Etiket: Soykırımı’

  • (Özel Haber) Sözde Ermeni soykırımı yasa tasarısını parlamentodan geçirmeyen Macar politikacıya teşekkür ziyareti

    MÜSİAD Macaristan Temsilcisi Fadıl Başar, sözde Ermeni soykırımı yasa tasarısının Macaristan Parlamentosuna gelmesine izin vermeyen Macar milletvekili Marton Gyöngyösi’ye teşekkür ziyaretinde bulundu.

    Macaristan Parlamentosu Dışişleri Komisyonu Başkan Yardımcısı olan Macaristan’daki ana muhalefet partisi konumundaki Jobbik Partisi’nin liderlerinden sayılan Milletvekili Marton Gyöngyösi’ye nezaket ziyaretinde bulunan Başar, tasarının parlamentoya dahi gelmeden teklifi reddeden komisyon üyelerine teşekkür ederek Gyöngyösi ile öğle yemeği yedi. Macaristan Parlamentosunda yaklaşık 1 saat süren görüşmede, Türk-Macar ilişkileri ele alınırken, Macaristan’daki Ermenilerin 2015 ve 2016 yılında tasarının kabul edilmesi içinde baskı yaptığı, fakat buna boyun eğmeyeceklerini söyleyen Macar siyasetçi Gyöngyösi, konunun Türk, Ermeni ve dünya genelindeki tarafsız tarihçilere bırakılması gerektiğini söyledi. Başar, katkılarından dolayı Gyöngyösi’ye MÜSİAD tabağı ve rozeti sundu.

    İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Gyögyösi, 2015 yılında sözde Ermeni soykırımının 100’üncü yıl dönümü nedeniyle ilk kez Ermenilerin Yeşiller Partisi’ni kullanarak bu tasarıyı Macaristan Parlamentosuna getirdiklerini, fakat başarılı olamadıklarını, 2016 yılı Ekim ayında da yeniden denediklerini fakat başta kendisini ve diğer komisyon üyelerinin karşı geldiğini ve tasarının oylanmasına gerek olmadan reddedildiğini söyledi.

    “Halkın kararı önünde saygıyla eğilmeliler”

    Macar siyasetçi, sözde Ermeni soykırımının kabul edilip edilmemesinin Macaristan Parlamentosunun işi olmadığını, bu konunun daha önce de Türkiye’nin defalarca söylediği gibi tarihçilerin işi olduğunu, Türk, Ermeni ve uluslararası tarafsız tarihçilerin toplanarak, yapacakları araştırmalar, deliller sonrası ortak bir karar almasının gerektiğini dile getirdi.

    Gyöngyösi, Türkiye’de anayasa referandumu ile ilgili de açıklamalarda bulunarak, “Halk nasıl yönetilmesini istediğine referandumda kendisi karar verecek. Hiçbir yabancı ülkenin bir ülkenin nasıl yönetilmesine karar veremeyeceği kesindir. Türkiye ve Türk halkı özgürdür. Halk, yönetilme biçimini, anayasayı değiştirmek isterse demokratik adımını atarak sandığa gidecek ve kendi karalarını kendileri verecek. Başka ülkelerin ve bu ülkelerin politikacılarının bu karara saygı duymaktan başka yapacakları bir şey olamaz ve halkın kararı önünde saygıyla eğilmeliler” ifadelerini kaydetti.

    Fadıl Başar ise, 4 Ekim 2016 tarihinde Macar Parlamentosunda Dışişleri Komisyonu’nda Yeşiller Partisi’nin verdiği sözde Ermeni soykırımı yasa tasarısının görüşüldüğünü, 1 evet, 2 çekimser ve 5 ret oyla komisyonun tasarıyı ret ettiğini belirterek, “Bu neticenin alınması için öncelikle bir Türk vatandaşı olarak, aynı zamanda MÜSİAD Macaristan Temsilcisi ve DTİK Avrupa Komitesi Yönetim Kurulu Üyesi olarak üzerine düşen görevi yerine getirmeye çalıştık. Parlamento görüşmelerde ve oylamalarda bulunduk. Macaristan Parlamentosunda ret oyu veren Marton Gyögyösi’ye verdiği teşekkür ettik ve göstermiş olduğu destekten dolayı bir plaket sunduk” diye konuştu.

  • TBMM Genel Kurulu’nda Ermeni soykırımı tartışması

    Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ‘Ermeni soykırımı ‘ tartışması yaşandı.

    Anayasa değişikliği teklifi 11. Madde görüşmeleri devam ediyor. Halkların Demokratik Partisi İstanbul milletvekili Garo Paylan, 11. Madde üzerinde HDP Grubu adına konuştu. Paylan, kurumların güçlendiğinde Türkiye’nin huzur bulduğunu ifade etti. Paylan, tek adam diktatörlüklerinde, darbeler zamanın fakirleştiklerini belirterek, Ermeni toplumunun ilk anayasayı Ermeni nizamnamesi ile gerçekleştirdiğini söyledi. Paylan, Ermeni, Yahudi Rum Suryüani halkının soykırımlar ile yok edildiğini iddia ederek, “Bir zamanlar yüzde 40’tık, bugün binde biriz. Başımıza bir şey geldi ki, binde biriz. Ermeni halkı başına ne geldiğini biliyor. Ben atamın, babamın başına ne geldiğini biliyorum. Geçmişten ders çıkararak bakalım” ifadelerini kullandı.

    TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, Paylan’a ‘sözlerinizi düzeltin‘ şeklinde uyardı. Daha sonra Paylan’ın konuşmasını devam ettirmesi üzerine Aydın, “Bu milleti yaralayıcı sözler kullanmayınız. Kaba ve yaralayıcı sözler kullanmayınız” şeklinde tekrar uyardı.

    AK Partili milletvekilleri sıralara vurdular.

  • Öğretim üyesinden Roman soykırımı iddiası

    Trakya Üniversitesi Roman Dili ve Kültürü Araştırmaları Görevlisi Muhammed Tağ, İkinci Dünya Savaşı’nda Almanlar tarafından 1.5 milyon Roman’ın soykırıma uğradığını söyledi.

    Edirne Devecihan Kültür Merkezi’nde düzenlenen Sivil Düşün Avrupa Birliği (AB) programı kapsamında, Porajmos-Roman Soykırımı anma programında konuşan TÜ Roman Dili ve Kültürü Araştırmaları Enstitüsü Araştırma Görevlisi Muhammed Tağ, Almanlar tarafından İkinci Dünya Savaşı’nda 500 bin ile 1.5 milyon arasında Romanlara soykırım yapıldığını belirti. Tağ, “Her ne kadar durumları aynı olsa da Romanlara yapılan soykırım Yahudiler kadar hatırlanmamaktadır” dedi.

    İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi yönetimi tarafından Romanlar’a yönelik gerçekleştirilen soykırım olan Porajmos – Roman Soykırımı anma programında konuşan araştırma görevlisi Muhammed Tağ, Almanların İkinci Dünya Savaşı öncesinde ve savaş boyunca aşağı ırk olarak tanımladıkları 2 gruba soykırım yaptıklarını söyledi.

    “Bunlardan ilki din bazında Yahudiler ve diğeri Avrupa’dan farklı kültür ve geleneklere sahip olan Romanlardır” Tağ, şunları kaydetti:

    “Eldeki verilere bakıldığında Almanlar, İkinci Dünya Savaşı’nda, 500 bin ile 1,5 milyon arasında Roman ve 6 milyon civarında Yahudi’yi soykırıma uğratmıştır. 1936 yılında, Berlin’de 3 kişilik Almanya Sağlık Bakanlığı’na bağlı Arî Irk ve Toplum Biyolojisi Araştırmaları Ekibi tarafından 30 bin Roman üzerinde yapılan kan ve iskelet tahlillerinde genetik sınıflandırmalar yapılmıştır. Her ne kadar durumları aynı olsa da Romanlara yapılan soykırım Yahudiler kadar hatırlanmamaktadır. Bu dönemde Romanları öldürmek, yakalamak ve toplama kamplarına götürmek için Hinrich Himmler kontrolünde ekipler kurulmuştur. Bunlarla birlikte yaklaşık 5 bin Roman’ı karbon monoksit kullanarak öldürmüşlerdir.”

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “ Siz, Ermeni Soykırımı Oylaması Yapacak En Son Ülkesiniz”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Ey Almanya, bak yine söylüyorum; önce holokostun hesabını vereceksin. Namibya’da 100 bini aşkın Namibyalıyı nasıl yok ettiniz, nasıl öldürdünüz onun da hesabını vereceksin. Siz, Türkiye’ye veya Türklere parlamentosunda kalkıp da sözde Ermeni soykırımı oylaması yapacak, varsa belki de en son ülkesiniz” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sebahattin Zaim Üniversitesi 2015- 2016 Akademik Yılı Mezuniyet Törenine katıldı. Üniversitenin Halkalı Kampüsünde gerçekleşen törende konuşan Erdoğan, “Mezun olan öğrencilerin tamamı artık hayatlarının yeni bir dönemini tamamlıyor, yeni ve zorlu bir kulvara ilk adımlarını atıyorlar. Bundan sonra hayatla mücadele adeta savaş başlıyor. Ailenizin ve içinde bulunduğunuz üniversite ortamının size sağladığı korunaklı ortamdan çıkarak hayatın gerçek yüzü ile karşılaşacaksınız” dedi.

    “ZARF GÜZEL AMA İÇİNDEKİLERİN ÇOK DAHA GÜZEL OLMASI LAZIM”

    “Sebahattin Zaim Hoca’mızın ismini taşımak bir üniversite için böyle bir okulun mezunları için hem büyük bir onur hem de ağır bir sorumluluktur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle konuştu:

    “Hocaların hocası olan merhum Sebahattin Zaim yazdığı eserlerle yetiştirdiği eserlerle arkasında hayırla yad edilen güzel bir miras bıraktı. Zarf güzel ama zarfın içindekilerin çok daha güzel olması lazım. Oda sizde, onu siz halledeceksiniz. Sebahattin Zaim hocamız hem fikir adamı hem dava adamıydı. O, örneklerine bugün sıkça rastladığımız birileri gibi hiçbir zaman milletine tepeden bakmadı. 200’e yakın makalesi ve 20’nin üzerinde kitabıyla hocamız entelektüel hayatımızda çığır açan eserler verdi. Eğer bugün milletimizi 2023 hedefleri doğrultusunda seferber edebiliyorsak, ülkemize 2053 ve 2071 vizyonu çizebiliyorsak bunda hocamızın çabalının çalışmasının çok önemli katkısı vardır. Peygamber efendimiz aleyhissalatu vesselam bizlere öldükten sonra şu 3 insanın amel defterinin kapanmayacağını müjdeliyor; Bunlardan ilki sadaka-i cariyesi olan. İkincisi ilmi eserleri olanlardır. Üçüncüsü kendisine dua edecek salih evlat bırakanlardır. Tüm hayatını ilme vakıf hizmetine hasteden Sebahattin Zaim Hocamızın inşallah amel defteri kapanmadığına bu fakir inanıyor.”

    “UYGARLAŞMA, MODERNLEŞME GİBİ CİLALI KAVRAMLARIN HİÇ BİRİ YAPILAN KATLİAMLARI ÖRTMEYE YETMEZ”

    İnsanlar gibi devletlerde geride bıraktıkları ile anılırlar diyen Erdoğan, “Bazı devletler geride gıpta ile anılan miras bırakırken kimi de zulümle kanla gözyaşıyla dolu acı bir miras bırakmıştır. Bugün tarihe baktığımızda Selçuklu, Osmanlı, Endülüs, Babür sultanlığı gibi devletleri ilim, sanat ve siyaset hayatımıza yaptığı eşsiz katkılarla anıyoruz. Dünyayı dolaştığımızda tertemiz pak bir mirasla karşılaşıyoruz. Afrika’ya Asya’ya ve yan Balkan coğrafyasına yaptığımız ziyaretler sırasında sık sık şu manzaraya şahit oluyoruz. Aradan yüzyıllar geçmesine, kimi yönetimler tarafından izi silinmek için baskı yapılmasına rağmen Osmanlı denince halen yüreği yanıyor, gözleri parlıyor dillerinden güzel sözler dökülüyor. Bu insanların aklına katleden, sömüren, ezen değil; yaşatan imar ve ihya eden adaletle hükmeden bir medeniyet geliyor. Osmanlı budur. Afrika’nın neresine gidersek gidelim alnımız ak başımız dik gidiyoruz. Kıtada tüm yaşayanlar bizi muhabbetle özlemle bağrına basıyorlar. Çünkü kıtanın hiçbir ülkesinde sömürgecilik lekesi ile kirlenmemiş bir tarihe sahibiz. Bırakın sömürmeyi atalarımız bölge halklarına destek olmuşlar. Bugün bize insan hakları dersi vermeye kalkan ülkelerin hepsinin de kıtadaki tarihi kan, gözyaşı soykırım ve katliamla bezelidir. 16. yüzyılda kıtanın köleleştirilmesi 19 yüzyılda zirve yapmıştır. 1890’da Afrika topraklarının yüzde 90’ı bir elin parmaklarını geçemeyen Avrupa ülkelerinin işgali altındaydı. Uygarlık taşıma iddiasıyla kıtanın tüm kaynaklarını yıllarca sömürdüler yağmaladılar. Bunları yaparken çok ciddi soykırımlar yaptılar. Bugün batı dünyasındaki ihtişamın perdesini kaldırdığınızda altında milyonlarca Afrikalının dramı gözyaşı olduğunu göreceksiniz. Berlin’in, Paris’in, Brüksel’in şık kaldırımlarının altında Afrikalıların canı, kanı, emeği ve alın teri vardır. Bu dönemi aklamak için kullandıkları uygarlaşma, modernleşme gibi cilalı kavramların hiç biri yapılan katliamları örtmeye yetmez“ dedi.

    “SİZ, SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI OYLAMASI YAPACAK EN SON ÜLKESİNİZ”

    Almanya Parlamentosunda sözde ermeni soykırımını iddialarına ilişkin geçen yasa tasarısında tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ey Almanya, bak yine söylüyorum; önce holokostun hesabını vereceksin. Namibya’da 100 bini aşkın Namibyalıyı nasıl yok ettiniz, nasıl öldürdünüz onun da hesabını vereceksin. Siz, Türkiye’ye veya Türklere parlamentosunda kalkıp da sözde Ermeni soykırımı oylaması yapacak, varsa belki de en son ülkesiniz. Kaldı ki bizim tarihimizde bu noktada zaten bir derdimiz yok, bir sıkıntımız yok. Bizim tarihimiz, katliamlar tarihi değildir. Bizim tarihimiz, merhamet tarihidir, şefkat tarihidir. Aramızdaki fark budur” şeklinde konuştu.

    “AFRİKA’DA SÖMÜRGECİLİĞİN MODERN ŞEKİLDE DEVAM ETTİĞİNİ GÖRÜYORUZ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan devamla şöyle konuştu:

    “Ruanda katliamının arkasında Fransa var. Fransa’da emniyetinin yaptıklarını ekranlardan izliyoruz. Ama açın Fransız televizyonlarını göremezsiniz. Günlerdir Fransa, Avrupa kaynıyor. Böylede bir dezenformasyon var. Gelişmeler endişe verici. Endişe duyuyorum. Gezi’de 12 ağacın sökülüp taşınmasından endişe duyanlar oluyordu. Avrupalı dost görünenler telefonla konuştuğumuzda ‘endişe duyuyoruz’ diyorlardı. Siz kızları erkekleri yerlerde süründürüyorsunuz, tekme tokat. Endişe duyuyoruz. Afrika’da sömürgeciliğin modern şekilde devam ettiğini görüyoruz. Afrika’nın paylaşılması konusunda 1884’te Berlin’de konferans toplanıyor, bugün aynı Berlin kendi tarihindeki bu kara lekeye aldırmadan ülkemizi Ermenilere karşı soykırım yapmakla itham eden Almanya parlamentosuna ev sahipliği yapıyor. Avrupalıların kendi tarihlerine bakmadan bizi asılsız iftiraların muhatabı yapmaları kara mizah örneğidir.”

    “ERMENİ DÜŞMANI OLSAK GELENLERİN HEPSİNİ ERMENİSTAN’A GERİ GÖNDERİRDİK”

    Türkiye’de yaklaşık 100 bin Ermeni bulunduğuna değinen Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Bunun yarısı vatandaşımız, yarısı ise vatandaş değil. Aynen Suriye’den Irak’tan gelenleri nasıl misafir ettiysek Ermenistan’dan gelenleri biz aynen şu anda misafir olarak ülkemizde ağırlıyoruz. Bu kadar yaklaşımı müşfik olan Türkiye’ye karşı bu adamların yaklaşımının acaba affedilebilir bir yanı var mı? Biz çok daha farklı yaklaşabilirdik. Eğer biz Ermeni düşmanı bir ülke olsak, bu gelenlerin hepsini Ermenistan’a geri gönderirdik. Utanamadan sıkılmadan terbiyesizce güya Ermenilere ait kiliseleri yıkmışız diye konuşuyorlar. Elinize, dilinize dursun. Tam aksine, Ermeni vakfiyelerindeki kiliseleri kendilerine teslim ediyoruz. Varlıkları varsa kendilerine teslim ediyoruz. Arşivlerimizde milyonu aşmış belge var bunlar incelenmiştir. Eğer kendinize güveniyorsanız, onurunuz varsa, ilminiz varsa, çıkarın hukukçularınızı, tarihçilerinizi, arkeologlarınızı gönderin. Kimleri göndereceksiniz, hangi ülkeden gelecekse gelsin incelesinler, araştırsınlar. Orada eğer söylediğiniz gibi bir şey çıkıyorsa biz herkesle yüzleşmeye hazırız. Ama bunu yapamadılar. Çünkü bu bir cibilliyet meselesidir.”

    “BU MİLLET BUGÜNE KADAR ALNI ÖNE EĞİK DOLAŞMADI”

    Alman Meclisinin Ermeni iddialarına ilişkin kararını değerlendiren Erdoğan, şunları kaydetti: “Şimdi oradan çıkıyor bir ukala, bir şey hazırlıyor, Alman Parlamentosu’na sunuyor. Neymiş? Birileri de diyor ki, güya Türk… Ne Türk’ü be? Bunların kanlarının laboratuvar testinden geçmesi lazım. Onun kanının öyle olması, böyle olması bizi ilgilendirmiyor. Bunları bir üst akıl idare ediyor. Ama nasıl idare ediyor, bu önemli.

    Son zamanlar da bazıları Berlin’e gidiyorlar geliyorlar. Kimlerle neyi konuşuyorlar. Efendim parlamentodan bu karar çıktı ama; ‘bu bizim Türkiye ile münasebetimizi etkilemez diyorlar’. Sevsinler sizi nasıl etkilemez. Eğer, Tayyip Erdoğan karakteri nedir diye sorarsanız, zaten siz bana not verdiniz, onu dünya alem biliyor. Ben onun gereğini yapmaya devam edeceğim. Çünkü bu millet bugüne kadar alnı öne eğik dolaşmadı. Biz her zaman dik durduk dikleşmedik. Yine dik duracağız dikleşmeyeceğiz. Eğer siz yaptıklarınıza, insanlık dışı suçlarınıza ortak arıyorsanız, o ortak biz değiliz. O ortağı gidin başka yerde bulun. Bilimsel araştırmalar ve akademik çalışmalar değil, siyasetle, parlamentolar eliyle kirli emellerinizi gerçekleştirmeye çalışıyorsanız, bunu yapamazsınız. Bir kulaktan girer, öbür kulaktan çıkar. Yaptığınızın zaten uluslararası hukukta da en ufak bir kıymeti harbiyesi yok. Biz bu ülkelerin kendi cürümlerini hafifletmek için başvurdukları bu kurnazlıklara, bu ucuz numaralara asla boyun eğmeyeceğiz. Bizim abdestimizden şüphemiz yok ki namazımızdan şüphemiz olsun. Biz rahatız. Dedim ya, arşivler ortada. Amaç üzüm yemekse, meseleyi çözmekse, biz buradayız. Ancak bu konuyu her başınız sıkıştığında, Türkiye’ye dövmek için bir sopa olarak kullanacaksanız, kusura bakmayın, buna izin vermeyiz.”

  • Berlin’de Binlerce Türk ’Sözde Ermeni Soykırımı Tasarısı’nı Protesto Etti

    Alman Federal Meclisi’nde yarın oylanacak sözde Ermeni soykırımı karar tasarısı öncesi Berlin’de Türk Alman Dayanışma Platformu tarafından düzenlenen protesto mitingine binlerce Türk katıldı.

    “Haydi Bayrağını Al Gel“ çağrısına ses veren on binlerce Türk vatandaşı, Berlin’in tarihi mekanlarından Brandenburg Kapısı önünde bir araya gelerek, yarın Federal Meclis’te oylanacak ’sözde Ermeni soykırımı tasarını’ protesto etti. Almanya’nın diğer kentlerinden ve Avrupa’nın birçok ülkesinden Berlin’e akın eden Türk vatandaşları, “Parlamentolar mahkeme değildir”, “Tarihi gerçekler tarihçilere bırakılmalı“, “Ermenilerin ve Türklerin acıları siyasete alet edilmemeli“ yazılı pankartlar taşıyarak Alman Meclisi’nin alacağı kararın Türk- Ermeni ilişkilerine faydası olmayacağına vurgu yaptılar.

    “Türkiye bizim ortak hayat alanımız, ortak sevdamız, ortak geçmişimiz, ortak geleceğimizdir. Soykırım yapmadık, vatan savunduk” diyen eylemciler, Alman Parlamentosu’na da “Türk-Alman dostluğunu riske atma” diyerek tepkilerini dile getirdiler.

    Orta Avrupa saatiyle 18.00’de Brandenburg Kapısı önünde toplanan on binlerce kişinin katıldığı protesto mitinginde sanatçı Uğur Işılak, Cengiz Özkan ve Cem Çelebi de konser verdiler.