Etiket: sosyalleşme

  • Şanlıurfa’da 65 yaş üstü bireylere sosyalleşme imkanı

    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından büyükşehir belediyelerinin yaşlılara yönelik evde bakım, evde destek ve gündüz bakım hizmetlerini geliştirmek üzere başlatılan Yaşlı Destek Programı (YADES) ile Şanlıurfa’da 65 yaş üstü bireyler katıldıkları çeşitli kurslarla sosyalleşme imkanı buluyor.

    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından geçtiğimiz yıl hayata geçirilen proje ile yaşlı bireylerin topluma kazandırılması ve daha iyi bir yaşam imkanının sunulması hedefleniyor. Büyükşehir belediyelerinin yaşlılara yönelik evde bakım, evde destek ve gündüzlü bakım hizmetlerini geliştirmek üzere başlatılan proje ile Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Engeliler Koordinasyon Merkezinde çeşitli kurslar alan 65 yaş üstü bireyler, sosyal yaşam imkanı bulduklarını belirtti.

    Proje ile ilk etapta 50 kursiyerin katıldığı merkezde bireyler, Kur’an, Deri İşlemeciliği, Filoğrafi, Bakır Rölyef, Ebru-Resim ve Dikiş kurslarında eğitim alıyor.

    72 yaşında yeni mesleğini buldu

    Merkezde 6 aydır eğitim gören kursiyerlerden Mustafa Karataş, yeni mesleğini bulduğuna dikkat çekerek, “72 yaşındayım. Filoğrafi mesleğini öğreniyorum. Kahvehanelerde, parklarda gezmektense günümüzü burada değerlendiriyoruz. 6 ay önce ben bu kursa başladım. Şimdi biraz daha kalabalık olduk. Daha önce ben buradan arkadaşlarıma çağrı yapmıştım. Arkadaşlarımın da gelmesine çok sevindim. Şanlıurfa’da gençlere, yaşlılara ve engellilere faydalı oluyor” ifadelerini kulandı.

    Yeşeren Çınarlar Projesi ile hayat buldular

    Yeşeren Çınarlar Projesi kapsamında hayata tutunan bireyler, eğitim aldıkları Bakır Rölyef İşlemeciliği Kursunda eğitmen Halil Yasavur’dan bakır rölyef sanatını öğreniyor. Eğitmen Yasavur, proje ile yaşlı bireylerin hayata tutunduğunu belirterek, “Yeşeren çınarlar projesi kapsamında 65 yaş üstü bireyler, bu merkezde bakır rölyef kursuna geliyorlar. Yaklaşık 25 kursiyerimiz kayıtlıdır. Bakırdan çeşitli malzemeler yapılıyor. Tablo, sandık, gemi ve vazo gibi 3 boyutlu el sanatları ile yaşlılarımız vakitlerini burada değerlendirerek yapıyorlar” dedi.

    Kursiyerlerden Ahmet Barakgazi, “66 yaşındayım. Bakır rölyef kursunda eğitim almak için geldim. Bize bu imkanı sağlayanlardan Allah razı olsun. Yaşlılara burada çok yardımcı oluyorlar. Kurslarda gerçekten çok faydalı oluyor” sözlerini kullandı.

    Deri Sanatı Kursu ile aksesuar yapıyorlar

    Proje ile sosyalleşme imkanı elde eden bireyler, bir başka kurs olan Deri Sanatı ile de çeşitli aksesuarlar yapıyor. Eğitmen Seval Kurt Tarhan, “Deri atölyesinde YADES projesi kapsamında 65 yaş üstü vatandaşlarımız, meslek edindirme kurslarına katılıyorlar. Burada anahtarlıklar, çanta, kemer, tablolar, çeşitli aksesuarlar ile buna benzer deriye ait tüm çalışmalar yapılıyor” dedi.

    Merkez dışında sahada da çalışmalar yapılıyor

    YADES Projesi kapsamında evde bakım, evde destek ve gündüzlü bakım hizmetleri de veriliyor. Evde bakım ve kişisel bakım saha ekibinde görev yapan Fahrettin Akbaba, “Proje ile 65 yaş üstü tespit ettiğimiz vatandaşların evine on günde bir gelerek, kişisel bakımlarını gerçekleştiriyoruz. Saç tıraşı, sakal-bıyık tıraşı ve yardımcı olunması gereken konularda kendilerine yardımcı oluyoruz” ifadelerini kulandı.

    12 personelle çalışmalar yapılıyor

    Çalışmaların 12 personel ile yapıldığına dikkat çeken Yeşeren Çınarlar Projesi Şanlıurfa Sorumlusu Hatice Kübra Badılı, “Aile ve Sosyal Bakanlığı tarafından finanse edilen ve Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Engelliler Koordinasyon Merkezinde yürütülmekte olan YADES 65 yaş üstü Yeşeren Çınarlar Projesi kapsamında vatandaşlarımızın kişisel, maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Evde bakım ve sağlık hizmeti, tadilat, gıda yardımı, kurslarımız ile çeşitli gezilerimiz oluyor. Projedeki amaç yaşlı bireylerin hayattan kopmamalarını sağlamak ve daha sosyal bir yaşam imkanı sunmaktır. Bu yönde devam eden çalışmalarımızda 12 personelimizle görev yapıyoruz” şeklinde konuştu.

  • Öğrencilere tatilde sosyalleşme önerisi

    Dicle Üniversitesi (DÜ) Edebiyat Fakültesi Psikiyatri Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Tahin Kula, bugün başlayan yarı yıl tatilinin hem anne baba için hem de çocuk için bir fırsat olduğunu belirtti. Çocukların henüz eleştirilmeyi hak etmediğini, ikaz edilmesi gereken bir kesim olduğunu kaydeden Kula, “Eleştiri olacaksa anne-baba önce kendisini çok eleştirecek, öğretmen kendisini çok eleştirecek ondan sonra çocuğu eleştirecek” dedi.

    DÜ Edebiyat Fakültesi Psikiyatri Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Tahsin Kula, bugün karne heyecanı yaşayan çocuklarının en büyük endişelerinden birinin arkadaşlarından veya akrabalarından biriyle kıyaslanmak olduğunu söyledi. Ailenin bu kıyaslamadan uzak durması gerektiğini belirten Kula, çocukların not eksenli değerlendirilmesinin yanlış olduğunu dile getirdi. Kula, Çocuğun başarısızlığında anne babanın da etkisi olduğunu vurgulayarak, “Anne-baba aslında bir nebze de olsa kendi ürünüyle karşı karşıya kalıyor. Çünkü çocuk onundur ve çocuğun başarısında veya başarısızlığında annenin babanın mutlaka etkisi vardır. Bunun da göz önünde bulundurulması gerekiyor. Çocuklarımızın başarısızlık durumu varsa veya notlar istenildiği gibi değilse suçlamak yerine olayın farkında olduğu için belki de bunu bir fırsat olarak değerlendirmek gerekiyor” diye konuştu.

    “Çocuk tatilde sosyalleşmeli”

    Tatilde derslerden uzak bir hayat yerine ders çalışma saatlerinin düşürülmesi gerektiğini ifade eden Kula, ”Çocuğun daha çok ders çalışmak yerine, saatini düşürmesi, biraz daha fazla oyun oynaması, biraz daha fazla sosyalleşmesi gerekiyor. Kızsa annesiyle, erkekse babası ne iş yapıyorsa oralara giderek daha önceki sıkı çalışma döneminde yaşadığı bir takım sıkıntıları, stresleri azaltması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “Kontrolsüz cep telefonu kötü sonuçlar doğurur”

    Anne-babaların okul döneminde çocuğun elindeki cep telefonunu, bilgisayarı aldığını, interneti kapattığını anımsatan Kula, “Okul tatile girdiği andan itibaren bunları vererek çocuğa mükafat verdiğini düşünüyor. Oysa ki kontrolsüz bir cep telefonu, internet, kontrolsüz bir dizi izleme alışkanlığı, kontrolsüz bir şekilde arkadaşlarıyla dolaşması çocuk için dinlenme değil daha kötü bir sonuca gitmesi, daha kötü alışkanlıklara kapı açması demektir. Dinlenmek yerine zihnin daha çok dağılması demektir. Bizim velilerden beklentimiz bu ara dönemde sosyal hayatlarının içine çocuklarını almaları. Mesela birlikte akrabalarınızı ziyaret edin. Akrabalarınız eve geldiği zaman çocuklarınıza görevler vererek onları bir şekilde hayatın içerisinde aktif hale getirmeye çalışın. Daha küçük çocuklara da anne-babalar sıkmadan kısa sureler, dualar, şiirler ezberletilebilir. Böylece çocukta hem zihin güçlenecek hem de odaklanma pekişecek. Bu odaklanma açısından iyi bir fırsat. Böylece çocuk hem bir şeyler öğrenmiş olur hem de dinlenmiş olur” dedi.

    “Çocuk not eksenli değerlendirilmemeli”

    Çocukların not eksenli değerlendirilmemesi gerektiğini kaydeden Kula, “Çocuğun iyi bir birey, çevresine, milletine faydalı bir vatandaş olarak yetişmesi açısından bu ara dönemin bir fırsat olduğu bilinmeli. Tatil döneminde anne babada kendisine çeki düzen vermek zorundadır. Çünkü çocuk sabah kalktığı andan itibaren akşama kadar annesiyle babasının davranışlarını hem gözlemleyecek hem de onları örnek alacak. Böylece onları eleştirme noktasında birçok bilgi edinmiş olacak. Anne-babaların buna kesinlikle mahal vermemeleri gerekiyor” ifadelerinde bulundu.

    “Anne-babalar kendi tutumlarını gözden geçirmeli”

    Anne-babaların kendi tutum ve davranışlarını gözden geçirmesi gerektiğini ekleyen Kula şunları kaydetti:

    “Bir baba düşünün çocuğunun dürüst olmasını istiyor. Anne-babanın önce kendisine ben ne kadar dürüstüm diye sorması lazım. Çocuğunu yalan söylememesi konusunda uyaran anne ve babanın da yalan söylememesi gerekiyor. Bu tatilin hepimiz için kendimizi kontrol etme noktasında bir fırsat olması gerekiyor. Dünyanın en ağır şeyi eleştirmektir. Bunu en az hak eden kesim çocuklardır. Anne-baba bunun farkına varmalı. Eleştirmek yerine eğer eksiklik varsa bunu telafi etme noktasında hem kendi davranışlarıyla hem de gerekiyorsa uzman yardımıyla bu eksiklikleri tamamlaması gerekiyor. Çocuk henüz eleştirilmeyi hak etmemiştir. Çocuklar ikaz edilmesi uyarılması gereken kesimdir. Anne baba önce kendisini çok eleştirecek, öğretmen önce kendisini çok eleştirecek ondan sonra çocuğu eleştirecek. Mesela bir öğrenci diyor ki bizim öğretmenimiz ödeve bakacağım diyor. Hiç ödeve bakmıyor. Şimdi böyle bir öğretmen düşünün, çocuk üzerinde yalan söyleme diye ne kadar ahlaki tavsiyede bulunsa, ne kadar atasözü, ne kadar ayet söylese, bu ne kadar etkili olabilir. Anne baba için de çocuk için de yanlışları, eksikleri varsa kontrol edilmesi açısından bu ara dönem iyi bir fırsat”.