Etiket: Sözcüsü

  • Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın’dan Ceren Damar paylaşımı

    Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, dün öğrencisi tarafından öldürülen Araştırma Görevlisi Ceren Damar’ın komşusunun kızı olduğunu açıkladı.

    Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi 4. sınıf öğrencisi Hasan İsmail H., dün akşam saatlerinde asistan hoca olarak derslerine giren Ceren Damar’ın odasına gitti. Hasan İsmail H., burada tartıştığı Damar’ı önce bıçaklayıp, ardından tabancayla vurarak öldürdü. Damar’ın cansız bedeni, yapılan incelemenin ardından Adli Tıp Kurumuna kaldırıldı.

    Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Twitter’deki hesabından cinayete ilişkin paylaşımda bulundu. Kalın, “Komşumuzun kızı ve Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi Ceren Damar, dün menfur bir saldırıda hayatını kaybetti. Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına sabırlar diliyorum. Hepimizin başı sağ olsun. Mekanı cennet olsun. Olay bütün yönleriyle araştırılıyor” ifadelerini kullandı.

  • Sözen, İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Emmanuel Nahshon’u kınadı

    Dünya Beşten Büyüktür Eğitim, Kültür ve Yardım Derneği Genel Başkanı Ziya Sözen, İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Emmanuel Nahshon’un Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı yaptığı açıklamayı kınadı.

    Son günlerde önce İsrail Başbakanı Netanyahu, şimdide İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Emmanuel Nahshon’un twitter hesaplarından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı yönelik yaptığı açıklamayı kınayan Sözen, Nahshon’un küstahça açıklamalarda bulunduğunu söyleyerek kınadı. Başkan Sözen, “İsrail Başbakanı Netanyahu, şimdide İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Emmanuel Nahshon twitter hesaplarından ülkemizin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı yönelik küstahça açıklamalarda bulunarak, Filistinli vatandaşlara karşı yaptıkları katliamların üstünü örtbas etme gayretine girmişlerdir. Filistin’de binlerce vatandaşın ölümünden sorumlu olan, Filistinli vatandaşların ibadet özgürlüğünü ellerinden alan, Filistin’e ambargo uygulayan, birleşmiş milletler kararlarını yok sayan, eline Müslüman kanı bulaşmış bebek katili İsrail yetkilileri kalkmış dünya mazlum ve mağdurlarının hamisi olan Cumhurbaşkanımıza çamur atmaya kalkışmaktadırlar. Cumhurbaşkanımızın Hamas’a sahip çıkmasını terör örgütlerine sahip çıkıyor gibi bir algı oluşturma çabasına girişmektedirler. Cumhurbaşkanımızın dediği gibi ’Hamas asla bir terör örgütü olmadığı gibi, Filistin’de terörist bir ülke değildir’. Cumhurbaşkanımıza dil uzatanları şiddetle kınıyorum” dedi.

    “İsrail Dışişleri sözcüsü boyundan büyük laflar etmiştir”

    İsrail Dışişleri sözcüsünün ‘Osmanlı İmparatorluğunun günleri çoktan bitti. Yahudi halkının başkenti Kudüs’tür ve öyle de kalacaktır’ şeklinde ifadeler kullandığı için boyundan büyük laflar ettiğini vurgulayan Başkan Sözen, “Osmanlı İmparatorluğu resmi olarak olmayabilir ama Osmanlı’nın mirasını taşıyan başta Türkiye olmak üzere dünyada birçok ülkede Osmanlı devletinin manevi varlığı sonsuza dek yaşayacaktır. Osmanlı’nın izlerini silmek İsrail’in haddi değildir. Kudüs asla İsrail’in başkenti değildir. Kudüs Filistin’in başkenti, Müslümanların ilk kıblesi, Hazreti Muhammed’in Mirac’a yükseldiği yerdir. Kudüs biz Müslümanların vazgeçilmez kırmızı çizgisidir. İsrail’in bu küstah ve iftira dolu açıklamaları biz Müslümanların sabrını taşımaktadır. İsrail’in bu küstahça söylemlerine devam etmesi, İsrail’in ve Yahudi devletinin sonunu hazırlamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak her ülkenin toprak bütünlüğüne saygı duyduğumuz gibi, İsrail’in de biz Müslümanlar için kırmızı çizgimiz konumunda olan Filistin’in toprak bütünlüğüne ve Filistin halkının ibadet özgürlüğüne saygı duymasını bekliyoruz. İsrail dünyayı kendi ekseni etrafında döndüğünü düşünerek Yahudi halkını felakete sürüklemektedir. Bundan dolayı biz Müslümanların İsrail devletine karşı kini ve nefreti her geçen gün artmaktadır. Dünya asla İsrail’den ve Yahudilerden ibaret değildir. İsrail Filistin halkına zülüm, işkence ve soykırım uygulayarak bir yere varacağını zannediyorsa yanılıyordur. Cumhurbaşkanımızın önderliğindeki Müslüman Türk halkı her şeyimizi kardeş Filistin halkı için feda etmeye hazırız. İsrailli yöneticileri Cumhurbaşkanımıza yönelik sözlerinden dolayı kınıyorum, lanetliyorum” diye konuştu.

  • KKTC Cumhurbaşkanı Sözcüsü Burcu’dan Rumlara tepki

    KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi sözcüsü Prodromos Prodromu’nun, “siyasi eşitliğin sayısal eşitlik anlamına gelmeyeceği” açıklamalarına tepki gösterdi.

    KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın dün basın toplantısında yaptığı açıklamada Kıbrıslı Türklerin azınlık olmayı kabul etmeyeceğini ifade eden sözlerine karşılık, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi sözcüsü Prodromos Prodromu’nun, “siyasi eşitliğin sayısal eşitlik anlamına gelmeyeceği” açıklamalarına tepki gösterdi. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Kıbrıslı Türklerin azınlık olmayı kabul etmeyeceğini ifade eden açıklamalarına karşılık Rum Yönetimi Sözcüsü Prodromos Prodromu, siyasi eşitliğin sayısal eşitlik anlamına gelmeyeceğini ifade ederek, Kıbrıslı Türklerin işleyebilir olmayan bir devlet talebinden vazgeçmeleri yönünde bir açıklamada bulundu.

    Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Burcu ise yaptığı açıklamada, “Sayın Prodromos Prodromu’nun açıklamasında belirttiği gibi siyasi eşitlik elbette her federal organda sayısal eşitlik anlamında değildir. Federal organların bazılarında sayısal eşitlik olacağı gibi, bazılarında ise 2’ye 1 oranında temsiliyet olacağı genel çerçevede uzlaşılmış bir husustur. Sayısal eşitliğin olmadığı federal organlarda ve karar alma süreçlerinde Kıbrıslı Türklerin etkin katılımı söz konusudur. Yani federal yönetimde alınacak her kararda, en az bir Kıbrıslı Türk’ün olumlu oyunun iştiraki gerekmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın vurguladığı husus budur. Çünkü kararlara etkin katılım olmadığı takdirde, Kıbrıs Türk kurucu devletini temsilen federal organlarda yer alacak kişilerin varlığı göstermelik olur. Bu vesileyle bir kez daha anımsatmak isteriz ki federasyonlar çoğunluğun azınlığı idare ettiği sistemler değildir, kararlar üniter devletlerdeki gibi basit çoğunlukla alınamaz. BM kararlarında da yer aldığı gibi, Kıbrıs’ta federal çerçevede bulunacak bir çözümde de sistem, tarafların eşit siyasi ortaklığı ilkesine dayanacaktır. Sayısal eşitliğin olmadığı organlarda siyasal eşitliğin karşılığı da kararlara etkin katılımdır. Bu temel gerçekliğe karşı olmak, federal çözüme ve siyasal eşitliğe karşı olmakla eş anlamlıdır. Kıbrıs Rum liderliğinin gerçekleri esas alarak bu hususları kendi toplumuyla açık yüreklilikle paylaşması dileğimizdir” ifadelerini kullandı.

  • CHP Sözcüsü Öztrak: “Yasal bir ittifakın zemini yok”

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, “Yasal bir ittifakın zemini yok. O nedenle hepimiz gayet iyi biliyoruz ki bu mutabakat sandıkta olacaktır” dedi.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, CHP Tekirdağ İl Başkanlığının yeni yönetimini ziyaret etti. Öztrak, “Bizim ittifakla ilgili çalışmamız gündemde yok. Şunu demiştim belediye başkanlarımızla Adalet ve Kalkınma Partili veya Milliyetçi Hareket Partisi veya diğer başka partilerden oy vermiş olan tüm seçmenlerin oyunu alabilecek belediye başkanlarına sahibiz. Bu çerçevede de herkesin oyuna talibiz. Dolayısıyla ittifak değil, sandıkta mutabakattan bahsediyoruz. İyi Parti’nin genel başkanı da yine o da hepimiz biliyoruz. Zaten diğer tarafta yapamadı bir kere ittifakın yasal bir ittifakın zemini yok. O nedenle hepimiz gayet iyi biliyoruz ki bu mutabakat sandıkta olacaktır” dedi.

  • Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “MHP’yi hedef alan bir değerlendirmesi söz konusu bile değil”

    Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, “Sayın Cumhurbaşkanımızın MHP’yi ve tabanını hedef alan bir değerlendirmesi söz konusu bile değil. Kastettiği, bu özensiz hazırlanması halinde bir af yasasının doğuracağı toplumsal sonuçlardır” dedi.

    Cumhurbaşkanlığı kabinesi toplantısı sonrasında düzenlediği basın toplantısında toplantıya ilişkin bilgi veren Sözcü İbrahim Kalın, toplantıda iç ve dış güvenlik konuları, imar barışının son durumu, 100 Günlük İcraat Programı çerçevesinde bakanlıkların yürüttüğü çalışmalarla ilgili bilgilendirmeler yapıldığını söyledi. Kalın, Türkiye, Fransa, Almanya ve Rusya’nın katılacağı 4’lü zirvenin 27 Ekim’de İstanbul’da tertip edileceğini, bu zirvede Suriye, İdlib mutabakatı, terörle mücadele, mültecilerin durumu ve insani yardımlar gibi konuların ele alınacağını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump ile görüşmesinin de toplantıda gündeme geldiğini kaydeden Kalın, bundan sonra Amerika ile ikili ilişkilerde sorun olarak gündemde bulunan konular olduğunu, bunların takipçisi olacaklarını belirtti. Kalın, “Dün akşamki görüşmede FETÖ ile mücadele konusu, PYD-YPG’ye ABD’nin verdiği destek konusu gündeme geldi. Suriye’nin toprak bütünlüğü doğrultusunda hiçbir fiili duruma müsaade edilmeyeceğinin altı Cumhurbaşkanımız tarafından çizildi. Sayın Trump, İdlib mutabakatından dolayı Cumhurbaşkanımıza teşekkürlerini iletti, ‘Bu mutabakat sayesinde 3,5 milyon insanın yaşadığı İdlib’te büyük bir insani felaketi önlediniz’ dedi” diye konuştu.

    Telefon görüşmesinde Cemal Kaşıkçı cinayeti ile ilgili görüş alışverişinde bulunulduğunu da belirten Kalın, bu cinayetin bütün yönleri ile aydınlatılması konusunda mutabık kalındığını söyledi.

    “MHP’yi ve tabanını hedef alan bir değerlendirmesi söz konusu bile değil”

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamaların sorulması üzerine İbrahim Kalın, “AK Parti Sözcüsü Sayın Çelik bir açıklama yaptı. O çerçevede bir cevap verilmesi en doğru olandır. Konunun başka yerlere çekilmesi doğru olmaz. Ortada ya bir yanlış anlama var ya da bir çarpıtma. Sayın Cumhurbaşkanımızın MHP’yi ve tabanını hedef alan bir değerlendirmesi söz konusu bile değil. Kastettiği, bu özensiz hazırlanması halinde bir af yasasının doğuracağı toplumsal sonuçlardır. Bu konuda nihai karar Meclisindir” şeklinde konuştu.

    “Bunun milli kimliğin sınırları ile ilgili bir tartışma gibi taktim edilmesi doğru değil”

    Kalın, Danıştay’ın Öğrenci Andı ile ilgili verdiği karara ilişkin ise, “Buradan yeni bir siyasi polemik, milli kimlik nedir gibi bir tartışmaya girmeyi doğru bulmuyoruz. Milli kimliğin en geniş bir şekilde ifade edilmesi gayet doğaldır. Türk ifadesinden kimsenin rahatsızlığı söz konusu değildir. Bu ifade okullarda okunmayınca bizim ne Türklüğümüzden bir kaybımız olur ne Türk kimliği ortadan kalkar. Bununla ilgili uygulamanın yıllar içinde oluşturduğu bir takım mahsurlar hep tartışılageldi, pedagojik açıdan, eğitim açısından, toplumsal açıdan, o değerlendirmeler çerçevesinde böyle bir düzenlemeye gidilmişti, o gerekçeler ortadan kalkmış değil. Bunun milli kimliğin sınırları ile ilgili bir tartışma gibi taktim edilmesi doğru değil. Burada Danıştay’ın kendisini yürütmenin yerine koyması ve böyle bir karar vermesi söz konusu. Bununla ilgili hukuki süreç devam edecek” ifadelerini kullandı.

    “29 Ekim resepsiyonu İstanbul’da yapılacak”

    29 Ekim resepsiyonunun nerede olacağı konusundaki soru üzerine Kalın, “29 Ekim resepsiyonu İstanbul’da yapılacak 3. havalimanının açılması münasebetiyle. Cumhuriyet tarihimizin en büyük projelerinden birisi inşallah o gün hayata geçirilecek. Bu cumhuriyetimizin kazanımları açısından da hepimizi mutlu etmesi gereken önemli bir gelişme. Bunun İstanbul’da yapılacak geniş kapsamlı büyük bir resepsiyon ile yine bir cumhuriyet resepsiyonu olarak İstanbul’daki 3. havalimanında yapılması gayet normal karşılanmalı. Bunu cumhuriyet değerlerine bir mesafe koymak, siyasi spekülatif sorulara boğmak iyi niyetle bağdaşmıyor. Resepsiyon yine yapılacak, yine cumhuriyet resepsiyonu olacak. Buradan bir siyasi polemik, cumhuriyet değerleri ile farklı bir takım değerlendirmelere yönelinmesi iyi niyetle bağdaştırılacak yaklaşımlar değil” açıklamasında bulundu.

    “Hiçbir şey gizli kalmayacak”

    Kaşıkçı cinayetinin ardından Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinin nasıl devam edeceği konusunda ise Kalın, “Başta bir takım değerlendirmeler yapıldı, reddedildi, ‘konsolosluğa girdi çıktı’ denildi, Cumhurbaşkanımız ‘girdi ama çıkmadı’ dedi. 15 gün sonra Suud makamları bunu kabul ettiler. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın baştan beri koyduğu çizgi nettir, bu olayla ilgili hiçbir şey gizli kalmayacak. Bu süreçte Cumhurbaşkanımızın Suud Kralı ile iki defa telefon görüşmesi oldu, meselenin aydınlatılması yönünde ortak bir irade ortaya konuldu. Suudi Arabistan bizim için önemli bir ülkedir, birçok ortaklığımız var. Bunlara zarar gelmesini istemeyiz. Olayın aydınlatılması ile ilgili Suud makamlarının üzerinde de büyük bir sorumluluk bulunmaktadır” dedi.

    “Bilimsel araştırma gemilerimiz bu bölgede sondaj çalışmalarına devam edecekler”

    Doğu Akdeniz’deki gerginliğin hatırlatılması üzerine Kalın, egemenlik hakları noktasında uluslararası hukukun gerektirdiği bir takım şartlar olduğunu, bunlar üzerinde mutabık kalınmadan özellikle Rum tarafı ve zaman zaman da Yunan tarafının ‘burası bizim’ bölgemiz diye kendilerine göre çizdikleri bir takım haritaları esas alarak değerlendirmeler yaptıklarını kaydetti. Kalın, “Bizim bir araştırma gemimiz bizim sınırımıza 10 mil, 20 mil, 30 mil mesafede sondaj çalışması yaptığında bunu hemen ihlal olarak değerlendiriyorlar ve kendilerince adım atmaya çalışıyorlar” diye konuştu.

    Kalın, “Oradaki herhangi bir tasarruf, Türkiye ve Kıbrıs Türkleri hesaba katılmadan hiçbir adım atılması ne uluslararası hukuk açısından kabul edilebilir olacaktır ne de bizim müsaade etmemiz söz konusu olacaktır. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bizim bilimsel araştırma gemilerimiz bu bölgede sondaj çalışmalarına devam edecekler” diye konuştu.

    “Toplumda da bu tartışmanın kabul gördüğünü müşahede etmekteyiz”

    Kalın, İş Bankası hisseleri ile ilgili devam eden tartışmalara ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:

    “Ortada açık olan bir şey varsa, o da bir siyasi partinin bu şekilde bir şirket ortağı olması ya da yönetim yapısı içinde bulunmasının aslında Siyasi Partiler Kanunu açısından da, pratiği açısından da uygun olmadığı şeklinde. Toplumda da bu tartışmanın kabul gördüğünü müşahede etmekteyiz” şeklinde konuştu.