Etiket: Sonrası

  • Kayseri’de Meydana Gelen Kaza Sonrası Hayatını Kaybeden Salih Bulut Ve İtfaiye Eri Yaşar Tuncer Son Yolculuklarına Uğurlandı

    Kayseri’de önceki gün meydana gelen kazada TIR’ın çarpması sonrası hayatını kaybeden Salih Bulut ve itfaiye eri Yaşar Tuncer son yolculuklarına uğurlandı.

    Dün akşam saatlerinde meydana gelen trafik kazasına müdahale ederken TIR’ın çarpması sonucu hayatını kaybeden itfaiye eri Yaşar Tuncer Develi ilçesinin Şıhlı kasabasında toprağa verilirken, Erzincan’dan dönerken Kayseri’de geçirdiği kaza sonrası hayatını kaybeden Salih Bulut ise Cacabey Camiinde öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından aşıkpaşa mezarlığında toprağa verildi.

  • Saç Ekiminden Sonrası Çok Önemli

    Saç ekiminden sonrasının çok önemli olduğunu belirten uzmanlar, bakım ve saçların yıkanması konusunda uyardı.

    Hairestetik Turkey Saç Ekim Merkezi Koordinatörü Engin Sönmez, saç dökülmelerinin kansızlık, beslenme bozuklukları, vitamin eksiklikleri, ağır hastalıklar, hormonal düzensizlikler ve bazı ilaç kullanımlarından sonra görülebilirse de genelde bir nedene bağlanamayacağını belirterek, “Ailesel yatkınlık, stres, mantar enfeksiyonları ve kalitesiz bakım ürünlerinin kullanılması dökülmeyi etkileyerek arttırabilmektedir. Saç dökülme alanları erkeklerde başın ön, üst ve tepe kısmında görülür ve degişken genişlikte olabilir. Çoğu kişide ileri yaşlara kadar başın her iki yanında ve ensede dökülmeyen alanlar kalır. Kadınlarda ise yaygın seyrelme tarzında dökülmeye daha sık rastlanır bölgesel dökülme nadir olarak görülür. Saç dökülmesi otuzlu yaşlara doğru başlar ve elli yaşın üstünde erkek nüfusunun hemen hemen yarısında görülür. Başlama yaşı ne kadar erken olursa dökülme o kadar fazla ve geniş alanda olur” dedi.

    SAÇ EKİMİ SONRASI BAKIM

    Engin Sönmez, saç ekimi sonrası bakım konusunda ise şu bilgileri verdi:

    “Saçınızı ilk kez operasyondan 3 gün sonra yıkamalısınız. Özel bir losyon ve şampuanla 15. güne kadar, her gün günde 1 veya 2 kez, yıkamanın aşağıda anlatılacağı biçimde yapılması gerekir.Saç ekimi yapılan bölgeye elinize döktüğünüz losyondan elinizi hafif bastırarak ve asla sürtme hareketi yapmadan bol miktarda dağıtınız.Ekim yapılan bu bölgede kabuk ve pıhtıların yumuşaması için losyon 1 saat bekletiniz.Ardından ılık veya soğuk suyla elinizi yine bu bölgeye sürtmeden yumuşakça bastırılarak iyice durulayınız. Hemen ardından özel şampuanlı elinizle aynı şekilde hafifçe bastırılarak ve asla sürtme hareketi yapmadan bol miktarda ve hafif köpürünce ye kadar sürünüz ve beklemeden ılık su ile durulayınız. Yumuşak bir havlu ile saçlarınıza hafifçe bastırarak ve sürtme hareketi yapmadan saçlarınızı kurulayabilirsiniz. Ya da saç kurutma makinesi ile uzaktan tutarak ılık bir sıcaklıkta saçlarınızı kurutabilirsiniz.Yıkamanın 1 haftasından sonra ekim yapılan bölgeyi hafif bir şekilde ovalayarak yıkayabilirsiniz. Yıkamadan 10 gün sonra ekim yapılan alanda kabuk kalması iyileşmeyi olumsuz etkileyeceği için kalan kabukları, var ise dökmelisiniz.İki hafta sonra doktorlarımız sizi arayacaktır. Saçlarınız uzayana kadar güneşli günlerde şapka takabilirsiniz. Saç ekiminden 1 ay sonra havuza, hamama saunaya ve solaryuma girebilirsiniz. Saç ekiminden 2.5 ay sonra ekim yapılan bölgelerde sivilceler çıkabilir.Sizi rahatsız edecek kadar artış gösterirse bizi arayabilirsiniz.”

  • Kadınlarda Menopoz Sonrası Kalp Krizi Riski Yüksek

    Kardiyolog Prof. Dr. Mete Alpaslan, geçmişte erkek hastalığı olarak bilinen kalp ve damar hastalıklarının, artık kadınlarda da yaygın olarak görüldüğünü belirterek, “Menopoz öncesinde, vücuttaki östrojen hormonunun kalp hastalıklarına karşı koruyucu etkisi kadın için bir ayrıcalık olsa da menopoz ile birlikte östrojenin ortadan kalkması ile risk, erkeklerle eşit seviyeye geliyor. Kadınlarda sigara kullanımı ve stres de önemli bir kalp krizi faktörü” dedi.

    Memorial Dicle Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mete Alpaslan, kadınlarda kalp hastalıkları ve kalp krizi hakkında bilgi verdi. Östrojen hormonunun, menopoza girmemiş kadınları kalp damar hastalıklarına karşı kısmen koruyucu özellikte olduğunu anlatan Alpaslan, “Bu yüzden kalp krizi geçirme riski erkeklere göre kadınlarda daha düşüktür. Ancak bu risk, kadınlar menopoza girdikten 10 yıl sonra erkekler ile aynı düzeye gelir ve özellikle 70 yaş üzeri kadınlar için çok yüksektir. Doğurganlık çağındaki kadınların kalp krizi geçirme riskleri ise oldukça azdır. Ancak ender de olsa görülen bu durum, özellikle bu yaş grubu için tehlikelidir. Çünkü tipik kalp krizi belirtisi olan yaygın göğüs ağrısı dışında; nefes darlığı, çene, omuz veya kol ağrısı, bulantı, kusma, terleme, baş dönmesi, halsizlik gibi soğuk algınlığı ve gripte de görülen belirtilere daha sık rastlanır. Bu şikayetler ortaya çıktığında, hasta mutlaka kalp krizi açısından da değerlendirilmelidir” dedi.

    “SİGARA İÇEN KADINLAR 14 YIL AZ YAŞIYOR”

    Kadınlardaki kalp hastalıklarının ve kalp krizlerinin artışındaki en önemli nedenlerin mesleki yaşamdaki etkinliklerinin artması ve stresli iş ortamları ile sigara kullanımı olduğunu vurgulayan Alpaslan, “Sigara erkeklere göre kadınları daha çok etkiler ve östrojen hormonu üzerinde yıkıcı bir etkiye sahiptir. Kadınları kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucu özelliği bulunan östrojenin yıkıma uğraması, kardiyak sorunlara da zemin hazırlamaktadır. Yapılan araştırmalarda sigara içmeyen kadınların sigara içenlere göre ortalama 14 yıl fazla yaşadığı belirlenmiştir. Ayrıca sigarayla birlikte doğum kontrol hapı kullanımının da kalp hastalıkları riskini artırdığı bilinmektedir” diye konuştu.

    Alpaslan, kadınlarda kalp ve damar hastalıkları risklerini azaltmak için ise şu önerilerde bulundu:

    “Yağ tüketimi en aza indirilmeli. Kızartma türü yiyeceklerden mümkün olduğunca uzak durulmalı. Şeker ve tuz tüketimi azaltılmalı. Taze sebze, meyve, balık ve lifli gıdalar tercih edilmeli. Ceviz ve fındık gibi antidoksan özelliği yüksek olan, omega 3 içeren besinler tüketilmeli. Sigara ve alkolden uzak durulmalı. Spor yapılmalı, spor yapamayanların ise günde 1-2 saat yürüyüşü ihmal etmemeli önemlidir.”

  • MHP İzmir’de İstifa Sonrası Boşalan Yerler Doldu

    1 Kasım genel seçimlerinde yaşanan oy kaybı ile MHP İzmir yönetiminde 6 istifa yaşandı. İstifa ile boşalan yerlere yeni isimlerin geldiğini belirten MHP İl Başkanı Necat Karataş, “İstifalar sonrası boşalan yerler yönetimin içinden dolduruldu. Yönetmeliğimiz gereği gerekeni yaptık ve bundan sonra MHP İzmir olarak üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz” dedi.

    1 Kasım genel seçimlerinde yaşanan oy kaybının ardından Genel Başkan Devlet Bahçeli üzerinden başlayan tartışmalar İzmir’e sıçramıştı. MHP İzmir teşkilatında 6 yönetici ve 1 üye istifa etti. Yeni yönetimde boşalan yerlerin yeri bugün doldu. MHP İzmir’de STK, vakıf, sendika ve hemşehri derneklerinden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Mustafa Karakuş’un yerine Bahadır Altınkesen getirildi. Yerel yönetimlerden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Rıza Dönmez’in yerine Avni Güngüler, Mesleki Odalardan Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Cumhur Tüzemen’in yerine Levent Gülebastı, AR-GE’den Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Alpay Gökmen’in yerine Seyit Ali Aslan getirildi. İstifa eden İl Başkanvekilleri Hakan Ürün ve Mehmet Koyukan’ın yerine yeni isim atanmadı. İl Başkanvekili görevini Veysel Şahin tek başına yürütecek. MHP İzmir İl Başkanlığı’nın çalışmalarına devam edeceğini belirten Necat Karataş, “İstifalar ile boşalan yerlerin yerine yeni isimler geldi. yönetim içinden görev dağılımı yapıldı. Şu an seçim tespit raporumuzu hazırlıyoruz ve önümüzdeki günlerde genel merkeze bunu sunacağız” dedi.

  • 50 Yaş Sonrası Mükemmel Saçlar Hayal Değil

    Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. İlhan Serdaroğlu, erkeklerin kabuslarının en başında saç dökülmesinin geldiğini belirterek, “Ancak gelişen teknoloji ile 50 yaş sonrası bile saç ekiminde mükemmel sonuçlar elde edilebiliyor” dedi.

    Op. Dr. İlhan Serdaroğlu, 50 yaş üzeri hastalarda genel olarak mükemmel sonuçlu, eksiksiz saç ekimi operasyonlarından çok, yaşa uygun, daha gerçekçi sonuçlar talep edildiğini ifade ederek, “Hastaların bu yaşlardan sonra saç kaybının tamamen geri döndürülebilmesi; yirmili yaşlardaki durumlarının eksiksiz restorasyonu gibi bir ısrarları yok. Bu gerçekçi beklenti, ileri yaşlarda saç ekimi operasyonu yaptıran hastaların memnuniyet oranlarını artırmakta” diye konuştu.

    “Erkeklerde genetik saç dökülmesi ergenlikten, 40 ve 50’li yaşlara dek herhangi bir zamanda başlayabiliyor” diyen Op. Dr. İlhan Serdaroğlu, “Erken yaşlarda başlayan saç dökülmesi tedavileri ile erkeklerde saç kayıpları kontrol altına alınabilir ve kozmetik olarak pek fazla kayıp yaşanmaz. Bazı hastalarda ise saç kaybı bir kader olarak algılanır ve yaşın getirdiği doğal bir süreç olarak kabullenilir. Fakat 50’li yaşlardan sonra kendini gösteren saç kayıplarında; insanların değişebilen global hayat şartları, kariyer ve yeni iş olanakları erkekte saç restorasyon isteği uyandırabilir. Erkek hastalarda, son yıllardaki moda trendler, sağlıklı yaşam istemi, anti aging algısı ve sosyal baskıları nedeniyle eşleri gibi genç, bakımlı görünme isteği artmakta. Bazılarında ise sadece aynada ’kel’ görünmeme isteği ile saç ekimi yapılması gündeme gelebiliyor” ifadelerini kullandı. Serdaroğlu sözlerine şöyle devam etti:

    ’’50 yaş üzeri saç ekimi yaptırmak isteyen hastaların doktorları ile bazı konuları görüşmelerinde fayda var. İlki, ileri yaşlarda olan erkeklerde saç restorasyonu kişiye uygun yapılmalı. Cerrahla görüşülerek ve saç verici sahası verimine ve sıklığına göre bir restorasyon planlanmalı. Hastanın istek ve beklentisi makul sınırlar içinde olmalı; 20’li yaşlardaki saçlarına kavuşabileceği beklentisi içinde olmamalı. İleri yaşlarda saçlarının çoğu dökülmüş olan ve verici sahasında, yani ense kısmındaki saçlarda azalma yaşayan bir olguda, belki de saç ekimi yapmamak en iyi tercih olabilir. Hasta ile görüşülerek, saç onarım sürecide tek seanslık bir operasyonla ne kadar alan kapatılabilir ve ikinci bir seans için şansı var mıdır, bunların tartışılması çok önemli. Bunun için hasta cerraha güvenmeli ve önerilerini dikkate almalı. İkinci konu ise yaşa uygun bir ön saç çizgisi planlaması yapılmalı ve ön kısımların hemen arkalarında estetik bir dolgunluk yaratılması için sınırlı sayıda saç greftiyle nasıl doldurulacağı dikkatlice hesaplanmalı. Bu planlama yapılırken insan gözünün, yüzde 100 sıklıktaki saçla yüzde 50 sıklık arasındaki farkı ayırt edememesi gerçeği göz önünde bulundurulmalı ve ’az daha çoktur’ prensibi ile çalışılmalı. 55 yaş üstü kişilerde saç ekimi yapılmadan önce kullanılan warfarin, kumadin, aspirin gibi kan sulandırıcı ilaçlar ve diabet, kalp hastalıkları, hipertansiyon, kanama diatezleri gibi kronik hastalıklar hakkında doktora detaylı bilgi verilmeli ve cerrahla bu konular tartışılmalı. Gerekirse saç ekimi birkaç küçük seans şeklinde ve daha güvenli şartlarda planlanarak yapılabilir.”