Etiket: sorun

  • Milletvekili Nazlı, ”Türkiye’de Kürt Sorunu Diye Bir Sorun Hiç Olmadı”

    Ak Parti Kütahya Milletvekili Şükrü Nazlı, Hisarcık ilçesinde yaptığı açıklamada, Türkiye’de Kürt sorunu diye bir sorun hiç olmadığını söyledi.

    Ak Parti Hisarcık İlçe Teşkilatını ziyaret eden Milletvekili Şükrü Nazlı, Ak Parti İlçe Başkanı Salim Turası, Belediye Başkanı Fatih Çalışkan ve parti teşkilat üyelerinin hazır bulunduğu toplantıda yaptığı konuşmada Ortadoğu’da bulunan petrol yatakları ve doğalgazın her zaman için büyük güçlerin iştahını kabarttığına dikkat çekti. Nazlı, “Dünya ölçeğine baktığımızda Suriye ve Irak’ta şu an çıkartılan çatışmalar, buralarda yaşanan insanlık trajedileri bu bölgelerle ilgili paylaşımların tüm amacı Türkiye’yi masa başından uzaklaştırmak, Türkiye’nin kendi enerjisini kendi iç sorunlarına sarf eden bir ülke haline getirmek. Bu ülkeler Türkiye’deki Kürt sorununda bahsediyorlar. Türkiye’de Kürt sorunu diye bir sorun hiç olmadı. Asırlar boyu hiçbir insanın etnik kökenine bakmadan aynı camide saf tuttuğumuz herkesi kardeşimiz bildik. Sen Kürt’sün, Laz’sın, Çerkez’sin demek aklımıza geldi mi? Farklı bir gözle bakmamız zaten bizim inancımız gereği doğru değildir. Kur’an’da bunu reddeder. Çünkü Kürt olmak onun elinde değil, Türk olmak benim elimde değil. Doğuştan kendi elimde olmayan bir şeyle benim bir başkası üzerinde üstünlük almam doğru bir yaklaşım değildir. Bazı ülke sözcülerinin “Kürtleri dışlıyorsunuz, Kürtleri öldürüyorsunuz” söylevlerinin sokaklarda karşılığı olmamıştır. Bu millet her zaman ekmeğini paylaşmıştır. Kim olursa olsun, zorda kalmış, darda kalmış, felakete uğramış insanlara yardım elini uzatmıştır. Bu milletin arasına nifak sokmak, olaylar çıkartmak hiçbir zaman başarıya ulaşmayacaktır. Biz her zaman olduğu gibi bundan sonra da kardeşçe yaşayacağız. Bizim bu topraklarda mücadelemiz terör hadisesiyledir. Teröristlerle de sonuna kadar mücadele edeceğiz. Asla onların yaptıklarını yanlarına bırakmayacağız. Güvenlik güçlerimizden misliyle karşılık göreceklerdir. Şu anda güvenlik güçlerimiz gerçekten en zor şartlar altında inanılmaz bir mücadele veriyor. Dualarımız onlarla. Türkiye inşallah bu sorunları aşacak, bölgesinde daha büyük bir güç olma yolunda yılmadan yoluna devam edecektir” diye konuştu.

    Şükrü Nazlı, daha sonra Kaymakam Davut Bayraktar’ı makamında ziyaret ederek bir süre görüştü.

  • Kartepe’nin İmarında Yoğunluk Var Sorun Yok

    Kartepe Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü ekipleri, ilçenin yenilenmesi ve gelişmesi adına yoğun talebi hızlı bir şekilde karşılamaya devam ediyor.

    Kartepe Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürü Ali İhsan Karagöz nezaretindeki ekip, belediyenin misyonu ve vizyonu gereğince kendilerine sağlanan teknolojiyi ve sunulan imkanları en verimli şekilde kullanarak başarılı bir çalışma yılı geçirdi.

    2015 yılında yoğun bir çalışma temposuna sahip olduklarını belirten Karagöz, “Müdürlük olarak teknik ekiplerimizle vatandaşlarımıza hizmet konusunda hızlı ve kaliteli hizmetler sunarak memnuniyetlerini artıran bir performans sergiledik. Bunu da önceki yıllara göre geçen yıl sunulan hizmetlerdeki rakamlar gün yüzüne çıkartarak açıkça göstermektedir. Bu kapsamda Harita birimimiz 623 adet yapılaşmaya esas imar durumu, 1203 adet yazılı imar durumu, 94 adet vaziye planı onayı, 373 adet plankote, 346 adet aplikasyonu, 59 adet ifraz, 64 adet tevhid, 85 adet yola terk ihdas işlemi gerçekleştirmiştir. Zemin deprem inceleme birimi olarak 399 adet zemin durum belgesi, 297 adet zemin etüd rapor onayı düzenlenmiştir. Düzenlenen harita ve zemin evraklarının sonucunda; Yapı Ruhsat Birimimizce 573 adet ruhsat işlemi düzenlendi. Düzenlenen 573 yapı ruhsatı içerisinde; 319 adet yeni yapı, 12 adet yenileme, 22 adet kat ilavesi, 141 adet tadilat, 58 adet isim değişikliği, 13 adet istinat duvarı ve 8 adet kaçak yapının ruhsatlandırılması işlemi yapılmıştır” dedi.

    Yeni ilçelerden Kartepe’de inşaat sektöründe yaşanan yoğunluk doğrultusunda vatandaşlara sorunsuz bir hizmet sunduklarını belirten Karagöz, “İlçemizde yapılacak yapılar için hazırlanan projelerin daha kaliteli, yaşanabilir ve kullanılabilir olması adına müdürlüğümüz bünyesinde görev alan mimar ve mühendislerin kendi branşlarındaki tecrübe ve mesleki bilgilerini verimli kullanmaları ile sorunsuz bir hizmet yılını tamamlamış olduk. Başkanımızdan aldığımız destekle artan iş hacmi ve verimliğini üst seviyede tutarak 2016 ve sonrasında da halkımıza en iyi hizmeti sunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

  • Türk Halkı, En Büyük Sorun ‘Terör’ Dedi

    Kadir Has Üniversitesi tarafından her yıl Aralık ayında gerçekleştirilen Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırmasının 2015 yılı sonuçları açıklandı. Daha önce yapılan araştırmalarda kamuoyu, Türkiye’nin en büyük sorununu işsizlik olarak görürken bu yıl ilk sırayı terör aldı.

    Kadir Has Üniversitesi tarafından yapılan Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırmasının 2015 yılı sonuçları, üniversitenin Cibali Kampüsü Fener Salonunda, Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın, Kadir Has Üniversitesi İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Zaim ve Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Banu Baybars Hawks’ın katıldığı basın toplantısıyla paylaşıldı. Araştırma, 9-17 Aralık 2015 tarihleri arasında Türkiye nüfusunun genel temsiliyetine sahip 26 kent merkezinde ikamet eden, 18 yaş ve üzeri bin kişi ile yüz yüze olarak gerçekleştirildi. Katılımcılara, Türkiye’nin sorunları ve en önemli sorunu, ekonomi, terör, Kürt sorunu, dış politika, siyaset, medya ve demokrasi ile toplumsal ilişki başlıkları altında sorular soruldu. Araştırma sonuçlarına bakıldığında, geçen yıl yüzde 33’lük oran ile Türkiye’nin en büyük sorunu olan işsizlik bu yıl yüzde 16.3’te kalırken, Türk halkı en büyük sorunu yüzde 39.3’lük oranla terör olarak belirledi. Geçen yıl terörün sorun olarak görülme oranı yüzde 13.9 idi.

    HEM DOĞUDA HEM BATIDA EN BÜYÜK SORUN TERÖR

    Araştırmanın hayata geçirilmesindeki önemli isimlerden biri olan Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Banu Baybars Hawks, ’’Terörün bu sene en büyük sorun olarak görülmesinde, özellikle bu yıl dozu artan terör saldırılarının ve terörle mücadele kapsamında işin askeri kısmının daha da güçlenmesinin etkisi var. Bunun dışında konunun medyada daha çok işlenmesi toplumda bu algının güçlenmesine yol açmış olabilir. Araştırma sonuçlarının coğrafi dağılımına bakıldığında terör, sadece yaşandığı bölgelerde değil, Marmara, Ege gibi bölgelerde de en büyük sorun olarak görülüyor’’ dedi.

    DÜŞÜNCE VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VAR DİYENLERİN ORANI İLK KEZ ARTTI

    Araştırmaya genel olarak bakıldığında iyimser bir hava görüldüğünü söyleyen Baybars, şunları söyledi:

    “Örneğin bu yıl ilk defa bütün kurumlara güvenin arttığını görüyoruz. Medya ve demokrasi ile ilgili sorularda büyük çoğunluk Türkiye’nin demokratik bir ülke olduğunu düşünüyor. Düşünce ve basın özgürlüğü olduğunu düşünenlerin oranında da bu yıl ilk defa bir artış gözüküyor.’’

    Hükümetin Suriye politikalarının halk tarafından başarısız bulunduğunu dile getiren Baybars, “Vatandaş bu konuda tarafsız kalınması gerektiğini düşünüyor’’ ifadelerini kullandı.

    VATANDAŞ ÜNİTER DEVLETTEN YANA

    Araştırmanın 2011 yılından bu yana yapıldığını ve en büyük sorunun hep işsizlik olarak görüldüğünü belirten Kadir Has Üniversitesi İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Zaim, bu sene terör seçeneğinin büyük artış göstererek bir numaralı sorun olarak araştırmada yer aldığını söyledi. Araştırmaya katılanların yönetim şekli konusundaki tercihlerinin üniter devlet ve parlamenter sistemden yana olduğunu dile getiren Zaim, “Başkanlık sistemine olan ilgide artış görülmesine rağmen, vatandaş yüzde 68.9’luk oranla parlamenter sistemden yana’’ dedi.

    Cumhurbaşkanlığı makamının Çankaya Köşkünden Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesine taşınmasına da olumlu bakılmadığını ifade eden Zaim, “Halk yüzde 75.4’lük bir oranla cumhurbaşkanının tarafsız olmasından yana” diye konuştu.

    ’EKONOMİ KÖTÜYE GİDİYOR’ DİYENLERİN SAYISINDA ARTIŞ

    Araştırma sonuçlarına göre, kurumlara ve orduya güvenin arttığını belirten Prof. Dr. Osman Zaim, “NATO’ya ve AB’ye olan güvende azalma söz konusu. Halkın AB üyeliğine olan ilgisi düşmekte’’ dedi. Ekonominin kötüye doğru gittiğini düşünenlerin sayısında artış olduğunu anlatan Zaim, “İyiye doğru gittiğini söyleyenler azaldı. Bir başka dikkat çeken sonuç ise PKK’nın Kürt halkına temsil ettiğine dair görüşlerde düşüşün söz konusu olması. Aynı görüş HDP’nin Kürt halkını temsili konusunda da geçerli’’ diye konuştu.

    TÜRKİYE BÖLÜNEBİLİR ENDİŞESİ

    Hükümetin, PKK ile mücadele performansının da sorgulandığı araştırmada deneklerin yüzde 45,8’inin hükümeti PKK ile mücadele konusunda başarısız bulduğu ortaya çıktı. Öte yandan araştırma sonuçlarına göre, halkın Türkiye’yi bölünme tehlikesi altında algılama durumunun da yükseldiği gözlendi. Buna göre “Sizce Türkiye bölünme tehlikesi altında mı?” sorusuna deneklerin yüzde 54,2’si “Evet” cevabı verdi. 2014 yılında bu oran yüzde 46,2 olarak gerçekleşmişti.

    KÜRTLERİN DURUMU

    HDP ve PKK’nın Kürt halkını temsil edip etmediği sorusuna ise ankete katılan deneklerden yüzde 32,2’si HDP’nin Kürt halkını temsil ettiği cevabını verdi, temsil etmediğini düşünenlerin oranı yüzde 35,3 olarak gerçekleşti. Vatandaşın PKK’nın Kürtleri temsiliyeti konusunda tavrı ise şöyle; ankete katılanlardan yüzde 19,9’u PKK’nın Kürt halkını temsil ettiğini söylerken, yüzde 52’si temsil etmediğini ifade etti.

    Öte yandan anadilde eğitime evet diyenlerin oranı yüzde 52,8 olarak gerçekleşirken, Kürtler ile Türkleri birbirine bağlayan ana unsur yüzde 47 ile Müslümanlık olarak belirtildi. Çözüm sürecinin yeniden başlamasını isteyenlerin oranı ise yüzde 53 olarak gerçekleşti.

    HERKES KENDİ PARTİSİNİ VE LİDERİNİ BAŞARILI BULUYOR

    Araştırma vatandaşın kendi oy verdiği partiyi ve liderini başarılı bulduğunu ortaya koydu. Buna göre, deneklerin yüzde 42,3’ü AK Parti’yi, yüzde 25,9’u CHP’yi, yüzde 13,5’i HDP, yüzde 11,2’si de MHP’yi başarılı buluyor. Oy verilen partilere göre bu soru sorulduğunda AK Parti seçmeni kendi partisini yüzde 65 oranında başarılı bulurken, bu oran MHP’de yüzde 56,3, CHP’de yüzde 45,6 ve HDP’de yüzde 43,2 olarak gerçekleşti.

    Liderlerin başarılı bulunma durumları ise; genelde yüzde 42,3 ile Ahmet Davutoğlu, yüzde 25,5 ile Kemal Kılıçdaroğlu, yüzde 14,9’la Selahattin Demirtaş, yüzde 10,9 ile Devlet Bahçeli başarılı bulundu.

    Halkın devlet içinde bir paralel yapılanmanın var olduğuna inancının gerilediği gözlemlenirken, devlet içinde paralel bir yapılanmanın var olduğuna inananların oranı yüzde 43,5 oldu. Hükümetin Paralel Yapı ile mücadelesini yeterli bulanların oranı yüzde 63 olurken, mücadele yöntemlerinin yüzde 73,8 ile onaylandığı görüldü.

    RUSYA EN TEHLİKELİ ÜLKE

    2011’den bu yana araştırmada Türkiye için en büyük tehlike oluşturan ülke İsrail çıkarken, bu yıl Rusya Federasyonu yüzde 64,7 ile en tehlikeli ülke çıktı. ABD, Suriye ve İsrail ülkelerinin tehdit oluşturma oranları 2015 yılında düştü.

    MUTLULUK ORANI DÜŞÜYOR

    Türkiye’de yaşamaktan duyulan memnuniyet sorgulandığında mutluluk oranı düşüyor. Mutsuz ve çok mutsuz olanların oranı yüzde 19,7’den yüzde 25,7’ye yükseldiği görüldü.

  • Gümüşova: “Şap, İnsanlar İçin Ciddi Bir Sorun Değil”

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Veteriner Fakültesi Viroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semra Gümüşova, şap hastalığının insanlar için önemli bir sorun oluşturmadığını söyledi.

    Şap hastalığı hakkında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Semra Gümüşova, “Halk arasında ‘dabak’ ya da ‘aft humması’ olarak adlandırılan şap hastalığı, çift tırnaklılar olarak tabir ettiğimiz sığır, koyun, keçi, geyik, deve gibi hayvanların akut ve çok bulaşıcı viral(virüs kaynaklı) bir hastalıktır. Hastalığın ilk tespiti dünyada 1898 yılında, Türkiye’ de ise 1914 yılında gerçekleştirilmiştir” dedi.

    “TRAKYA DA ŞAPA RASTLANMADI”

    En sık Afrika, Orta Doğu ve Asya ülkelerinde rastlanan hastalığa; Türkiye’de Trakya Bölgesi hariç her bölgede rastlandığını ifade eden Gümüşova, “Trakya Bölgesi’ne ise 2010 yılında Dünya Hayvan Sağlığı Teşkilatı tarafından şap hastalığı olmayan aşılı bölge statüsü verilmiştir. Toplamda 7 serotipi(bakteri ve virüslerin alt tür seviyesindeki birbirinden farklı çeşitlemelerine verilen isim) ve birçok altserotipi bulunan virüsün son yıllarda ülkemizde A, O ve Asia 1 serotipleri saptanmış, 2015 yılı itibari ile ise A serotipinin Nepal 84 suşu tarafından oluşturulan yeni bir salgın bildirilmiştir. Bu son salgın nedeniyle bakanlık tarafından bu serotipe karşı aşılama programları (Trakya dahil) başlatılmıştır. Virüs, picornaviridae ailesinin aphthovirus cinsinde yer alan çok bulaşıcı bir virüstür. Hayvanlar arasında solunum yolu ve çeşitli vücut salgıları (burun akıntısı, salya, idrar, dışkı, sperm, süt, v.s.) ile bulaşır. Enfeksiyona yakalanan hayvanlarda yüksek ateş, depresyon, solunum güçlüğü, ağız ve ayakta tırnak aralarında vezikül olarak isimlendirilen içi sıvı dolu kesecikler görülmektedir. Zamanla keseciklerin açılmasıyla açık yaraya dönüşen bölgelerin gerekli temizlik ve dezenfeksiyonu yapılmaz ise bakterilerin buralara bulaşması kaçınılmazdır” diye konuştu.

    “İNSANDAN İNSANA BULAŞMA İSE BİLDİRİLMEMİŞTİR”

    Şap hastalığının insanlar için önemli bir sorun oluşturmadığını söyleyen Gümüşova, “Ancak hayvanlardan insanlara vezikül sıvısı, salya veya burun akıntısı ile temas ya da virüs ile enfekte çiğ süt ve taze peynir gibi gıdaların tüketilmesi ile bulaşabildiği de bildirilmiştir. Enfeksiyona yakalanan insanlarda sıklıkla görülen belirtiler ateş, yorgunluk, kol-bacaklarda ağrı, el ve dudaklarda vezikül oluşumudur. İnsandan insana bulaşma ise bildirilmemiştir” şeklinde konuştu.

    “HAYVAN YETİŞTİRİCİLERİ DE GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALMALI”

    Türkiye’de şap hastalığı ile mücadelede Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bağlı Şap Enstitüsü tarafından üretilen ve Fransa, Hollanda gibi ülkelerden ithal edilen aşıların kullanıldığını belirten Gümüşova, “Ayrıca hastalığın belirlendiği bölgelerde 10 kilometrelik alanda karantina uygulanması ve koruyucu aşılama yapılması da diğer uygulamalardır. Enfeksiyonla mücadelenin başarısı için bölgede enfeksiyona neden olan serotiplerin belirlenmesi, aşılamanın bu serotiplere karşı yapılması, sürü bağışıklığında yüzde 80 oranında bağışıklık oranının oluşturulabilmesi, hayvan yetiştiricilerinin hastalığı yetkili veteriner hekimlere bildirme konusunda hassasiyet göstermeleri ve gerekli önlemlerin alınmasını sağlamaları da ayrıca önem taşımaktadır” açıklamalarında bulundu.

  • Utandıran Sorun Çözümsüz Değil

    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Bahadır, tüm dünyada yaygın olan idrar kaçırma sorununun, ülkemizde de birçok kadının çözüm aradığı bir konu olduğunu belirterek, “Her geçen yıl tıp dünyasında yeni yöntemlerin uygulanmaya başlaması, bu konuda problemli olan kadınların da yüzünü güldürüyor” dedi.

    Manyetik Pelvik Taban Stimulasyonu sistemiyle idrar kaçırma sorununa çözüm bulunduğunu kaydeden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Bahadır, şu bilgileri verdi:

    “İdrar kaçırma (inkontinans) nedenleri nelerdir? Kadınlarda idrar kaçırmanın çok sayıda nedeni vardır. En sık sebepler mesanenin enfeksiyonları (sistit), zor doğumlar, çok sayıda doğum yapmak, menopoz sonrası rahim sarkmaları, mesane taşları, rahim ve diğer genital organlardan geçirilen operasyonlar sayılabilir. Ayrıca sinir sistemi kaynaklı felçler, Alzheimer ve demans gibi hastalıklar da sık rastlanılan idrar kaçırma nedenleri arasındadır. Yine şeker hastalığı, obezite de idrar kaçırma nedeni olabilir. Özellikle yaşlı hastalarda kas gevşeticiler, idrar söktürücüler, sinir sitemine etkili ilaçlar, tansiyon ilaçları da idrar kaçırma nedeni olabilir. Bu idrar kaçırma nedenleri arasında sık rastlanılan zor doğumların ayrı bir önemi vardır. Uzamış zor doğumlar sırasında mesaneyi yerinde tutan kaslarda küçük yada büyük yırtıklar oluşabilmektedir. Bu tip durumlarda mesane doluyken hapşırma, öksürme ve ağır bir yük kaldırma ile idrar kaçırma oluşur ki bu duruma stres inkontinansı denir. Bu durum ilerlerse mesane tam dolu değilken bile idrar kaçırma olabilir. Birde “urge inkontinans” değimiz bir diğer sık rastlanılan idrar kaçırma şekli vardır. Bu durumda hasta idrarının geldiğini hisseder ama tuvalete gidene kadar bir miktarını kaçırır. Bu durum genelde sistit gibi kronik mesane enfeksiyonlarında ve diğer genital sistem rahatsızlıklarında görülebilir. Bazen bir neden tespit edilemeyebilir.”

    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Bahadır, idrar kaçırma konusunda tedavi yöntemi hakkında şöyle konuştu:

    “İdrar kaçırmanın başarılı bir şekilde tedavi edilmesi için kaçırmanın nedeninin tam olarak ortaya konması gerekir. Çoğu hastada hastanın şikayetlerinin dinlenmesi bile tanı için yeterli olabilir. İdrar yolları ultrason incelemesi, idrar testi de ayırıcı tanıda yardımcı olabilir. Zor olgularda ise ürodinami olarak adlandırılan ve idrar kaçırmadaki bozukluğu tam olarak ortaya koyabilen özel bir test uygulanmaktadır. Gerekli testlerle idrar kaçırmanın sebebi ortay konduktan sonra tedaviye geçilebilir. İdrar kaçırma tedavisinde egzersiz, manyetik kas stimulasyonu, ilaç tedavisi ve son olarak çeşitli ameliyat yöntemleri uygulanabilir. Egzersiz: Tedavinin olmazsa olmazıdır. Hastaya deneyimli bir fizyoterapist tarafından pelvik taban kaslarını nasıl kullanması gerektiği öğretilir. Yaptırılan özel egzersizler ile idrar tutmaya yardımcı kasların gücü artırılır. Hasta bu egzersizleri evinde de kendi uygulamaya devam eder. Egzersiz tedavisinin tek olumsuz yanı hastada belli bir bilinç düzeyi gerektirmesidir. Yani Alzheimer’li ve felçli hastalarda uygulanması zordur. İlaç ve manyetik stimülasyon tedavisi ile kombine olarak kullanılabilir. Manyetik Pelvik Taban Stimulasyonu: Bu yeni yöntemde özel bir cihaz ile pelvik taban kasları manyetik akım ile uyarılır. Bu sistemde hasta içine manyetik koil yerleştirilmiş özel bir koltuğa oturur. Hastanın kıyafetlerini çıkarmasına gerek olmayıp günlük kıyafetleri ile oturabilir.Uygulanması son derece kolay ve ağrısızdır. Manyetik stimulasyon uygulandığında hasta pelvik kaslarının kasıldığını hisseder. Haftada 2-3 kez 20 dakika süreyle uygulanır. Hastanın klinik durumuna gire 15-20 seans yeterli olur. Duruma göre seansların arası açılarak daha uzun süreler de uygulanabilir. Bu yöntem idrar tutmayı sağlayan kasların güçlenmesine sebep olarak idrar kaçırmayı tamamen ortadan kaldırabilir yada azaltır. Bir çok bilimsel çalışma ile yöntemin etkinliği ispatlanmış olup ABD’de FDA tarafından da onaylanmıştır. Yalnız tek başına değil mutlaka pelvik taban egzersizleri ile beraber uygulanmalıdır. Manyetik Pelvik Taban Stimülasyonu hangi hastalarda kullanılabilir ? Zor doğum ya da çok sayıda doğuma bağlı olarak pelvik taban kasları zayıflayan ve stres inkontinansı olan hastalar, urge inkontinans vakaları, ameliyat olamayacak hastalar bu yöntemden çok fayda görebilir. Erkeklerde prostat operasyonu sonrasında görülen idrar kaçırma şikayetlerinde de yöntemin etkinliği gösterilmiştir. İlaç Tedavisi: Uygun hastalarda bazı ilaçlar ile idrar inkontinansı kısmen azaltılabilir. İlaç tedavileri özellikle stres ve urge inkontinans vakalarında etkilidir. İlaç tedavisi uygun hastalarda manyetik stimulasyon ve egzersiz tedavileri ile kombine edilmelidir. Cerrahi Tedavi: Bu tedavi yöntemleri ile şikayetleri azalmayan hastalarda cerrahi yöntemler uygulanabilir. Son yıllarda daha basit yöntemler geliştirilmiş olup uygun vakalarda başarılı sonuçlar alınmaktadır.”