Etiket: Sorusu

  • Oğuz Haksever’in ’Ruslar Biliyor Mu’ Sorusu Güldürdü

    “Gaziantep’in Bölgesel ve küresel Vizyonu” söyleşinin moderatörlüğünü yapan Oğuz Haksever’in, Rusya ile krizden sonraki ticareti daha da arttırdıklarını söyleyen GTO Başkanı Eyüp Bartık’a, “Ruslar bunu biliyor mu” sorusu salonda gülüşmelere neden oldu.

    Gaziantep Ticaret Odası’nda, “Gaziantep’in Bölgesel ve küresel Vizyonu” konulu söyleşi programı düzenlendi. Programın moderatörlüğünü ünlü gazeteci ve NTV Haber Sunucusu Oğuz Haksever yaparken, konuşmacı olarak ise GTO Başkanı ve iş adamı Eyüp Bartık, Sabah Gazetesi Yazarı ve gazeteci Melih Altınok, Star Gazetesi Yazarı Murat Çiçek ve Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ katıldı. Programı açan Oğuz Haksever, Ortadoğu’da vizyonun kalmadığını savunarak, “Bölgesel vizyona girebiliriz ama bölgenin vizyon diye bir şeyi kaldı mı? Gaziantep’i kastetmiyorum. Güneyimizi kastediyorum. Doğusu var bu işin. Biraz karamsarım bu konuda. Bana göre çok uzun sürecek. Kuzeyi var, batısı var bu işin” dedi.

    Konuşmasının ardından Haksever, katılımcılara Gaziantep’in bölgesel vizyonu konusunda 5’er dakikalık süre verdi. İlk önce konuşan Eyüp Bartık, “Herkes şu anda hem ülkenin komşuları hem kendi ekonomik durumumuz vesilesiyle biraz huzursuzuz. Ama hayat devam ediyor. Geçen hafta açıklanan dünyanın en değerli şirketleri arasındaki ilk 10 tanesinden 5’nin stok, üretim diye bir derdi yok. Tamamen bir fikirle dünya şirketi olmuş, 5 milyar dolar 500 milyar dolar, 300 milyar dolar değere sahip, şirketler, dünyanın en değerli şirketleri. Buraya bakmak yerine, savaşlarla, kavgalarla, demotive olup, sanki bir şey üretemeye başladık gibi, bunlarla uğraşıyoruz. Elbette hem güneyimizde hem doğumuzda ciddi anlamda bir gerginlik var. Suriye’de savaş var. Kuzeyimizde Rusya ile ilişkilerimiz kötü” dedi.

    “RUSYA’YA ESKİSİNDEN DAHA FAZLA MAL SATIYORUZ”

    Kendisinin de Rusya ile ticaret yaptığını hatırlatan Bartık, kendi ticari ilişkileri nedeniyle Türkiye-Rusya arasındaki siyasi ilişkileri çok yakından takip ettiğini belirtti. Krizden sonra daha fazla mal sattığını söyleyen arkadaşlarının olduğunu belirten Bartık, “Ben kendi ilişkilerim vesilesiyle Rusya ile ilgili ülke ilişkilerini izliyorum. Rusya bizden ürün almıyor, bunu herkes biliyor. Ama ne oluyor, Türkiye’den Belarus’a gidiyor ürünler. Belarus’ta bazen araç değişiyor. Bazen römork değişiyor. Bazen hiçbir şey olmadan, belge değişikliği ile Rusya’ya gidiyor. Arkadaşlarımızla da konuşuyoruz, bir arkadaşım, ‘ben eskisinden daha fazla mal satıyorum Rusya’ya’ diyor. Yani aslında biz, Rusya ile bittik, yok olduk diye düşünüyoruz. Ama orada farklı bir fırsat doğuyor” dedi.

    “RUSLAR BİLİYOR MU?”

    Bartık’ın bu konuşması üzerine araya giren Oğuz Haksever, Rus ambargosunu kırmak için izlenen yolu Rusların bilip bilmediğini sordu. Haksever’in “Pekala Ruslar biliyor mu bunu?” demesi üzerine salonda kısa süre gülüşmeler oldu. Başkan Bartık ise soruya “Bence biliyorlar” cevabını verdi. Bunun üzerine ise Haksever, “Biz gazetecilere bunlar pek söylenmez. Bizim ağzımızda bakla ıslanmaz” demesi üzerine ise Bartık, “Muhtemelen 10 TL’lik ürün 12 TL oldu Ruslar için. Rusya başkanı ne kazandı bilmiyorum. Zaten petrol fiyatları düşünce ülkenin milli geliri ve harcama potansiyeli azaldı. Bunun faturasını herhalde üretirler diye tahmin ediyorum. Aslında her iki ülke de zarar etti. Her iki ülkeye de mallar giriyor, farklı giriyor. Ama ülkeler mutsuzlaşıyor” diye konuştu.

    “RUSYA TÜRKİYE’NİN 100 YILLIK GELECEĞİDİR”

    Bartık, yakın coğrafyada Türkiye ile ticaret konusunda gelecek vaat eden 4 ülkenin bulunduğunu belirterek, bu ülkelerin ise Suriye, Irak, İran ve Rusya olduğunu söyledi. Bartık, “Suriye, savaş var ama gelecekte fırsatları halen barındırıyor. Irak, özellikle biz Kuzey tarafında çok iyiyiz. Güneye de mutlaka devam etmeliyiz. İran, hepimiz biliyoruz 100 milyar dolar para serbest kaldı. Bu paradan Türkiye’ya Gaziantep’e kazandırma namına, lehte bir şeyler yapmalıyız. Rusya benim için hala daha en önemli Pazar. Ben diyorum ki, Rusya, Türkiye’nin yüzyıllık geleceğidir” dedi.

    “RUSYA YERALTINI İNŞAA EDECEĞİZ”

    Bartık, Rusya konusundaki düşüncelerini iddialı bir şekilde savunarak, hızla büyüyen Türk inşaatçılarının gelecekte Rusya’nın yeraltını inşa edeceğini kaydetti. Bartık, “Rusya’da alt yapı diye bir şey yok. Orada inanılmaz bir inşaat işi var. Bizim Türkiye’de inşaatçılarımız çok büyüyor. Gelecek’te Rusya’nın yer altını komple biz inşa edeceğiz. Bunu bu günden düşünmek gerekir. Yani hazır olmak gerekir” ifadelerine yer verdi.

    “ERBİL VE TAHRAN’DAN SONRA MOSKOVA’DA DA OFİS AÇILACAK”

    Bartık, Kuzey Irak’ın başkenti Erbil’de ticaret ofisi açtıklarını önümüzdeki haftalarda İran’ın başkenti Tahran’da da ofis açacaklarını vurguladı. Acilen sıranın Moskova’ya geldiğini belirten Bartık, “Erbil’e bir ofis açmıştık. Tahran’da da bir ofis hazırlığımız var. Biz İran’a ambargo kalkmadan önce bir seyahat yaptık. Ambargo kalktıktan sonra 2 seyahat yaptık. Mümkünse ayda bir seyahat yapacağız. İran’a iş dünyasını taşıyacağız. Önümüzdeki hafta eleman ile ilgili buraya bir ziyaretçimiz gelecek. Sonra oradaki ofisi açacağız. Bir sonrasında ise acele olarak Moskova var. Moskova’da da biz iş yapmak istiyoruz” dedi.

    “GAZİANTEP’İ TÜRKİYE’NİN DÖRDÜNCÜ BÜYÜK EKONOMİSİ YAPACAĞIZ”

    Bartık, Gaziantep’in Kocaeli ve Bursa ve İstanbul gibi sanayi kentleri ile yarıştığını belirterek, “Gaziantep, Türkiye’de şuanda 7. büyük ekonomi. Bizim yönetim kurulumuz ile birlikte planladığımız, 2020 yılında Gaziantep’i Türkiye’nin dördüncü büyük ekonomisi yapacağız. Bu konuyla ilgili tüm hazırlıklarımızı yapıyoruz. Olaya biz ticari açıdan fırsat olarak bakıyoruz” diye konuştu.

    Ülkede insanların anlamadığı konuda da çok fikir yürüttüğünü belirten Bartık, “Ülkemizde şöyle bir karmaşa var. Herkes hem siyasetçi, hem ekonomist gibi davranıyoruz. Biz Ticaret Odasıyız. Ticaret erbabımızın ufkunu açmamız lazım. Onun için de fırsatları görüp, değerlendirmemiz gerekiyor. Kriz fırsattır, hepimiz biliyoruz. Çok konuşmaya gerek yok” diye konuştu.

    “ÇOK PRATİĞİZ”

    Star Gazetesi Köşe Yazarı Murat Çiçek ise bakış açısı ve insan faktörünün ticarette önemine değinerek, Türk toplumunun ise çok pratik zekaya sahip olduğunu belirtti. Türk işadamlarının temel gereksiniminin ise vizyon olduğuna vurgu yapan Çiçek, ülke ve dünyadaki ekonomik krizlere de değindi. Gaziantep’teki terör saldırısına da değinen Çiçek, “Buradaki terör meselesi münferittir. Sorunları görmemek, kapatmak için söylemiyorum ama bu sadece bu bölgenin ya da ülkenin sorunu değil. Tüm dünyanın sorunu. İstanbul’da bizler daha çok tedirginiz. Medyaya yansımadı ama geçen gün otobanı kapattılar, ihbar almışlar herhalde tek tek araçları kontrol ettiler, incelediler” ifadelerine yer verdi.

    Dünya gazetesi Genel Yayın yönetmeni Hakan Güldağ ise insani sermayenin gerekli olduğunu, zaman zaman da gerekli olacağını da ifade etti. Ülke ve bölgelerin kendi politikalarını üretmelerinin çok daha önemli olduğunu söyleyen Güldağ, “Politikalar önemlidir. Hem kendi hem de ülke politikalarını üretmeliyiz. Bunlar 25-50- 10 yıllık politikalar olmalıdır. Bugün benzeri politikaları konuşuyoruz. Az önce Gaziantep’te de 2020 hedefinden de bahsedildi. Bölgenin esas zenginliği iç dinamizmidir. Ekstra insan kaynağına çok ihtiyaç olmamalıdır. Asıl dinamizm girişimcilik cesaretidir. Asıl dinamizm girişimcilik cesaretidir” ifadelerini kullandı.

    Sabah Gazetesi Köşe Yazarı Melih Altınok ise son dönemdeki Türkiye’deki göç dalgasına değinerek, Gaziantep gibi bir şehrin sınır kent olmasının büyük bir şans olduğunu ifade etti. Gaziantep’in medeniyetler arasında bir geçiş güzergahı olduğunu vurgulayan Altınok, “Bu nedenle bölge insanı daha fazla hoşgörüye sahip. Bu insanlara samimi bir şekilde sahip çıktı. Bu nedenle Türkiye, dünya nazarında çok güzel bir imaj çizildi. Dünyanın herhangi bir ülkesinde yada Avrupa ülkelerinde, bu kadar büyük kitlesel hareket olacak ve çok büyük problemler yaşanmayacaktı. Özellikle Suriyeli mülteciler ile başta Afrika olmak üzere değişik ülkelerden mülteciler Avrupa kapılarına dayanınca, bu kadar mülteci barından Türkiye ve stratejileri büyük önem kazanmaya başladı. Çünkü sınırlar yeniden şekilleniyor. Diğer taraftan sıcaklıklar artmaya başladı, kuraklık hakim olmaya başladı. Koca Avrupa’nın politikası şekilleniyor. Türkiye politikaları ile belki de örnek alınacak” dedi.

    DÜNYANIN MERKEZİ GAZİANTEP

    Bartık, söyleşinin ikinci bölümünde ise dünyanın merkezi olduğunu söyleyerek reklam yapan birçok ülke ve şehre inat Gaziantep’in dünya nüfusunun 4’te birlik bölümüne 5 saatlik yolculukla ulaşabildiğini ifade etti. Bartık, “Dünyanın en iyi yiceklerini Gaziantep’te yersiniz. Tarihi turistik açıdan, dünyanın en merak edilen, gezilmesi, görülmesi gereken tarihi ve turistik yerler bu bölgede. İş dünyası nedeniyle belirli bir alt yapısı var. Bazı ülke ve şehirlerin yaptığı dünyanın merkezi oldukları yönündeki reklama rağmen, Gaziantep onlardan daha merkezi bir yerde, merkezi bir konumdadır. Gaziantep’ten 5 saatlik yolculukla dünya nüfusunun dörtte birine yani yaklaşık 1 milyar 997 milyon nüfusa ulaşabiliyorsunuz. Direkt uçuşlar bulunmaması noktasında sıkıntımız vardı. Bu da İstanbul Ankara gibi şehirlerdeki havaalanının yetersizlikleri, bizim menfaatimize oldu. Sırf yer olmadığı Anadolu’daki havaalanlarında park eden uçaklarla bu sorun da yavaş yavaş aşılmaya başlandı. Havaalanı yetersizliği Gaziantep için şanstır. Ayrıca ticari hacmin artması, bölgenin kritik bir önem arzetmeye başlaması gibi nedenlerin yanı sıra artan yolcu kapasitesi ile de belki de önümüzdeki yıl Dubai’ye, Erbil’e de direkt uçarız. Türkiye’nin şehirleri ile ihracat ülkeleri arasında yapılan eşleştirmede Gaziantep ile İngiltere’nin eşleşti. Bu da yarın İngiltere’ye de uçak seferlerini başlatabilir. Yarın Karadeniz’e de kısa sürede ulaşacağız” ifadelerini kullandı.

  • Minik Öğrencinin Sorusu Doktoru Şaşkına Uğrattı

    Kastamonu’nun Tosya ilçesinde düzenlenen kan bağışı kampanyasına 21 ünite bağış yapıldı.

    Tosya Cumhuriyet meydanında Kızılay’a ait Kan bağışı aracında düzenlenen ve gün boyunca süren kampanyada 21 ünite kan toplandığını ifade eden Tosya Kızılay Şube yetkilileri, vatandaşlara gösterdikleri ilgiden dolayı teşekkür etti.

    Kan bağışının yapıldığı aracı ziyaret eden Fevzi paşa İlköğretim Okulu öğrencileri Kızılay doktoru Ahmet San’dan bilgi aldılar. İlkokul 1 ve 2.sınıf öğrencilerine kan bağışı hakkında bilgi veren doktor daha sonrasında öğrencilerden “Soru sormak isteyen var mı?” dedi.

    Çocuklardan gelen soruları cevaplayan doktor Ahmet San 2.sınıf öğrencisi Ayşe T.’nin sorduğu şok soru karşısında cevaplamakta zorlandı. Öğrencinin “Doktor amca şimdi biz kan bağışı yapıyoruz. Birde kan bağı diye bir şey var biz kan bağışı yaptığımız kişi ile Kan bağı mı kurmuş oluyoruz. Hem şimdi aramızda kan bağı olmadan o kanlar verdiğimiz kişiye nasıl gidiyor? Şimdi o kişi ile biz kan bağı ile bağlanmış mı oluyoruz?” sorusuna ise doktor Ahmet San şu cevabı verdi.

    “Doktorluk hayatımın en zor sorularından biri ile karşılaştım. Kan vermenin vücuda hiçbir zararı yoktur. Vücutta dolaşan kan 120 günde bir kendini yenilemektedir. Kanın vücut içerisinde üstlendiği birçok görevler vardır. Kan verildiği zaman bu görevlerden hiçbirini aksatmaz. Aksine kan verildiği zaman vücut daha dinç olmakta ve insanlar kendilerini daha aktif hissetmektedirler.”

  • KESK’e ‘Neden Kahrolsun PKK Demiyorsunuz?’ Sorusu

    Türkiye’nin en kanlı terör saldırısı sonrası alanlara inerek ‘Kahrolsun İŞİD’ sloganları atan KESK’in Manisa Dönem Sözcüsü Ali Gök’e, 28 asker ve sivilin yaşamını yitirdiği PKK saldırısı sonrası ‘Neden kahrolsun PKK diyemiyorsunuz?’ sorusu yöneltildi. Kimsenin ölmesini istemediklerini kaydeden Gök, “Kahrolsun demekle terör bitmiyor” dedi.

    KESK Şubeler Platformu Manisa Dönem Sözcüsü Ali Gök, sendika binasında Ankara’daki PKK saldırısı sonrası terörü kınamak için bir basın toplantısı düzenledi.

    Basın toplantısı öncesinde bir gazeteci tarafından IŞİD’i protesto için alanlara inen KESK’in Ankara’da ve diğer illerde PKK tarafından yapılan terör saldırıları sonrası neden alanlara inmediği sorusu yöneltildi.

    KESK Manisa Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Ali Gök de şu cevabı verdi:

    “KESK olarak hep şunu söyleriz. Mücadele tarihimizde iki gözümüz var. Biri sistemle görüşmektir diğeri de alandır. Onda dünden bugüne değişen bir tavrımız yok. Alanı her zaman kullanırız, sokakta da her zaman açıklama yaparız, yapmaya da devam edeceğiz. Türkiye’de gündem ani değişiyor, ani gelişiyor. Bugün itibariyle pek çok sendikacı arkadaşlarımızın kendi sendikal faaliyetleri vardı. Bizim genelde cuma günleri sendikal izin günlerimiz. Onun için hatta biz de programımız gereği bundan sonra Salihli’ye gideceğiz. Bu konuyla ilgili duyarsız kalmadığımızı kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. Onun için bugünkü basın açıklamamız burada gerçekleşiyor.”

    AMACIMIZ ACILARI YARIŞTIRMAK DEĞİL

    Terörü kınamak için düzenlediği basın toplantısında konuşan Gök, şunları söyledi:

    “Ankara’da gerçekleşen saldırı ve katliamı şiddetle protesto ediyor, kınıyoruz. Saldırı sonucunda resmi rakamlara göre 28 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 61 kişi yaralanmıştır. Yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı ve sabır, yaralılara da acil şifa diliyoruz. Daha yakın bir zamanda Emek, Demokrasi mitingi katliamla engellenmiş, 101 vatandaşımız canını kaybetmiş bir konfederasyon olarak yaşamını yitirenlerin yakınlarının acılarını derinden hissediyor, yaralıların durumunu çok iyi biliyoruz. Amacımız ne acıları yarıştırmak ne de hükümeti eleştirmek için fırsata dönüştürmektir. Bunu vicdansızlık, ahlaksızlık ve siyasi ilkesizlik olarak görüyoruz. Ancak hükümetin hâlâ göz göre göre katliam zemini devam ettirmesine, aynı politikalarda ısrar etmesine, acılar üzerinden toplumsal kutuplaşma ve nefret duyguları oluşturmasına göz yumamayız. Çünkü giden, yiten bizleriz. Artık yeter demek zorundayız.”

    KAHROLSUN DEMEKLE SORUN ÇÖZÜLMÜYOR

    Ali Gök, açıklamasının ardından bir gazetecinin “101 kişinin hayatını kaybettiği Ankara’daki saldırı sonrası KESK alanlara inerek kahrolsun İŞİD dedi ve İŞİD’in bir terör örgütü olduğu vurgulandı. Bu patlamada kahrolsun PKK diyebiliyor musunuz? Çünkü dışarıda öyle eleştiriyorsunuz. KESK neden kahrolsun PKK diyemiyor?” şeklindeki sorusuna da şu cevabı verdi:

    “Şimdi 30 yıldır kahrolsun PKK deniyor, sorun çözülmedi. Yıllardır biz diyoruz ki bu ülkede hiç kimse ölmesin, asker ölmesin, polis ölmesin, sivil ölmesin, çocuk ölmesin ama hiç kimse ölmesin. Bu ülkede 100 yıllık bir sorun varsa eğer bu sorunun adı da siyasi iradeler tarafından zaman zaman tarif edilmezse, telaffuz edilmezse bu sorunun barışçıl demokratik yöntemle çözülmesini istiyoruz. Bu gayet basit ve nettir. Sokağa çıkıp şu terör örgütü, bu değildir vesaire demekle sorun çözülmüyor. Bu konuda daha çok açıklama yapabiliriz. Ama basın açıklamamızda da belirttik. ‘Bunu bir fırsat bilerek şunu eleştirmek, bunu eleştirmek gibi bir durumu ahlaksızlık kabul ederiz’ dedik.”

    Zor dönemlerde, en zor şartlarda bu ülkenin alanlarına çıktıklarını anlatan Gök, şunları söyledi: “Bu ülkenin yararı için çıktık. Ne söylediklerimiz ortadadır, ne geldiğimiz nokta ortadadır. Türkiye’deki iç meselelerimizi sorunlarımızı çözmeden Orta Doğu’da biz savaş bataklığıyla karşı karşıya gelmişizdir. Savaşın ne olduğunu biz çok iyi biliyoruz. Savaş yoksulluk demektir, kadınların katledilmesi, kadınların tecavüze uğraması, çocukların ölümü, birlerine rant kapısı demektir. Bu rant kapısı da silah tacirleridir, sermayedir. Bunlardan doğru bakarken en temel çözüm noktası barıştır. Biz barışı talep edeceğiz, barışı haykıracağız. Ölen her insan bizim canımızdır.”

    Yaşamını yitiren insanın yoksul olduğunu anlatan Gök, sözlerine şöyle devam etti: “Polis yoksuldur, astsubay yoksuldur, er de yoksuldur, sivil vatandaş da yoksuldur. Olayı bu açıdan değerlendiriyoruz. Bu ülkede hiç kimsenin ölmesini yaşamını yitirmesini istemiyoruz. Bizim Ankara’da 10 Ekim’de yaşadığımızı başkaları yaşasaydı kanal kanal gezerdi. Burada bulunan arkadaşlarımız Ankara Garının önünde Büro Emekçileri Sendikasının kortejinde yaşamını yitiren 101 canımızdan sadece 10 metre ilerideydik. O insan bize siper oldu. Çok kalabalık olmasından dolayı onlar yaşamını yitirdi bizim üzerimize yaşamını yitiren arkadaşlarımızın et parçaları düştü. Yani bu süreçte bu kadar çaba sarf ettikten sonra Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük katliamına maruz kalmış bir örgüt olarak alanları kullanmaktan başka bir durum söz konusu olamazdı.”

    KONUŞMAK KOLAY DEĞİL

    Ali Gök konuşmasını şöyle tamamladı: “Tahir Elçi bir televizyon kanalında daha sözünü bitirmeden hedef haline getirildi. Şimdi buralardan bakarak söyleyeceğiz. Bu kadar antidemokratik bir tutumun uygulandığı ülkede demokrasinin D’sinin olmadığı bu ülkede her şeyi konuşmak da kolay değil.”

  • Tüketici Haklarının Nasıl Korunabileceği Sorusu Cevap Buldu

    KTO Karatay Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Adalet Meslek Yüksekokulu tarafından düzenlenen 1. Tüketici Hakları Sempozyumu’nda “Tüketici haklarının nasıl korunabileceği” sorusu cevap buldu.

    Konya Ticaret Odasındaki programa, üniversitenin Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Öztürk’ün yanı sıra AK Parti Konya Milletvekili Hüsnüye Erdoğan’da katıldı.

    İki oturumla gerçekleştirilen sempozyumun oturum başkanlıklarını KTO Karatay Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Ramazan Yıldırım ile Prof. Dr. İbrahim Dülger yaptı. Programın içeriğini “tüketici sözleşmelerindeki haksız şartlar, tüketiciler tarafından düzenlenen kıymetli evrakın geçerliliği, elektrik faturalarındaki kayıp kaçak bedelinin hukuki bakımdan değerlendirilmesi, tüketici mahkemelerinin uygulamaları, tüketici mahkemelerinde sık karşılaşılan sorunlar ve tüketici hakem heyetlerinin çalışmaları ve uygulamaları” gibi konular oluşturdu. Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Turan Şahin, KTO Karatay Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Aytekin Çelik, KTO Karatay Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Yavuz, I. Tüketici Mahkemesi Hakimi Ali Rıza Tarhan ve Konya Ticaret İl Müdürü Haşmet Yılmaz yirmişer dakikalık bölümlerle konuyla ilgili deneyimlerini aktardı. Oturumun son bölümünde ise soru – cevap kısmına geçildi.

    “AHİLER MÜŞTERİ İLİŞKİLERİNE SON DERECE ÖNEM VERİRLER”

    Sempozyumun önemine vurgu yapan KTO Karatay Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Öztürk, “Konya, tüketici hakları konusunda derin bir kültür ve tarihe sahiptir. Tüketici haklarının sistematik olarak uygulandığı dünya üzerindeki ilk şehir Konya’dır. 13. yüzyılda bu topraklarda hayat bulan ve Anadolu’ya yayılan Ahilik sisteminde ilk ve temel şart; esnaf, sanatkar ve tüccarımızın kalite ve standardı gözeterek ticaret yapmasıdır. Ahiler müşteri ilişkilerine son derece önem verirlerdi. Ticarette ‘müşteri velinimetimizdir’ ilkesinin yerleşmesine vesile olan Ahi kültürüyle yetişmiş esnaf ve sanatkarlarımızdır. Bu söz bugün bile birçok işyerinde asılı olarak durmaktadır. Böylesine insanı ön plana alan bir anlayışa sahip olan Ahilik sistemi o dönemde Anadolu’nun dünyanın ticaret merkezi olmasına da büyük bir katkı sağlamıştır” dedi.

    “ADALETLİ BİREYLER YETİŞTİRMELİYİZ”

    KTO Karatay Üniversitesi tarafından düzenlenen 1. Tüketici Hakları Sempozyumuna katılan

    Konya Milletvekili Hüsnüye Erdoğan, adaletli bireyler yetiştirmeliyiz diyerek hukukun önemine dikkat çekti. Erdoğan, “Bizler adaleti hukuk üstünlüğü olarak görüyoruz. Yargıya sadece adaletin tesisini sağlayan ve temel hakları sağlayan bir unsur olarak bakmıyoruz. Hukukun olduğu bir ortamda sorunların ortadan kalkacağına olan inancımız devletimizin ilerlemesinde ki en önemli kılavuzumuz olmaktadır” diye konuştu.

    “YAPILAN HER SÖZLEŞME HAKSIZ ŞARTLARA BİR ÖRNEK TEŞKİL EDEBİLİR”

    Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Turan Şahin, Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar ile ilgili sunumda yapılan her sözleşmenin haksız şartlara bir örnek teşkil ettiğini vurguladı. Bir eylemin haksız bir şart sayılması için 3 ana unsuru taşıması gerektiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Şahin, öğrencilerin yurtlar ve barınma evleri ile yapmış oldukları bir kısım sözleşmelerin haksız şartlara yol açtığını belirtti.

    Tüketiciler tarafından düzenlenen kıymetli evrakın geçerliliği konusuna değinen KTO Karatay Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Aytekin Çelik, kıymetli evrakın en önemli unsurlarından birinin senet ile hak arasındaki bağlılık olduğunu dile getirdi.

    Elektrik faturalarındaki kayıp kaçak bedelinin hukuki bakımdan değerlendirilmesi konusunda bilgi veren KTO Karatay Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Yavuz, “Elektrik piyasasının ne olduğunu anlamak, kayıp kaçak bedelinin ne olduğunu anlamak demektir’’ sözü ile sektörel yaşam ve hukuk kurallarının iç içe olduğu bilgisini sempozyuma katılan öğrenciler ile paylaştı.

    1.Tüketici Hakları Sempozyumu 1. oturumu öğrencilerin sorularının cevap bulması ile sona ererken 2. oturum KTO Karatay Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Dülger açılış konuşması ile başladı.

    “KONUT ALIMLARINDA EKSPERTİZ ÜCRETİ İADE EDİLEBİLİR”

    I. Tüketici Mahkemesi Hakimi Ali Rıza Tarhan sempozyuma katılanlar ile deneyimlerini paylaştı. Türkiye’deki konut alımlarına dikkat çekti. Ali Rıza Tarhan konut alımlarında banka ekspertizi kendi personeline yaptırmışsa ekspertiz ücreti kanunen iade edilebildiğini belirterek bu konuda herkesin kanuni hakkını kullanması gerektiğinin altını çizdi.

    Sempozyumun son konuşmacısı olan Konya Ticaret İl Müdürü Haşmet Yılmaz Tüketici Hakem Heyetleri’nin kuruluş amaçları ile ilgili bilgi verdi. Tüketici Hakem Heyetinin kuruluş amacı tüketicinin hak arama yollarını kolaylaştırmaktır diyerek sunumuna son verdi.

  • AK Partili Şahin’den Putin’e İhlal Sorusu

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Türk Hava Kuvvetlerinin Rus uçağını düşürmesi olayı ile ilgili olarak Putin’in tavrını eleştirerek “Bir ülkenin kendi sınırlarını koruma doğal hakkını kullanmasını başka yöne çekerek ‘Hem suçlu, hem güçlü’ pozisyonuna girmiş olmasını tüm dünya kamuoyu büyük bir ibretle takip etmektedir” dedi.

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, geçen yıl hayatını kaybeden eşi Saniye Şahin için baba ocağı Ovacık ilçesinde okutulan mevlit programına katıldı. Mevlit programında ilçe halı sahasında verilen yemek sonrası Şahin, gazetecilerin sorularını cevapladı.

    “HEM SUÇLU HEM GÜÇLÜ POZİSYONUNDA”

    Şahin, düşürülen Rus savaş uçağı ile ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan’ın açıklamalarına katıldığını söyleyerek, “Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Sayın Putin’e buradan bir soru yöneltmek istiyorum; ‘Rusya Federasyonu sınır komşusu olan bir ülkenin savaş uçakları Rusya topraklarını ihlal ederse Rusya Devleti ve Hükümeti ne yapar? Nasıl bir tepki gösterir.’ Bu sorunun cevabını verirken Türkiye’nin kendi topraklarının başka bir ülkenin savaş uçakları tarafından ihlal edilmesi karşısında göstermiş olduğu tepkiyi ancak böyle anlayabilir diye düşünüyorum. Hiçbir ülke başka bir ülkenin savaş uçaklarının sınırlarını ihlal etmesine müsamahakar davranamaz. Bu konuda çokça uyarılarda bulunuldu. Bundan birkaç hafta önce yine bu ihlal sebebiyle üst düzeyde iki ülke yöneticileri arasında karşılıklı görüş teatisinde bulunuldu. Hatta Rusya tarafı birkaç hafta önce bu ihlal sebebiyle özür bile dilemişti. Bir ülkenin kendi sınırlarını koruma doğal hakkını kullanmasını başka yöne çekerek ‘Hem suçlu, hem güçlü’ pozisyonuna girmiş olmasını tüm dünya kamuoyu büyük bir ibretle takip etmektedir” dedi.

    “HİÇ KİMSENİN CEZAEVİNDE OLMASINI ARZU ETMEYİZ”

    Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’ın tutuklanmasını da değerlendiren Mehmet Ali Şahin, “ Doğrusu ülkemize siyasi yolla hizmet etmeye çalışan siyasetçiler olarak bizim beklentimiz ceza evlerimizin boş kalmasıdır. Hiç kimsenin cezaevinde olmasını arzu etmeyiz, hoşnutta bulunmayız. Türkiye bir hukuk devletidir. Yapılan işlem tamamen yargısal bir işlemdir. Siyasi bir karar değildir, yargının bir uygulamasıdır. Yargı süreçlerini takip etmek ve sonucuna göre değerlendirmelerde bulunmaktır. Konu siyasi değil tamamen yargısal bir konudur. Tabi hiç kimsenin tutuklanmasını cezaevinde olmasını memnuniyetle karşılamayız, hatta bundan rahatsızlık duyarız. Türkiye bir hukuk devleti. Anayasal kurumlarda görevlerini yapacaklardır. Basın mensubu arkadaşlara geçmiş olsun diyorum” diye konuştu.

    Mevlit programına katılan Şahin’e, Karabük Valisi Orhan Alimoğlu, AK Parti Karabük Milletvekili Burhanettin Uysal, Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu, Karabük Garnizon Komutanı Jandarma Albay Cihan Ulukaya, eski Kalkınma Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan, Ovacık Kaymakamı Hakan Şeker, Safranbolu Kaymakamı Murat Bulacak, Safranbolu Belediye Başkanı Necdet Aksoy, Ovacık Belediye Başkanı Zafer Küpler, Karabük Emniyet Müdürü Serhat Tezsever, Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Şahin ile diğer protokol üyeleri eşlik etti.