Etiket: sorununun

  • DAİB Yönetim Kurulu Başkanı Tanrıver: “Karabağ sorununun çözülmüş olması ihracatçının umutlarını artırmıştır’

    DAİB Yönetim Kurulu Başkanı Tanrıver: “Karabağ sorununun çözülmüş olması ihracatçının umutlarını artırmıştır’

    Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği (DAİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Tanrıver, Azerbaycan-Karabağ koridorunun açılması ile bölge ihracatında yeni hedeflerin oluşacağına dikkati çekerek, ‘‘Karabağ sorununun çözülmüş olması ihracatçının umutlarını artırmıştır’ dedi.

    DAİB Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Tanrıver, Yönetim Kurulu üyeleri ile birlikte Sway Otel’de basın toplantısı gerçekleştirdi. 2020 yılını değerlendiren Tanrıver, korona salgınına rağmen bölgeden ve Erzurum’dan yapılan ihracatın 2019 yılına göre artarak devam ettiğini söyledi. Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği 2020 yılı ihracatının 2 milyar 68 milyon dolara ulaştığını anlatan Tanrıver, 2020’de 2 bin 605 firma ile 195 ülkeye ihracat gerçekleştirdiklerini söyledi. Toplam üye sayılarının 27 bin 983’ü bulduğuna dikkat çeken Tanrıver, 2020 yılında aktif ihracat yapan firma sayısının da diğer yıllara oranla artarak 2 bin 615’i bulduğunu belirtti.

    Hükümetten yeşil pasaport desteği

    Hükümetin ihracatçılara yönelik desteklerinin sürdüğünü, ihracatın daha kolay hale gelmesi bakımından hükümetin yeşil pasaport desteği verdiğine işaret eden Tanrıver, “Her türlü destek için hükümetimize, Cumhurbaşkanımıza çok teşekkür ediyoruz” dedi.

    Sektör bazında 2020 yılında en çok 15 sektörde ihracatın yapıldığını anlatan Tanrıver, bunların kimya, makine, hazır giyim, yaş meyve sebze, elik, mobilya, otomotiv, çimento, elektrik, demir, maden, iklimlendirme, su ürünleri, hayvan maması, hububat ve tekstil olduğunu kaydetti. En çok ihracat yapılan ülkeler arasında ilk sırayı Irak’ın aldığını ifade eden Tanrıver, sırasıyla Azerbaycan-Nahçivan, Almanya, İran, Libya, İsrail, Suriye, Gürcistan, Belçika, Romanya, Birleşik Devletler, Çin Halk Cumhuriyeti, Kazakistan, Hollanda, Türkmenistan ve diğer bir çok ülkenin yer aldığını söyledi.

    2019 yılında Erzurum’da 51 firmanın ihracat yaptığını, 2020 yılında ise 53 firmanın ihracat yaptığını hatırlatan Tanrıver, yine 2019 yılında Erzurum’dan 37 ülkeye ihracat yapıldığını, 2020 yılında ise 46 ülkeye ihraç işlemi gerçekleştirildiğini, Erzurum’un 2020 ihracatının 2019 yılına göre yüzde 13.37 artarak 30.8 milyon dolara ulaştığını söyledi.

    ‘‘Karabağ sorununun çözülmüş olması ihracatçının umutlarını artırmıştır”

    DAİP Yönetim Kurulu Başkanı Tanrıver, Azerbaycan-Karabağ koridorunun açılması ile Erzurum başta olmak üzere bölge ihracatında yeni hedeflerin oluşacağına dikkati çekerek, ‘‘Karabağ sorununun çözülmüş olması ihracatçının umutlarını artırmıştır” dedi.

    Tanrıver, pandemi nedeniyle birçok işlemin sanal ortamda yapıldığına, eğitimlerin, fuarların bu ortamda gerçekleştirildiğine işaret ederek şunları söyledi:

    “Pandemi bitse bile sanal ortamlar devam edecek. İnsanlar artık e-ticareti yoğun olarak kullanıyorlar. Erzurumlu esnaf ve ihracatçılar olarak e-ticaret noktasında biz de varız. Bir çalışma daha yaparak ihracatçılarımızın işlerini kolaylaştırmak amacıyla hangi ülkenin daha çok hangi ürüne ihtiyaç duyduğunu listeledik. Bunu bir kitapçık haline getirdik. 2021 yılında ihracat anlamında daha umutluyuz. Bütün amacımız ihracat bilincini yerleştirmektir. Bunu da yılmadan yapıyoruz. Çalışmalarımız sonucu bir noktaya geldiğimizi söyleyebiliriz.”

  • Turşuluk salatalık üreticisi su sorununun çözülmesini bekliyor

    Turşuluk salatalık üreticisi su sorununun çözülmesini bekliyor

    Manisa’nın Selendi ilçesinde önemli bir tarım geliri olan turşuluk salatalık hasadı devam ederken, susuzluk nedeniyle salatalık köklerinin kuruduğu ve zararın yaklaşık 2 milyon TL olduğu belirtildi. Üreticiler su sorununun biran önce halledilmesini bekliyor.

    Selendi ilçesine bağlı Tavak Mahallesinde bir girişimci tarafından 2011’de tarımına başlanılan turşuluk salatalık çevre mahallelerde de yapılarak ilçede önemli bir gelir kaynağı oldu. Hasadına başlanan turşuluk salatalığın kilogramı 3 TL’den alıcı buluyor.

    Ortalama günlük 10 ton civarında alıcılara turşuluk salatalık teslim eden üreticiler, mahallede bulunan göletin yetersiz olduğunu, bir tane bulunan sondajın ise içme suyu olarak kullandığından dolayı salatalık köklerin kuruduğunu ve bu yüzden yaklaşık 2 milyon TL zararları olduğunu söyledi.

    Bu yıl mahallelerinde 100 dekar alanda kornişon salatalık ekimi gerçekleştirildiğini kaydeden Fatih Gökmen isimli üretici, “Mahalle halkının gelir kaynağı olan turşuluk kornişon salatalık üretimi gün geçtikçe artıyor. Bu yıl 100 dekar kornişon salatalık üretimi yapıldı. Bu sayı su olsaydı 200 yüz dekara kadar çıkacaktı. Salatalık nedeniyle mahallemizden göç edenler geri bile geliyor ancak bu yıl ürettiğimiz mahsuller kuruyor. Bunun nedeni ise susuzluk, geçen yıl gölet yapıldı. Bize söylenen 350 dekara yetecek denildi. Ancak bu gölet 35 dekara zor yetti. Bir tane sondajımız var onu da içme suyu olarak kullanıyoruz. İkinci bir gölet ve sondaj ihtiyacı var. Bunlar olsaydı bu yıl daha fazla gelir olacaktı şu anda 2 milyon TL zararımız var emeklerimiz boşa gitti. Kırsal bir bölgeyiz. Manisa Büyükşehir Belediyesi Kırsal kalkınma dairesinden konuyla ilgili yardım bekliyoruz.” dedi.

  • Prof. Dr. Sertçelik Ermeni Sorununun Arka Planını anlattı

    Prof. Dr. Sertçelik Ermeni Sorununun Arka Planını anlattı

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Üyesi Prof. Dr. Seyit Sertçelik, 1915 olaylarına Erzurum’dan ışık tuttu. Sertçelik, “Ermeniler Osmanlı devletine ihanet etmişlerdir. İtilaf Devletleri ile beraber olup bize karşı savaşmışlardır” dedi.

    Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin konuğu olarak Erzurum’a gelen Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Üyesi Prof. Dr. Seyit Sertçelik, “Ermeni Sorununun Arka Planı ve Tarihi Gerçekler” konulu bir konferans verdi. İbrahim Erkal Kültür ve Sanat Merkezi’ndeki konferansa, tarihçiler kadar siyasetçiler ve yazarların da ilgisi büyük oldu.

    Prof. Dr. Sertçelik, konuşmasında Ermenilerin ilginç bir özelliğine de değindi. Sertçelik, “Ermeniler yerli-yersiz herhangi bir gerekçe olmadan şikâyet etmeye, bağırmaya, isyan etmeye yatkın bir toplumdur. Ermenilerin psiko-sosyolojik özelliklerine baktığımız zaman Ermeni meselesinde karşılaşmış olduğumuz ithamların, suçlamaların burada biraz yalancılıklarına olayları aşırı derecede abartmalarına bağlı olduğunu görüyoruz. 19. yüzyılda Türkiye’de görev yapan Rus diplomatları ve istihbaratçıların enteresan bir ifadesi vardır. Diplomatlar, Anadolu’daki Ermeni isyanları sırasında Ermenilerin kayıpları bağlamında sayıların sonuna bir sıfır ilave ettiklerini yazarlar. Örneğin bir çatışmada on kişi öldü veya öldürüldüyse yüz, yüz kişi öldürüldüyse bin kişi öldüğü yalanını yayarlar” diye konuştu.

    “TARİHİ KAYNAKLAR DA HAKİKATİ HAYKIRIYOR”

    1915’in sadece bir sonuç olduğunu kaydeden Sertçelik, sonuca bakmadan Ermeni meselesinin arka planının aydınlığa çıkarılmasında fayda olacağının altını çizdi. Bu alanda çok geniş olarak yapmış olduğu incelemeler ve yazdığı kitapta konunun çok farklı boyutlarını gördüğünü anlatan Prof. Dr. Sertçelik, “Ermeni sorunu dediğimizde öncelikle Anadolu topraklarında kurulması istenen bir Ermeni Devletinin aklımıza gelmesi gerekiyor. Ermeniler Osmanlı devletine ihanet etmişlerdir. İtilaf Devletleri ile beraber olup bize karşı savaşmışlardır. Yaklaşık 300 bine yakın Ermeni Kafkas cephesinde Osmanlı ordusuna kurşun atmıştır. Çok ünlü bir Ermeni genci vardır. Arşak Çobanyan Türkiye’de Ermenilerin kesinlikle yok edilmediklerini; katliama maruz kalmadıklarını söyler” şeklinde konuştu.

    “1.DÜNYA SAVAŞI’NI FIRSAT OLARAK GÖRDÜLER”

    Prof. Dr. Sertçelik, “Ermeniler, kendi ifadeleri ile 1. Dünya savaşını bir bağımsızlık savaşı olarak görürler. Ermeniler Osmanlı Devleti’ ne ihanet etmek suretiyle Rusya ile birlikte olup bize karşı savaştılar. 1890’lı yıllardaki Rus istihbaratçı ve diplomatların ifadesiyle Ermeniler kayıpları bağlamındaki sayılara bir sıfır ilave etmek suretiyle yani 150 bin civarındaki sayıyı 1,5 milyon yapmak suretiyle dünya kamuoyuna bir Ermeni Soykırımı yaşandı yalanını maalesef o günden bu güne kadar yayıyorlar” ifadelerini kullandı. Osmanlı Devleti’nin almış olduğu Tehcir kararını soykırım kararı olarak nitelendirmenin tamamen mantık dışı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Seyit Sertçelik, “Tehcir, haklı gerekçelerle alınan bir karardır. Ermeniler ve onlara arka çıkan büyük güçler, Türk Devleti’ni Ermeni sorunu çevresinde çözemeyecekleri bölemeyeceklerini bildiklerinden dolayı Müslüman kardeşlerimizle aramıza nifak tohumları sokmak suretiyle Türkiye’ de bir Devlet kurdurmak istediler. Bunun olmaması için son derce dikkatli olmamız uyanık olmamız gerekiyor. Türkiye’ de yaşayan bütün insanların kardeşçe yaşaması gerekiyor” diye konuştu.

  • Köylüler su sorununun çözülmesini bekliyor

    Çorum’un Dodurga ilçesine bağlı Çiftlik köyünde iddialara göre Dodurga Belediyesi ile yaşanan anlaşmazlık nedeniyle köylüler susuz kaldı.

    Çiftlik Köyü Muhtarı Mustafa Çanak, geçtiğimiz yıllarda Dodurga Belediyesinin Hasan pınarı mevkisindeki su kaynaklarını köylerine bıraktığını belirterek, “Çetmi Deresi’nden gelen suyun ise bize verilemeyeceğini beyan etti. Biz de köyümüz hudutları içinde kalan su kaynaklarının bize verilmesi yeterli oranda su ihtiyacımızı gidereceğinden bunu kabul ederek karara bağlayarak imza altına aldık. Fakat biz, Dodurga Belediyesi tarafından kuruduğu için terk edilen Hasan pınarı mevkisindeki su kaynağında çalışarak köyümüze yetecek oranda suyu tekrar çıkardık. Biz suyu çıkarmamızın ardından Dodurga Belediyesi kuru diye terk ettiği kaynağı tekrar bizim elimizden almaya çalışarak bizi zor duruma düşürüyor” dedi.

    Usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla haklarında kaymakamlığa tutanak tutturularak muhtarlığa para cezası kestirildiğini öne süren Çanak, “Ben onların kuru diyerek terk ettiği ve köyümün hudutları içinde yer alan su kaynağında makine ve insan çalıştırarak masraf ettim suyu çıkardım. Suyun çıktığını gören Dodurga Belediye su kaynağını elimizden almaya çalışıyor. Benim köyüm 335 hane 400 nüfuslu bir köy, nüfus yaz aylarında gurbetten ailesini ziyarete gelenlerle bin 500 kişiye kadar ulaşıyor. Şu an benim köyüm susuz ve bidonlarla çevredeki çeşmelerden su ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyorlar. Su sorunumuzun bir an evvel yetkili merciler tarafından çözülerek köyümün insanlarının bu çileden kurtarılmasını istiyorum” ifadelerini kullandı.

    Köy sakinlerinden Menşure Gökşen (74) ise susuzluktan bulaşık ve çamaşırlarını yıkayamadıklarını belirterek, “Abdest alıp namazımı kılacağım su yok, bulaşıkları yıkayacağım su yok, ne olacak bizim bu halimiz. Arabası olan gidip çevredeki çeşmelerden getiriyorlar, arabası olmayanda böyle benim gibi naçar kalıyor. Arabasıyla su getirmeye giden komşularımıza yalvararak su getirtiyoruz ama bu her zamanda olmuyor. Allah korusun bir yangın olsa itfaiye gelene kadar serpeceğimiz su yok. Böyle giderse susuzluktan öleceğiz, çamaşır makinelerimiz çalışmıyor, kış gelmeden temizlik yapacağız, halımızı kilimimizi yakacağız, susuzluk bizi pislik içinde bırakıyor. Bizim halimiz böyle ne olacak? Ölsek cenazemizi yıkamaya su yok, Allah korusun kabire murdar gideceğiz. Olmaz böyle, bize yardım edin, sorunumuzu çözün” dedi.

    İddialar üzerine telefonla bir açıklama yapan Dodurga Belediye Başkanı Mustafa Aydın ise “Bu sorunu kaymakamlık bilirkişi tayin ederek çözdü. Tapu’dan da geldiler. Bizim dahilimiz olmadı. Kaymakamlığın verdiği kararı kabul etmeyip haklarını mahkemede arayacaklarına dair yazı gelmiş. Biz de mahkeme kararını bekleriz. Bizimle bu konuda gelip konuşulmadı bile. Kaymakamlık görevlendirme yaptı. 8-10 kişilik bir heyet gidip su kaynağında inceleme yaptı. Hudutlar belirlendi. Su, ilçe sınırları içerisinde olabilir denilmiş. Ama mahkemeye verilmiş. Su vermeme gibi bir durum yok. Bizimle bir bağlantısı yok” diye konuştu.

  • Başkan Seyfi Dingil: “HADO sorununun çözülmesinden yanayız”

    Hatay Büyükşehir Belediyesi (HBB) tarafından projelendirilerek kiralanan deniz otobüsünün seferlere başlaması için İskenderun iskelesinin kullanımı veya başka çözümler için Ticaret ve Sanayi Odası’nda İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil tarafından düzenlenen Hatay Deniz Otobüsü (HADO) Projesi bilgilendirme ve değerlendirme toplantısı yapıldı.

    HADO seferlerinin başlaması için birçok alternatifin masaya yatırıldığı toplantıda konuşan İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil, çözümden yana olduklarını belirtti. Hatay’daki birlik ve beraberlik ortamını koruyarak Hatay’ı hak ettiği yere getirmek için çalıştıklarını belirten İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil, “Hepimizin amacı halka hizmet etmektir. Günlerdir HADO projesi ile ilgili konuşuluyor. Bilgi kirliliği de var. Gerek sosyal medyada gerek bazı basında ‘İskenderun’da HADO’yu Seyfi Dingil engelliyor’ şeklinde gerçek dışı bazı yorumlar yapılıyor. Bu toplantıyı düzenlememizdeki amaç bu sorunu ortak akıl çerçevesinde çözmektir. Bu iskele İskenderun halkının malıdır. Burayı halkımız kullanıyor. Çeşitli etkinlikler yapılıyor. Burası İskenderun halkının denizle buluşma noktasıdır” dedi.

    Sorunların ancak ortak akıl ile çözülebileceğini ifade eden Başkan Seyfi Dingil, “Biz iskelenin uç kısmını yani T kısmını geçici olarak HBB’ye yeni yer yeni iskele yapılıncaya kadar verelim. Bize örneğin ‘1 seneye kadar yeni iskeleyi yapacağız’ deyin, sağlam bir proje ile gelin iskelenin bu kısmını verelim. Ama sonsuza kadar vermemiz mümkün değil. Olmaz ise vekillerimiz ile toplantı yapalım, birlikte çalışalım çünkü HADO’ da bizim. Bugüne kadar hep üzerimize gelindi. Bu milletin parası. İlerleyen günlerde bir toplantı yapalım. Bu sorunu çözelim. Tüm bu sorunları çözmek için bu toplantıyı tertip ettik. Katılımcılara çok teşekkür ediyoruz. İyi niyetle bu sorunu çözelim” şeklinde konuştu.

    Daha sonra konuşan HBB Genel Sekreteri Mehmet Maden ise toplantının düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek HADO projesi ile ilgili teknik ve genel bilgiler verdi. Maden toplantının sorunun çözülmesi anlamında önemli olduğunu ifade etti.

    AK Parti Hatay İl Başkanı İbrahim Güler de, HADO’nun bir savaş aracı olmadığını belirterek, “HADO AK Partili meclis üyeleri, HBB Başkanı ve çalışma arkadaşları arasındaki bir didişme konusu değil. Ben AK Parti Hatay İl Başkanı olarak şunu öneriyorum; LİMAK’ta tersane alanı var ve 1,5 yıl boş kalacak. Burada İskenderun sahili ve siluetini bozmayacak şekilde Milli Emlak’a HBB’nin bir başvurusu olsun. Bununla alakalı vekillerimizle birlikte Milli Emlak’a kadar çıkalım. O süre içerisinde LİMAK’taki tersane alanı kullanılabilir. Bugün HBB Meclisi HADO’nun kurulup kurulmamasına karar verdi. Kurulmasından sonra verilecek tüm kararlar, proje sorumluluğu HBB’ye aittir” dedi.

    Daha sonra konuşma yapan katılımcılar ise toplantının son derece önemli olduğuna dikkat çekerek tarafların bir an önce bir araya gelip yaşanan soruna çözüm bulunulması konusunda görüş beyan ettiler.

    Toplantı sonrasında, bölge milletvekillerinde katılımı ile sorunun çözümü için bir toplantı düzenlenmesine karar verildi.

    Düzenlenen toplantıya AK Parti İl Başkanı İbrahim Güler, İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil, HBB Genel Sekreteri Mehmet Maden, İTSO Başkanı Levent Hakkı Yılmaz, DTO Başkanvekili Atilla Demirkent, CHP İskenderun ilçe Başkanı Yusuf Mansuroğlu, MHP İskenderun İlçe Başkanı Turan Bozkurt, AK Parti yönetimi, belediye meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı.