nın her bir şehrinde FETÖ terör örgütü mensupları teröristler ‘hayır’ kampanyası yürütüyor. Sana ne kardeşim sen kendi işine bak. Türkiye’nin siyasetinden sana ne. Sen kendi iç siyasetine bizlerin karışmasını ister misin? Niye karışıyorsun işte Türkiye’nin önünün açılmasından kokuyorlar, Türkiye’nin büyümesinden güçlenmesinden korkuyorlar” şeklinde konuştu.

    Mut’a yapılacak olan hizmetlerden bahseden Bakan Elvan, “Mut Silifke arasındaki 53 kilometrelik kısmı ihalesine çıktık yapım çalışmasına başladık. Şu an 24 saat çalışmalar devam ediyor. Diğer proje ise Karaman ile Mut arasındaki çalışmalarımız devam ediyor. Size söz vermiştim Sertavulu tünelle geçeceğiz diye hem tünel hem de viyadük proje çalışmasına başladık. Mut Gülnar yolunun da ihalesini yaptık şantiyesi kuruluyor inşallah birkaç gün içerisinde temel atma töreni yapacağız. Mut’un en önemli sorunlarından bir tanesi sulama suyu. Bundan dolayı projeleriyle yoğun bir çaba sarf ediyoruz. Mut barajını ekip barajına dönüştürdük özellikle kamulaştırma maliyetinin yüksek olması nedeniyle. Dolaysıyla burada 65 bin dekarlık arazi sulanacak ve 23 adette gölet projesi başlattık” diye konuştu.

    Konuşmanın ardından Bakan Elvan Muhtarlarla fikir alışverişinde bulundu.

  • Bakan Soylu Diyarbakır’da STK ve kanaat önderleri ile bir araya geldi

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, terörü tasfiye noktasındaki kararlılık sonucunda yapılan operasyonlarla bölgeye yatırımların geldiğini belirtti. 16 Nisan’da referanduma sunulacak olan yeni sistemin laf üretilen değil, iş üretilen bir sistem olduğunu ifade eden Bakan Soylu, Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) göndermede bulunarak, “Bir şey önermiyor. Bir projesi yok. 2019’da Cumhurbaşkanımızla Kılıçdaroğlu karşılıklı aday olsun. 2019’da kaybettiği zaman peşine tenekeyi takarlar” dedi.

    Referandum çalışmaları kapsamında Diyarbakır’a gelen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, akşam bir otelde düzenlenen yemekte sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve kanaat önderleri ile bir araya geldi. Vali Hüseyin Aksoy, AK Parti Diyarbakır Milletvekilleri Galip Ensarioğlu, Ebubekir Bal, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Ali Demir, Büyükşehir Belediye Başkanı Cumali Atilla, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi odası (DTSO) Başkanı Ahmet Sayar, AK Parti İl Başkanı Muhammed Dara Akar, Çermik Belediye Başkanı Şehmus Karamehmetoğlu, Çüngüş Belediye Zübeyir Arslanca ve muhtarların da katıldığı yemekte bir konuşma yapan Bakan Soylu, kendi içerisindeki en ufak meseleleri bile halledemeyenlerin kendilerine akıl veremeyeceğini ifade ederek, “Bize aklı şu anda faşizmin tam göbeğine oturmuş olanlar veremez. Bize aklı sadece kelle hesabı, çıkar, para hesabı yapanlar veremez. Bize aklı istişaremiz, müşaveremiz, ortak danışmamız verir. Biz yolumuzun ne olduğunu iyi bilenlerdeniz. Benim içim acıyor. 13-14 yaşında bir genç kızı annesinin sevgisine en çok ihtiyacı olduğu bir dönem içerisinde dağa kaçıran ve orada ona ahlaksızca davranan, onu bir terörist haline getirmeye çalışan, ona sapkın fikirler yerleştirmeye çalışanlardan hepimiz sorumluyuz. İmamı da, öğretmeni de, içişleri bakanı da sorumludur. Biz bu sorumluluğu ortadan kaldırmakla mükellefiz” diye konuştu.

    “Çalışanın emeğinden para kesilip dağa gönderilir mi?”

    Belediyelere yapılan görevlendirmeler ile ilgili konuşan Bakan Soylu, görevlendirmelerden önce terör örgütüne para aktarıldığını anımsatarak, “Hani ilçesinde bir kaymakam, bir belediye başkan vekili gayret gösteriyor, enerji ortaya koyuyor. 5 ay içerisinde 160 milyon liralık yatırım planlıyor. Bunun bir bölümünün ihalesini yapıyor. Bir bölümünü harekete geçiriyor. Kulp ilçesine geliyoruz 60 milyon liralık yatırım. Kendi ilçesine kanalizasyondan içme suyuna kadar, parkından meslek lisesine kadar hepsini tek tek yapmaya çalışıyorlar. Sonra Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin yapmaya çalıştıkları. Allah’ınızı severseniz çalışan insandan, emeğinden para kesilip de terör örgütüne gönderilir mi? Bu nasıl bir şeydir. Kandil’de yaşayanların hangi bir parçası şu salonun içindeki insanlarla özdeşleşiyor. Hangi dünyaya bakışı, hangi kıblesi bizimle özdeşleşiyor. Onlar kim ki bize akıl veriyor, bizi idare etmek için çaba sarf ediyor. Onla kim ki benim Kürt kardeşimle arama nifak sokmaya, fitne tohumu sokmaya çalışıyor. Kim onlar?” ifadelerinde bulundu.

    “Operasyonları yapmasaydık yatırımcı gelmezdi”

    Terörü tasfiye noktasındaki kararlılık ortaya konulmasaydı yatırımcıların gelmeyeceğini dile getiren Bakan Soylu şunları kaydetti:

    “Lice’deki operasyonları yapmasaydık ki devam ediyoruz. Mardin’deki, Amanoslar’daki, şehir içi yapılanmalar ile ilgili operasyonları yapmasaydık ki devam ediyoruz, bugün bu yatırımcıların hiçbirisi Diyarbakır’ı, Muş’u, Hakkari’yi, Yüksekova’yı, 23 ilin hiçbirini tercih etmezdi ve daha doğrusu hiçbir yeri tercih etmezdi. Batı’yı da tercih etmezlerdi. Van’da 4 bin 417 kişiye istihdam sağlanacak, 1 Milyar TL yatırım yapılacak. Mardin’de 28 bin 90 kişiye istihdam sağlanacak ve 4 buçuk milyar TL yatırım yapılacak. Siirt’te 7 bin kişiye istihdam sağlanacak, 3 milyar TL yatırım yapılacak. Bingöl’de 8 bin 680 kişiye istihdam sağlanacak ve 2 milyar TL yatırım yapılacak. Diyarbakır’da 37 bin 246 kişiye iş, aş, ekmek sağlanacak 6 buçuk milyar TL yatırım yapılacak. Biz sadece terörizmle mücadele etmiyoruz. Hem demokrasi hem hukukun üstünlüğü hem de ekonomik, sosyal, siyasal politikaların olduğu bir anlayışın gerçekleşmesinin mücadelesini veriyoruz. Biz bundan vazgeçmeyiz. Biz sadece yol, köprü, baraj yapmadık. Herkesin kendisini ifade edebileceği bir iklim oluşturduk. Bu coğrafyada bizim olmadığımız bir oyunu ne kurdururuz ne de müsaade ederiz. Herkes bunu böyle bilsin”

    “Karar milletimizin kararıdır”

    16 Nisan’da yapılacak referanduma da değinen Bakan Soylu, şu ifadelerde bulundu:

    “Karar milletimizin kararıdır. Başımızın gözümüzün üstüne. Bu 18 madde milletin talebidir. Milletin kendi kararıyla beraber yönetmeye amir kılan bir akıldır. Yoksa bir gün Yargıtay’ı başımıza getirirler, bir gün Anayasa Mahkemesini bize patron kılarlar, bir gün Danıştay’ı, bir gün rahmetli Özal’ı hanımıyla, çocuklarıyla beraber mahkum etmeye çalışan, rahmetli Menderes’in kasasına iç çamaşırı yerleştirip, onun fotoğrafını çekerek kendi gazetelerinde yayınlayan, bir gün Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a attıkları iftiralarla onu millet nezdinde zayıflatmaya çalışan medya patronlarını patronumuz yaparlar. Bir gün IMF’nin orta dereceli memurunu getirip patron yapmaya çalışırlar. Biz 16 Nisan’da bunlara bir itiraz gerçekleştireceğiz. Sizin adamlarınız değil millet patrondur diyeceğiz. 15 yılda yüzde 34’den yüzde 52’ye çıkmak bu coğrafyada kolay bir iş değildir. Bu kadar sıkıntının arasında kolay bir iş değildir. Bu ay 6 tane insansız hava uçağımız İçişleri Bakanlığımızın envanterine, jandarmamızın envanterine ikisi silahlı insansız hava uçağımız dahil edildi. İsrail’den almadık kendimiz ürettik. Üzerinde ay yıldızlı patent var. Biz bugün insanımızın ayağına birinci sınıf insan olduğuna inandığımız için doktor da gönderiyoruz, hemşire de gönderiyoruz, ilaç da gönderiyoruz. Yüzde 34’den 52’ye böyle çıktık ama CHP durduğu yerde böyle durur. Yüzde 25, 24, 26. Bir ileri bir geri. CHP’nin Diyarbakır’da bir derdi yok benim var. Onun Diyarbakırlıyla bir ortak noktası yok benim var. Bir şey önermiyor. Bir projesi yok. Hadi ben 2023 dedim. Mübarek sen de 2030 de. 2053 dedik sen de 2060 de. Bir şey söyle. Biz şehir hastanesi dedik sen de bölge hastanesi de. Biz otomobil yapacağız dedik sen uçak yapacağız de. Bir şey söyle bu millete. Yeni sistem laf üretilen değil, iş üretilen bir sistemdir. 2019’da Cumhurbaşkanımızla Kılıçdaroğlu karşılıklı aday olsun. Tartı Cumhurbaşkanımız adına biraz haksız ama hadi aday olsun. Şimdiki sistemde zaten genel başkan, devam edecek. Şu salon kadar adam ayarladın mı sırça köşkte oturmaya devam. Sistem bunun üzerine kurulmuş. 61 ve 82 anayasaları rahmetli Menderes’in kanı, bu milletin ıstırabı üzerine inşa edilmiş. Hayırsız anayasalardır bunlar. Hala bu anayasaları savunmak onların en önemli görevi olarak ortada durmaktadır. 2019’da kaybettiği zaman peşine tenekeyi takarlar yallah derler. Burada temel meselelerden bir tanesi de budur. Yeni sistemde proje üretmek zorundasınız, birileriyle beraber işbirliği yapmak zorundasınız ama PKK ile FETÖ ile değil. PKK ve FETÖ ile işbirliği yaparsan tarih seni affetmez. Avrupa tarihinin en zayıf noktasında. Ortak anayasa yapamamış, ortak para birimine geçememiş. Almanya neredeyse hepsini tek elden yönetmek istiyor. İngiltere bunu görüp kaçmış. Irkçılığın ve faşizmin tam göbeğine oturmuşlar. 15 yılda son 300 yılda açılan makası iyice kapatıyoruz. Şimdi bu makası biraz daha kapatmamız lazım. Arkamıza dönüp bakmaktan yorulduk yeni bir 15 Temmuz gelir mi diye. Bu sistemle kimse gelmeyeceğini garanti edemiyor. Bu sistemle yeni bir 28 Şubat gelmeyeceğini kimse garanti edemiyor. Bu endişelerimizi geride bırakmak istiyoruz. Milletimizin dünyaya söyleyeceği sözün hüküm olduğu bir Türkiye istiyoruz. Namluyu görüp de geri dönmeyen siyasi adama ender rastlanır. Biz güçlü bir lider bulduk. Bu meseleleri ancak Tayyip Erdoğan ile beraber aşarız”

  • Bingöl’de 82 STK ‘Evet’ diyecek

    Bingöl’de 82 sivil toplum kuruluşu, oluşturduğu platform aracılığıyla 16 Nisan’da yapılacak anayasa değişikliği referandumunda ‘Evet’ diyeceklerini açıkladı.

    Kentteki 82 STK ‘Bingöl Evet Platformu’ oluşturarak basın açıklaması yaptı.

    Belediye Kültür Merkezinde düzenlenen basın toplantısında konuşan Bingöl Evet Platformu Başkanı Orhan Buğrahan, büyük Türkiye için anayasa değişikliğine ’Evet’ diyeceklerini söyledi. Bingöl’de 82 STK’nın katılımıyla 82 anayasasının 18 maddesine artık yeter diyerek ’Evet’ açıklamasında bulunan Platform Başkanı Buğrahan, “Malumunuz 1923-1950 yıllarında 27 yıl boyunca ülkeyi tek başına yöneten CHP zihniyeti, Takriri Sükun Kanunuyla halkın inançlarına, değer yargılarına, kıyafetine müdahale ederek yasaklar getirmiştir. Ezanın İslamca okunmasına mani olmuş camileri ahıra dönüştürmüş Kur’an- Kerim ile bağlarımızı koparmıştır. 1950’den sonra da vesayetle devleti yönetmiş özellikle 1961 ve 1982 anayasalarına koydurulan hükümlerle cumhurbaşkanı, başbakan çekişmeleri yaşanmış, koalisyon partileri arasındaki sorunlar vesayeti daha da arttırmıştır. 28 Şubat’ın post modern darbesiyle de dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan koltuktan indirilmiş, siyasi yasaklı hale getirilmiş, inançlı insanlara zülüm edilmiş, BÇG ile insanlar fişlenmiş ve bürokratik vesayet devreye sokularak zulüm yelpazesi genişletilmiştir” dedi.

    Bingöllülerin 16 Nisan referandumunu tarihi fırsat olarak gördüğünü kaydeden Buğrahan, “Zira 2023 vizyonunu yakalamanın yolu da bu referandumdan geçmektedir. Malumunuz 15 Temmuz’un arkasındaki küresel, kirli haçlı zihniyeti ifşa olmuş durumda. Bu zihniyet ile mücadele etmek için hızlı hareket etmenin de önemi ortada. Bu nedenle hızlı karar almak ve uygulamak için evet, istikrarsızlık, belirsizlik ve nefret üreten parlamenter sistemi sonlandıracak yeni sistem için evet, milli iradeyi askeri ve sivil bürokrasinin vesayetinden kurtarmak için evet diyeceğiz. Çift başlılığa yol açan yetki karmaşasına dur demek için, davulun birinin tokmağın birinin elinde olduğu sistemi sonlandırmak için evet diyeceğiz. Hükümet kurma sorunlarının, koalisyonların milletvekili transferlerinin güneş moteli skandallarının olmaması için evet diyeceğiz. Ülkemizde üretimin, istihdamın artması için evet diyeceğiz. Her cumhurbaşkanı seçiminde ülkeyi kaosa sürükleyen Türkiye’nin yönetimini 367 garabetlerinden kurtarmak için evet diyeceğiz. Siyasi partilerin Anayasa mahkemesince çeşitli bahanelerle kapatılmaması için evet diyeceğiz. 18 Maddenin sıfır kilometre bir anayasasının hazırlanmasına vesile olacağına inandığımız için evet diyeceğiz. Ümmetin umudu, son kalesi ve kalenin muhafızı Recep Tayyip Erdoğan’a güvendiğimiz ve de inandığımız için evet diyeceğiz” dedi.

  • Başbakan Yardımcısı Kaynak, STK temsilcileriyle bir araya geldi

    Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, kentte faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşların temsilcileriyle bir araya geldi.

    Halk Eğitim Merkezi salonunda kentte faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşların temsilcileriyle bir araya gelen Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak,”Başbakanımız bölgemizdeki 23 ile 73 buçuk milyarlık yeni yatırım hamlesi başlattı. Bunun içinde tarımsal sulamalarımız, elektrik şebekelerimiz, toplu konutlarımız var. Fabrikalar, cazibe merkezleri, tarım ve esnaf destekleri, gençler için yurt ve spor alanları gibi yatırımlar var. Bütün bunlar bizim samimiyetle, insanlarımızı birbirinden ayırmadığımızı insanın yaratılmışların en şereflisi olduğunu gerçekten de kabul ettiğimizi ve ona göre hareket ettiğimizi gösteren en önemli delillerdir. Şimdi istiyoruz ki 16 Nisan’da sizin huzurunuza getirdiğimiz anayasa ile bunu taçlandıralım. Milletimizin ve devletimizin karşı karşıya kaldığı zorluklarla, dünyanın en gelişmiş en zengin devletleri karşı karşıya kalsalardı ne olurdu? Bütün bunlar olurken Türkiye 30 yıldan beri mücadele ettiği terör ile bir başka bağlamda bir çözüm arayışına girdi. Bir yandan terör ve terörist ile mücadele ederken diğer yandan ülkesinin kocaman bir bölgesinde aynı dine, inanca mensup, aynı kıbleye döndükleri, aynı ezanda kalplerinin titrediği kardeşlerinin haklarını hukuklarını korumak, kollamak için onların kültürlerine, dillerine ve geleceklerine sahip çıkmalarını sağlamak için de birkaç kez önce demokratik açılım, sonra çözüm süreci adı ile yapılan çalışmalara şahit olduk” dedi..

    Kaynak sözlerini şöyle sürdürdü: “AK Parti gibi bir iktidar, Recep Tayyip Erdoğan gibi bir lider, ben kardeş kavgası dökülmesin diye baldıran zehri içerim dedi. Çözüm süreci ile umutlu bir noktaya giderken tam o sırada, seni başkan yaptırmayacağız diye 3 kez peş peşe söylenen bu cümle ile bir parti grup toplantısını kapattı. Başka bir safhaya geçti. Milletin terör olaylarının bitmesi için HDP’ye destek verdi. 7 Haziran’da milletimiz, çözümün bir parçası, hükümetin, siyasi iktidarın bir muhatabı olduğu için bu arkadaşlara destek verdi. Önemli sayıda oy alıp önemli miktarda milletvekili çıkardılar. 22 Temmuz’da hangi inanışa mensup olursak olalım, hangi dili konuşursak konuşalım hiçbirimizin kabullenemeyeceği şekilde Şanlıurfa’da yatağında sabah uykusunda iki polisin katledilmesi ile başlayan bir süreç yaşadık. Terörün bu coğrafyada 1924-1925’ten beri devam etti. 1925’ten beri devam eden sıkıntıyı kalıcı, inancımıza, kültürümüze uygun şekilde çözmek üzere yola çıkan hareket ve onun muhatabı olduğu için 80 milletvekili ile desteklenen siyasi parti bölgedeki yerel yönetimleri kazandı. Yerel yönetimlerle iktidar oldu ama arka sıra biz hendekler çukurlar ve mayınlanmış tuzaklarla karşı karşıya kaldık. Bütün bu hadiseler asla bizi ilkelerimizden, inancımızdan ve istikametimizden saptırmamıştır”.

  • AB Bakanı Çelik, Osmaniye’de STK temsilcileriyle bir araya geldi

    Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Türkiye Cumhuriyeti’nin, demokrasi dersinin alınması gereken yer olduğunu söyledi.

    Bakan Çelik, Osmaniye’de sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileri ile bir araya geldi.

    Bir takım ziyaretler gerçekleştirmek üzere Osmaniye’ye gelen Çelik, ziyaretler kapsamında STK temsilcileri ile bir araya gelerek 16 Nisan’da yapılacak halk oylamasıyla ilgili bilgiler verdi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’a diktatör yakıştırması yapıldığına değinen Çelik, “Şimdi bakın çok geçmiş yıllardan beri bugünde kullanılıyor, Sayın Cumhurbaşkanımız için ahlak dışı bir şekilde diktatör ifadesi. Bu kavram bizim topraklarımızdan çıkmadı. Şimdi bir takım bizim ülkemizdeki siyasiler ya da bazı entelektüeller bunu dile getiriyorlar ama bu Türkiye’de çıkmadı. Rakibimiz olan ülkelerde Türkiye ile olan rekabette kendilerini geçmeye başladığını görünce bu tip kara propagandalarına başladılar. Tabii onlara verdiğim cevap şudur. Ben siyaset bilimciyim ve diktatörün ne olduğunu çok iyi bilirim. Dünyadaki bütün diktatörlerin tarihteki bütün diktatörlerin ortak bir özelliği vardır. Onlar halklarına karşı tankların, duvarların arkasına saklanırlar. Ama sizin diktatör dediğiniz bizim Cumhurbaşkanımız, 15 temmuz gecesi savaş uçaklarına karşı, ölüm kusan savaş tanklarına karşı halkı ile beraber yürüdü. Onlara karşı çıktı. 15 temmuz gecesi hep beraber demokrasi tarihini yeniden yazdınız.O sebeple Türk halkının kimseden demokrasi dersi almaya ihtiyacı yoktur. Demokrasi dersinin alınması gereken yerdir Türkiye Cumhuriyeti” dedi.

    16 Nisan’dan sonra yeni sistem ile Cumhurbaşkanının meclisi feshedebileceği gibi konularda sorular aldığına vurgu yapan Çelik, “Cumhurbaşkanlığı makamının 16 Nisan’dan sonra anayasa değişikliği hayata geçerse meclisi istediği zaman feshedebileceği söyleniyor. Arkadaşlar fesih yetkisi şudur. Bir Cumhurbaşkanının meclisi feshettim demesi ve meclisin seçime gitmesidir. Böyle tek taraflı bir yetki, teknik anlamda bir fesih yetkisi 16 Nisan’dan sonraki düzenlemede yok. Eğer bir sistem krizde olursa, Cumhurbaşkanı ile meclis arasında bir kriz olursa, Cumhurbaşkanı meclisi seçime götürürse kendi seçimini de yenilemek zorunda kalacak. Dolayısıyla Cumhurbaşkanları keyfi olarak meclisi seçime götüremezler. Ancak bir sistem krizini çözmek için götürebilirler. Mevcut durum artık yönetilemez ve yürütülemez hale gelmiş olması gerekiyor. Ya da meclis Cumhurbaşkanından memnun değilse ve Cumhurbaşkanlığı seçimini yenilemek istiyorsa o defa da meclis seçimi yenilenmek zorunda kalacak. Onlar da keyfince devlet başkanlığı seçimini yenilemeyeceklerdir. Bu karşılıklı denge mekanizmasına Türkiye’nin ihtiyacı var” diye konuştu.