Etiket: Sosyoloji

  • Sosyoloji öğrencilerine sosyal hizmet semineri

    Sosyoloji öğrencilerine sosyal hizmet semineri

    Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bünyesindeki Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) Müdürlüğünce, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümü öğrencilerine yönelik şiddet mağduru kadınlara yönelik sosyal hizmet konusunda seminer düzenlendi.

    Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi Müdürü Şükran Gökdaş, sosyoloji öğrencilerine kadın hizmetleri konusunda eğitim verdi.

    6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ile devletimizin kadınlara sahip çıktığını belirten Gökdaş, ‘’Kadının Statüsü kapsamındaki hizmetlerimizin temel amacı; kadının insan haklarının korunması ve geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapmak, kadınların sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasal yaşamdaki konumlarını güçlendirmek, hak, fırsat ve imkanlardan eşit biçimde yararlanmalarını sağlamaktır. Kadına Yönelik Hizmet Çeşitlerimiz; Kadın Konukevi aracılığıyla sunulan Koruma, bakım ve Eğitim Hizmeti, ŞÖNİM aracılığıyla Önleyici ve Tedbir Kararı İzlemesi, Aile ve Boşanma Süreci Danışmanlığı Hizmeti ve Eğitim Programlarıdır. Erzurum’da kurulan kadınlara yönelik Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi, doğuda ilk kurulan merkez olma özelliğini taşımaktadır. ŞÖNİM, Şiddetin önlenmesi ile koruyucu önleyici ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik destek ve izleme hizmetlerinin verildiği, yedi gün yirmi dört saat çalışmaların yürütüldüğü kuruluşumuzdur. Hizmetleri üç başlıkta toplarsak; Şiddetin önlenmesi ve tedbir kararlarının izlenmesi Şiddet mağduru kişilere yönelik hizmetler, Şiddeti uygulayan kişilere karşı tedbirler olarak özetleyebiliriz” dedi.

    Gökdaş seminer sonunda öğrencilerin sorularını yanıtladı.

  • MEÜ’de ’Sosyoloji Günleri’ etkinliği

    Mersin Üniversitesi (MEÜ) Sosyoloji Topluluğu tarafından bu yıl yedincisi düzenlenen “Sosyoloji Günleri” etkinliği açılış töreni ile başladı.

    Prof. Dr. Uğur Oral Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliğe, MEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet İsmail Yağcı, MEÜ Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Murat Gizgir, öğretim üyeleri ve çok sayıda öğrenci katıldı. Etkinliğin açılışında konuşan Yağcı, sosyolojinin toplumu anlamamız açısından çok önemli bir bilim dalı olduğu belirtti.

    Toplumsal eşitsizliğin önemli sorunlardan biri olduğunu ifade eden Gizir ise, “Toplumsal eşitsizlik deyince aklımıza bireyler arasındaki eşitsizlikler geliyor. Yaşadığımız dünyada kadınlar ve erkekler, zenginler yoksullar, yerliler yabancılar, güçlüler güçsüzler gibi kıyaslamalar yapıyoruz. Özellikle haberleri izliyoruz ve cinsiyet eşitsizliğinin ülkemizde önemli bir sorun haline geldiğini görüyoruz. Bu ve bunun gibi bir çok sorunu hala yaşıyoruz” dedi.

    Toplumsal eşitsizliğin ana tema olarak belirlendiği ve bu konunun farklı perspektiflerden ele alınacağı on beş farklı sunumun gerçekleştirileceği etkinlik, yarın sona erecek.

  • SAÜ’de “Sosyolog Perspektifiyle Tarih – Sosyoloji İlişkisi” Adlı Bir Konferans Düzenlendi

    Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Tarih Öğrenci Topluluğu tarafından “Sosyolog Perspektifiyle Tarih-Sosyoloji İlişkisi” adlı bir konferans düzenlendi.

    “Tarih Bölümü Konferansları” kapsamında SAÜ Fen-Edebiyat Fakültesi’nde (FEF) gerçekleşen konferansa konuşmacı olarak SAÜ FEF Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Tayfun Amman katıldı. Konuşmasında sosyolojinin bir bilim olabilmesi için tarihe ihtiyaç duyduğunu ifade eden Prof. Dr. Tayfun Amman, “Sosyolojinin zengin bir sosyoloji olması isteniyorsa, özellikle sosyal tarih, sosyal antropoloji ve sosyal psikoloji alanlarında beslenmesi gerekiyor. Eğer sosyolojinizin güçlü olmasını istiyorsanız o zaman onu felsefeyle besleyeceksiniz” dedi. Sosyolojinin, tasvir, açıklama, anlama, anlamlandırma ve yorumlama olmak üzere beş aşamalı olduğunu anlatan Prof. Dr. Amman, tarihin olanları, sosyolojinin ise bunların nasıl olduğunu ele aldığını söyledi.

    Sosyoloji ile tarih ilişkisinin ‘sosyal tarih’ alanını ortaya çıkardığını aktaran Prof. Dr. Amman, şöyle devam etti: “Tarihi insanın hafızasına benzetelim, sosyolojiyi de haline benzetelim. Peki, o zaman soru şu, hafızamız her şeyi kaydediyor mu? Hafızamız her şeyi kaydetmiyor. Geçmişle tarih aynı şey değildir. Tarih, geçmişten bizim kayıt altına alabildiğimiz, değerlendirip yorum yapabildiğimiz şeylerdir. Yani geçmişin bir kısmıdır. Tarih ve sosyoloji birbiriyle son derece iç içe olan bilimler. İncelemelerim bana iyi tarihçilerin sosyolog tarihçiler olduğunu, aynı şekilde iyi sosyologların da tarihçi sosyologlar olduğunu gösterdi. Bende oluşan kanaat budur. Tabi bu sözümdeki iyi kelimesi mecazidir. Yani işi iyi yapmak kaliteli yapmak anlamında. Peki bu iki bilim birbirine nasıl destek olacak? Sosyal bilimlerdeki en büyük sıkıntılarımızdan birisi, tekildeki çoğulu görememek ve çoğulda tekil olana ulaşamamaktır.”