Etiket: Sözcüsü

  • Bölücülükle Suçlanan KESK Manisa Dönem Sözcüsü Beraat Etti

    Bölücülük yaptığı gerekçesiyle Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan KESK Manisa Dönem Sözcüsü ve Eğitim Sen Manisa Şubesi Başkanı Metin Demirel, ilk duruşmasında beraat etti. Dava öncesi KESK Eş Genel Başkanı Şaziye Köse’nin de katıldığı bir basın açıklamasıyla Metin Demirel’e destek verildi.

    KESK Manisa Dönem Sözcüsü ve Eğitim Sen Manisa Şubesi Başkanı Metin Demirel hakkında Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davanın ilk duruşması öncesinde KESK üyeleri, siyasi parti temsilcileri ve STK’ların katılımıyla Manisa Adliyesi önünde bir basın açıklaması düzenlendi. Açıklamaya KESK Eş Genel Başkanı Şaziye Köse, CHP Manisa Milletvekili Dr. Tur Yıldız Biçer, Eğitim Sen Genel Eğitim Sekreteri Elif Çuhadar, Eğitim Sen Turgutlu ve Alaşehir ilçe yöneticileri katılarak Metin Demirel’e destek verdi.

    Yapılan açıklamada ilk konuşmayı gerçekleştiren CHP Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer, “Metin hocamız, tamamen sendikal faaliyetleri dahilinde KESK Dönem Sözcüsü olarak düzenlediği ve bütün sendikacıların katıldığı, KESK bileşenlerinin katıldığı bir yürüyüşü düzenlediği için suçlanıyor. Ne yazık ki içinde bulunduğumuz koşullarda bu abes suçlama bile bizi şaşırtmamaktadır artık. Bu baskı bizi sindiremeyecek, daha çok birleştirecektir. Bu bizim için daha bir başlangıç. Direnmeye devam edeceğiz. Hocamızın sonuna kadar yanındayız” dedi.

    SUÇ İŞLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ

    KESK Eş Genel Başkanı Şaziye Köse ise, büyük bir suç işlediklerini belirterek şöyle konuştu: “Öyle bir suç işliyoruz ki adı barış. Barış istediğimiz için Türkiye’nin neredeyse bütün illerinde yöneticilerimiz, şube başkanlarımız, üyelerimiz yargılanıyor. Hepsine çeşitli kalemler altında dava açılıyor. Aslında bugün yargının sınandığı bir gün. Adaletin sınandığı bir gün olacak. Birazdan bunun duruşmasını yaşayacağız. Arkadaşımız Eğitim Sen Şube Başkanı yani eğitim emekçileri mücadelesinden geliyor. Cumhuriyet tarihi boyunca aslında iktidarların hemen hemen tamamı sürekli doz yükselterek eğitim emekçilerine diz çöktürmeye çalışmıştır. Büyük mücadelelerle daha da büyüyerek, daha da kenetlenerek, mücadelenin bütün alanlarını birleştirerek suç işleyeceğiz çünkü sizin suç dediğiniz şey insanlığın yaşamının geleceğidir. Şimdi bu duruşmaya gireceğiz. Bu kokteyl suçlamalara yanıtlarımız olacak elbette. Bugün Manisa mahkemeleri de bir biçimde sınanmış olacak.”

    Yapılan açıklamaların ardından yaklaşık 50 kişi, KESK Manisa Dönem Sözcüsü ve Eğitim Sen Manisa Şubesi Başkanı Metin Demirel’e destek vermek üzere duruşma salonuna girdi.

    1 Eylül tarihinde Dünya Barış Günü etkinliğinin düzenlenmesi, yürüyüş ve konuşmasına yönelik Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında dava açılan Metin Demirel, Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinde ’2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanuna aykırı yürüyüş’, ’Toplumu suç işlemeye teşvik etmek’ ve ’Terör örgütü propagandası yapmak’ suçlamalarıyla hakim karşısına çıktı. Metin Demirel ilk duruşmasında üzerine atfedilen suçlamalardan beraat etti.

  • HDP Parti Sözcüsü Bilgen’den ’Rus Uçağı’ Ve ’Leyla Zana’ Açıklaması

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, Leyla Zana’nın yemin etmemesiyle ilgili yaptığı açıklamada, henüz yemin etmeyen başka vekillerinde olduğunu söyledi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, Türk hava sahasını ihlal eden Rus uçağının düşürülmesi ve Leyla Zana’nın Meclis’te yemin etmemesiyle ilgili açıklamalarda bulundu.

    Ülke gündemi ile ilgili birkaç şeyi paylaşmak istediğini ifade eden Bilgen, “Öncelikle artık Suriye’de sorunun sadece IŞİD olmaktan çıktığını, benzer bütün örgütlerin bu yeni savaşta, belki barışın öncesinde bu son büyük kavgada doğrudan doğruya hedef haline geldiğini Türkiye’nin de kabul etmesi gerekiyor. IŞİD çatısı altında savaşan ya da El Kaide ile bağlantılı Nusra ve yine onunla ilişkili olan Fetih ordusu gibi, Türkiye’nin desteklediği Yavuz Selim, Ahdulhamid isimleriyle anılan gruplar gibi birçok yapı bugünlerde muhtemelen doğrudan doğruya Rusya’nın hedefi olacak. Dolayısıyla da böyle bir dönemde Türkiye’nin Suriye’deki gerilimi, Suriye’deki kavgayı sadece IŞİD üzerinden tarif etmesi, sadece IŞİD üzerinden tanımlaması ve buna göre pozisyon almasının da hiçbir değeri, hiçbir anlamı kalmamış durumdadır. Nasıl bir Suriye istendiği ve Suriye’nin nasıl bir hukuki sürece sahip olacağı ve bu silahlı grupların konseptteki pozisyonları artık doğrudan doğruya Suriye ile ilgili iddiası olan bütün devletlerin hedefinde olacaktır” diye konuştu.

    “SİYASET SADECE HAMASETLE OLMAZ”

    Enerji bağımlılığını göz ardı ederek, yok sayarak Rusya ile ilişkileri şekillendirmenin imkansız olduğunu ifade eden HDP Parti Sözcüsü Bilgen, “Siyaset sadece hamasetle olmaz. Türkiye’nin Rusya ile ilişkileri hem şehrimizi, hem Türkiye’nin her yerinde Antalya’da turistten, Bolu’daki beyaz et üretenlerine kadar, Adana’daki turunçgillerle ilgili üretim yapanlara kadar herkesi doğrudan doğruya ilgilendiriyor. Bir kere enerji bağımlılığını göz ardı ederek, yok sayarak Rusya ile ilişkileri şekillendirmek imkansız. Dolayısıyla yaptığınız her işin, attığınız her adımın sonuçlarını göze alarak, bunun faturasını, bunun bedelini dikkate alarak yapmak zorundasınız. Yapılan açıklamalar gösteriyor ki olayın sadece teknik bir sorun gibi tarifi imkansız. Türkiye’nin Yunanistan ile binlerce kez benzer bir pozisyona girip ama uçağı düşürme yoluna değil başka yollara, başka yöntemlere, paralel uçuş gibi, karşılıklı taciz gibi it dalaşı gibi başka yöntemleri tercih ettiğini herkes biliyor. Bütün dünya biliyorken, burada doğrudan doğruya uçağın vurulmasının faturasını da ne yazık ki bütün bir ülke, ekonomisiyle, belki güvenliğiyle, barışıyla hepimiz ödemek zorunda kalacağız” diye konuştu.

    “BAŞKA MİLLETVEKİLLERİMİZ DE HENÜZ YEMİN ETMEDİLER”

    Gazetecilerin Ağrı Milletvekili Leyla Zana’nın Meclis’te yemin etmemesiyle ilgili soruları da cevaplayan Bilgen, “Bu konuda hem iktidar partisinin temsilcileri, bu yemin metninin darbe döneminden kalma bir yaklaşımı yansıttığını ifade ettiler. Ve tabi ki yeni başkanın takdiridir. Ama biz zaten değişecek olan, değişeceğini dair irade beyanın CHP’nin de, AK Parti’nin de ve bizim partimizin de net beyanda bulunduğu bir metinde hala ısrar ederek bunu bir krize, bir gerilime çevirmenin doğru olmadığını düşünüyoruz. Bu arada bizim başka milletvekillerimiz de henüz yemin edemediler. Nusaybin’den çıkamadıkları için, iki haftadır yemin edemeyen başka vekillerimiz de var. Dolayısıyla yemin sorunu, yemin krizi sadece bu konu ile ilgili değil. Ama galiba dün asıl göz ardı edilen başka bir şey gerçekleşti Ankara’da, yani çok olağanüstü biçimde, ilginç biçimde Meclis Başkanlık Divanı şimdiye kadar 15 kişi 17 kişiyi, 18 kişiyi hiç geçmemişken MHP ve AK Parti’nin pazarlığıyla bu sayı 23’e çıkartıldı. MHP’ye divanda bir üye çıkartmanın karşılığı da RTÜK Başkanlığı krizinin çözülmesi oldu. Belli ki yani 7 Haziran’da başlayan gizli koalisyon, MHP- AKP gizli koalisyonu doğrudan doğruya bir takım pozisyonları, koltukların paylaşılmasından tutun genel güvenlik politikasına kadar her yerde devam ediyor” ifadelerini kullandı.

    Ayhan Bilgen, Harakani Havalanı’nda yaptığı basın toplantısının ardından partililerle birlikte Digor ilçesine hareket etti.

  • AK Parti Sözcüsü Çelik: “Sandıktaki Baskıya Karşı Hep Birlikte Direnmeliyiz”

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, vatandaşlara sandığa sahip çıkmaları çağrısında bulunarak, “Sandıklar üzerindeki baskıya karşı hep birlikte direnmeliyiz” dedi.

    Çelik Lütfiye Kısacık İlkokulu’nda oyunu kullandıktan sonra basın mensuplarına açıklama yapan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, seçim sürecinde siyasi partilerin özgürce propaganda yaptığını söyledi. Çelik, “Ankara Garı’nda uğradığımız terör saldırısı, seçim sürecinde tabi çok canımızı yaktı. 100’ün üzerinde canımızı kaybettik. Onun dışında vatandaşlarımız büyük bir sağduyu ile huzura, istikrara sahip çıktılar. Bütün seçim dönemi boyunca da ufak tefek olaylar hariç genel olarak huzurun korunduğunu görüyoruz. Bugün de sandıklara baskı yapmaya çalışanlara, vatandaşın hür iradesini etkilemeye kalkışanlara karşı her türlü tedbir alındı. Bütün vatandaşlarımız, bütün siyasi partiler sandıklara sahip çıksınlar. Her seçimin sonunda kuşkusuz bazı partiler kazanır, bazı partiler kaybeder. Bazı partiler daha öne gider, bazıları geri kalır. Ama şu bilinsin ki partilerin kazanması ya da kaybetmesi Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının bir kısmının diğerine karşı zafer kazanması, bir diğer grubun hezimeti anlamına gelmez. Sandık varsa, sandık bütün Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının zaferidir. Bütün yurttaşlarımız için demokrasi bir zaferdir. Hiçbir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı seçim sonuçlarına göre bir diğerine göre kaybetmiş sayılmaz. Hepimizin kazancıdır. Türkiye’nin kazancıdır bu. Hepimiz için bir zaferdir” diye konuştu.

    Bütün vatandaşların hangi partiye oy verirse versin sandıklara sahip çıkmalarının çok kıymetli olduğunu ifade eden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Demokrasinin kıymetini bilelim, sandığın kıymetini bilelim. Bakınız etrafımızda bu kadar istikrarsızlığa, bu kadar huzursuzluğa rağmen bizim kendi ülkemizde bu sandık, demokrasi ve diğer mekanizmalar yoluyla huzuru, barışı, istikrarı sürdürüyoruz. Etrafımızdaki sıkıntılardan ülkemizi bu şekilde koruyoruz. Bütün vatandaşlarımız hangi partiye oy verirse versin sandıklara sahip çıkmaları çok kıymetlidir. Sandıklar üzerindeki baskıya karşı hep birlikte direnmeliyiz. Demokrasiyi hep beraber korumalıyız. Bu ülkenin en büyük kazanımlarından bir tanesi sağlıklı seçim yapabiliyor olmasıdır. Biz sağlıklı seçim yapabilen, seçim sonuçlarını tartışmasız ortaya koyabilen bir ülkeyiz. Bu sebeple bu seçim de kendi demokrasi tarihimize parlak bir aşama olarak geçecektir. Memleketimize, bütün milletimize, etrafımızdaki coğrafyalara hayırlı olmasını diliyorum. Hepimiz için inşallah bundan sonrasında hayırlı istikrar olan bir dönemin kapısını açsın diyorum.”

  • HDP Kars Milletvekili Ve Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, Oyunu Kars’ta Kullandı

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Sözcüsü ve Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, oyunu Kars’ta kullandı. Bilgen, sandık görevlileri ve basın mensuplarını da kırmızı karanfil verdi.

    Ayhan Bilgen, İstasyon Mahallesi’ndeki Gazi Ahmet Muhtar Paşa İlköğretim Okuluna gelerek oyunu 1061 nolu sandıkta kullandı. Sandıkları ziyaret ederek görevlilere kırmızı karanfil veren HDP Parti Sözcüsü ve Kars Milletvekili Bilgen, 1 Kasım seçiminin büyük bir endişe içerisinde, tedirginlik içerisinde gidilen bir seçim olduğunu söyledi.

    Bilgen, “7 Haziranda seçmenin ortaya koyduğu iradeyi daha dikkatli okuyan ve onun gereğini yaparak ülkede barışın, kardeşliğin, özgürlüğün egemen olabilmesi için seçmen iradesinin gereği olan uzlaşmayı biz siyasetçiler ne yazık ki başaramadığı için bu ülkenin bir kez daha hem büyük ekonomik maliyete katlanarak, hem de büyük bir emek harcayarak yeniden seçime gitme zorunda kaldı” dedi.

    Bilgen, “Ümit ediyoruz ki bu seçim hem güven içerisinde gerçekleşsin, huzur içerisinde gerçekleşsin. Hiç kimsenin burnunun kanamadığı ve herkesin özgür iradesiyle tercihini yaptığı bir seçim olsun. Seçim sonuçlarının da ülkemizde birlikte yaşamaya, barışa ve seçmen iradesinin siyasetin asıl öznesi haline geldiği, demokrasinin olmazsa olmazı olarak kabul edildiği, hazmedildiği, sindirildiği bir seçim sonucu ortaya çıksın. Biz bugün sabah Digor ve Dağpınar’da sandıklarımızı ziyaret ettik. Biraz sonrada Kars’taki sandıkları ziyaret edeceğiz. Diğer arkadaşlarımız Kağızman, Selim, Sarıkamış’ta sandık ziyaretlerini yapıyorlar. Şu ana kadar güvenlik görevlilerinin son derece duyarlı ve anlayışlı hareket ettiğini gördük. Herhangi bir gerilime, sıkıntıya şahit olmadık. Bu ülke hepimizin ve bu ülkede birlikte yaşayabilmek için galiba sandık sınavını da hep birlikte başarıyla vermemiz gerekiyor” diye konuştu.

    Bilgen ve beraberindekiler daha sonra Gazi Ahmet Muhtar Paşa İlköğretim Okulu’ndan ayrıldı.

  • AK Parti Sözcüsü Çelik: “MHP Ve CHP Terörle Mücadeleye Destek Vermeme Konusunda Kenetlendiler”

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 7 Haziran seçimlerinin ardından MHP ve CHP’nin terörle mücadelede kendilerine destek vermediğini belirterek, “Üstelik bunlar cumhurbaşkanlığı seçiminde sayın cumhurbaşkanımızın karşısında bir adayın etrafında kenetlenmişlerdi. Ama şimdi terörle mücadeleye destek vermeme konusunda kenetlendiler” dedi.

    Memur-Sen tarafından düzenlenen ‘Adana Buluşması’ etkinliğine katılan Çelik, 7 Haziran seçimlerinden sonra Türkiye’nin içine girdiği türbülansı herkesin gözlemlediğini söyledi. Bu süreçte terörle mücadele konusunda CHP ve MHP’den destek istediklerini aktaran Çelik, “İki ay bile teröre karşı mücadele etmek üzere ‘CHP’ye ve MHP’ye destek verin’ dediğimizde bu desteği vermediler. Üstelik bunlar cumhurbaşkanlığı seçiminde sayın cumhurbaşkanımızın karşısında bir adayın etrafında kenetlenmişlerdi. Ama şimdi terörle mücadeleye destek vermeme konusunda kenetlendiler. Eğer AK Parti olmasaydı Ankara Gar’ındaki saldırıyı gerçekleştirenlerin Türkiye’yi sahipsiz gösterme, Türkiye’yi dirayetsiz gösterme, Türkiye’de bir hükumet, devlet boşluğu varmış gibi bir izlenim yayma hedefi başarıya ulaşırdı. Ama AK Parti sayesinde bu oyunda boşa çıktı. Üç günlük ulusal yas ilan ettik, sayın cumhurbaşkanımız, sayın başbakanımız oraya karanfil bıraktı. Böylece bu terör eylemini gerçekleştirenlerin iki amacından bir tanesi olan seçim sürecini sabote etmek, ikincisi olan toplumda bir takım hareketlilikler yaratmak şeklindeki bütün hedefleri boşa çıktı. Ama biz şunu biliyoruz bütün bunları yaparlarken asıl ulaşmaya çalıştıkları şey milletin seçtiği temsilcilerin arkasından sivil toplumu ve milletin örgütlerini çıkarmak, onları boşa düşürmek. Ama Memur-Sen gibi teşkilatlar sürekli olarak demokrasiden yana olduğu için bunu gerçekleştiremiyorlar” diye konuştu.

    Çelik, Memur-Sen’in sadece güçlü zamanlarında, demokrasinin iyi olduğu zaman konuşan bir teşkilat olmadığına dikkat çekerek, “Yok edilmekle tehdit edildiği zaman da Memur-Sen’in sesi böyle çıkıyordu. Eğer Türkiye 5-10 tane Memur-Sen gibi teşkilatı olsaydı sivil toplumun, 1960 ihtilali gerçekleştirilemezdi, Adnan Menderes asılamazdı” ifadelerini kullandı.

    Memur-Sen Genel Başkan Vekili ve Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş ise, 7 Haziran seçimlerinden sonra karanlık güçlerin düğmeye bastığını aktararak, “Son 3 yıldır bahar havasında olan ülkemizde terör olaylarını yeniden başlattılar. Ben bu vesileyle terör olaylarında şehit olan askerlerimize ve polislerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Adanamız terör olaylarında en çok şehit veren illerimizden birisi. Maalesef karanlık güçler son dönemlerde düğmeye bastı. Ülkemizde tam istediklerini yapacakları bir noktada bu ülkenin, bu milletin birlik ve beraberliği tekrardan devreye girdi. Biz de Memur-Sen ailesi olarak ‘Öncü medeniyet, güçlü sendika, büyük Türkiye’ sloganıyla meydanlara indik, kardeşliğimizi bozmak isteyenlere karşı duyarlı olmamız gerektiğini vurgulamak için bir araya gelmek ve ülkemize sahip çıkmak için meydanlardayız” şeklinde konuştu.

    Etkinliğe AK Parti İl Başkanı Fikret Yeni, Memur-Sen ve Eğitim Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mehmet Sezer ve çok sayıda davetli katıldı.