Etiket: Spreyi

  • “Burun spreyi projesi ile dünyada biz de yerimizi alacağız”

    “Burun spreyi projesi ile dünyada biz de yerimizi alacağız”

    Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, Covid-19’a karşı burun spreyi projesinin somut sonuçlarla başarıya ulaşması ile bilim dünyasında öncü rol üstlenen bir üniversite ve ülke olarak yeni bir başarı hikayesi daha yazılacağını söyledi.

    Dünyada korona virüse karşı aşı çalışmaları ile Covid-19 hastalığına yakalanan kişilere uygulanacak tedavi yöntemleri için araştırmaların sürdüğüne dikkat çeken Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, “Yakın Doğu Üniversitesi, Perugia Üniversitesi, Avrupa Biyoteknoloji Derneği (European Biotechnology Association, EBTNA) ve İtalyan MAGI Group ortaklığında Covid-19 hastalığına neden olan SARS-CoV-2’nin hücrelere bulaşmasını etkisiz hale getirecek koruyucu burun spreyi geliştirdik. Üniversite olarak insanlık adına umut vaad eden bu çalışmaların bir ortağı olmaktan heyecan duyuyoruz” dedi.

    Doğal bir kombinasyon olan koruyucu burun spreyinin korona virüse yakalanmaktan koruyup korumayacağını test edeceklerini belirten Prof. Dr. Günsel, virüsün insan solunum sistemindeki hücreleri enfekte edemeyeceği veya lokal olarak inhibe edileceği sonucuna varmayı hedeflediklerini, bunun gerçekleşmesi halinde de burun spreyini tescil ederek hemen üretime başlayacaklarını bildirdi. Koruyucu burun spreyi projesinin İtalya ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de klinik çalışmalarının gerçekleştirileceğini belirten Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, proje ekibi tarafından oluşturulacak gönüllü kişiler üzerinde belirlenen aşamalarda denemeler yapılacağını kaydetti.

    Yakın Doğu Üniversitesi’nin Covid-19 salgınına karşı mücadeleye her türlü imkanı ile destek verdiklerini dile getiren Prof. Dr. Günsel, “Proje ortaklarımızla hem insanlık için keşif sayılacak bir çalışmada sona geldik hem de bilim insanlarımıza global bilim dünyasının kapılarını açıyoruz” şeklinde konuştu.

  • Burun spreyi kronik tıkanıklığa çözüm değil

    Op.Dr. Bahadır Baykal, burun spreylerinin kronik tıkanıklığa çözüm olmadığını söyledi.

    Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi uzmanı Dr. Bahadır Baykal, “Burun tıkanıklığı ilk bakışta bakıldığında basit gibi görünse de aslında bir çok hastalığa zemin hazırlayabiliyor. Kronik burun tıkanıklığı uykusuzluk ve yorgunluk gibi yaşam kalitesini düşüren sorunlara neden olurken, uzun vadede ise kalp büyümesi gibi çok daha ciddi problemlere yol açabilir. Ayrıca burun tıkanıklığına bağlı geceleri ağızdan nefes almak horlamaya, uyku problemlerine, konsantrasyon sorunlarına neden olabiliyor. Soğuk algınlığı veya sinüzit gibi hastalıklar geçici süreli burun tıkanıklığı oluşturabilir ama bu durum sorun oluşturmaz. Burun iç kısım eğriliği yani deviasyon yada burun etlerinin büyümesi gibi nedenlerle oluşan kronik burun tıkanıklığı ise uzun dönemde oksijen yetersizliğine neden olarak vücudu olumsuz etkiler. Akciğerlerimize yeteri kadar temiz hava gitmeyince oksijen-karbondioksit değişimi etkilenir, kanımız dokulara eksik oksijen götürür ve zamanla dokularda hasar gelişir. Kaliteli uyku uyuyamayan kişi de yorgunluk ve konsantrasyon güçlüğü gelişir, yüksek tansiyonu takiben kalp de ritim bozukluğu başlar ve bir müddet sonra kalp büyür” dedi.

    Kronik burun tıkanıklığı olan hastalardaki en önemli belirtilerden birisinin de horlama olduğunu ifade eden Dr. Baykal, “Kişi sabah uyandığında ağzında kuruluk hissi oluşur. Burun iç kısım eğriliği ( deviasyon ) genellikle travma sonrası gelişen burun orta bölmesinin eğriliği durumudur. Gebelikte anne karnında bile, bebeğin dönme hareketleri esnasında burun travmaya maruz kalabilir, doğum sırasında ve çocukluk dönemindeki darbelerde deviasyon gelişiminde rol oynar. Her deviasyonburun tıkanıklığına yol açmaz. Toplumda burun eti olarak bilinen konka adını verdiğimiz burun için yapıların şişmesi de oldukça sık rastlanan kronik burun tıkanıklığı sebeplerindendir. Kadınlarda adet dönemlerinde ve gebelikte yaşanan hormonal değişimlerde burun etlerinin şişmesine yol açar. Kronik burun tıkanıklığının sebepleri arasında sürekli alerjiler de önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle alerjik zemine sahip hastalarda gelişen polip gibi yapılar burnu tamamen tıkayabilir. Burun tıkanıklığı burnu tahriş eden her türlü maddeye karşı gelişen reaksiyon sonucu da oluşabilir. En sık görüleni tütün dumanıdır. Bazı hastalar başarılı bir burun ameliyatı geçirseler dahi sigara içmeye devam ettikleri sürece tam olarak rahatlayamazlar. Olağandışı sebeplerden birisi de gastro özofajeal reflü hastalığı (GERD) dır ki; tedavi de mutlaka mide asidinin genze kadar kaçması önlenmelidir” diye konuştu.

    Burun tıkanıklıklarından kurtulmak için kişilerin ilk başvurduğu yöntemin burun açıcı spreyler olduğunu kaydeden Dr. Baykal, “Bu spreyler en fazla 4-5 gün kullanılabiliyor ama kişiler burundan nefes almanın getirdiği rahatlık ile burun spreyini kullanmaya devam ediyor. Ancak bu spreylerin uzun vade kullanımı kişilerde bağlılığa neden olabilir. Ayrıca kronik burun tıkanıklığına sprey çözüm sağlamıyor. Eğer burun tıkanıklığının nedeni deviasyon ise tek çözüm ameliyattır. Kemik ve kıkırdak eğriliği düzeltildiği takdirde nefes sorunu düzelir. Artık oldukça konforlu ve rahat şekilde burun ameliyatlarını gerçekleştirebiliyoruz. Sanırım burun ameliyatlarını korkulan bir operasyon olmaktan çıkardık. Sık tekrarlayan sinüzit ataklarında ise öncelikle ilaç tedavisi ile iltihabı kurutup, sonrasında deviasyon, konka bülloza gibi anatomik problemleri ameliyatla hallediyoruz” açıklamalarında bulundu.

  • Sahte para basıp saç spreyi sıkmışlar

    ATM’lere sahte para yatırarak gerçek paraları çektiği belirlenen şüpheliler sevk edildiği adli mercilerce tutuklandı. Şüphelilerin bastıkları sahte paralara saç spreyi sıkarak para çekme makinelerine kabul ettirdikleri tespit edildi.

    Kırklareli’nde iki şahsın bir bankanın ATM’sine sahte para yatırarak sahte olmayan paraları çektiğinin belirlenmesi üzerine operasyon yapan polis ekipleri tarafından gözaltına alınan şüphelilerden 8’i sevk edildikleri adli mercilerce tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    Çorlu İlçe Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (Çorlu KOM) Grup Amirliği ekiplerince İstanbul ve Çorlu’da düzenlenen operasyonlarla toplam değeri milyon dolarlarla ifade edilen çekler, 42 bin 300 TL banknot, 8 bin 300 dolar, 310 Euro ve farklı ülkelere ait banknotların yanı sıra 2 adet para sayma makinesi ve çok sayıda malzeme ele geçirilmişti.

    Konu ile ilgili olarak Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, şüphelilerin organize suç örgütü kapsamında matbaada sahte para basarak piyasaya sahte para sürdüklerinin tespit edildiği, şüphelilerin yakalanmasına yönelik Tekirdağ’ın Çorlu İlçesi ve İstanbul’da gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda şüphelilerin yakalandığı kaydedilmişti.

    Şüphelilerden, 119 adet 100 TL’lik, 152 adet 200 TL’lik, 83 adet 100 dolar, 5 adet 50 Euro, 8 adet 20 Euro, 27 adet farklı ülkelere ait banknolart, 2 adet para sayma makinası, 10 adet cep telefonu, 24 adet bankamatik kartı, 9 adet sim kart, 42 adet çek, senet, tapu ile adi sözleşme metinleri ve para basımında kullanılan boyalar da ele geçirilmişti.

    20 milyon liralık vurgun

    Bastıkları sahte paraları üzerine saç spreyi sıkarak ATM’lere yatırdıkları ardından da gerçek paraları çektikleri kaydedilen organize suç örgütünün bu yolla yaklaşık 20 milyon liralık vurgun yaptıkları da iddia edildi.

    Biri çizdi diğeri bastı

    Elebaşılığını M.Ç.’nin yaptığı sahte para şebekesi içerisinde yer alan ve tutuklananlardan birinin grafiker diğerinin de matbaa ustası olduğu birinin sahte paralara ilişkin çizimleri yaptığı diğerinin de basım işini üstlendiği, diğer şüphelilerin ise sahte paraları piyasaya sürdüklerinin belirlendiği kaydedildi.

    Kalpazanlıkta zirve yapmışları

    Sahte Türk Lirasının yanı sıra sahte Amerikan doları da basarak piyasaya süren şüphelilerin şimdiye kadar gerçeğe en yakın olarak basılan sahte paraları ürettikleri, bu yolla sahte paraları banka ATM’lerine dahi kabul ettirerek kalpazanlıkta zirve yaptıkları değerlendirildi.

    14 şüpheliden 8’i tutuklandı

    Çorlu İlçe Emniyet Müdürlüğü’ndeki sorgularının ardından Çorlu Adliyesi’ne sevk edilen 14 şüpheliden 2’si savcılık sorgusunun ardından 4 şüpheli de adli kontrol şartı ile tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken 2’si kadın toplam 8 şüpheli ise tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    Elebaşılığını M.Ç.’nin yaptığı suç örgütünün üyeleri olduğu kaydedilen Ş.A. A.A., S.B., Ş.Y., N.K., ile L.A. ve B.A. adlı kadınlar tutuklanarak demir parmaklıklar ardına gönderildi.

  • Kokulu Mum, Oda Spreyi Ve Saç Boyasına Dikkat

    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selami Koçak Toprak, “Çam ve limon kokulu oda kokuları, kokulu mumlar ve temizlik malzemelerinin, buradan salınan bir takım kimyasalların havada formaldehit dediğimiz maddeye dönüşerek ve bunların uzun süre kapalı ortamlarda kalarak hematolojik kanserlere yol açabileceğine dair bir takım bulgular elde edilmiş durumdadır” dedi.

    Başkent’te, 4. Lösemi Lenfoma Miyelom Hastaları Kongresi düzenlendi. Kongrenin ardından basın açıklamasında bulunan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve LLMBIR Derneği Başkanı Prof. Dr. Muhit Özcan, önümüzdeki yüzyılın en önemli sağlık konusunun kan kanseri olacağına dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Kan kanserleri artıyor. Kan kanserlerinin bilinenlerin dışında bir numaralı risk faktörü yaşlılıktır. Bütün kan kanserlerinin yüzde 20’den azı çocuklarda görülüyor. Bu hastalık erişkin yaşın hastalığıdır. Kan kanserleri artacaktır. Amerika Kanser Enstitüsüne göre, kan kanserlerinin hepsi son 10 yılda istikrarlı olarak binde 1 ile 3 oranında artmış. Amerikan kanser istatistikleri net bir şekilde kan kanserlerini arttığını gösteriyor. 1970’lerde lösemiden yaşama oranı yüzde 20’lerde iken şimdilerde yüzde 60’ı geçiyoruz. Her 10 yılda 10 puan artmışız. 10 yılda 10 puan arttık ama bazı hastalıklarda hala 1970’lerde kullandığımız tedavileri kullanıyoruz. Korkunç pahalı bir tedavi devrimi bizleri bekliyor. Daha çok lösemili hastamız olacak. Bunun daha çok ekonomik yükü olacak. Kan kanserleri bu nedenler ile önümüzdeki 10 yılların en önemli sağlık konularından birisi olacak.”

    LLMBIR Derneği 2’nci Başkanı Harun Akın ise kanser ilaçlarında ki ruhsatlandırma konusuna değinerek, “Son 1 yılda ABD’de Gıda ve İlaç Dairesi 2015 yılında 45 yeni ilaca onay vermiş. 2010 yılından bu yana ruhsat alan ürünlere baktığımız zaman 142 ürünün Avrupa’da yüzde 81’i; ABD’de yüzde 57’si ülkemizden daha önce ruhsatlandırılmış. Türkiye’de ki hastalarımız Avrupa ve ABD’de ki hastalarımıza göre ilaca 2 sene gecikmeli başlıyor. Bizim kullanmamız için hastalığımızın maalesef nüksetmesi gerekiyor. Nüksetmek gerçekten çok önemli bir süreçtir. Şuan da bizim SGK’nın listesinde olmayan bu ilaçları kullanabilmemiz için nüksetmesi lazım. Hastalar, kan kanseri tedavisinde yeni ve etkili ilaca zamanında ulaşmalıdır” ifadelerini kullandı.

    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve LLMBIR Derneği Genel Sekreteri Toprak, kan kanserlerinin arttığını ve kan kanserine sebep olan maddeleri belirterek konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

    “Kansere neden olan nedenler arasında şimdiye kadar hep kimyasallar suçlanmıştır. Özellikle çam ve limon kokulu oda kokuları, kokulu mumlar ve temizlik malzemelerinin buradan salınan bir takım kimyasalların havada formaldehit dediğimiz maddeye dönüşerek ve bunların uzun süre kapalı ortamlarda kalarak özellikle hematolojik kanserlere yol açabileceğine dair bir takım bulgular elde edilmiş durumda. Bu bulgular İngiltere’de yeni yapılan çalışmalarda elde edildi ve çalışmacılar, bunları kullandıktan sonra özellikle çam ve limon kokulu oda kokularını, kokulu mumları yada deterjanları kullandıktan sonra yapacağınız en önemli şey o odaları havalandırmak ve biran önce bu maddelerin kokusundan kurtulmanız gerekiyor diyor. “Ben kokulu mumu odama koydum, 2 ay sonra lösemi oldum” gibi bir şey yok ama tabi ki bunlarla ilgili bir takım çalışmalar devam ediyor. Özellikle formaldehit maddesine dikkat çekmek istiyorum. Burada ki kimyasalların hava koşullarında formaldehite dönüştüğü ve bunun da bir takım kanserleri tetiklediğini biliyoruz. Bunun dışında; tütün pek çok kansere yol açan, mutlaka savaşılması gereken bir konu ve önemli adımlar atılmış durumdadır. Eğer tütünü hayatımızdan kaldırırsak tüm kanserlerde yüzde 30-40 oranında azalma yaşanacaktır. Alkolü de azaltabilirsek neredeyse yüzde 50 oranında kanserlerden kurtulma şansımız var. Bunların dışında obezite de çok önemlidir. ABD’de yayınlanan bir çalışmaya göre, obezite her iki cinsiyette de akut lösemiye bir zemin hazırlıyor ve obezite erkeklerden farklı olarak kadınlarda yine kan kanseri türü olan miyelodisplastik sendroma yatkınlık yaratıyor. 2016’nın Mart ayında yayınlanan bir yazıda, özellikle 15 yıldan daha uzun bir süre saç boyası kullanan kadınlarda lenfoma gelişimi risk oluşturuyor. Koyu saç boyaları ile alakası ise daha fazla gösterilmiş.”

    LLMBIR Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Selma Ulusoy’da, alternatif tıpın olumsuzluklarına değinerek, “Bugünlerde özellikle modern tıpa karşı hastaları ve yakınlarını sömürerek hiçbir bilimsel deneye ve kanıta dayanmayan, tesadüfi, olumlu sonuçlarını özellikle kanser hastalarında başarı sağlayacak bir şekilde lanse eden sahte tıp adamları piyasası maalesef büyümektedir. Alternatif tıp, modern tıp uygulamalarını reddeden, iyi klinik çalışmalar ile kanıtlanmamış tesadüfi başarılara dayanan bir yöntemdir. Alternatif tıpın temsilcileri genellikle modern tıpı ilaçların sentetik olması nedeniyle ve kanser hastasına yarardan çok zarar vereceğini iddia ederek karalamaktadır. Kendi uyguladıkları maddeleri ilaç diye ya da doğal madde diye lanse etmektedirler. Onlar için doğadan elde edilen her şey kanser hastasına iyi gelmektedir. Oysaki geleneksel olarak kullanılan bazı bitkiler günümüzde kanser ilaçlarının etkinliğini azaltmaktadır” açıklamasında bulundu.