Etiket: Sosyal

  • Sosyal Sorumluluk Bilinci Okul Sıralarına Taşınıyor

    Öğrencilere erken yaşta sosyal sorumluluk bilinci aşılamayı hedefleyen ‘’Uğurlular Seyirci Değil Gönüllü’’ projesi ile sosyal sorumluluk kavramı okul sıralarına taşınıyor.

    Gün geçtikçe sayıları artan sosyal sorumluluk projelerine yenilerini eklemeyi ve erken yaşta gönüllük bilincini oluşturmayı hedefleyen ‘’Uğurlular Seyirci Değil Gönüllü’’ projesi Uğur Okulları ve SosyalBen işbirliği ile hayata geçiyor. Uğur Okulları’nda verilen ‘Sosyal Sorumluluk Dersi’ ile öğrenciler, okullarında ve üniversite başvuru süreçlerinde doldurmak zorunda oldukları topluma hizmet saatini en aktif şekilde yönetmeyi öğreniyor. Yıl boyunca toplam 90 saatten oluşacak dersler ile sosyal sorumluluk hakkında teoriden uygulamaya uzmanlaşacak olan öğrenciler, danışmanlar eşliğinde kendi projelerini geliştirerek yurtiçi ve yurt dışındaki üniversite başvurularında rakiplerinden bir adım önce olmayı hedefliyor. Proje sonunda ise öğrenciler, SosyalBen Akademi’nin sunduğu ve kendi alanlarında yaptıkları çalışmaları özetleyen bir sosyal sorumluluk CV’si almaya hak kazanacak.

    ‘’ÖNCELİĞİMİZ ÖĞRENCİLERİ İNSAN ODAKLI YETİŞTİRMEK’’

    Öncelikli amaçlarının öğrencilerini insan odaklı yetiştirmek olduğunu ifade eden Uğur Eğitim Kurumları Genel Müdürü Lokman Durak, SosyalBen ile ortak bir program hazırladıklarını belirtti. Projenin bir ders şeklinde gerçekleşeceğini söyleyen Durak, bu kapsamda öğrencilerin sosyal gelişimlerini sağlamayı amaçladıklarını vurguladı. ‘’Bizim eskiden geleneklerimiz vardı. Vakıflar aracılığıyla insanlar birbirlerine yardım ederlerdi. Yavaş yavaş unuttuğumuz bu meziyetimizi yeniden canlandırmamız lazım. Yeniden canlandırmak için de bu işi eğitim kurumlarında başlatmamız gerekiyor’’ diyen Durak, okul öncesinden başlayarak çocukları belli kalıplara sokmanın doğru olmadığını dile getirdi. Çocukların, hem hedefleri doğrultusunda ilerlemesinin hem de iyi bir insan olarak yetişmesinin önemine değinen Durak, ailelere, sosyal sorumluluk projeleri üreten kurumlarla irtibat kurmalarını ve okullardaki projelerde çocuklarının yer almasını sağlamalarını tavsiye etti.

    SOSYAL SORUMULUK ALANINDA TÜRKİYE’DE BİR İLK

    Bireylere, öğrencilere, eğitim kurumlarına ve sosyal sorumluluk alanında çalışmak isteyen kurumsal şirketlere bu alanda proje danışmanlığı hizmeti verdiklerini söyleyen SosyalBen Akademi Yönetim Kurulu Başkanı Ece Çiftçi, şirketlerinin Türkiye’de bir ilk olduğunu vurguladı. Proje danışmanlığı kapsamında Uğur Okulları ile çalışmaya başladıklarını ifade eden Çiftçi, sloganlarının ise ‘’Seyirci Değil Gönüllüyüz’’ olduğunu belirtti.

    HER ÖĞRENCİ KENDİ PROJESİNİ HAYATA GEÇİRİYOR

    15-18 yaş aralığındaki Uğur Okulları öğrencilerinin kendi sosyal sorumluluk projelerini gerçekleştirdiklerini dile getiren Çiftçi, ‘’Öğrenciler bu noktada SosyalBen Akademi danışmanları ile birlikte çalışıyorlar. Hem 7-13 yaş aralığındaki çocuklarla hem de kendi seçtikleri tema doğrultusunda yaşlılar, çevre, hayvanlar gibi diğer konularda çalışmalar yürütüyorlar. Önce bizden bununla ilgili bir teori dersi alıyorlar. Daha sonraki aşamada uygulama havuzları ile birlikte kendi projelerini hayata geçiriyorlar’’ dedi.

    KEDİ EVİNDEN ENGELLİ RAMPASINA BİRÇOK FARKLI PROJE VAR

    Türkiye’nin 7 bölgesinde de çalıştıklarını söyleyen Ece Çiftçi, öğrenci gruplarının sayıca fazla olduğunu söyledi. Proje kapsamında ortaya çıkan fikirlerden de söz eden Çiftçi, ‘’Kedi evleri, engelli rampası yapan, Afrika’daki açlığa yönelik çalışmalar yürütenler oldu. Öğrencilerle çalışırken fark ettik ki bu yaş aralığında fazlaca proje fikri var’’ diye konuştu. Öğrencilerin var olan akademik zamanlarından değil televizyona, telefona, internete ayırdıkları zamanlarından alıp, topluma duyarlı bir nesil yetiştirmek istediklerine dikkat çeken Çiftçi, ‘’Bu nesli yetiştirirken işe Uğur Okulları ile başladık. Tüm Türkiye’deki Uğurlu öğrencilerle birlikte Türkiye’nin gönüllülük oranını arttıracağız’’ ifadelerinde bulundu.

  • Sosyal Hayatı Zedeleyen Soruna Yeni Çözüm

    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Bahadır, sosyal hayatı zedeleyen depresyonun TMS ile tedavi edilebileceğini belirtti.

    Depresyonun kişinin sosyal hayatını, günlük aktivitesini ve diğer insanlarla olan ilişkilerini etkileyecek biçimde yaşadığı üzüntü, melankoli durumu olarak tarif edilebileceğini anlatan Prof. Dr. Cengiz Bahadır, “Depresyon hastası kendini mutsuz hisseder. Hayattan keyif almaz, daha önce kendisin mutlu eden şeyler bile ilgisini çekmez. Yorgunluk ve enerji düşüklüğü vardır. Uyku bozuklukları sık görülür. Bazen kişi bu durumun farkında olamayabilir ve bunu normal bir üzüntü olarak değerlendirebilir. Depresyonun kişinin beyninde var olan nörtransmitter denilen bazı maddelerin azalmasına bağlı olduğu gösterilmiştir” dedi.

    Depresyon tedavisinin ilk planda antidepresanlar denilen ilaçlarla yapıldığını kaydeden Prof. Dr. Bahadır, “Bu ilaçlar başta seratonin olmak üzere beynin hormonlarının tekrar normal düzeyine gelmesini sağlar. Bu ilaçlar beyin üzerinden etkili olduklarından yan etkileri de fazladır. Özellikle kilo alma en sık karşılaşılan yan etkilerden biridir. Bazı hastalarda ilaç tedavileri başarısız olabilir. Bazı vakalarda yan etkileri nedeniyle ilaçlar kullanılamayabilir. Bu vakaların ağır olanlarında elektrokonvulsif terapi de (ECT-elektroşok) kullanılabilmektedir. Tüm bu tedavilere rağmen depresyon düzelmeyebilir ya da tekrar edebilir. İlaca dirençli bu gibi olgularda ya da ilaç yan etkilerinin fazla olması nedeniyle ilaçları kullanamayan hastalarda TMS tedavisi kullanılmaktadır” diye konuştu.

    Transkraniyal manyetik stimulasyon tedavisinin, kısaca TMS’nin beynin belli bölümlerinin manyetik alan ile uyarılması esasına dayandığını anlatan Prof. Dr. Bahadır, “Bu tedavi özel bir cihaz ve ona bağlı manyetik uyarım koili ile yapılmaktadır. Depresyon tedavisinde beynin duygusal tepkilerini yöneten dorsolateral prefrontal korteks denilen bölümüne tedavi yapılmaktadır. Bu tedavide genellikle, dominant taraf olduğu için sol beyin yarımına uyarıcı yüksek frekanslı manyetik alan uygulanmaktadır. Daha az sıklıkta dominant olmayan sağ tarafa frekansı düşük uyarım yapılıp beynin sol tarafının aktivitesi artırılarak da tedavi yapılmaktadır. Tedavide değişik protokoller olsada genel olarak hafta sonları atlanılarak yapılan ve 20 seans süren tedavi programı uygulanmaktadır. Her tedavi uygulanan protokole göre yaklaşık 20-30 dakika sürmektedir. TMS ile depresyon tedavisinde yüksek başarı oranları bildirilmektedir” dedi.

    TMS uygulamasında hastanın herhangi bir ağrı hissetmediğini belirten Prof. Dr. Bahadır, “Hasta sadece bir ses duyar. Bu tedavinin yan etkileri yok denecek kadar azdır. Oldukça az oranda (yüzde 5-10) kısa süreli baş ağrısı, baş dönmesi olabilir. Çok nadiren (30 binde 1) kalıcı olmayan epileptik atak gözlenmiştir. Yan etkiler bakımından ilaçlar ve diğer tedavilere üstündür. TMS tedavisi USA’da FDA tarafından onaylanmış olup, USA ve birçok batı ülkesinde ilaca dirençli depresyon tedavisinde özel ve resmi sağlık kurumlarınca tedavi masrafları sigortalarca ödenen bir yöntem olmuştur. Depresyon dışında özellikle beyin felçlerinde ve diğer beyin hastalıklarında da olumlu sonuçlar bildirilmektedir” diye konuştu.

  • Ümit Sanlav, Sosyal Medyada Bağımlılık Türlerine Dikkat Çekti

    Sosyal Medya Savaşları Kitabı Yazarı ve USMED Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Sanlav, hızla yayılan sosyal medya bağımlılığına ve bağımlılık türlerine dikkat çekti.

    Kimileri için iletişim, kimileri için kız-erkek arkadaş bulma, kimileri için dostluklar kurma, kimileri için propaganda ve PR, kimileri için kitle yönlendirme ve yönetme aracı olan sosyal medya; gelişen teknolojik imkanlar ve alım gücüyle bağlantılı olarak hayatımızın başköşesine yerleşti. Bunun doğal sonucu olarak da sosyal medya bağımlılığı her gün daha fazla konuşulan bir konu olmaya başladı. Peki sosyal medya bağımlılığının çeşitleri neler, ne gibi sakıncaları var ve tedavisi mümkün mü?

    Sosyal Medya Savaşları Kitabı Yazarı ve Uluslararası Sosyal Medya Derneği (USMED) Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Sanlav, teknolojinin sınırsız ve sonsuz yararlarına rağmen, akıllıca kullanılmadığında oluşabilecek zararlarına değinirken, sosyal medya bağımlılığına dikkat çekti. Sosyal medya bağımlılığını genel hatlarıyla “İnternet başından ayrılamama, internete girmeyince kendini boşlukta ve huzursuz hissetme, sürekli bir şeyleri kaçırıyormuş hissine kapılma ve günlük yaşamını devam ettirememe” durumu olarak özetleyen Ümit Sanlav, herkesin kendisini sorgulaması için onlarca bağımlılık türü arasında en popüler olanlarını özetledi.

    NE TÜR BİR BAĞIMLISINIZ?

    Ümit Sanlav, “Her gün daha fazla konuşulan bir konu olan sosyal medya bağımlılığı, milyonlarca sosyal medya kullanıcısını ilgilendiren bir konu olsa da; kimisi halen durumun ciddiyetinin, kimisi de ne çeşit bir bağımlı olduğunun farkında değil. Herkesin kendisini sorgulaması için birçok bağımlılık türü arasında en popüler olan bazılarını özetledik” dedi.

    “Bildirim bağımlıları” ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Sanlav, “Her tweet, paylaşım, yorum ve bildirimde telefonuna bakamadan yapamama ve yaptığı işi bırakıp bunlarla ilgilenme durumu. Bu durum, sosyal medyada olan biteni o an takip etme dürtüsü uyandırarak, gerçekten odaklanılması gereken konudan uzaklaştırıyor ve hayatı sabote ediyor. Soru şu: Ders çalışırken ya da iş yaparken bildirim geldiğinde odaklanmamız gereken konuya devam mı ediyoruz, gelen bildirimle ilgilenip asıl işimizden uzaklaşıyor muyuz?” diye konuştu.

    Ümit Sanlav, “Kontrol bağımlıları”nın oluğunu belirterek, “İşte çalışırken, araba kullanırken, metroda yolculuk ederken, tuvaletteyken, misafirlikteyken, aile meclisinde ya da arkadaşlarla sohbet ederken, kısacası nerede ve ne zaman olursa olsun sosyal medyada paylaşımlarının etkileşimini kontrol etmeden duramayanlar. Dikkatli olun, sosyal medyada sanal olarak popüler olurken, gerçek hayatta hızla asosyalleşiyorsunuz” diye konuştu.

    Bazı sosyal medya kullanıcılarının özel hayatını paylaşmaktan zevk aldığını belirten Sanlav, “Hayatın ve o anın tadını çıkartmak yerine paylaşma telaşı içinde yaşam kalitesini düşündürenlerin içinde bulunduğu durum olarak özetlenebilir. Gezdiği yerler, yediği yemek, izlediği gösteri; tat almak için değil, sadece gösteriş yapmak için birer araç sadece onlar için” dedi.

    Sosyal medya dilinin ifade problemine de neden olduğunu vurgulayan Sosyal Medya Savaşları Kitabı Yazarı Ümit Sanlav, “Tweetlerini 140 karaktere sığdırma zorunluluğuyla her kelimeyi mümkün olduğunca kısaltarak yazanlar, sadece dilbilgisi sorununa neden olmakla kalmayıp, bu alışkanlıklarını e-posta veya diğer iletişim kanallarında da devam ettiriyorlar. Bu ifade tarzına bağımlı kalanlar içinde günlük hayatta AEO, KİB, BY, kısaltmaları ile konuşmaya çalışanlar bile var” şeklinde konuştu.

    Check-in bağımlılarına değinen Sanlav, “Önünden geçtiği yerlerde bile check-in yaparak onlarca yerin “mayor”ı olan kişiler gösterdikleri bu  disiplin ve azmi başka alanlarda kullansalar kuşkusuz hayatta çok daha iyi yerlere gelebilirler” dedi.

    İNTERNET BAĞIMLILIĞINA KARŞI MÜCADELE

    Ümit Sanlav, internet bağımlılığına karşı mücadelede yapılması gerekenleri anlatarak şunları söyledi:

    “Dünyanın en fazla internet kullanıcısına sahip ülkelerinden biri olan Türkiye’de teknoloji ve internet kullanımı bilinçliliği konusunda Türkiye Yeşilay Cemiyeti ve BTK’nın ciddi çalışmaları var. İnternet bağımlılığının bir hastalık olduğu konusunda psikiyatrist ve uzmanların hemfikir olmaları, tedavi gerektirdiği sonucunu doğururken, ABD’de bununla ilgili çok radikal kararlara imza atılarak, ilk internet bağımlılığı hastanesi hizmete girdi. Hastanenin sunduğu internet bağımlılığı tedavi programı çerçevesinde hastalar 10 gün hastanede yatılı olarak tedavi edilecek. İnternet bağımlılığı resmi olarak bir tıbbi bozukluk olarak kabul edilmese de ilk kez yatılı internet bağımlısı hastalarını kabul eden Bradford Regional Medical Center, bu klinik bozukluğun ciddi boyutlara taşındığını gözler önüne seriyor. Böylelikle internet bağımlılığı, günümüzün en büyük psikolojik bozukluklarından biri olarak tıp literatüründeki yerini de bir anlamda almış oldu.”

  • Sosyal Denge Tazminatı Sözleşmesi İmzalandı

    Bolu İl Özel İdaresi ile Belediye ve Özel İdare Çalışanları Birliği Sendikası (Bem-Bir-Sen) arasında Sosyal Denge Tazminatı sözleşmesi imzalanırken, sözleşme gereği Özel İdare ve bağlı birimlerde çalışan memurlar aylık olarak sosyal denge tazminatı alacak.

    Valilik Makamı’nda düzenlenen protokol imza törenine Bolu Valisi Aydın Baruş, Bem-Bir Sen Genel Başkanı Mürsel Turbay, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Sırrı Köstereli, Bem-Bir Sen Bolu Şube Başkanı Selami Usta, Memur-Sen İl Başkanı Ahmet Koçak ile İl Özel İdaresi sendika temsilcisi Mehmet Ali Aytekin katıldı. Protokol imza töreni öncesi konuşan Bolu Valisi Aydın Baruş, “Bugün İl Özel İdaresi’nde çalışan memurlarımızın Sosyal Denge Tazminatı Sözleşmesini nihayete erdirmek üzere bir araya geldik. Karşılıklı anlayış ve hoşgörü çerçevesinde belirlemiş olduğumuz koşullarda imzalanacak olan bu sözleşmenin tüm Özel İdare çalışanlarımıza hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Hepsine işlerinde kolaylıklar diliyorum. 2016-2017 dönemini kapsayan bu sözleşmenin tüm Özel İdare çalışanlarımıza ve ailelerine yararlı olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.

    İmzalanan sözleşmenin hayırlı ve bereketli olmasını temenni eden Bem-Bir Sen Genel Başkanı Mürsel Turbay da konuşmasında, “Ülkemize, milletimize ve özellikle de Bolumuza Sayın Valimizin önderliğinde hizmetlerin en güzelini bekliyoruz. Bu hizmetlerin yapımı bir ekip işidir. Bu ekibin başında da Sayın Valimiz bulunuyor. Bu ruh ve bu anlayışla, bu şuurla, bu düşünceyle ülkemize, toplumumuza, milletimize çalışmanın en güzelini zaten yapıyorlar. Yine arkadaşlarımızın da performanslarının daha iyi, daha güzel, daha verimli, daha etkili, daha etkin çalışmalarını toplum olarak, millet olarak, hizmet alanlar olarak istiyor ve arzu ediyoruz. Hepimize hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından Bolu Valisi Aydın Baruş ile Bem-Bir Sen Genel Başkanı Mürsel Turbay, Bolu İl Özel İdaresi ile Bem-Bir- Sen arasında Sosyal Denge Tazminatı sözleşmesini imzaladılar.

    Sözleşme kapsamında aylık maaşlarına ek olarak İl Özel İdaresi Genel Sekreterine 800 TL, Genel Sekreter Yardımcıları ve Birim Müdürlerine 600 TL, diğer memurlara ise 550 TL Sosyal Denge Tazminatı ödenecek. Sözleşme, 2016 ve 2017 yıllarında geçerli olacak.

    Sözleşme imzalanmasının ardından ziyaret anısına Bem-Bir Sen Genel Başkanı Mürsel Turbay, Bolu Valisi Aydın Baruş’a seramik vazo hediye etti.

  • Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanı Gürcan Macaristan’da

    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşen Gürcan, Macaristan İnsan Kaynakları Bakanlığı tarafından düzenlenen “Budapeşte Demografi Forumu” toplantısına katıldı.

    Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de düzenlenen forumda sunum yapan Bakan Ayşen Gürcan konferansın düzenlendiği Millenaris Konferans Merkezi’nde Macaristan İnsan Kaynakları Bakanı Zoltan Balog ile bir araya geldi. Basına kapalı gerçekleşen görüşme, yaklaşık 1 saat sürdü. Bu görüşmenin ardından Budapeşte’de hizmet veren Yunus Emre Enstitüsü’nde Macaristan’da yaşayan Türk vatandaşlarıyla bir araya gelen Bakan Gürcan, Türk vatandaşlarının sorunlarını dinledi. Türkiye’nin Macaristan Büyükelçisi Şakir Fakılı tarafından düzenlenen toplantıya, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Orta-Avrupa Temsilcisi Suat Karakuş, MÜSİAD Macaristan Temsilcisi Fadıl Başar, TİKA Macaristan Koordinatörü Pınar Özcan, Macar-Türk Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Muammer Ağaoğlu olmak üzere kalabalık bir Türk topluluğu iştirak etti. Bakan Gürcan, bakan olarak ilk kez yabancı bir ülkeye ziyaretini Macaristan’a yaptığını belirterek, ‘‘Benim ilk Bakan olarak ilk yurt dışı seyahatim Macaristan’a tevafuk etti. Bununda ayrı bir anlamı vardır kuşkusuz, belki de son olacak onu da bilmiyorum ama’’ dedi.

    Toplantıda Macaristan’da yaşayan Türklerin sorunlarını ve isteklerini dinleyen Bakan Ayşen Gürcan, İHA muhabirine da açıklamada bulundu. Bakan Gürcan, aile politikaları üzerine ve Avrupa nüfusunun yaşlılığı üzerine bakanlar düzeyinde düzenlenen bir foruma katılmak için Budapeşte’ye geldiğini, sunumunu yaptıktan sonra ikili görüşmelerde bulunduğunu söyledi. Bakan Gürcan, Türkiye’nin güzel bir seçim geçirdiğini söyleyerek, ‘‘Demokratik bir seçimdi ve çok güzel sonuçlar da oldu. Bundan sonra olacak hükümet çok güçlü bir hükümet olacak. Her kim görev alırsa en iyi hakkıyla yerine getireceğine inanıyorum ve bu noktada da müsterihim. Ben görev verildiği sürece buradayım ama seçimle gelmiş hükümetin üyesi olmak bana gurur veriyor. Takdir büyüklerimizin’’ diye konuştu.