Etiket: Sorumluluk

  • Diyarbakır Maarif Koleji Mozaik Okullarından sosyal sorumluluk projesi

    Diyarbakır Maarif Koleji Mozaik Okullarından sosyal sorumluluk projesi

    Diyarbakır Maarif Koleji Mozaik Okullarında eğitim-öğretim çalışmaları çok yönlü olarak devam ederken, sosyal sorumluluk projeleri de hız kesmeden sürüyor. Maarif Koleji Mozaik Okulları bu kapsamda hazırlattığı maskeleri vatandaşlara dağıttı.

    Diyarbakır’ın saygın ve köklü okullarından Diyarbakır Maarif Koleji Mozaik Okulları, bir yandan eğitim-öğretim çalışmalarını çok yönlü olarak sürdürürken diğer yandan da sosyal yardım çalışmalarına da devam ediyor. Diyarbakır Mozaik Okulları Maarif Koleji Yönetim Kurulu Başkanı Haşim Merdoğlu, dünyayı etkisi altına alan korona virüs dolayısıyla herkesin oldukça zor günler geçirdiğini bildiklerini söyledi. Merdoğlu, “Diyarbakır Mozaik Okulları Maarif Koleji olarak, bu kapsamda 0- 4 yaş gurubu çocuklarımız ile büyükler için kaliteli ve yıkanabilir özel maskeler yaptırdık. Bunları Bağlar, Kayapınar, Sur ve Yenişehir’de dağıttık. Sor salonlarında giden ve spor yapan gençlerimize de maskelerini verdik” dedi.

    Yaklaşık 4 bin 600 maskeyi özellikle ekonomik durumu elverişli olmayan ailelerimize dağıttıklarını belirten Merdoğlu, önümüzdeki günlerde yine bu yönlü çalışmalar yapmaya devam edeceklerini ifade etti. Merdoğlu, “Maarif Koleji Mozaik Okulları olarak amacımız, başta geleceğimizi inşa edecek çocuklarımız olmak üzere, tüm eğitmen kadromuz, personellerimiz, velilerimiz ve okulumuza misafir olarak gelecek ziyaretçilerimizin sağlığını aldığımız en üst düzey tedbirlerle koruyabilmektir. Okul yönetimi olarak, Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığının belirlediği protokoller doğrultusunda, gerekli tüm tedbirleri eksiksiz şekilde almış bulunmaktayız. Uzaktan eğitim döneminde gösterdiğimiz hassasiyeti, temizlik, hijyen ve sağlık konusunda da azami şekilde sürdürmekteyiz. Okul binasına girmeden önce, herkesin ateş ölçer ile ateşi ölçülüp, maske kontrolü yapılarak elleri dezenfekte edildikten sonra girişleri yapılmakta. Maskesi olmayanlara, okul olarak temin ediyoruz. Okulun giriş kapısından itibaren başta fiziksel mesafe ve el hijyeni konusunda son derece etkili önlemler aldık” diye konuştu.

  • Büyükşehir’den Sosyal Sorumluluk Yatırımı

    Büyükşehir’den Sosyal Sorumluluk Yatırımı

    Büyükşehir Belediyesi’nin Kadın ve Engelli Hizmetleri Koordinasyon Merkezi, Erzurum’da adeta okula dönüştü.

    İçerisinde engellilere yönelik zengin içerikli kütüphaneden konferans salonuna, atölyelerden teorik sınıflara varıncaya kadar her türlü ayrıntının düşünüldüğü Büyükşehir Belediyesi’nin Kadın ve Engelli Hizmetleri Koordinasyon Merkezi, erişilebilirlik açısından da tüm standartları geride bıraktı. Atölye ve teorik sınıflarda kadın ve engellilere yönelik Yabancı Dil, Kur’an-ı Kerim, Ahşap Yakma, Halı tasarımı, Satranç, Kuaförlük, El Nakışları, Temel Cilt Bakımı, Filografi ve Spor alanlarında mesleki eğitimlerin verildiği merkezde, kursiyerlerin ulaşım ihtiyacını da, yine Büyükşehir Belediyesi’ne ait araçlarla sağlanıyor.

    Büyükşehir Belediyesi Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Kadın ve Engelli Hizmetleri Koordinasyon Merkezi’nde, kursiyerlere ekonomik olarak da katkı sağlanıyor. İŞKUR desteğiyle açılan mesleki eğitim kurslarına katılan kursiyerler günlük olarak ücretlendirilirken, eğitimlere ise, alanında uzman eğitimciler katılıyor, çeşitli konferans ve paneller de düzenleniyor. Hizmetlerin sadece bunlarla sınırlı kalmadığı Kadın ve Engelli Hizmetleri Koordinasyon Merkezi’nde, bedensel engelli gruplara özel fizik tedavi seansları da düzenleniyor. Fizyoterapistler aracılığıyla verilen fizik tedavi hizmetleri için herhangi bir ücret talep edilmezken, her hafta yaklaşık 20 engelli vatandaş bu seanslara katılıyor.

  • 426 Sosyal Sorumluluk Projesi kabul edildi

    426 Sosyal Sorumluluk Projesi kabul edildi

    Atatürk Üniversitesi, temel misyonu olan bilimsel çalışmaların yanında sosyal hayata yönelik projeler üretmeye ve uygulamaya devam ediyor.

    Bu maksatla, değerlendirmeye alınan ve gerekli incelemelerin ardından onaylanan projeler hakkında Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) Koordinasyon Biriminde bir toplantı gerçekleştirildi. Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı başkanlında gerçekleşen toplantıya, Rektör Yardımcısı Medine Güllüce, BAP Koordinatörü Prof. Dr. Atilla Keskin, Toplumsal Duyarlılık Projeleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Adnan Küçükoğlu, Kariyer Planlama ve Mezun İzleme Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Süleyman Toy ile ilgili merkezlerde görevli akademisyenler katıldı.

    Projeler, 2019-2020 Akademik Yıl İçerisinde Hayata Geçirilecek

    Sosyal sorumluluk alanında yapılan çalışmalara yönetim olarak özel bir önem verdiklerini ifade eden Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı, öğrencilerin toplumla birliktelik duygularının gelişmesini sağlamak ve toplumsal sürece her yönüyle olumlu katkıda bulunabilme yetkinliğini kazandırabilmek için hemen hemen her projeyi desteklediklerini dile getirdi.

    Bu kapsamda lisans ve ön lisans programlarında eğitim gören öğrenciler tarafından, Toplumsal Duyarlılık Projeleri Uygulama ve Araştırma Merkezine sunulan 426 sosyal sorumluluk projesinin kabul edildiğini vurgulayan Rektör Çomaklı, bu projelerin 2019-2020 akademik yıl içerisinde hayata geçirileceğini belirtti.

    “Öğrencilerimizin Sorumluluk Üstlenmelerine Fırsat Tanıyoruz”

    Atatürk Üniversitesi olarak gençlerin, toplumsal yaşamı tüm yönleriyle benimsemelerini, insan odaklı anlayışı geliştirerek pekiştirmelerini, birey olarak kendilerini tanımalarını ve kolektif olarak yapabilecekler konusunda bilinçlenmelerini sağlamak amacıyla tüm birimleriyle koordineli bir şekilde çalışmalar gerçekleştirdiğini aktaran Rektör Çomaklı öğrencilerin, insana ve ona yaşam alanı sunan doğaya katkının değerini keşfetmelerini öncelediklerini, unsuru oldukları topluma ve dünyaya karşı sorumluluk üstlenmelerine fırsat oluşturmak için Toplumsal Sorumluluk Projelerine ağırlık vermeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.

  • “Türkiye’de kurumsal sosyal sorumluluk bilincinin oluşmasına katkı sağlıyoruz”

    “Türkiye’de kurumsal sosyal sorumluluk bilincinin oluşmasına katkı sağlıyoruz”

    DeFacto, Brüksel’de düzenlenen Corporate Social Responsibility & Sustainability Summit 2019’da sosyal sorumluluk vizyonunu başarıyla yansıtan Mutlu Kadın Hareketi ve Kumaştan Hayaller projeleriyle büyük ilgi gördü.

    Türkiye hazır giyim sektörünün lider markalarından DeFacto CFO’su Önder Şenol, Brüksel’de düzenlenen Zirve’de “Kurumsal Sosyal Sorumluluğun Filantropi ile İlişkisi’ adlı panelde DeFacto’nun ulusal ve uluslararası operasyonel gücü ve yenilikçi çalışmalarının yanı sıra, hayata geçirdikleri kurumsal sosyal sorumluluk projelerini dünyanın dört bir yanından gelen katılımcılara aktardı.

    24-25 Ekim tarihlerinde Brüksel’de gerçekleştirilen Kurumsal Sosyal Sorumluluk & Sürdürülebilirlik Zirvesi 2019’da (Corporate Social Responsibility and Sustainability Summit 2019) kurumsal sosyal sorumluluk alanının dünyada geldiği nokta ve iş dünyasına ilham veren örnek projeler masaya yatırıldı. Zirveye konuşmacı olarak katılan DeFacto CFO’su Önder Şenol, ’Kurumsal Sosyal Sorumluluğun Filantropi (Hayırseverlik) ile İlişkisi’ adlı panelde, Kumaştan Hayaller ve Mutlu Kadın Hareketi projelerinin çıktılarını paylaştı. İki örnek projenin başarı hikâyeleri zirveye katılan Pepsico, Jacobs, ING Bank, Atkins gibi çok uluslu şirketlerin sürdürülebilirlik birim başkanları, başkan yardımcıları, direktör ve yöneticileri tarafından büyük ilgi gördü.

    DeFacto olarak insana yatırımın her zaman öncelikli olduğuna dikkat çeken Şenol, “Tüm çalışanlarımızın mutluluğunu önemsiyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına katkıda bulunmayı, kadın istihdamını arttırmayı, kadınların hayallerinin gerçekleşmesini ayrıca önemsiyor, bu alandaki çalışmalarımıza ağırlık veriyoruz. Sürdürülebilir kalkınma için toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması büyük önem taşıyor” açıklamasında bulundu.

    Türkiye’de kurumsal sosyal sorumluluk kavramının şirketlerin gündeminde giderek daha yoğun şekilde yer almaya başladığını belirten Şenol, “DeFacto, hayata geçirdiği projelerle bu bilincin oluşmasında katkıları bunun şirketler arasında yer alıyor. Günümüz iş dünyasında bir şirketin sadece kar odaklı iş yaparak başarıya ulaşması mümkün değil. Bu bakış açısıyla Kanserli Çocuklara Umut Vakfı’na (KAÇUV) destek olmak üzere Kumaştan Hayaller’i hayata geçirdik. Bu projeye büyük bir coşku ve birçok hayalle başladık. Projenin tüm süreçleri bizi oldukça heyecanlandırıyor; çünkü yaptığımız çalışmaların tamamı DeFacto kurumsal kültürünün temel bileşenlerini oluşturan gönüllülük, yardımseverlik ve duyarlılık ilkelerine dayanıyor. Temel olarak projemiz, üretim fazlası kumaşların, kanserli çocuklar için umut olacak şekilde kullanılmasına dayanıyor. Bu projemizle DeFacto fabrikalarından elde edilen üretim fazlası kumaş ve aksesuarları İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri aracılığıyla meslek liselerine gönderiyoruz. Ürünlerin tasarım ve üretimi bu okullarda okuyan kız öğrenciler tarafından yapılıyor. Ürünleri alıyoruz, paketliyoruz ve sirkülasyonu en yoğun olan DeFacto mağazalarında satışa sunuyoruz. Elde edilen gelirle de KAÇUV projeleri destekleniyor” dedi.

    “DeFacto olarak çalışanlarımızın mutluluğuna ve gelişimine yatırım yapıyoruz”

    “Küresel bir moda markası olma yolunda dünya standartlarına uygun stratejilerle hareket ederken DeFacto’da özellikle kadın çalışanlarımızın mutluluk ve gelişimine sürekli yatırım yapılıyor. Evden çalışma olanakları, mutluluk odaları, spor merkezi ve Mutlu Kadın Hareketi gibi projelerimiz sayesinde çalışan mutluluğu oluşturacak bir ortam oluşturuyoruz” ifadelerini kullanan Şenol, ayrıca DeFacto Akademi ile çalışanlarının mesleki gelişimlerini sürekli olarak desteklediklerinin altını çizdi.

    Şenol, “Çalışanlarımızın kişisel performanslarına, verimlilik ve üreticiliklerine katkı sunuyoruz. Kurumsal değerleri benimseyen ve sosyal sorumluluk bilinciyle çalışmalar yürüten, ekip bilinci ve teknik bilgisi yüksek birer birey olmalarına katkı sunuyoruz. Değişim Yönetimi, Sürdürülebilir Büyüme ve Sosyal Fayda değerlerini iş yapış biçimimizin merkezinde yer alıyor. Bu anlamda üzerimize düşeni yapmak için 2011’de DeFacto Mutluluk Müdürlüğü’nü kurduk. Ardından 2015 yılında kadın çalışanlarımıza pozitif ayrımcılığın ötesinde uygulamalar sunan ve ekstra imkanlar tanıyan ‘Mutlu Kadın Hareketi’ni başlattık. Aynı yıl iş dünyasında kadınları desteklemeye devam edeceğimizi taahhüt ettiğimiz Birleşmiş Milletler Kadını Güçlendirme İlkeleri’ni (WEPs) imzaladık. Bugüne kadar Türkiye’de ilk olan birçok uygulamayı hayata geçirdik. Mutlu Kadın Hareketi, sektörümüze öncülük ettiğimiz ilk çalışmalarımızdan biri. Bununla birlikte, eşit iş ve eşit ücret politikasını, tüm sektörlerin ve sektör oyuncularının öncelik vermesi gereken temel koşul olarak görüyoruz. Bugün çalışanlarımızın yüzde 53’ünü kadınlar oluşuyor. Kadın çalışanlarımızın oranının bu denli yüksek oluşu, refahlarını ve şirketimize bağlılıklarını sağlamada başarılı bir yolda ilerlediğimizi gösteriyor” dedi.

    “Kendi dijital iş modelimizi geliştiriyoruz”

    Şenol, “DeFacto olarak Türkiye’de moda ve hazır giyim sektöründeki en büyük markalardan biri konumundayız. Bugün için 30 ülkede 14 binden fazla çalışanımız ve 500’den fazla mağazamız ile faaliyetlerimize devam ediyoruz. DeFacto’nun faaliyetlerine başlamasından kısa süre sonra bir tane teknoloji şirketi kurduk. Yüzden fazla Türk mühendisin görev yaptığı Ar-Ge şirketimiz DeFacto Teknoloji ile küresel hedeflerimize ulaşmak için kendi dijital iş modelimizi geliştiriyoruz. Bugüne kadar yapay zekayı kullandığımız perakende yazılımlarını oluşturduk. Omni-channel, e-ticaret ve mağaza entegrasyonu, tam otomatik depo gibi yerli projelere imza attık” açıklamalarıyla beraber, DeFacto’nun bu sayede moda üreten bir şirket olmanın yanı sıra ihtiyaç duyduğu teknolojiyi kendi bünyesinde üreten bir yapıya kavuştuğunu belirtti.

    DeFacto, İstanbul’da açtığı ilk akıllı mağazasında akıllı aynalarla misafirlerine hızlı, kolay ve rahat bir alışveriş deneyimi sunuyor.

  • ‘Kadınlar, iktisadi kurtuluşta da sorumluluk sahibi olmalıdır’

    ‘Kadınlar, iktisadi kurtuluşta da sorumluluk sahibi olmalıdır’

    ERAKDAY Başkanı Hülya Saltuklu, Erzurum Kongresi’nin 100. yılı dolayısıyla bir kutlama mesajı yayınladı.

    Kısa adı ERAKDAY olan Erzurum Aktif İş Kadınları Dostluk ve Dayanışma Derneği Başkanı Hülya Saltuklu, “Kadınlarımız vatanın kurtuluşunda sorumluluk sahibi olduğu gibi, iktisadi kurtuluşunda da sorumluluk sahibi olmalıdır.” dedi.

    Erzurum Kongresi’nin 100. Yıldönümü dolayısıyla bir mesaj yayımlayan Hülya Saltuklu, “100 yıl önce kadınıyla erkeğiyle hiçbir fedakârlıktan kaçınmadan yapılan Erzurum Kongresi, nasıl vatanın kurtuluşunu müjdelediyse, 100 yıl sonra bağımsız, hür ve şerefli bir devlet ve millet olarak coşkuyla kutladığımız kongre ruhu iktisadi bağımsızlığımıza da katkıda bulunmalıdır. Dünyadaki iktisadi savaş asla göz ardı edilmemelidir. ‘Borç alan emire alır’ ilkesini göz önünde bulundurduğumuz zaman ülkenin iktisadi bağımsızlığında kadınlarımıza çok önemli görevler düşmektedir.” diye konuştu.

    “Tüketerek iktisaden bağımsız olamayız, ancak üreterek iktisaden bağımsızlık oluruz. ERAKDAY bu tarih ve görev bilinci içerisinde çalışmalarına devam etmektedir.” diyen Saltuklu, mesajında şunları kaydetti: “Emperyalist işgallere karşı ülkemizde bilinen ilk kapsamlı kadınlar adına toplu direniş hareketi 29 Kasım 1919 tarihinde Erzurum kadınlarından gelmiştir. Erzurumlu kadınlar adına hareket eden bir kadınlar komitesi, Müdafaa-i Hukuk faaliyetleri çerçevesinde, 29 Kasım 1919 tarihinde Muradiye Camii’nde bir toplantı gerçekleştirmişlerdir. Şehit ruhları için okutulan kuran ve mevlitten sonra, kız okulları müdiresi Faika Hanım’ın başkanlığında yapılan toplantıda, işgallere karşı çıkılarak, protesto edilmesi kararı alınmıştır. Bu karar, İstanbul hükümetine, İtilaf devletleri temsilcilerine gönderilerek, haksız işgaller ve zulümler protesto edilmiştir. Erzurumlu kadınlar Amerikan senatosuna dahi ulaşan telgraflarında, Anadolu’nun işgalini ve halkın kıyılmasını, bu arada Türklerin dostu olduklarını söyledikleri halde, onlardan yana herhangi bir müdahalede bulunmaktan çekinen kimi güçlerin bu davranışını lanetlediler. Mustafa Kemal Paşa, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Hey’et-i Temsiliyesi namına, bu hanımlara çektiği telgrafta şöyle diyordu; ‘Anadolu kadınlarının vatan hizmetlerine devam arzularını görmekle pek ziyade mütehassıs olduk; takdir ve teşekkür-ü mahsuslarımızı arz eder ve kıymetli mesainizde muvaffak olmanıza dualar ederek, hürmetlerimizi takdim eyleriz’ Tarih eğer bir ders çıkarma ise, şimdi kurtarılmış vatanı oturup ağıtlar yakma, ağlama ve gözyaşı dökme zamanı değil, alın teri dökerek ve kimseye el açmayarak daha zengin ve daha mutlu bir ülke olmak için çalışma zamanıdır. Kadınlarımız vatanın kurtuluşunda sorumluluk sahibi olduğun gibi iktisadi kurtuluşunda da sorumluluk sahibi olmalıdır. Vatanın her köşesi işgale edilirken kurtuluş için savaş cephesinde acımasız ve gaddar düşmanla boğaz boğaza gelindiği bir durumda cepheyi besleyen lojistik destek veren cephe gerisidir. Bu destekten büyük pay evinin kadını, çocuğunun annesi, bağının, bahçesinin ve tarlasının çiftçisi olan fedakâr kadınlardır. Bu durumu en yakinen ve içten hisseden Başkomutan Gazi Mustafa Kemal bu gerçeği şöyle dile getirir: ‘Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emek verdim,’ diyemez. Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip, kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakâr, o ilahi Anadolu kadını olmuştur. Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı, şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim.’

    Biz de ERAKDAY olarak, vefa ve kadir bilen devlet başkanlarımızı, şehitlerimizi, gazilerimizi ve kadınlarımızı rahmetle ve minnetle anıyor, Erzurum Kongresi’nin daha nice yüzlerce yıl kutlanmasını diliyoruz.”