Etiket: Sonuçları

  • Gaziantep Üniversitesi rektörlük seçimi sonuçları

    Gaziantep Üniversitesinde 10 adayın yarıştığı rektör adaylarını belirleme seçimi sonuçlandı. GAÜN rektörlük seçimlerinde 126 oy alan Prof Dr. Ali Gür sandıktan birinci aday olarak çıktı.

    GAÜN rektörlük seçimleri Mevara Kongre ve Sanat Merkezinde yapıldı. GAÜN’ün yeni rektörünün belirlenmesi için yapılan seçimlerde Yükseköğretim Kurulu’na (YÖK) gönderilecek 6 isim netlik kazandı. 680 oydan 662’si kullanıldı. 4 geçersiz, 598 geçerli oy çıktı.

    Kullanılan oyların 126’sını Prof. Dr. Ali Gür alarak birinci olurken, Prof. Dr. Cahit Bağcı 112, Prof. Dr. Mehmet Koruk 103, Prof. Dr. Teyfik Gülsoy 94, Prof. Dr. Metin Bayram 75, Prof. Dr İbrahim Güzelbey 50, Prof. Dr Mehmet Tarakçıoğlu 44, Prof. Dr. Recep Yumrutaş 40, Prof. Dr. Mustafa Namıduru 8, Prof. Dr. Orhan Göztaşı 6 oy aldı.

    En çok oyu alan Ali Gür’den paralel ile mücadele vurgusu

    Çok güzel bir yarış olduğunu vurgulayan Ali Gür, “Diğer aday arkadaşlar çok güzel bir yarış götürdüler. Burada ben herkesin rektörüyüm. Vatanına ihanet etmeyen bilim insanlarının idari kadronun, öğrencilerimin oy versin vermesin hepsinin rektörüyüm. Onlara en iyi hizmet sunacağım. Şu kumpaslar içerisinde paralel yapı her türlü çirkefliği yaptı. Ama kader ilahi üzerinde hiçbir güç olamaz. Allah taktir edince hiç kimse engel olamıyor” diye konuştu.

    Mevcut rektör ve öğretim üyeleri Ali Gür’ü tebrik etti.

  • Gazze Anlaşmasının Türkiye Ve İsrail Açısından Sonuçları

    Türkiye ve İsrail arasında uzun yıllardır devam eden sorunlar26 Haziran günü ‘normalleşme’ sürecine girecek. İlk adım atılıp, iki taraf da anlaştıklarını açıklayacak. İki ülke dışişleri bakanlıklarının müsteşarları tarafından Temmuz ayında imzalanması planlanan anlaşmayla da süreç başlayacak. İstanbul Gelişim Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. R. Kutay Karaca, İsrail ve Türkiye’nin birbirine ihtiyacı olduğunu söyledi.

    “İsrail Türkiye ilişkilerinde yalnızca bir tarafına İsrail’i diğer tarafına Türkiye’yi koyarak algılayamayız. Ortadoğu’daki bölgesel konjonktüre de bakmak lazım” diyen İstanbul Gelişim Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. R. Kutay Karaca, “Ortadoğu, bugün güç mücadelesi içerisinde, sınırların nasıl şekilleneceği, halkların, ekonominin ne olacağı belirgin değil. Bütün bu belirsizlikler içerisinde bölgede iki temel güç İsrail ve Türkiye’nin birbirine ihtiyacı olduğu kesin” dedi.

    “GAZZE ANLAŞMASI ÜÇÜNCÜ ŞARTIN NASIL OLACAĞIYLA İLGİLİ”

    Gazze anlaşmasını Türk dış politikası açısından değerlendirmek gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Karaca, “ Stratejik derinlik içerisinde boğulan Türk dış politikasında stratejik olgunluğu tekrar kazanma ihtiyacı ortaya çıktı. 2010 yılında meydana gelen Mavi Marmara olayına geldiğimiz zaman Türkiye’nin üç şartı vardı. İlki İsrail’in özür dilemesiydi. Amerika Başkanı Barak Obama aracılığıyla Netanyahu özür diledi, ikincisi İsrail’in tazminat ödemesiydi, İsrail, Mavi Marmara mağdurlarına 20 milyon dolar tazminatı ödemeyi kabul etti. Üçüncü şart Gazzeambargosunun iptal edilmesiydi.Bugün konuştuğumuz Gazze anlaşması bu üçüncü şartın ne şekilde yerine getirileceği üzerine yapılan bir anlaşma” diye konuştu.

    “ABLUKANIN YUMUŞATILMASI İSRAİL TARAFINDAN KABUL EDİLMİŞ”

    “Ben Gazze’den ablukanın tamamen çekileceğini düşünmüyorum” diyen Karaca, “Ama ablukanın yumuşatılması da İsrail tarafından kabul edilmiş görülüyor. Anlaşmanın önemli maddelerinden birisi Gazze’deki Filistin halkının temel ihtiyaçlarının karşılanması. Hastanenin inşa edilmesi, ilaç ve personel gönderilmesine İsrail’in sorun çıkarmayacak olması. Almanya ile Türkiye ortak bir enerji santrali inşa edecek. Gazze’nin en önemli sorunların biri içme suyu sorunu, deniz suyu arıtma tesisinin yapılacağından bahsediliyor” dedi.

    “ÇEKİNCELERDE ORTADAN KALKACAK”

    6 yıldır büyük sorunlar yaşanan İsrail-Türkiye ilişkilerinde büyükelçiler tekrar atanıp, diplomatların görevlendirileceğini belirten Karaca, bu sayede ilişkilerin normale döneceğini ayrıca iki devletin uluslararası kuruluşlarda birbirlerine koydukları karşılıklı çekincelerinde ortadan kalkacağını söyledi.

    “TÜRKİYE’NİN, İSRAİL İLİŞKİLERİNDEKİ YAPICI DİPLOMASİSİ”

    “Türkiye bu anlaşmayla beraber Filistin devletinin kurulmasında önemli aktörlerden biri haline gelecektir” diyen Karaca,“Bu süreçte Türkiye, Mısır veuçak krizi yaşanmasının ardındanRusya ile diplomasi sorunu yaşıyor. İsrail ile oluşan bu yapıcı diplomasi Türkiye’nin, Rusya ve Mısırla olan ilişkilerinde de bir yumuşama ve daha fazla diplomasiyi ön plana çıkartacaktır. Gazze’ye yardımlar için Kuzey Kıbrıs TürkCumhuriyetinin (KKTC) limanlarının kullanılması Gazze’ye gidecek gıda yardımlarında Kıbrıs’ta üretilen mallarında kullanabileceği anlamını taşıyabilirki buda Kuzey Kıbrıs’ta ekonomik anlamda olumlu bir ortam yaratabilecektir” dedi.

    “GAZZE ANLAŞMASI İSLAMAFOBİYİ DURDURACAK”

    Türkiye’nin,Ortadoğu’da bölgesel dengeler konusunda İran’a karşı kaybeden ülke konumuna geldiğine dikkat çeken Karaca, sözlerine şöyle devam etti;

    “İsrail anlaşmasından sonra Ortadoğu’da, İran’ı dengeleyebilecek bir Türkiye göreceğiz. Dünyada son dönemde artan İslamafobi, bunun yanında Müslümanların uzlaşmaz olarak gösterilmesi sürecini de bu anlaşma durdurabilecektir. Bu anlaşma Arap dünyası ile Türkiye arasındaki yakınlaşmayı negatif etkileyebilir. Ama Gazze’ye yıllardır uygulanan ablukanın Türkiye vasıtasıyla kırılması belki Arapdünyasıyöneticilerinde,Türkiye’ye karşı negatif bir bakış yaratabilecekolsa da Arap halklarında kesinlikle bir pozitif etki yaratacaktır. Gazze anlaşmasının ekonomik anlamda büyük etkilerini göreceğiz. İsrail artık doğalgaz ihraç edecek konuma geldi. Fakat İsrail’in doğalgazı ihraç edebilmesi için en güvenilir yol Türkiye üzerinden geçiyor. Çünkü İsrail, Türkiye kadar demokratik, laik, sosyal devleti Ortadoğu da bulamıyor. Avrupa’ya gidecek doğalgazın en kısa ve ucuz gidebileceği tek hat Türkiye üzeridir. Bu gaz anlaşması Türkiye’nin,İran ve Rusya’ya olan bağımlılığını azaltabilecek bir anlaşma olacaktır. Dolayısıyla Türkiye’ye, enerji açısından önemli avantajlar yaratılabileceğini söyleyebiliriz.”

    Türkiye-İsrail anlaşmasının İsrail iç politikasının yumuşamasına daneden olacağını belirten Karaca,“İsrail tarihinin en sağcı koalisyonu karşımızda… Bu anlaşma İsrail kamuoyunun daha fazla radikalleşmesinin de önüne geçebilecektir.”

    “HAMASI GÖZARDI EDEREK FİLİSTİN SORUNU ÇÖZÜLMEZ”

    İsrail’in Haması terör örgütü gibi gördüğünü söyleyen Karaca, “Bizim Suriye’de Amerika-PYD ilişkisi üzerindendüştüğümüz durum, İsrail açısından baktığımız zaman Türkiye-Hamas ilişkisi üzerinden yaşanıyor. Hamasın farkı var. Hamas aynı zamanda seçilmiş bir organ. Haması bir kenara koyarak Filistin sorununu çözemezsiniz. İsrail, Türkiye’ye Hamas ile ilişkinizi kesin dayatması da yapamaz. Şu net Suriye’nin bu noktaya gelmesinde Türkiye, Esad’ın kaybetmesini istemedi. Türkiye Filistin birlik hükümetiyle İsrail arasında bir arabuluculukta görevi de ortaya çıkartabilir. Bu süreçte iki ülkenin birbirine olan güvensizliği Hamas sorununu ortaya koyuyor diye düşünüyorum eğer güvensizlik olmasa Hamas bu kadar sorun olarak ortaya gelmeyecek diye düşünüyorum” açıklamalarında bulundu.

  • Ankara Ve Kültürel Değerler Temalı Afiş Yarışması’nın Sonuçları Belli Oldu

    Ankara Kalkınma Ajansı’nın düzenlediği “Ankara ve Kültürel Değerler Temalı Afiş Yarışması”nda ödüllerin sahipleri belli oldu.

    Ankara Kalkınma Ajansı Ankara Bölge Planı 2014-2023’te yer alan “Ankara’nın zengin kültürel, sanatsal ve tarihsel varlıklarının kentin sosyal hayatına ve turizme kazandırılması” hedefi ile Ankara’yı yansıtan tarihi, sanatsal ve kültürel değerleri konu alan afiş yarışması düzenlendi. Toplam 136 afişin değerlendirildiği yarışmada, ilk tur elemede 15 afiş ikinci tura geçti, ikinci tur elemede 10 afiş üçüncü tura geçti ve üçüncü sonuç turunda ise 6 eser oy birliği ile birinci, ikinci, üçüncü ve mansiyon sıralaması yapılarak, 9 afiş ise sergilenmeye layık görülerek toplam 15 afiş dereceye girmiştir.

    Ödüllerin sahipleri ise şöyle:

    Yarışmanın birincisi, Trabzon’dan katılan Sinan Çakmak, ikinci İzmir’den katılan Ömer Çam, üçüncü, İstanbul’dan katılan Birgül Haşıl. Mansiyon ödüllerini ise Esin Erbaş ve Saeideh Shahmari Kalestan aldı.

    Sergilemeye layık görülen afişlerin sahipleri de, Beyza Dikici, Ece Ayday, Elif Rabia Toptancı, Erim Yalım, Can Kutlukan, Faika Dilara Yurtseven, Kutay Akbaş, Sinan Çakmak, Yusuf Gençer.

    Ankara Kalkınma Ajansı Birinci Ankara ve Kültürel Değerler Temalı Afiş Yarışmasında birinciye 3 bin TL, ikinciye bin 500 TL, üçüncüye bin TL, 3 adet mansiyon 500 TL ve 9 adet sergilenmeye layık görülen afişler için 100 TL ödül verilecek. Ödül tutarı, yarışmacılara ödül sergi töreni sonrasında takdim edilecek ve seçici kurulun ödül ve sergilenmeye değer gördüğü afişlerin sahiplerine eserinin dereceye girdiğini ve sergilenmeye değer görüldüğünü ifade eden bir katılım belgesi verilecek. Ödül töreni tarihi ve yeri ise web sitesinden ve e-mail yoluyla duyurulacak.

  • Mersin Kent Konseyi “Nükleer Santral Anketi” Sonuçları Açıklandı

    Mezitli Kent Konseyi Başkanı ve Mersin Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erkan Aktaş, yaptıkları nükleer santral anketine göre, Mersin halkının yüzde 79’unun Türkiye’de nükleer enerjiye geçilmemesini istediğini belirterek, “Mersin halkının yüzde 86’sı da ‘Biz Akkuyu’da nükleer santral istemiyoruz’ diyor. Mersin halkı bu konuda çok ama çok net” dedi.

    Mersin Kent Konseyi, Başkan Yasmina Lokmanoğlu başkanlığında toplandı. Mersin Kent Konseyi Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda, yaklaşımını ortaya koyan anketin sonuçları açıklandı. Mezitli Kent Konseyi’nin, Mersin Kent Konseyi işbirliğinde Mersin’in 13 ilçesinde yaptığı ‘Mersin Halkının Akkuyu Nükleer Santraline Bakışı’ başlığıyla yaptığı anketten, halkın yüzde 86’sının Mersin’de nükleer santral istemediği sonucu çıktı.

    “MERSİN, TÜM DÜNYADA HER TÜRLÜ TEHDİDE AÇIK BİR NÜKLEER KENT OLARAK TESCİLLENECEK”

    Toplantıda, nükleer santrale ilişkin anket sonuçlarını Mezitli Kent Konseyi Başkanı Doç. Dr. Erkan Aktaş açıkladı. Anketin, Türkiye’de nükleer santralle ilgili yapılan en kapsamlı çalışmalardan biri olduğunu belirten Doç. Dr. Aktaş, bu çalışmanın, önümüzdeki günlerde Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi’nde oylaması yapılacak 1/50 Binlik Çevre Düzeni Planı’nda meclis üyelerine yol gösterici olmasını diledi.

    Anketi Mersin’in 13 ilçesinde kent konseyleri, meslek örgütleri, belediyeler ve gönüllü anket destekçileriyle birlikte Mayıs 2016’da 20 gün içinde yaptıklarını dile getiren Aktaş, bu kapsamda, bin 500 kişiyle yüz yüze, 3 bin 550 kişiyle de internet ortamında olmak üzere 5 bin 50 kişiyle anket gerçekleştirdiklerini söyledi. Çalışmada özellikle her ilçeden, her yaş ve eğitim grupları ile cinsiyet katılımına dikkat ettiklerini kaydeden Aktaş, anket sonuçlarını açıklamadan önce genel bir değerlendirme yaptı. Mersin’in güneş ve rüzgar açısından çok şanslı bir kent olduğunu vurgulayan Doç. Aktaş, “Mersin, aslında yenilenebilir enerji kaynakları açısından çok zengin bir bölge. Mersin bir taraftan turizm, bir taraftan turizm, bir taraftan da ticaret kenti. Ama nedense tarım ve turizm cenneti olan güneşin kenti Mersin, güneş ve rüzgar enerjisi yatırımları yerine nükleer yatırımı tercihi, tüm dünyada her türlü tehdide açık bir nükleer kent olarak tescillenecektir. Üçüncü nesil bir Rus yapımı nükleer tesisle bütün dünya Mersin’i tanıyacak” diye konuştu.

    “MERSİN HALKININ YÜZDE 86’SI AKKUYU’DA NÜKLEER SANTRAL İSTEMİYOR”

    Daha sonra anket sonuçlarını açıklayan Doç. Dr. Aktaş, ‘Ülkemizde nükleer enerjiye geçilmeli mi?’ sorusuna Mersin halkının yüzde 65’inin ‘kesinlikle geçilmemeli’, yüzde 14’ünün ise ‘geçilmemeli’ yanıtını verdiğini belirterek, “Yani Mersin halkı nükleere yüzde 79 karşı. Geçilmeli diyenlerin oranı yalnızca yüzde 14” ifadelerini kullandı.

    Ankette, Mersin halkının, nükleere karşı daha alternatif seçenekler istediğinin ortaya çıktığını dile getiren Aktaş, halkın yüzde 43’ünün güneş enerjisi, yüzde 32’sinin rüzgar enerjisi, yüzde 11’inin hidroelektrik, yüzde 10’unun jeotermal, yüzde 4’ünün de benzer enerji kaynakları istediğini söyledi.

    Çalışmanın can alacı sorusunun, ‘Nükleer enerji için yer seçiminde Mersin Akkuyu doğru mu?’ sorusu olduğunu vurgulayan Aktaş, şöyle devam etti: “Mersin halkının yüzde 76’sı bu soruya ‘kesinlikle doğru değil’, yüzde 10’u ‘’doğru değil’ yanıtını verdi. Yani Mersin halkının yüzde 86’sı diyor ki, ‘Biz Akkuyu’da nükleer santral istemiyoruz.’ Parti, cinsiyet, yaş, eğitim fark etmeksizin bunu istiyor. Bunu tüm Türkiye’ye duyurmak istiyoruz; Mersin halkı bu konuda çok ama çok net.”

    Ankete katılanların yüzde 69’unun, Mersin Akkuyu’da nükleer santral kurulması durumunda yaşantılarının ‘çok olumsuz’ etkileneceğini, yüzde 17’sinin de ‘olumsuz’ etkileneceğini dile getirdiğini aktaran Aktaş, “Bu sonuca göre, Mersin mutsuz bir kent olacak. Mersin’de nükleer santral olduğu zaman, aklımızda hep soru işareti olacak” şeklinde konuştu.

  • Beden İmajı Ve Medya Konulu Araştırma Sonuçları

    Atılım Üniversitesi İşletme Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Elif Eşiyok Sönmez, beden imajına ilişkin düşüncelerde medyanın rolünü araştırdı. Türkiye ve İngiltere’de öğrenciler üzerinde yapılan araştırma ilginç farklılıklar ortaya koydu. Türk öğrenciler, İngiliz öğrencilere göre daha sık gazete okuyor ve televizyon seyrediyor.

    İngiltere’deki gençler sosyal medyayı Türk gençlerinden daha fazla kullanıyor ve daha sık dergi okuyor. Bu durumun ülkeler arasındaki farklılıktan kaynaklandığı kanısında olan Sönmez, “İngiltere’de siyasal ve güncel gelişmelerin Türkiye’deki kadar inişli çıkışlı olmaması yüzünden gençlerin haberleri takip etme ihtiyacı Türkiye’deki gençler kadar yoğun değil. Gençler Türkiye’de haber almak için İngiltere’deki yaşıtlarına göre daha fazla gazete okuyup, televizyon izliyorlar” diye konuştu.

    Yrd. Doç. Dr. Sönmez’in çalışması İngiltere’deki gençlerin ideal beden farkındalığının Türkiye’deki gençlerden daha fazla olduğunu ortaya koyuyor. İki ülkedeki gençlerin de bedenlerine ilişkin kararları üzerinde geleneksel medyanın baskısı sosyal medyadan daha yüksek.

    İNGİLTERE VE TÜRKİYE’DEKİ GENÇLER ARASINDA BARİZ FARKLILIK VAR

    Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesinden Prof. Dr. Özlen Özgen yönetiminde gerçekleştirilen araştırmada; geleneksel medyayı temsilen gazete, dergi, televizyon, yeni medya araçlarından da sosyal ağlar seçildi.

    Medyanın her iki ülkedeki gençlerin bedenlerine ilişkin düşüncelerini etkilediğini anlatan Özgen, şöyle konuştu:

    “Medyada yer alan ünlülere benzemeye çalışma açısından karşılaştırıldığında İngiltere’deki gençler medyada yer alan ünlülerle önce kendi bedenlerini karşılaştırıyor, bu karşılaştırma sonunda o kişilere benzemeye çalışıyorlar. Ama Türkiye’deki gençler karşılaştırma yapmaksızın doğrudan medyada yer alan kişilere benzemek istiyor.

    Ayrıca, Türkiye’de gençlerin bedenlerine ilişkin görüşleri üzerinde televizyon, gazete ve dergiden kaynaklanan baskı yüksekken, İngiltere’de en etkili medya olarak dergi, ardından televizyon geliyor.”

    “TÜRKİYE’DEKİ GENÇLER DAHA SIK GAZETE OKUYOR”

    Öğrencilerin hem medya kullanımı hem de bedenlerine ilişkin görüşlerinde medyadan kaynaklanan baskı hissetme açısından anlamlı farklılıklar bulunduğunu belirten Sönmez, şunları söyledi: “Türkiye’deki gençler daha sık gazete okuyor, daha fazla televizyon izliyor ancak İngiltere’deki üniversite öğrencileri, Türkiye’deki üniversite öğrencilerinden daha fazla medyadan kaynaklanan baskı hissediyor. Bunun nedeni İngiltere’deki gençlerin Türkiye’deki gençlerden daha sık ünlülerin hayatını takip etmek veya moda ile ilgili gelişmeleri takip etmek için medyayı kullanmaları. Bu nedenle kendilerini medyada yer alan ünlülerle karşılaştırmaya ve ünlülere benzemeye çalışmaya daha fazla eğilimliler.”

    İNGİLTERE’DE EN ETKİLİ MEDYA DERGİ

    Sosyal medyada insanların yedikleri yemeği, gittikleri yerleri ve günlük aktivitelerini paylaştığını anlatan Sönmez, “Genellikle takipçileri de bu eylemleri görmek için kişileri takip ediyor. Dergi, gazete ve televizyon öyle değil, belirli bir hedef amacıyla içerik hazırlanıyor ve görsel konuluyor. Beden açısından bakıldığında bu, kadınlar için genç görünmek, yaşlanmamak ve kilolu olmamak; erkekler için de kaslı görünmek ve spor yapmak. Geleneksel medyanın amaçlı içerikleri nedeniyle, sosyal medya daha fazla kullanılan araç olmasına rağmen geleneksel medya bedene ilişkin düşünceler üzerinde daha baskın” diye konuştu.