Etiket: Sözen

  • Ziya Sözen: “Afrin’deki KÖH timleri büyük avantaj”

    Anadolu Güvenlik Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Genel Başkanı Ziya Sözen, Zeytin Dalı Harekatı kapsamında Afrin’de görev alan Korucu Özel Harekat (KÖH) timlerinin Kürtçe biliyor olmalarının ve halkla daha kolay diyalog kurmalarının büyük bir avantaj olduğunu belirterek, “Hepsinin moral ve motivasyonu üst seviyede. Hepsinin tek bir amacı var. Bir an önce bütün teröristleri temizleyip oraları gerçek sahiplerine teslim edip memleketlerine dönmek” dedi.

    Anadolu Güvenlik Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Genel Başkanı Ziya Sözen, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Afrin’de yürüttüğü Zeytin Dalı Harekatı kapsamında görev alan ve Güneydoğu’dan giden Korucu Özel Harekat (KÖH) birliğinde 180 güvenlik korucusunun terör ve teröristlerle mücadelede diğer güvenlik güçleri kadar çok önemli görevler yaptığını söyledi. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde görev yapan 55 bin civarında güvenlik korucusu olduğunu anımsatan Sözen, “Arkadaşlarımızın tamamı Afrin’deki harekata gönüllü katılmak istemiş ve bu kapsamda dilekçelerini il ve ilçe jandarma komutanlıklarına vermişlerdir. Hepsi de bu işe isteyerek ve severek başvurmuştur. Bu başvuranlar içinden 180 kişi kura çekilmek sureti ile belirlenmiş ve Afrin’e gönderilmişlerdir. Afrin’e giden 180 korucumuz Sur ve Nusaybin meskun mahal operasyonlarında görev alıp bu konuda tecrübeli arkadaşlarımızdır. Bu arkadaşlarımız ayrıca 2017 yılı içerisinde İzmir Foça Jandarma Komando okulunda komando kursunu başarıyla tamamlamışlardır. Afrin şehir merkezine gireceğimiz bu günlerde Jandarma ve Polis Özel Harekat ile birlikte çok büyük başarılara imza atacaklardır” diye konuştu.

    “Kürtçe biliyor olmalara büyük avantaj”

    Korucu Özel Harekat (KÖH) timlerini Jandarma ve Polis Özel Harekat’tan ayıran en önemli özelliğinin timin tamamının Kürt kökenli ve Kürtçeyi bilmesi olduğunu vurgulayan Sözen, şunları kaydetti:

    “Bölgedeki Halkla daha rahat diyalog kuruyor olabilmeleri, Sur ve Nusaybin operasyonlarında görev almaları ve bu konuda tecrübeli olmaları onlar için çok büyük avantaj oluşturuyor. Ayrıca 55 bine yakın Kürt kökenli, Zaza kökenli ve bir kısmı da Arap kökenli olan güvenlik korucularımızın tamamı aileleriyle birlikte bu operasyonlarda yer almak istemeleri, bu operasyon Kürtlere karşı yapılıyor yalanını ortaya atan iki yüzlü, yalancı Avrupa’ya, ABD’ye, HDP’ye ve içimizdeki vatan hainlerine vurulmuş bir Osmanlı tokadı niteliği taşıyor. Özellikle niye Afrin’e gitmek istiyorsunuz şeklinde güvenlik korucularımıza yönelttiğimiz sorunun cevabı olarak, ‘Orada PKK/PYD/YPG’nin zulmü altında olan Kürt kökenli kardeşlerimiz var, soydaşlarımız var, akrabalarımız var, din kardeşlerimiz var. Onları teröristlerin zulmünden kurtarmaya gidiyoruz’ şeklinde cevaplar aldık. Bu cevaplar TSK tarafından Afrin’de Kürtlere karşı katliam yapılıyor yalanına verilecek en güzel cevaptır. Korucularımız ve aileleri 40 yıldır PKK’nın her türlü zulmüne, işkencesine maruz kalmışlardır. Ailelerinden binlerce şehit, gazi vermişlerdir. PKK en büyük zulmü güvenlik korucularımıza ve ailelerine yapmıştır. Kürt kökenli, Zaza kökenli ailelere yapmıştır. PKK’nın Suriye uzantısı olan PYD/YPG aynı zulmü oradaki Kürt kökenli vatandaşlara yapmaktadır. Ayrıca korucularımız ve aileleri biliyor ki; bugün bu teröristleri inlerinde etkisiz hale getirmezsek, bataklığı yerinde kurutmazsak yarın dönüp dolaşıp bizim başımıza bela olacaklardır. Afrin’de görev alan arkadaşlarımız ile sürekli görüşüyoruz. Hepsinin moral ve motivasyonu üst seviyede. Hepsi vatanına, milletine, devletine hizmet etmenin ve bu uğurda şehit ve gazi olabilmenin haklı onur ve gururunu yaşıyorlar. Hepsinin tek bir amacı var; Bir an önce bütün teröristleri temizleyip oraları gerçek sahiplerine teslim edip memleketlerine dönmek, Kürtleri teröristlerin zulmünden kurtarmaktır. Hepsinin ailelerine ve sevdiklerine kucak dolu selamları var. “

  • Anadolu Güvenlik Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Genel Başkanı Ziya Sözen:

    Anadolu Güvenlik Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Genel Başkanı Ziya Sözen, “Gün birlik günüdür, gün beraberlik ve kardeşlik günüdür, gün hep beraber ülkemize, devletimize, milletimize ve bayrağımıza sahip çıkma günüdür. Çünkü bizim bizden başka dostumuz yoktur. Bizim gidecek başka ülkemizde yoktur. Gelin hep beraber ülkemize sahip çıkalım.” dedi.

    Anadolu Güvenlik Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Genel Başkanı Ziya Sözen, yazalı basın açıklaması yaptı. “Hiçbir darbe ve darbe girişimi hayırlı değildir, asla da tasvip edilemez. Fakat Türk Silahlı Kuvvetlerinin içine sinmiş hain ve alçak asker kılıklı darbecilerin yaptığı darbe girişimi sonrasında darbecilerin yaptıkları ve bundan sonraya yapmaya çalışacaklarını ele aldığımızda bu darbenin bir an önce yapılmış olması ülkemizin hayrına ve menfaatine olmuştur.” diyen Sözen, “Çünkü bu darbe esnasında darbeye katılan askerlerin, emniyet mensuplarının, hakim ve savcıların, diğer kritik görevde olan kamu görevlilerinin rütbeleri, unvanlarını ve konumlarına baktığımızda darbenin bir kaç yıl sonra yapılacak olmasını düşünmek dahi istemiyoruz.” ifadesini kullandı.

    Sözen, şunları kaydetti:

    “Çünkü 15 Temmuz darbesi emir komuta zinciri içerisinde olmuş olsaydı, Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları darbeden ve darbecilerden yana tavır almış olsaydı çok daha vahim sonuçlarla karşılaşabilirdik. Hatay’dan Van’a kadar 2. Ordu Komutanlığı sorumluluk sahası içerisinde şimdi Zeytin Dalı Operasyonunu yöneten 2. Ordu komutanımız, ( o zamanki Van Asayiş Kolordu komutanımız) Metin Temel Paşa dışındaki bütün general ve kurmay albayların darbeci olması ve darbecilerle beraber olması olayın vahametini bize gösteriyor. TSK içinde görev yapan birçok Korgeneral rütbesindeki darbecinin bir kaç yıl içinde Kuvvet Komutanı, Ordu Komutanı veya Genelkurmay Başkanı olduğunu düşünecek olursak ve olası bir darbenin emir komuta zinciri içinde yapıldığını düşünecek olursak Türkiye için bir felaket olurdu. Ya da 15 Temmuz sonrası PKK ile işbirliği içinde oldukları belirlenen bu generaller ve rütbeliler ile Fırat Kalkanı Harekatı ve şimdiki Zeytin Dalı Harekatı’nı yürütebilir miydik? Bu ihanetçiler ile Doğu ve Güneydoğudaki operasyonları yürütebilir miydik?”

    Sözen, “Yargıyı kuşatmaya çalışan bu FETÖ’cü yargıçlar bir kaç yıl içinde daha önemli görevlere gelip yargıyı tamamen kuşattıklarında, biz bu yargıçlarla terör örgütlerine, onların siyasi uzantılarına ve iş birlikçilerine karşı nasıl mücadele ederdik?” sorusunu yönelterek “Bu yargıçlar 17-25 Aralık’ta yaptığı gibi Sayın Cumhurbaşkanımızı yargılasalardı, Allah korusun gözaltına alıp yargılasalardı ne olacaktı? 15 Temmuz’da hemen hemen her yerde dik duruş gösteren valilerin, kaymakamların, emniyet müdürlerinin veya jandarma komutanlarının da FETÖ’cü olduğunu düşündüğümüzde darbeyi önlemede çok daha zorluklar çekecek, darbeyi bastırmak için çok daha büyük bedeller ödemek zorunda kalırdık. 15 Temmuz gecesinde Hükümete en büyük desteği veren MHP’nin başında bulunan Sayın Devlet Bahçeli olmasaydı, FETÖ’cüler önceden MHP’yi ele geçirip MHP’nin başına darbe yanlısı FETÖ’cü bir genel başkan getirmiş olsaydı, milliyetçi vatansever insanları darbe lehine sokağa dökmüş olsaydı ne olurdu? Türkiye olarak çok büyük bedeller ödemek zorunda kalır, darbe içinden çıkılmaz bir hal alırdı. Darbe bastırılmış olsa bile Türkiye’de iç savaş çıkar, kardeş kardeşi vurur, bunu bahane eden Avrupa Birliği ve ABD ülkemize müdahale eder, ülkemizi işgal eder, Irak ve Suriye’deki belalar, musibetler bizim başımıza gelir, ülke bölünür, param parça olurdu.” şeklinde cevap verdi.

    Anadolu Güvenlik Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Genel Başkanı Sözen, çözüm sürecinde güçlenen PKK ve onun Suriye’deki uzantısı PYD/YPG’ye bir iki yıl daha müdahale etmemiş olsaydık, bir sabah uyandığımızda Doğu’da Sivas’a kadar, Güney’de Mersin’e kadar işgal edilmiş bir ülke ile karşı karşıya kalabileceğimizi belirterek “Bunun gibi örnekleri çoğaltabileceğimiz kötü durumların olmaması, darbenin beklenenden önce yapılmasından kaynaklandığını söylemek mümkündür. Bunun için 15 Temmuz hain darbe girişimi için Hayırlı ( ! ) darbe ifadesini kullanmak doğru bir ifade şekildir.” ifadesini kullandı.

    Sözen, şunları kaydetti:

    “Peki, darbenin bütün olumsuz etkilerini üzerimizden atmış mıyız, bütün FETÖ’cüleri kurum ve kuruluşlarımızdan temizlemiş miyiz, FETÖ’nün bütün mali kaynaklarını kurutabilmiş miyiz? Kamudaki üst düzey FETÖ’cüleri tespit etmiş miyiz? Bu soruların cevabı elbette ki hayır. Nerdeyse kendi ülkemizde FETÖ asıl devlet olmuş, ülke olarak biz paralel devlet konumuna geçmiştik. FETÖ ülkemizin bundan sonraki en az 20 yılını ipotek altına almıştır. Önümüzdeki 20 yılda bu ülkeyi yönetmeye talip herkesi fişlemiş, herkesin mahrem bilgilerini eline almış, özel hayatlarını deşifre etmiş ve dış ülkelere ve onların istihbarat servislerine zamanı gelince kullanmak üzere servis etmiştir. Bizim böyle bir ortamda bu FETÖ’cülerin tamamen etkisinden kurtulmamız sanıldığı gibi kolay ve hızlı olmayacaktır. Bundan dolayı FETÖ ile mücadeleyi sadece bir kaç kişi ve kurumun insafına ve mücadelesine bırakmamamız lazım. Ordu, devlet, millet, bütün kurum ve kuruluşlar olarak el birliği ile gece gündüz bu hain yapı ile mücadele etmeliyiz. FETÖ hiçbir adım atmazsa bile biz bu mücadele hızımızla onları 20 yıl geriden takip ediyoruz. Bundan dolayı bütün siyasi partiler iç çekişmeleri bir tarafa bırakıp FETÖ’ye karşı daha etkin mücadele için kanunların daha etkin ve hızlı çıkarılması için Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Hükümete destek vermeliler. Bu ortamda asla gevşeklik göstermemeliyiz. OHAL Kanununu uzun bir süre daha FETÖ ve diğer terör örgütlerine karşı etkin mücadele için uzatmalıyız. Duygusallığa asla yer vermemeliyiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın sık sık ifade ettiği gibi acırsak acınacak duruma düşeriz. Daha hızlı bir şekilde yargılanma süreçlerini tamamlayıp suçlulara hak ettikleri ağır cezalar vermeli, suçsuz masum insanların da normal yaşantılarına dönmelerini sağlamalıyız. Kişilerden ziyade bataklığı tamamen kurutacak tedbirler almalıyız. Ayaklarla elbette ilgileneceğiz. Ama başlar dururken ayaklar ile uğraşıp zaman kaybetmemeliyiz. Önemli ve kritik görevlerde görev alacak bütün üst düzey yöneticileri tekrar gözden geçirmeliyiz. Yıllarca makamını pozisyonunu koruyan dava adamı olmayıp rüzgara göre yön alan iki yüzlü yöneticilerden süratli bir şekilde kurtulmanın yollarına başvurmalıyız. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Hükümet yetkililerinin etrafını örümcek ağı gibi örüp doğru bilgilerin zamanında ulaşmasını engelleyen, adeta kara perde görevi gören kişilerden süratli bir şekilde kurtulmanın yollarını hep beraber bulmalıyız. Sayın Cumhurbaşkanımıza doğru ve önemli bilgileri söylemekten kaçınmamalıyız. Bunları söylemeyerek ülkemize kötülük ettiğimizi bilmeliyiz. Bu ve buna benzer tedbirleri almadığımız müddetçe bu mücadelede arpa boyu yol almamış, FETÖ ve benzeri örgütleri ülkemizin kaderi olmaktan çıkaramayacağız.”

  • İl Genel Meclis Başkanı Sözen: “Performans programı oy birliği ile kabul edildi”

    Karabük İl Genel Meclis Başkanı Ahmet Sözen, meclis üyeleri ile birlikte her daim hizmet odaklı ve Karabük’e faydalı kararlar almak adına özveri ile çalıştıklarını söyledi.

    Başkan Sözen, “Bilindiği üzere İl Genel Meclisi bir karar organıdır. Bu mecliste aldığımız her kararda, İlimiz faydası düşünülmüştür. Bizler Meclis Üyeleri olarak İlimize her daim en iyi hizmeti yapabilmenin gayreti içerisindeyiz. Bu doğrultuda da bir İlin dinamosu diyebileceğimiz İl Genel Meclisi, gelen ödenekler doğrultusunda asfalt çalışmalarından kanalizasyon işlerine, kamu kurum ve kuruluşlarının hizmet binalarından güvenlik işlerine kadar birçok alanda çalışmanın yapılması için emek sarf etmektedir. Bu hizmetlerin yapılabilmesi içinde maddi anlamda güçlü olmak gerekir. Devletimizin, İlimize gönderdiği ödenekler ise; göz ardı edilemeyecek derecededir” dedi.

    “Devasa bir ödeneğimiz oluştu”

    Karabük’te yapılacak olan hizmetler için maddi anlamda güçlü olunmasını belirten Sözen, “Devletimizin, İlimize gönderdiği ödenekler ise göz ardı edilemeyecek derecededir. Şöyle ki; 2017 yılı bütçesi 37 milyon olarak ön görülmüştür. 2017 yılı içerisinde Bakanlıklardan, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının yatırımları ile Mülga (Kapatılan) Köy Hizmetleri personel ödenekleri ile birlikte 78 milyon 220 bin 381, 90 TL ödenek idaremize gelmiştir. 2016 yılında devam eden yatırım ödenekleri ile birlikte 179 milyon 691 bin 815, 81 TL gibi devasa bir ödeneğimiz oluşmuştur. Bu ödeneğin 2017 yılında toplamda 102 milyon 981 bin 365, 56 TL’ si harcanmıştır. 76 milyon 538 bin 064, 44 TL ödenek ise devam eden yatırımlar için 2018 yılına devretmiştir.

    Özel İdare bütçesindeki ödeneklerin son 5 yılda kaynağa göre dağılımlarını da ifade edecek olursak; 2013 yılında 117 milyon 579 bin 346, 77 TL, 2014 yılında 121 milyon 766 bin 853, 82 TL, 2015 yılında 140 milyon 540 bin 129, 76 TL, 2016 yılında 156 milyon 256 bin 537, 62 TL ve 2017 yılında ise 179 milyon 691 bin 815, 81 TL şeklindedir. Mevcut şartlarda İlimize gelen bu devasa ödenekler ile birçok yatırım gerçekleştirilmektedir. Komisyonlarımız tarafından da bu ödeneklerin ne şekilde harcandığı en ince ayrıntısına kadar denetlenmektedir” diye kaydetti.

    Karabük İl Genel Meclis üyeleri olarak her daim Karabük ve Özel İdare menfaatleri için çalışmaya devam edeceğini ifade eden Sözen şunları söyledi:

    “İdaremizle işbirliği halinde uyumlu bir çalışma sergileyerek, hizmet verdiğimiz kişi ve kurumların memnuniyetini en üst seviyede tutmaya gayret gösterip, sürekli iyileşmeyi ve hizmet standardını yükseltmeyi hedefleyeceğiz. İlimizin gelişimine katkıda bulunmak için çalışan Milletvekillerimize, İl Genel Meclis üyelerimize, Valimize, Genel Sekreterimize ve İdaremizin her kademesinde çalışan personellerimize şahsım ve meclisimiz adına teşekkürlerimi sunuyorum.”

  • Sözen: “ Karabük’ü 2023’e hazırlayacağız”

    Karabük İl Genel Meclisi Şubat ayı toplantıları İl Genel Meclis Başkanı Ahmet Sözen başkanlığında yapıldı.

    İl Özel İdare Meclis toplantı salonunda gerçekleşen toplantının açılışında konuşan İl Genel Meclis Başkanı Ahmet Sözen, 2023 vizyonu kapsamında 2018 yılının kamu yatırımları ve kırsalda uygulanacak projelerle zirve yılı olacağını söyledi.

    Karabük İl Özel İdaresinin Karabük halkının refah düzeyinin, yaşam kalitesinin ve memnuniyetinin artırılmasına katkı sağlamak amacıyla çağın gereklerini de dikkate alarak, en iyi şekilde hizmet vermenin azmi ve gayreti içerisinde olduğunu ifade eden Başkan Sözen, “Şubat ayı içinde olmamız hasebiyle, 2018 yılı çalışma planları ve programlarının yapıldığı ve ilçelerimizden gelen taleplerin değerlendirildiği bir süreçteyiz. Bu süreçte ilçelerimizin ve köylerimizin ihtiyaçlarının tespitinde, en büyük görev İlçe Kaymakamlarımız ve İl Genel Meclisi üyelerimizle beraber, birlik encümeni muhtarlarımıza düşmektedir. İl Genel Meclisi olarak İlçeler ve köylerle ilgili talepleri titizlikle değerlendiriyoruz, sahaya eksiksiz inmek için planlama yapıyoruz. Eksiğimizi, noksanımızı gözden geçiriyoruz ve planlamalarımızı ilçelerimizden gelen talepler doğrultusunda gerçekleştiriyoruz. Mutlak başarının eksiksiz planlamayla mümkün olduğuna inanıyoruz. Akılcı planlamalar meclis üyelerimizin takibi, çalışanlarımızın gayreti ile 2018 yılı, kamu yatırımları ve kırsalda uygulayacağımız projelerle zirve yılı olacaktır. 2023 Türkiye hedefleri noktasında yerel yönetimlerin ne denli önemli olduğunu göz ardı etmediğimiz gibi, bu vizyona ilimizi, ilçelerimizi ve köylerimizi en iyi şekilde, nasıl, eksiksiz hazırlayacağımızın plan ve projelerini yapıyor ve stratejilerini belirliyoruz. Her bir İl Genel Meclisi üyemiz şehirde ne varsa, köyde de o olmalı mantığıyla çalışmalarını sürdürmekte, kırsaldan göçün önlenmesi ve herkesin yaşadığı yerde geleceğe umutla bakmasını temel gaye edinmektedir. Bu gaye üzerine yapılan yatırım programlarımız; son yılda kırsalın ciddi anlamda hizmet görmesine ve gelişmesine etki etmiştir. Karabük İl Özel İdaresi Karabük halkının refah düzeyinin, yaşam kalitesinin ve memnuniyetinin artırılmasına katkı sağlamak amacıyla çağın gereklerini de dikkate alarak, en iyi şekilde hizmet vermenin azmi ve gayreti içerisindedir.” dedi.

  • Sözen: “Üç tarafı denizlerle, dört tarafı hainlerle kaplı bir coğrafyada yaşıyoruz”

    Anadolu Güvenlik Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Başkanı Ziya Sözen, Doğu ve Güneydoğu’nun her tarafında PKK’nın ve ruh ikizi FETÖ’nün, dış güçlerin desteğiyle yaptığı olayların izlerinin görüldüğünü belirterek, “Üç tarafı denizlerle, dört tarafı hainlerle kaplı bir coğrafyada yaşıyoruz” dedi.

    Anadolu Güvenlik Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Başkanı Ziya Sözen, Van Merkez İmam Hatip Anadolu Lisesinin konferans salonunda güvenlik korucularıyla bir araya geldi. Burada güvenlik korucularına seslenen Sözen, 15 Temmuz darbe kalkışmasıyla birlikte 35 yıldır ülkemizde neler yaşandığı ve kimler tarafından bu olayların yaşatıldığının net bir şekilde ortaya çıktığını söyledi. Sözen, “Açık bir şekilde söylüyoruz ki PKK terör örgütü mensupları ve 15 Temmuz darbe kalkışmasını gerçekleştiren FETÖ terör örgütü de bu bölgede yaşanan bütün terör hadiselerinin ortak tasarımcısı ve ortak planlayıcılarıdır. Bunlar yeri geldi ‘Kürtleri savunuruz’ diyerek Kürtleri, Zazaları, Arapları ve bu ülkenin vatandaşlarını katlettiler” dedi.

    “Oyunlara gelmedik”

    Bölgede PKK ve FETÖ’nün yaptığı tahribatların ortada olduğunu belirten Sözen, “Bunlar yeri geldi bu ülkede iç karışıklık çıkarmak için Türk, Kürt, Alevi, Çerkez, Laz ayırımı yapmak için Sivas’ta Madımak Otelini yakarak, ‘acaba Alevilerle Sünniler çatışır mı?’ hesabı yaptılar. Yeri geldi, Bingöl’de 33 askerimizi şehit ederek, ‘acaba batıdaki Türk kökenli vatandaşlar bu bölge vatandaşlarına saldırırlar mı?’ ‘Batıda yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarla aralarında bir kargaşa çıkarabilir miyiz?’ hesabı içerisinde oldular. Yeri geldi Başbağlar’da insanlarımızı camiye koyarak yakmak suretiyle katlettiler. Yeri geldi polislerimizi ve askerlerimizi katlettiler. Bütün bu süreçte burada sayamayacağım yüzlerce olay çıkarıp katliamlar yaptılar. Bugün Doğu ve Güneydoğu’nun her tarafı PKK ve ruh ikizi FETÖ’nün, dış güçlerin desteği ile yaptığı bu saldırıların izlerini görmek mümkündür. Allah’a çok şükür şehitler verdik, gazilerimiz oldu, ama bu oyunlara gelmedik” ifadelerini kullandı.

    Kürt halkının hakkını savunduklarını iddia edenlerin bu halka en büyük zararı verdiğini anlatan Sözen, şöyle konuştu:

    “15 Temmuz’la bunu kendilerince taçlandırıp Türkiye Cumhuriyeti Devletine diz çöktürmeye çalıştılar. Tıpkı Çanakkale’de ve Kurtuluş Savaşı’nda denedikleri gibi oralarda beceremediklerini 15 Temmuz’da denediler, ama beceremediler. Allah’ın izniyle beceremeyeceklerdir. Bu referandum süreci sadece sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın meselesi değildir. Bu, ya bu bölgede var olacağımız ya da yok olacağımızın meselesidir. Biz sadece burada kendimiz için değil, dünya üzerindeki tüm mazlumlar için mücadele ediyoruz. Burası sadece Türkiye vatandaşlarının umudu değil. Irak’tan Suriye’ye ve Kuzey Afrika’daki Müslümanların da umududur. Onun için burası ümmetin son kalesi olarak adlandırılıyor.”

    “Gemimiz su alırsa, Aylan bebek gibi hepimiz sahillere vurur ve boğuluruz”

    Korucu camiasının bölgenin kaderini değiştirecek kapasiteye sahip olduğunu anlatan Sözen, “Biz gücümüzün farkında değiliz. Bizler bir ve beraber olmalıyız. Bu bir ülke meselesidir, bu sadece Vanlıların, Hakkarililerin veya Ağrılıların meselesi değildir. Bu mesele hepimizin meselesidir. Eğer 16 Nisan’da ‘hayır’ çıkarsa, bizler hiçbir zaman bu coğrafyada rahat yüzü görmeyeceğiz, çocuklarımıza ve torunlarımıza kan ve göz yaşından başka bir şey bırakamayacağız. Bizim gidecek hiçbir yerimiz yok. Biz ne Suriye’ye ne Ruslara ne de bugün FETÖ’ye kucak açan Yunanistan’a sığınabilirdik. Üç tarafı denizlerle, dört tarafı hainlerle kaplı bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu gemimiz su alırsa bugün Marmara sahillerine vuran Aylan bebek gibi hepimiz sahillere vurur ve boğuluruz” diye konuştu.

    “Şırnak ve Hakkari’ye gitmemiz için tehdit ettiler”

    Referandum için koruculardan ev ev, kapı kapı dolaşmalarını isteyen Sözen, “Onun için hepimiz uyanık olalım ve gerekirse ev ev, kapı kapı bütün insanların omuzlarına dokunarak onların sevgisini ve takdirini alalım. Bizi geçen hafta Şırnak’a gitmememiz için tehdit ettiler. Hakkari’ye gitmememiz için tehdit ettiler. Bize dediler ki ‘siz gelip burada çalışamazsınız’, bizler dedik ki ‘buradayız.’ Bizler bu vatan uğruna şehit olacaksak ne mutlu bize” şeklinde konuştu.

    Program sonunda, Van Güvenlik Korucuları ve Şehit Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Ayhan Kahraman, Sözen’e el dokuması Türk bayrağı işlemeli kilim hediye etti.

    Program, daha sonra basına kapalı olarak devam etti.