Etiket: Sonrası

  • Elazığsporlu Oyunculardan Maç Sonrası Protesto

    Elazığsporlu futbolcular 1-1 sona eren Adanaspor maçı sonrası yaşanan maddi sıkıntıya dikkat çekmek için formalarını çıkartıp sahanın ortasına serdi.

    Vartaş Elazığspor’da oyuncular Adanaspor maçının bitmesinin ardından formalarını çıkartarak sahanın ortasında serdi. Daha sonra formalarını alan oyuncular, taraftarları selamladıktan sonra ardından soyunma odasın geçti. Bordo-beyazlı ekipte futbolcuların son 2 maçtır maç primlerini kulübün maddi sorunları nedeniyle alamadığı ancak buna rağmen maça çıktıkları için böyle bir eylem gerçekleştirdikleri öğrenildi.

    Elazığspor’da Adanaspor maçı öncesi futbolcular 2 gün antrenmana çıkmamış, ardından da Teknik Direktör İbrahim Üzülmez, takıma sahip çıkılmadığı için istifa ettiğini söylemişti.

  • Menapoz Sonrası Ayak Ağrısına Dikkat

    Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr.Burak Önvural, menapoz sonrası ayak ağrısına dikkat edilmesi gerektiği konusunda uyardı.

    Halk arasında bilinen adıyla topuk dikeninin, tıbbi literatürde plantar fasciitis olarak adlandırılan durum temel olarak ayak tabanını kaplayan ve topuk ile parmakları birleştiren kalın cilt altı bağ dokusunun yangısı olduğunu söyleyen Dr.Burak Önvural, “Ayak tabanı yada topuk ağrısının en sık sebeplerinden birisidir. Ağrı bütün ayak tabanına yayılabileceği gibi özellikle topuğun iç kısmında tek bir noktada da yoğunlaşabilir” dedi.

    KİMLERDE GÖRÜLÜR?

    Dr.Burak Önvural, sürekli ayak üzerinde durmak zorunda olanlarda, yeterli taban desteği olmayan sert ayakkabı giyenlerde, obezlerde, hamilelerde ve menapoz sonrası kadınlarda daha sık görüldüğünü ifade ederek şunları söyledi; Burada asıl sebep ayak tabanındaki yağ dokusundaki incelmeye bağlı artan yüklenmeye ayak tabanının yangı ile cevap vermesi ve bu durumun uzun süre devam etmesidir.

    NASIL TANI KOYULUR?

    Esas tanı hastanın şikayetleri üzerine yapılan ayrıntılı bir ayak muayenesi sonrası koyulmakla birlikte röntgen ve MRG de tanıda yardımcı olmaktadır. Özellikle röntgende topuk ucunda ayak tabanı fasyasının uzun süreli yangısına bağlı olarak dikene benzer bir çıkıntı oluşumu bu hastalık için tipik olmakla birlikte özellikle başlangıç evresinde bu olmadan da hastalık olabilmektedir. Topuk dikeni bu hastalığın sebebi değil sonucudur. MRG özellikle ayak tabanı fasyasındaki yangıyı gösterebilmesi açısından daha değerli olmakla birlikte çoğunlukla ihtiyaç duyulmayan bir tanı yöntemidir.

    TEDAVİ SEÇENEKLERİ NELERDİR?

    Topuk dikeni tedavisinde birçok farklı yöntem olmakla birlikte hiç birinin etkinliği yüzde yüz kanıtlanabilmiş değildir. Çok uzun yıllardır kullanılagelen ayak tabanı germe egzersizlerinin birçok hastada rahatlama yarattığı ancak devam edilmediği taktirde şikayetlerin tekrar oluştuğu bildirilmiştir. Silikon yada ortası delik topukluklar da birçok ayakkabıcıda dahi bulunabilecek ve sıklıkla kullanılan önlemlerdendir. Aynı şekilde yumuşak ve kalın tabanlı ayakkabıların yararı oldukça fazladır. Ayak tabanına ve oluşan diken üzerine steroid enjeksiyonunun şikayetleri 3 ile 6 ay arası kestiği ancak sonrasında ayak tabanı yağ dokusunda incelmeye ve hastalığın tekrarlamasına sebep olabildiği belirtilmiştir. ESWT denilen ultrason dalga tedavisinin hastaların şikayetlerine yönelik kısa süreli yararı olmakla birlikte uzun süreli tedavi edici etkinliği tartışmalıdır. Son yıllarda oldukça popüler olan bir başka yöntem de insanın kendi kanından elde edilen trombositten zengin plazmanın(PRP) bu bölgeye enjeksiyonudur. Bu konuda çalışmalar devam etmektedir. Bu hastalarda özellikle eğer şikayetleri çok fazla ise cerrahi olarak da tedavi yapılabilmektedir ancak çok sık tercih edilmemektedir.”

    Dr.Burak Önvural, topuk dikeninin basit bir hastalık gibi görünse de tedavisi çeşitli olabilmekte ve her hastanın yarar göreceği tedavi yöntemi değişebildiğini belirterek, önemli olan hastalığın erken evresinde gerekli önlemleri alabilmek olduğunu söyledi.

  • Soma Davası Sonrası Ortak Basın Açıklaması

    Soma davası ara karar duruşmasında tutuklu sanıklardan maden mühendisleri Yasin Kurnaz ile Hilmi Kazık’ın tahliye edilmesiyle birlikte Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Özgür Özel, Manisa Baro Başkanı Ali Arslan ve Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı basın açıklaması yaptı.

    Soma’da 301 işçinin hayatını kaybettiği maden faciasına ilişkin görülen davanın beşinci duruşmasında ara karar verildi. Sanıkların ve avukatların taleplerinin alındığı ara karar duruşmasından tahliye çıktı. Cumhuriyet Savcısı Oğuz Köktan’ın mütalaasında da verdiği iki tutuklu maden mühendisi Yasin Kurnaz ile Hilmi Kazık tahliye edilirken, duruşma 16 Şubat 2016 tarihine ertelendi. Tahliyelerin ardından aileler sinir krizi geçirdi. Dava sonrası CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Manisa Baro Başkanı Ali Arslan ve Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı basın açıklaması yaptı. İlk konuşan Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, mahkemenin savcının talebine uygun karar verdiğini söyleyerek, “Ailelerin bunu kaldırması çok zor. Şu anda üzüntü ve telaş içerisindeler. Buradan başladı hepsini salıverecekler diye bir korku içerisindeler. Teskin etmeye çalışıyoruz. Hukuken hatalı bir karar. Vicdanen ağır bir karar. Ama bu dosyanın her hangi bir biçimde boş bırakılmasına izin vermeyeceğiz. Başka tahliyeler olmayacak. Hepimizin gayreti ve ısrarı o yönde. Bu kararın aileler üzerinde olumsuz etkileri silmeye çalışacağız. Keşif süreci başlıyor. Önümüzdeki aybaşı bilirkişi toplanacak burada. Ön keşif yapılacak. Bunların tamamına katılacağız. Bizden kurtuluş yok. Bu insanların avukatlarından bu insanların acılarından dostlarından kurtuluş yok. İster dokunulmazlığı olsun, ister siyasetle uğraşsın ister bürokrat olsun bu katliamın her sorumlusu cezasını bulacak. Yargılanacak. Adalet yerine gelmeden hiç kimse bu dosyanın peşini bırakmayacak” dedi. O sırada Kozağaçlı’nın yanında bulunan madende hayatını kaybeden Uğur Çolak’ın babası İsmail Çolak, “Bu kavgamız hiçbir zaman bitmeyecek. Biz bunları burada cezalandıramazsak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne mahkum edeceğiz. Bu davanın sonuna kadar peşindeyiz. Biz biliyorduk böyle olacağını. Bir dahaki celsede iki kişi daha salacaklar. İki iki son mahkemede tamamını salacaklar. Hak arayışımız bitmiyor. Çocuklarımızın haklarını arayacağız” diye konuştu.

    “TAHLİYE OLMASI İÇİN HİÇBİR GEREKÇE YOK”

    Manisa Baro Başkanı Ali Arslan ise yaptığı açıklamada, tahliyelerle ilgili olarak “Bu duruşmada verilen tahliye kararıyla hiçbir şey sonuçlanmış değil. Bizler hem Manisa Barosu olarak ve diğer meslektaşlarımızla birlikte bu davayı önümüzdeki süreçte de takip etmeye devam edeceğiz. Biz daha önce de söylemiştik, bugün tahliye olması için hiçbir gerekçe yok. Duruşmanın başladığı ilk günden itibaren sanıklar lehine hiçbir şey değişmedi. Daha da dinlenen tanıklar ve toplanan delillerle sanıkların konumu ağırlaştı. Buradaki yargılama sonunda sanıkların cezalandırılacağı anlamındaki deliller arttı. Ama bugün mahkeme takdiridir tahliyesine karar verdi. Tahliyesine karar verilmesi demek bu davanın sonuçlandığı anlamına gelmiyor. Davanın sonunda hak ettikleri cezalara çarptırılacaklardır. Bugün yapılan tahliye işleminin çok da doğru olmadığı kanaatindeyiz. Bunu önümüzdeki süreçte sunacağımız delillerle de ortaya koyacağız. 301 şehidimizin acısı hala tazeliğini koruyor. Aileleri burada. Bu davayı çok yakından takip ediyor. Ancak bu ailelerin acıları gerçek adalet ortaya çıktığında sanıklar hak ettikleri cezaları aldığında mümkün olacaktır” dedi.

    “HANİ KİMSE SOMA’YI UNUTMAYACAKTI”

    Son olarak CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, şöyle konuştu: “Bu iki tahliye haberinden sonra televizyonunun başında bu haberi izleyenler, yarın gazeteleri okuyanlar İstanbul’da sayfa editörleri falan ’Ya bu iş niye böyle oldu’ demesin. Hani kimse Soma’yı unutmayacaktı, unutturmayacaktı. Herkes ilgisini en üst düzeyde tutacaktı. Son güne kadar. Hani Soma’yı unutursak yüreğimiz kuruyacaktı. İlk gün burada iki buçuk kilometre karelik insan koridoru vardı. İçeriye gelenlerin 50’de biri girebilmişti. Bugün içerideki koltukların 3’te biri dolu. Aileler buraya gelmek için para bulamıyorlar, bin bir güçlüklerle buraya geliyorlar. Bu davayı sadece yüreği yanık analar, yüreği yanık eşler çocuklar, avukatlar ve belli sayıda duyarlı insan takip ediyor. Ama Soma’yı unutursak yüreğimiz kurusun diyenler, yarın ’Eyvah tahliyeler başladı. Bu işin sonunda tutuklu sanık kalmaz. Bu cezalar hafifletilir. Birkaç kişiye göstermelik bir şeyler verilir. Cezasız kalır’ diyorsa bu endişelerinde haklılar. Şu an Soma’da 10 binden fazla Türkiye’de 50 bine yakın kişi 13 Mayıs sabahı madenler ne kadar güvenliyse o kadar güvenli. Her gün ölüme iniyorlar ölüme çıkıyorlar. Soma davası gündemden düştükçe daha çok madenci şehit düşer.”

    “DAHA ÇOK EVLADIMIZ ÖLÜR”

    Özel, konuşmasının devamında Soma davasının gündemden düşmesiyle birlikte daha fazla maden kazasının yaşanacağını savundu. Özel, “Soma davası gündemden düştükçe daha çok iş kazasında evlatlarımız ölür bu analar burada ağlar bağırır. Herkes aklını başına alsın. Bu böyle kaza olduğu gün ağlayıp bu meydanları, bu mahkemenin önünü boş bırakırsan yarın gazeteyi alınca şaşırma. Ya yüreğin kurusun ya gel bu ailelere sahip çık. Bunu siyasetçisine, köşe yazarına, aydınına, bunu Akhisarlısına, Somalısına, Manisalısına, Türkiye’deki tüm duyarlı insanlara söylüyorum. O sarı sendikaya hiçbir şey söylemiyorum. Bu insanları sattı ölüme terk etti. Bugün de burada bu davaya milletvekili müdahil olmak ister kabul etmezler, tabipler birliğini kabul etmezler, baroları kabul etmezler. Müdahil olabilecek bir kişi var sendika o da patronun hakkını korumak, patronun malı satılmasın diye gizli sözleşmeler yapmakla meşgul. Sarı sendika bu insanları sattı. Bu insanlara sahip çıkacaksanız yarın Soma davası cezasız kalınca bu nasıl adalet demek istemiyorsanız, bütün vatandaşlar o günkü yürek acılarını unutmasın. Bu davaya sahip çıksınlar. Ondan sonra ölen ölüyor kalan sağlar Recep Tayyip Erdoğan’a yetiyor” diye konuştu.

  • Köpeğinin Ölümü Sonrası Veterinere 5 Bin Liralık Dava Açtı

    Zonguldaklı bir kişi, köpeğinin ölümünde veteriner hatası olduğu iddiasıyla iki veteriner hakkında 5 bin liralık tazminat davası açtı.

    İstanbul’da yaşayan Kürşad Yıldırmak, ’Biftek’ isimli köpeğinin kısırlaştırma ameliyatı sırasında hayatını kaybetmesi üzerine savcılığa giderek operasyonu yapan iki veteriner hakkında dava açtı. Veterinerlerin kısırlaştırma operasyonu sırasında ihmali olduğunu öne süren Yıldırmak, veterinerler hakkında 5 bin 500 liralık tazminat davası açtı.

    Köpeğine testlerin yapılmadan anestezi uygulandığını öne süren Yıldırmak, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, “Arkadaşlar veterinerlere mesleki bir ceza ya da yaptırım olmadığı için tazminat davası açmak zorunda kaldık. Parasında pulunda değilim. Adamların ismi duyulsun bu insanlar başkalarına zarar vermesin istiyorum. Dava kazanılırsa gelen parayla hayvan barınaklarına mama almayı planlıyorum” dedi.

  • KBÜ’de İslamcılık Ve Sonrası Konulu Konferans Düzenlendi

    Türk Ocakları Karabük Şubesi tarafından “İslamcılık ve Sonrası” Konferans düzenlendi.

    Karabük Üniversitesi (KBÜ) Hamit Çepni Konferans Salonu’ndaki programa Vali Yardımcısı Yunus Kalaycı ile üniversite akademik ve idari personelle, öğrenciler katıldı.

    Programa konuşmacı olarak katılan Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bedri Gencer, toplumların dönüşümünü anlamak için iki kavramı iyi bilmek gerektiğini söyledi.

    Bunların modernleşme ve sekülerleşme kavramları olduğunu kaydeden Gencer, “Modernleşmeyle iki toplumun birbirine dönüştüğünü görmekteyiz. Bu dönüşüm ulusal devletlerden emperyal devletlere geçiş sürecidir. Geçiş süreçleri tüm devletleri etkilemiştir. Batı ile birlikte tüm dünya ulusal düzeyden emperyal düzeye geçmiştir. Kimlik tanımının belli bir din anlayışına dayandırılmasına sekülerleşme denilmektedir. İslamcılık kavramı medyada en çok tartışılan kavramlardan biridir. Kullandığımız pek çok kavrama sosyal bilimlerde anakronizm deriz. Bu kavramlar modern çağda ortaya çıkmıştır. Medeniyette batının son 200 yılda ürettiği kavramlardan birisidir. Modern çağın ürettiği kavramlardan İslamcılığı da Türkçe’deki pek çok kavram gibi yanlış kullanmaktayız. İslamcılık 19. asırda, İslam dünyasının lideri Osmanlı’da ortaya çıkmıştır. Yeryüzünde tek din vardır, Müslümanlık. Çünkü tek ve hak din Müslümanlıktır” dedi.

    Konferansın ardından Türk Ocakları Karabük Şube Başkanı Yrd. Doç. Dr. Taşkın Deniz, Gencer’e teşekkür belgesi verdi.