Etiket: Sonrasına

  • Pasinler’de spor tesisleri pandemi sonrasına hazır

    Pasinler’de spor tesisleri pandemi sonrasına hazır

    Kick Boks ve Güreş branşında sayısız dereceler alan Pasinler’de son zamanlarda karate, futbol, basketbol, voleybol gibi branşlarda da yapılan faaliyetlerle ilçenin sportif faaliyetleri ivme kazandı. İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü tarafından pandemiden önce başlatılan “Spor ile Bağlan Hayata” sosyal sorumluluk projesi ile çocuklara ve yetişkinlere yönelik tanıtım ve farkındalık çalışmaları ilçede spor ve sportif faaliyetlerin daha da artmasını sağladı.

    Diğer taraftan her ne kadar pandemi sürecinde spor etkinlikleri azaltmış olsa da bu süreci avantaja dönüştüren Pasinler Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü yapmış olduğu tadilat çalışmaları ile spor salonunun tüm eksikliklerini gidererek, salonu salgın sonrası sporcuların hizmetine sunmayı beklemektedir.

    İlçenin sosyal aktivite merkezi haline gelen spor salonu ile ilgili yetkililerle yapılan görüşmelerde salonun spor yapmak isteyen herkese açık olduğunu ve spor yapmak isteyen kişilere uzman eşliğinde yardımcı olunabileceğini söylendi.

    Şimdi sırada Gençlik Merkezi, Kapalı Spor Salonu, Güreş Meydanı ve Sentetik Sahası ile spor kompleksi halline gelen tesislerde sentetik sahasının tribünlerinin tamamlanması ve yapımı tamamlanan Gençlik Merkezinin spor salonu kadar aktif bir şekilde halkın ve çocukların hizmetine sunulması olduğunu belirten yetkililer ilçede her branşta sporun geliştirilmesi ve şampiyonlar yetiştirilmesi için çalıştıklarını ifade ettiler.

    Pasinlerli Gençler, başta İlçe Kaymakamı Kadir Perçi’ye, İlçe Belediye Başkanı Ahmet Dölekli’ye ve İlçe Gençlik ve Spor Müdürü İlhami Atasever’e ilçedeki sporun gelişmesi ve yaygınlaştırılması için yaptıkları hizmetlerden dolayı memnuniyetlerini belirttiler.

  • AK Parti Sözcüsü Mahir Ünal: “CHP adayı, sen önce genel başkan ol, sonrasına bakarız”

    AK Parti Sözcüsü Mahir Ünal, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin önce genel başkan olması gerektiğini belirterek “Cumhurbaşkanımızın karşısına ittifakla aday çıkarmak istediler. Çatıydı, kapıydı, pencereydi derken bu adayı çıkaramadılar. Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybedeceklerini anladıklarında bari meclisle ilgili bir çalışma yapalım, milletvekilliği seçimi için bir ittifak kurdular” dedi.

    Afşin ilçesinde partililerle bir araya gelen AK Parti Sözcüsü ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin genel başkanıyla ilgili sözlerini hatırlattı. “Sen önce genel başkan ol” diyen Ünal, “Cumhurbaşkanımızın karşısına ittifakla aday çıkarmak istediler. Çatıydı, kapıydı, pencereydi derken bu adayı çıkaramadılar. Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybedeceklerini anladıklarında bari meclisle ilgili bir çalışma yapalım, milletvekilliği seçimi için bir ittifak kurdular” diye konuştu.

    Ünal, eleştirilerine şöyle devam etti:

    “Cumhurbaşkanı adaylarına gelin beraberce bir bakalım. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayı genel başkanıyla ilgili ne söyledi? Küçük hesaplar, şahsi çıkarlar diyorum ya. Mesele memleket meselesi olmayınca, mesele kişisel kavgalar olunca bakın nasıl oluyor? CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı kendi genel başkanıyla ilgili ne dedi? ‘Çıkacaksın yenileceksin. Çıkacaksın yenileceksin. Sekiz defa yenileceksin, vazgeçmeyeceksin, böyle bir şey olmaz’ dedi. Peki, CHP’nin sekiz defa yenilen genel başkanının karşısına genel başkan adayı olarak çıkan bu kişi yenildi mi? Yenildi. Kime yenildi? Cumhurbaşkanımızın karşısında sekiz defa seçim kaybetmiş genel başkanının karşısında seçimi kaybetti. Bir kere çıktı kaybetti, iki kere çıktı kaybetti. Şimdi çıkmış diyor ki ‘Ben Cumhurbaşkanı olacağım.’ Bu size komik gelmiyor mu? Sen önce bir genel başkanı ol, ondan sonra bakarız. Yetmiyor bu ülkenin Afrin kahramanına, 15 Temmuz kahramanına, bir generale senin apoletlerini sökerim, diyor. Sen kimsin ya! Sen kimin apoletlerini söküyorsun? Bunu sana Amerika’dan arayıp ismini açıklayamadığın yetkili mi söyledi? Sen onların talimatıyla mı iş yapıyorsun? Sen hangi devletin, hangi Türkiye Cumhuriyeti bireyi olarak böyle bir ifade kullanabilirsin?”

    Büyük değişimlerin büyük liderlerle olacağını belirten Ünal, “Tarihi değişimler büyük liderlerle gerçekleştirilir. Büyük liderlerle büyük teşkilatlar yol yürür. Bugün burada bulunan sizler Recep Tayyip Erdoğan’la yol yürüyorsunuz. Recep Tayyip Erdoğan’ın yol arkadaşlarısınız. O yüzden büyük düşünmek zorundasınız. Küçük hesaplar yapamayız kardeşlerim.” şeklinde konuştu.

  • Başbakan Yardımcısı Şimşek referandum sonrasına ilişkin büyüme rakamı verdi

    20. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne katılan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin zor bir dönemden geçtiğini belirterek, “Türkiye referandumdan sonra yıllık yüzde 5, yüzde 6 oranında büyüme gerçekleştirebilir” dedi.

    Marmara Grubu Vakfı tarafından 20 yıldır aralıksız gerçekleştirilen Avrasya Ekonomi Zirvesi, bu yıl Wow İstanbul Otel Kongre Merkezinde 44 ülkeden 200 devlet adamı, akademisyen, iş adamı ve din adamını ağırladı. ’İnsanlık bir Yol Ayrımında’ başlığı altında toplanan 20. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin şeref konuğu ise dünyaca ünlü yazar ve vizyoner Edward De Bono oldu. Zirveye Türkiye adına Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek katılırken, Azerbaycan ise zirvenin bu yıl da yıldız ülkesi oldu.

    Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından zirvenin açılış konuşmasını yapan Marmara Grubu Vakfı Genel Başkanı Dr. Akkan Suver, Avrasya Ekonomi Zirveleri’nin Ortadoğu’da, Balkanlar’da ve çeşitli noktalarda farklılıkları bilerek barışçıl çözümlere ulaşmayı bilen çalışmalar olduğunu belirtti. Suver, Avrasya Ekonomi Zirveleri’nin entelektüel çalışmalar olduğunu vurgulayarak, “Yaşadığımız dünya kaos içindedir. BM daha iyi bilir. Verdiği kararlar havada kalmaktadır. Azerbaycan’ın toprak bütünlüğüne Ermenistan el koymuştur. BM, AB için yeni bir dönem başlamaktadır. Türkiye akıl almaz tehditler içindedir. Sınırlarımız yangın yeridir ama NATO buna rağmen tedbir almamaktadır. Dünyada yaşanan terör olaylarına İslam kelimesinin yan yana anılmasını şık ve doğru bulmuyor, haksızlık olarak görüyoruz. Bu yanlışlığın düzeltilmesine yönelik çalışmalarımız olacaktır bugün” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek de zirvede yaptığı konuşmada, Türkiye’nin küresel sorunların konuşulduğu platform haline gelmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Dünyada bugün birçok sorunun olduğunu belirten Başbakan Yardımcısı Şimşek, Türkiye’nin iç ve dış şoklar yaşadığını ifade ederek, “Çin ve Rusya gibi ülkeler ekonomik büyümelerinde yumuşak düşüş yaşadılar. Bizim ekonomimiz de çok güçlü. İşsizlik rakamları da düşmek üzere. Türkiye geçtiğimiz yıl bir dizi iç ve dış şok yaşadı. Bunlara rağmen 2,9’luk bir gayri safi yurt içi milli hasıla sağladık. Çoklu şoklara rağmen bunlar başarıldı” diye konuştu.

    “En az istediğimiz şey OHAL’in uygulanması”

    Türkiye’yi anlamak için Türkiye’nin içinden geçtiği süreçleri doğru anlamak gerektiğini vurgulayan Şimşek, “Algı bugünün gerçekleri arasında geliyor. Türkiye’nin makul bir deneyiminin olduğunu bilmeniz gerekiyor. Bu da kalkışma teşebbüsünü jeopolitik olarak göstermedi. Bizim en az istediğimiz şey OHAL’in uygulanması ancak hukukun üstünlüğüne karşı başka seçimimiz yoktur. Geçici bir süreçtir. OHAL’i sürdürmek niyetinde değiliz. Çünkü dini suç grubu ya da FETÖ’nün amacı bu” şeklinde konuştu.

    “Kimyasal saldırı beklenmedik bir olgu”

    Suriye’nin İdlib kentinde yaşanan kimyasal saldırıla ilişkin de değerlendirmede bulunan Şimşek, “Suriye’nin durumuna bakıyoruz. Kimyasal silahlarla saldırılara bakıyoruz. Hiç beklenmedik bir olgu olarak karşımıza çıktı. Biz 3 milyondan fazla Suriyeliye kucak açtık. Yarım milyon Suriyeli mülteciyi de sınırımızın gerisinde bulunduğu için onlara da destek veriyoruz. Amaçlanan darbe girişimi Türkiye’ye başka bir ivme kazandırmıştır. Ama müttefiklerimiz anlamadı. Daha dirençli bir ekonomiyi kurmak için hala kararlıyız” ifadelerini kullandı.

    “Yeni Anayasa’da sistem kontrole dayalı”

    16 Nisan’da yeni Anayasa oylaması için sandık başına gidecek olan Türkiye’nin, referandum sürecinde demokrasiden uzaklaştığı intibasının gerçekliği yansıtmadığını açıklayan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek şunları söyledi: “Anayasa referandumu sürecinde anayasa değişikliği ile sanki Türkiye’nin demokrasiden uzaklaştığı bir intiba uyandırabilir ancak bunun gerçeklikle ilgisi yoktur. Türkiye’deki parlamenter sistem istikrar sağlayamamıştır. Birincil amacımız Anayasayı yeniden tasarlayarak 5 yıllık ayakta kalacak hükümetlerin oluşumuna imkan vermektir. ABD, Fransa ve Kore’de olduğu gibi. İkinci amaç ise Cumhurbaşkanı’na çok yetki verilebiliyor. Cumhurbaşkanı bakanlar kurulu toplantılarına istedikleri gibi başkanlık edebiliyorlar kararnameler Cumhurbaşkanının onayından geçiyor. Hükümeti kurmak için görevlendiriliyor. Yani büyük yetkileri var. Üçüncü olarak da mevcut tüm sistem tamamen kontrole dayalı. Geçmişte sistem kontrol sağlama Türk demokrasisinin, yargının ya da askerin kurtarmasını bekliyordu. Biz bugün Cumhurbaşkanının halkın seçmesini istiyoruz ve hükümetleri denetleyecektir. Cumhurbaşkanı da diğer bürokrasilerde olduğu gibi yargı mensuplarını da parlamentoda nitelikli çoğunluk tarafından seçilecektir. Yüksek yargı organlarını ataması yapılsa benim partim bunu yapamaz çünkü nitelikli çoğunluğa ihtiyaç vardır. Türkiye’de temel amaçların idarede ekonomide dana iyi işlenen yürütmenin sağlanması adil özgür bir yargının sağlanması amaçlanmaktadır”.

    “Futbol oyunu gibi görmüyoruz”

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek zirvede Türkiye-AB ilişkilerine de değinerek, Türkiye olarak reformların yapılmasına açık olduklarını ancak AB’nin de kendi içinde sorunlarını halletmesi gerektiğini söyledi. Şimşek, “Epey kızgınlık, asabiyet ve üzgünlük ortaya çıkmıştır bu konuda. Ancak ’Türkiye’nin AB’ye ihtiyacı var ya da AB’nin Türkiye’ye ihtiyacı var’ söylemine dayanmak istemiyorum. Biz takibi reformlar yapılsın istiyoruz. Açıkçası AB’nin de bir dizi sorunlarının halledilmesi lazım. Popülizm, İslam düşmanlığı, aşırı sağ yükseliyor. Tüm bunlar tabi ki AB ile geride kalan ülkeler arasında özellikle de Türkiye arasında büyük gerginliklere sebep oluyor. Biz burada bunu futbol oyunu gibi görmüyoruz. Her iki tarafı da tatmin edici bir ilişki istiyoruz AB ile. Gümrük Birliğinin güncelleşmesi gerekiyor. Bunlar sayesinde Türkiye AB ticaret hacmi 150 milyardan 300 milyara çıkabilir. AB Komisyonu da oy birliği ile bu süreci oylamıştı. Tarihi de belirmeme söz konusuydu. Şimdi Türkiye’ye avaz avaz bağırma süreci kapanmalı” dedi.

    Referandumdan sonra büyüme rakamı verdi

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek konuşmasının sonlarına doğru Türkiye’de bir Kürt sorunu olmadığını, kendisinin de Kürt olduğunu belirli bir süreye kadar Türkçe bile bilmediğini buna rağmen hiçbir problemle karşılaşmadığını hatırlattı. Terörizm ve teröristin küresel bir sorun olduğunu ortak mücadele yürütülmesi gerektiğini aktaran Şimşek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Türkiye’yi anlamak için Türkiye’nin nelerden geçtiğini de anlamak lazım. Türkiye, batı ile kopacak filan değil tam tersini istiyor batı ile ve dünyanın geri kalanlarıyla bağlarını güçlendirmek istiyor. Zor bir dönemden geçiyoruz, Katı önlemler aldık, hala bazı tehditler var. Türkiye normale geçmedi. Bütün bu olaylardan sonra Türk demokrasisi çok daha dayanıklı olacaktır. Türkiye referandumdan sonra daha fazla büyüme yıllık yüzde 5-6 oranında büyüme gerçekleştirebilir.”

  • Psikolog Kübra Şıvgın: “Darbe programları çocukların uyku saati sonrasına alınmalı”

    Psikolog Kübra Şıvgın, çocukların psikolojisinin çok fazla etkilenmemesi için aile bireylerinin mutlaka konuşmalarına dikkat etmeleri gerektiğinin altını çizerek, darbe ile alakalı programların çocuklar uyuduktan sonra izlenmesi gerektiğini söyledi.

    Okul öncesi çocukların televizyon programlarından çok fazla etkilenmemesi için ebeveynlere tavsiyede bulunan Psikolog Kübra Şıvgın, çocukların psikolojisinin çok fazla etkilenmemesi için aile bireylerinin mutlaka konuşmalarına dikkat etmeleri gerektiğinin altını çizerek, darbe ile alakalı programların çocuklar uyuduktan sonra izlenmesi gerektiğini söyledi.

    Psikolog Şıvgın, “Darbe programlarının çocuk üzerindeki etkisi saymakla bitirilemeyecek kadar çoktur. Herkes tedirginken çocuk en çok bu tedirginlikten rahatsız olur” dedi.

    “Evde yapılan konuşmalar çocuk psikolojisini daha fazla etkiler”

    Psikolog Şıvgın, “Danışanlarımdan aldığım en çok şikayet çocukların yaşadığı korkular. Çocuğun düşüncesine aile mutlaka inmeli ama bu süreci anlatırken de tezatlıklar yaşatılmaması gerekir. Aile içerisinde yapılan konuşmalar çocuğu korkuya itiyor. Çocuk aslında görmediği şeylerin korkusunu yaşamakta. Siyasi programlarda ülkenin gerçekleri anlatılırken çocuğun seviyesine de inilmesi mümkün değil” diye konuştu.

    “Darbe programları çocukların uyku saati sonrasına alınmalı”

    Darbe programlarının geç saatlere alınmasının çok önemli ama tek başına bir etken olmadığını anlatan Şıvgın, şöyle konuştu:

    “Çocuk güvendiği kişiden (anne-baba) ağırlıklı olarak emin olur. Çocuğun psikolojisinin düzelmesi için anne babanın evde her şeyine dikkat etmesi ve çocuğunu da bu gerçekler noktasında eğitebilmesi gerekir. Aile dikkatli olmalı, süreci çok hisseden insanlar çocuklara gerçeği anlatabilmeli ama psikolojisine uygun şekilde.”

    “Öğretmenler duyarlı olmalı”

    Öğretmenlerin duyarlı olması gerektiğini belirten Şıvgın, “Öğretmen sınıfta mutlaka anlatabilmeli ama duyarlı şekilde bilinçlendirme yapılabilmeli, çocuğun yaşadığı süreci sorunsuz şekilde atlatabilmesi için zamanı öğretmenin ve çocuğun rol-model aldığı ailesinin iyi değerlendirmesi gerekir. Kendi psikolojimiz farklı çocuğun içerisinde olduğu psikoloji farklı bir şeydir” ifadelerini kullandı.

  • Hamilelikte düşük ve sonrasına dikkat

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr. Aslı Alay kadınlarda hamilelikte düşük ve sonrasına dikkat etmeleri gerektiğini belirterek konu hakkında bilgi verdi.

    Op.Dr. Alay, “Doğal seleksiyon yani dünyaya uyum sağlayan sağlıklı canlıların yaşaması anne karnında başlar. Yumurta ve sperm birleşmesiyle oluşan zigotun kromozom yapısı, sayısı hatalı ise çoğunlukla düşükle sonuçlanır. Çünkü doğa ona uyum sağlamayacakların doğumuna izin vermez. Bu yok oluş çoğunlukla döllenme sonrasında kısa bir süre içinde meydana gelir. Tıbbi terim olarak 20. Haftaya kadar olan gebelik kayıpları düşük olarak tanımlanmakla beraber, klinik hayatta düşükler çoğunlukla 12. Haftaya kadar görülmektedir. Birçok kadında da adet gecikmesi yaşanmadan, yani kadın gebeliğini fark etmeden de meydana gelebilir. Gebelik tanısı sonrasında yüzde 15 kadında düşük yaşanılabilir. Gebelik haftası ilerledikçe, bebeğiniz büyüdükçe düşük ihtimali azalır, çünkü doğa en iyinin yaşamasına izin verir. Hatalı embriyolar düşük ile sonuçlanır. Embriyoda kalp atışları gözlenmesinin ardından düşük riski %3-5 ‘e düşer. Ancak bilinmelidir ki her düşük nedeni hatalı embriyo değildir. Hormonal nedenler, bazen rahimin yapısındaki sorunlar, bazen de pıhtılaşmaya eğilim gibi sorunlar düşüğe yol açabilir” dedi.

    Bir defa düşük ile gebelik kaybı olan bir kadında bir sonraki gebeliğinde düşüğün tekrarlama ihtimali yüzde 20 olduğunu söyleyen Alay, “Düşük sayısının artması, yeni gebelikte düşük ihtimalini arttırmaktadır. Ancak çalışmalar göstermiştir ki 3 ve tekrarlayan düşüğü olan kadınlarda bile sağlıklı bir bebeğe kavuşma yüzde 55-75 arasındadır. 3 ve daha fazla tekrarlayan düşük yaşanmadığı, ek bir hastalık olmadığı sürece düşük sonrası tetkiklere gerek yoktur. Gebeliğin düşük ile sonlandığı durumlarda, rahim kasında kasılmalarla birlikte gebelik ürünleri atılır. Eğer bu kasılmalar rahim içinin tamamen boşalmasını sağlarsa ek bir müdahaleye gerek kalmaz. Ancak bazı durumlarda rahim içi tamamen boşalamaz ve kürtaj işlemi gerekebilir. Kürtaj gerekliliği düşük sonrası yapılan ultrason kontrolü ile anlaşılabilir. Yani gebelik kaybı yaşayan, gebeliğinde kanama olan her kadın mutlaka hekimi tarafından kontrol edilmelidir” diye konuştu.

    Alay, “Düşük sonrası adet kanamasından daha az miktarda vajinal kanama üç, dört gün devam edebilir. Ancak uzun süren, yoğun vajinal kanamaya, eşlik eden şiddetli kasık ağrısı, yüksek ateş durumunda ayrıntılı değerlendirme yapılmalıdır. Bu nedenle düşük yapan her kadın acil durumlar konusunda bilgilendirilmeli, riskli hastalarda tedaviye antibiyotik eklenmelidir. Ayrıca düşüğün ardından iki hafta kadar denize ve havuza girilmemeli, ayakta duş alınmalıdır. Düşük sonrasında 2-4 gün istirahat, uyku, sevdiğiniz yemekler sizi zinde tutar” ifadelerini kullandı.

    Yeni bir gebelik planı için klasik görüş 3 adet dönemi kadar beklenmesi gerektiğini belirten Alay, “İlk adet ise düşükten yaklaşık 30-35 gün sonra olur. Ancak hastada tekrarlayan düşük olmadığı, rahim ve yumurtalıkların normal göründüğü 10 hafta ve altındaki düşüklerde 3 ayı beklemek gerekli değildir. Bir adet siklüsü geçirildikten sonra gebelik planı yapılabilir. Yeni oluşan gebelikteki düşük riski ise geçirilmiş düşük sayısına göre artar. Bu nedenle her kadında düşük sonrasında ayrıntılı değerlendirilmelidir. Unutulmaması gereken önemli bir ayrıntı eşlerin kan grupları olup, kan uyuşmazlığı durumunda gerekli önlem alınmalıdır. Kan uyuşmazlığını önleyecek iğne yapılmalıdır” şeklinde konuştu.