Etiket: Sonrası

  • Estetik Ameliyat Sonrası Bol Bol C Vitamini Alın

    Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. İlgi Güler, estetik ameliyat sonrasında bol bol C vitamini alınması önerisinde bulundu.

    Estetik ameliyatların kişinin kendi vücuduyla ilgili duyduğu rahatsızlığı gidermek amacıyla yapıldığını ifade eden Op. Dr. İlgi Güler, “Bireyin kendini daha mutlu ve öz güvenli hissetmesini amaçlar. Zamanlamayı bireyin rahatsızlığı belirler, yani burun şeklinden mutsuz olan kişi her mevsim burun estetiği olabilir. İlkbaharda ya da sonbaharda meme estetiği olunmalıdır gibi bir kural yoktur. Toplumumuzda yaygın olan kış mevsiminin estetik ameliyatlar için uygun olmadığı görüşü yanlış; çünkü estetik ameliyatlar için uygun olmayan bir zaman dilimi yoktur. Kışın ameliyat olmak yara iyileşmesini geciktirmez, enfeksiyon oranını artırmaz ya da iyileşme sürecini uzatmaz” dedi.

    Estetik ameliyatlar sonrası ortalama 7-10 gün istirahat süresi olduğunu kaydeden Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. İlgi Güler, şöyle konuştu:

    “Bu süre yapılan ameliyata göre değişkenlik gösterir. Ayrıca iyileşme süreci kişinin kendi özelliklerine de bağlıdır. Meme estetiği sonrası istirahat süresi 3-4 güne kadar kısalırken, karın germe sonrası 2 haftayı bulabilir. Estetik ameliyat olduysanız iyileşme süreci boyunca önerilen pansumanlar dışında yara iyileşmesi açısından çok önemli olan protein ve c vitamini ağırlıklı beslenme, bol sıvı alımı, önerilen hareketlerin yapılması, karın germe veya liposuction olduysanız korse kullanımı, meme estetiği olduysanız önerilen sütyenin kullanılması önemlidir. Ben hastalarımdan kendilerini hasta gibi görmemeleri ve yatağa bağımlı kalmamalarını, mümkün olduğunca günlük aktivitelerine erken dönmeye çalışmalarını istiyorum. Fakat bunu yaparken de kendilerini fazla zorlamamalarını ve aktivite yoğunluğuna bağlı ağrı gibi vücudun verdiği bir sinyalde dinlenmelerini öneriyorum. Bu şekilde yatağa bağımlı olmadan iyileşme sürecinin kısaldığına inanıyorum. Estetik ameliyat için en uygun zaman işinizi, ev hayatınızı ve sosyal hayatınızı ameliyat için düzenleyebildiğiniz zamandır. İyileşme sürecinde mevsimden ziyade doktorunuzun önerilerini uygulamanız önemlidir.”

  • Ambargo Sonrası İran Konferansı’nın Sonuç Bildirgesi Yayımlandı

    Antalya’da düzenlenen ’Ambargo Sonrası İran: Yeni İş, Yeni Enerji, Yeni Fırsatlar Konferansı’nın sonuç bildirgesi yayımlandı.

    Ambargo sonrası dönemde dünyadaki ilk uluslararası İran konferansı olarak Antalya’da geçtiğimiz hafta düzenlenen, Türkiye ve İran Sanayi ve Ticaret Odalarının da yer aldığı ve sektör temsilcilerinin büyük ilgi gösterdiği konferans sonrası sonuç bildirgesi yayımlandı. Bildirge, Uluslararası Enerji Ekonomisi Birliği IAEE Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu tarafından Dünya Enerji Konseyi İran Milli Komitesi Genel Sekreteri Dr. Davood Manzoor ve İran Enerji Ekonomisi Derneği Kurucu Başkanı Dr. Mahmoud Khaghani ile birlikte açıklandı.

    ’Kazan Kazan Anlaşmaları’na dahil olan tüm tarafların kutlandığı bildirgede, politikada dürüstlük ve ticari ilişkilerin gelişmesinin gerekliliğinin altı çizildi.

    Ülkelerin gerekli kurumsal ve hukuksal çerçeveyi oluşturmaları için birliktelik anlaşmasının gerekliliğine işaret edilen bildiride şu ifadelere yer verildi:

    “Yeni iş ve fırsatlar üzerine umut ve beklentileri yeşerten ambargo sonrası İran konusu politikanın gölgesinde kalabilir. Politikadan arındırılmış enerji ticaretinin bir an evvel gerçekleştirilmesi ekonomik açıdan tüm tarafların yararına olacaktır. Uluslararası ticarette gazdan elektriğe kadar enerji takası umut vaat eden ekonomik bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir. Enerji takası için yeni bir kurumsal yapı gerekli olabileceği gibi var olan ECO benzeri çok yönlü organizasyonlar da bu yeni koşullara uydurulabilir.”

    Bildiride ortak amaca hizmet eden projelerin geliştirilerek iş birliği içinde uygulanabilmesinin amaçlandığı da vurgulanarak, “Güven, geliştirilecek olan bu çok yönlü organizasyonlar için oluşturulması gereken en önemli ihtiyaçtır” denildi.

    Ayrıca Türkiye’nin, İran’ın Avrupa ile geniş enerji bağlantıları için vazgeçilemez bir ortak olduğu da kaydedilerek, “Gelecekte bölgesel petrol, gaz, su ve elektrik ihtiyaçlarını karşılaması, karbon emisyonunun azaltılması ve enerji verimliliğinin artırılması için ortak bir yaklaşım gerekmektedir. İran enerji sektörünün, en düşük kaynak maliyeti prensibine göre geliştirilmesi gerekmektedir. Konferans İran’la yeni dönemde iş ve ticaretin zorluklarını ve fırsatlarını anlamakta son derece faydalı olmuş olup proje odaklı tekrarı düzenlenmelidir” denildi.

  • ’Ambargo Sonrası İran: Yeni İş, Yeni Enerji, Yeni Fırsatlar’ Konferansı Başladı

    Uluslararası Enerji Ekonomisi Birliği (IAEE) Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, ’Ambargo Sonrası İran: Yeni İş, Yeni Enerji, Yeni Fırsatlar’ konferansında, Türkiye ile İran’ın Asya’da çift bir motor haline gelerek, bütün bölge halkları ve dünya ekonomisi için bir arada çalışması gerektiğini söyledi.

    ’Ambargo Sonrası İran: Yeni İş, Yeni Enerji, Yeni Fırsatlar’ konferansı, Antalya’da başladı. Konferansın açılış konuşmasını gerçekleştiren IAEE Başkanı Gürkan Kumbaroğlu, konferansta Türkiye-İran arasında karşılıklı iş birliğinin konuşulacağını belirterek, “Türkiye ile İran, Asya’da çift bir motor haline gelerek, bütün bölge halkları ve dünya ekonomisi için bir arada çalışması gerekir. Bu konferans bu amaca hizmet edecektir” dedi.

    “ORTADOĞU ZOR BİR DÖNEMDEN GEÇİYOR”

    Ortadoğu’nun zor bir dönemden geçtiğini ifade eden Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Barut da, “Türkiye yıllarca komşu İran ve Irak’ın savaşına tanık oldu. Sonraki yıllarda Irak’a müdahalede bulunuldu ve kaos ortamı devam etti. Bu kaos Suriye’ye de yayıldı ve bugün gelinen noktada Ortadoğu’dan görülmek, duyulmak istenmeyen haberler geliyor. Bu buhranlı dönemde İran’a uygulanan geniş çaplı ambargonun kalktığına dair haberler bizleri mutlu etti. Çünkü biz iş dünyasının temsilcileri olarak ticareti karşılıklı işbirliklerinin, dostlukların, barışın, huzurun tesis edilmesinin bir aracı olarak görüyoruz” diye konuştu.

    Türkiye ile İran arasında geçmişten gelen kültürel yakınlığın yanı sıra önemli işbirliği imkanlarının da bulunduğunu belirten Barut, “Son yıllarda İran ekonomisinde bir dönüşüm yaşanıyor. Özellikle turizm, enerji, bankacılık, petrokimya, telekomünikasyon, ulaştırma ve otomotiv sektörlerinde büyük fırsatlar yakalandı. Bunlar Türk özel sektörünün kuvvetli olduğu ve iş birliğine açık alanlar olarak değerlendirdi. İran-Türkiye iş birliğiyle her iki ülkenin, hatta tüm bölgenin önemli fırsatlar elde edeceğine inanıyorum” ifadelerini kaydetti.

    İran Petrol Bakanlığı Hazar Petrol ve Gaz İşleri Eski Genel Müdürü, ECO Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Eski Enerji & Çevre Direktörü; İran Enerji Ekonomisi Derneği Kurucu Üyesi Mahmood Khaghani de haberlerde Türkiye’nin İran ile olan enerji iş birliğine destek vereceğini duyduklarını belirterek, enerjinin ekonomik büyümede yaşamsal bir rol oynadığını söyledi.

    Antalya Vali Yardımcısı Halil Serdar Cevheroğlu da İran’ın çok önemli bir ülke, büyük bir medeniyet olduğunu, dünyada yazılı tarihini ortaya koyabilen medeniyetten biri olarak görüldüğünü ifade etti.

    Konuşmaların ardından konferansa oturumlarla devam edildi.

  • Daib Ambargo Sonrası Potansiyelleriyle İran’ı Analiz Etti

    İran’ın dünya ekonomisine yeniden ‘Merhaba’ diyecek olması nedeniyle, Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği (DAİB) ‘’Ambargo Sonrası Potansiyelleriyle İran Hedef Pazar-Ürün Analizi’’ çalışması yaptı.

    İran’a nükleer programı nedeniyle yaklaşık 10 yıldır uygulanan uluslararası ambargo İran ile Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinden oluşan ve 5+1 olarak adlandırılan ülkeler (Çin, Fransa, Almanya, Rusya, İngiltere ve ABD) ile 14 Temmuz 2015’te varılan uzlaşmanın ardından İran’a uygulanan yaptırımlar resmen kalktı. İran’ın dünya ekonomisine yeniden ‘Merhaba’ diyecek olması nedeniyle, gerek bölgemizde üretimi olan gerekse bölgede üretimi olmayıp aracı ticaret bağlamında ihracatı yapılabilecek sektörel alanlarda ürünlerin dünya pazarlarındaki arz ve talep verilerini, rekabet edilecek ticari partner ülkeler ve pazar paylarını, ithalatçı firmaları da kapsayacak şekilde, İran pazarındaki rekabet koşullarını analiz etmek ve bölge işadamlarının ve ilgili kurum-kuruluşların istifadesi amacıyla, Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği (DAİB) tarafından ‘’Ambargo Sonrası Potansiyelleriyle İran Hedef Pazar-Ürün Analizi’’ çalışması yapıldı.

    Ambargonun kaldırılması sonrası 27-30 Temmuz 2015 tarihlerinde İran’a ülkemizden yapılan ilk ticari heyet organizasyonunu gerçekleştirdiklerini ve çok olumlu izlenimlerle döndüklerini ifade eden DAİB Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Şengel, ‘’Komşu ülkelerle bölgesel ticaret özellikle gelişmiş ülkelerin ticaret hacimlerinde önemli bir yere sahip. Yakın komşumuz İran’da bu anlamda enerji, ulaşım ağları için stratejik konuma ve yüksek kalkınma potansiyeline sahip büyüyen bir pazar. Ülkemizle birçok ortak değerlere ve kültürel benzerliklere sahip olması; ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ının Türk kökenli Azeri olması ve Türkçe’nin çok yaygın konuşulması bizim için önemli bir etken ve avantaj. Ticari anlamda ’nefes’ alınacak, cazip bir pazar olan İran’a uzun yıllar uygulanan ambargo yüzünden ticari ilişki maalesef kurulamadı. Yeni süreç inşallah, iki ülke arasında ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi için gerekli uygun ortamı sağlayacak olup, İran pazarıyla ilgili ortaya çıkan fırsatı kaçırmamalı ve bölge olarak bu süreci iyi yönetme ve değerlendirmek zorundayız. Gerek Erzurum Valimiz Sayın Dr. Ahmet ALTIPARMAK, gerekse Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mehmet SEKMEN bu hususta çok ciddi gayret sarf etmekte ve çalışmalar yapmaktalar. Zira, bu analiz raporu da, bu çalışmalar doğrultusunda ve Sayın Valimizin talimatlarıyla hazırlandı. Bu doğrultuda, yapmış olduğumuz bu çalışmanın hem ülkemiz hem de Erzurum için son derece önemli olduğu düşüncesindeyiz. ” ifadesinde bulundu.

    Analiz kapsamında, ülkemizden İran’ın 2010-2015 yılları arasında İran’a gerçekleştirilen ihracat kalemleri, Türkiye-İran arasında imzalanan Tercihli Ticaret Anlaşması kapsamında Türkiye’ye avantaj sağlanan ürünleri ve İran’da ambargo sürecinin getirmiş olduğu ekonomik koşullar çerçevesinde daralan fakat anlaşma sonrası yeni koşullarda önemli ölçekte gelişme potansiyeli taşıyan ve İran’ın rekabetçi olmadığı sektör ve ürünleri temel hareket ve odak noktası olarak aldıklarını belirten DAİB Genel Sekreteri Murat Karapınar, ‘’Bu çalışmada, ambargonun kaldırılması süreci sonrasında oluşacak potansiyeller çerçevesinde, bölgemizden İran’a yapılacak ihracatın arttırılması/yeni ihracat kalemlerinin oluşturulması amacıyla belirlenen potansiyel sektörlerde yer alan hedef ürünlerde, ambargo sonrası oluşacak konjonktür çerçevesinde senaryo çalışması ve analizler yaptık. Bu kapsamda ilgili ürün gruplarında, İran’ın Türkiye’den İthalatı, Türkiye’nin Dünyaya İhracatı ve Ülke Dağılımı, İran’ın Dünyadan İthalatı ve Ülke Dağılımı İran Vergi Oranı, İran İslam Cumhuriyetindeki İthalatçı Firmalar, Ürün birim fiyat bazında rekabet gücümüz, İran’da ilgili sektörlerin gelişim seyri ve ivmesi bazında incelemeler yapılarak, sektör bazında ihracat potansiyeli taşıyan 25 üst ürün grubunda (Et-süt; İşlenmiş Gıdalar; Boya Sanayii; Kozmetik; İnşaat Malzemeleri; Otomotiv, Medikal; Mobilya; Tekstil; Aydınlatma vd.) yaklaşık 80 alt ürünle ilgili analiz ve öngörü çalışması yapıldı.’’ dedi.

    İran’a uygulanan ambargonun kalkmasıyla Türkiye’nin ticaretine pozitif etkisinin olacağını belirten DAİB Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Şengel, “İran enerji, ulaşım ağları için stratejik konuma ve yüksek kalkınma potansiyeline sahip büyüyen bir pazar. Türkiye ile bazı ortak değerlere ve kültürel benzerliklere sahip. Ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ının Türk kökenli Azeri ve çok sayıda Türkçe konuşan olması bizim için önemli bir etken. İran pazarıyla ilgili ortaya çıkan fırsatı kaçırmamalıyız” dedi.

    YAPTIRIMLARIN KALDIRILMASIYLA BUNLAR OLACAK

    Ambargosuz ekonomi: 78 milyon nüfuslu İran’da ekonomik yapı son derece dinamiktir. 1979 yılından beri 35 yıldır yaptırımlar altında işleyen İran ekonomisinin, 2016 yılından itibaren ambargosuz olacağı ve şaha kalkacağı, bütün dünyada kabul gören bir görüş olmuştur.

    Rakipsizliğimiz: İran pazarında Türk firmaları ile rekabet edecek Avrupa firmalarının sayısı sınırlıdır. Böyle bir ortamda Türkiye’nin İran ile coğrafi ve kültürel bağlarını kullanarak pazarda mevcut Türk malı imajını daha da geliştirmesi ve diğer ülkelere kıyasla rekabet avantajı kazanması mümkün görülmektedir. İran aynı zamanda Türkiye’nin Orta Asya pazarlarına açılımında da en kısa güzergahtır.

    İhracat potansiyelimiz: İran ekonomisi bir dönüşüm yaşamaktadır. Özellikle turizm, enerji, bankacılık, petrokimya, telekomünikasyon, ulaştırma ve otomotiv sektörlerinde büyük fırsatlar sunmaktadır.

    Dil ve kültür yakınlığı: Türkiye ve İran’ın bazı ortak değerlere, kültürel benzerliklere ve ortak bir sınıra sahip olması ve İran’da çok sayıda Türkçe konuşan insanın bulunması gibi nedenlerle ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi açısından büyük bir avantaj bulunmaktadır. Bu avantajın iyi değerlendirilmesi her iki ülke menfaatleri açısından da büyük önem taşımaktadır. İran nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ını Türk kökenli Azeri nüfus oluşturmaktadır.

    Enerji zenginliği: İran zaten ticari zenginliğini herkesin bildiği bir ülkedir. Tarihi İpek Yolu’nun en geniş halkasıdır. Dünya kesinleşmiş ham petrol rezervlerinin yüzde 11.5’ine (Suudi Arabistan ve Kanada’nın ardından 3. sırada) sahiptir. Ayrıca İran, dünyanın en büyük 3. petrol üreticisidir. İran, doğalgaz rezervleri açısından da Rusya’nın ardından dünya 2.’sidir. İran’ın ihracat gelirlerinin yüzde 80-90’ı, bütçe gelirlerinin ise yüzde 40-50’si petrolden elde edilmektedir.

    Yatırım-İkinci Çin: İran, önümüzdeki beş yıl içinde akıllı araba üretiminden, ilaç endüstrisine, turizmden rafineri ve balıkçılığa kadar onlarca kategoride yatırım çekmeye planlamakta. Bu bağlamda, uygulamaya başlayacağı yeni teşvik sistemi ile İran, Çin’den daha ucuz üretim yapılan bir üs olmayı hedefliyor. Uluslararası şirketlerin odaklandığı alanların başında altyapı, otomotiv sanayi, ağır makine ve ilaç sektörü gösteriliyor. Özellikle de hızlı tüketim maddeleri, ev tekstili, gıda, bilişim gibi alanlarda potansiyel çok yüksek.’

    Sınır Ticareti: Ambargoların kalkması Türkiye’nin ve İran’ın sınır illerindeki ticarete de olumlu yansıyacak. Komşu bölgelerimiz için turizmden, gıda ticaretine kadar yeni fırsatlar doğacak.

    Konut-İnşaat Sektörü: Ambargo sonrası İran’da en fazla iş yapabilecek sektörlerden biri olarak lüks konut sektörünün öne çıkabilecektir. Uluslararası müteahhitlik alanında Çin’den sonra ikinci olan Türkiye’nin, toplu konutlarla kentlerin yüzünün yenilenmesi sürecinde aktif olarak rol alabilecektir. Ayrıca, ambargo sürecinin de sonucu olan konut vb. özel alanlardaki lüks ve şatafat alışkanlığı İran’da oldukça yaygın olup, bu durum inşaat sektörü için önemli bir fırsat oluşturacaktır.

    Turizm: İran’ın ambargo sürecinin bir sonucu olarak kapalı ve merak edilen ülke olması yoğun turizm talebi doğuracak olup, hâlihazırda bu talebi sağlıklı bir şekilde karşılayabilecek turizm sektörüne ve altyapısına sahip bulunmamaktadır. Bu bağlamda, İran’ da özellikle konaklama sektörü olmak üzere turizm sektörüyle ilintili tüm alanlarda yatırım açısından ekonomik cazibe taşıdığını öngörülmektedir. Aynı şekilde, İran’da oluşacak ekonomik genişlemenin topluma yansıması ülkemize gelecek İran’lı turist sayısında ciddi bir artış sağlayacaktır. Bu anlamda, bölge olarak buna hazır olmalı ve bu doğrultuda çalışmalar yapılmalı.

    Diğer Sektörler: Dönüşüm yaşayan İran ekonomisinin büyük nüfusu ve pazarıyla dayanıklı tüketim malları başta olmak üzere Türkiye’ye birçok sektör için yeni fırsatlar sunacak. Demir çelikten, kimya, turizm, bankacılık, ulaştırma, otomotiv yan sanayine kadar birçok sektörde pazarın genişlemesi söz konusu olacak. Ülke ihracatımızda öne çıkan otomotiv ve beyaz eşya sektörleri için önemli bir kapının açılması anlamına geldiği gibi, sahip olduğu genç nüfus yoğunluğu ile artacak refahın getireceği tüketim hacmiyle kozmetik ve kişisel bakım ürünleri sektöründe, hazır giyim ve ev tekstili sektörlerinde, gıda ve perakende satış sektöründe, avm yatırımlarında önemli potansiyeller taşımaktadır.

  • Ambargo Sonrası İran’a ‘Uslu Çocuk’ Benzetmesi

    Ortadoğu’daki en büyük ikinci petrol rezervlerinin sahibi olan İran’a yönelik ticari ambargonun kaldırılmasıyla dünya tarihinde yeni bir sayfa açılıyor. İran’ın ‘uslu çocuk’ olma pahasına Amerika ile anlaştığını söyleyen ekonomistlere göre, hızla petrol ihracatına başlayacak olan İran, petrol fiyatlarının üzerinde olumsuz bir baskı oluşturacak.

    Petrol gelirleri yarıya düşen, uluslararası piyasalardan kopan ve hammadde bulmakta güçlük çeken İran, nükleer anlaşmasına yeşil ışık yaktı ve böylelikle kendisine yönelik uygulanan ambargo sona erdi. Yakın dönemde üst üste 2 devalüasyon yaşayan İran’ın ‘uslu çocuk’ olma pahasına Amerika ile anlaştığını belirten İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin, ambargonun kaldırılmasını değerlendirdi. İran’ın uzun süredir satamadığı petrolü, çeşitli pazarlara süreceğini belirten Emre Alkin, “İran, yakın dönemde üst üste 2 devalüasyon yaşadı ve iç pazarı darmadağın oldu. Ayrıca İranlı siyasetçiler, bu yönetim şekliyle 21. yüzyılda ayakta kalmanın tüm zorluğunu anladılar. Böylelikle İran uslu çocuk olma pahasına, Amerika ile anlaşmaya vardı ve ambargo sona erdi. İran artık Ortadoğu’nun en uslu çocuğu olmaya doğru yürümek zorunda” diye konuştu.

    PETROL FİYATLARINA BASKI

    İran’ın daha fazla petrol arzı yaparak fiyatları baskı altında tutacağını belirten Emre Alkin, “İran’ın daha fazla petrol arzı yapması, fiyatları uzun süre baskı altında tutacak. Bu da petrol üreten ve Amerika’ya kafa tutan diğer ülkelerinin başının dertte olduğunu gösteriyor. Bu ülkeler, bütçe açığı verecek ve borçlanma ihtiyaçları doğacak. İran, Suudi Arabistan ve Rusya gibi ülkeler, Batılı standartlara yaklaşarak sert rejimlerinden vazgeçecekler. Dünyada artık geçer akçe petrol ya da doğalgaz değil, teknoloji. Bu nedenle hiç kimse, ‘Ben de petrol ve doğalgaz var, bana mecbursunuz’ diyemeyecek. Çünkü artık kimse, kimseye mecbur değil” diye konuştu.

    İRAN OYUNA KATILIYOR

    İran’ın Batı ile yakınlaşmasının Türkiye açısından bir rekabet doğuracağını söyleyen Emre Alkin, “Türkiye, şu ana kadar Batı’ya en yakın olan bölge ülkesiydi. İran gibi büyük bir gücün Batı’ya doğru yakınlaşması bölgede rekabeti arttıracak. İran nüfus potansiyeliyle bundan sonra Türkiye’nin rakibidir. Uzun süreli ambargodan sonra hızla petrol ihracatına başlayacak. Bunun da petrol fiyatlarının üzerinde olumsuz bir baskı oluşturması bekleniyor. İran’ın oyuna katılması ihracat olarak Türkiye’nin lehine, dış siyaset açısından ise aleyhine gelişebilir. Çünkü Türkiye dış politikada sertleşirken İran yumuşarsa Batılı ülkeler, bazı konuları İran ile müzakere etmeyi tercih edebilir dedi.

    AMERİKA VE İRAN’DAN PARALEL DIŞ POLİTİKA

    İran’ın bundan sonra Amerika ile paralel bir dış politika yürüteceğini söyleyen Emre Alkin, “Amerika ve İran’ın yakınlaşması nedeniyle Suudi Arabistan ve İsrail histerikdavranışlar ortaya koyuyor. İran ile Rusya yakınlaşmasını çok tehlikeli bulan Amerika, bir atak yaparak bu yakınlaşmanın önüne geçti. İran ile Amerika yakınlaşması, paralel bir dış politika yürütecekleri anlamına geliyor. Bölgede Amerika’nın dediği olduğuna göre Suriyekonusunda da bir uzlaşma bekleniyor” dedi.

    35 YILLIK AMBARGO

    İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, İran İslam Devrimi’nden sonra uygulanmaya başlayan 35 yıllık ambargoların kaldırılacağını Viyana’daki nükleer müzakerelerin sonunda “Nükleer müzakerelerde varılan anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle banka, sigorta, taşımacılık, petro kimya, değerli madenler ve tüm ekonomik ambargolar askıya alınmaksızın kaldırılacaktır. Hatta silah alanındaki ve füzelerle ilgili ambargolar dahi 5 yıllık kısıtlamanın ardından kaldırılacaktır” sözleriyle müjdelemişti. Amerika Birleşik Devletleri’nin 39. başkanı Jimmy Carter döneminden itibaren uygulanan ambargolar, İran’ın nükleer programıyla ilgili Birleşmiş Milletler’in daimi üyesi beş ülke ve Almanya (P5+1) arasında yapılan müzakerelerin sonuç vermesiyle kalktı.