Etiket: sorunlar

  • Mesleki Sorunlar Yerinde İnceleniyor

    Kahramanmaraş İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Yönetim Kurulu üyeleri tarafından mesleki sorunlar yerinde inceleniyor.

    Dulkadiroğlu Mesleki Eğitim Merkezi’nde bir araya gelen İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Yönetim Kurulu üyeleri, mesleki sorunları yerinde inceleyerek, gelecekte çıkabilecek sorunlar için önlemleri görüştü.

    Düzenlenen Programa İl Millî Eğitim Müdürü Mehmet Emin Akkurt, Çalışma ve İŞKUR İl Müdürü Ali Yüce, Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü Mustafa Yeşil, KSÜ öğretim görevlisi Prof. Özden Görücü ve Esnaf Sanatkarlar Odası temsilcilerinden, Sandalyeciler Odası Başkanı Mehmet Geçgil, Ticaret Sanayi Odası Temsilcisi Serdar Zabun, Terziler ve Konfeksiyoncular Odası Başkanı Muhlis Akkurt, Ayakkabıcılar Odası Başkanı Ali Köfte katıldı.

    Ayrıca İŞKUR’un 2016 Hedefleri arasında yer alan, işe yerleştirme, kurs, eğitim işletme ziyareti, meslek edindirme, yüz yüze görüşme konuları üzerinde görüşmeler yapıldı.

    Program sonrası Mesleki Eğitim Merkezindeki atölyeler gezilerek çalışmalar yerinde incelendi.

  • Aybaba: “Transfer Yapılmazsa Yaşanan Sorunlar Çözülmez”

    Eskişehirspor Teknik Direktörü Samet Aybaba, transfer yapmadıkları taktirde yaşanan sorunların çözülemeyeceğini söyledi.

    Ziraat Türkiye Kupası B Grubu 4. maçında Büyükçekmece Tepecikspor ile berabere kalan Eskişehirspor’da Teknik Direktör Samet Aybaba, maçın ardından yaptığı açıklamada, genç futbolcuların mücadelelerinden memnun olduğunu söyledi.

    Bu karşılaşmada amaçlarının form tutması gereken, süre almayan, sakatlıktan yeni çıkan ve genç oyuncuları değerlendirmek olduğunu belirterek, “Çok basit goller yemeye devam ediyoruz. Bunu aşmak için transfer yapmamız lazım. Gerekli transferler yaparsak ileride bu sıkıntıları yaşamamış oluruz. Yapmazsak bu sıkıntıyı içimizde çözemeyeceğiz” diye konuştu.

  • Psikolojik Sorunlar, Cinsel Bozukluklara Yol Açıyor

    Aile ve Çift Terapisti Psikolog Naciye Tokaç, psikolojik sorunların cinsel bozukluklara yol açtığını söyledi.

    Tokaç yaptığı açıklamada, “Cinsellik toplumumuzda ayıp, yasak olarak görülen ve konuşmaktan kaçınılan bir durumdur. Konuşulmayan bu durum, ilk cinsel deneyimle karşılaşıldığında bireylerde kaygı ve korku duygusunu ortaya çıkarmakta ve çeşitli sorunlara yol açmaktadır. Cinsellik derin bir doyum ve büyük bir yücelme duygusu yaratabilirken büyük ruhsal, duygusal ve fiziksel yaralar açma gücüne de sahiptir” dedi.

    “Cinsel doyum arama dürtüsü, açlık susuzluk kadar doğal bir dürtüdür. Öncelikle bu dürtünün normal olduğu bilinmeli ve karşılanma arzusunun olması doğaldır. Ancak önemli olan kişinin cinsel dürtüsünün farkında olması ve sağlıklı bir birliktelik ile cinsel faaliyet yürütmesi sağlıklı birey, aile ve toplumun oluşmasında yararlıdır” diyen Uzman Psikolog Naciye Tokaç, “Cinsel dürtünün normal olmasına rağmen birçok kişinin çoğunlukla çocukluk yaşantılarından başlayarak edindiği; cinsellik hakkında yanlış inanç, düşünce ve duygularının olduğu da gözlenmektedir. Bu yanlış bilinen inançlar çeşitli cinsel işlev bozukluklarına yol açmaktadır” diye konuştu.

    Uzman Psikolog Naciye Tokaç, bu bozuklukların başında, vajinismus (cinsel ilişkiye girememe), disparoni (ağrılı cinsel ilişki), orgazm olamama gibi sorunların geldiğini ifade ederek açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Vajinismus: Kadınlarda cinsel ilişkinin olduğu anatomik bölgeye vajen adı verilir. Vajinismus ise vajenin etrafındaki kasların istemsiz kasılarak cinsel birlikteliğin gerçekleşmesine izin vermemesidir. Aynı zamanda tüm vücutta bir kasılma, endişe, korku ve panik hali yaşanmaktadır. Kadın bacaklarını sıkıca kapatarak elleriyle eşini itmekte, istemsiz bir şekilde yani kadının kontrolü dışındaki bilinçdışı vajinal kasılmalar olmaktadır. Bu kasılmalar neticesinde cinsel birleşme gerçekleşememektedir.

    Disparoni (Ağrılı cinsel ilişki): Cinsel ilişkide birleşme anı geldiğinde vajen (vajina) girişinde veya daha derinlerde, kasık bölgesinde ağrı, acı, yanma, batma gibi hoşnutsuz, istem dışı bir durumun hissedilmesidir. Bu durum kadının cinsel ilişki sırasında duyduğu acı, hatta sonraki iki gün boyunca devam eden acı dolayısıyla cinsel isteğinin azalmasına yol açar ve kadın cinsel ilişkiye girmek istemez. Disparoni, birlikteliğin ilk anlarından itibaren olabileceği gibi daha sonradan da oluşabilir.

    Kadında Orgazm Bozukluğu (Anorgazmi): Fizyolojik olarak kadında orgazm olma; vajina ve klitorisin uyarılması ve duygunun klitoriste toplanması ile klitoris ve beyin arasında gerçekleşir. Özellikle cinsel bölgelerde hissedilen doyum duygusu tüm bedende hissedilir. Vajina yapısı sinirsel yapısı açısında oldukça zengin bir bölge olduğundan uyarılmaya uygundur. Yeterli uyarılma olduğu takdirde kadın orgazm olacaktır. Ancak yeterli süre ve uygunlukta uyarılma alamayan kadın orgazm olamayacaktır.

    Uyarılma aşamasında hissettiği tüm olumsuzluklar orgazm olup olamamayı etkiler. Uyarılmanın başlamasından cinsel birleşme de bulunma aşamasına kadar orgazm olamamaya orgazm bozukluğu denir.

    Kişinin partneriyle yaşadığı duygusal sorunlardan cinselliğin yaşandığı fiziksel koşullar, psikolojik sorunlar, kullanılan ilaçlar gibi birçok sebepler orgazm olma durumunu etkilemektedir.

    Cinsel bozukluklar birçok farklı sebeple yaşanmaktadır. Fizyolojik sebepler dışarıda bırakıldığında görülmektedir ki; cinsel bozuklukların çoğunda farklı ruhsal sorunlar etkili olmaktadır. Cinsel bozuklukların sebepleri arasında çoğunlukla çocukluk travmalarının başı çektiğini görmekteyiz. Taciz, tecavüz ve ensest gibi olumsuz deneyimlere maruz kalmış bireylerin zihinlerindeki cinsellikle ilgili bilgi yanlış işlenerek daha olumsuz cinsel bilgi oluşmakta ve gelecekteki cinsel deneyimlerini olumsuz etkileyebilecektir.

    Cinsel işlev bozukluklarının bir diğer sebebi düşünülünce çocukluk dönemi sonrası maruz kalınan olumsuz cinsel deneyimler de cinselliğin bilinçdışı reddedilmesine yol açabilir. Travmaya maruz kalmak veya partnerle yaşanabilecek istenmeyen cinsel deneyimler kişinin cinselliği reddetmesine ve bazı bozukluklar yaşanmasına sebep olabilir.

    Cinsellikle ilgili bozukluklara kişinin farklı alanlarda zorlanmaları, psikolojik yanlış algılamaları, depresyon, kaygı bozuklukları, aile içi şiddet, istismar, ihmal ve kişilik bozuklukları gibi birçok psikolojik problem de dolaylı yoldan eşlik etmektedir. Böyle durumlarda kişiler genellikle başka sorunlarla terapiye başvurmakla birlikte; kişinin probleminin bastırılan cinsel sorunlarla ilgili olduğu ortaya çıkmaktadır.

    Cinsellikle ilgili yaşanabilen herhangi bir sorun sadece cinsel yaşamı etkilememekte; kişinin hayatını birçok yönden etkilemektedir. Başka sorunların da cinsel yaşamı etkilediği unutulmamalı ve cinsellikle ilgili baş edilemeyen bir sorunla karşılaşıldığında psikolojik destek alınmalıdır.”

  • Tiroit Bezine Ait Sorunlar Erkeklerden Çok Kadınlarda Görülüyor

    Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Yol, tiroit bezinin fazla çalışmasından oluşan ’hipertiroidi’ ve tiroit bezinin büyümesiyle meydana gelen ’guatr’ hastalığı hakkında bilgiler vererek, tiroit bezine ait sorunların erkeklerden çok kadınlarda görüldüğünü söyledi.

    Boyunda hemen gırtlağın altına yerleşmiş bir salgı bezi olan tiroit bezinin, besinlerle alınan iyodu topladığını, T3 ve T4 denen tiroit hormonlarını yaptığını ifade eden Samsun Büyük Anadolu Meydan Hastanesi doktorlarından Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Yol, tiroit bezine ait sorunların erkeklerden çok kadınlarda görüldüğüne dikkat çekti. Prof. Dr. Serdar Yol, “Tiroit hormonları, vücudumuzdaki her hücre ve dokunun fonksiyonlarını düzenler. Sağlıklı olmak için tiroit hormonlarının devamlı ve yeterli miktarda salgılanması gerekir. Az miktarda salgılanması vücut fonksiyonlarının yavaşlamasına, fazla miktarda salgılanması ise vücut fonksiyonlarının hızlanmasına neden olur. Tiroit bezinin büyümesine guatr denir. Guatr değişik şekillerde bulunabilir. Nodülsüz guatrda her iki tiroit bezi simetrik olarak büyümüştür ve tiroidin yüzü düz ve yumuşaktır. Nodüler guatrda ise tiroit bezi büyümekle beraber içinde bir veya daha fazla nodül vardır. Yüzü boğum ve tümseklerden oluşmaktadır. Nodülsüz guatr, tiroit glandının vücut için yeterli miktarda tiroit hormonu üretmemesi sonucu oluşur. Vücutta yapılan tiroit hormonları düşünce, tiroit bezi hücreleri, beyin tarafından daha fazla hormon yapmak üzere uyarılır. Uyarılan tiroit hücreleri daha fazla hormon yapımını sağlamak için çoğalır ve büyür” diye konuştu.

    “ÇOK NODÜLLÜ BİR GUATRDA KANSER RİSKİ DAHA DÜŞÜKTÜR”

    Nodüler guatr nasıl oluştuğu hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Serdar Yol, “Beyinden gelen uyarılar bazen tiroit içindeki bir kısım hücreler tarafından daha fazla algılanır ve bunun sonucu olarak diğer hücrelere göre daha fazla çoğalır. Çoğalan bu hücreler nodül dediğimiz tiroit içindeki yumruları oluşturur. Tiroit nodüllerine çok rastlanır, ancak bunların yüzde 4-20’si tiroit kanseri riski taşır. Özellikle küçük tek bir nodülün giderek büyümesi, sert ve çevresine yapışık olması kanser kuşkusunu artırır. Çok nodüllü bir guatrda kanser riski daha düşüktür. Tiroit nodüllerinin değerlendirilmesinde endokrinoloji, radyoloji, nükleer tıp ve patoloji üniteleri cerrahi ekip ile birlikte çalışmaktadır. Tiroit nodülleri bir yandan ultrasonografi ile incelenerek kanser riski taşıyıp taşımadığı tespit edilirken, bir yandan da nükleer tıp ünitesi tarafından yapılan sintigrafik inceleme ve kanda bakılan hormon değerleri ile fonksiyon görüp görmedikleri ayrımı yapılır. Riski olmayan ufak nodüllerde gereksiz cerrahi uygulama yerine ilaçla tedavisi ve takip seçeneği uygulanmaktadır. Tiroit nodüllerinde kanser araştırmasında ince iğne biyopsisi standart hale getirilmiştir. Bu işlemi deneyimli patolog ve radyolog, cerrahla birlikte yapmaktadır” şeklinde konuştu.

    TİROİT BEZİNİN FAZLA ÇALIŞMASI (HİPERTİROİDİ)

    Prof. Dr. Serdar Yol sözlerine şöyle devam etti: “Tiroit bezinin kendi başına, kandaki tiroit hormonu düzeyi ile ilişkisiz olarak, devamlı ve vücut gereksinimden fazla tiroit hormonu üretmesine hipertirodi denir. Hipertiroidi de sık rastlanan bir durumdur. Bu durumda organların işlevleri hızlanmıştır. Bunun neticesinde ellerde titreme, çarpıntı, sıcağa tahammülsüzlük, sinirlilik, aşırı heyecan, duygusallık, kilo kaybı, aşırı terleme, saç dökülmesi, ishal, gözlerin ileri doğru çıkması gibi göz bulguları, kuvvet azalması, kadınlarda adet düzensizlikleri görülmektedir. Menopoz döneminde nispeten sık görülen hipertiroidi, bu dönemde zaten artan kemik erimesi riskini daha da artırır. Hipertiroidi nasıl düzeltilir? Hipertiroit tedavisinde ilk etapta vücutta fazla üretilen hormonun dengelenmesi gerekir. Bunun için tiroit hormonlarının dokulara etkisini gideren ilaçlardan faydalanılabilir. Ama ideal tedavi yöntemi hormon üretimini azaltan ilaçlarla yapılır. Nodülsüz hipertiroidilerde aşırı hormon üretimi dengelendikten sonra kesin tedavi cerrahi tedavi ile veya nükleer tıp ünitesinde, atom tedavisi olarak bilinen radyoaktif iyot ile yapılır. Nodülü olan olgularda ise kesin tedavi cerrahi olarak yapılır.”

    TİROİT AMELİYATLARININ RİSKİ VAR MIDIR?

    Prof. Dr. Serdar Yol, tiroit ameliyatı için hastanın hastanede yatış süresi ve ameliyat sonrası hastanın takibi konusunda da ise, “Her cerrahi işlemin olduğu gibi tiroit ameliyatlarının da ameliyatla ilgili riskleri vardır. Kanama ve enfeksiyon bu riskler arasındadır. Vücut kalsiyum dengesini sağlayan ve tiroit bezine yapışık duran paratiroit bezlerinin çıkarılması ile ameliyat sonrasında kalsiyum eksiğine bağlı kasılma ve kramplar oluşabilir. Tiroit bezine komşu olan ses telleri sinirinin hasar görmesi ile ameliyat sonrasında ses kısıklığı problemleri yaşanabilir. Ancak, deneyimli merkezlerde yapılan ameliyatlarda riskler son derece azdır. Deneyimli merkezlerde, ameliyat anında uygulanan titiz cerrahi teknikleri sonucu, tiroit ameliyatlarından sonra hastalar hastanede ortalama 1- 2 gün kalır ve 5 – 7 gün içinde sorunsuz şekilde işine dönebilir. Tiroit ameliyatı geçiren hastalar gerek vücudun ihtiyacı olan hormonun salgılanmasının azalması sonucunda hormon takviyesi yapılmak üzere, gerekse kalan tiroit dokusunda tekrar nodüllerin çıkmasını önlemek üzere ilaçla baskılamak için, ameliyat sonrasında uzun bir süre takip edilmelidir. Tiroit polikliniğinde titiz tutulan bilgisayarlı kayıt ve takip programı ile endokrinoloji ünitesi ile cerrahi grup ekip çalışması halinde hastaların düzenli takibini yapar” açıklamasını yaptı.

    GUATR HASTALIĞININ BELİRTİLERİ

    Kişinin guatr hastalığı riskinin taşıyıp taşımadığını mini bir test ile anlaşılabileceğini belirten Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Yol, şu bilgileri verdi: “Kalp atımlarınızın çok yüksek veya çok düşük olduğunu saptadınız mı? (60 altı veya 100 üstü), Boynunuzda sıkışma ve gerilme hissi var mı? Terleme ve saç dökülmesini sıklıkla yaşıyor musunuz? Son zamanlarda aniden aşırı kilo aldınız mı ya da verdiniz mi? Cildinizde dökülme, kuruma veya mat bir görünüm var mı?

    Ani sinir atakları veya gün içinde uyuklama yaşıyor musunuz? Bacaklarınızda şişlik oluyor mu? Soğuğa veya sıcağa karşı tahammülsüzlüğünüz son zamanlarda arttı mı? Kabızlık, ishal veya karında ağrı atakları yaşıyor musunuz? Unutkanlık yaşıyor musunuz? Ya da kendinizi depresyona meyilli hissediyor musunuz? gibi sorulardan hastalığı taşıyıp taşımadığınız hakkında bilgi sahibi olunabilir. Yukarıda saydığımız sorulardan bir tanesini bile kendinizde yaşıyorsanız mutlaka bir uzmana muayene olup erkenden tedaviye başlanması gerekmektedir.”

  • Lojistik Sektöründe Hukuki Sorunlar Ve Çözüm Önerileri Masaya Yatırıldı

    ‘Lojistik Sektöründe Yaşanan Hukuki Sorunlar ve Çözüm Önerileri’nin masaya yatırıldığı konferansa katılan İstanbul Gelişim Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Abdülkadir Gayretli, sektörün sorunlarına dikkat çekti.

    İstanbul Gelişim Üniversitesi Meslek Yüksekokulu ve Lojistik ve Taşıma Hukuk Derneği işbirliği ile gerçekleşen konferansta ‘Lojistik Sektöründe Yaşanan Hukuki Sorunlar ve Çözüm Önerileri’ masaya yatırıldı. Öğrencilerin de yoğun ilgi gösterdiği konferansta İstanbul Gelişim Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Abdülkadir Gayretli, Meslek Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Erdal Şen, Müdür Yardımcıları Öğr. Gör. Halil İbrahim Yaşar, Öğr. Gör. Fırat Demirkol, Lojistik Programı Başkanı Öğr. Gör. Gürkan Ilgazcan, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Ülgen, Lojistik ve Taşıma Hukuku Derneği Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Ulaştırma ve Lojistik Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Türkay Özdemir, İstanbul Barosu Lojistik ve Taşıma Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Egemen Gürsel Ankaralı, Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem Gençtürk, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fatih Aydoğan, Uluslararası Nakliyeciler Derneği Başkan Yardımcısı ve ALC Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Öğr. Gör. Ali Çiçekli’nin katılımıyla gerçekleşti.

    “ÇALIŞAN FAKTÖRÜ ÇOK ÖNEMLİ”

    Konferansın açılış konuşmasını yapan İstanbul Gelişim Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Abdülkadir Gayretli, sektörün sorunlarına dikkat çekti. Lojistik sektöründe şoför ve çalışan faktörünün çok önemli olduğunu söyleyen Gayretli, “Eskiden lojistik deyince kara ve demir yolları aklımıza geliyordu, şimdi ise hava, kara, demir ve deniz yolları geliyor. Özellikle hava yolları tamamen önplana çıkmış vaziyette. Çok kolay ve modern bir sistem haline geldi. Bütün lojistik sektöründe sorunlar başlığı altında yapacağımız seminerdeki en önemli sorunlardan biri de hukuki sorunlar. Her ülkenin kendine özel bir hukuki işleyiş şekli vardır. Ama herkesin kendi kuralları olduğu için sorunlar ortaya çıkıyor. Avrupa Birliği standartları ortaya koymak suretiyle bütün ülkelerdeki lojistik sektörlerinin birleştirilmesiyle gerekiyor. Yön verilmediği takdirde herkes kendine göre bir kota koyacaktır. Bu da bir ülkeden geçerken rahat olması, diğer ülkelerde zorluk çıkması demektir. Bunlar maddi ve manevi sıkıntılar doğurur. Asıl mesele de kişisel gelişimle alakalı. Çünkü lojistikte şoför ve çalışan faktörü çok önemlidir. Bu faktörleri yerine getirdiğimiz yani kaliteli lojistik elemanları yetiştirdiğimiz takdirde halka, millete, devlete, ülkeye ve devlete kaliteli insan yetiştirmiş olacağız” dedi.