Etiket: Sorusu

  • Avcılar’da altyapı çalışmasında önce doğalgaz, ardından bu sorusu delindi

    İstanbul Avcılar’da altyapı çalışması sırasında önce doğalgaz, ardından bu sorusu delindi.

    Edinilen bilgiye göre Avcılar Tahtakale Mahallesi’nde altyapı çalışması yapan iş makinesi, doğalgaz borusuna zarar verdi. Olay nedeniyle çevredeki bazı binalara doğalgaz verilemedi. Hasar giderilmeye çalışılırken bu kez de su borusu patladı. Borunun patlamasıyla sular dışarı fışkırırken, o anlar kameralara yansıdı.

    Mahallede yaşanan üst üste kazalar, vatandaşları da isyan ettirdi. Yapılan çalışmalarla borulardaki hasarlar giderildi ve mahalledeki binalara tekrar doğalggaz verilmeye başlandı.

  • Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın: “Neden bütün sorularda faiz sorusu çıkıyor da zekat sorusu çıkmıyor anlaşıldı”

    Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, eğitim sisteminde müfredatın tartışılmasının felaket olmadığını ve tartışmaların doğrunun bulunması için bir nimet olduğunu belirterek, “Neden Osmanlı’nın yıkılış döneminden sorular soruyorsun ve çocukları zihnen örseleyerek umutsuzluğa devşiriyorsun da yükseliş dönemini sormuyorsun anlaşıldı. Onun için en kıymetli işi yapıyoruz. Ne yaptığımızı, bize ne yaptıklarını, bize ne yaptırmak istediler? Bunu fark ettiğimizde yeniden büyük Türkiye ve yeni bir dünyadan o zaman bahsedebiliriz” dedi.

    Memur-Sen Konfederasyonu Eğitim-Bir-Sen Manisa Şubesi Genişletilmiş İşyeri Temsilcileri Toplantısı, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın da katılımıyla Anemon Otel’de gerçekleştirildi. Toplantıda, Ulaştırma Memur-Sen Genel Başkanı Can Cankesen, Memur-Sen Manisa İl Temsilcisi Mustafa İrğat, çevre illerden gelen sendika başkanları ve üyeleri yer aldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Eğitim-Bir-Sen Manisa Şube Başkanı Mesut Öner, teşkilat içi eğitimlere büyük önem verdiklerini belirterek, “İlimizde 3 formatörümüz öncülünde iş yeri temsilcileri için teşkilat eğitimleri gerçekleştirdik. Bugüne kadar 489 iş yeri temsilcimiz bu eğitimleri aldı. Hizmet sendikacılığımızı alanda daha diri tutacağına inandığımız bu eğitimleri önemsiyoruz. Eğitimlerimize devam edeceğiz. Eğitim-Bir-Sen kurulduğu günden bugüne kadar sendikacılığa yeni bir soluk kazandırmanın gayesi ve gayreti içerisinde olmuştur. Bu anlamda bizler de kurumlarda, okullarda, öğretmen odalarında farkımızı ortaya koymalı, iyiye ve güzele dair insanların hayrına olan çalışmalar yapmalıyız. Öğretmen odalarında gündemi biz belirlemeli birilerinin belirlediği gündemin peşine takılıp savrulmamalıyız” dedi.

    “Örgütlü yapıları sırasıyla nöbetleşe kullananlar, artık eskisi gibi kullanamıyor”

    Öner’in ardından konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, geçmişte toplumu ötekileştiren örgütlü yapılardaki sistemi bozduklarını ifade ederek, “Bu ülkede yüzde 95 insanın dışında kalan yüzde 5’lik bir kitle, örgütlü olduğu için yan yana durup, kol kola girip bereket ve heybeti oluşturduğu için kendi lakayıt düşüncelerine ve kör ideolojilerini bütün milleti sadakat yarışına soktular. Ona uymayanları yaftaladılar. İlticacı, mülteci, gerici, yobaz, makarnacı, göbeğini kaşıyan adam, bidon kafa… Bu onların gücünden değil, örgütlü olmasından; onların sayısından değil, örgütlülüğü keşfetmesinden dolayı elde ettikleri bir konum. Şimdi o konum bozuldu. Birisi diyor ki ’Kral çıplak’, birisi tekere çomağı sokuyor, oyunu bozuyor. Örgütlü yapıları sırasıyla nöbetleşe kullananlar, artık eskisi gibi kullanamıyor” diye konuştu.

    Müfredat eleştirisi

    Geçmiş dönemde eğitimde mühendislik yapılarak oynandığını ve çocuklara subliminal mesajların verildiğini vurgulayan Yalçın, “Eğitim nasıl bir mühendislik alanı anlaşıldı. Neden çocuklar bu ülkede ’Dede’ dediğinde şapkalı dede çiziyor anlaşıldı. Neden ders kitaplarında sadece okulun hizmetlisi Hatice başörtülü gerisi anlaşıldı. Rol model olarak neyi yediriyorsun. Nasıl bir toplum tasavvuru yapıyorsun ve bunun arkasında kim var neden telaşa kapılıyor anlaşıldı. Neden bütün sorularda faiz sorusu çıkıyor da zekat sorusu çıkmıyor anlaşıldı. Neden Osmanlı’nın yıkılış döneminden sorular soruyorsun ve çocukları zihnen örseleyerek umutsuzluğa devşiriyorsun da yükseliş dönemini sormuyorsun anlaşıldı. Onun için en kıymetli işi yapıyoruz. Ne yaptığımızı, bize ne yaptıklarını, bize ne yaptırmak istediler? Bunu fark ettiğimizde yeniden büyük Türkiye ve yeni bir dünyadan o zaman bahsedebiliriz. Onun için bunlar önemli konular. Bunu bilmek durumundayız. Hangi pasajda hangi subliminal mesajı veriyor? Nasıl yerleştiriyor? Ders kitaplarına ilişkin defolar tartışıldı. Tartışılmalı. Bunlar felaket değil bunlar nimet. Tartışılmalı ve doğrusu bulunmalı” diye konuştu.

    Eğitim-Bir-Sen olarak bu duruma karşı rapor yayınladıklarını belirten Yalçın, “Eğitim-Bir-Sen olarak bu anlamda bir düşünce kuruluşu gibi rapor yayınladık. Odak analizler, araştırmalar, sempozyumlar, bilimsel çalışmalarla sürece anlamlı katkı sunmaya çalışan kitleyiz. Çözüm odaklı yaklaşan, sorunları alt alta sıralayıp insanlar bunlar üzerinden konuşup şişirip bunu da sendikacılık diye pazarlayan kolaycıların yolunu seçmedik. Sorunları alt alta sıralamak değil, çözümleri yan yana dizip doğru olanı yaptığımız için bugün karşılık bulduk” ifadelerini kullandı.

    Sendikal olarak kamu çalışanlarının haklarını savunmaya devam edeceklerini belirten Yalçın, “Heybe yükseldikçe ve yürüme devam ettikçe kamu çalışanlarının, kamu görevlilerinin ekonomik ve sosyal haklarındaki iyileşme devam edecek. Ülkede özgürleşme devam edecek. Küresel anlamda umut artacak mazlum ve mağdurlar yarına güvenle bakabilecek. Çünkü bu ışığı gittiğimiz yerlerde görüyoruz. Bize yüklenen anlamları biliyoruz” dedi.

    Konuşmaların ardından Memur-Sen Manisa İl Temsilcisi Mustafa İğrat ve Eğitim-Bir-Sen Manisa Şube Başkanı Mesut Öner tarafından Genel Başkan Yalçın’a hediyeleri takdim edildi. Hediye takdiminden sonra Genel Başkan Yalçın ve salondakiler toplu fotoğraf çektirdi.

  • FETÖ’den yargılanan eski rektöre avukat ‘Yüreklitürk’ sorusu

    Denizli’de FETÖ/PDY’nin Pamukkale Üniversitesindeki (PAÜ) yapılanmasına yönelik davanın ilk duruşması sürerken, sanıkların savunmaları alınmaya devam ediliyor. Avukat Bekir Çapar, eski rektöre Avukat Bekir Çapar, eski rektör Bağcı’ya, 10 Mayıs’ta trafik kazasında hayatını kaybeden Başsavcı’nın ölümünden sonra sosyal medya hesabı üzerinden nefret içerikli paylaşım yaptığı için tutuklanan Avukat Rabia Yüreklitürk’e yönelik soru yöneltti.

    Davada dün 54 sayfalık savunma yapan PAÜ’nün eski Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Bağcı’ya avukatlar ve mahkeme heyeti sorular sordu.

    FETÖ/PDY’nin Pamukkale Üniversitesindeki yapılanmasına yönelik açılan davanın ilk duruşması devam ediyor. EGS Kültür ve Kongre Merkezi yanında bulunan fuar kompleksi bünyesinde yer alan salonda yeni açılan 5’nci Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada, Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) eski rektörü Prof. Dr. Hüseyin Bağcı’nın dün alınan savunmasının ardından, sanık avukatları ve mahkeme heyeti sorular sordu. 73’ü tutuklu olmak üzere toplam 115 sanık hakim karşısına çıkarıldığı davada, Bağcı’nın örgütün üniversitedeki yapılanmasına izin vermek suçlamasıyla yargılanıyor. Önce itirafçı konumunda olan Bağcı, mahkemedeki savunmasında itirafçı olmadığını söylemesi üzerine ve emniyetteki ifadesinin geçerli olmadığını ileri süren Bağcı’ya sanık avukatları çeşitli soruları yöneltti.

    İddianamede FETÖ/PDY kapsamında yargılanan birçok sanığın isimin veren Bağcı, mahkemede, “itirafçı değilim” demesi ve ifade değiştirmesi, sanık avukatlarını kızdırdı.

    Rektörün 17/25 Aralık sonrasında somut delile dayanmadan görevden almaların olduğunu ileri süren ve Kadir A., Sebahat Y.A. ve Mustafa G.’nin müdafiliğini Avukatı Halil Sarı, eski rektöre seslenerek: “Top çeviriyorsun sorulara net cevap vermiyorsun. İki üç kişinin getirdiği bilgilere dayanarak akademik personeli görevden alıyorsun, savcılık ifadende FETÖ’cü olarak suçluyorsun. Oysa sizin Denizli imamı Murat hoca lakaplı Mehmet Boz ile fotoğraflarınız var” dedi. Bunun üzerine Bağcı,”Şu an sanık olarak ifade veriyorum. Görevden almalar ise bana gelen isimleri ilgili birimlerden teyit ettikten sonra olmuştur. Mahkemedeki savunmam geçerlidir. 09.08.2016’da savcılığa verdiğim dilekçe de geçerlidir ” diye yanıt verdi. Bunun üzerine Avukat Sarı, “Net bir soru sordum ama yanıt alamadım, sayın rektör top çeviriyor” dedi. Soru üzerine diğer avukatlar da eski rektöre tepki gösterdi.

    Eski rektöre yönelik sorularına devam eden avukatlardan Mehmet Altıntaş, “Hüseyin Bağcı’nın Etkin Pişmanlık Yasasından yararlanıp yararlanmaması konusuna farklı bir yorum getirdi. Savcılıkta kendisine suçlamalar yöneltilince oradan kurtulmak için itirafçı bir şekilde ifade vermiştir. Ancak serbest bırakıldıktan sonra normal sanık şeklinde ifade vermek için dilekçe vermiştir. Bunun nedeni de bir an önce eve gitmek istemesidir” diye belirtti.

    Duruşmada avukatlardan bazıları, Bağcı’ya, örgüt veya cemaat tarafından yazılı bir emir gelip gelmediğini sordu. Bağcı, “Dünkü savunmamda bunları detaylı bir şekilde açıklamıştım” diye cevap verdi.

    Eski rektöre Başsavcı hakkında sosyal medyada hakaret eden Yüreklitürk sorusu

    Avukat Bekir Çapar, eski rektör Bağcı’ya, 10 Mayıs’ta trafik kazasında hayatını kaybeden Başsavcı’nın ölümünden sonra sosyal medya hesabı üzerinden nefret içerikli paylaşım yaptığı için tutuklanan Avukat Rabia Yüreklitürk’e yönelik soru yöneltti.

    Üniversitenin 4 tane avukatı olduğu halde, rahmetli savcıya hakaret eden Rabia Yüreklitürk’e neden vekalet verildiğini ve neden bunun üniversitenin şahsi yetkilisi olarak gösterildiğini sordu. Bunun görevi kötüye kullanmak olup olmadığını, suç teşkil edilip edilmediğini soran Çapar, “O şahıs İzmir’de yargılanıyor, siz örgüt üyesi iddialarıyla burada yargılanıyorsunuz” dedi.

    Kendisine yöneltilen soruyu yanıtlayan Bağcı,”Rabia Yüreklitürk’ü üniversitedeki görevimdeki görevimden kaynaklı hakaret davalarına takip etmesi için onu görevlendirmiştim. Onun ücretini de ben ödüyordum” yanıtını verdi.

  • Eski Başyaver Yazıcı’ya ‘Fuat Avni siz misiniz?’ sorusu

    MUĞLA (İHA) – Cumhurbaşkanı’na suikast girişimi davasında son olarak ifadesi alınan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski Başyaveri sanık Albay Ali Yazıcı ‘Fuat Avni siz misiniz’ sorusuna, “Sayın Cumhurbaşkanı ile 2015 tarihinde göreve başladım. Ama o daha önceden mesaj atıyordu. Değilim” cevabını verdi.

    20 Şubat’ta başlayan Cumhurbaşkanı’na suikast girişimi davasında tutuklu 44 sanığın ifadelerinin alınması tamamlandı. Son olarak ifadesi alınan isim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski Başyaveri sanık Albay Ali Yazıcı oldu. İfadesi alınan Yazıcı, ifadenin ardından sorulan soruları cevaplandırdı. Mahkeme Başkanı’nın ‘O gece olayların yaşandığı esnada askeri bir birliğe girmeniz makul mü’ diye sorusuna sanık Yazıcı, “Şu anki ruh halimle değil. Ama o gün olaylar başladığı için daha emniyetliydi’ cevabını verdi.

    Mahkeme başkanının ‘O gece Cumhurbaşkanı ile temasa geçtiniz mi’ sorusuna Yazıcı, ‘Birebir kendisi ile görüşmedim. Yanındakiler ile görüştüm. Emri olup olmadığın sordum. Herhangi bir emrinin olmadığını söylediler” dedi.

    Mahkeme Başkanının ‘Ramazan Elmas’ın odasında askeri hattı kullandınız mı’ sorusuna ise Yazıcı, “Kullandım ama neden kullandığımı hatırlamıyorum. Ama kullanmadım” cevabı vermesi salonda gülüşmelere neden oldu.

    Emin Yarbay ile darbe konusunu konuştunuz mu sorusuna ise Yazıcı, “Emin Yarbay ile bir sohbetimiz oldu. ‘Cumhurbaşkanı nerede’ diye sordu. Ben cevap vermedim. O esnada kendisi telefonda internette bir şeyler yapıyordu. Emin Yarbay’a olaylar ile ilgili ne düşündüğünü sordum. ‘Belli bir grubun kalkışması’ şeklinde cevap verdi” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı Hadi Çakan, “15 Temmuz günü Emin Yarbay sizi muhafız alayında bir grup asker ile masa üstünde haritada çalıştığınız yönünde ifadesi var’ sorusuna Yazıcı, “Benim orada harita üstünde çalışmam olmadı” cevabını verdi.

    Avukatı Hadi Çakan sanığa, ‘Sizin hakkınızda Cumhurbaşkanının yerini öğrenirim. Öğrenemezsem elimde paralel listesi bulunduğunu, bu listeyi kendisine ulaştırarak yerini öğrenirim’ dediğiniz iddia ediliyor’ sorusuna Yazıcı, “Elimde öyle bir liste yoktu” diye cevap verdi.

    Cumhurbaşkanının avukatı Ahmet Özel, “14 Temmuz’da kendi odanızda Cumhurbaşkanının bütün Yaverleri ile toplantı yaptığınızı, ‘Cumhurbaşkanının yerini koordinatlı olarak bulup bana bildireceksiniz’ dediniz mi?’ sorusuna sanık, “Ben öyle bir soru sormadım. Talimatım olmadı. Öğrenmek istesem bu şekilde onlara sormam” diye cevap verdi.

    Aynı avukat bu defa Yazıcı’ya ‘Fuat Avni siz misiniz’ diye sordu. Yazıcı, “Sayın Cumhurbaşkanı ile 2015 tarihinde göreve başladım. Ama o daha önceden mesaj atıyordu. Değilim” dedi.

    Avukat Özel, ‘Cumhurbaşkanının görev tanımı dışında bir durumu paylaştınız mı? Kaydettiniz mi’ sorusuna Yazıcı, “Görev tanımı dışında böyle bir şey yapmadım” dedi.

    Avukat Ahmet Özel son olarak “Yurt dışı yolculuklarının birinde bazı gazetecilere ‘Gülmeye devam edin. Haftaya darbe yaptığımızda nasıl güleceksiniz’ dediniz mi” sorusu üzerine sanık Yazıcı, “Bunu anlamıyorum. Eğer bunu dediysem yapacak bir şey yok” diye konuştu.

    Duruşma Savcısı’nın ‘Yurtta Sulh Konseyi’ne üye misiniz?’ sorusuna sanık Yazıcı, “Evet. Gazetelerde o listeye dahil edildiğimi gördüm’ dedi.

  • Belediye başkanından Alman vekile “Sığınmacı” sorusu

    Almanya’nın Castrop-Rauxel kentinin kardeş şehir ilan edilmesinden sonra Zonguldak’a ziyaretlerde bulunan heyet, Zonguldak Belediyesi’ni ziyaret etti. Ziyarette Suriyeli sığınmacılar gündeme geldi. AB’nın sığınmacılara kapılarını kapatmasıyla ilgili soru üzerine ise SPD Milletvekili Frank Schwabe, “Utanç verici buluyorum” dedi.

    2013 yılından bu yana Almanya’nın Castrop-Rauxel kenti ile Zonguldak’ın kardeş şehir ilan edilmesiyle Alman heyet Zonguldak’a ziyaret düzenledi. Türkiye temaslarına Ankara ile devam edecek olan heyette ise Almanya Parlamentosu SPD Milletvekili Frank Schwabe de yer alıyor.

    İnsani yardım ve insan hakları konusunda Ankara temaslarında siyasi partiler ile görüşeceğini ifade eden Schwabe, Zonguldak ziyaretinin önemine dikkat çekti. Ziyaretten memnuniyetini dile getiren Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir ise, “Özellikle ülkemiz adına bu birlikteliği sağlama adına Milletvekili Frank beye teşekkür ediyorum. Amacımız kardeş şehir düşüncemizdeki ana gerekçe ülkeler arasındaki bağın hem ekonomik hem kültürel hem de ticari anlamda adımları iyi bir şekilde atıp gerisini geliştirebilmektir” diye konuştu.

    “Biz 3 milyon kişiyi barındırırken, AB ülkeleri neden seçici oluyor”

    Ziyaretteki görüşmede Suriye’deki yaşanan olaylar ve sığınmacılar konusu gündeme geldi. Türkiye’nin 3 milyona yakın Suriye vatandaşını barındırdığını ifade eden Akdemir, Türkiye’nin insan hayatına saygılı olduğuna dikkat çekerek şöyle dedi:

    “Biz Türkiye olarak sığınmacılara açtığımız kapılar kadar kendi ülkeleri niye bu kadar sıcak bakmıyor? Veya Avrupa ülkeleri niye bu kadar sıcak bakmıyor? Biz 3 milyon kişiyi barındırırken kendileri niye böyle seçici, farklı oluyorlar? 100-150 kişi veya yetişmiş elemanları seçiyorlar. Bizler ülke olarak insan hayatına saygılı olduğumuz için bunun çok daha fazlasını yaptığımızı dünyaya göstermiş olduk.”

    “Avrupa’nın sınırları kapatmasını utanç verici buluyorum”

    Kendisinin de insan haklarıyla yakından ilgilendiğini anlatan Frank Shawbe, Başkan Akdemir’in sorusuna şu yanıtı verdi:

    “Haklısınız başkanım. Bu Avrupa Birliği’nin nasıl zor durumda olduğunu, nasıl krizde olduğunun göstergesidir. Ben sosyal demokratlar için Almanya’da insan hakları için sorumluyum, aynı zamanda insan yardımıyla ilgili sorumluyum. Bu yüzden bu görevim çerçevesinde Kuzey Irak olsun, Yunanistan olsun, Türkiye olsun. Bu görevim çerçevesinde ziyaretlerde bulundum. Şunu biliyorum ki Suriye’deki yaşanan olaylar uluslararası vakanın sonucudur, bütün dünya açısından. Hakikaten bu sorunlara çözüm üretmekte zorlanıyoruz. Oradaki olayları da bölgedeki sıkıntıların sonuçlarını çok fazla gözlemledik. Çok geç farkına vardık ki oradaki yükün (Suriye) komşu ülkelere çok fazla yük verdiğini daha çok sıkıntıya uğrattığını çok geç farkına vardık. Tabii bu ülkenin komşu ülkeleri arasında ilk başta tabii Türkiye var. Uluslararası yardım burada çok geç kaldı. Avrupa’nın sınırlarını kapatmasını ben kendim adına utanç verici buluyorum. Benim Ankara’da da konularımdan birisi de sığınmacılar hakkındaki aile birleşimini nasıl gerçekleştirebiliriz? Bazı aile durumları var. Anne veya baba Almanya’da, çocuk ve gerisi Suriye’de sıcak bölgelerde can tehlikesi altında. Her ne kadar da bu sorunlar varken de Türkiye içindeki sorunları da gözardı etmemek gerekiyor. Onun için Türklerin buradaki almış olduğu yük sığınmacılar konusundaki yük takdire şayandır. Onun için bu sorunu hep beraber omuz omuza yüklememiz gerektiğini düşünüyorum. Ben tabii ki şunun da farkındayım. Türkiye yönünde Avrupa’ya karşı beklentiler var. Maddi yardımlar konusunda. Bu maddi yatırımlara nasıl ulaşıldığı konusunda. Ama ben şunu umut ediyorum ki karşılıklı anlayış bu konuda ilerledi.”

    Heyet, kentteki bazı kurumlara da ziyaret gerçekleştirdikten sonra Ankara’ya hareket edecek.